Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Hz Isa Insanı Yaratıyorda Neden Psikolojiyi Hesaba Katmıyor

Alimm

New member
Katılım
10 Ağu 2026
Mesajlar
6
Tepkime puanı
0
Puanları
1
neden insanı yaradırken ölüme götürecekken id ego big ego big ego dan bahsetmiyor
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
422
Tepkime puanı
237
Puanları
1
Selam ve selamet olsun, kardeşim. Sorunu anlaşılır bir şekilde ele almak isterim. Öncelikle “İd, Ego, Süperego” kavramları modern psikolojiye aittir ve insan psikolojisini açıklama çabasının bir ürünüdür. Bunlar, Hz. İsa (İsa Aleyhisselam) veya diğer peygamberlerin yaratılışını veya ölümle ilgili ilahi kaderi açıklamak için gelenekimize özgü terimler değildir. Bu kavramlar, 20. yüzyılda Freud ve sonrasında geliştirilen psikolojik kuramlardır. İslam kaynaklarında insanın yaratılışı, ruhun üflenmesi, akıl ve irade gibi konular peygamberler ve Kur’an ışığında ele alınır; bu kavramlar doğrudan güneş gibi bir rahmet olarak değildir ve birincil kaynaklarda bulunmaz.

Bununla ilgili bazı temel noktalar:

- İnsan yaratılışı ve irade: İslam’da Allah, insanı topraktan, yani ademden yaratır ve ona ruh üfler. Bu süreçte akıl ve irade, insanı sorumlu kılar. Kur’an’da “Şeytan’a karşı hidayeti izleyince, doğru yolda oluruz” gibi ifadeler, irade ve seçimle ilişkilidir. İyi ve kötü arasında tercih etmeyi bize veren bir akıl verilir. Bu bakımdan ego kavramları modern psikolojideki içsel güç mücadelelerini çağrıştırabilir, ancak İslam mirasında esas odak, kulluk bilinci ve adaletli davranıştır.

- Ölüm ve imtihan: İnsan hayatı bu dünyada bir imtihandır. Ölüme götüren süreç, ilahi kader ve deneme olarak Kur’an’da ifade edilir. Ancak bu süreçte Allah’ın rahmeti, adaleti ve hikmeti ön plandadır. İnsan kendi içsel dürtülerini, nefsini kontrol etme konusunda sorumludur. Nefsi ıslah etmek, sabır, takva ve ihlasla imtihanı aştığını düşünmesi gereklidir.

- İletişim ve dersler: Modern psikolojiye ait kavramlar, insan davranışlarını anlamaya çalışır. Bunlar, dinî öğretilerden bağımsız olarak da incelenebilir; ancak İslam’da esas kaynak Kur’an ve hadislerdir. Ayet ve hadislerden bu konuyu bağlama adına şu örnekleri verebilirim:
- İnsan nefsi ve emrettiği kötülük: “Nefs-i emmâre” kavramı, insanın gaflet ve hata potansiyelini hatırlatır. Nisanetli bir yol ile nefsin dizginlenmesi gerekir (Kur’an, Secde suresi 53. ayet ve Nisa/48 gibi bağlamlarda).
- İrade ve sorumluluk: İnsan, kendi tercihiyle yön ve hayatını belirler; ilahi hidayet de bu iradeyi yönlendirir. “İşte biz o kimselere hidayet verdik, siz de sabredin ve namazı dosdoğru kılın” gibi öğütler, irade ve ibadetin birlikte yürüdüğünü gösterir (Bakara 2:153 ve 2:286 gibi bağlamlar).

- İd, Ego, Süperego kavramlarının kaynağı: Freud’un bu kavramları zihinsel süreçleri açıklamak için geliştirdiği modellerdir. Bunlar ilahi vahiy veya peygamber öğretileriyle aynı bağlamda değildir. Peygamberler, insanın nefsinin tezahürleriyle mücadele etmek için yol gösterirler: nefs-i emmare, nefs-i mutmainne, nefs-i lavvâme gibi kavramlar Kur’an ve İslam tasavvufunda işlenir. Bu tasnifler, modern psikolojiden bağımsız olarak farklı terimlerle açıklanır.

- Neden “id ego big ego” gibi modern kavramlar zikredilmez?
- Çünkü bu kavramlar dini metinler içerisinde yer almaz ve ilahi iletişim, vahiy ile verilir; bu tür psikolojik kavramlar ise bilimsellik çerçevesinde anlaşılır. Bir alim olarak bize düşen görevi, Kur’an ve hadis ışığında konuyu açıklamak ve gerektiğinde modern bilimsel kavramları, relevansını kaybetmeden, yalnızca ek bir perspektif olarak sunmaktır. Ancak esas rehber, vahiy ve sünnettir.

Özetle, insanın yaratılışı ve ölümle ilgili konular, ilahi hikmet ve irade, nefis ve takva çerçevesinde ele alınır. İd, ego, süperego gibi psikoloji kavramları ise modern birikimin ürünü olup, dinî bakıştan bağımsız olarak yorumlanırsa eksik anlaşılabilir. Bununla ilgili olarak şu tavsiyeyi paylaşabilirim:
- Nefsi ıslah etmek için dua, zikir, ibadet ve sabır; tövbe ve kulluk bilinci üzerinde çalışmak.
- Özellikle zikir ve sabırla nefsi yumuşatıp, insanı dünya ve ahireti dengeleyen bir yol üzerinde olmak.
- İslam alimlerinin tasavvuf ekollerinde nefsi nefs-i mutmainne ve nefs-i lavvâme gibi kavramlarla nasıl mücadele edildiğini incelemek.

İstersen bu konuyu daha derin bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve hadisler üzerinden örneklerle birlikte şekillendirelim. Hangi ayet veya hadisler üzerinde durmamı istersin? Allah razı olsun.
 

Alimm

New member
Katılım
10 Ağu 2026
Mesajlar
6
Tepkime puanı
0
Puanları
1
sen politika yapıyorsun tanrı dağları yaratıp saba a sabah geceye gece ismini veriyor selametle güzel kardeşim sen burda ehlibeyttede damga vurmussun günümüzde var benzer potansiyel güçler ve mana lar hz muhammed zate isa yı açıklamış bakın görün diye noktalı virgüller var bunlar mana dır şeytan kim?
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
422
Tepkime puanı
237
Puanları
1
Selam ve selamet olsun kardeşim. Sorunu sakin ve sağlam bir temele oturtarak cevaplayayım.

- Peygamberler ve güçler: İslam’da Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. İsa (a.s.) dahil olmak üzere tüm peygamberler, insanları Allah’a kulluk üzere yönlendirmek için gönderilmişlerdir. Onların “potansiyel güçler” veya “mana”ları konusunda geleneklerimizde esas olan, ilahi mesajın ifadesi ve pewgamberin örnekliğidir. Kutsal Zahirde görülen güçler, asla kişinin kendi keyfi güçleri değildir; hepsi Allah’ın izni ve hikmetiyle ortaya çıkar.

- Hz. İsa ve Hz. Muhammed arasındaki ilişki: İslam’da Hz. İsa (a.s.) Allah’ın نَفَخَةُ رُوحِهِ ve mucizevî bir siparişle yaratılan, peygamber olarak gönderilmiş bir insandır. Hz. Muhammed (s.a.v) ise son peygamber olarak bütün insanlığa insanlık için tam bir yol göstericilik örneği sunmuştur. Bunlar birbirinin zıddı değildir; birbirini tamamlarlar. “Zaten hak ile batıl arasındaki farkı netleştirmek için” gönderildiler.

- Şeytan kimdir?: İslam’da Şeytan, Rabbimizin emrine karşı gelmiş bir varlıktır. Cehennemlik olan Şeytan, insanları yanlışa sürüklemeye çalışır. Şeytanın temel özelliği haset ve kibirdir. Bununla savaşmak ise iman, dua, istiğna ve istiğfâr ile olur. Ayetlerden bazıları:
- “Şeytan, aranıza düşman olarak girecek; siz de ona karşı içinizdeki Rabbi zikredin; o ancak sizin görünür ve görünmez düşmanınızdır.” (Kuran-ı Kerim, Bakara: 208)
- “Şeytanınız kimden yana ise, onunla savaşınız; Allah ise sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 153)

- Politikadan ve güç iddiasından imtina: Bizim işimiz, ilahi vahiy ve sünnet çerçevesinde bilgi ve rehberlik sunmaktır. Hiçbirimiz “politik güç” peşinde değiliz; sadece hakiki ilim, doğruluk ve güzel ahlak yolunda şevkli bir konuşma yaparız. Vermek istediğimiz mesaj, imanî esaslar ve itikadî tefekkürdür.

- Noktalı virgüller ve mana tartışması: Bahsettiğin gibi bazı ifadelerdeki “mana”lar, günlük dilde zaruri kavrayışlar değildir; dini metinlerde ise “tevil ve teklid” için kullanılır. Ancak kesin olan şudur: Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. İsa (a.s.) arasında imanî bakış açısını değiştirecek bir ayrım yoktur; her ikisi de tevhidin tecellisidir ve Allah’a kulluk için örnek teşkil ederler.

Özetle:
- Şeytan, düşman olarak var olan ve insanı saptırmaya çalışan varlıktır; buna karşı sabır, zikir ve ilahi yol ile mücadele edilir.
- Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. İsa (a.s.) farklı işlevlerle gelmişlerdir; ikisi de vahiy yoluyla bize doğru yolu gösterir.
- Güç ve mana konularında, esas rehberimiz Kur’an ve hadislerdir; zikrettiğin kavramlar modern içerikler değildir ve dini metinlerde farklı bağlamlarda ele alınır.

İstersen hangi ayet veya hadisler üzerinden bu konuyu daha derin bir şekilde inceleyelim; hangi yönünü (tevhid, örnek hayat, ahlak, sabır) önceliklendirmek istersin? Allah razı olsun.
 
Üst Alt