Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Teferruatlar

YOL GÖSTERÝCÝ

New member
Katılım
1 Nis 2006
Mesajlar
237
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
67
Web sitesi
www.yolgosterici.com
"Mustafa Kemal teferruat ile uğraşmayı sevmezdi."- F. R. Atay.

BİZ İNSANLAR, HAYATIMIZ BOYUNCA HEP TEFERRUATLARA TAKILI KALIP, MESELENİN ÖZÜNDEN UZAKLAŞIRIZ VE FARKINA BİLE VARMADAN KENDİ KENDİMİZİ MUTSUZ EDERİZ.

BUNUN EN ÇARPICI ÖRNEĞİNİ DİN KONUSUNDA GÖZLEMLEYEBİLİRİZ. NAMAZ KILARKEN BİR TAKIM DETAYLAR, BİRTAKIM KİŞİLERCE O NAMAZIN KABUL OLACAĞI YA DA OLMAYACAĞI ŞEKLİNDE HÜKÜMLER, FETVALAR VERMESİNE NEDEN OLUR.
OYSA Kİ NAMAZ ESNASINDA ELLERİMİZİ KOYUŞ ŞEKLİMİZ, FATİHA SURESİNİ OKUMAMIZ YA DA OKUMAMAMIZ DEĞİLDİR ÖNEMLİ OLAN… ÖNEMLİ OLAN, ALLAH’IN HUZURUNDA NASIL BİR HUŞU İÇİNDE OLDUĞUMUZDUR.

SAKAL BIRAKMAK YA DA BIRAKMAMAK DEĞİLDİR, İNSANI MÜMİN YAPAN… İMANI KIL İLE DEĞERLENDİREMEZSİNİZ…HZ. PEYGAMBERİN YAŞADIĞI DÖNEM GİYDİKLERİNİ GİYEREK İSLAMI YAŞAYAMAZSINIZ….HZ. PEYGAMBERİN ÖRNEK AHLAKINI, DÜRÜSTLÜĞÜNÜ VE GÜVENİRLİLİĞİNİ TAKLİT ETMEYE ÇALIŞARAK İMAN SAHİBİ OLURSUNUZ… DÜŞÜNÜN Kİ; HZ. PEYGAMBER GÜNÜMÜZDE YAŞAMIŞ OLSAYDI, BELKİ DE KRAVAT TAKACAKTI KİM BİLİR ?... O ZAMAN ONA BENZEMEK İÇİN KRAVAT MI TAKACAKTINIZ ?... TEFERRUATLAR DEĞİLDİR ÖNEMLİ OLAN….MESELENİN ÖZÜDÜR….VE BİZ İNSANLAR NEDENSE HEMEN HER KONUDA MESELENİN ÖZÜNÜ TERK EDİP TEFERRUATLARA TAKILIP KALIRIZ….

HATTA GÜNLÜK HAYATIMIZDA BİLE BUNUN ÇARPICI ÖRNEKLERİ MEVCUTTUR;

MESELA, AYAKKABI ALACAK PARAMIZ YOK DİYE ÜZÜLÜRÜZ…AYAKLARIMIZ VAR DİYE SEVİNMEYİZ….EVİMİZİN KÜÇÜK OLDUĞUNDAN YAKINIRIZ…GECEKONDUDA YAŞAYANLARI YADA EVSİZLERİ DÜŞÜNMEYİZ….MUTLU BİR EVLİLİĞİMİZ VAR DİYE SEVİNMEYİZ…EŞİMİZİN DAĞINIKLIĞI BİZİ MUTSUZ EDER…BİR BEBEĞE BAKMANIN BÜYÜTMENİN ZORLUKLARINDAN YAKINIP DURURUZ AMA ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN BÜYÜK MÜCADELELER VEREN İNSANLARI DÜŞÜNMEYİP BU LÜTUF İÇİN ALLAH’A TEŞEKKÜR ETMEYİZ….

ANLAYACAĞINIZ; BİZ HABİRE YAKINIRIZ…BİRTAKIM TEFERRUATLARDAN YOKSUN OLUŞUMUZ, BİZİ MESELENİN ÖZÜNDEN UZAKLAŞTIRIP TEFERRUATLARA TAKILARAK MUTSUZ OLMAMIZA NEDEN OLUR…

SAHİP OLMADIKLARINIZI UNUTUP SAHİP OLDUKLARINIZLA MUTLU OLMAYA ÇALIŞIN… ÇÜNKÜ DAİMA SAHİP OLMADIĞINIZ BİR ŞEYLER VARDIR….

KENDİNİZE ACIMAYI BIRAKIN !... DAİMA BARDAĞIN SU DOLU TARAFINI GÖRMEYE ÇALIŞIN…TEFERRUATLARA TAKILIP HALİNİZE HAYIFLANMAK, SİZİ İSYANA VE KÜFRE, BARDAĞIN SU DOLU KISMINI GÖRMEYE ÇALIŞMAK İSE SİZİ ŞÜKRE VE TEFEKKÜRE GÖTÜRÜR…

UNUTMAYIN Kİ; GERÇEK MUTLULUK ALLAH’A ŞÜKÜR İLE BAŞLAR…

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN.
 

tahsiye72

New member
Katılım
6 Ağu 2006
Mesajlar
350
Tepkime puanı
4
Puanları
0
Yaş
50
gerçek mutluluk allaha ulaşmayı dilemekle başlar

gerçek mutluluk allaha ulaşmayı dilemekle başlar

DÜNYA HAYATINDAKİ MUTSUZLUK VE HUZURSUZLUK
Allahû Tealâ Yunus Sûresi'nin 100. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor;

YUNUS-100: Vema kâne linefsin en tü'mine illâ biiznillâh ve yec'alürricse alellezine lâ ya'külûn.
Allah'ın izni olmaksızın hiç bir kimse imân sahibi olamaz. İmân sahibi olmakta aklını kullanamayanlara (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere) Allah şeytanın zulmetini gönderir. Böylece azaplanırlar.

Gerçekten aklın iki tane müşaviri vardır. Birisi NEFS, diğeri de RUH'dur. Fizik vücudun kumandanı olan akıl, nefsi ve ruhu bir müşavir olarak kullanır ve bunlardan bir tanesinin talebini kabul eder. Her olaydan evvel içinizdeki iki sesi duymuşsunuzdur. Birisi sizi güzelliğe, doğruya Allah'ın emirlerine doğru çekmek isteyecektir. Öteki ise yanlışa ve şerre doğru çekmek isteyecektir. Birisi nefsimizin sesidir, kötüye çeker, diğeriyse ruhumuzun sesidir. Allah'a çeker. Şunu biliyoruz ki, başlangıçta herkes, nefsi emmarede bulundugu için olaylar cereyan etmeden evvel bir karar safhası vardır. Ve bu karar safhasında mutlaka nefs ve ruh arasında bir kavga vardır. Kavga kesindir. Bu kavganın arkasından bunlardan bir tanesi aklı ikna edecektir. Eğer aklı ikna eden nefs ise, ki emmare nefs kademesinde hep böyledir, aklın ikna olduğu olay tahakkuk edecektir. Nefs-i Emmare genellikle aklı şerre alet eder. Ve akıl ondan aldığı fetva üzerine, ondan aldığı müşavirlik üzerine, fizik vücudu şer istikametinde kullanır. Her şer olay hem derecat kaybetmemize sebebiyet verir. Hem de her şer işlediğimizde sıkıntı duyarız. Hayır işlediğimizde ise hem deracat kazanır hemde ferahlık ve huzur duyarız. Şer istikametinde kullanılan fizik vücut mutlaka başkalarına zarar ika edecegi cihetle, mutlaka bir tepkiyi çevreden davet edecektir.
Zulmün işlenmesiyle beraber karşısından gelen tepkinin intikamını alamıyorsak şuuraltımızda birikim başlayacaktır. Nefsimiz duruma hakimse başkalarının bize yaptığı herhangi bir hadisede ona cevap veremiyorsak, bu imkandan mahrum isek, nefsimiz hemen bir şuuraltı birikimi başlatır ve olay şer olarak tahakkuk ettigi zaman zaten bir sıkıntı kalbimizi kaplar. Başkalarının kalbini kırmışızdır, başka birine yanlış bir davranış yapmışızdır. Ondan da bir tepkinin gelmesi muhakkak gibidir. Böylece ondan gelen yeni tepki, bizim nefsimizde yeniden bir olay başlatacaktır. Ve spiral giderek yükselecektir. KİN, KAVGA, İNTİKAM birbirinin arkasından insanı devamlı rahatsızlıklar içinde tutacaktır. Kaldı ki olay burada da bitmeyecektir. Çünkü fizik vücut bir günah işlediği zaman RUH mutlaka NEFSE azap edecektir. Ve kişinin azap duyması da bu pişmanlıkla noktalanır. Bu azap (halk arasında bu azaba vicdan azabı denilir) olmalıdır ki ancak bu azaptan sonra azabın husule getirdiği pişmanlık hissi de yer etsin. Böylece görülüyor ki, NEFS-i emmaradeki herkes için olay vücuda gelmeden evvel (bütün olaylar için geçerlidir) mutlaka NEFS ve RUH arasında bir kavga vardır. Olay genellikle şer olarak tahakkuk ediyor. Şerri yaşarken iç sıkıntı duyuyoruz. Ve olay tahakkuk ettikten sonra da RUH NEFSE mutlaka azap ediyor. Öyleyse hep kavganın sıkıntının ve azabın var olduğu bir vücut ülkesinde insanlar daimî bir huzursuzluk içinde yaşıyor. Kaldı ki, hep huzursuzluk hali içinde yaşayan insan çevreden de etki aldığı için, bu etki alanı içinde daha da huzursuz olur. Başkalarının her yaptığı kişiye batar.
NEFS-İ EMMARE'de başkalarının size yaptığı ters bir harekete daha büyük bir hareketle cevap vermek istersiniz. Biri size bir tokatmı attı? Daha şiddetli bir tokat, bir yumruk atmak, hatta onu bayıltıncaya kadar dövmek gelir içinizden. Hep intikamin peşindesiniz ve hırsınız daima size hakimdir. İntikam şeytanın silahıdır. Şeytan kişiye hakimse o zaman şu dünya adı verilen gezegende mutlu olmak asla mümkün değildir. Eğer her olaydan evvel kavga varsa hep yanlış şeyler yapıp pişmanlık duyuyorsanız, hep ruhunuz nefsinize azap ediyorsa, hep bu büyük sıkıntıyı üstleniyorsanız; O zaman sizin için söz konusu olan şey huzursuzluktur ve sıkıntıdır. Kâfirler, amelsiz mü'minler ve yetersiz amelli mü'minler hepsi nefsi emmarede olmaları sebebiyle dünyadaki hayatları, hep huzursuzluk ve sıkıntı içinde geçmektedir.
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
tahsiye72' Alıntı:
DÜNYA HAYATINDAKİ MUTSUZLUK VE HUZURSUZLUK
Allahû Tealâ Yunus Sûresi'nin 100. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor;

YUNUS-100: Vema kâne linefsin en tü'mine illâ biiznillâh ve yec'alürricse alellezine lâ ya'külûn.
Allah'ın izni olmaksızın hiç bir kimse imân sahibi olamaz. İmân sahibi olmakta aklını kullanamayanlara (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere) Allah şeytanın zulmetini gönderir. Böylece azaplanırlar.
QUOTE]

Tahsiye72, kırmızı ile belirttiğim ifadeyi o araya hangi gerekçeye istinaden koyduğunuzu merak etmekteyim.

Selamlar!
 
Üst Alt