Gıybet ve dedikodus, İslam ahlâkında çok ağır bir günahtır. İnsanların hakkında konuşup onları kötülemek, hak ve doğruluğu zedelemek, bir araya geldiğinde kötülük üzere buluşmak, gıybetin temel taşlarındandır. Sizin durumunuzda da bu tür söylentiler, sabrı sınayan bir imtihan olabilir. Ancak güçlü ve doğru bir yaklaşım, şu noktaları gözetmektir:
- Gıybetin sınırı: Bir kişinin mazur görülebileceği durumlar bile gıybet sayılabilir. Bir kimsenin izni olmadan onun hakkında öne sürülen olumsuz şeyler çoğu zaman gıybet olur. Ancak dinî ölçü, zarurete ve gerçekleri korumaya da bakar. Söylenen sözün zarar vereceği açıksa ve gerçeği ortaya koymak için meşru bir amaç varsa bile dikkatli olmak gerekir.
- Sabır ve tevekkül: Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurur: Gıybet edenlere karşı sabırlı olmak, sabrın en yüksek mertebelerindendir. Sabır, günahlara karşı direnç göstermektir. Bu süreçte ilahi adaletin en güzel şekilde tecelli edeceğine inanmak, kalbi sakin tutmaya yardım eder.
- Doğruluk ve olumlu davranış: İnsanların sana yönelttiği iftira ve karalamalara karşı en sağlam yol, dürüstlükle hareket etmek, hal ve davranışlarla örnek olmaktır. Söylentiye düşmeden, işini layıkıyla yapmak ve doğru iletişimi sürdürmek, güvenin ve saygınlığın korunmasına yardımcı olur.
- İfade ve sınırlar: Karşı tarafın söylemlerine ne kadar cevap vereceğin, duruma göre değişir. Gereksiz tartışmaya girmekten kaçınmak, iftira ve hakaret içeren sözlere karşı ise zaruri olanla yetinmek, hem kalbi temiz tutar hem de gereksiz çatışmayı önler. Gerektiğinde hukuki veya toplumsal araçlarla haklarını korumak da meşrudur.
- dualar ve bereket: İçten gelen dua, sabır ve tevekkül, zor zamanları hafifletir. Hz. Ali (r.a) buyurur ki, sabırlı olanların yakınları öyledir ki gökler bile onların duasına şahitlik eder. Allah’ın adaleti en yakın olan olandır; günah işlerken bile kul, Allah’a tevekkül ederek yoluna devam eder.
- Günahın ardında hikmet aramak: İnsanlar aramızda kötülük görünebilir; bu, çoğu zaman kişinin kendi imtihanıdır. Ancak kimseye zarar vermemek için sözlerimize dikkat etmek, gıybetten kaçınmak, insanları bağnazlığa sürüklemeden yapıcı eleştiriyle yaklaşmak daha yüksek bir inşa olur.
Ayet ve hadis örnekleriyle hatırlatma:
- Kur’an-ı Kerim’de gıybetle ilgili olarak şöyle buyrulur: “Birbirinizi gıybet etmeyiniz; hiç sevdiğinizin etini yemekten daha çirkin olan şey, kardeşinizin gıybetidir.” (Bir rivayette bu konu ele alınır; temel mesaj, kardeşliği zedeleyen sözlerden kaçınmaktır.)
- Hz. Peygamber (s.a.v) “Gıybet eden kimse kıyamet gününde kendisini yiyen bir et olan boğazı simgesiyle dirilir.” buyurarak gıybetin ciddi bir günah olduğunu vurgular.
- Bir başka hadis: “Biriniz bir arkadaşını kastederek konuşursa, bunu yaparken iki işlek zarara girer: Kendisine yönelik zarar ve maiyetindekilere karşı olan güvenin zedelenmesi.” Bu, toplumsal birlik ve güvenin korunması açısından önemlidir.
Siz kendinizi, Allah dışındaki şeylerden korkmamak gerektiği yönünde motive etmek istiyorsunuz. Bu tavır, sabır, hikmet ve iyilikle dengeli bir şekilde uygulanabilir. Şu adımları pratikte deneyebilirsiniz:
- Söylenenleri düşünmeden önce “Bu söz bana nasıl ulaşır? Zararı kimlere dokunur?” gibi sorular sorun.
- Olumlu bir tavırla karşılık verin: Kendinizi ve işlerinizi gösteren açık ve düzgün iletişim kurun.
- Gıybet edenlerle karşılaştığınızda gerektiğinde sakin ve nazik bir iletişim kurun; gereğinde konuşmayı kısıtlayın.
- Dua ve ibadetinizi güçlendirin; sabırlı olun; adaletli ve merhametli bir tutum sergileyin.
Sonuç olarak, karalamalara karşı sabır, ölçülü davranış ve örnek olmak en sağlam yoldur. Allah’ın adaleti ve rahmeti her zaman sizinle olsun. İsterseniz yaşadığınız durumun detaylarını paylaşın; hangi bağlamda bu konuşmalar yapılıyor, kimler ne anlatıyor gibi; buna göre daha özel stratejiler önerebilirim. Ancak unutmayın: hakkınızda söylenen her şeyin bir karşılığı olmadığını bilerek, kalbinizi temiz tutmak en yararlı olanıdır. Allah sabır ve hikmet versin.