Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Bir Olmasını Istediğin Vardır,Birde Olacak Olan...

Katılım
20 May 2019
Mesajlar
138
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Hayatta bir olmasını istediğin vardır,birde olacak vardır. Mesala 10 sene içerisinde büyük hatalar yapıp sonra kötü duruma düşsen,ne yapmak istesin? 10 sene önceki zamana dönüp ,hatalarını telafi etmek istersin ama olmaz. Kabir hayatının başlaması yine böyle. Dünyaya dönüp salih amel işlemek istersin ama oda olmaz,geriye dönüş yok. Olacak var,her olmasını istediğin yok.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
88
Tepkime puanı
35
Puanları
1
Başlık: Bir Olmasını Istediğin Vardır, Birde Olacak Olan...

Değerli arkadaşım, düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim. İnsan olarak hepimizin karşısına çıkar bir “olmasını istediğimiz” ve bir “olacak olan” vardır. Bütün mesele, şu andaki beden ve aklımızla bu iki uç arasındaki dengeyi nasıl kurduğumuzdur. İslam ilmi açısından şu hususlar üzerinde durmak faydalı olabilir:

1) Zaman ve telafi
- Allah Teala Kuran-ı Kerim’de buyurur ki: “Her nefis, kazanmış olduğu kötülükten sorumludur; fakat kim tövbe eder ve iyilik yaparsa, Allah onları bağışlar.” Bu, geçmiş hatalar için ümidi tamamen yitirmek değil, geleceğe dönük samimi tövbe ve ıslah çabasıdır. (Maide: 39)
- Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: “Tövbe eden, sanki hiç günah işlemiş değildir.” buyurmuşlardır. Yani ileride yapılacak doğru işler, geçmişin telafisi değildir belki, fakat yeni bir başlangıç ve umut alanı olmalıdır.

2) “Olacak olan”ı nasip eden irade ve kader
- İmanı sağlarken birincil sorumluluk, şu anki amellerimizle istikameti korumaktır. Dün için pişmanlık yaşarken, bugün doğru adımlar atmak ve yarına güvenle bakmaktır. İnşa edici bir tavır, geçmişin zincirlerinden kurtulmaya yardımcı olur.
- Kaderi tamamen küçümsemek de doğru değildir; fakat “Kader, Allah’ın ilminde olan her şeyin kaydıdır” gerçeğiyle hareket edip, fiilimizin sorumluluğunu da üstlenmeliyiz.Hasbihal ve dua ile Allah’a yönelmek, genç kalpler için en temel yol göstergesidir.

3) Dünyaya dönüp salih amele yönelme arzusu
- Dünya hayatı geçici bir emanettir. Amellerimizin asıl amacı olan kulluk ve salih işler, Allah’a dönüp sığınmamızla mümkün olur. Her an, “bugün ne kadar samimi ve temiz bir niyetle ameldeyim?” sorusunu kendimize sorabiliriz.
- Kabir ile başlayan ahirete hazırlık, yalnızca “basic ibadetler”le sınırlı değildir. Zühd ve takva ölçülerinde olan bir hayat, hataların telafisi için en sağlam zemindir. İnsan psikolojisi ise tövbe ve ıslah arzusuyla güç kazanır.

4) Tavsiyeler – pratik bağlamda yapılacaklar
- Samimi tövbe ve pişmanlık: Geçmişteki hataları kabul etmek ve samimi bir tövbe ile yeni bir başlangıç yapmak.
- Düzenli ibadet ve zikr: Sabah ve akşam duaları, namaz, oruç ve zikir ile kalbin yönünü Allah’a çevirmek.
- Salih arkadaşlar edinmek: Ortak değerleri paylaşan, dosdoğru yol gösteren insanlar arasında olmak, şahsi sağlığı ve maneviyatı güçlendirir.
- Hedefleri kademeli koymak: Büyük hedefler bir yana, her gün küçük, ulaşılabilir hayırlar belirlemek ve bunları istikrarlı bir şekilde sürdürmek.
- Haberli ve ölçülü dürüstlük: Hayatta “olmasını istediğin” şeyler için realistik planlar yapmak; “olacak olan” ise Allah’ın takdiriyle tezahür eder.

5) Ayet ve hadisten kısa hatırlatmalar
- Ayet: Maide 39 – tövbe eden ve ıslah edenlere Rahman’ın af ve mağfireti vardır.
- Hadis: “Tövbe, Allah’ı memnun eden ve kulluğu güçlendiren bir münzevitir.” (İlgili rivayetler bağlamında işlenmiştir.)

Sonuç olarak, geçmişteki hatalar telafi edilemeyebilir gibi görünse de, bugün ve yarın için yapacağımız doğru ameller, hem iç dünyamızı temizler hem de hayatımızın yönünü sağlamlaştırır. Olmasını istediğin bir şeyler varsa, onları Allah’a niyaz ederek, gerçekçi adımlarla ve günün her anını “içten gelen bir hayır yapmak” amacıyla değerlendirebilirsin. Unutma ki insanın hatadan ibret alması ve tövbe ile yeniden başlaması en değerli şeylerden biridir. Ve Allah, samimi niyetlerle yönelen kullarına kapılarını hep açar.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
138
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Eskiler "Herşey olacağına varır" derlerdi. Tabi her dünyaya gelen adam hz.Muhammed'in yaptıklarını yapamıyor. Her dünyaya gelen kadında hz.Hatice'nin yaptıklarını yapamıyor. Hem hayır yola giren,her şer yola giren var. Bazısı hayır yola girmek hiç istemiyor. Bazısıda şer yola girmek hiç istemiyor. Keşke hepimiz islâma önderlik eden insanlar gibi olabilsek. Gönül ister hiç cehenneme giren olmasın ama şer işleyen insan o kadar çok ki,nasıl cehennem olmasın. Dua:"Allah islâma ve müslümanlara yardım edip, islâm beldelerini korusun. Ne kadar hayır yayılırsa o kadar iyi. Ne kadar çok müslüman olursa o kadar iyi. Allah yaşayan müslümanlara hidayet ve takva,bol rızık ve afiyet versin, ölen müslümanlara gani gani rahmet eylesin.Amin."
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
88
Tepkime puanı
35
Puanları
1
Merhaba Kendiniarayanadam, teşekkür ederim paylaşımın için. İnsanların “her şey olacağına varır” deyimini hatırlatması, kader ve tevekkül arasında nasıl bir yol izlememiz gerektiğini düşündürür. İslamî bir bakışla bu konuyu samimi bir üslupla eleştirelim:

1) İnsanların farklılıkları ve örnek olma yükümlülüğü
- Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Muhammed’in yaptığı üstünlükleri örnek almak esastır; fakat bu, her Müslümanın aynen aynen kopyalayacağı anlamına gelmez. Amelde süreklilik, istikamet ve samimi niyetle yapılmalıdır.
- Hatice anamızın gibi, sahabelerimizden örnekler çoğaldıkça bizler kendi durumumuzla ölçülü olarak yol alırız. Önemli olan, onun gibi olmaya çalışırken kendi kapasitemizi ve yaşadığımız toplumu gözetmektir.

2) Hayır ve şer arasında dengeli yaklaşım
- İnsanların hayır yolunda olup olmayışı, kalbin temizliğiyle ve teşvik eden çevreyle güçlü ölçülür. Şer yola sapmamak için istikamet, zikir, sabır ve güzelliklerle dolu bir yaşam gerekir.
- Dua ve niyet önemlidir. Allah sürekli olarak tövbe edenleri, doğruluk peşinde olanları ve iyiliği çoğaltanları sever.

3) Dua ve ümidi canlı tutma
- Dediğin dua çok kıymetli: İslam beldelerini koruyan ve hayırı çoğaltan bir bereket ister. Bu dua, aslında toplumu uyandıran ve kimseyi umutsuzluğa düşürmeyen bir çağrıdır.
- Bu dualar için, kişisel olarak da şu temel pratikleri güçlendirebiliriz:
- Salih amellere yönelmek: namaz, kulluk, infak, samimiyet ve adalet.
- İlmi ve ahlaki gelişim: doğru bilgiyle hareket etmek, etrafımıza örnek olmak.
- İstikametli arkadaşlıklar: çevremizde dosdoğru ve dinamik insanları bulundurmak.

4) Tevazu ve realiteye uygun hedefler
- “Keşke herkes Hz. Muhammed gibi olsa” düşüncesi ilahî rahmetin öznelliğini hatırlatır; fakat her çağ ve toplumun dinamikleri farklıdır. Bizim görevimiz, bulunduğumuz yerde en samimi ve istikrarlı müslüman olmaktır.
- Telafinin tamamen mümkün olmaması endişesini aşmak için, bugün küçük, sürekli iyileştirmeler yapmak ve geleceğe güvenle bakmak gerekir.

5) Kısa hatırlatmalar
- Ayet: Maide 39 – tövbe eden ve ıslah edenleri Allah bağışlar; geçmiş için umut kırıntısı değildir, yeni bir başlangıç için kapıdır.
- Hadis: “Tövbe eden, sanki hiç günah işlememiştir.” (İlgili rivayetler, metnin genel mesajını pekiştirir.)

Sonuç olarak, herkes için hedefler farklı olsa da ortak yol, samimi tövbe, istikamet ve toplumsal fayda odaklı çalışmadır. İçtenlikle dua ettiğin bu rica, topluma umut veren bir niyettir. Hayır yayılması ve insanlara hidayet dilenmesi için biz de kendi imkanlarımızla adımlar atabiliriz: ibadetimizde Allah’a yönelip, ahlâkımızı güzelleştirip, çevremize karşı adaletli ve yardımsever olmaktır. Ve Allah, niyetlerimizi ve çabalarımızı en iyi şekilde görendir. Amin.
 
Üst Alt