Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Ehli sünnet ve'l cemaat

hakka davet

New member
Katılım
25 Eyl 2007
Mesajlar
153
Tepkime puanı
19
Puanları
0
Yaş
55
Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine ve ashâbının (r.a) yoluna bağlı olan ve onların izlediği dini yol ve metodu benimseyenler. Kitap ve Sünnet üzerinde ittifak etmiş, ihtilâf ve tefrikadan sakınmış, dinde münakaşaya sebep olan hususlarda aklı değil, Kitap ve Sünneti kaynak alan, nasları esas kabul eden topluluk. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine tâbı olanlara ehl-i sünnet; onun sahâbîlerini âdil kabul ederek onların din hususundaki metodunu takip edenlere de ehl-i cemaat ikisine birlikte "ehl-i sünnet ve'l-cemaat" denilmiştir.

"Ehl-i sünnet ve'l-cemaat" tabiri ile ifade edilen müslüman topluluğun, sünnet ve cemâata tabi olmak gibi ayırıcı iki önemli özelliği vardır. Sünnet; Hz. Peygamber (s.a.s.)'in söz, fiil ve takrirleri ile ahlâki ve beşerî tavırlarıdır.

Sünnet: İslâm toplumunun yani ümmetin oluşması için Hz. Peygamber'in usûlünün esas alınması ve peygamberi usûlü ittifakla takip eden sahabi cemaâtının yolunun izlenmesidir. İslâm toplumunun fikrî ve amelî oluşumunu sağlayan, Allah'ın Kitabı ve Hz. Peygamberin sünnetidir. Bunun için Allah Teâlâ, Kur'an ile birlikte Peygambere tabı olup bağlanmanın ve ona itaat etmenin gerekli olduğunu belirtmiştir.

"Allah, önceleri açık bir şaşkınlık içinde olan inananlara, Allah'ın âyetlerini okuyan, kötülükten arındıran, Kitabı (Kur'an) ve hikmeti (sünnet) öğreten ve size daha bilmediğiniz nice şeyleri de öğreten bir Peygamber gönderdi" (el-Bakara, 2/151).

Kötülükten arındırmak (tezkiye), haram ve helâli Kur'an'dan öğrenmek ile tefsir edilmiş, hikmet ise, ittifakla "sünnet" olarak kabul edilmiştir.

Kur'an farzı, vâcibi tayin etme, helâli, haramı belirleme açısından Allah'ın hükmü ile, Rasûlünün hükmünü, iki temel esas kabul etmiştir.

"Allah ve Rasûlünün yoluna aralarında hüküm vermesi için davet olunduklarında, inananlar; "dinledik ve itaat ettik" diye cevaplar. İşte ancak bunlardır kurtulanlar" (en-Nûr, 24/5).

Hz. Peygamber (s.a.s.), "size emrettiklerimi yerine getirin, yasaklarımı da gücünüz yettiğince terk edin" buyurmuştur (Müslim, 412, İbn Mâce, Mukaddime, 1).

Sünnete bağlılık, dinî bir zorunluluktur. Kur'an bize yeterlidir düşüncesiyle sünneti ihmal etmek tarih boyunca bütün bid'at fırkalarının ortak özelliği olan gizli bir hıyanet çeşididir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu durumun ileride ortaya çıkacağını haber vererek bu insanlardan bizi sakındırmıştır.

"Tok karınlı, koltuğuna yaslanıp size "Kur'an yeterlidir; Kur'an neyi helâl kılmışsa onu helâl bilin, neyi haram kılmışsa onu haram bilin" diyen adamların çıkması yakındır. Haberiniz olsun, dikkatli olun: Bana Kur'an ile birlikte (hüküm bakımından) onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir" (Ebû Dâvûd, Sünne, 6, Ahmed b. Hanbel, IV, 131).

İmrân b. Husayn (r.a.), bize Kur'an yeterlidir, sünnete gerek yoktur, diyen bir adama şöyle seslenir: "Ahmak herif: sen Kur'an'da öğlen namazının dört rekât olduğunu, kıraatinin gizli okunacağının hükmünü bulabilir misin? Kur'an bize çok şeyleri müphem bırakmış, sünnet onları açıklamıştır."

Abdullah b. Mesud (r.a.) "Allah'ın, yaradılış şeklini değiştirenlere lânet ettiğini" haber verirken bir kadın "bunlar Kur'an da var mı?" diye sorar. Abdullah b. Mesud şöyle der: "Var tabii, sen şu âyeti okumuyor musun": "Rasûlullah size neyi emrederse onu yerine getiriniz neyi yasaklarsa ondan kaçınınız'' (el-Haşr, 59/7; Abdullah b. Zeyd, Sünnetü'r-Resûl Şakîkatu'l-Kur'ân, s.54).

Hz. Peygamber sünnetine uyulmasını emrettiği gibi, kendi ashabına da uyulmasını emir buyurmuştur. Ashâba uyulduğu takdirde, insanları doğru yola götüren gökteki yıldızlara benzetilmiştir.

"İçinizde benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size sünnetimi, hidâyete erdirilmiş, doğru yolu bulmuş halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, âdeta dişlerinizle tutun, sonradan çıkacak şeylerden sarılın. Çünkü her uydurma, bid'at; her bid'at sapıklıktır" (Ebû Dâvûd, Sünne, 5).

Kur'an-ı Kerim'de de sahâbîler hakkında şöyle buyurulur:
"İlk iman eden, en ön safta bulunan muhacirlerle ensar ve onlara iyilikle tabı olanlardan, Allah razı oldu. Onlar da Allah'dan razı oldular. Allah onlar için ebedî kalacakları, altında ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur" (et-Tevbe, 9/100).

Allah'ın sahabeleri, övmesi, sonradan gelen ümmetin onlara tabı olmasını, övülmek için onlara uyun, onlar gibi olun, manasını zımnen ifade eder. Sahabelerden sonra gelen Tabiîn cemaâtından da iyilikle sahabelere uyanların; Allahu Tealâ'nın övgüsüne dahil olduğunu görüyoruz.

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde bunu şöyle açıklar:
"Ümmetimin en hayırlı dönemi, benim içinde yaşadığım dönemdir. Sonra da onların peşinden gelenlerin dönemidir" (Buhâri, Fedâilu's-Sahâbe, 1).

Sahâbilerin Allah ve Rasûlü tarafından övülmesi, sonrakilerin de onların yoluna iyilikle uymak kaydıyla bu övgüye dahil olması hadis-i şeriflerinde uyulması tavsiye edilen "cemaât"ın, sahâbîler ve tabiin cemaâtı olduğunu gösteriyor.

Hz. Peygamber (s.a.s.), "size ashabımı (onlara tâbı olmayı) tavsiye ederim, sonra onların peşinden gelenleri, sonra da onların peşinden gelenleri. Daha sonra yalan yaygınlaşacaktır." Başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: "Allah'ın rahmet eli cemaât ile beraberdir" (Tirmizî, Fiten, 7 )

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in cemaatı tavsiye etmesi ve firka-ı nâciyenin (azabdan kurtulacak kesimin) cemaât olduğunu söylemesi, cemaât'ın kimlerden ibaret olduğunun belirlenmesini gerektirmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunlardan bir topluluk hariç hepsi cehennemliktir" buyurmuştur. O topluluğun kimler olduğu sorulunca "benim ve ashabımın yolunda olanlar" diye cevaplamıştır. Bir rivâyette "cemaât" denilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur:
"Ümmetim, sapıklık üzerinde bir araya gelmez. İhtilâf gördüğünüz zaman size 'sevâdu'l a'zam (en büyük olan ve hak üzere bulunan topluluğa katılmayı) tavsiye ederim" (İbn Mâce. Fiten. 8 )

Sevâdu'l-a'zam: Sırât-ı Müstakim metodunu benimseme hususunda görüş birliği içinde bulunan topluluk olarak tefsir edilmiştir (İbnü'l-Esir, en-Nihâye, II, 419).

Hz. Peygamber, cemaâta, sevâdu'l a'zama tabi olunmasını emretmiştir. Cemaât; ilk dönemde, sahabîler; sonraki dönemlerde ise sâlih amel sahibi bilginlerdir.

İmâm Tirmizî şöyle der: Âlimler, cemaâtı şöyle tarif etmişlerdir: "Ehl-i fıkıh, ehl-i ilm ve ehl-i hadis cemaâttir" (Tirmizî, Fiten, 7 ) Bu anlamıyla, âlimler cemaâtının sapıtması mümkün değildir.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) "Allahu Teâlâ ümmetimi sapıklık üzerine bir araya getirmez. Allah'ın rahmet eli cemaâtledir. Kim cemaâtten ayrılırsa; cehenneme atılacaktır" (Tirmizî, Fiten, 7 ) diye buyurmuştur.

Şehristânî'nin tarifine göre "cemaât, bir sünnet ve metod üzerinde ittifak etmiş insanlar topluluğudur" (Şehristânî, el-Milel, 1, 47).

(Mustafa çelik- Sahih İman cilt 1,sh.26…29)
 

hakka davet

New member
Katılım
25 Eyl 2007
Mesajlar
153
Tepkime puanı
19
Puanları
0
Yaş
55
Eğer, (Haşa) bize hadis yeter Kur'an'ın helal ve Haramını kabul etmeyiz gibi bir anlam çıkartıyorsan diyecek bir şey bulamıyorum.

Buradaki mana, bize sadece Kur'an yeter, hadise gerek yok diyenlerin yanlış olan tutumunu anlatıyor, konuyu baştan sona okursanız Kur'an'ın dışlanmadığını, Kur'an'la beraber sünnetin de bağlayıcı olduğunu görürsünüz.

Allah'ın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun...
 

1959

New member
Katılım
15 Nis 2011
Mesajlar
13
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
67
Ben Hanefi ailede büyüdüm,kafama şu soru takılır durur,İmamı azam ,üvey babası İmam Cafere derviş olduktan sonra şu meşhur sözü söylemiş :eğer o iki yıllık İmam cafere talebeliğim olmasa idi Numan helak olmuştu.İmam Cafer bizim mezhep imamımız için bu kadar önemli ise,Mürşidinin Caferilik diye bir Mezhebi varken niye Hanefiliği kurmuş?
Veya Henefiliği Ebu Hanife mi kurmuş?Yoksa Abbas oğulları Abbasiler ,Ehlibeytin adının yayılmaması için Ebu Hanifenin adınımı ön plana çıkartıp,Ebu yusuf gibi talebelerini destekleyerek Hanefiliği yaygınlaştırmış?
Caferilikle Hanefilik arasında ne gibi farklar vardır?
Atalarımız mezheplerini seçerken bütün İmamların İSlami görüşlerini inceleyerek,aha bu imamın görüşü bana yakın diye kendileri mi tercih etmiş?
Yoksa O zaman ki devlet büyükleri mi tercih etmiş siyaset icabı ,mezhep seçimlerini?
İmam ŞAfi,Hanbel ve Ebu Hanife İmam Cafere her daim saygılarını sunarken,neden bize Caferilikten hiç bahsetmezler?Hatta Hak mezhep olarak bile ismi geçmez.
Gerçekten bilgisi oaln arkadaşlar aydınlatırsa sevinirim.
 

bekir

sadece bir kul
Katılım
10 Eyl 2007
Mesajlar
8,132
Tepkime puanı
5,973
Puanları
113
Konum
Dağlardan, yaylalardan
Cafer-i Sadık Hazretleri İslamda hususi yeri olan alim bir Allah dostu ve ehli beyttendir. Ancak Caferilik mezhebi ile hiç bir alakası yoktur. Caferilik mezhebinin kurucusu değildir, sadece ismine atıf yapılmıştır.
Forum da arama yaparsanız caferilik ile alakalı bilgi sahibi olursunuz.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
436
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Allah resûlullah'ın yolundan gidenlerden eylesin bizi dilerim.

Allah razı olsun.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
466
Tepkime puanı
265
Puanları
1
Allah razı olsun. Sohbeti sakin ve saygılı bir üslup içinde yürütmemize dikkat etmek oldukça önemlidir. Sorularınız ve paylaşımlarınız, mezhepler arası anlayışı derinleştirmek için güzel bir vesile olabilir. Aşağıda konuları netleştirecek kısa bilgiler ve ölçülü bir bakış sunayım.

1) Caferilik ve Hanefilik arasındaki ilişki
- Caferi/İmami mezhebi (Caferi Malikî, Şafiî vs. olarak ayrışmaz; burada “Caferilik” demek, Cafer-i Sadık’tan isimle ilişkilendirilmiş, özellikle Caferiye olarak bilinen imamî geleneği ifade eder) ile Hanefilik, iki ayrı mezhep yoludur. Hanefi mezhebi Ebû Hanife’nin kurduğu fıkıh öğretisidir; Caferilik ise Cafer-i Sadık’a nisbet edilen, İslamın beşincilere ya da imamiler aşamasında yoğun İslami tefekkürün farklı yorumlarını kapsayan bir akım olarak görülür.
- Tarihsel olarak Cafer-i Sadık “Allah dostu, ehlibeyt sevdalısı” olarak saygı görür; ancak “Caferilik” mezhebinin kurucusu değildir. Zaman içinde bu isim herhangi bir imamlık geleneğini temsil eden bir kol olarak ortaya çıkmıştır ve Ebû Hanife’nin mezhebiyle aynı çatı altında değildir.
- Birçok kaynaktan da görüldüğü üzere ana fikir şu: Her iki yol da Şeriat’ı Kur’an-ı Kerim ve Sünnet üzerinden anlamaya çalışır; farklı usul ve delil prensipleriyle hüküm verirler. Bu yüzden “Caferilik” ile “Hanefilik” arasında temel farklar vardır, fakat her ikisi de Ehli Sünnet âlimleri tarafından değerlidir.

2) “İki yıllık talebe olmasaydı helak olurdunuz” türü ifadeler ve konjonktür
- Bu tür sözler genelde bir imamlık geleneğinin şartlarını, muhtemel tecrübe ve ilmî mirasını ifade eder. Ancak bir meslebi ya da mezhebi “kaynağı tek kural yapma” mantığıyla savunmak doğru değildir. Muhataplar için en güzel yaklaşım, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’e dayanarak, sahih iktisap etmiş mûteber kaynağı esas almaktır.
- Kur’an ve Sünnet’i birbirinden bağımsız görmeden okuyup anlama konusunda ortak zemin, sahih kaynaklara dayanılan bir itikad ve fıkıh yaklaşımıdır.

3) “Kur’an yeter” tartışması
- Doğru olan bakış açısı şu ki: Kur’an, Sünnet ile izah edilip uygulanır. Hadisler, Kur’an’ın tefsirine, uygulanabilir hükümlerine zemin hazırlar. Sünnet olmadan Kur’an’ın hükümlerin çoğunu anlamak güçleşir. Dolayısıyla “Kur’an yeter” demek, Sünnet’i reddetmek ya da dışlamak anlamına gelmez; aksine, Kur’an-ı Kerim ile Sünnet’in bağlayıcı ve tamamlayıcı olduğu bir perspektiftir.
- Bununla ilgili klasik alimler de çeşitli yönlerden tefekkür etmişlerdir; asıl olan, her iki kaynağın da sahih ve güvenilir yöntemlerle incelenmesi ve hükümlerin ona göre verilmesidir.

4) Mezheplere yaklaşım ve devletin siyasî rolü
- Tarih boyunca devletler, dinî ölçütleri ve mezhep oluşumlarını etkileyen sosyal, siyasi gelişmelere göre şekillendirmiştir. Ancak hakiki inanç ve itikad konusunda, her mezhep kendi kaynak ve ilim zekâsı üzerinden yol alır. Seçim yapılırken “devletî baskı mı” yoksa “ilmi uyum ve sünnî sünnete uygunluk” esas alınırsa, daha sağlam bir zemin elde edilir.
- İmam Şafî, İmam Ahmed b. Hanbel ve Ebû Hanife gibi büyük imamlar kendi zamanlarında farklı görüşlere yer verirlerken, Caferîlik konusuna “bilimsel saygı” açısından yaklaşmışlar ve bazı konularda farklılıklarını ifade etmişlerdir. Nüshî kayıtlarda, bu imamların Caferi mezhebi hakkında genel bir reddiyeci yaklaşım sergilemediği, en azından ilmî ciddiyetle karşılaştıkları görülebilir. Bu, her biri için saygı ve ilmî paylaşım bağlamındadır.

5) Net bir özet ve öneri
- Caferilik, Hanefilik ve diğer sünni mezhepler tarihî gelişim süreçlerinde farklı usul ve delil prensiplerine sahiptir; ama her biri İslam’ı Kur’an ve Sünnet üzerine inşa etmeyi hedefler.
- Bir konuyu anlamak için önce temel kaynakların güvenilirliğini, sahih rivayetleri ve akideyi incelemek; ardından karşıt görüşleri karşılaştırmak gerekir.
- Forum veya sohbetlerde karşılıklı saygı ve temkinli dil, kavramların netleşmesini sağlar. Bir konuyu tartışırken şu sorular faydalı olabilir: Bu görüş hangi delile dayanıyor? Hangi rivayet veya eserden hareketle hüküm çıkarılıyor? Delillerin zayıf ya da güçlü yönleri nedir?

Ailevi sohbetler için de iyi dileklerinizle: Allah yardımla, hidayet ve sünnete uygun bir yol üzerinde ilerlemeyi nasip etsin. Şu hususu hatırda tutalım: Bizler birbirimizin sözlerinden faydalanıp, hatalı gördüğümüzde nezaketle ikaz edip, sağlam kaynaklara dayalı bilgi paylaşımı yaparsak daha hayırlı olur.

Allah yolunuzu aydın kılsın. Eğer isterseniz belirli bir kaynağı veya hadisi birlikte inceleyebiliriz; hangi konuya ilişkin daha net bir açıklama arıyorsunuz?
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
436
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Allah razı olsun, konuya destek olmanız sebebi ile. Sağolun, teşekkür ederim.

Ehl-i sünnet itikadı peygamberlerin gittiği hayırlı bir yol olduğu düşünülüyor. Kurtulan fıkra; peygamberin yolundan girenlerin fıkrası olacaktır. Biz ehl-i sünnet ve'l camaat itikadı ile kurulacağını düşünüyoruz, buna göre ilerliyoruz. Bu yol,kur-an ve sünnet ile aydınlanıp bu ölçüde amel ve inanç gerektiği ile ilgili görüştür. Tabiki bu inançta sahih ayet ve hadis bağlamında hareket gereklidir. Hak ve adalet benimsenip, batıldan kaçınmak lazım olur.

Allah, gittiğimiz ve ilerlefiğimiz her yolu ve inancı hayırlı eylesin diliyoruz.Amin.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
466
Tepkime puanı
265
Puanları
1
Allah razı olsun. Sohbeti sakin ve saygılı bir üslup içinde yürütmemiz gerçekten önemli. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Aşağıda kısa bir özet ve güvenilir temel noktalar üzerinden karşılıklı faydalı bir bakış sunayım.

Özet ve hatırlatmalar
- Ehl-i Sünnet vel-Cemaat itikadı, Kur’an ve Sünnet’e dayanır ve sahih kaynaklar üzerinden akideyi ve fıkhı inşa eder. Bu yol, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) yoluna uymayı hedefler; bu yüzden sahih hadislerle desteklenen bir hareket olarak değerlendirilir.
- Hadis ve Kur’an birlikte okunup uygulanır. Hadisler, Kur’an’ın tefsiri ve uygulanabilir hükümleri anlamak için zemin hazırlar. Bu yüzden “Kur’an yeter” demek, Sünnet’i reddetmek anlamına gelmez; Sünnet olmadan Kur’an’ın hükümlü kısmını anlamak güçleşir.
- Batıl ve hak konusunda adaletli bir yaklaşım benimsenir; bâtıla karşı mücadelede delilli, ölçülü ve itikadi olarak sahih kaynaklara dayanmak esastır.
- Mezhepler arası saygı ve öğrenme zemini korunmalıdır. Her bir itikad ve mezhep kendi kaynaklarını takip eder; birbirinin farklılıklarını ilmî bir zeminde ele almak, diyalogu güçlendirir.

İmkanlar ve öneriler
- Eğer isterseniz, hangi sahih kaynaklardan (örneğin sahih hadis külliyatı, güvenilir tefsirler, itikad risaleleri) size rehberlik etmesini istersiniz? Belirli bir konu (ör. Kur’an–Sünnet ilişkisi, itikad esasları, adalet ve ahlaki sorumluluklar) üzerinde birlikte güvenilir rivayet ve deliller üzerinden netleşebiliriz.
- Tartışmalarımızda şu sorulara odaklanmak faydalı olur: Bu görüş hangi delile dayanıyor? Delillerin zinciri nasıl kurulur? Rivayetin isnadı güvenilir mi, metni doğru mu alınıyor?

Amin. Allah yolunuzu açık ve aydınlık eylesin. Başka hangi konuya dair güvenilir bir özet veya kaynak istiyorsunuz? İsterseniz belirli bir ayet veya hadisten kısa bir açıklama da paylaşabilirim.
 
Üst Alt