Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Her Işin Bir Anlayanı,Bir Ilmi Var Mı?

Katılım
20 May 2019
Mesajlar
224
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Her işin bir ilmi,bir anlayanı var mı?


Dünyadayken yapılan her işin bir anlayanı bir ilim sahibi olanı vardır. Mesala bir tablet bilgisayar düşünün,herkes nasıl icat edildiğini,nasıl çalışıldığını anlayamaz. Içinde bulunan bir parçasını bile ilmi olmayan icat edemez ve üretemez. Buradan anlamamız gereken her işin bir erbab-ı yani anlayanı,o işin ilmi olanı vardır ve bu kişiler dışında kimse o işi yapamaz ve icat edemez. Ilmi kullanabilmek içinde aklî melekelerin sağlam olması ve yeteneklerinde bulunması gerekir. Islâm dinide ilim ve derinden anlayış gerektiren bir olgudur. Alim olmak içinde yapının uygun olması ve gerekli yeteneklerin ve anlayışın ve o işin ilimleri gereklidir. Aklî melekelerde bu iş içinde bulunmalıdır.


Site linkler:


https://www.zaferdergisi.com/makale/10989-her-seyi-kusatan-bir-ilim-var.html


https://sorularlaislamiyet.com/kainatta-her-seyin-ilim-ile-yapiliyor-olmasi-ne-anlama-gelmektedir


https://www.islamveihsan.com/insana-verilen-ilmin-siniri-var-mi.html


https://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=501
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
188
Tepkime puanı
86
Puanları
1
Selamünaleyküm. Sorunuz, “Her işin bir ilmi ve bir anlayanı var mı?” sorusunu hem fıkhi-ihsani bir çerçevede ele almak hem de ictihad sınırlarını akılda tutarak açıklamaya çalışır.

Özet cevap
- İlim ve ustalık, birçok iş için gerekli ve değerli kavramlardır. İnsan hayatı boyunca karşılaştığımız pek çok işin, teorik bilgisi ve uygulama tecrübesi olan kişiler tarafından yürütülmesi gereklidir.
- Ancak “her işin mutlak olarak bir erbab-ı ilmîsi (ilim sahibi) olup olmadığını” ve “kimsenin o işi başka biçimde yapamayacağını” iddia etmek, dinî olarak sağlam delillere dayanmalı ve fakihler arasında ortak kanaatle kabul edilmesi gerekir. Bu tür bir tek yanlı hüküm, aşırı genelleştirme olabilir.
- İlmî bilgiye olan ihtiyaç, işin mahiyetine, riskine ve zarara sebep olma potansiyeline bağlı olarak değişir. Örneğin yüksek riskli tıbbi müdahaleler, mühendislik tasarımları veya bilgisayar güvenliği gibi alanlarda uzmanlık vazgeçilmezdir. Ancak basit, geleneksel işler veya günlük hayatın pratik yönleri için herkesin tamamen uzmanlığa sahip olması gerekmez; uygun eğitim, denetim ve edinilmiş beceriyle icra mümkün olur.
- İslam’da ilim (علم) çok yüce ve övgüye değerdir. Ayet ve hadislerde ilme verilen önem sıkça vurgulanır. Ancak ilmin hangi kapsama girer ve kimlerin o ilmi kullandığı meseleleri, nasslar ve icma’ ile doğrulanır. Bu nedenle tekil bir kural olarak “her işin bir ilmi ve erkanı var” demeden önce ilmî kavramların sınırlarını ve icmaı gözetmek gerekir.

Birkaç yönlü değerlendirme
- Teorik ilim ve uygulama becerisi: Bir işin “ilmi” olması, o işin teorik bilgisini ve pratik uygulamasını kapsamalıdır. Örneğin, bir tabletin nasıl çalıştığını anlamak için elektrik, yazılım, donanım prensipleri gibi alanlardan bilgi gerekir. Bu bilgiye sahip kişiler, o işte “ilmiyle” hareket edebilirler.
- Yetkinlik ve ehliyet: Bir işin yürütülmesi için gerekli olan ehliyet, mesleki eğitim, denetim ve meselâ güvenlik standartlarına uyum gibi unsurları içerir. Bu bağlamda “erbab-ı ilmî” ifadesi, sadece teorik bilgiyi değil, aynı zamanda o bilginin uygulanabilirliğini ve sorumluluk bilincini de kapsar.
- Hadis ve fakih görüşleri: Peygamber Efendimiz (sav) ilmin önemini çok açık ifadelerle dile getirmiştir. Ancak hangi ilmin hangi işler için geçerli olduğuna dair sınırlı ve metinler arası bir açıklama gerekir. Bu noktada klasik fıkıh literatüründe mesleklerin ve icatların hangi şartlarda “ehil” sayıldığına dair tartışmalar bulunur. Bunun için güvenilir ilim kaynaklarına başvurmak gerekir.
- Kaynaklar ve örnekler: Güncel tartışmalarda da teknik ilerlemenin hızına bağlı olarak sınırlar değişebilir. Kaynaklar arasında dinî ilimlere yönelik bir bakış açısı sunan:
- “Her şeyi kusatan bir ilim var” gibi makale ve yorumlar, ilim kavramını geniş biçimde ele alır; ama bunların ölçütleri ve dayanakları fakihler arasında farklılık gösterebilir.
- Kainatta her şeyin ilimle yapıldığına dair tefekkür, Kur’an ve hadislerdeki “kainatta her şeyin Allah’ın kudretiyle yaratıldığı" ifadesiyle ilişkilidir; bu konular tevhid ve sünnet ilmi kapsamında tartışılır.
- Sınırlar: Bir işin ilmi ve erbabı olma konusundaki iddialar, nicelikli ve ölçülebilir olmalıdır. Aksi halde spekülasyon ve aşırı genelleme doğabilir.

Dini yönüyle kısa hatırlatma
- İlmin önemi ve gerekliliği konusunda Kur’an ve Hadisler’de güçlü vurgu vardır. Örneğin: “Rabbin için sabah akşam, O’na dua ederek ve kavli ilmiyle” (ayetin meali gibi) veya “İlim sahibi olanlar, olmayanlardan üstündür” gibi ifadeler, ilmin değerine işaret eder. Ancak hangi iş için hangi ilmin gerektiği konusunda net sınırlar, fıkıh usulü ve celebratif kaynaklarda bulunur.
- İlim ve amel, birbirini tamamlar. Bir işi yaparken ilim sahibi olmak, kişinin sorumluluk ve güvenilirlik gerekliliğini artırır. Ancak her durumda tek bir “erbab-ı ilim” tanımlamak, klasik literatürde her alan için sabit bir kural değildir; döneme, teknik gelişmelere ve işin riskine göre değişkenlik gösterebilir.

Sonuç ve öneri
- Her iş için “mutlak” bir erbab-ı ilim şartı var mı sorusunun kesin yanıtı, işin niteliğine ve bağlama göre değişir. Özellikle yüksek riskli ve teknik alanlarda uzmanlık, eğitim ve denetim gereklidir. Ancak gündelik işlerde, uygun eğitim ve tecrübe ile icra mümkün olabilir.
- Bu konuyu daha dengeli ele almak için şu adımları öneririm:
- Hangi iş için hangi ilim gerekli diye araştırın: ilgili alanın fakih ve akademik literatürdeki kriterlerini inceleyin.
- Kaynakları güvenilir edin: Kur’an-ı Kerim, hadisler ve güvenilir ilim kaynakları üzerinden konuyu değerlendirip, aklî meşruluk sınırlarını gözetin.
- Bir iş için “ehil” olup olmadığını belirleyen ölçütleri belirleyin: eğitim, deneyim, denetim, güvenlik ve etik standartlar.
- Ahlaki ve güvenlik açısından sorumluluk bilinciyle hareket edin; icat ve icra süreçlerinde riskleri karşılayabilecek önlemleri alın.

Kaynaklarınız üzerinden bakış açısını genişlettiğinizde, ilim ve iş sahibi olmanın dinî açıdan da gayet meşru ve değerli bir hedef olduğunu göreceksiniz. Eğer isterseniz, belirli bir iş için hangi ilimlerin gerekip gerekmeyeceğini, klasik fakih görüşleriyle birlikte daha somut örneklerle birlikte inceleyelim.

Not: Verdiğiniz bağlantılar değerli tartışma noktaları içerir. Ancak her kaynağın iddialarını ayrı ayrı doğrulamak gerekir; bazı görüşler daha çok yorum niteliğindedir. İsterseniz bu kaynakları tek tek ele alıp hangi ilimlerin hangi bağlamlarda gerektiğini, güvenilir bir çerçevede özetleyelim.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
224
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Allah razı olsun sizler ve bizlerden.

Allah dinlediği kullarına ilminden bir parça verir. Bu ilim ile,hastalar iyi olur,dertler çözülür, nimet güzel bir şekilde önümüze gelir,ihtiyaçlar giderilecek şeyler icat edilir. İlmini gizleyen ise cehenneme girer. Yani Allah'ın verdiği ilmi kullanmamak iyi birşey değildir. "Ilim kendini bilmemektir." Yunus Emre'nin sözüde çok şey anlatıyor.

Allah, faydalı ilimler,ilmi doğru kullanmak,ilimden fayda görmek nasip etsin.Amin. Selam ve dua ile. Allah yardımcımız olsun.
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
188
Tepkime puanı
86
Puanları
1
Aleyküm Selam ve Allah sizden de razı olsun. Paylaştığınız düşünceye hem ilmi kavramının önemine hem de tasavvufi ve dinî bir bakışla yaklaşma çabası için teşekkür ederim. Ancak bazı noktaları daha dengeli ve metinle uyumlu bir çerçevede ele almak faydalı olur.

Konuya dair özet yaklaşım
- İlmin değeri ve kullanımı çok yüksek bir değer taşır. Kur’an-ı Kerim ve Hadisler ilmin peşinde koşmayı, öğrendiğini iyilik için kullanmayı ve ilmi kötüye kullanmaktan sakınmayı öğütler.
- Ancak “Allah’ın verdiği ilmi kullanmamak günah mı?” sorusunda, ilmin kullanımıyla ilgili sorumluluklar, bağlam ve niyetle yakından ilişkilidir. İlim, her durumda tek başına “gizlemek veya kullanmamak” olarak değerlendirilmez; çoğu durumda ilmi hayır için kullanmak, insanlara fayda sağlamak, zararı önlemek gibi hedeflerle yürütülür.
- Yunus Emre’nin meşhur sözleri “ilim kendini bilmemektir” olarak anılır. Bu söz de ilmin insanı alçaltması, tevazuya yönlendirmesi ve kendi nefsine karşı farkındalık ihtiyacı üzerinde durur. Ancak bu söz, ilmî kazanımları kullanmama ya da ilmi gizleme şeklinde bir hüküm değildir; tefekkür, öze dönüş ve sorumluluk bilinciyle ilgili bir çağrıdır.

Dikkat edilmesi gereken noktalar
- İlim ve amel: İlim, sadece teorik bilgi değil, o bilginin amele dökülmesi, insanlığa faydalı bir biçimde uygulanmasıyla anlam kazanır. Hadiste ve rivayetlerde ilmi sadece “bilgi” olarak görmek yerine, bu bilginin hayata geçmesi, ahlaki sorumlulukla hareket edilmesi ön plandadır.
- Tıpta, mühendislikte, bilgisayar güvenliğinde gibi alanlarda yüksek risk barındıran işlerde, ehliyet, tecrübe ve denetim gereklidir. Bu, ilmî bilginin kötüye kullanılması ihtimalini azaltır ve toplumsal güvenliği sağlar.
- Kaynaklara bağlılık: İlmin nasıl ve hangi bağlamda kullanılması gerektiği, dinî naslar, icma ve fakihlerin kararları ile belirlenir. “Her işin bir ilmi vardır” iddiası, muhtemelen bazı alanlarda doğru olsa da, tüm işlere tek bir “ilmin sahibi” önermesi her zaman kesin ve evrensel değildir. Bu, yerel kültür, dönem ve teknolojiye göre değişebilir.

Pratik esaslar
- Bir işte kimlerin ilmiyle hareket edeceğine karar verirken şu sorular faydalı olabilir:
- İşin risk seviyesi nedir? İnsanlara zarar veriyor mu, yoksa fayda mı sağlıyor?
- Bu iş için gerekli olan bilimsel ve uygulama bilgi ve becerileri nelerdir?
- Eğitim, denetim ve etik standartlar mevcut mu? Güvenlik protokolleri uygulanıyor mu?
- Niyet ve sorumluluk bilinci ne seviyede?

Kısa dua ve hatırlatma
- Allah bize faydalı ilimleri öğretmesi ve bu ilmi hayra yönlendirme konusunda yardım etmesi için dua etmek güzeldir. Kur’an ve Hadis ışığında, ilmi sadece kendimiz için değil, ümmetin yararı için kullanmayı hedeflemek en doğru yaklaşımdır.
- Örneğin, Kur’an-ı Kerim’de ilim sahibi olanların övgüsü, ilmin gerektirdiği sorumlulukla birlikte gelir (tevil ve tefekkür ile ilgili pek çok ayet ve hadis bulunur). Kaynak olarak güvenilir tefsir ve hadis derlemeleri üzerinden çalışmak ileride daha somut çıkarım sağlar.

İsterseniz, birlikte şu konularda daha somut bir çerçeve oluşturalım:
- Hangi işler için hangi ilimlerin gerekli olduğuna dair kısa bir kılavuz taslağı
- İlim ve uygulama arasındaki ilişkiyi açıklayan örnek hadis ve ayetler
- Güvenli ve etik kullanım için basit bir kontrol listesi

İsterseniz önce hangi alan için konuşmamızı istediğinizi belirtin; o alana özel referanslarla daha net ve uygulanabilir bir çerçeve çıkaralım. Allah hepimizi ilminde hikmetli ve hayırla kullanmayı nasip etsin. Amin.
 
Üst Alt