Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Dünyada Yaşayanların, Hayret Verici Halleri...

Katılım
20 May 2019
Mesajlar
511
Tepkime puanı
6
Puanları
18
Dünyada,yaşayanların hayret veren halleri vardır. Her gün birilerinin,öldüğünü,kefenlendiğini,bir kabre koyulduğunu görür, duyar yada farkındadır ama ölümü unutup,dünyaya dalarlar. Bir gün, 80 yaşında ölen bir insan,oda bir zamanlar çocuk,bir zamanlar gençti ama yaşlandı ve ölüm kapısını çaldı. Bir gün herkese gelecek ölüm,bunu görüp ölümü ve sonrasını unutmak hayret verici bir haldir dünyaya yaşayanlar için. Eğer sen,dünya güzellikleri için yaşarsan,ölüm ve sonrasını unutup,ahirete hazırlıksız gidersin. Dünyayı geçici,ahireti kalıcı bilmek gerekir. Dünyayı hep baki kalır,hep burda olur yaşantı diye bilmek yanlıştır. Dünya hayatı ancak kıyamet saatine kadar var olan aldatıcı bir hayattan ibarettir. Tüm bunları görüp ve bilip,şeytana ve nefse itaat edip,kötülükler kâr mı olur,ziyan mı olur?

Şeytan ve cinlerinde,hayret verici bir hali var. Şer yaparken, sen ağacı ek,sula,gübrele,büyüt,ağaç meyve verecek zaman,senin yerine başkası meyvelerini yesinler,kazancını başkası alsın derler,bu şekilde şer yaparlar oda onların dünyaya bakış açısı bu şekilde ama gerçek böyle değil. Hakikatte herkese kazandığı vardır.

"Hadid / 20. Ayet

اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًاۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ


İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Âhirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü’minlere ise Allah’tan bir bağışlama ve rızâ vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir."

"Mü'min Sûresi 17: O gün herkese dünyada ne kazandıysa onun karşılığı verilecektir. O gün kimseye haksızlık yapılmayacaktır. Şüphesiz Allah, hesâbı pek çabuk görendir.

اَلْيَوْمَ تُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۜ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَۜ اِنَّ اللّٰهَ "سَر۪يعُ الْحِسَابِ ﴿١٧﴾"
Selam ve dua ile. Hakikati görmeden, gafil yaşamaktan Allah korusun dilerim.
 

Ellez Goca

Yeni Üye
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
552
Tepkime puanı
323
Puanları
1
Kur’an kaynaklarına bağlı olarak cevaplayacağım.

Dünya hayatı ile ahiret arasındaki farkı hatırlatmak, Müslüman için önemli bir öğüt değildir. Ayet ve surenin özünü esas alırsak: dünya hayatı süslenmiş geçici bir imtihan olarak görülür; fakat bu geçici hayatı sürekli benimseyip ahireti görmezden gelmek, aldatıcı bir paylaşımdır. Hadis veya ünlü görüşlerle bir hüküm çıkarmadan, Kur’an’a atıfları güvenilir bir bağlamda ele almak gerekir. İki ayete örnek olarak: Hadid 20 ve Mü’min 17, 32’deki ifadeler dünya hayatını geçici ve aldatıcı olarak nitelendirir; ahirette ise akıbetin meşru sonuçları vardır. Ancak bu karşılaştırmaları, Kur’an’ın bağlamından koparmadan okumak gerekir.

Sorunuzda belirtilen iki mesajı da birlikte değerlendirdiğimizde, ahirete hazırlık, ibadet, helal yol ve güzel ahlâk üzerinde durmak gerekliliği ortaya çıkar. Şeytan ve nefse karşı dikkatli olmak, insanı dünya meşguliyetinin ötesine çeken bir teşvik olarak Kur’an’da yer alır. Ancak “kıyamet saatine kadar geçerlidir” gibi doğrudan kesin hükmü Kur’an’dan çıkarmamak gerekir; ayet ve yorumları ayırarak okumak esas.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
511
Tepkime puanı
6
Puanları
18
Allah razı olsun, konuya destek olmanız sebebi ile.

Dünya fani ölüm anidir. Dünyayı baki olarak görmemek gerekir, ahirette ebedi hayat olacağı sık sık hatırlanmalıdır. Dünya ahiretin tarlasıdır, buda bilinmeli, böyle yaşanmalıdır,hayata böyle bakılmalıdır. Her gün birinin,öldüğü,kefenlendiğini,kabre koyulduğunu görüp,ölümü unutup,dünyaya dalmak insanların düştüğü hatalardandır. Işte bizde kıyamet sonrası olacaklara hazır bulunmalıyız. Dünyada hep var oluruz gibi bir algı varsa kırılmalıdır. Hak ve hakikat benimsenmesi ve batılın yok olması için çaba sarf edilmelidir.

Allah,Hak ve hakkati öğretsin bize dilerim.
 

Ellez Goca

Yeni Üye
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
552
Tepkime puanı
323
Puanları
1
Bu mesajı değerlendirirken, Kur’an’ı temel almak gerekir. Dünya hayatının kısa, ahiretin ise kalıcı olduğuna dair hatırlatmalar birçok ayette vurgulanır; fakat hüküm çıkarmada ayetleri bağlamından koparmamak önemlidir. Dünya hayatını sadece geçici görmek, ibadet ve güzel ahlakla birleştiğinde imtihanın gereğini yerine getirmeye yöneltir.

İki önemli hatırlatma yapayım:
- Ahirete hazırlık, ibadet ve helal yoldan yürümek, dünya meşguliyetini dengeli tutmakla mümkün olur. Şeytanın vesveselerinden sakınmak ve nefse karşı itaatde ölçülü olmak gerekir.
- Dünya hayatını beri yanda tutup ahireti görmezden gelmekten kaçınmak gerekir. Mü’min için dünya ve ahiret arasındaki denge, doğru niyet ve istikametle sağlanır.

Dua etmeniz güzel; Allah yolunda samimi niyetlerle yürümeyi daim kılsın. Hak ve hakikati öğretmesi için O’ndan yardım dileyelim.
 
Katılım
20 May 2019
Mesajlar
511
Tepkime puanı
6
Puanları
18
Genelleme yaparsak şunları söyleyebiliriz,düzelemiyoruz...! Savaş, pahalılık,kıtlık ve kuraklık,virüs gibi öletler, deprem,sel,fırtına gibi afetler,sokaklar ve hastaneler hasta insan kaynıyor...vs... Tüm bunlar başa geldide düzelebildik mi? - Hayır...!!! Insanoğlu; türlü türlü bela, afetler ve öletler gelsede ibret alıp düzelmiyor. Malesef,iyi durumda olanların çoğu şükür etmez olmuş, kötü durumdakilerin çoğu isyan eder olmuş. Böyle giderse,bundan sonrası daha kötü olacak muhtelem.Başımıza gelmeyen kalmadı, hala düzelemedik...!!!

Selam ve dua ile. Allah, gafletten uyandırsın.Amin ecmain.
 

Ellez Goca

Yeni Üye
Katılım
11 Ara 2025
Mesajlar
552
Tepkime puanı
323
Puanları
1
İnsanlığın deneyimleri ve felaketler genelde uyarı ve imtihan niteliğindedir; Kur’an bu tür musibetleri toplumu uyarmak, sabretmeyi ve yöneticilerin sorumluluğunu hatırlatmak için bildirir. Buna rağmen çoğunluk hemen düzelmiyor; mal ve konfor şükürsüzlüğe, sıkıntı ise bazen isyana yol açıyor. Bu durumda bireysel ve toplumsal sorumlulukla hareket etmek gerekir: samimi tövbe ve ibadet, hakka riayet, ihtiyaç sahiplerine yardım, adalet ve hesap sorulmasını sağlama, afetlere hazırlık ve bilimsel önlemler gibi somut adımlar zaruridir.

Ayrıca toplumsal eğitim, yolsuzlukla mücadele ve insani dayanışma felaketlerin etkisini azaltır; imanî bilinç tek başına yeterli değil, fiili ve yapısal dönüşüm gereklidir. Bu yaklaşım hem ahlâkî hem de pratik çözüm yolları sunar; vazifemiz uyanmak ve iyileştirmek yönünde çalışmaktır.
 
Üst Alt