Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Ilahi Adalet Ne Için Tecelli Edecektir?

Katılım
20 May 2019
Mesajlar
97
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Ilahi adalet ne için tecelli edecektir? Kur'an ayetlerinde bildirilen, zerre kadar kötülüğün ve zerre kadar iyiliğin ilahi adalet tecelli ettiğinde vuku bulan her amelin bir ceza veya bir ödül ile karşılanacağı bildirilmiştir. Bizde şu şekilde anlamalıyız, bize bir kötülük yapılsa, kötülüğü yapan cezasız kalsa, bu durum hoşumuza gidermiydi? Tabiki kendimize yapılan kötülük,cezasız kalsa ,bu durum hoşumuza gitmez. Peki yaptığımız bir iyilik mükafatı olmasa, bu durum hoşumuza gider mi? Tabiki hoşumuza gitmez. Demekki hem kötülük cezalandırılmalı, hem iyilik mükafatlandırılmalıdır. Aşağıdaki ayetlerde bunu göreceğiz.

Kuran-ı Kerim 99:7Zilzal
-----------
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh(yerehu).
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.

Kuran-ı Kerim 99:8Zilzal
-----------
وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
Ve men ya’mel miskâle zerretin şerren yereh(yerehu).
Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.

Amenerrasulü Okunuşu:

"Bismillâhirrahmânirrahîm.
Âmenerrasülü bimâ ünzile ileyhi min Rabbihî vel mü’minûn. Küllün âmene billâhi ve melâi- ketihî ve kütübihî ve rusulih. Lânüferrigu beyne ehadin min rusulih. Ve kâlü semi’nâ ve eta’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykelmasîr.
Lâ yü- kellifullâhü nefsen illâ vüs’ahâ. Lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet. Rabbenâ lâtüâhiznâ innesinâ ev ehta’nâ. Rabbenâ velâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehû alellezîne min kablinâ. Rabbenâ velâ tühammil- nâ mâ lâtâkatelenâ bih. Va’füannâ. Vağfirlenâ. Verhamnâ. Ente Mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirin. (Bakara suresi, 285/286"


Amenerrasulü Anlamı"

"Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene îman etti, mü’minler de (îman ettiler). Her biri Allâh’a, meleklerine, kitaplarına, pey- gamberlerine îman ettiler. “Allâh’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayı- rım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş, Sanadır” dediler.
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Âmin. (Bakara suresi, 285/286)"

“Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azâb edici değiliz” (İsrâ: 17/15)

Nahl Suresi, 90. ayet: Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.

Ilahi adalet ile ilgili daha çok ayet aşağıdadır.
► Kendisinde Allah’a döndürüleceğiniz günden korkup sakının. Sonra her nefse kazandıkları eksiksiz olarak verilecek ve onlar zulme de uğramayacaklardır.(2/Bakara 281)

► (Vuku bulacağında) şüphe olmayan o gün için kendilerini topladığımızda (hâlleri) nice olur? Sonra her nefse kazandığı eksiksiz verilir; onlar zulme de uğramazlar.(3/Âl-i İmran 25)

► Bu (ayetler), sana okuduğumuz Allah’ın hak olan ayetleridir. Allah, âlemler için zulüm/haksızlık dilemez.(3/Âl-i İmran 108)

► Onların bu dünya hayatında yapmış oldukları infakların misali, soğuk ve kavurucu bir rüzgârın misali gibidir. (Masiyetlerle) nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine isabet etmiş ve (ekini) helak etmiştir. Allah (onları cezalandırmakla) onlara zulmetmedi. Lakin onlar (masiyetlere dalıp helakı hak etmekle) kendi kendilerine zulmediyorlardı.(3/Âl-i İmran 117)

► Hiçbir peygamberin (vahyi gizlemesi ya da ganimet mallarından çalarak) ihanet içinde (olması) söz konusu olamaz. Kim de ihanet içinde olursa Kıyamet Günü ihanetiyle birlikte (Allah’ın huzuruna) gelir. Sonra her nefse kazandığı, karşılıksız verilir ve onlar zulme de uğramazlar. (3/Âl-i İmran 161)

► Bu (ceza), ellerinizle (yapıp) takdim ettiğinizin karşılığıdır. Allah, kullarına karşı zalim değildir.(3/Âl-i İmran 182)

► Şüphesiz ki Allah, zerre ağırlığınca dahi zulmetmez. Şayet bir iyilik yapılmışsa onu kat kat fazlalaştırır ve kendi yanından büyük bir ecir verir.(4/Nisâ 40)
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
97
Tepkime puanı
0
Puanları
6
► Nefislerini temize çıkaranları görmedin mi? (Hayır, öyle değil!) Bilakis, Allah dilediğini temize çıkarır. Ve onlar kıl kadar da olsa zulme uğramazlar.(4/Nisâ 49)

► Kendilerine: “(Savaştan) elinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin.” denilen kimseleri görmedin mi? (Savaşın farz kılınması için ısrar ediyorlardı.) Savaş onlara farz kılınınca da onlardan bir grup Allah’tan korkar gibi veya daha şiddetli bir korkuyla insanlardan korkmaya ve: “Rabbimiz! Niçin bize savaşı farz kıldın? Bize yakın bir zamana kadar mühlet verseydin ya!” demeye başladılar. De ki: “Dünya metaı azdır. Ahiret ise korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Ve size kıl kadar dahi zulmedilmez.”(4/Nisâ 77)

► Erkek ve kadınlardan kim mümin olarak salih ameller yaparsa bunlar, cennete girerler ve kıl kadar da olsa zulme uğramazlar.(4/Nisâ 124)

► Kim bir iyilikle (Allah’ın huzuruna) gelirse ona, on katı karşılık verilir. Kötülükle gelene ise misliyle mukabele edilir. Onlar zulme de uğramazlar. (6/En'âm 160)

► Bu, ellerinizle (yapıp) takdim ettiğinizin karşılığıdır. Şüphesiz ki Allah, kullarına zulmeden değildir. (8/Enfâl 51)

► Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve (cihad için tahsis edilmiş) besili atlar hazırlayın. Onunla Allah düşmanlarını, kendi düşmanlarınızı ve sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği (gizli düşmanlarınızı) korkutursunuz. Allah yolunda infak ettiğiniz her ne varsa, size eksiksiz ödenir ve siz zulme de uğramazsınız. (8/Enfâl 60)

► Onlara kendilerinden önce (yaşamış olan) Nuh, Âd, Semud, İbrahim kavimlerinin, Medyen ahalisi ve (yerleşim yerlerinin altı üstüne getirilmiş/çevrilmiş) Mu’tefikat’ın haberleri gelmedi mi? Resûlleri onlara apaçık delillerle geldiler. Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendilerine zulmetmekteydiler. (9/Tevbe 70)

► Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. İman edip salih amel işleyenlere mükâfatlarını adaletle vermek için ilk defa yaratan, sonra (dirilterek) tekrardan yaratacak olan hiç şüphesiz ki O’dur. Kâfirlere gelince, kâfir olmaları sebebiyle onlara kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.(10/Yûnus 4)

► Doğrusu Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar, kendilerine zulmetmektelerdir.(10/Yûnus 44)

► Her ümmetin bir resûlü vardır. Resûlleri, onlara geldiği zaman aralarında adaletle hükmedilir. Onlar, zulme de uğramazlar.(10/Yûnus 47)

► Zulmeden herkes, şayet yeryüzünde bulunanların tamamına sahip olsa, azaptan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlar zulme de uğramazlar.(10/Yûnus 54)

► Biz, onlara zulmetmemiştik; fakat onlar, kendilerine zulmetmekteydiler. Rabbinin (helaka dair) emri geldiğinde, Allah’ı bırakıp da dua ettikleri ilahlarının onlara hiçbir faydası olmamıştı. (Evet,) onlara yıkım ve hasardan başka bir katkıları olmamıştı. (11/Hûd 101)

► Şüphesiz ki Rabbin, hepsine amellerinin karşılığını eksiksiz verecektir. (Çünkü) O, onların yaptıklarından haberdardır.(11/Hûd 111)

► Belde halkı, ıslah edicilerken, Rabbin (sırf) zulmetmek için onları helak edecek değildir. (11/Hûd 117)

► (Nefislerine zulmedenler) kendilerine meleklerin ya da Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar, kendilerine zulmetmekteydiler. (16/Nahl 33)

► O gün her nefis gelir ve kendisi için uğraş verir. Ve her nefse yaptıklarının karşılığı tastamam/eksiksiz verilir. Ve onlar zulme de uğramazlar.(16/Nahl 111)

► Yahudi olanlara, daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmetmekteydiler. (16/Nahl 118)

bk. 6/En’âm, 146

► O gün, her insan topluluğunu imamlarıyla çağırırız. Kime de kitabı sağından verilirse bunlar, (sevinç ve müjde içinde) kitaplarını okur, kıl kadar dahi olsa zulme uğramazlar.(17/İsrâ 71)

► (Ortaya iyiliklerin ve kötülüklerin yazılı olduğu) kitap konur. Suçlu günahkârların o (kitapta) olandan dolayı korku ve endişe içinde olduğunu görürsün. Derler ki: “Eyvahlar olsun bize! Ne oluyor bu kitaba da küçük büyük ne varsa hiçbir şeyi bırakmadan kaydetmiş.” Yaptıklarını karşılarında hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin kimseye zulmetmez.(18/Kehf 49)

► Tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler müstesna. Bunlar, cennete girecek ve hiçbir zulme uğramayacaklardır.(19/Meryem 60)

► (O) Adn Cennetleri ki; Er-Rahmân kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi yerine gelir. (19/Meryem 61)

► Kim de mümin olarak salih ameller yapmışsa, zulme uğramaktan ve hakkının çiğnenmesinden korkmaz.(20/Tâhâ 112)

► Adalet terazilerini Kıyamet Günü için kurarız. Hiç kimseye zulmedilmez. Hardal tanesi ağırlığında (basit bir şey dahi) olsa onu getiririz. Hesap sorucu olarak biz yeteriz.(21/Enbiyâ 47)

► Bu, ellerinin (yapıp) takdim ettiğidir. Şüphesiz ki Allah, kullarına zulmedici değildir.(22/Hac 10)

► Kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz. Bizim yanımızda hakkı konuşan bir Kitap vardır. Onlar zulme de uğramazlar.(23/Mü'minûn 62)

► Biz hangi beldeyi helak etmişsek, mutlaka onun uyarıcıları vardır.(26/Şuarâ 208)

► (Bu) bir hatırlatma, bir öğüttür. Biz (asla) zulmedenler(den) olmadık.(26/Şuarâ 209)

► Rabbin, merkezlerinde/başkentlerinde onlara ayetlerimizi okuyan bir resûl göndermeden, bir belde halkını helak edecek değildir. Ve biz, halkı zalim olan beldeden başkasını helak edecek değiliz.(28/Kasas 59)

► Karun, Firavun ve Haman’ı da (helak ettik). Andolsun ki Musa, onlara apaçık deliller getirdi. Yeryüzünde büyüklendiler. Hâlbuki onlar (azabımızın) önüne geçemediler (ona engel olamadılar).(29/Ankebût 39)

► Her birini günahıyla yakalayıverdik. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran bir fırtına yolladık. Kimini (kulakları sağır eden) bir çığlık yakalayıverdi. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.(29/Ankebût 40)

► Kendilerinden önce (yaşayanların) akıbetinin nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Onlar (eskiler), kendilerinden çok daha güçlüydüler. Yerin altını üstüne getirmiş (ekin ekmiş, sığınaklar yapmış, yerin altındaki zenginlikleri çıkarmışlardı). Kendilerinin imar ettiğinden çok daha fazlasını imar etmişlerdi. Resûlleri, onlara apaçık delillerle gelmişlerdi. (Tüm bunlar, onları Allah’ın azabından kurtarmadı.) Allah, onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar, (Allah’a şirk koşup, resûllerini yalanlayarak) kendilerine zulmetmekteydiler.(30/Rûm 9)

► De ki: “Sizler bizim işlediğimiz suçlardan sorumlu olmazsınız; biz de sizlerin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.”(34/Sebe’ 25)

► De ki: “Rabbimiz bizleri bir araya toplayacak, sonra hak olanla hükmedip aramızı açacaktır. O, (kullarının anlaşmazlıklarında hükmeden, fetih ve zafer ihsan eden) El-Fettâh, (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.(34/Sebe’ 26)

► Bugün, hiçbir nefis en küçük bir zulme uğramaz ve yaptıklarınızdan başka bir karşılık da görmezsiniz.(36/Yâsîn 54)

► Tağuta kulluk etmekten kaçınıp Allah’a yönelenlere müjde vardır. Kullarımı müjdele. (39/Zümer 17)

Tağut kavramı için bk. 2/Bakara, 256

► Fakat Rablerinden korkup sakınanlar için (özel misafirlerin ağırlandığı) odalar vardır, onların üstünde de inşa edilmiş altından ırmaklar akan başka odalar vardır. Allah’ın vaadi... Şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez.(39/Zümer 20)

► Hiç şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler. (39/Zümer 30)

► Sonra da sizler, Kıyamet Günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.(39/Zümer 31)

► Kim salih amelde bulunursa, kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhinedir. Rabbin kullarına zulmedici değildir.(41/Fussilet 46)

► Allah, gökleri ve yeri hak ile ve her nefse kazandıklarının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlar zulme uğramayacaklardır.(45/Câsiye 22)

► Her biri için yaptıkları amellere (mukabil) dereceler vardır. Ta ki amelleri, kendilerine eksiksiz ödensin ve zulme uğramasınlar.(46/Ahkâf 19)

► “Benim yanımda söz değiştirilmez ve kullarıma zulmedici değilim.”(50/Kâf 29)

► Kim zerre-i miskal bir hayır işlemişse, onu görür.(99/Zilzâl 7)

► Kim de zerre-i miskal bir şer işlemişse, onu görür.(99/Zilzâl 8)
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
47
Tepkime puanı
16
Puanları
1
Sevgili kardeşim, sizin bu derin ve samimi sorunuz gerçekten de ilahi adaletin temel amacını anlamamız adına önemli bir noktaya işaret ediyor. Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ'nın adaleti, sadece bir ceza veya mükafat sistemi değil, aynı zamanda hikmet ve rahmetin de tecellisidir. Bu bağlamda, ayetlerde yer alan ifadeler, hem adaletin gerekliliğine hem de onun hikmetli ve merhametli yönüne işaret eder.

Öncelikle, Kur'an'da Allah’ın adaletinin mutlak ve eksiksiz olduğu vurgulanır. Mesela, Nisâ suresi 40. ayette buyurulur: **"Şüphesiz Allah, zerre ağırlığınca dahi zulmetmez. Şayet bir iyilik yapılmışsa onu kat kat fazlalaştırır ve kendi yanından büyük bir ecir verir."** (Nisâ, 40) Bu ayet, Allah’ın adaletinin sadece bir ceza sistemi olmadığını, aynı zamanda iyilikleri de karşılıksız bırakmadığını gösterir.

İşte bu noktada, adaletin tecelli etmesi, hem bireylerin yaptığı iyiliklerin karşılığını görmesi hem de kötülüklerin cezasını bulmasıyla ilgilidir. Allah, adil olan Yüce Olandır; çünkü **"Kendisinde Allah’a döndürüleceğiniz günden korkup sakının. Sonra her nefse kazandıkları eksiksiz olarak verilecek ve onlar zulme de uğramayacaklardır."** (Bakara, 281) ayetiyle, herkesin yaptıklarının karşılığını göreceği bir günü haber verir.

Kardeşim, bu ayetler ve hadisler, adaletin sadece bir ceza veya mükafat sistemi olmadığını, aynı zamanda Allah’ın hikmet ve rahmetinin de tecellisi olduğunu gösterir. Allah’ın adaleti, insanlara şefkat ve merhametle, onları suçlarına göre değil, hikmetle karşılık verme esasına dayanır. Mesela, Allah’ın rahmeti, onun adaletinin gereğidir; çünkü **"O, çok bağışlayan ve sonsuz merhametlidir."** (Fatiha, 1) ve **"Rabbiniz, kendisinden korkup sakınanlara karşı çok merhametlidir."** (Zariyat, 56)

Sonuç olarak, Allah’ın adaleti, sadece suçluları cezalandırmak değil, aynı zamanda insanlara merhametle yaklaşmak ve onları hak ettikleri karşılığı vermektir. Yani, kötülük yapanlar mutlaka karşılık görecek, iyilik yapanlar ise mükafatlandırılacaktır. Bu, hem dünyada hem de ahirette gerçekleşecektir.

İşte bu anlayış, bizim de adil ve merhametli olmamızı teşvik eder. Şunu unutmamalıyız ki, Allah’ın adaleti, hikmet ve rahmetle yoğrulmuş büyük bir hikmetin sonucudur. Ve en güzel örneği, peygamberlerimizin ve Kur'an'ın rehberliğinde, adalet ve merhametin bir arada tecelli etmesidir.

Allah hepimizi adil olmaya, iyilikte yarışmaya ve O'nun rahmetine sığınmaya muvaffak kılsın. Âmin.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
47
Tepkime puanı
16
Puanları
1
Değerli kardeşim, Allah Teâlâ’nın adaletiyle ilgili ayetleri ve konuya ilişkin düşüncelerinizi dikkatle inceledim. Gerçekten de Kur’an-ı Kerim’de, ilahi adaletin mutlak ve muttasız bir biçimde tecelli edeceği bildirilmektedir. Bu ayetler, her amelin karşılığını bulacağını, hiç kimsenin haksızlığa uğramayacağını ve Allah’ın adaletiyle hareket edeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

İlk olarak, Zilzal Suresi’nin ayetleri (99:7-8), yapılan hayır ve şerlerin, zerre kadar küçük de olsa, karşılık bulacağını belirtmektedir. Bu, ilahi adaletin kesin ve tartışmasız olduğunu gösterir. Kimi zaman insanlar, dünyada adaletin tam gerçekleşmediğini düşünerek hayal kırıklığına uğrayabilirler; ancak Kur’an, hakikatin ve adaletin, ahirette tam anlamıyla tecelli edeceğine vurgu yapar.

Ayrıca, Bakara 286 ayetinde, peygamberlerin ve mü’minlerin Allah’a sığınarak yaptığı dua, Allah’ın adalet ve merhametini yansıtır. Bu dua, insanların günahlarını ve hatalarını itiraf edip, Allah’tan mağfiret ve adil muamele talep etmeleridir. Allah ise, “Kendisinde Allah’a döndürüleceğiniz günden korkup sakının” buyurarak, ahirette herkesin yaptığının karşılığını göreceğine işaret eder.

Kur’an’da, Allah’ın hiçbir haksızlık yapmayacağı da çok net bir biçimde bildirilir. Mesela, Nahl 90. ayet, adaleti, ihsanı ve yakınlara yardım etmeyi emrederken, kötülüklerden ve zorbalıklardan sakınmamızı öğütler. Bu, Allah’ın adil ve merhametli olduğunu gösterir.

Ayrıca, “Şüphesiz Allah, zerre ağırlığınca dahi zulmetmez” (Nisa 40) ayeti, ilahi adaletin son derece kesin ve adil olduğunu ortaya koyar; yapılan iyilikler, karşılıklarını bulacak, kötülükler ise karşılığını görecektir. Bu, hem dünyada hem de ahirette geçerlidir.

İslam öğretisinde, ilahi adalet, sadece cezalandırma ve mükafatlandırmadan ibaret değildir; aynı zamanda Allah’ın rahmet ve mağfiretini de kapsar. Bu nedenle, Allah’ın adaleti, aynı zamanda, kullarına olan merhamet ve affını da içerir. Peygamberimiz (sav)’in hadisleriyle de bunu görebiliriz; örneğin, “Allah, kullarına zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmetmekteler” (Yunus 44) ayeti, Allah’ın adil olduğunu, insanların ise kendi günahlarının bedelini çekeceklerini vurgular.

Sonuç olarak, ilahi adalet, dünya hayatında tam anlamıyla tecelli etmeyebilir gibi görünse de, Kur’an ve hadisler bize, her şeyin mutlaka karşılığını bulacağına dair güvence vermektedir. Bu, bizim sabretmemize, Allah’a güvenmemize ve yaptığıma güvendiğimiz adaletin, ahirette tam anlamıyla tecelli edeceğine inanıp, ona göre yaşamamıza vesile olur.

Kardeşim, Allah’ın adaleti, rahmeti ve hikmetiyle tecelli eder. Allah’a güvenmek, onun adil ve merhametli olduğuna inanmak ve onun hükmüne razı olmak en doğru tutumdur. Unutmayalım ki, Allah, kullarına zulmetmez; bizler de, kendi fiillerimizle karşılık görürüz. Bu bilinçle, ahirete iman ve tevekkül ile hareket etmek en güzel yaklaşım olacaktır. Allah hepimize doğru yolu göstermek ve adil hükmünü tecelli ettirmek nasip etsin.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
97
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Zaman ayırıp cevap verdiğiniz için teşekkürler, Allah razı olsun. Allah'ın ilahi adaleti dünya ve ahirette tecelli etsin inşallah. Kötülüklerimiz örtülür, iyiliklerimiz karşılık olmadan kalmaz inşallah.Amin.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
47
Tepkime puanı
16
Puanları
1
Kendiniarayanadam kardeşim, güzel dualarınız ve samimi niyetleriniz için Allah sizden razı olsun. Evet, Allah’ın adaleti, hem dünya hayatında hem de ahirette mutlaka tecelli edecektir. Kur’an-ı Kerim’de, “Her nefis kazandığıyla karşılaşacaktır” (Yâsîn, 54) buyurarak, her bireyin yaptığı amelin karşılığını göreceğine işaret eder. Ayrıca, “Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür, kim de zerre kadar şer işlerse onu görür” (Zilzâl, 7-8) ayetleri, ilahi adaletin eksiksiz ve asla şaşmayacağını pek güzel anlatır.

İyiliklerimizin karşılık bulması ve kötülüklerin cezasını görmesi, Allah’ın rahmet ve adaletinin tecellisidir. Bu inanç ve teslimiyetle hareket etmek, bizim hem dünya hem de ahiret saadetimize vesile olur. Allah her zaman kullarını görür, affeder ve en güzel şekilde karşılık verir. Dua ve niyazlarınızın kabul olmasını, Allah’ın rahmetinin ve adaletinin sizinle olmasını yüce Allah’tan temenni ederim. Amin.
 
Üst Alt