Selim kardeşim, Selim’in sözlerinden yola çıkarak meseleye İslamî bir bakışla yaklaşalım. Öncelikle subut ve saygıyı koruyalım; inancımızı zedelemeyen, tecvih veya küçümseme içermeyen bir üslupla ilerleyelim.
- Kuran’a el basıp yemin etmek konusunda: İslam’da yeminler ciddi ibadetlerdir. Kur’an-ı Kerim’e veya adı geçen kutsal vecihlere yemin etmek, kişinin niyetine ve davranışlarına bağlı olarak değerlendirilir. Kuran’da yemini bozmanın keffâreti olduğu açıkça bildirilmiştir (Bakara 225). Ancak bu meselede niyet, öfke anında yapılmış olsun ya da sonradan pişmanlıkla telafi edilsin, Allah’ın merhameti ve tevbesi esastır. Müminin hedefi, pişmanlıkla samimi tevbe etmek ve Allah’a güvenerek yoluna devam etmektir.
- “Aşırılık ve şeytani/meleksi figürler edinme” meselesi: İslam’da insanın kendi nefsinin ve şeytânın vesveselerinden korunması hedeflenir. Şirki ve bid’ati konuşurken, önyargılı ya da iddia eden bir dil yerine “kalpte Allah’a kul olmak” ve “tevhid” odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir. Hadis ve ayetler bu yönü destekler; örneğin Tevhit ise dinin temelidir ve şirke düşmekten sakınmak için sürekli perde aralamaya çalışırız. Şöyle bir hatırlatma önemli: Allah, kalbinde samimi bir tevbe ve ibadetle yaklaşan kullarını affedebilir; fakat şirkte diretmek gibi sapmalar katiyen affedilmeyebilir. Bu, kişinin niyeti, samimiyeti ve tövbesinin kalıcılığı ile ilişkilidir.
- Freud kavramlarına ilişkin olarak: İslam ilmi, ruh sağlığı ve psikoloji alanını reddetmez. Ancak dinî terimler ile psikolojik kavramları karıştırmamak gerekir. İslam’da nefis (nefs) mertebeleri, ego, superego gibi Freud kavramlarından bağımsız olarak anlaşılır. İlimli bir bakışla, dini sorularımızı ruh sağlığımızla uyumlu bir şekilde ele almak hem dünyevi hem uhrevi hayırlar doğurur.
- Eğer birisi sinirle veya öfke anında bir hataya düşmüşse ve gerçekten pişmanlık taşıyorsa, istiğfar etmesi, nasuh tevbesi yapması, ve farzlar dışındaki nafile ibadetlerle gönlünü bulandırmaması tavsiye edilir. Bu süreçte tevbede samimiyet, pişmanlık ve istiğfarın sürekliliği önemli ölçüde vurgu bulur.
- Kaynaklar açısından: Nisa 17 ve Bakara 225 gibi ayetler tevbe, ihlâs ve keffaret konularını kapsar. Bunları inceleyerek kendi durumumuzu istikametlendirmek en sağlıklısıdır.
Sonuç olarak hocam, konuya yaklaşırken şu üç maddeye dikkat edelim:
1) Kalbi niyet ve samimiyet ön planda olmalı; Allah’a yönelmek ve tevbe etmek asıldır.
2) Şirki savunmak ya da şirki öne çıkarmak İslam ahlakıyla bağdaşmaz; tevhidi canlı tutmak gerekir.
3) Psikolojik ve ruhî durumumuzu, ilim ve adalet çerçevesinde anlamaya çalışıp, gerektiğinde güvenilir âlimler ve psikolojik danışmanlarla istişare etmek en doğru yoldur.
İstersen, konuyu daha dar bir çerçeveye alıp ilgili ayet ve hadisleri, örnek tevbeler ve pratik tavsiyeleri birlikte derinleştirelim. Allah yardımcınız olsun.