1-0 ondemiyiz

raist

New member
arkadaslar kur'an i inceledigimizde yanlis hatirlamiyosam bakara 62de sabiilerden histiyanlardan.musevilerden salih amel isleyen cennete gidebilir gibi bisey yaziyodu

ama kur'an i tam olarak ele aldigimizda (Allah katinda din islamdir ibaresini de katarsak) islam disindakilerin cennete gitmesi cok cok zor bir hal aliyo.

peki biz turkiyede yani musluman bir ulkede dogarak 1-0 onde mi basliyoruz??

kafami epeydir kurcalayan bir soru
yorumlarinizi bekliyorum
 

hot

New member
Haklisin kardesim bizim müslüman bir ailede dogmamiz büyük bir Nimet dir onu degerlendirmemiz gerekir.
(her insan müslüman olarak dogar sonra cevresi tarafindan sapitilir)
 

raist

New member
benim tam olarak sormak istedigim bu degidi.
hani zenginle fakirin esitsizligine hep onlar ahirette ona gre degerlendirilecekler derler ya, bu konu da mi aynı mantikla oluyo
adamin sucu ne koyu ateist anne ve babadan dogmussa
 

E R H A N

New member
hot' Alıntı:
Haklisin kardesim bizim müslüman bir ailede dogmamiz büyük bir Nimet dir onu degerlendirmemiz gerekir.
(her insan müslüman olarak dogar sonra cevresi tarafindan sapitilir)

Allah El Adl esmasının sahibi adaletlidir
senin iddiana göre japona,çinliye,amerikalıya vs haksızlık yapmış oluyor
Allah aiftira atmayın
Kuran a göre herkez delalette doğar Kim akledip olaylar karşısında Allah a yönelir ulaşmayı dilerse Allah onu kendisine ulaştırır
yoluna alır
 

E R H A N

New member
1- 28 BASAMAKLIK İSLAM MERDİVENİ

1 - Basamakta olaylan yaşıyoruz

Bakara-216
Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Hoşlanmayacağınız bir şey olur ki; o sizin için bir hayırdır. Seveceğiniz bir şey olur ki; o sizin için bir şerrdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
2- Basamakta olayları değerlendiriyoruz, davranış biçimlerine göre Allah bizi seçiyor.
Şura-13
Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dîni ikame edin ve fırkalara ayrılmayın.” diye dîn olarak Nuh’a vasiyet ettiğimizi, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi, sizin için de (Allah) şeriat kıldı. Müşriklere, kendilerini davet ettiğin şey (Allah’a ulaşmayı dilemek) ağır geldi. Allah, kimi dilerse onu Kendisine seçer ve Kendisine yöneleni, O’na (Kendisine) ulaştırır.
3-Basamakta Allah'a ulaşmayı diliyoruz
Rum 31
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Bakara 256
Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama yoktur. Andolsun ki; irşad (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yol)dan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. O zaman; kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olursa) (Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), artık andolsun ki; o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan (sağlam bir kulba) urvetül vuskaya (mürşidin eline) (tutunup) yapışmıştır. Allah SEMÎ’un ALÎM’dir.
Ankebut 5
Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O, en iyi işiten, en iyi bilendir.

4- Basamakta Allah rahim esmasıyla tecelli ediyor.
Yusuf-53
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.
5. Basamakta 1.Furkan, 1.ihsan kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınıyor, 2.furkan, 2. ihsan basar hassasının üzerindeki gışavet alınıyor.
İsra-45,46
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
Enfal 29
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Enam 36
İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan kulaklardaki işitme hassasını, ölü olan kalplerdeki fuad hassasını, ölü olan gözlerdeki görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler. (Hayatta iken, ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)
Neml 81
Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).
Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdiremezsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır.
Enam-46
Kul e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.


6. Basamakta 3. furkan, 3. ihsan kişinin kulaklarındaki vakra alınıyor, 4.furkan, 4. ihsan semi hassası üzerindeki mühür açılıyor.
Enam-46
Kul e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
İsra-45,46
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
7. Basamakta 5.furkan, 5. ihsan kalbin mührü açılıyor, 6.furkan, 6. ihsan kalbdeki ekinnet alınıyor, 7.furkan 7.ihsan ekinnetin yerine ihbat konuyor.
Enam-46
Kul e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
Hac-34
Ve li kulli ummetin cealnâ menseken li yezkurûsmallâhi alâ mâ razakahum min behîmetil en’âm(en’âmi), fe ilâhukum ilâhun vâhıdun fe lehû eslimû ve beşşiril muhbitîn(muhbitîne).
Ve Biz, bütün ümmetler için (kurban konusunda aynı) usulleri tayin ettik ki, onlara (Allah’ın) rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah’ın ismini zikretsinler (Allah’ın ismi ile kurbanları kessinler). O halde, sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Öyleyse O’na teslim olun! Ve muhbitleri müjdele.
Hac-54
Ve li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, resûlün, nebînin) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân etmeleri, onların kalplerinin onu, (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.
8.Basamakta 8. ihsan Allah kişinin kalbine ulaşıyor
Tegabün-11
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve men yû'min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bi kulli şey'in alîm(alîmun).
Allah izin vermedikçe, kimseye bir musîbet isabet etmez. Kim Allah'a âmenû olursa, Allah onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi bilir.
9.Basamakta 9. ihsan Allah kişinin kalbini Allah'a çeviriyor
Kaf-33
Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).
Gaybte Rahmân’a huşû duyan ve (Allah’a) dönük bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenlerdir.
10. Basamakta 10. ihsan kişinin göğsünden kalbine nur yolu açıyor
Enam-125
Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Artık Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun göğsünü teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.
 

E R H A N

New member
11. Basamakta 11. ihsan zikirle rahmet nurlarının kalbe girmesi
Zümer-22
E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden (Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler.


12.Basamakta kişi huşu sahibi olur. (12. ihsan)
Hadid-16
E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fetâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Âmenû olanların kalplerinde, Allah’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman zarfında Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar (zikretsinler ki kalpleri kararmasın). Onların çoğu fasıklardır (hidayete erdikten sonra yoldan çıkanlardır).

13.Basamakta 13. ihsan hacet namazının kılınması ile mürşid gösteriliyor

13.ihsan : Hacet namazının neticesinde Allah’ın bize Mürşidimizi göstermesi

13.1- Mürşit farzdır
Maide-35
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz.
13.2- Mürşidi Allah tayin eder
Nahl 9
Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların, yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
13.3- Mürşit Allahtan istenir
Bakara-45
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah'a ulaştıran MÜRŞİD'i sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
Fatiha–5
İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).
Allah’ım! Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE(mürşidimizin kim olduğunu öğrenmek) isteriz.

13.4- Mürşidi Allah gösterir
Bakara- 45,46
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah'a ulaştıran MÜRŞİD'i sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını ve (sonunda ölümle) mutlaka O'na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanırlar.)

14.Basamakta mürşidin önünde tövbe ediliyor.
Furkan-70
İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihanfe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah, seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafûr’dur (günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir (rahmet gönderen).
Fetih-10
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihi), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana biat ettikleri zaman Allah’a biat etmiş oldular. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardı. Kim (derecesini nâkısa) düşürürse, muhakkak ki o, nefsi sebebiyle (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için) derecesini nâkısa düşürmüştür. Kim de Allah’a olan ahdlerini (yeminini, misakini ve ahdini) yerine getirirse, ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
Mumtehine-12
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mû'minâtu yubâyıgneke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrıkne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydî hinne ve ecrulihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyıg hunne vestagfir lehunnallâh(lehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey Peygamber! Sana biat etmek üzere mü'min kadınlar geldiğinde, onlardan Allah'a hiçbir şeyle ortak (şirk) koşmamak, hırsızlık etmemek, zinada bulunmamak, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ve kendilerine emrettiğim şeylerde sana asi olmamak üzere söz verdikleri vakit onların biatlerini kabul et. Ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak ki; Allah, mağfiret edici (günahları sevaba çevirici) ve rahmet sahibidir.

15.Basamak Nefs-i Emmare
Yusuf-53
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.
16.Basamak Nefsi-i Levvame
Kıyame-2
Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).
O levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim.
17.Basamak Nefsi-i Mülhime
Şems-7, 8
Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Yemin ederim ki; o nefs, sevva edildi (7 kademede).
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Ona (o nefse), (Allah'ın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.
18.Basamak Nefsi-i Mutmainne
Fecr-27
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan nefs!
19.Basamak Nefsi-i Radiye
Fecr-28
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.
 

E R H A N

New member
20.Basamak Nefsi-i Mardiye
Fecr-28
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.
21.Basamak Nefsi-i Tezkiye
Fatır-18
Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilemez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. (Nefs tezkiyesi ile ruh) Allah’a döner (ulaşır).
22.Basamak Fena Makamı
Nebe-39
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah'a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce) olur.
Al-i İmran-14
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara, kadınlardan, oğullardan, kantar kantar altın ve gümüşten salma (ağzı ve ayakları ak nişaneli) atlar ve davarlar ile ekinlerden (oluşan) zevklere sevgi (düşkünlük) süslendi (cazip gösterildi). Bunlar, dünya hayatının yararlanılacak metaıdır (geçici şeyleridir), ve Allah, O’nun (Allah’ın) katında en güzel sığınaktır.

23.Basamak Beka Makamı
Enam-127
Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.
24. Basamak Zühd Makamı
Yusuf-20
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
Ve onu (Yusuf’u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.
Ahzab-41
Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
25. Basamak Muhsinler Makamı (Fizik Vücud Teslimi)
Nisa-125
Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
O kişiden, vechi (fizik vücudu) dînde daha ahsen kim vardır? O kişi ki; vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuştur. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost ittihaz etmiştir.
Al-i İmran-20
Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ÜMMÎ’lere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun ki; hidayete ermişlerdir. Eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen (görev) ancak tebliğdir. Allah kullarını BASÎR’dir (görendir).
26. Basamak Ulul Elbab Makamı (Daimi Zikir)
Al-i İmran-190
İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).
Hiç şüphesiz; göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, elbette ulûl’elbab için nice deliller vardır.
Al-i İmran-191
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
O (ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki); “Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Seni tesbih (tenzih) ederiz. Bizi, ateş azabından koru.”
Nisa-103
Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.

27. Basamak İhlas Makamı ( Nefsin Teslimi)
Beyyine-5
Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).
Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dînde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekât vermekle emrolundular. İşte kayyum olan dîn budur.
Bakara-139
Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â'mâlunâ ve lekum a'mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: "Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (MUHLİS) (kul)larız.
 

E R H A N

New member
28. Basamak Salah Makamı

28.1-Tövbei nasuh
Tahrim-8
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.


28.2- Günahların örtülmesi
Tahrim-8
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

28.3- Salah nuru
Tahrim-8
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.


28.4 / 1 - Günahların sevaba çevrilmesi
Tahrim-8
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

28.4 / 2 - İrşada ulaşma
Hucurat-7
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Bilin ki, içinizde Allah’ın resûlü var. Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydı lânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu (îmânı) müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fıskı ve isyanı kerih gösterdi. İşte onlar, irşada ulaşanlardır.

28.5- İrşad makamına tayin
Tevbe-100
Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler), onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden), bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe, irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Al-i İmran-110
Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. Ma’ruf ile emreder, münkerden (kötülükten) alıkoyarsınız (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım edersiniz). Allah’a îmân edersiniz. Eğer kitap ehli de îmân etmiş olsaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu. Onlardan mü’min olanlar da var ama onların çoğu fasıklardır.


28.6- Kavim resulleri
Nahl-36
Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu),fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki; Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde bir resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının da üzerine dalâlet hak oldu. (Resûllere tâbî olanlar hidayete erdi, tâbî olmayanların ise üzerine dalâlet hak oldu.) Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

İbrahim-4
Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibidir.
İsra-15
Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete ererse kendi nefsi için hidayete erer. Kim de dalâlette ise dalâlette olmak onun aleyhinedir. Nezir’in (uyaran Resûl’ün) nezrettiğini (ikazını, uyarısını) yerine getirmeyenlerin (bu sebeple günah yüklenenlerin) günahlarını başkaları yüklenmez. Bir resûl göndermedikçe (hiçbir kavme, hiç kimseye) azap etmeyiz.
Zumer-71
Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye'tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: "Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın. (Cehenneme gidenler) dediler ki: "Evet (geldiler)." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
Mu’minun-44
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

28.7- Devrin imamı
Secde –24
Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû, ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Onlardan (insanlardan) imamlar (mürşidler) kıldık, emrimizle insanları hidayete erdirsinler (Allah'a insanların ruhlarını ulaştırsınlar) diye, sabrın sahibi olmalarından dolayı ve âyetlerimize (Allah'ın âyetlerine) yakîn hasıl ettikleri için.
 

E R H A N

New member
Allah hepinizden razı olsun

Allah hepinizden razı olsun

İşte bu ilim Mehdi Resule Allah tarafından verilen kuran ilmidir
Hikayeleri bırakıp Ayetlere yani Koruma altındaki tek kitab kurana bakın
inşaallah
 

raist

New member
birsey soracam bu yazdiklarinizi siz mi yazdiniz kopyala yapistir mi yaptiniz cunku tam oarak bir kaynak belirtmemissiniz.

eger siz yazdiysaniz cevap vereyim
yok eger kopyala yapistirsa lutfen siz bunlari okuyun ve bana anladiginizi yazin
cunku bir kere kopyala yapistir olayina girildimi isin iscinden cikilmaz.
 

E R H A N

New member
E R H A N' Alıntı:
İşte bu ilim Mehdi Resule Allah tarafından verilen kuran ilmidir
Hikayeleri bırakıp Ayetlere yani Koruma altındaki tek kitab kurana bakın
inşaallah
kardeşim yazımızın sonunda bu ilmin sahibini de yazmıştık ama dikkatli okumadın heralde kaynak Mehdi Resul dür
senin amacın ne
kime hizmet ediyosun Allah a mı
yoksa....
 

U.S.A

New member
raist' Alıntı:
arkadaslar kur'an i inceledigimizde yanlis hatirlamiyosam bakara 62de sabiilerden histiyanlardan.musevilerden salih amel isleyen cennete gidebilir gibi bisey yaziyodu

ama kur'an i tam olarak ele aldigimizda (Allah katinda din islamdir ibaresini de katarsak) islam disindakilerin cennete gitmesi cok cok zor bir hal aliyo.

peki biz turkiyede yani musluman bir ulkede dogarak 1-0 onde mi basliyoruz??

kafami epeydir kurcalayan bir soru
yorumlarinizi bekliyorum

2/BAKARA-62: İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Şüphesiz ki; âmenû olanlar, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim, Allah’a ve yevm’il âhire inanır ve ıslâh edici ameller işlerse, (nefsini tezkiye ederse), artık onların mükâfatları Rab’leri katındandır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
NE DİYOR BU AYETİ KERİMEDE ALLAH'U TEALA:

İLK ÖNCE ALLAH'A İNANIR VE HER KİM OLURSA OLSUN AMENU OLANLARIN KURTULUŞTA OLDUĞUNU SÖYLÜYOR.

NASIL AMENU OLUNUR?

KİM ALLAH'U TEALAYA ULAŞMAYI DİLERSE AMENU OLUR. KİM AMENUYSA ALLAH'U TEALAYA ULAŞMAYI DİLEMİŞTİR.

YANİ MÜSLÜMANIM DEMEKLE AMENU OLUNMAZ!
ALLAH'A İNANMAKLA AMENU OLUNMAZ!
TÜRKİYEDE DOĞARAK 1-0 BAŞLANILMAZ!


AMENU OLAN BİR KİŞİNİN ADININ NE OLDUĞU ÖNEMLİ DEĞİLDİR. İNSANLAR HRİSTİYAN DİYE BİLİR. MUSEVİ DİYEBİLİR.
FAKAT ALLAH KATINDAKİ BU KİŞİNİN ADI İSLAMDIR. MÜMİNDİR.
 

raist

New member
E R H A N' Alıntı:
kardeşim yazımızın sonunda bu ilmin sahibini de yazmıştık ama dikkatli okumadın heralde kaynak Mehdi Resul dür

kaynaginizin mehdi resul oldugunu sitedeki diger yazilarinizi da okuduktan sonra anladim
ama benim kastettigim o destansi metni kendi yorumunuz olarak mi yoksa direk mehdi resul'den kopyala yapistir olarak mi aktardiginiz.
Eger sizin yorumunuzsa ben de o yazi ile ilgili kendi yorumumu yaparim.
yok yazi mehdi resul'un kitabindan sozlerinden bir kesit ise orjinal metni incelemeden yoru yapamam o zaman da sizden dolayisizla orjinal metni istemis oluyorum


E R H A N' Alıntı:
senin amacın ne
kime hizmet ediyosun Allah a mı
yoksa....

kime hizmet ettigim cok onemli degil.
aslinda burada sormak istediginiz seytana mi hizmet ediyorsun yoksa hristiyan misyoner misin? (dolayli yoldan bu yanlisim arsa duzeltin lutfen)

aciklamak istemiyorum ve buna da hakkim var ama sunu soyleyeyim ikisi de degilim.
 

raist

New member
E R H A N' Alıntı:
kime hizmet ediyosun Allah a mı
/QUOTE]

bu cok ilginc bir soru

ve bende sorularla karsilik vermek istiyorum

1-Allah benim hizmetime muhtac mi?
2-Allah benden himet bekliyo mu?
3-Allah!a nasil hizmet edilir
4-ve kastedtiginiz yargi su: sen musluman misin?(yanlisim varsa duzeltin lutfen) Allah a hizmet etmek için musluman olmak sart mi?

cevaplarinizi bekliyorum
 

raist

New member
U.S.A' Alıntı:
TÜRKİYEDE DOĞARAK 1-0 BAŞLANILMAZ!
demissiniz ama benim sorumun doyurucu cevabini hala vermis degilsiniz. mesela ;

deist bir aile diyelim dinlere inanmiyor ama bir yaratici olmalidir diyor

ya da bir hristiyan cocuk dusunelim ailesi dindar bir aile. ve muslumanlarin ondegelenlerine gore baba ogul ve kutsal ruh inancindan Allah'a es kosmak sucuyla cehennemlik gosteriliyor.(tabi bunun cevabi hristiyan kaynaklarda verilmistir ama ne kadar doyurucu oldugu tartisilir)

ya da musluman bir cocuk ele alalim. kucukken yetersiz bir din bilgisi egitimi almis.sonra da zekeriya beyaz'ın porno skandali olayini yada yasar nuri'nin 3 vakit namaz kilin olaylarini isitip dinden sogumus. yada dini ogle zannetmis

simdi de islami yasayan bi ailede yetisen kucuklukten itibaren dua,sure okuyarak buyuyen isik evlerinde ve ortaminda islami iyice pekistiren bir cocuk dusun

simdi bunlardan hangisi esit kosulda bana soyler misin.
yani sonuncu cocu 1-0 onde degil mi.
bence 1-0 bile az.

ya da baska bir soru. ben yukarida en son yazdigim gibi yetistirilseydim simdi bu soruyu soruyor olur muydum??
 

E R H A N

New member
E R H A N' Alıntı:
Allah El Adl esmasının sahibi adaletlidir
senin iddiana göre japona,çinliye,amerikalıya vs haksızlık yapmış oluyor
Allah aiftira atmayın
Kuran a göre herkez delalette doğar Kim akledip olaylar karşısında Allah a yönelir ulaşmayı dilerse Allah onu kendisine ulaştırır
yoluna alır

kardeşim şuan her kavimde Allahın tahin ettiği elçileri var kim Allah a ulaşmayoı diler ve mürşitlerine ulaşırsa o hidayet üzere olur aksi halde türkün bir sıfır önde olması diye bi durum söz konusu olamaz herkez delalette doğar Akleden Allaha yönelir
 

raist

New member
E R H A N' Alıntı:
kardeşim şuan her kavimde Allahın tahin ettiği elçileri var kim Allah a ulaşmayoı diler ve mürşitlerine ulaşırsa o hidayet üzere olur aksi halde türkün bir sıfır önde olması diye bi durum söz konusu olamaz herkez delalette doğar Akleden Allaha yönelir

sayin erhan
herkes dalaletle dogar demissiniz. buradaki dalalet hidayetin zit anlamindaki dalalet ise muslumanlik ile ters dusuyorsunuz. cunku islam dini dogan her cocugu gunahsiz ve musluman kabul eder.
sordugum sorunun cevabinida doyurucu bulmadim. cunku her kavimde Allah!in tayin ettigi elciler var demissiniz. acikcasi pek inandirici gelmedi.dayanaklarinizi belirtir misiniz. ama lutfen bu dayanaklar bilimsel bir anlam tasisinlar.cunku inanc bakimindan bakarsak isin içinden cikilmaz

-kime hizmet ediyosun Allah a mı-
seklindeki sorunuza ozel bir soru oldugu için susmak hakkimi kullanip bircok soruyla karsilik vermistim. ama anlasilan hepsi havada kalmis!!!!!!

(diger konulardaki sorularimin havada kalmasi gibi)
 

Karababa

Member
E R H A N' Alıntı:
kardeşim şuan her kavimde Allahın tahin ettiği elçileri var kim Allah a ulaşmayoı diler ve mürşitlerine ulaşırsa o hidayet üzere olur aksi halde türkün bir sıfır önde olması diye bi durum söz konusu olamaz herkez delalette doğar Akleden Allaha yönelir
yANİ BİR KAÇTANE DAHA mEHDİ VAR. Demek çözülmeye başladın.
 

E R H A N

New member
raist' Alıntı:
sayin erhan
herkes dalaletle dogar demissiniz. buradaki dalalet hidayetin zit anlamindaki dalalet ise muslumanlik ile ters dusuyorsunuz. cunku islam dini dogan her cocugu gunahsiz ve musluman kabul eder.

-)

bu gün islam olduğunu söyleyenler in çoğu hurafelere uymuş ve kuranı terk etmişlerdir
Kuran ı kerim bozulmamıştır bozulmayacaktır ancak terk edilmiş yerini hikayelere bırakmıştır
yukarıda söylediğin kurana göre yanlış
doğan herkez başlangıçta delalettedir kim Akleder ve Allah a yönelirse o hidayet kayığına biner

Allah kuranı kerim de diyorki Ey Muhammed biz seni delalette bulupta hidayete erdirmedikmi
peygamber efendimiz 40 yaşına kadar peygamber değildi
iblis bu gün islamı duman etmeyi başarmıştır
islamın ismi
Kuran ın resmi kalmıştır
Herkez müslüman doğar diye bir şey söz konusu bile olamaz
müslüman teslim eden,olan demektir.
Emanetleri yani,ruhu,vechi,nefsi ve iradeyi teslim eden demektir
 

E R H A N

New member
Karababa' Alıntı:
yANİ BİR KAÇTANE DAHA mEHDİ VAR. Demek çözülmeye başladın.
sevgili karababa her kavimde insanları Allah a çağıran Allah ın tahin ettiği o kavmin lisanıyla konuşan elçiler vardır.Şuan her kavimde
inananlara ayet

İBRÂHÎM-4: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibi’dir.

MU'MİNUN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

KEHF-17: Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydın) görürdün ki; güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına ulaşır. Battığı zaman ise onları sol taraftan terkederdi. Onlar mağaranın geniş bir yerindeydiler. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi Kendine ulaştırırsa o hidayete erer. Ve kim dalâlette ise onun için velî mürşid bulunmaz.


bu kavim resulleri arasından Allah devrin imamını seçer
bu zamanda Türkiyenin kavim resulü olan iskender Ali M İ H R
aynı zamanda devrimizin imamıdır
devir ahir zamandır
Zamanın imam Mehdi Resul dür
karababa senin gibiler yüzünden bu gün
raist gibi kardeşlerimiz islamı yanlış tanıyor ve haklı olarak bu yanlışlıkları islama mal edip sorun dinde zannediyorlar
inceleseler göreceklerki
Sorun Yaşayanlarda
 
Üst