Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Bu Bir tebliğdir

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
esselamualeykümverahmetullahveberekatuhu
sevgili kardeşlerim islam teslim demektir
müslüman teslim eden demektir

SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve onu (onun nefsinin kalbine) sem’î (kalbin işitme hassası), basar (kalbin görme hassası) ve fuad (kalbin idrak etme hassası) hassalarına (sahip) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönel (Allah’a ulaşmayı dile) ve böylece O’na (Allah’a karşı) takva sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.


Allah a ulaşmayı dilemeyen ebedi cehennemliktir

YUNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki; onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır

YUNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

sevgili kardeşlerim
hidayet unutulmuş
hedefler unutulmuş
hedefe ulaştırmaya vesile olan araçlar(namaz ,oruç,zekat,kelimei şahadet,hac)
hedef hailne getirilmiş insanlar ebedi cehenneme mahkum edilmiştir
İNSANLAR VARDIR CENNETLİK AMEL(namaz,oruç,hac,zekat,kelime i şaadet...) İŞLEMELERİNE RAĞMEN CEHENNEME GİDECEKLERDİR
DİYOR KAİNATIN EN BÜYÜK SULTANI
HZ MUHAMMED S.A.V EFENDİMİZ
BU BİR TEBLİĞDİR

ŞAHİD OL YARAB
ŞAHİD OL YARAB
ŞAHİD OL YARAB
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
Mutluluk Sizin De Hakkiniz

Mutluluk Sizin De Hakkiniz

Sevgili kardeslerim, kim Allah'a ulasmayi dilemezse o kisinin kurtulusu mümkün degildir. Gidecegi yer mutlak olarak cehennemdir.
Bir insan, Allah'a ulasmayi dilemeyince yapacagi amellerin onu kurtulusa ulastirmasi ne yazik ki mümkün degildir ve insanlar bunun böyle oldugunu bilmiyorlar. Allahû Tealâ'nin ortaya koydugu vakia söyle bir dizayni içeriyor, sevgili okuyucular:
Bir insan Allah'a ulasmayi ya diler, ya da dilemez ama dilemezse kurtulamaz.
Allah'a ulasmayi dilemeyen bir insanin cehennemden kurtulmasi mümkün degildir.
O kisi, Allah'a ulasmayi dilemenin disinda ne yaparsa yapsin, neticeyi degistiremez. Allah'a ulasmayi dilemenin disinda ne yaparsa yapsin sonuç degismez. Sonuç, cehennemdir. Dünya saadeti hep sifirdir. Allah'a ulasmayi dilemeyen bir insan mutlu olamaz! Manevî platformda hiçbir gelisme gösteremez. fikrî plânda ögrendigini zanneder ama aslinda asil ögrenmesi lâzim gelen seyi ögrenmemistir.
Niçin böyle söylüyoruz?
Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetleri sebebiyle böyle söylüyoruz. Diyor ki Allahû Tealâ:
10/YUNUS-7: Innellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki; onlar, Bize ulasmayi (hayatta iken ruhlarini Allah'a ulastirmayi) dilemezler. Dünya hayatindan razi olmuslardir ve onunla doyuma ulasmislardir ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardir.
10/YUNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Iste onlarin kazandiklari (dereceler) geregince varacaklari yer atestir (cehennemdir).

Kazandiklari dereceler itibariyle cehenneme giden bu insanlarin bir tek vasiflari vardir. Allah'a ulasmayi dilememislerdir. 12 defa Allah'in üzerinize farz kildigi ve 73 âyet-i kerimede bahsettigi "ruhu ölmeden evvel Allah'a ulastirma" müessesesini reddedenler ve tabii böyle olunca da hiçbir zaman Allah'a ulasmayi dilemeyenlerdir. Kurtuluslari mümkün degil bu insanlarin.
Sevgili okuyucular, bu istikamette acaba ne olmasi lâzim? Muhtevaya dikkatle bakin.
Allah ile olan iliskilerinizde, Allah'a ulasmayi dileyenler oldugunuz için hep Allah'a hamd ve sükretmelisiniz ki Allah'a ulasmayi dilediginiz anda kurtulusa ulasirsiniz. Çünkü Allahû Tealâ, sizi mutlaka 10 tane ihsanla mürsidinize ulastiracaktir, mutlaka hidayete adim attiracak ve hidayete erdirecektir. Ruhunuz mutlaka Allah'a ölmeden evvel ulasacaktir.
Kim Allah'a ulasmayi dilerse, ruhu her halükârda, bütün sartlarda mutlaka Allah'in Zat'ina ulasir. Bir tek istisnasiyla: Eger o kisinin hayati 3-4 ay yasamaya açik degilse, ruhunu Allah'a ulastirmadan evvel hayati, Allahû Tealâ tarafindan sona erdirilirse, o kisi evliya olamadan ölür ama Allah'in cennetine mutlak olarak girer. Bu kisinin hiç ibadeti olmasa da Allah'a ulasmayi dilemenin, onu mutlaka cennete götürecegini ögrenmis ve bütün kalbiyle istiyor Allah'a ulasmayi. Ruhunu Allah'a ulastirip Allah'in evliyasindan olmayi istiyor kisi, tahallukle. Bu istegini Allahû Tealâ isitmis, bilmis ve görmüs, islemleri hemen yapmis.
O kisinin gözlerindeki hicab-i mestureyi almis, kulaklarindaki vakrayi almis, kalbindeki ekinneti almis yerine ihbat koymus. Kalbinin nur kapisini Allah'a çevirmis, gögsünden kalbine nur yolunu açmis, 1-2 dakika içinde hepsi tamamlanmis. Ertesi gün de kisi ölmüs. Bu kisinin gidecegi yer, mutlak olarak Allah'in cennetidir. Çünkü Allah'in âyetleri açik ve net olarak söylüyor:
Âmenû olmanin en alt kademesi, 3. basamaktir. Allah'a ulasmayi dileyen kisi âmenû olur, dilemezse âmenû olamaz. Âmenû olmussa mutlaka kurtulacaktir. Vel Asr Suresinde diyor ki Allahû Tealâ:

103/VEL ASR 1: Vel asr(asri).
Asra (zamana) yemin ederim.
103/VEL ASR-2: Innel insâne le fî husr(husrin).
Muhakkak ki insanlar hüsrandadirlar.
103/VEL ASR-3: Illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakki ve tevâsav bis sabr(sabri).
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamagi asanlar) hariç ve amilüssalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar (ikinci 7 basamagi asanlar) hariç ve (Allah'a ruhen ulasip) Hakk'i tavsiye edenler (üçüncü 7 basamagi asanlar) hariç ve sabri tavsiye edenler (dördüncü 7 basamagi asanlar) hariç.

Öyleyse hüsranda olmak nedir acaba? Mu'minun Suresinin 103. âyet-i kerimesi cevap veriyor suale:

23/MU'MINUN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Kimin mizani (sevap tartilari) (kiyâmet gününde) hafif gelirse onlar nefsleri hüsranda olanlardir, onlar cehennemde ebediyyen kalacaklardir.

Sevgili okuyucular, can dostlarim, gönül dostlarim hüsranda olanlar, günahlari sevaplarindan fazla olanlardir.
Peki, Allah'a ulasmayi dilemeyenler kimler? Iktisap ettikleri dereceler itibariyle ateste kalanlar, cehennemde olanlar.
Iktisap ettikleri derecelerin ne olmasi lâzim? Kisinin kazandigi derecelerin, kaybettigi derecelerden fazla olmasi lâzim. Böyle olursa Allah'in cennetine girebilir. Eger kaybettigi dereceler fazlaysa girecekleri yer cehennemdir ve burada da zaten ateste olacagini söylüyor iktisap ettigi dereceler itibariyle. Yani Allah'a ulasmayi dilemeyen herkesin mutlaka kaybettigi dereceler, kazandigi derecelerden fazladir.
Istisna? Hayir, yok. Konunun tevîle muhtaç bir tarafi da yok. Tevîl götürür tarafi da yok. Kim Allah'a ulasmayi dilemezse, kaybettigi dereceler kazandigi derecelerden fazladir. Gidecegi yer ise cehennemdir. Son derece açik olarak söylüyor Allahû Tealâ:
"Kim Allah'a ulasmayi dilemezse o kisi Benim âyetlerimden gâfildir. Allah'in âyetlerini bilmez."
Bilseydi bunun, üzerine 12 defa farz kilindigini bilirdi. Ve Allah'in farzlarini yerine getirmenin mutlak gerekliligine inanirdi. Ve mutlaka ruhunu Allah'a ulastirmak konusunda harekete geçerdi. Ama kisi, Allah'a ulasmayi dilemeyen bir kisinin cehenneme gidecegini de, bilmiyor. Cehalet sebebiyle kendisine ögretilmedigi için, daha açik bir ifadeyle, ögretme mevkiinde olanlar da o konunun cahili olduklari için, Allah'in âyetlerinden haberdar olmadiklari için. Allahû Tealâ açikça söylüyor:
Öyleyse kisi ögretme mevkiinde de olsa, ögrenen mevkiinde de olsa Allah'a ulasmayi dilemiyorsa Allah'in âyetlerini bilmiyor, Allah'in âyetlerinden gâfildir.
Ögretim kadrolarindan her kim, Allah'a ulasmayi dilemiyorsa Allah'in onlar hakkindaki hükmü açik ve kesindir:
"Onlar Benim âyetlerimden gâfil olanlardir."
Gâfil olmasalardi ne olacakti? Allah'a ulasmayi kendileri dileyeceklerdi, yetmez ilimlerini kime ögretiyorlarsa onlara da diyeceklerdi ki:
"Müfredat programinda yok bu ama Kur'ân'da var. Sen mutlaka Allah'a ulasmayi dilemek mecburiyetindesin."
Elbette Allah'a ulasmak mecburiyetinde kisi, ama ayni zamanda konunun bir püf noktasi var: Kim Allah'a ulasmayi dilerse; Allah, onu otomatik olarak Allah'a ulastiriyor.
Öyleyse bir taraftan Allahû Tealâ, bütün ihsanlarini ve ni'metlerini sunuyor kuluna.
"Ey kulum, sen Benden sadece bir talepte bulunacaksin. Diyeceksin ki: Ben Sana ulasmak, ruhumu Sana ulastirmak istiyorum." Tamam... Gerisi senin isin degil, diyor. Gerisi Benim isim, çünkü Benim sözüm var. Kim Bana ulasmayi dilerse, mutlaka Ben onu Kendime ulastiririm."
Allah'a ulasmayi dileyen kisi âmenû olan kisidir. Ve Hud Suresi 29. âyet-i kerime, Hz. Nuh kavmine diyor ki:

11/HUD-29: Ve yâ kavmi lâ es'elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenu, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
Ve ey kavmim! Buna (teblig ettigim seylere) karsilik sizden mal olarak (bir sey) istemiyorum. Eger ücretim (ecrim) varsa ancak Allah'a aittir. Ve ben âmenû olanlari tardedecek (uzaklastiracak, kovacak) degilim. Muhakkak ki; onlar, Rab'lerine mülâki olacaklar. Ve lâkin ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

"Muhakkak" (inne) kullanmis Allahû Tealâ.
Öyleyse kim ulastiracak? Allah ulastiracak.
Kimin ruhunu ulastiracak? Sadece Allah'a ulasmayi dileyen kisinin.
Dilemezse kisi? Dilemezse, gidecegi yer mutlak olarak cehennem.
Peki dilerse? Dilerse, mutlaka Allah'in Zat'ina ulasacak. Yetmez, kurtulusa da ulasacak. Mulk Suresi 8, 9, 10. âyetler... Allahû Tealâ diyor ki:

67/MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkiye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ elem ye'tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Herbir grup cehenneme atildiginda, cehennem bekçileri (vazifelileri) onlara, "Size nezir (ikaz edici, uyarici) gelmedi mi?" derler.

Aslinda söyledikleri: "Size Allah'in nezirleri gelip de buraya, cehenneme geleceginizi söyleyerek sizi uyarmadilar mi?"
Ne söyledigini âyet-i kerime almamis ama arkadan gelen sözlerden anliyoruz ki: "Neden cehenneme gireceksiniz? Çünkü siz Allah'a ulasmayi dilemediniz, onun için cehenneme gireceksiniz."
Dileselerdi ne olacakti? Gözlerindeki hicab-i mesture alinacakti, kulaklarindaki vakra, kalplerindeki ekinnet alinacakti. Âyet-i kerimenin gelisinden bunlarin alinmadigini, nezirin uyarisini yaptigini ama onlarin bas gözlerindeki hicab-i mesture sebebiyle onu irsad makami olarak kabul etmediklerini, kulaklarindaki vakra sebebiyle söylediklerini isitmediklerini, kalplerindeki ekinnet sebebiyle idrak edemediklerini görüyoruz. Sonraki âyet-i kerimeye, devamina bakalim:

67/MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fekezzebnâ ve kulnâ ma nezzelallâhu min sey'(sey'in), entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
(Cehenneme atilanlar) derler ki: "Evet, andolsun ki bize nezir geldi. Ama biz onu yalanladik ve Allah hiçbir sey indirmemistir." dedik ve "Siz, büyük bir sapiklik içindesiniz." dedik.

Ne demek bu? Yani nezir onlara diyor ki: "Bak, Kur'ân-i Kerim'deki bu Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetleri geregince buraya, cehenneme geleceginizi o nezirler size gelip de söylemediler mi? (Hepsine hitap ediyor.) Her milletten olana her zaman parçasinda ayri ayri nezirler geldigine göre bütün nezirler resûldür. Cehennemde olan herkes bundan nasibini alir.
Cehennemde olan kisiler, Allah'a ulasmayi dilemeyenler...
Böyle bir dizaynda Allahû Tealâ'nin söyledigi muhteva, o kisinin Allah'a ulasmayi dilemedigi hususudur ki, bu sebeple cehenneme gelmis. Ama dilemediginin kesin belirtilerini arkadan görüyoruz:
O bize geldi ve sizin söylediklerinizi söyledi. Cehenneme gidecegimizi söyleyerek bizi uyardi. Ama biz, ona dedik ki: "Allah hiçbir sey indirmemistir." Yani senin söyledigin gibi Kur'ân-i Kerim'i Allah indirmemistir. (O zaman Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetleri de bu insanlar tarafindan zaten yok farzediliyor.)
Daha ötesi de var: "Biz seni dalâlet içinde görüyoruz."
Her devirde bu olay olmustur, sevgili kardeslerim. Hidayetin sahibi olarak gelen resûlü, hidayetin temsilcisini dalâlette görür insanlar. Çünkü hidayet ve dalâlet kavramlarini bilmezler. "Dalâlet kelimesi (sapiklik) demek, bu adam bizim söyledigimizden farkli seyler söyledigine göre, bu adam bir sapik." diye düsünürler.
Ne söylüyor:
-Ruhunuzu Allah'a ulastiracaksiniz.
Peki bugünün insanlari ne diyor?
-Islâm'in 5 tane sarti vardir, bu sartlari yerine getiren mutlaka Allah'in cennetine girer. Senin söylediklerin bizi hiç alâkadar etmez. Biz isimizi biliriz, mutlaka kurtuluruz. Kaç sebepten birden kurtuluruz, diyorlar:
Birincisi, biz Allah'a inaniyoruz, mü'miniz. Allahû Tealâ da diyor ki: "Biz bütün mü'minleri cennetimize alacagiz, hesapsiz riziklandiracagiz."
Sonra?
- Kiyâmet günü, biz mü'min oldugumuza göre, Peygamber Efendimiz (S.A.V) zaten bize sefaat edecek. Öyleyse korkacak nemiz var ki? Birincisinde olmazsa ikincisi... Mutlaka biz Allah'in cennetine gireriz. Ee tabii, namaz kilmadigimiza, oruç tutmadigimiza göre, görevlerimizi yapmadigimiza göre Allahû Tealâ, bizi elbette baslangiçta cehennemine atacak biraz, hafif tertip kavuracak ve sonra da oradan alip cennetine atacak. Sonsuza kadar cennette kalacagiz.
Iste, bunu söylerler. Simdi âyet-i kerimenin devamina bakalim. Ne demisler?
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
Devami

Devami

-Allah hiçbir sey indirmemistir, demisler.
Baska ne demisler?
-Muhakkak ki biz, seni dalâlette görüyoruz, demisler.
Öyleyse burada muhtevaya baktigimiz zaman bu adamlarin gözlerinde hicab-i mesture oldugu kesin. Çünkü irsad makamini irsad makami olarak görmüyor, irsad makamini dalâlette olarak görüyorlar.
Kulaklarinda vakra oldugu kesin. O, Kur'ân'dan âyetlerle söylüyor ve karsisindaki kisi de diyor ki:
-Hayir, Allah hiçbir sey indirmemistir.
Yani ne Tevrat'i, ne Zebur'u, ne Incil'i, ne Kur'ân-i Kerim'i; Allah hiçbirini indirmemistir.
Yani söyledigi âyetlere de inanmiyor, anlamiyor, idrak etmiyor. Kulaklarinda vakra var isitmiyor, yani mânâyi anlamiyor ve kalbinde de ekinnet oldugu için idrak etmesi de mümkün degil irsad makaminin söylediklerini.
Burada Mulk Suresinin muhtevasina bir defa daha bakmakta fayda var. Diyor ki Allahû Tealâ:

Kullemâ ulkiye fîhâ fevcun.
Onlarin hepsi fevc fevc (bölük bölük) gelirler, cehennemin içine atilirlar.
Seelehum hazenetuhâ.
Cehennemin bekçileri onlara sual ederler.
Elem ye'tikum nezîr(nezîrun).
"Size nezir (ikaz edici, uyarici) gelmedi mi?"
Cevap:

67/MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fekezzebnâ ve kulnâ ma nezzelallâhu min sey'(sey'in), entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
(Cehenneme atilanlar) derler ki: "Evet, andolsun ki bize nezir geldi. Ama biz onu yalanladik ve Allah hiçbir sey indirmemistir." dedik ve "Siz, büyük bir sapiklik içindesiniz." dedik.

Yani kulaklarinda vakra var, onun söylediklerini isitmiyor.
"Biz onu tekzip ettik, yalanladik."
Bütün resûlleri, bütün nezirleri yalanlamis bütün kavimler, bütün insanlik tarihi boyunca. Hep reddetmisler, inkâr etmisler.

Ve kulnâ ma nezzelallâhu min sey'(seyin).
Ve biz dedik ki: "Allah hiçbir sey indirmemistir."
Entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
"Siz büyük bir sapiklik içindesiniz." dedik.

67/MULK-10: Ve kâlû lev kunnâ nesmau ev na'kilu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve derler ki: "Eger biz isitmis ve akletmis (idrak etmis) olsaydik burada ates ehlinin içinde mi olurduk?"

Ev na'kilu.
Ve dediler ki: Isitmis olsaydik, kulaklarimizdaki vakra alinmis olsaydi, isitecektik. Veya akil etmis olsaydik, yani kalbimizdeki ekinnet alinsaydi da yerine ihbat konsaydi ve böylece idrak etmis olsaydik, o zaman akil etmis olacaktik.

Mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Bu azgin atese atilanlarin arasinda olur muyduk o zaman?

Böyle diyorlar: "Eger biz isitmis ve akil etmis olsaydik o devirde, kulaklarimizdaki vakra alinmis ve kalbimizdeki ekinnet alinmis olsaydi, yerine ihbat konulmus olsaydi ve bas gözümüzdeki hicab-i mesture alinmis olsaydi ve onu irsad makami olarak görebilseydik, dalâlet içinde olarak görmeseydik, söylediklerini isitebilseydik, mânâsina varabilseydik, kalbimize indirip idrak edebilseydik, akil edebilseydik burada cehennemde mi olurduk?
Öyleyse kulaklarindaki vakra alinmis olanlar, kalbindeki ekinnet alinmis olanlar, gözlerindeki hicab-i mesture alinmis olanlar, Allah'a ulasmayi dileyenlerdir. Onlarin cehennemde isi yok.
Cehenneme atilan insanlari, cennete girenlerden ayiran sey ne? Gözlerindeki hicab-i mesture, kulaklarindaki vakra, kalplerindeki ekinnet. Öyleyse burada bir vakiadan hareket etmek mecburiyetindeyiz.
Kim Allah'a ulasmayi dilemezse, mutlaka günahlari sevaplarindan fazla, gidecegi yer mutlaka cehennem.
Kim Allah'a ulasmayi dilerse, mutlaka sevaplari günahlarindan fazla, gidecegi yer mutlaka cennet.
Allahû Tealâ, Allah'a ulasmayi dileyen bir kisinin bu dilegini gördügü zaman ona, her verdigi ihsanla derecesini yükseltiyor. Ve herkeste farkli bir yükseltme var, herkese göre farkli yükseltiyor. Öyle bir noktaya ulastiriyor ki onlari, onlarin sevaplari günahlarindan fazla oluyor. Kim bunlar? Allah'a ulasmayi dileyen ama mürsidine ulasamadan evvel ölenler. Allahû Tealâ, verdigi her ihsaniyla ayni zamanda ona dereceler veriyor. Sadece Allah'a ulasmayi diledi diye ve verdigi bu dereceler, o kisinin günahkâr durumu hangi dereceyi gösterirse göstersin, mutlaka o dereceyi asiyor. Pozitif dereceleri (kazandigi dereceler), kaybettigi dereceleri mutlak olarak asiyor.
Öyleyse sevgili okuyucular, böyle bir dizaynda Allahû Tealâ onlara mutlaka bu dereceleri asirtiyor. Kimler bunlar? Mürsidlerine ulasamadan evvel ölmüs olanlar.
Allah'a ulasmayi diledikleri anda 2-3 dakika içinde Allahû Tealâ, hicab-i mestureyi de, vakrayi da, ekinneti de aliyor yerine ihbat koyuyor. Hatta o kisiye ulasip onun kalbinin nur kapisini da Allah'a çeviriyor. Ve bu çevirme islemini mutlaka yapiyor. Yaptigi kisi eger mürsidine ulasamadan ölürse, her yaptigi bu güzel mükâfatla herbiri için de o kisinin derecelerini öyle bir arttiriyor ki, kazandigi dereceler kaybettigi dereceleri asiyor. Kisi mutlaka cennete giriyor. Hangi standartta giriyor? Cennetlik olarak giriyor. Günahlari sevaplarindan az olarak giriyor. Halbuki Allah'a ulasmayi dilemeden birkaç dakika evvel o kisinin günahlari sevaplarindan fazlaydi.
Allahû Tealâ, o kisi Allah'a ulasmayi dileyince onun kalbindeki bu talebi gördü, isitti ve bildi. Derhal Rahîm esmasiyla tecelliye basladi. Bu tecelliyi söyledigimiz standartlari olusturdu: Vakra, ekinnet ve hicab-i mesture, nur kapisinin Allah'a çevrilmesi hüviyetleri... Herbirine Allahû Tealâ öyle rakamlar verdi ki, pozitif rakamlar; kisinin kazandiklari, kayiplarini asti.
Kimlere verdi bunu? Mürsidine ulasmadan evvel ölenlere verdi ki; onlar, cennete gitsinler, 1. kat cennetin sahibi olsunlar.
Eger bu kisi mürsidine ulasirsa, ulastigi taktirde Allah onun sevaplarini günahlarindan fazla yapmiyor, çok daha büyük bir ni'met veriyor ona. Çünkü bu kisi mürsidine ulastigi an, ni'mete de kavusmustur. Onun günahlarindan daha çok sevabi olmaz. Onun bütün günahlari sevaba çevrilir. Günahlari sifirlanir, sevaplari zaten duruyordur, bütün günahlari da sevaba çevrildigi için sadece sevaplardan olusan bir hazinenin sahibi olur kisi daha baslangiçta, tâbî oldugu an (Furkan-70).
Allahû Tealâ Furkan-69'da cehenneme girecek olanlardan bahsediyor:

25/FURKAN-69: Yudâaf lehul azâbu yevmel kiyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Kiyâmet gününde onun için azap kat kat artar ve orada ebediyyen alçaltilarak kalir.

Onlarin günahlarinin ve azaplarinin artacagindan bahsediyor. Sonra da diyor ki:

25/FURKAN-70: Illâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen). Ama (mürsidin önünde) tövbe eden ve (mürsidin önünde tövbe etmek suretiyle kalbine îmân yazildigi için) mü'min olan ve (ayni sebeple) nefsi islâh edici ameller isleyen kisinin Allah günahlarini sevaba çevirir. Ve Allah günahlari sevaba çeviren ve rahmet gönderendir.

Allah'a ulasmayi dileyerek, 10 tane ihsanla geldigi irsad makaminin önünde, kim tövbe eder de mü'min olursa...
Niçin mü'min olacak? Allah kalbinin mührünü açacak, küfür kelimesini alacak, içine îmâni yazacak. Kalbine îmân yazildigi için de kisi, kesin bir standartta mü'min olmak serefine erecek.
Ve amilüssalihata, nefsi islâha baslarsa, nefs tezkiyesine baslarsa... Nefsi islâh edici ameller...
Ne zaman baslar? Ancak tâbiiyetten sonra baslar, o noktadan itibaren gerçeklesebilir nefs tezkiyesi. "Onlarin bütün seyyiatini hasenata çeviririz." diyor Allahû Tealâ.

25/FURKAN-71: Ve men tâbe ve amile sâlihân fe innehu yetûbu ilallâhi metâbâ(metâben).
Kim tövbe eder ve islâh edici amel (nefs tezkiyesi) islerse muhakkak ki o Allah'a tövbeleri kabul edilmis olarak ulasir.

Simdi burada farkli bir olay oldu. Eger o kisi mürsidine ulasamadan evvel ölmüs olsaydi Allahû Tealâ, onun bütün günahlarini sevaba çevirmeyecekti. Allahû Tealâ, ona sadece dereceler ihsan edecekti. Hicab-i mestureyi aldigi zaman belli bir miktar derece, kulaktaki vakrayi aldigi zaman belli bir miktar derece, kalpteki ekinneti aldigi zaman belli bir miktar derece, kalbin nur kapisini Allah'a çevirdigi zaman belli bir miktar derece, o kisinin gögsünden kalbine nur yolunu açtigi zaman belli bir miktar derece... (Birkaç dakikanin içinde bunlarin hepsi tamamlaniyor.) Bu kisi, mürsidine ulasamadan öldügü taktirde Allahû Tealâ'nin verdigi dereceleri de, o kisinin o güne kadar kazandigi derecelere eklediginizde, bu derecelerin toplami mutlaka onun kaybettigi derecelerden fazla çikar.
Öyleyse o kisinin yasamasi söz konusuysa, mürsidine ulasmasi söz konusuysa, o zaman böyle bir islem yapilmaz, ilâveler yapilmaz, onun bütün günahlari sevaba çevrilir. Yani bundan çok daha büyük bir mükâfat alir ve Allah'in yoluna girer. Ruhu vücudundan ayrilir, nefs tezkiyesine baslar, her kademede de ruhu Allah'a dogru yükselecektir. Öyleyse burada Allahû Tealâ'nin yaptigi sey, kisi mürsidine ulasmissa çok daha büyük bir olay. O kisinin o güne kadarki bütün günahlari sevaba çevrilir. Yani adeta Allahû Tealâ kisinin cehenneme gitme ihtimalini kökünden yok ediyor. Neden? Onunla da kalmiyor çünkü. O güne kadar o kisiye 1'e 10 verirken, 10 tane ihsanla mürsidine ulasan kisiye 1'e 100 vermeye basliyor.
Ruhu zemin kat ve 1. kattayken 1'e 100.
2. kata geçecek ruhu, 1'e 200.
3., 4., 5., 6., 7. katlar 300, 400, 500, 600, 700.
1'e 700'le o kisinin ruhu Allah'a ulasacak. 1'e 700'le daha ileride fizik vücudu Allah'a teslim olacak. 1'e 700'le nefsi Allah'a teslim olacak. 1'e 700'le irsada ulasacak. 1'e 700'le salâh makaminin son noktasina, hakka tukatihi takva'ya ulasacak.
Öyleyse düsünebiliyor musunuz? Kisi irsad makamina ulasip da 10 tane ihsanla tâbî oldugu an, bütün günahlari sevaba çevriliyor. Yani sifir günahla basliyor ama eskiden isledigi onca günahin hepsi sevaba çevrilmis. Yetmez, artik bu kisi namaz kiliyor, bu kisi oruç tutuyor, bu kisi zekât veriyor, bu kisi zikir yapiyor. Devamli derecat kazaniyor yaptigi bu islevlerle ve artik 1'e 10 almiyor, 1'e 100 aliyor. 1'e 100 aldigi sürece o kisinin her gün kazandigi derecelerin 100 katindan daha fazla günah islemesi lâzim ki cehenneme gidebilsin.
2. kattayken 200 katindan fazla hergün günah kazanmasi lâzim.
3., 4., 5., 6. katlarda artiyor. 7. katta hergün o kisinin kazandigi derecelerin 700 katindan daha fazla günah islemesi lâzim bir kisinin. Böyle bir seyse, imkânsiz. Bunun tatbik sahasi bulmasi mümkün degil. Hiçbir standart içinde bu gerçeklesemez. Hiç kimse hayatinin hergününde kazandigi derecelerin 700 katindan daha fazla günah isleyemez. Öyleyse burada bir etken var. Allah garantiye aliyor kulunu. Sevaplari günahlarindan fazla olarak kiyâmet gününe ulassin da o kisi mutlaka Allah'in cennetine girsin diye. Bu konuda Allah'in garantisi var.
Iste sevgili okuyucular, can dostlarim, gönül dostlarim. Allah'a ulasmayi dileyen bir insanla, dilemeyen bir insanin arasinda görüyorsunuzki büyük farkliliklar olusuyor.
Öyleyse 2 ayri cepheden bakiyoruz olaya: Cehennem ve cennet. Allah'a ulasmayi dilemeyen bir kisi mutlaka cehenneme gider. Çünkü o kisinin kaybettigi dereceler mutlaka kazandiklarindan fazladir.
Ve kim Allah'a ulasmayi dilerse, diledigi an, Allahû Tealâ'nin onu isittigi, bildigi ve gördügü an, o kisi Allah'in cenneti için ehil kabul edilir Allahû Tealâ tarafindan. Mürsidine ulasmadan evvel ölürse Allahû Tealâ verdikleriyle ilâveler yaparak, onun kazandigi dereceleri kaybettiklerinden üste çikaracak, mutlaka onu cennetine ulastiracaktir.
Eger mürsidine tâbî olduktan sonra o kisi ölürse bu sefer 2. kat cennetin sahibi olacaktir, çünkü o kisi 2. safhayi tamamlamistir ve nefs tezkiyesinin neresinde ölürse o kadar daha fazla derecat kazanmis olacaktir.
Simdi böyle bir durumda Allahû Tealâ'nin o kisinin Allah'a ulasmayi dilemesi halinde ne olacagina bakalim:

42/SURA-13: Serea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmud dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel musrikîne mâ ted'ûhum ileyh(ileyhi), allahu yectebî ileyhi men yesâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu). "Dîni ikame edin ve firkalara ayrilmayin." diye dîn olarak Nuh'a vasiyet ettigimizi, sana vahyettigimizi, Ibrâhîm'e, Musa'ya ve Isa'ya vasiyet ettigimizi, sizin için de (Allah) seriat kildi. Müsriklere, kendilerini davet ettigin sey (Allah'a davet ve tek Allah'a inanmak) agir geldi. Allah, kimi dilerse onu Kendisine seçer ve Kendisine yöneleni, O'na (Kendisine) ulastirir.
Iste Allah'in seçtiklerinden bir kisi Allah'a ulasmayi dilemis, bunun üzerine Allahû Tealâ Yusuf Suresinin 53. âyet-i kerimesine göre Rahîm esmasiyla tecelli ediyor. Diyor ki Hz. Yusuf orada:

12/YUSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çikaramam). Çünkü; nefs, mutlaka sui olani (serri, kötülügü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasiyla tecelli ettigi (nefsler) hariç. Muhakkak ki; Rabbim magfiret eden (günahlari sevaba çevirendir), Rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

Rahîm esmasiyla Allah'in tecelli ettigi nefsler olacak. Iste kim Allah'a ulasmayi dilerse, Allah'in Rahîm esmasi çalismaya baslar.
Bütün insanlarin gözlerinde hicab-i mesture var, kulaklarinda vakra var, kalplerinde ekinnet var. Allahû Tealâ diyor ki Isra Suresinin 45 ve 46. âyetlerinde:

17/ISRA-45: Ve izâ kara'tel kur'âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu'minûne bil âhireti hicâben mestûrâ(mestûren) Sen Kur'ân'i okudugun (onlara anlattigin) zaman seninle onlarin arasina, ki onlar ahirete inanmazlar, gizli (örtülü) bir perde koyariz (hicab-i mesture).
17/ISRA-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakren), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur'âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
Onlarin kalpleri üzerine ekinnet koyariz ki onu Kur'ân'i (senin söylediklerini) anlamasinlar (idrak, fikih edemesinler). Ve onlarin kulaklarina vakra (isminde bir engel) koyariz (seni isitmelerine mani oluruz). Sen Kur'ân'da Rabbinin tekligini zikrettigin zaman onlar nefretle arkalarini dönerler.

Öyleyse Allah'a ulasmanin ve dilemenin olmadigi bir ortamda, dilemeden evvel insanlarin gözlerinde hicab-i mesture var, kulaklarinda vakra var, kalplerinde ekinnet var ve isitmiyorlar, görmüyorlar. Ve bu insanlar, ne yazik ki gidecekleri yer cehennem olanlar.
Sonra o kisilerin kalplerine ihbat koyariz diyor, Allahû Tealâ Hac Suresinin 54. âyet-i kerimesinde:

22/HAC-54: Ve li ya'lemellezîne ûtul ilme ennehul hakku min rabbike fe yu'minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sirâtin mustakîm(mustakîmin).
Ve kendilerine ilim verilenler onun Rabbinden bir hak oldugunu bilsinler diye ve ona inansinlar diye onlarin kalplerine ihbat konmustur. Muhakkak ki Allah âmenû olanlari Sirati Mustakîm'e ulastirir.
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
devamı

devamı

O kendilerine ilim verilenler, emin olsunlar ki; irsad makaminin sahibi Allah'in söylediklerini söyler.
"Onun sözlerinin Hakk'tan gelenler oldugunu idrak etsinler diye, Biz, ilim verilenlerin kalplerine ihbat koyduk." diyor Allahû Tealâ.
Yani kalplerindeki ekinneti aldik, diyor.
Kulaklarindaki vakranin, gözlerindeki hicab-i mesturenin de alinmasi söz konusu Rahîm esmasiyla.
Allahû Tealâ bütün bu islevleri 2-3 dakikalik bir zaman parçasinda yapar.
En'am Suresinin 36. âyet-i kerimesi diyor ki:

6/EN'AM-36: Innemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb'asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
(Davete) ancak isitenler icabet eder.Ve Allah ölüleri (ölü olan kulaklardaki isitme hassasini, ölü olan kalplerdeki fuad hassasini, ölü olan gözlerdeki görme hassasini) diriltir. Sonra O'na döndürülürler. (Hayatta iken, ruhu mürsid eliyle Allah'a döndürülür).

Kim Allah'a ulasmayi dilerse Allah, onlarin iç dünyalarinda Allah'in kapali olan kapilarini birer birer açacaktir. O kisi, Allah'in emrettigini yapmistir. Iradesini Allah'in emrettigi istikamette kullanmistir, yani Allah'a ulasmayi o kisi dilemektedir. Dileyip dilemedigini de en iyi bilen Allah'tir.
Bununla kalmaz Allahû Tealâ, Tegabun Suresinin 11. âyet-i kerimesi geregince o kisinin kalbine ulasir:

64/TEGABUN-11: Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bikulli sey'in alîm(alîmun).
Allah izin vermedikçe kimseye bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a âmenû olursa Allah onun kalbine ulasir. Ve Allah herseyi bilir.

Ulasirsa ne yapar? Kalbin nur kapisini seytana dönük konumdan Allah'a dönük konuma getirir. Ve Allahû Tealâ bu istikamette yardim ediyor kisiye, kalbinde degisiklik yaparak. Kaf Suresi 33. âyet-i kerime:

50/KAF-33: Men hasiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).
Gaybte Rahmân'a husû duyan ve (Allah'a) dönük bir kalple (Allah'in huzuruna) gelenlerdir.

O kisinin gögsünden kalbine nur yolunu açiyor. En'am Suresi 125. âyet-i kerime:

6/EN'AM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yesrah sadrehu lil islâmi, ve men yurid en yudillehu yec'al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa'adu fîs semâi, kezâlike yec'alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu'minûn (yu'minûne).
Artik Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun gögsünü teslime (Islâm'a) açar. Kimi dalâlette birakmayi dilerse, onun gögsünü semâda yükseliyormus gibi daralmis, sikintili yapar. Böylece Allah, mü'min olmayanlarin üzerine azap (darlik, güçlük) verir.

Öyleyse Allahû Tealâ, Allah'in nurlarinin o kalbe ulasabilmesi için kalbe dogru, kalbe ulasan bir yol açiyor.
Bundan sonra kisi, zikredecektir ve nefsinin kalbinde rahmet oraya girmeye baslayarak husû olusacaktir %2 nurla. Sonra Allahû Tealâ, o kisiye mürsidini gösterecektir. Ne karsiligi olarak gösterecektir? Sadece o kisi, Allah'a ulasmayi dilemistir, Allah'a bir adim atmistir. Öyleyse Allahû Tealâ, ona 10 tane adim atacaktir. Iste saydigimiz 10 tane ihsan, 10 tane adimidir Allahû Tealâ'nin. 1'e 10'la o kisiyi mükâfatlandirmistir, Allah'a ulasmayi diledigi için.
O kisiyi husû sahibi kilar dedik, Hadid Suresinin 16. âyet-i kerimesi geregince:

57/HADID-16: Elem ye'ni lillezîne âmenû en tahsea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakki ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne)."
Âmenû olanlarin kalplerinde Allah'in zikri ile (ve bu zikirle) Hakk'tan inen seyle (nurla) husûya ulasmak (husû sahibi olmak) zamani gelmedi mi? Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman zarfinda Allah'i zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet baglayan (kalpleri zikirsizlikten kararan ve sertlesen ve hastalanan) kimseler gibi olmasinlar (zikretsinler ki kalpleri kararmasin). Onlarin çogu fasiklardir (hidayete erdikten sonra yoldan çikanlardir).

O kisiye mürsidini gösterecektir, husû sahibi oldugu için. Allahû Tealâ Bakara Suresinin 45 ve 46. âyetlerinde diyor ki:

2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alel hâsiîn(hâsiîne)."
(Allah'tan) sabirla ve namazla yardim (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu, (hacet namazi ile kisiyi Allah'a ulastiran mürsidi sormak) husû sahibi olanlardan baskasina elbette agir gelir.
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâku rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O (husû sahipleri) ki; onlar, Rab'lerine (dünya hayatinda) muhakkak mülâki olacaklarini ve (sonunda ölümle) mutlaka O'na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanirlar).

Böyle bir kisi, hacet namazini kilip da Allah'tan sorarsa, Allah onlara mutlaka istianenin karsiligini gösterecek, yani onlarin ulasmalari lâzim gelen mürsidi gösterecektir.
Bütün bunlar Allah'a ulasmayi dileyen bir kisi için geçerlidir. Dilemeyen bir insan için bunlarin hiçbirisi olusmaz.
Ve cennete girmek, Allah'a ulasmayi dilemek sartinin, "olmazsa olmaz" sartinin mutlak bir gerekliligidir. Bir insan Allah'a ulasmayi dilemiyorsa ne yaparsa yapsin; ne kadar ibadetin sahibi olursa olsun, hangi ibadetleri yaparsa yapsin ömrü boyunca, ibadetleri o kisiyi asla kurtaramaz. Gidecegi yer, ne yazik ki; cehennemdir.
Sevgili okuyucular, Allahû Tealâ'nin hepinizi sonsuz mutluluklara ulastirmasi dualarimizla, dileklerimizle yazimizi insaallah burada tamamliyoruz.
Allah hepinizden razi olsun.
 

sandaliye

New member
Katılım
17 Eki 2005
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Copy-Paste mi yapiyorsunuz bana mi öyle geldi ?
 

mesud

New member
Katılım
24 Eyl 2005
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
ERHAN SEN ALLAH'A MI İMAN EDİYOR SUN YOKSA İSKENDEREMİ ALLAH'IN KİTABINA NASIL BU KADAR İFTİRA ATABİLİYORSUN KURAN DA OLMADIĞI HALDE BU KURANDADIR ALLAH'IN SÖZUDUR DEMEK KUFURDUR HAŞA ALLAH'KURANDA HİÇ BİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMAMIŞKEN İSKENDER NAISIL KURANA KURANDA OLMAYAN ALLAHA İFTİRA DOLU SAÇMA ŞEYLER EKLİYOR KENDİNİZE GELİN KURAN DAN AYRI OLAN RİSALET NURLARINA EL UZATIP İSTEDİĞİNİZ ŞEKİLDE DEYİŞTİRİP PARENTEZ EKLEYİN
AMA ÇEKİN ELİNİZİ KURANDA
DAVETMİŞ SEN İNSANLARI NEYE DAVET EDİYORSUN İSKENDERİN AYETLERİNE İMAN ETMELERİNEMİ KURANA GÖRE SİZİN HUKMUNUZ NEDİR BİLİYORMUSUZ
BAK KARDEŞİM İFTİRA ATIĞIN ALLAH'IN KİTABIDIR HERHANGİ BİR KİTAP DEYİL LUTFEN ALLAHIN KALEMİNE İFTİRA ATMAYIN ATINCADA AŞAĞIDAKİ AYETLERİ GÖZ ÖNUNDE BULUNDURUN ŞAYET İNANIYORSAZ


Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır. (3/94)

Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter! (4/50)

Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz. (5/103)
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (6/21)

Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan birşeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler.O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler. (Ali İmran 78)

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün ‘şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (6/93)

Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? (7/28)

Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp-kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kâfirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler. (7/37)

Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür! (7/177)

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkarları kurtuluşa erdirmez. (10/17)

Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" (18/15)
 

mesud

New member
Katılım
24 Eyl 2005
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
mesud' Alıntı:
ERHAN SEN ALLAH'A MI İMAN EDİYOR SUN YOKSA İSKENDEREMİ ALLAH'IN KİTABINA NASIL BU KADAR İFTİRA ATABİLİYORSUN KURAN DA OLMADIĞI HALDE BU KURANDADIR ALLAH'IN SÖZUDUR DEMEK KUFURDUR HAŞA ALLAH'KURANDA HİÇ BİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMAMIŞKEN İSKENDER NAISIL KURANA KURANDA OLMAYAN ALLAHA İFTİRA DOLU SAÇMA ŞEYLER EKLİYOR KENDİNİZE GELİN KURAN DAN AYRI OLAN RİSALET NURLARINA EL UZATIP İSTEDİĞİNİZ ŞEKİLDE DEYİŞTİRİP PARENTEZ EKLEYİN
AMA ÇEKİN ELİNİZİ KURANDA
DAVETMİŞ SEN İNSANLARI NEYE DAVET EDİYORSUN İSKENDERİN AYETLERİNE İMAN ETMELERİNEMİ KURANA GÖRE SİZİN HUKMUNUZ NEDİR BİLİYORMUSUZ
BAK KARDEŞİM İFTİRA ATIĞIN ALLAH'IN KİTABIDIR HERHANGİ BİR KİTAP DEYİL LUTFEN ALLAHIN KALEMİNE İFTİRA ATMAYIN ATINCADA AŞAĞIDAKİ AYETLERİ GÖZ ÖNUNDE BULUNDURUN ŞAYET İNANIYORSAZ


Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır. (3/94)

Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter! (4/50)

Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz. (5/103)
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (6/21)

Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan birşeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler.O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler. (Ali İmran 78)

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün ‘şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (6/93)

Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? (7/28)

Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp-kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kâfirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler. (7/37)

Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür! (7/177)

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkarları kurtuluşa erdirmez. (10/17)

Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" (18/15)
Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan birşeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler.O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler. (Ali İmran 78)
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sevgili kardeşlerim kendinize yazık etmeyin
Allahın kitabı Kuran ı kerimi tam anlamıyla sadece ululelbab tezekkür edebilir
sizin üniversitelerinizde sadece lafzını öğrenebilirsiniz
Kuran 1400 yıl önce inmesine rağmen bu günede hitab edebilen yarınada hitab edebilen bir mucizedir
bu hitabı sadece Allah ın öğretmenleri İmamları öğretebilir
bu öğretilmesin diye iblis her defasında Allah ın imamlarını iftiralara maruz bırakarak halkın çoğunu cehennem mahkum ediyor
Kendinize gelin ve Allah a ruhunuzu (Allah tan gelen ve hayattayken teslim etmemiz fazr olan ruhunuzu)Ona Allah a ulaştırmatı teslim etmeyi kalbden dileyin
Aksi halde amelleriniz boşa gidecek
bundan dolayı bize kızmayın
bu sizin kurtuluşunuz için
Anlamıyormusunuz
Allah ın dini sadece Allahın öğretmenlerinden öğrenilir
her devirde her kavimde kıyamete kadar var olacak Allah ın imamlarından

İnsanlar Allahın imamlarını inkar edip kendileri imam okullarından imam yetiştirir olmuş

sevgili kardeşlerim nasıl acımam ki sizlere
keşke ben bütün gücümle daha çok fedakarlıklarda buluna bilsem de
siz Allahın en üst kat cennetlerine erebilseniz
Allah a erebilseniz
 
Üst Alt