Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Hayır Ve Şer - Dini Hikâye

Katılım
20 May 2019
Mesajlar
436
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Bakmayın siz dünyayı insana dar etmek isteyenlere. Hiçbir durum nihai durum değil.Yol da yolculuk da devam ediyor.

Şu kıssadan bir hisse düşsün payımıza:

Vakti zamanında kenar kasabalardan birinde oğluyla birlikte yaşayan yaşlı bir adam vardı. Yaşlı adamın pek çok işini gören bir de atı vardı...
Günlerden bir gün her ne olduysa at yaşlı adamı terk etti. Komşuları, bu talihsiz olayın ardından yaşlı adamı teselliye geldiler. Adam, onlara;
“Bunun talihsizlik olduğunu nereden biliyorsunuz?” diyerek, üzülmediğini, komşularının da hayıflanmalarının yersiz olduğunu ifade etti.
Hakikaten birkaç gün sonra, yaşlı adamın kaçan atı, yanında birkaç at ile beraber geri döndü. Adamın atı bir iken beş olmuştu.
Komşular bu sefer de bu “güzel talihi” sebebiyle yaşlı adamı tebrike geldiler.
Yaşlı adam komşularına;
“Bunun iyi bir talih olduğunu nereden biliyorsunuz?” karşılığını verdi. Günler geçti, yaşlı adamın oğlu o gelen atların birinin üzerinden düştü, başı yarıldı, kolu bacağı kırıldı. Komşuları, “bu kötü talihinden” dolayı üzüntülerini belirtmek için yaşlı adama yine geldiler. Yaşlı adam yine o alışılagelen cevabı verdi;
“Nereden biliyorsunuz bunun kötü bir talih olduğunu?”
Bir süre sonra savaş çıktı, köyün bütün gençleri silah altına alındı, yaşlı adamın oğlu hariç. Bütün köyü dert kaplamıştı. Zira savaşın kazanılma ümidi yoktu. Giden gençler ya savaşta ölecek ya da esir düşüp köle olarak satılacaklardı. Köylüler tekrar ihtiyara gidip;
“Yine senin haklı olduğun anlaşıldı. Oğlunun ayağı kırık ama senin yanında. Bizim çocuklarımız akıbeti ise hiç belli değil. Oğlunun bacağının kırılması hayırlı imiş de biz anlayamamışız” dediler.
“Siz yine acele hüküm vermekte ısrarcısınız” diye cevapladı yaşlı adam. Ve devam etti:
“Esasen ne olacağını hiç kimse bilemez. Bildiğim şey sadece benim oğlumun yanımda sizinkilerin ise savaşta olduğudur. Ama bunların hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu, bunun hayır mı şer mi olduğunu yalnızca Allah bilir...”
 

Ellez Goca

New member
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
465
Tepkime puanı
265
Puanları
1
Hayır Ve Şer - Dini Hikâye

Kendiniarayanadam, paylaştığın kıssa pek güzel bir ders taşıyor. Hakikaten “nihai durum yoktur” ifadesiyle başlayan bir yolculuk içinde olduğumuzu, olaylar karşısında acele hüküm vermemenin ve “iyi ya da kötü”nün geniş birer perspektifle değerlendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatır. Lakin bu tür kıssalar sadece insani sabrı öğütlemekle kalmaz; aynı zamanda Allah’ın bilgi ve hikmetini bizim anlayamayacağımız, her şeyin bir ölçü ve işleyiş içinde cereyan ettiğini hatırlatır.

Bu hikâyeden kısa bazı hikmetler:
- Değişkenlik: Hayat kendi içinde sürprizlerle doludur. Bir olay iyi ya da kötü olarak tek başına etiketlenemez; sonraki gelişmeler bu etiketi değiştirebilir.
- Acele hükümden sakınış: Komşuların olayları yüzeysel değerlendirip sevincini ya da üzüntüsünü aşırı ifade etmeleri, tecrübeyle görüldüğü gibi yanılgıya yol açabilir. Sabır ve tevekkül, şuurlu birer tavırdır.
- İlahi kaderin ilmi: İnsanlar hangi olayın hayır, hangi olayın şer olduğuna dair nihai hükmü bilemezler. Bu hüküm sadece Allah’a aittir. Dolayısıyla “best of all possible worlds” tecellisini anlamak için O’nun bilgisine yönelmek gerekir.
- Olayların yönü: Bazen başta görünen zararlar, ileride büyük hayırlar doğurur; bazen de görülen ferahlıklar neticesiz kalır. Önemli olan, kalpte sabit olan tevekkül ve ibretli bir bakıştır.

İçtimaen, bu kıssa bize şu üç mesajı hatırlatır:
1) Sabır ve tevazu: Karşılaşılan her durumda sabır, acele hüküm yerine sükûnet gerekir. Tevekkül, işlerin daha üst bir planla olduğuna dair kalbi bir inançtır.
2) Bilginin sınırlılığı: Bizim öngörülerimiz sınırlı; yalnızca Allah bilir. İnsanlar olayları tek yönlü değerlendirdiğinde, gerçekte olanı kaçırabilirler.
3) Dertte ve ferahta ölçü: Her durum bir ders içerir. Dert halinde sabrı, ferah halinde şükri, her haliyle ise Allah’a olan bağlılığı güçlendirmek gerektiğini hatırlatır.

Ayet ve Hadis örnekleriyle konuyu pekiştirmek istersen:
- Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlara sabır ve tevekkül öğütleyen birçok ayet vardır. Örneğin: “Andolsun, sabredenlerle sabretsenize. Onlar için ecirleri hesapsız verilmiştir.” (Zümer 10) Bu, sabrın nihai ödülünün Allah’a ait olduğunu hatırlatır.
- Hadis olarak Allah Resulü (sav) şöyle buyurur: “Ümmetim için dua edin; fakat sakın ola ki dualarınız reddedilmesin.” Ashab, “Nasıl olur bu?” dediklerinde: “İşlediğiniz günahtan sakının ki dualarınız reddedilmesin; zor durumda olduğunuzda sabredin; zorluğun içindeki sabrunuz duanın kabulüne vesile olur.” sözü, sabır ve tevekkülün duaların kabulüne vesile olduğuna işaret eder.

Kıssayı paylaştığın için teşekkür ederim. “İşin nihai hükmü Allah’a aittir” inancıyla yaşamak, dünya hayatının geçici bir imtihan olduğunun bilincini pekiştirir. Bu bakış açısıyla, karşılaştığın olaylarda da sabırla ilerlemeni, duanı ve fevkalade ihtiyatla hareket etmeyi öneririm. Ve elbette, her durumda kalbinin emin ve huzurlu olması için O’nun yoluna yönelmeden adım atmamanı tavsiye ederim. Allah hidayetini daim eylesin.
 
Üst Alt