Sakif Kabilesi

berr

New member
Taif’te yaşamış olan Sakif kabilesinden bir heyet Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e gelerek biat etmek için bazı imtiyazlar vermesini istemişlerdir.
Şöyle diyorlardı:

“Namazda rüku ve secdeler için eğilmeyeceğiz, zekat ve cihadla mükellef olmayacağız. Putlarımızı kendi ellerimizle kırmayacağız. Ona tapınmaksızın lat adındaki puttan bir yıl faydalanmamıza müsaade edeceksin. Şayet Araplar ‘onu niçin böyle yaptın?’ diye soru soracak olurlarsa ‘Böyle yapmamı Allah bana emretti’ deyiverirsin.”

İstedikleri imtiyazları Resulullah Aleyhisselam’ın kendilerine vereceğini umarken Allah-u Teala şu Ayet-i kerime’yi nazil buyurdu:

“Neredeyse onlar sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için akıllarınca seni bile fitneye düşürecek ve o takdirde seni samimi bir dost edineceklerdi.” (İsra: 73)

“Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin.” (İsra: 74)

“Ve o takdirde sana hayatın da ölümün de sıkıntılarını kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.” (İsra: 75)


Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Sakiflilerin istedikleri imtiyazı vermesi halinde dünya azabının da ahiret azabının da kendisine kat kat tattırılacağının bildirilmesi; önder durumundaki kişilerin işledikleri suçun çok büyük olacağını, dolayısıyle bu gibi suçların cezalarının da büyük olacağını göstermektedir.

Ayet-i kerime’ler Resulullah Aleyhisselâm’ın şahsında, iman ve İslam esaslarını muhafaza bakımından ümmetine büyük dersler vermektedir. Allah-u Tealanın hükümlerini küçümseyip önemsememenin ne kadar büyük tehlike doğuracağına, böyle bir s*pıklığa cüret eden bir kimsenin dünyada da ahirette de çok ağır bir ceza göreceğine işaret edilmektedir.

Din-i mübin-i kendi arzu ve heveslerine uydurmaya çalışırlar. İlahi hükümleri değiştirmek ya da aslından uzaklaştırmak suretiyle bir takım çözümler ortaya koyarlar.

Allah-u Tealanın helal kıldığı şey kıyamete kadar helaldir, haram kıldığı şey de ebediyyen haramdır. Zira İslam’ın hükümleri zaman ve zeminle sınırlı değildir. Mevki ve rütbesi ne olursa olsun; İslam’ın helal kıldığına haram, haram kıldığına da helal demeye hiç kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur.

Bazıları da hidayetten uzak kimseleri İslam’a ısındırmak için din adına bazı tavizler vermekte bir mahzur görmezler. Böylece akıllarınca bir münkiri veya bir münafığı dine ısındıracağız derken hem kendileri dinden çıkıp uzaklaşırlar, hem de etraflarını dinden çıkarırlar.

Ayet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor.

“Rabbinin dosdoğru yolu işte budur. Biz öğüt alacak bir topluluk için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.” (Enam: 126)
 
Üst