Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Cariye efendisini doğurdu!..

talha_

New member
Katılım
6 Mar 2007
Mesajlar
1,184
Tepkime puanı
264
Puanları
0
Konum
simeranyadan..!
"""Günün sözü: Ne olur! İbadetin az bir zahmetine katlan. Yoksa çok zahmetler seni bekliyor.

Cariye efendisini doğurdu!..


Haberiniz var mı? Günümüzde cariyeler efendilerini doğuruyorlar. Meşhur Cibril hadisinde Cebrail a.s.’ın kıyamet alâmetlerini sorması üzerine, Peygamberimiz s.a.v. “Cariye efendisini doğuracak.” buyurmuş ve cariyenin efendisini doğurmasını kıyamet alâmeti olarak saymıştır.

Hâlbuki bugün, belki de yer yüzünde bir tek cariye bile yoktur. Şimdi ahir zamanda olduğumuza ve piyasada da hiç cariye olmadığına göre bu, ‘cariyenin efendisini doğurması’ meselesi nasıl olacak? Halbuki Peygamberimiz s.a.v. her ne haber vermişse mutlaka olmuştur. Şimdi ahir zamanda olduğumuza göre, mutlaka cariyeler efendilerini doğurmaktadırlar ancak, demek ki bizler anlayamıyoruz. Öyleyse, bu hadis-i şerifi kelime kelime inceleyerek meseleyi anlamaya çalışmalıyız. Şimdi, Cariyenin ne demek olduğunu ve özelliklerini hep beraber görelim.


Cariye demek “kadın köle” demektir. Cariyenin en büyük özelliği hür kadınlar tesettürlü dolaşırken onların açık-saçık dolaşmalarıdır. Hatta bir defasında Hz. Ömer örtülü gezen bir cariyeyi azarlamış ve “Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiştir.

Allahû alem bu hadisi şerif aynı zamanda ahir zaman kadınlarının cariyeler gibi açılıp saçılacaklarını haber vermiştir ki, günümüze tam olarak uymaktadır. Açık saçıklık o kadar kötü bir şeydir ki, 1400 sene öncesinden buna dikkat çekilmiştir. Günümüz kadınlarını cariyelere benzetmesi çok manidardır! Onların gerçek seviyelerini de ortaya koymuştur. Hür kadın nere, cariye nere?

Peki, diyelim ki günümüz kadınları açılıp saçılarak 1400 sene önceki kadın köleler olan cariyelere benzediler. Peki… efendilerini doğurmaları nasıl olacak?

Bu meseleyi herkes kendisini veya çevresini şöyle biraz dikkatle incelerse hemen anlayabilir. Eskiden ailenin büyükleri: anne ve babalar, hatta bir çok ailede dede ve nineler idi. Onlar, ailenin en büyükleri olarak hürmet ve saygı görürler, herkes onlara hizmet ederdi. Onların işleri görülür, istekleri derhal yerine getirilirdi.
Herkes onlara saygı gösterir ve hizmetlerini görürlerdi. Onlar efendi idiler. Çocuklar, evin küçükleri olarak yapabildikleri işlerde aileye yardım ederler, büyüklere hürmet ederler, sayar ve severler ve onlara hizmet ederlerdi. Yani, efendiler, anne-babalar veya dede ve neneler idi. Efendiler, evin büyükleri idi. Yani, kadınlar örtülü, tesettürlü; doğurdukları da onlara hizmetkâr ve yardımcı idiler. Şimdi ise efendiler değişti.

Kadınlar açılıp saçılıp cariyeleşti ve “cariye” hükmünü aldılar. Ve dikkat ederseniz kendi doğurdukları çocuklarına da hizmetkâr oldular.

Yani, doğurdukları onların efendileri oldu. Evet, cariyeler efendilerini doğurdular!..Sadakte Ya Resulallah!..Senin verdiğin bir haber daha gerçekleşti ve bizler, bu günün Müslümanları buna şahit olduk. Sen neyi haber verdin de olmadı? Demek, anlamalıyız ki, ahirete ait te ne haber vermişsen mutlaka olacaktır. Bizler, o haberlere de olmuş gibi veya gözümüzle görmüş gibi inanmalıyız.


Konumuza dönersek:
Bugünkü kadının işi: Çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak, kahvaltısını koymak, yemeğini yedirmek, elbiselerini yıkamak, giydirip kuşatmak, onu okula getirip götürmek, hatta okulun kapısında beklemek, ihtiyaçlarını almak için çalışıp çabalayıp kazanmak ve çocuğuna harcamak! vs… vs…Dikkat ederseniz günümüzde çocuklar efendilerdir ve efendiliklerinin de farkındalar ki hep emir ediyorlar. “Şunu isterim, bunu isterim” diyorlar. “Hayır” diyebiliyor musun?” Adeta anne babaların bütün dünyaları çocukları. Aman! Onlar rahat etsin. Aman! Onlar sıkıntı çekmesin. Aman! Çocuğuma bir şey olmasın. Aman! Okusun, büyük adam olsun. Aman… Aman… Aman…
Anneler çocuklarına hizmet ederken adeta kendilerini feda ediyorlar. Çocukları için her fedakârlığa katlanıyorlar. Görünüşte bu çok büyük bir kahramanlık. Onlar, çocukları için her şeyi yapıyorlar. Amma madalyonun öbür tarafı hiç te öyle değil. Onlar çocuklarının dünyalarını yapalım derken ahiretlerini yıkıyorlar. Yarın ahirette çocukları ateşi ve azabı görünce ilk olarak anne ve babalarından şikâyet edecekler! Ahiretimizi kurtaracak şeylere bizi sevk etmediler diye. Anne babalar bu yaptıkları hatanın daha dünyada da cezasını çekmektedirler. Çocuklar yaramaz ve hırçındırlar. Çocukların ahir zamanda yaramaz ve hırçın olacakları hadis-i şerifte de haber verilmiştir. Sen çocuğun için her fedakârlığa katlan, o senin için eziyet makinesi olsun! Ne dersiniz?

Açılıp saçılarak Allah (c.c.)’a isyan eden ve erkekleri günaha sokan bu kadınların yaptıkları yanlarına kalır mı? Tabii ki bu daha dünyadaki ceza. Ahiretteki cezasını ise bilseler boğazlarından lokma geçmez!
Günümüz çocukları zerre kadar anne ve babalarına saygı göstermedikleri gibi hakaret etmekten de geri kalmıyorlar. Belki cariyeleşmeyen ve Allah (c.c.)’ın örtün emrine uyan kadınların çocukları müstesnadır.

Öyleyse şimdi söyle bakalım:
-Açık saçık mısın? Evet…
- Doğurduğuna hizmet ediyor musun? Evet…
- Zaman ahirzaman mı? Evet…
Öyleyse denilebilir ki: Zaman ahir zamandır, Cariye efendisini doğurmuştur ve kıyametin kopması yakındır. Amenna ve saddakna!..."""
SELAHATTİN ALTINTAŞ
 

Caferi

Forum Þairi
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
574
Tepkime puanı
59
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.websitetasarim.com
Her şeyi anladım da bir tek bunu anlamadım.

Cariye demek “kadın köle” demektir. Cariyenin en büyük özelliği hür kadınlar tesettürlü dolaşırken onların açık-saçık dolaşmalarıdır. Hatta bir defasında Hz. Ömer örtülü gezen bir cariyeyi azarlamış ve “Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiştir.

İslamiyet'te böyle bir şey varmıdır? Örtünme hakkı sadece hür kadınlara mı aittir? İslamiyet'e aykırı bir hadise değilmi dir bu olay?
Bu hadise uydurma mıdır yoksa?

Bu satırları okurken vijdanımda gerçekten büyük bir rahatsızlık hissettirdi.
 

MC_MaCESte

New member
Katılım
22 Tem 2007
Mesajlar
38
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
Web sitesi
www.mc-maceste.net.tc
Her şeyi anladım da bir tek bunu anlamadım.



İslamiyet'te böyle bir şey varmıdır? Örtünme hakkı sadece hür kadınlara mı aittir? İslamiyet'e aykırı bir hadise değilmi dir bu olay?
Bu hadise uydurma mıdır yoksa?

Bu satırları okurken vijdanımda gerçekten büyük bir rahatsızlık hissettirdi.

Güzel bir tehşis ,ama ben bunu islamiyet öncesi yapılmış bir tanım olduğunu düşünüyorum
 

radikal

New member
Katılım
10 Şub 2007
Mesajlar
2,635
Tepkime puanı
1,763
Puanları
0
Yaş
52
Konum
Gönül aleminden
Bence güncel ve önem derecesi yüksek güzel bir yazı. Bu paylaşımı bizlere sunan talha kardeşime teşekkür ederim. Polemiklere kurban gitmemesi için aşağıdaki yazıyı buraya taşıdık. Her güzel şeyde illa bir kusur aramak da sanırım pek hakkaniyetli davranış olmaz. Ve unutmamalıyız ki; örtünme emri, esir cariyeler hakkında değil, hür olan müslüman hanımlar hakkındadır.

Önce İslamiyetin kölelik müessesine ve cariyelik kavramına bakışını doğru bir şekilde anlarsak sanırım bakış açımız daha bir belirginlik kazanır.

Köle ve cariye hür bir insanın malı olan, kendilerine ait hakları yok denecek kadar kısıtlı bulunan kadın (cariye) ve erkek (abd) insanlardır.. Kölelik ve cariyelik İslam'dan çok önceki devirlerden beri vardır. İnsanların köle ve cariyelere bakışı, onlara tanıdıkları haklar ve muamele biçimleri de değişik olmuştur. İslam geldiğinde dünyada ve Arabistan'da kölelik çok yaygın bulunuyordu. Köleliğin birden kaldırılması sosyal ve ekonomik birçok probleme yol açacaktı; köle sahiplerinin ekonomik ve sosyal hayatları kölelerin varlığı üzerine kurulmuştu. Hayatlarında hürriyeti tanımamış ve tatmamış olan köleler de birden serbest bırakıldıklarında ne yapacaklarını şaşıracak, belki eski efendilerine başvurarak köle olmaların isteyeceklerdi. Bu yüzden İslam, köleliği birden kaldırmak yerine önce kölelerin durumunu ıslah etmeyi, onlara -kendi iradeleriyle çalışıp bedellerini ödeyerek hür olmak dahil- bir takım haklar tanımayı tercih etti. Zaman içinde köleliğin tamamen ortadan kalkması için de tedbirler aldı, kurallar koydu. Hatta Kur'an'ı Kerimde nikah bahsinde bu konuya dahi vurgu yapıldı ki;

"Ancak (cahiliyet devrinde) geçen geçmiştir. Çünkü, Allah hakikaten yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir. (Harb esiri olarak) Sağ ellerinizin malik olduğunuz kadınlar (Tesserri akdi ile aldığınız cariyeler) müstesna olmak üzere, diğer bütün kocalı kadınlar (la evlenmeniz de size haram edildi. Bu hürmetler, hududlar) üzerinize Allah'ın farzı olarak (yazılmıştır). Onlardan maadası ise-namuslu ve zinaya sapmamış (insanlar) halinde (yaşamanız şartıyle) mallarınızla (Mehir vermek ve cariye satın almak suretiyle) arayıb nikâhlanmanız için size helal edildi. O halde onlardan hangisiyle faidelendiyseniz ücretini takdir edildiği vech ile verin!.." Nur: 33

Ayrıca; hiç şu ayet hakkında düşünme imkanınız oldu mu ? Bence bunu bir düşünün, gerçekten ayetin ana konusunu da göz önünde bulundurarak bu ayeti düşündüğünüzde size bazı anlamları açıklayacaktır. Rivayet edildiğine göre Ebu Bekri's-sıddîk (r.a) "Ya Resulallah! Biz ticaretimizde çeşitli yerlere gider ve hanlara konarız, izin verilmedikçe onlara girmeyelim mi?" demişti. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Ama bilmek gerekirki her ayetin her devire ve konuya tutacağı bir ışık her zaman vardır.

"İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir." Nur: 29

Burada; "sizden kendinize ait bir şeylerin bulunduğu" bölümü, pekala sizin öz malınız olan şeylere kasd ediliyor ki; cariyede kişinin kendi öz malıdır. "İçinde oturulmayan bir eve girmenizde" bölümü için ise herkes kendi payına düşen anlamı alacaktır şüphesiz.

Darû'l İslâm'da (Şer'i Devlet'te) aile sistemi; "Nesil emniyetinin" temel direğidir. Mü'min erkek ve kadınların; aile sistemi içerisinde istişareyi esas almaları gerekir. Ancak son tahlilde karar ve hakimiyet (Yani aile reisliği) erkeğe aittir. Nitekim, Kur'an-ı Kerim'de: "Erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. O sebeble Allahû Teâla onlardan kimini, kiminden üstün yaratmıştır" hükmü beyan buyurulmuştur. Şurası muhakkaktır ki; erkek fıtri olarak kadından daha güçlü olarak yaratılmıştır. Tedbir, temkin, sabır ve güçlüklere karşı mukavemet noktasında erkek (Kadına oranla) daha kuvvetlidir. Gerek mehir vermek, gerekse ailenin nafakasını temin etmek; erkeğin üzerine vacibtir. Bu açıdan bakıldığında efendisinden hamile kalan bir cariyenin doğurduğu çocuk yine efendisine aittir. Ve eğer erkek bu çocuğu kendisine mirasçı kılarsa, o takdirde cariye kendi efendisini doğurmuş olmaz mı ?

Bunun neresi anlaşılmaz geldi, hayret!

Birde işin bir başka yönü varki, bu yönünü aslında böyle güzel bir foruma yazmaktan dahi haua ediyorum ama örnek oluşturması yada anlaşılması açısından yazmak gerekir diye düşünüyorum o da şudur ki; günümüz insanları bütün kavimlerin helak olmasını gerektirecek bütün fiillerin hepsini bir anda uygulamaktadır. Bunların içerisine "ensest ilişki" de dahildir. Hadisin bu yöne de yaptığı işaret; sadece Rasulullah'ın (s.a.v.) Hak Peygamberi olduğuna bir işaretidir.

En doğrusunu Allah (cc) bilir!

 

radikal

New member
Katılım
10 Şub 2007
Mesajlar
2,635
Tepkime puanı
1,763
Puanları
0
Yaş
52
Konum
Gönül aleminden
Aklımıza sonradan geldi ekleme gereği hissetim. İslamiyet hür kadın ve erkeği muhatap aldı. İlk zamanlar bir çok köle ve cariye istediği halde sırf efendisi müşrük diye imanını açıktan izhar edemedi. Bila-i Habeşi bu örneğe dahildir. Efendisini müşrik olması nedeni ile izhar ettiği imanından dolayı çeşitli işkencelere tabii tutulmuştu ve bu yönü ile hiç kimse de buna mani olamadı. Taki Ebu Bekr (r.anh) satın alıp özgürlüğünü iade edene kadar. Bu yönü de gözönünde bulundurulduğu takdirde, sanırım konu daha net ve anlaşılır olacaktır. Ebu zerr Gıfari (r.anh) da bu örneğe dahildir. Esasında hür bir insan iken köle durumuna düşmüştür. Ve bu hali ile Resulullah (s.a.v.) ile tanışmıştır ve bir müddet Resulullah'ın (s.a.v.) emri ile de bu imanını gizlemiştir. Bu süre zarfında da İslamiyetin bütün emirlerinden ve yaptırımından muhatap olmadığı için mazur sayılmıştır.
 

Caferi

Forum Þairi
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
574
Tepkime puanı
59
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.websitetasarim.com
Radikalislam kardeşim bu söylediklerinle yukarıdaki hadisi onaylıyorsun sanırım.
Cariye demek “kadın köle” demektir. Cariyenin en büyük özelliği hür kadınlar tesettürlü dolaşırken onların açık-saçık dolaşmalarıdır. Hatta bir defasında Hz. Ömer örtülü gezen bir cariyeyi azarlamış ve “Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiştir.

Bu hadise oldukça vahim bir hadisedir ki, bunu Kuran-ı kerim ayetleri oldukça açık ve net bir şekilde bizlere bildiriyor.

Nisa 36 Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.
 

Tarihci

New member
Katılım
8 Tem 2007
Mesajlar
88
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
39
Konum
Ýstanbul
Web sitesi
www.saidnur.org
cariye efendisini doğuracak.. cümle yukarda anlamlandırılmış ancak mana cümlenin gercek manasıda olabilir, yani ahir zamanda kıyamete yakın zamanda cariye(açık saçık kadın) biriyle birlikte olupta bir çocuk doğuracak ve sonra o çocuğuylada birlikte olacak yani çocuğu kendisinin efendisi olacak.. malumdurki cariyenin efendisi onunla birlikte olan kişidr.. sadece bu manada da kastedilmiş olabilir diye yazdım yoksa yukarda yazılan yazıya itiraz anlamında değil.. Allah razı olsun..
 

talha_

New member
Katılım
6 Mar 2007
Mesajlar
1,184
Tepkime puanı
264
Puanları
0
Konum
simeranyadan..!
a) Ahzâb, 59. "... Mü'minlerin kadınlarına da söyle,
cilbâblarını üzerlerine sarkıtsınlar..." ayet-i kerimesi. Allah Teâlâ bu ayet-i kerime ile, hür
kadınların câriyelerden ayrılması için cilbâb edinmelerini emretmiştir
. (Serahsî,el-Mebsûr, X/I51.)
Nüzûl sebebi de bunu gerektirir. Binaenaleyh, câriyeler bu hükme dahil değildirler. (Alûsî,
Rûhu'l-me'ânî, XXI/89. )

b) Hz. Ömer başını örten bir câriye gördüğünde, ona sopasıyla
vurarak, "Başörtüsünü at! A kokmuş!" demesi. (Serahsî, age. X, 15l.) Bazı rivayetlerde "Hür
kadınlara benzemek mi istiyorsun?" ilâvesi de vardır.
 

radikal

New member
Katılım
10 Şub 2007
Mesajlar
2,635
Tepkime puanı
1,763
Puanları
0
Yaş
52
Konum
Gönül aleminden
Sevgili Talha'nın yazdığı bu konu arasıra aklıma gelir ve düşünür dururdum. Kendi yazdıklarımı ve diğer arkadaşların yazdıklarını okur ve "sanki bir şeyler daha olmalı gibi..." der dururdum.

Bugünlerde oluşan olaylara bakınca sanki taşlar daha bir yerine oturuyor gibi. Dün gazetede okudum; amerika'nın yeni başkanı oback barama bugün kongre sarayında yemin edecek. Kongre sarayı hepinizin bildiği gibi o zamanın köleleri tarafından yapılan ve o günden beri kullanılan, resmi bir statüsü olan bir yer. Ve düşünün ki, yüzyıllar sonra o kongre sarayını inşaa eden kölelerin torunlarından biri çıkıyor ve amerikanın yeni başkanı "efendisi" olarak yemin ederek göreve başlıyor.

Acaba ? diyorum, bir yönü ile de buna mı işaret vardı ? Köleler yüzyıllar öncesinden kendi efendileri için hazırladıkları bir binayı inşaa ederek, "kendi efendilerini doğuracak sisteme mi hizmet etmişlerdi ve o günden kendi efendilerini mi doğurmuşlardı ? "

Her şeyin doğrusunu elbette her zaman Allah azze ve celle bilir. Ama hikmetleri anlamamız için bizim gözümüzün önüne getirdiği vakit ders almak da bize düşer gibi algılıyorum.

Hayrlısı bakalım...
 

KülTeRÝ

New member
Katılım
13 Ocak 2009
Mesajlar
19
Tepkime puanı
25
Puanları
0
Konuyu açan kardeşimizin mantığına göre düşünecek olursak bugün sadece açık kadınlar değil kapalı tesettürlü bayanlarda çocuklarının kölesi olmuş durumda.Yani bu durumu sadece açık kadınlar olarak genelleyemeyiz.

Ayrıca Hz Ömerin olayında geçen cariye ise helal yolla rızk kazanan bir cariye değil dans eden erkekleri eğlendiren bir cariyedir.Hz Ömer bu kadının dans ettiğini görünce başındaki eşarpa sopasıyla vurarak düşürmüş ve yukarıdaki sözü söylemiştir.
 

bekir

sadece bir kul
Katılım
10 Eyl 2007
Mesajlar
8,132
Tepkime puanı
5,973
Puanları
113
Konum
Dağlardan, yaylalardan
Esasen bu konu, meşhur Cibril hadisinde söz konusu edilmiş ve “kıyametin alametlerinden biri de köle kadınların efendilerini doğurmaları olduğu” vurgulanmıştır. (Buharî, Tefsiru Sureti 31,2).

Alimler bu konuyu değişik şekilde açıklamışlardır.

Bu Hadis hem günümüzde hem de geçmişte olan olaylara işaret etmektedir. Özellikle günümüzde aile ilişkilerinde ve çocukların anne babalarına karşı davranışlarını, anne babaların da çocuklarını terbiye ederken dikkat edecekleri konuları hatırlatmaktadır denilebilir.

Hadis, verdiği bilgiler yönüyle Peygamber Efendimizin gelecekten haber veren mucizelerindendir:

a- Bu hadîsi şerîfin “cariyenin efendisini doğurması” cümlesi günümüzde çok görülen olaylardandır. Çocukların Anne ve babalarına koca herif ve koca karı gibi ifadeleri; ahlakî yapıdaki bu çöküşün görüntüleridir.

Ayrıca anne dünyaya gelmesine neden olduğu çocuğundan gerekli hizmet, hürmet ve saygıyı beklerken, aksine anne çocuğuna hizmet etmektedir. Böylece anne hizmetkar, çocuğu ise efendi konumuna girmiş olmaktadır.

Ana-babaya itaat azalacak, kadının doğurduğu çocuk, kendisine köle muamelesi yapacak; bir evlâd, kendi annesine karşı efendilik taslıyacak, onu hor ve hakîr tutacaktır.

Bu açıdan Hadis kıyamete yakın böyle bir tehlikenin ortaya çıkacağını, büyüklere özellikle anne babaya hürmet ve saygının azalacağını haber vermektedir. Ailelere önemli bir hatırlatmada bulunarak çocukların dini ve ahlaki terbiyesine çok dikkat edilmesi gerektiğini önemle vurgulanmaktadır.

b. Bunun manası, zamanla kadın köleler çoğalır, efendileri onlarla evlenir ve çocukları olur. Kendi efendisinden olan çocuğu bir anlamda kendisinin efendisidir. Alimlerin büyük çoğunluğunun kabul ettiği bu görüşe göre, hadiste kadın kölelerin ve onların çocuklarının çoğalması kıyametin bir alameti olarak gösterilmiştir. Tarihte bunun pek örnekleri çoktur.

c. Bazı alimlere göre, burada ifade edilen şey; kadın kölelerin krallar, padişahlar doğurmasıdır. Padişahlar herkesin efendisi olduğu gibi, bir anlamda kendi annesinin de efendisidir denilebilir. Memlüklüler/kölemenler devleti bir örnek sayılabilir.
(Nevevî, Şerhu Müslim, ilgili hadisin şerhi).
 
Z

zemahseri

Guest
Fikrimce, sözkonusu hadiste anlatılmak istenen somut olarak değil soyut olarak ele alınmalıdır yani şöyleki cariyeden kastolunan bir kulluk kölelik anlamındadır zira günümüzde tesettürlü bayanların veya tesettürsüz bayanların ki sadece bayan olarak ele almamak geretiği kanısındayım ebeveynlerin kendi efendilerine sahip olacaklarını, doğuracaklarını işaret etmektedir öyle bir zaman gelecekki konumların yer değiştirğini göreceksiniz fıtrata aykırı durumlar vuku bulacak denilmiştir öncesinde saygı, sevgi , hoşgörü, adalet vs.. bir çok erdem olması gereken yerdeyken şimdi ise tüm bu erdemler yer değiştirmiştir veya tümüyle yitirilmiştir... bir nevi zulumdur ki zulum bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak olarak anlatılır... Günümüzdede görüldüğü gibidir ki hadisi okuduğumda Beyaz Melek filmi aklıma geldi günümüzde belkide izlediğimiz en belirgin gerçeklerden bir tanesi insani duyguların yokoluşu işte bu manada sözkonusu hadiste işaret edilmek istenen kısaca bir kelamla konumların yer değiştirmesi insani fıtrata aykırı durumların oluşmasıdır...selam ve dua ile...
 

Enver Ýstek

metin mete
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
3,935
Tepkime puanı
1,023
Puanları
0
Yaş
62
Konum
Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
"""Günün sözü: Ne olur! İbadetin az bir zahmetine katlan. Yoksa çok zahmetler seni bekliyor.

Cariye efendisini doğurdu!..


Haberiniz var mı? Günümüzde cariyeler efendilerini doğuruyorlar. Meşhur Cibril hadisinde Cebrail a.s.’ın kıyamet alâmetlerini sorması üzerine, Peygamberimiz s.a.v. “Cariye efendisini doğuracak.” buyurmuş ve cariyenin efendisini doğurmasını kıyamet alâmeti olarak saymıştır.

Hâlbuki bugün, belki de yer yüzünde bir tek cariye bile yoktur. Şimdi ahir zamanda olduğumuza ve piyasada da hiç cariye olmadığına göre bu, ‘cariyenin efendisini doğurması’ meselesi nasıl olacak? Halbuki Peygamberimiz s.a.v. her ne haber vermişse mutlaka olmuştur. Şimdi ahir zamanda olduğumuza göre, mutlaka cariyeler efendilerini doğurmaktadırlar ancak, demek ki bizler anlayamıyoruz. Öyleyse, bu hadis-i şerifi kelime kelime inceleyerek meseleyi anlamaya çalışmalıyız. Şimdi, Cariyenin ne demek olduğunu ve özelliklerini hep beraber görelim.


Cariye demek “kadın köle” demektir. Cariyenin en büyük özelliği hür kadınlar tesettürlü dolaşırken onların açık-saçık dolaşmalarıdır. Hatta bir defasında Hz. Ömer örtülü gezen bir cariyeyi azarlamış ve “Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiştir.

Allahû alem bu hadisi şerif aynı zamanda ahir zaman kadınlarının cariyeler gibi açılıp saçılacaklarını haber vermiştir ki, günümüze tam olarak uymaktadır. Açık saçıklık o kadar kötü bir şeydir ki, 1400 sene öncesinden buna dikkat çekilmiştir. Günümüz kadınlarını cariyelere benzetmesi çok manidardır! Onların gerçek seviyelerini de ortaya koymuştur. Hür kadın nere, cariye nere?

Peki, diyelim ki günümüz kadınları açılıp saçılarak 1400 sene önceki kadın köleler olan cariyelere benzediler. Peki… efendilerini doğurmaları nasıl olacak?

Bu meseleyi herkes kendisini veya çevresini şöyle biraz dikkatle incelerse hemen anlayabilir. Eskiden ailenin büyükleri: anne ve babalar, hatta bir çok ailede dede ve nineler idi. Onlar, ailenin en büyükleri olarak hürmet ve saygı görürler, herkes onlara hizmet ederdi. Onların işleri görülür, istekleri derhal yerine getirilirdi.
Herkes onlara saygı gösterir ve hizmetlerini görürlerdi. Onlar efendi idiler. Çocuklar, evin küçükleri olarak yapabildikleri işlerde aileye yardım ederler, büyüklere hürmet ederler, sayar ve severler ve onlara hizmet ederlerdi. Yani, efendiler, anne-babalar veya dede ve neneler idi. Efendiler, evin büyükleri idi. Yani, kadınlar örtülü, tesettürlü; doğurdukları da onlara hizmetkâr ve yardımcı idiler. Şimdi ise efendiler değişti.

Kadınlar açılıp saçılıp cariyeleşti ve “cariye” hükmünü aldılar. Ve dikkat ederseniz kendi doğurdukları çocuklarına da hizmetkâr oldular.

Yani, doğurdukları onların efendileri oldu. Evet, cariyeler efendilerini doğurdular!..Sadakte Ya Resulallah!..Senin verdiğin bir haber daha gerçekleşti ve bizler, bu günün Müslümanları buna şahit olduk. Sen neyi haber verdin de olmadı? Demek, anlamalıyız ki, ahirete ait te ne haber vermişsen mutlaka olacaktır. Bizler, o haberlere de olmuş gibi veya gözümüzle görmüş gibi inanmalıyız.


Konumuza dönersek:
Bugünkü kadının işi: Çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak, kahvaltısını koymak, yemeğini yedirmek, elbiselerini yıkamak, giydirip kuşatmak, onu okula getirip götürmek, hatta okulun kapısında beklemek, ihtiyaçlarını almak için çalışıp çabalayıp kazanmak ve çocuğuna harcamak! vs… vs…Dikkat ederseniz günümüzde çocuklar efendilerdir ve efendiliklerinin de farkındalar ki hep emir ediyorlar. “Şunu isterim, bunu isterim” diyorlar. “Hayır” diyebiliyor musun?” Adeta anne babaların bütün dünyaları çocukları. Aman! Onlar rahat etsin. Aman! Onlar sıkıntı çekmesin. Aman! Çocuğuma bir şey olmasın. Aman! Okusun, büyük adam olsun. Aman… Aman… Aman…
Anneler çocuklarına hizmet ederken adeta kendilerini feda ediyorlar. Çocukları için her fedakârlığa katlanıyorlar. Görünüşte bu çok büyük bir kahramanlık. Onlar, çocukları için her şeyi yapıyorlar. Amma madalyonun öbür tarafı hiç te öyle değil. Onlar çocuklarının dünyalarını yapalım derken ahiretlerini yıkıyorlar. Yarın ahirette çocukları ateşi ve azabı görünce ilk olarak anne ve babalarından şikâyet edecekler! Ahiretimizi kurtaracak şeylere bizi sevk etmediler diye. Anne babalar bu yaptıkları hatanın daha dünyada da cezasını çekmektedirler. Çocuklar yaramaz ve hırçındırlar. Çocukların ahir zamanda yaramaz ve hırçın olacakları hadis-i şerifte de haber verilmiştir. Sen çocuğun için her fedakârlığa katlan, o senin için eziyet makinesi olsun! Ne dersiniz?

Açılıp saçılarak Allah (c.c.)’a isyan eden ve erkekleri günaha sokan bu kadınların yaptıkları yanlarına kalır mı? Tabii ki bu daha dünyadaki ceza. Ahiretteki cezasını ise bilseler boğazlarından lokma geçmez!
Günümüz çocukları zerre kadar anne ve babalarına saygı göstermedikleri gibi hakaret etmekten de geri kalmıyorlar. Belki cariyeleşmeyen ve Allah (c.c.)’ın örtün emrine uyan kadınların çocukları müstesnadır.

Öyleyse şimdi söyle bakalım:
-Açık saçık mısın? Evet…
- Doğurduğuna hizmet ediyor musun? Evet…
- Zaman ahirzaman mı? Evet…
Öyleyse denilebilir ki: Zaman ahir zamandır, Cariye efendisini doğurmuştur ve kıyametin kopması yakındır. Amenna ve saddakna!..."""
SELAHATTİN ALTINTAŞ


Yaziyi yeni okudumda,Anladim nasil oldugunu.Söyle cevreme baktim o acik sacik olanlar(Kendi yasadigim cevreye)acik sacik olanlar gercektende köledir efendilerine diyemiyorum,Cünki inanin belkide sevgileri Diger annelere göre daha hafif sanirim,Okumasi icin en az Kapalilar kadar heyecanli olsalarda kapalilar kadar genis aile yapisina kapalilar.Evet bana göre acik(Yani saci acik kadinlar)Daha cok cocuklarinin kisisel gelisimlerini daha iyi yapmasina özen gösterirken Tesettürlüler daha cok bagnaz yaklasmaktadir.Hala anneler büyümüs evlenecek yasa gelmis cocuklarinin cayina kadar yaparken Tesettürsüz olanalar kendi isini kendin yap diyorlar sizce hangisi efendilik hangisi kölelik?Sizce tesettür özgürlügün simgesi olabilirmi?Basi aciklari benzettiginiz bu cariyelik sizce hangisine yakisir?Biz cariyeyede,köleyligede karsiyiz karsi olusumuzun tek nedeni KURANDIR.Insan San ve serefli bir mahluktur taki Iman sahibi oldugu sürece Insanlarin sinesindekileri bir Bas örtüsüne baglamaniz oldukca sacma?O zaman RAHIBELER daha eftal degilmi sizin tesettürlülerden cünki ömür boyu birfiil onu hic eksik etmiyorlar?
 

yataðanlý

New member
Katılım
5 Şub 2009
Mesajlar
5
Tepkime puanı
11
Puanları
0
Ben, "cariye efendisini doğurdu" yazısını yazan Selahattin Altıntaş'ım. Yazıyı yayınlayan ve yorum yazan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Radikal isimli üyeye, özellikle de Bekir rumuzlu kardeşime teşekkür ediyorum. Bekir kardeşimin bakış açısı hoşuma gitti.
Cariyenin tesettürü konusunda bence tartışmaya hiç gerek yoktur. Zira bütün fıkıh kitaplarında onların tesettürünün hür kadınlar gibi olmadığı yazılıdır.
 
Üst Alt