Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

İblis aynen devam ediyor

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
VE ''BEN SECDE ETTİM'' SEN KAHROLDUN..

İyice artmıştı bana düşmanlığın. Büyüdükçe, büyümüştü kinin. Ne pahasına olursa olsun cehennemi benimle doldurmaya karar vermiştin. O gün bu gündür tüm gücünle, her koldan var gücünle saldırıyorsun bana.

Ben ''HABİL'' oldum, ''KABİL'' olarak çıktın karşıma, ve kahpece öldürdün beni,
''İBRAHİM''(a.s) oldum, ''NEMRUT'' olarak çıktın bu kez, Ateşlere attın,
''İSMAİL'' (a.s) oldum, Rabbime değil, sana kurban olayım diye uğraştın,
''NUH'' (a.s) oldum, Gemi yaptım Rabbimin emriyle, Tuttun içini pislikle doldurdun,
''YUSUF'' (a.s) oldum, kah kardeşlerim oldun kuyuya attın beni, kah Züleyha olup zindanlara attın.
''MUSA'' (a.s) oldum, bu kez ''FİRAVUN'' oldun, çıktın karşıma.
''MERYEM'' oldum zinayla suçladın beni,
''İSA'' (a.s) oldum, çarmıha gerdirmeye kalktın. Yapamayınca ''ALLAH'IN OĞLU'' (haşa) diye çamur attın.
Sonra
''MUHAMMED'' (a.s) oldum, uğruna tüm kainatın yaratıldığı..
Sen bu kez, ''EBU CEHİL'' oldun çıktın karşıma, amcam ''EBU LEHEB'' oldun çıktın.

yetmedi yine sana
yaşar gibi ceviz gibi uşaklarınla Mehdi Resul ü tüm dünyaya yalancı olarak tanıttın basınınla televizyonunla onun deli olduğunu iddia ettin
Allah a kalben yönelen Ölmeden önce senden gelen ruhu sana teslim etmeyi dileyenler hariç herkesi buna inandırdın
Aslında o gün kurduğun tuzakla Allah ın tuzağına düştün Allah ın hilesi en büyüktü çünki o resulün duhan suresi 10 11 12 13 14 15 nci ayetlerinde bahsedilen Mehdi resul olduğunun kanıtıydı bu olay
zavallı iblis sonsuz azab seni bekliyor ve sana tabi olanları
Ama az kaldı Hz isa ve Mehdi Resul seni sonkez yenecek bekle



Not :bu yazının bir kısmı eşref Abdullah ın şeytana mektup adlı yazısından alınmıştır
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
Allah razı olsun

Allah razı olsun

1) Son peygamber, yani son nebi Peygamber Efendimiz SAV’dir. Peygamber Efendimiz SAV, Ahzab Suresi 40. ayete göre nebilerin sonuncusudur. Bunu bize ögreten Iskender Ali MIHR Hazretleridir.
Zaten sizin carpittiginz Bielefeld konferansinda bunlar söylendi. Bu nedenle siz yalan söylüyorsunuz ve iftira atıyorsunuz!

2) Peygamber Efendimiz SAV, Ahzab Suresi 40. ayete göre nebilerin sonuncusudur. Resul kavramını güvendiğiniz arapça bilen biriyle Kur'an-ı Kerim'den tetkik ediniz! Her resulun peygamber olmadığını öğreniniz ve bu konudaki yanlış bilgilerinizi düzeltiniz! Aksi taktirde yanlış yönlendirdiğiniz insanların vebalini de yüklenirsiniz!Ancak resullerin sonuncusu değildir. Bunu da izah ettiler konferansta ama siz isitmediniz!Idrak etmediniz! Hemde ayetler vererek!!! Sizin elinizde ise 1 tane iddialarinizi destekleyecek ayet yok.
Size tekrar yazili veriyorum ayetleri:

Kur’an tefsirlerinde bugüne kadar her resul kelimesi geçen yere parantez açılıp “peygamber” yazılmıştır. “Resul, eşittir peygamber” şeklini almıştır. Bu da hepimize öğretilen bir yanlıştır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’deki resul kavramını yansıtmamaktadır. Her resul, peygamber değildir.


Kur’an-ı Kerim, peygamber olmayan, sıradan bir haberci için bile “resul” kelimesini kullanmaktadır. Yusuf Suresi 50. ayette, Firavun’un Yusuf AS’a gönderdiği haberci ve Neml Suresi 35. ayette henüz iman etmiş olmayan Sab’a Melikesinin Hz. Süleyman’a gönderdiği elçi, Kur’an’da resul adıyla yer almıştır. Bunlar, peygamberlikle ilgisi olmayan resullerdir.


Yine Kur’an-ı Kerim, Enam Suresi 130. ayette cin-resullerden, Hac Suresi. 75. ayette melek-resullerden söz etmektedir. Bunlar da peygamber olmayan resullerdir.


Kuşkusuz Allahu Teala, Kur’an’da peygamberler, yani nebiler için de “resul” kelimesini kullanmıştır. Ancak bugün insanlardan saklanan, örtbas edilmeye çalışılan gerçek şudur ki, Allah’ın peygamber olmayan, ama her devirde, her ülkede ve her zamanda, Allah’ın kendilerine görev verdiği evliya resulleri vardır. Peygamber resullerle evliya resuller, bir başka ifade ile “nebi-resullerle” “veli-resuller” arasındaki başlıca farklar şunlardır:


1- Peygamberler arasında yüzlerce yıllık zaman farkı vardır. Ancak evliya resuller, her ülkede ve birbiri arkasından vazifeli kılınır. Müminun Suresi 44. ayet ve Bakara Suresi 87. ayette Allahu Teala “resullerimizi ardarda göndeririz”, diyor.

2- Peygamberler, İsrailoğullarının ve Arap kavminin içinden seçilmiştir. Ama evliya resuller, Fatır Suresi 24. ve Nahl Suresi 36. ayete göre, her kavimde, her ümmette ve her zaman diliminde mevcutttur.

3- Her kavimdeki bu resuller, İbrahim Suresi 4. ayete göre o kavmin lisanı ile görev yapmaktadırlar.

4- Nübüvvet, yani peygamberlik Ahzab Suresi 40. ayete göre Peygamber Efendimiz SAV ile son bulmuştur. Ama risalet, yani evliya resuller, bugüne kadar varolduğu gibi, kıyamete kadar da varolmaya devam edecektir.(Bakara 87, Müminun 44, İsra 15)



Düne kadar biz de akaide göre “resuller, kendisine kitap verilen peygamberlerdir; nebiler, kitap verilmeyen peygamberlerdir” diye biliyorduk. Halbuki Allah, Alî İmran Suresi 81. ayette sadece “nebilere” kitap verdiğini söylüyor.


“Kendini peygamber ilan ediyor”diye iftira atmak; bir fitnedir. “Her resul peygamberdir” demek, Kur’an-ı bilmemektir. Bu, bir cehalet itirafıdır. İnsanların hidayetine engel olmak için bir tuzaktır. Allah’ın nurunu ağzı ile söndürmeye çalışmaktır!!!

3) "Kur'an da 3 bin ayet vardır'. Bunu da söylemedi!!! O konferansta dediler ki ayet sayısını toplamak lazım! Şu an bunu yapacak imkanım yok. 3 binden fazla ayet vardır dediler. 3 bin ayet değil. Bu konuyu da çarpıttınız! Bilerek iftira attınız! Bu konferansın kayıtları bilgisayarda mihr.com sayfasında mevcut. Sizin yalan söylediğiniz ortada.

4) 'Allah ile konuşuyor!' Evet doğru!
Kur'an-ı Kerime aykırı şekilde bizlere öğretilen bir kavram da vahiy konusu.
Allah peygambelerinin dışında pek çok evliyasıyla şeriat hükmü taşımıyan konuşma yapmıştır ve yapmaktadır.
Kur'an-ı Kerimde Allah'ın peygamberlerinden başkasına vahyetmediğine dair bir ayet gösterebilirmisiniz??? Gösteremezsiniz!Ama ben size bu konu ile ilgili Kur'an ayetleri vereceğim:
Allah Peygamberlerden Başkasına Da Vahyeder.



· Şura Suresi 51. ayete göre “Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır ancak vahy ile.”



Vahiy, Allah’ın, kişinin kalp kulağını açarak o kişi ile konuşmasıdır. Kalp kulağı herkeste vardır. Ancak kalp kulağı, kişinin Ali İmran Suresi 190- 191. ve Nisa Suresi 103. ayetlere göre daimi zikre ulaşması ve nefsin kalbinin karanlıklardan, (cehalet, cimrilik, dedikodu, fitne ve fesat, haset, hırs, isyan, iptilalar, kin ve düşmanlık, kibir, küfür, mürayilik, nankörlük, öfke ve gayz, vefasızlık, sabırsızlık, yalan, zan ve zulüm) tamamen temizlenmesi ile çalışır duruma gelir. Allah dilerse, daha önce de kişinin kalp kulağını hediye olarak açabilir.



· Nahl Suresi 68. ayete göre Allah bal arısına vahyediyor.

· Zilzal Suresi 5. ayete göre Allah yere vahyediyor.

· Maide Suresi 111. ayete göre Allah havarilere vahyetmiştir.

· Tahâ Suresi 38. ayete göre Hz. Musa’nın annesine vahyetmiştir.

· Araf Suresi 175. âyette Allahû Tealâ, peygamberlerden başkasına, bırakınız Allah’ın bir evliyasına, sonradan şeytana uyacak olan bir takım insanlara bile ayet verdiğini söylüyor. „Habibim sen o kişiden bahset ki onlara, biz ona ayetler vermiştik de, sonra o şeytana uymuş ve sapıklardan olmuştu“



Vahiy denince biz sadece Allah’ın peygamberlerine verdiği kitapları ve sayfaları anlıyoruz. Bunlar vahyin bir bölümünü, tilavet edilen vahyi, yani “vahy-i metlû”yu oluşturur. Herkesi ilgilendiren Allah’ın emir ve yasaklarını içerir.



Bir de Allah’ın kalp kulağını açtığı kişi ile olan konuşması vardır. Şura Suresi 51. ayete göre bu da vahiydir. Ancak tilavet edilmeyen vahiy, yani “vahy-i gayrimetlû”dur. Başka insanları bağlayan hükümler içermez. Allah’ın, sadece o kişi ile yaptığı konuşmadır. Allah’ın pekçok evliyası ise bu vahiyden kitaplarında şöyle bahsediyorlar:



· Abdülkadir Geylâni Hazretleri’nin “sohbetler” kitabı 578. sayfa: “Allah’ın verdiği şeylerden kopup O’na yönelen ve meleklerle ünsiyeti neticesi onların sözlerini işitmeye ve muhtelif suretlerde kendilerini görmeye başlayan kişi meleklerin sözlerine iyice alıştığı ve yüzlerini görmeye iştiyak duyduğu anda kendisi ile onlar arasında perde kaldırılır. Kalp bu safhaya geldikten sonra tekrar Allahû Tealâ onu perdeler. Kendi yakınlarının durumuna getirir. Burada ise suhuttan sonra olanlar olur. Allah onun kalbine vahyedeceğini vahyeder. Tıpkı Musa (A.S)’ın annesine vahyettiği gibi.”



Demek ki Abdülkadir Geylani Hazretleri’ne göre de Allah’ın sözlerini işitmek, emir almak sadece peygamberlere has bir olgu değildir.



· Eşref Rumi Hazretleri:

“Ol dost sultandır, ben ona kul/ Her dem yeni yeni nüzul”

(Her an Allahû Tealâ’dan inen, nüzul eden yeni şeyler)

“Andandır bu cümle usul” / “Ondandır her bahsimiz”



Görülüyor ki, Allahû Tealâ her an söylediklerini bu büyük veliye işittiriyor ve ondan inen, Allah’tan inen, nüzul eden bu sözler bir esas, usul oluşturuyor. Ve bu usul ile Eşref Rumi Hazretleri, “Divan”ını vücuda getiriyor. Yani Divan’ın esası, hep Allah’tan nüzul eden, indirilen sözler.



· Yunus Emre:

“Çalaptır (yani Allah’tır) söylettirir /Yunus bilmez kendi hal

Düşmüş idik Hak kaldırdı, birliğini bize bildirdi.”

Allah bize söylettiriyor, “Allah bize birliğini bildirdi.” Diyor.



· Ahmet Yesevi Hazretleri:

“Garip, fakir, yetimleri kıl sen şamdan / Parçalayıp aziz canın eyle kurban

Yiyecek bulsan cemil ile kıl sen ihsan / Hak’tan işitip bu sözleri dedim işte.”

Bunların hepsini Allah’tan işittiğini söylüyor Ahmet Yesevi Hazretleri.



Demek ki Allah’ın sözlerini işitmek, Allah’tan emir almak sadece peygamberlere has bir olgu değildir. Allah’ın velileri de böyle söylüyor. Kur’ân-ı Kerim de böyle söylüyor. Secde Suresi 24. ayette Allahû Tealâ, Allah’tan emir alan ve bu emirle insanları hidayete erdiren imamlardan söz ediyor.



“Onlardan, insanlardan imamlar kıldık, emrimizle (yani Allah’tan alacağı emirlerle) insanları hidayete erdirsinler diye, sabrın sahibi olmalarından ve ayetlerimize yakin hasıl etmelerinden dolayı.”



Yunus Suresi 2. ayete göre insanlara, kendi yaşadıkları zaman diliminde Allah’ın bir başkasını, kalp kulağını açarak, ona vahyederek görevlendirdiğini kabullenmek, her devirde zor gelmiştir.



“Onlardan bir adama insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri), müjdelemesi için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi?”



“Resul” kavramı gibi “vahiy” kavramı da bugün, Kur’an’daki muhtevasını kaybetmiş kavramlardan bir tanesidir. “Allah peygamberlerden başkasına vahyetmez” demek, Allah’ın her devirde vazifeli kıldığı evliya resullerinin Allah’tan aldığı emir ve yetkiyi ortadan kaldırmak ve insanları hidayetten alıkoymak demektir!

Ahmet VeliTurk
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

8-1-1- ŞEYTAN
Nefs kademelerinin en alt kademesi küfür kademesidir. Bunlar ebediyyen cehennem'de kalacaklardır. Bunların kitapları kendilerine sol tarafından verilir. Kıyamet günü bunların haseneleri (iyi amelleri) mizana alınmaz. Sonsuz negatif derecelerin sahibidirler. Şeytanla dost olan bu kişiler dünya hayatı boyunca daima şeytandan emir alırlar.

4/ NİSA-118-119-120-121: Le'anehullah, ve kaâle lâ tettehizenne min ibâdike nasiyben mefrûdâ ve leudıllennehüm ve leümenniyennehüm, ve leâmürennehüm feleyübettikünne âzânel'en'âm, ve leâmürennehüm feleyügayyirünne halkallah, ve men yettehızişşeytâne veliyyen min dûnillâhi fekad hasire husrânen mübiynâye'idühüm, ve yümenniyhim, ve mâ ye'idühümüşşeytanü illâ gurûrâ ulâike me'vâhüm cehennemü ve lâ yecidûne anhâ mahiysâ
O (şeytan) der ki; elbette senin kullarından fazla bir nasip edinmeyeceğim ve onları dalâlette bırakacağım ve onları kuruntuya boğacağım. Elbette onlara emredeceğim ki, davarların kulaklarını yarsınlar, elbette onlara Allah'ın yarattığına ters düşeni (mugayir olanı) emredeceğim. Her kim Allah'ı bırakarak şeytanı veli edinirse apaçık bir hüsrana düşer. Şeytan onlara uzun ömür vaad eder. Onları kuruntuya boğar, onlara gururu emreder. İşte bunların yurtları cehennemdir. Onlar orada kaçacak delik bulamayacaklar.



Allahû Zülcelâl Hz., küfür içinde olanların şeytana dost olduklarını Kur'ân-ı Kerim'de beyan buyuruyor.

7/ ARAF-27: Yâ beniy âdeme lâ yeftinennekümüşşeytânü kemâ ahrece ebeveyküm minelcenneti yenzi'u anhümâ libâsehümâ liyüriyehümâ sev'âtihimâ, innehü yerâküm hüve ve kabiylühü min haysü lâ terevnehüm , innâ ce'alneşşeyâtıyne evliyâe lilleziyne lâ yü'minûn.
Ey Âdemoğulları! Şeytan sakın size fitne etmesin, anne babanızı cennetten çıkardığı gibi (bir fitne) onların ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onları soyduğu gibi… Şeytan ve kabilesi kendilerini göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanı mü'min olmayanlara dost kıldık.
2/BAKARA-168, 169: Ya eyyühennâsü külû mimmâ fil'ardı halâlen tayyiben, ve lâtettebi'û hutuvâtişşeytân. İnnehû leküm adüvvün mübin. İnnemâ ye'müruküm bissûi velfehşâi ve en tekûlû alallâhi mâ lâta'lemün.
Ey insanlar...! Yeryüzündeki helâl ve temiz pak şeylerden yiyin. Şeytanın izine tâbi olmayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O muhakkak ki size kötülüğü ve fuhşu (hayasızlığı) ve Allah'a karşı (Allah hakkında) bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder..
CASİYE-19: Ve innezzâlimîne ba'duhüm evliyâü ba'di, vallâhü veliyyülmüttekîn.
Şüphesiz zalimlerin bazıları, bazılarının velîsidir. Allah takva sahiblerinin velîsidir.
 
Üst Alt