Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Türkiye Hristiyan AB'ye girmeli mi ?

Türkiye Hristiyan AB'ye girmeli mi ?

  • Evet

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Hayır

    Kullanılan: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    0

emrahyldrm

New member
Katılım
2 Ağu 2005
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Ýstanbul
Çok uzun yıllar İslam'ın bayraktarlığını yapmış Müslüman Türkiye, Hristiyan kulübü AB'ye girmeli mi ?
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
islam bayraktarlığı yapmış olan Türkler değil Anadoluda yaşayan Müslümanlar... bunun içinde Tokadinin, Şaban-ı Velinin, Suhreverdi'nin yeri neyse Ahmed-i Hani nin Kürdler için öylesi bir şevk kaynağı olduğu ortada ... onca Tatar ve Çerkes alimlerini de ekleyebiliriz... orta ve güney afrikaya Islamı taşıyan Ermeni doktorları da eklemeli. daha şurada 100 sene öncesine kadar millet-i sadıka denilen ve hacca giderken arkadaki herşey kendilerine emanet edilen ermeni ve yahudi teb'a yı da saymalı. yahudilerden çıkan onca alim şeyh bestekar edebiyatçı bu kültürle bayraklaştılar. ve bugünlere geldik...

T.C. devletinin islam bayraktarlığı yapmak gibi bir anayasal görevi olmadığı malum. böyle bir iddiası da yok. tersine olabildiğince dini ihmal etmek var. bir zamanlar "öteki dünya için çalışmak ve bu vatanı ihmal etmek vatana hıyanettir. Allahın ahiret devletinin mi vatandaşısınız oysa bu devlet size dünyada herşeyi veriyor!" diyerek bakanlar kuruluna ahirete imanın suç sayılması bile teklif edildi...

avrupa da ise sadece fransız vatandaşlarından müslüman sonradan olanlar milyonu aşmış, olay çıkartarak müslüman yayılışı önlemek derdindeler.. hollanda resmi din olarak islamı kabul etmiş. ingilterede islamı cemaatler boş satışa çıkan kiliseleri almak derdindeler.. iskandinavya gerçek dini arayan gruplarla dolu.. ve islam çarşafını yavaşça üzerine örtmekde olan bir avrupa var..

ayrımcılık, zümre egemenliği, dinsizlik, yargıda kayırma, yükseköğretimde eşitsizlik, istediğini öğrenememe gibi tüm hastalıklarımızın çaresi olarak geç bile kaldığımız avrupaya acilen girmeliyiz... hem bizi ilerlemekden durduran bu önyargı dolu totemler yıkılır. hem avrupadaki mü'minlere hayrımız dokunur.
 

emrahyldrm

New member
Katılım
2 Ağu 2005
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Ýstanbul
Sevgili pusula, seni hiç tanımadığım halde çok severim. Yazılarını olabildiğince takib etmekten zevk duyarım.Yorumun için Allah senden razı olsun.

Öncelikle Müslüman Türkiye derken T.C ifadesini kullanmadım. Çünkü bu rejimde bayraktarlık yapmak bi kenara, istediği zaman istediği şekilde bütün değerlerimizle dalga geçen ve bütün inançlarımıza rahatça hakaret eden avrupa ülkelerine bile "bunu bir daha tekrarlamayın !" diyemiyoruz.Dediğimiz tek şey lanet olası bi "kınama".

Medeniyet Avrupa mıdır Allah aşkına ? Fransa da cadde ortasında bilmem neyin tanıtımı için çırılçıplak cinsel ilişkiye giriyorlar. İngiltere de en kötü semt Türklerin yaşadığı semt. Kendi komşularım 10 sene kadar önce gittiler ve kendileri anlatıyorlar. " Peki siz nerde yaşıyorsunuz ?" dediğimde ; " Biz Türklerin yaşadığı yere bayağı uzağız.Benim kızlarım var orada oturamam" diyor.Durum o kadar vahim demekki.

Hadi onlar ( kirli iş yapanlar) maneviyattan nasibini almamış soydaşlarımız. Peki her fırsatta maneviyat aşılamak için uğraştığımız çocuklarımız kardeşlerimiz ne olacak ?

Müslüman bir ülke haksızlığa uğradığı zaman AB üyesi olduğumuz için ......neden dolayı elimiz kolumuz bağlı durmak hoşumuza mı gidecek ? ( Gerçi bu tartışılır.Şimdi durum farklı değil ama ileride daha vahim olabilir)

Avrupada yaşayan müslümanlar biz AB'ye girersek çok mu rahatlıyacaklar ?

Müslüman ülkeler dururken niye hristiyan AB ?

Neden bizim hala "Müslüman Birliği" adı altında çalışmalarımız yok ? (Yada başka bir ad.O kadar da önemli değil )

Kime şirin gözükmek için uğraşıyoruz ? ( pusula sana değil genel konuşuyorum )

Fransa nın Ermenilerden ne çıkarı olur ki ?
Yada Hollandanın yada Danimarkanın kürtlerden, yada İtalyanın.
Avusturyanın kuş beyinli aklı hala Viyana kuşatmasında !

Daha ne bekliyoruz bu Avrupadan bilmiyorum ki ?

Gördük AB'nin yükseköğretimdeki eşitliliğini.
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
biraz geç de olsa kısım kısım cevaplayayım...
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
"Sevgili pusula, seni hiç tanımadığım halde çok severim. Yazılarını olabildiğince takib etmekten zevk duyarım.Yorumun için Allah senden razı olsun."

ben teşekkür ederim. böylesi bir forum da birbirimizi daha iyiye ve güzele teşvik eden herkese ihtiyacımız var.

"istediği zaman istediği şekilde bütün değerlerimizle dalga geçen ve bütün inançlarımıza rahatça hakaret eden avrupa ülkelerine bile "bunu bir daha tekrarlamayın !" diyemiyoruz."

demiyeceğiz de zaten... biz su'-i istimalat ile değil müsbet hareket ile uğraşıyoruz. bak forumda şeytana resul diyenlere bile bişey demiyoruz. ip'sini yasaklamıyoruz. fikirler zemin buldukça gerçekler ortay çıkıyor. bizim içimize kapanmaya değil avrupaya açılmaya ihtiyacımız var.

"Medeniyet Avrupa mıdır Allah aşkına ?"
Hayır ama hürriyet avrupa demek. maalesef 1300 yıl boyunca insanlığa zeytin dalını biz öğrettik ama en acı baskılar ve en anlamsız sıkıntılı yönetimler bu aralar bizden çıkıyor. bu halkın kapalı bırakılarak soyutlanmasına tahammülüm yok. bakınız dünyanın dört tarafında en uygunsuz yönetimlerle birlikte ticaret ve sanayiide ne güzel neticeler alıyoruz. niye halkım bundan yararlanmasın. kapıları ardına kadar açmamız lazım.

"İngiltere de en kötü semt Türklerin yaşadığı semt. Kendi komşularım 10 sene kadar önce gittiler ve kendileri anlatıyorlar. " Peki siz nerde yaşıyorsunuz ?" dediğimde ; " Biz Türklerin yaşadığı yere bayağı uzağız.Benim kızlarım var orada oturamam" diyor.Durum o kadar vahim demekki."

bizim içimize onlar girmesiyle onlardaki müslümanlar da daha hızlı ilerleyip gerçek seviyelerine ulaşacaklar... sivasa müslüman rum vali, antalyaya angilikan ingiliz belediye başkanı sizi korkutmasın. bir dünya imparatorluğundan bahsediyorsanız bunlar normaldir. ve bu millet bunu fazlasıyla hakediyor. hürriyeti verin. bundan en fazla yararlanacak İslamdır. baskı ve zulümden en fazla incinen de İslamdı.

"Hadi onlar ( kirli iş yapanlar) maneviyattan nasibini almamış soydaşlarımız. Peki her fırsatta maneviyat aşılamak için uğraştığımız çocuklarımız kardeşlerimiz ne olacak ?"

şeriatla yönetilmek tüm ferdlerin sahabe olması anlamına gelmez. istidat değerli bir özellikdir. pahalı ve nadirdir. gayr-i ahlakilik nerede yok ki? burada sayıpta şok etmek istemiyorum. önemli olan çirkinlerin adedi değil. güzelliğin artış oranı...ve hürriyet ve kanunu temel alan bir sistem İslam için güzeldir.

"Müslüman bir ülke haksızlığa uğradığı zaman AB üyesi olduğumuz için ......neden dolayı elimiz kolumuz bağlı durmak hoşumuza mı gidecek ? ( Gerçi bu tartışılır.Şimdi durum farklı değil ama ileride daha vahim olabilir)

hayır tam tersi, islam dünyasındaki hammadde pazarına kotalara iş gücüne ve kapitale avrupanın yüzyıl harcayarak kurduğu kanallardan bir yıl harcayarak ulaşacaksınız. bu öyle bir ivmedir ki hayal gücünü zorlar. ve gerekli müdahele içeriden daha kesin ve kolay yapılır.

"Avrupada yaşayan müslümanlar biz AB'ye girersek çok mu rahatlıyacaklar ?"

kesinlikle çok rahatlayacaklar. biz onları kendimize ortak etmekle onlar islamı kendilerine ortak edip Peygamberimizin müjdesinin bir şeklini ortaya çıkaracak. Bu ahirzaman hadisatı çok hızlı gelişiyor.

"Müslüman ülkeler dururken niye hristiyan AB ?"

bu soru hatalı... siz kanuni ve hür olduğunuzda kendinizden emin ve ne yaptığını bilen bir kimliğiniz olur. bakınız biraz uyum yasaları oluşunca körfez ülkeleri yatırımlarını artırdılar. bu katlanarak artacak. şu anda geç bile kalıyoruz. bir an evvel islami finans kurumlarına da gerekli reform fırsatı verilmeli... ki daha da hızlı alabilelim. Türkiye eline maddi imkan alsın ki başkasına yardım edebilsin. felsefe ile afrikaya yardım için para yollayan arap dünyası yerine, milliyetçilikden arınmış şuurlu ve kararlı, önyargısız Türkiye afrikaya yatırım yollayacakdır.

"Neden bizim hala "Müslüman Birliği" adı altında çalışmalarımız yok ? (Yada başka bir ad.O kadar da önemli değil )"

müslümanlık bir parti değil ki! yada basit bir siyasi oluşuma indirgenemez ki! gerçek ve erdemli bir insan müslümandır. bunu göstermeniz lazım. yoksa adının birlik olduğu bir müslümanlığın kendine faydası olmadığını şu anda görmüyor muyuz? istanbulda ticaret hayatında siz bunu görmüyor musunuz? dalavere yapabilecekken yolabilecekken samimi ve vakur iş yapan kimse müslüman sıfata sahiptir. kimliğinde isterse başka şey yazsın.

bakınız katarlı ve kuveytli iş adamlarıyla görüşün. singapurdan italyaya mal göndermek için... size kıbrıs rum bandıralı gemileri tavsiye ederler. ve siz orada ateşiniz çıkarak onların ne denli doğru ve dürüst, sadık ve adaletli olduğunu dinlersiniz. eğer yanlışlıkla kendi taşımacılarınızı onlara sorarsanız, ne denli hırsız sahtekar olduğunu dinlemekden benim gibi ezilirsiniz... biz bugün geç farkettik ki bizim kuzey kıbrısın başına para verip bir şişko bekçi koyup, kıbrıs halkını bastırarak ülke imiş gibi durmalarını sağlamakla yalnızca biz kendimizi kandırıyoruz. dünya herşeyi biliyor. bir haberi olmayan benim. halbuki en çok benim hakkımdakileri ben bilmeliyim. iyi yada kötü kendimle yüzleşmeli ve kendimi ifade etmeliyim...

"Kime şirin gözükmek için uğraşıyoruz ?"
Allaha! belki kendimle yüzleşirsem ve bunca yıl tembelce kabuğum içinde oturduktan sonra dünya mahallesinde sokağa çıkıp, komşularla konuşmaya onlarla irtibata geçersem o zaman Allahın dinini bir millet olarak da gösterebilirim. Anadolu da oturmak derdi olmayan balkanları irşad eden Osmanlı nerede? Horasana takılıp kalmayan Rumeline yatırım yapan selçuklu nerede? Türkiyenin geleceği de sanırım orada...

"Fransa nın Ermenilerden ne çıkarı olur ki ? Yada Hollandanın yada Danimarkanın kürtlerden, yada İtalyanın. Avusturyanın kuş beyinli aklı hala Viyana kuşatmasında !"

bunlar ve benzerleri, biz kendimizi ortaya koymadığımızdan türüyor. oysa biraz gayretle tekstilde nerelere geldiysek gıdada nasıl açıldıysak, tüm dünyaya yayılan cemaatlerimizle nasıl ferah bir hizmete kavuştuysak bu eminlik ve rahatlıkla daha büyük adımlara da korkmadan geçebilmeliyiz...

"Daha ne bekliyoruz bu Avrupadan bilmiyorum ki ?"
onların hidayetini...

"Gördük AB'nin yükseköğretimdeki eşitliliğini."
onlar bir merci değil... beni ben yapan özelliklerimi yeniden anlamamı sağlayacak bir evredirler. beni ben yapan şey vatan ve bayrak değil. bu vatan dışına çıkınca da müslüman gayet beceriklidir. bayrak ise Hazret-i Peygamberi ders verdiği için kudsidir. eğer manayı şaşırırsak kendimiz olamayabiliriz. cahil politikalarla kapalı kutuda boğulan, devlet memurlarının kralcıklar haline geldiği, halkın emniyeti güvenlikden değil mafiadan beklediği bir yönetim ülkeme ne kadar yararlıysa onu muhasebe etmeli...

son olarak şunu demek isterim. biz şu anda avrupaya kapılarımızı açmayarak oradan gelecek iyi kötü herşeyin yönetimini, eskiden olduğu gibi emekli bir kaç paşaya (ki sanırım hala mahkemesi sürüyordur) , mafyaya, amca oğlu dayı kızı çalışan ahmak siyasilere bırakmış oluyoruz. madem gelecek benim gençlerim getirsin. hür toplum kendi alsın. sanki açılmamakla gelmiyor mu? sadece gelmiyor sanıyorum. maneviyatlı, genç ve cessur insanımın elinde her şey güzel hale gelir. ben ülkeme güveniyorum...
 

emrahyldrm

New member
Katılım
2 Ağu 2005
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Ýstanbul
Batinin Işiklari

Batinin Işiklari

Hamburglu Wolfgang Dircks, on sekiz katlı bir apartmanın bir
dairesinde yalnız yaşayan 43 yaşında bir Alman vatandaşı idi. 1993
yılının sonlarında bir akşam evinde televizyon seyrederken
öldüğünde,komşularının bundan haberi olmadı. Ertesi gün de kimse fark
etmedi Wolfgang'ın öldüğünü.
Ertesi hafta, ertesi ay, ertesi yıl da... "Niçin fark etsinler?" de
diyebilirsiniz; Wolfgang'ın borçlarını, otomatik ödeme talimatlı
banka
hesabı gün geçirmeden ödüyordu.
Nihayet beş sene sonra banka hesabı suyunu çekince Wolfgang'ı arayan
birisi çıktı. Ev sahibi kirayı almak için gelmiş,ancak zile cevap
veren
olmamıştı. Kapıyı zorla açıp içeri girdiğinde, televizyon karşısında
oturmuş Wolfgang'ın iskeletiyle karşılaştı. Televizyon seti çoktan
iflâs
etmişti. Iskeletin kucağındaki televizyon dergisinin 5 Aralık 1993
tarihli
sayfası açık duruyordu. Odada "canlı" olan tek şey Noel ağacıydı;
onun
rengârenk lâmbaları hâlâ yanıp sönmeye devam ediyordu. Wolfgang'ın
komşuları da, Noel ağacı gibi, durumdan habersizdi.
Aradan geçen beş yıl içinde ne kimse Wolfgang'ın kapısını çalmış, ne
ondan
bir haber soran çıkmıştı.
Bu taraftan bakıldığında ne kadar ayıplanmaya değer bulunursa
bulunsun,Wolfgang'ın hikâyesi, AB standartları içinde pek de
yadırganacak
bir olay sayılmaz. Avrupa gazetelerinde
her ay buna benzer birkaç haber çıkar; ara sıra bu haberler
karşısında
"Ne
oluyoruz, nereye gidiyoruz?" şeklinde bir iki ses çıksa da pek cılız
çıkar; sonra herşey unutulur gider. Zira Batı uygarlığının değerler
sistemi içinde varlık veya yokluğunuzun fark edilmesi, tümüyle maddî
ilişkilerinize ve tüketim çarkı içinde kaç paralık yer işgal
ettiğinize
bağlıdır.
Eğer itibar gören bir diri ve arkasından ağlanacak bir ölü olmak
istiyorsanız, borçlu olmak ve borçlu ölmekten başka hiçbir şey bunu
size
o
kadar kesin bir şekilde garantileyemez. Kimseyle aranızda bir
alacak-borç
ilişkiniz yoksa, fark edilmeniz için de bir neden yoktur; banka
hesabınız
elektrik faturalarını ödemeye devam ettiği sürece Noel lâmbaları
iskeletinizi eğlendirmeye devam edebilir!

Yadırganacak birşey varsa, o da böyle bir uygarlıktan yarar
umanların
halidir ki, bugünlerde böylesine özlemlerin pek sık dile
getirildiğine
tanık oluyoruz. Gerçi bir tarafta Islâm dünyasının yoksulluğuna,
diğer
tarafta Batı uygarlığının ışıl ışıl manzaralarına bakıldığında, bu
uygarlığın Islâm dünyasına refah getireceği hayaline kapılmak çok da
zor
değildir. Lâkin medeniyetleri karşılaştırırken lâmbalar yerine
değerleri
esas almak, çok daha sağlıklı sonuçlar verir. Bir de Rahibe
Teresa'nın
bir
Üçüncü Dünya ülkesine ait şu anısına bakın:

Sekiz çocuğuyla günlerdir aç durumdaki bir anneyi haber aldığında,
Teresa, ona bir miktar pirinç götürür.. Anne pirinci alır almaz
ortadan
kaybolur, bir süre sonra döner. Geri dönünce, Rahibe Teresa ona
nereye
gittiğini sorar.

"Pirincin yarısını komşuma götürdüm," der anne. "O da günlerdir
bizim
gibi aç."
Işin bir başka ilginç yönü ise, anne ile çocukların günlerdir
sürüp
giden açlıklarına rağmen, içinde bulundukları durumdur. Rahibe
Teresa "Yüzlerinde açlık acısı vardı," diyor. "Ama mutsuzluk veya
üzüntü
ifadesi görmedim." (Meraklısına not: Pirinci paylaşan aç ailelerden
biri
Hindu, diğeri ise Müslümandır.)

Gövdesi hamburger yağıyla şişirilmiş Batı insanının suratında ise
açlık
acısı yok belki; ama mutsuzluğunu ve huzursuzluğunu bütün yüz hatları
çok
sesli bir koro halinde haykırıyor!
Buna karşılık, lâmbaları var Batının-ruhundan sonra bedeni de çürüyüp
gitse, o kurukafanın karşısında aynı coşkuyla yanıp sönmeye devam
eden
lâmbaları.

ALINTI
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
doğunun karanlığı

doğunun karanlığı

verilen birbirinden duygusal örnekler toplum zenginliğine karşı ferdin yalnızlığını güzel ortaya koyuyor. her ne kadar bunlardan daha acısı örf adet zengini anadoluda manşet konusu olsa da güzel bir derleme olmuş...

anadoluda çekilenler bu ferdlerin yaşadıkları gibi değil elbet... öyle konular varki yüzbinleri içine alıyor. fevri ve kanunsuz yöneticilerin kendi merkezli insiyatifleri tüyleri ürpertiyor...

kahraman imanlı ordunun her kademesi ona yakışır olsun istiyorum o yüzden AB'ye girilmelidir. bu aziz milleti "hırçın bir katıra benzetip ancak döverek ve zincirleyerek yere yatırınca üzerine binilebileceği" zihniyetinde komutanlar istemiyorum. katliam hırsızlık ve yağmaya alet olmadığından emin olmak için AB'ye girmek istiyorum. küstahça ezip ardından bu millete başka yazarlara yazdırdığı kitaplarla en çok satan listesine girmeye çalışan, dediği başka zihniyeti başka insanlar istemiyorum. ihale zenginleri istemiyorum. oysa bu şekilde kalmakla eğriler doğrular karışmış durumdadır.

edebli ediblerin makaleleriyle irfan saçtığı tam dokunulmaz bir medya istiyorum. oysa bugün asparagas haberin ve şahsi nüfuzun medya demek olduğu bir dönemdeyiz. AB kanunlarında dokunulmazlık haberin gücünü nasıl ortaya koyduğunu menfi haberlerle öğreniyorsak bunun müsbet örneklerini biz ortaya koyalım.

tüccarlarımın standart ve uluslararası dönüşümü olan ürünleriyle ve şeffaf gelirleriyle dünya ticaretinde yeralmasını istiyorum. Türk tüccar demek sahtekar düzenbaz ve kaypak anlamına artık gelmemeli ve değişmeli.

kira - emlak fiyatı arasında görünür bir oran oluşmalıdır. "becerebilen dilediğine kiralar" zihniyeti neticesi fiyatı ile kirası uyumsuz konutların darda kalmış insanlara kiralanmasını istemiyorum. "bugün becerebilenin günü" olmasın diye AB diyorum.

güya herkesi kucaklayan, adalet koridorlarında havasız, uzun kuyruklarda kahreden bir bekleyişi reddediyorum. insanların zanlı diye elleri tasma zinciri ile hayvan gibi bağlanmasını, çoluk çocuk bekleşen masum insanların arasına elleri harp silahlı, 2-3 ay eğitim görmüş, güvenlik ve emniyet anlayışından yoksun şafak sayan erlerle getirilip mahkeme yapılmasını reddediyorum. orada seken bir merminin 400 m mesafeden 8 cm çeliği delebilecek silahlarla şehirde tecrübesiz ellerde güya devletin gücünün gösterilmesini istemiyorum. derhal emniyet birimlerinin AB tüzüklerine uydurulmasını istiyorum.

sağlık hizmetlerinin tamamen paralı olmasını, yardım vakıflarının bu milletin önceki asırda yaptığı gibi herkese yetişmesini, bıçak parası denilen hayasızlığın yasaklamayla değil, insaf ve ahlak dersi verilerek kaldırılmasını istiyorum. AB standartlarının daha yarısı uygulanmakla şu ülkede şu sektördeki kalite artışı ortadadır. herkes istediği yerde muayene olur.

sadece sağlıkda değil her sektörde rüşveti lanetliyorum. Tapuda aleni alınan paraların haram olmasını diliyorum. vergi memurlarının "devletin şahsın malının kavramsal ortağı olduğu" zihniyeti değişmeli ve bu memurların insiyatifleri ortadan kaldırılmalıdır. belediyelerde eski kadrolardan kalma dinozorlaşmış ve ihale mafyasından başka hiç bir şeye hizmet etmeyen kesimlerin kalplerine hidayet, yönetmeliklerine AB standardı diliyorum...

"vatan millet sakarya" edebiyatı ile 25 yılda 3 milyar doları hayasızca ve hayvancasına bu milletin cebinden ülke müdafaası diye çalan, sarayında dünyanın öbür ucundan getirdiği yemeklerle çatlamak çizgisine geldiği halde, arada hamasi verdiği bir kaç beylik ifade, bir kaç kuru dini ibare ile saltanatını devam ettiren atanmış yöneticilik zihniyetinin yavruvatandan tamamen kalkmasını istiyorum. AB kanunlarını derhal istiyorum.

bunlardan bir kısmı meydana geldi bir kısmı da geliyor. insanca yaşamak devlet tarafından kanun altına alındıktan sonra ferdlerin örfle alakalı muhabbetleri ve samimiyetleri azalmaz daha da artar... avrupa zaten bunun örneğidir. asırlar boyu başı bozuk olduğu halde devletleri kanun devleti haline gelmiş ve insan ca yaşamayı vatandaşlarına sunmuştur. ama fertlerin kendi süfli hisleri ve garip adetleri bahsimizden hariçtir. benim devletim bu kalitede değil midir? bu millet insanca yaşamayı haketmiyor mu?

bu uzayıp giden örneklerin ucu size ne kadar yakın olduğunu eğer anlamışsanız AByi siz de isteyeceksiniz...
 

emrahyldrm

New member
Katılım
2 Ağu 2005
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Ýstanbul
Sevgili pusula, Talat beyler Enver Paşalar devrim yaptıklarında içlerinden bir tanesi bile savundukları "kanun-i esasi"yi doğru dürüst okumadılar.

Biz acaba savunduğumuz şeyi tam olarak biliyor muyuz ?

Anlattıkların çok güzel, keşke senin dediğin gibi olsa ama ben öyle olmayacağını düşünüyorum.

Tarih bizim en güzel şahidimiz. Bir kuşaktan bahsetmiyoruz, bir ırktanda değil hatta bir dinden de bahsetmiyoruz. Kesin ve Kat'i suretle müşrikler ile bu şekilde entegre olmamız, bizim için ve dolaylı olarak diğer müslüman ülkeler içinde pek hayırlı olmayacak kanaatindeyim.
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
tebessüm ettiğim cevabınız bana tarih içinde bir hayal yolculuğunu da açtı...

kitaro nun silk road'ı eşliğinde kumların savrulduğu uzak ülkelere doğru bakdım... gözüm kesdiği kadar uzak zamanlar tüm cazibesiyle görünüyordu...

binlerce yıllık serüvenimizi bi kez daha sayenizde izliyordum... gözümde orta asyadan islam samimiyeti ile tebessümünü rumeli tabir edilen anadoluya getirişimiz canlandı... islam ordularının alimlerinin ailelerinin anadoluya yerleşirken o rum milletlerini incitmeden, yaşayışları evlenmeleri yayılmaları, ahlakı ve hayatı onlarla paylaşmaları puslu anlarla anıldı.

peşinden selçuklu mimarisi yükselirken anadoluda, ne denli samimi ve içten açıldıklarını düşündüm o azınlık topraklarda... onlar nüfusu kalabalık, gözleri çekik olmayan esmer güzeli rumlarla karıştılar. yepyeni bir kültür doğarken o yeşil ovalarda...

osmanlı komşusu bizans ile akraba olurken pek çoğu islamı seçen gelinler silsilesi de tarihe geçti öylece... sadece gelinler değil, espiriler, tarzlar, mutfak ve örf de karışarak yepyeni bir aşılamadan geçdi...

açılırken avrupaya trakyadan hiç korkmayan bir ecdad vardı. konyadan binler teselyaya göçerken taşıdıkları ümitti... o ümit gerçek bir muvafakkiyet oldu ve... şu anın süper devletlerini imrendiren bir gönül saltanatı o diyar-ı gurbette kuruldu....

liyakatın ve hünerin baştacı edildiği, tembelliğin kayırmanın ayakaltından kurtulamadığı asırlar daha nasıl tarif edilir bilemem ama kesin bildiğim şu ki, bize yakışan o ecdadın nurlu yolundan asla sapmadan o uzun yürüyüşe devam etmek ve korkmadan cesaretle imrenilen bir eda ile yürümek, zamanın tozları savrulup, dünya ufukda kaybolurken, arkada bırakılan tarihin devamı olabilmek... onlar gibi...

semavi kitab ehlinin şu anda islama ihtiyacı had safhadayken, fanatiklik ve önyargıları bu kadar kırılmışken, islamın mazi kıtasını tamamen kaplamasına bir yarı engel bizim zaaflarımız ve lakaydlıklarımızken, diğer yarı engel onların fanatiklikleri ve önyargıları şu anda bu kadar kırılmışken, tarih asıl yazacağını henüz yazmamışken, 1000 yıl keyfiyetinde muhteşem bir medeniyetin anahtarı elimizdeyken...

...
 

emrahyldrm

New member
Katılım
2 Ağu 2005
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Ýstanbul
Dünkü Yeni Adana’da Yalçın R. Yüregir’in sözde Ermeni Soykırımı konusunda ilginç alıntılar içeren bir yazısı vardı: Genellikle XX. yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan kitaplardan Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Ermeni nüfusunun miktarı konusunda Batılı kaynaklara dayanan alıntılar dikkat çekmekteydi. Bunlardan birisi de Anadolu’da “altı ilin” bir başlık altında değerlendirmeye alınmasıydı.
Bu altı il, yani Vilayat-ı Sitte, Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Diyarbekir ve Elaziz’i içermektedir. Nüfus yapısı yönünden mercek altına alınmıştır. Bu altı ilde, bir milyon Müslüman, bir milyon Ermeni, 650 bin Kürt, bir o kadar da Süryani, Arap ve diğer kökenliler bulunmaktadır. Bu altı il içinde Kars ili yoktur, çünkü Çarlık Rusyasının işgali altındadır. İstatistiklerde bu altı ili bir çerçeve içinde tutmanın amacı, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bu illerin “Büyük Ermenistan” içinde yer almasıdır. Zaten Kars da Rusyanın elindedir. Erivan dolaylarından başlayan bir Ermenistan Suriye’ye kadar uzanacaktır. Sevr’de öngörülen, Amerika'nın da desteklediği bu fikir, nüfus ağırlıkları ile izlenerek, çeşitli yayınlarda yer verilerek ortam ve kamuoyu yaratılmak istenmektedir.
Geçen ayın sonunda, Fransa’nın önemli bir kültür kanalı olan TV5’te yayınlanan Türkiye haritasında bu kez Vilayat-ı Sitte , yani altı il, Kürdistan olarak gösterilmiş, Türkiye’den büyük tepki çekmişti. Fransız TV5 kanalı da özür dilemek zorunda kalmıştı.
“ Dervişin fikri ne ise zikri de odur!” diye bir atasözü vardır. Batının emperyalist ve sömürgeci çevrelerinde, geçen koskoca bir 20. yüzyıla rağmen hiçbir değişiklik yoktur. Avrupa Birliği'ne girecek Türkiye ülke alanı ile, genç ve dinamik nüfus çokluğu ile bir büyük lokmadır ya... Bu ülkeyi bir bahane ile bölüp parçalamak, kendilerine yüzde yüz biat edecek ülkecikler yaratarak sömürüyü sürdürmek, açılan pazarın nimetleri paylaşmak değişmeyen bir amaçtır.
Dikkat ediniz, Ermeniler de, Kürtler de, birer araçtır, piyondur. Amaç parçalara ayrılmış bir Anadolu coğrafyasında sömürü ve pazar düzenini işletmektir. İşte Türkiye’yi parçalamak isteyen sömürgeci ve emperyalist ülkelerin değişmeyen amacı... Ülkemize, bağımsızlığımıza, kendi değerlerimize sahip çıkmanın tam zamanıdır. Avrupa Birliği kapısında kul köle edilmek istenen Türkiye’nin, Avrupa’da serbest dolaşımına bile olanak tanınmayan Türk insanının uyanma ve sorgulama zamanı gelmiştir artık! -06.10.2005

ALINTI
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
"Türkiye’yi parçalamak isteyen sömürgeci ve emperyalist ülkelerin değişmeyen amacı... "

ben konuyu tam anlayamadım. AB ile alakası nedir? AB içinde O savı destekleyen kadar karşı da olan var. 600 milyonluk bir kıtadan bahsediyoruz Avrupa derken... nasıl ki ermeni tasarısını benim ülkemden de destekleyen de var itiraz eden de var... keza başka şeyleri de... Türkiyenin bölünmezliğinin sigortası ABye girmekdir.

ABye girmek demek sınırlarını açmak demek. bunu herkes böyle yapıyor. ortada milliyet gibi basit bağlar kalmamalı... hiç türkmencilik yapan osmanlı olmadığı gibi avrupalı modern Türkler de milliyetçilik yapamayacaklar çünkü milli sınırları tüm avrupa kıtası olacak...

viyanadan berlinden samsundan bahseder gibi bahsetmek niye kötü olsun? zaten milyon işçim memurum orada. dördüncü kuşak orada yaşıyor ....

siz büyük bir misyona bağlandığınızda hele Türkiye gibi en büyük nüfuslu ve piyasalı ve üretim güçlü hatta yakın gelecekde bütçeli olduğunuzda bürokratlarınıza güvenerek gayet rahat masadan kazanarak kalkarsınız. şahsiyetli hareket eden bir Türkiye görmek istemez miyiz? AB sınavı bizi böylesi bir kaliteye çıkaran yegane saikdir.

ABye kesinlikle geç olunmadan girilmeli, vatanımın gerçek kıymeti ortaya çıkmalıdır.
 

mistik_cadi

New member
Katılım
25 May 2006
Mesajlar
154
Tepkime puanı
0
Puanları
0
"Çok uzun yıllar İslam'ın bayraktarlığını yapmış Müslüman Türkiye, Hristiyan kulübü AB'ye girmeli mi ?"

1.si müslüman türkiye diye birşey yok!.. Türkiye Cunhuriyeti LAİK bir ülkedir.

cevabım, hayır. Türkiye AB'ye girmemelidir. hele hele AB'ye girmek için vatanını SATmamalıdır... :mad:
 

abi

New member
Katılım
10 May 2006
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
türkiye cumhuriyeti ayrıdır, türkiye halkı ayrıdır. devlet laiktir ama halk müslümandır. halk seküler değildir.

ayrıca ab'ye üye olmak pek çok fayda getirecektir, siz istemeyenlere bile.
ve satma diye bir şey yoktur. konuyla alakalı özelleştirme nedir, ne işe yarar google'dan araştırınız. ben zaten biliyorum diye çamura yatmayınız, gerçekten araştırınız.

sevgiler..
 

mistik_cadi

New member
Katılım
25 May 2006
Mesajlar
154
Tepkime puanı
0
Puanları
0
AB'ye üye olmak elbette -kısmen- yarar saplayacaktır. fakat 'zarar'larıyla karşılaştırırsak faydaları "devede kulak"...
özelleştirme konusunda bir kaç belge buldum. onları okuduktan sonra cevap verebilirim ancak. fakat çok net hatırladığım şey, telekom'un -yalnızca- '2' yıllık karına satıldığıdır.
 

abi

New member
Katılım
10 May 2006
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
mehmet altan'ın köşe yazılarını ve kitaplarını tavsiye ederim. ben de bu konularda çok bilgili sayılmam öğrenmeye çalışıyorum, yani körü körüne bi görüşe bağlı değilim.
ama üzüntüm o ki insanlar bi takım kalemlerin yönlendirmeleriyle bazı şeyleri yanlış anlıyolar , düşündüğümüz şeyler tam tersi olabilir .
 

erbatan

New member
Katılım
4 Nis 2006
Mesajlar
397
Tepkime puanı
0
Puanları
0
AWRUPA BİRLİĞİ=hristiyan ÜLKELER CEMİYETİ kim girmek ister?bundan bizim en küçük bir kazancımız yoktur!!!
 

alptraum

New member
Katılım
1 Ocak 2005
Mesajlar
2,908
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
37
Konum
Aþk`dan
Web sitesi
www.muhakeme.net
su anda bundan baska alternatif yoktur avrupa birligi diye ne guzel yasalar cikiyor bize aykiri olan sey neki avrupada yasayan türklere yarari büyük olacak dinsel acidan bir zarar yok diger zararlarda cok önemli olmasa gerek nede olsas omleti yapmak icin yumurtayi kirmak zorundayiz dimi
 

imran268

New member
Katılım
11 Mar 2006
Mesajlar
135
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
35
emrahyldrm' Alıntı:
Dünkü Yeni Adana’da Yalçın R. Yüregir’in sözde Ermeni Soykırımı konusunda ilginç alıntılar içeren bir yazısı vardı: Genellikle XX. yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan kitaplardan Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Ermeni nüfusunun miktarı konusunda Batılı kaynaklara dayanan alıntılar dikkat çekmekteydi. Bunlardan birisi de Anadolu’da “altı ilin” bir başlık altında değerlendirmeye alınmasıydı.
Bu altı il, yani Vilayat-ı Sitte, Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Diyarbekir ve Elaziz’i içermektedir. Nüfus yapısı yönünden mercek altına alınmıştır. Bu altı ilde, bir milyon Müslüman, bir milyon Ermeni, 650 bin Kürt, bir o kadar da Süryani, Arap ve diğer kökenliler bulunmaktadır. Bu altı il içinde Kars ili yoktur, çünkü Çarlık Rusyasının işgali altındadır. İstatistiklerde bu altı ili bir çerçeve içinde tutmanın amacı, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bu illerin “Büyük Ermenistan” içinde yer almasıdır. Zaten Kars da Rusyanın elindedir. Erivan dolaylarından başlayan bir Ermenistan Suriye’ye kadar uzanacaktır. Sevr’de öngörülen, Amerika'nın da desteklediği bu fikir, nüfus ağırlıkları ile izlenerek, çeşitli yayınlarda yer verilerek ortam ve kamuoyu yaratılmak istenmektedir.
Geçen ayın sonunda, Fransa’nın önemli bir kültür kanalı olan TV5’te yayınlanan Türkiye haritasında bu kez Vilayat-ı Sitte , yani altı il, Kürdistan olarak gösterilmiş, Türkiye’den büyük tepki çekmişti. Fransız TV5 kanalı da özür dilemek zorunda kalmıştı.
“ Dervişin fikri ne ise zikri de odur!” diye bir atasözü vardır. Batının emperyalist ve sömürgeci çevrelerinde, geçen koskoca bir 20. yüzyıla rağmen hiçbir değişiklik yoktur. Avrupa Birliği'ne girecek Türkiye ülke alanı ile, genç ve dinamik nüfus çokluğu ile bir büyük lokmadır ya... Bu ülkeyi bir bahane ile bölüp parçalamak, kendilerine yüzde yüz biat edecek ülkecikler yaratarak sömürüyü sürdürmek, açılan pazarın nimetleri paylaşmak değişmeyen bir amaçtır.
Dikkat ediniz, Ermeniler de, Kürtler de, birer araçtır, piyondur. Amaç parçalara ayrılmış bir Anadolu coğrafyasında sömürü ve pazar düzenini işletmektir. İşte Türkiye’yi parçalamak isteyen sömürgeci ve emperyalist ülkelerin değişmeyen amacı... Ülkemize, bağımsızlığımıza, kendi değerlerimize sahip çıkmanın tam zamanıdır. Avrupa Birliği kapısında kul köle edilmek istenen Türkiye’nin, Avrupa’da serbest dolaşımına bile olanak tanınmayan Türk insanının uyanma ve sorgulama zamanı gelmiştir artık! -06.10.2005

ALINTI


slm.
arkadaşlar siz burda türkiye işle ab yi tartışyorsunuz?

ama konu nerde. her neyse. türkiyenin AB ye girmesi hiç şüphesiz zor olacaka ama girerse islam için pek parlak olmayacak. daha girmemiş halimiz buysa......sonrasını varsın siz düşünün.
şimdi kürtlerdebn bahsettiniz. T.C nin kurulmasında hak olarak kürt milletinin emeği göz ardı edilemez. ama gelin görünki isnanlarıımız kürtleri terörist olarak görüyor. ne çabul unutruldu Çanakakle, sakarya'ı
doğu da ingilizlere karşlı kim savaştı?
fransızları rusları kim geri püskürttü????????????

islam için herşey yapıldı. din elden gidiyor sözüyle tüm doğu ayaklandı ve savaş kazanıldı. ha şimdi durum başka .o türk insanının seçimi?
ayrıca bu harita yablış. aslında doğrusunu istersen korkutucu. ve tüm türk makamlarınıno sözü edilen haritadan haberi var. ...neyse
derine inmeyelim. istersen sen biraz dah düşün. bu kürt lerin meselesini. TC ne kadar yanlış davranmış anlarsın. türkiyede 20 milyondan fazla kürt var. ve mecliste temsilleri kocamna bir sıfır(0)...kendin düşün bence. hangi avrupa ülkesinde bu böle.


klaın sağlıcakla
 

imran268

New member
Katılım
11 Mar 2006
Mesajlar
135
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
35
erbatan' Alıntı:
AWRUPA BİRLİĞİ=hristiyan ÜLKELER CEMİYETİ kim girmek ister?bundan bizim en küçük bir kazancımız yoktur!!!


slm
dostum güzel dedin.
bakın bi zamn evvel derteyken.
bizim milli güvenlikçi anlattı. eğer avrupaya girilirse biizm sigorta mı b
ilmem ne . yaşam mı öle bişey için pra yatırmamız gerekecek emekliliğe kadar.
sizin anlayacağınız. bunamış avrupalı ihtiyarlar bizim paraları yiyecek. ister anlayın ister anlmayın..


kalın sağlıcakla 268
 

erbatan

New member
Katılım
4 Nis 2006
Mesajlar
397
Tepkime puanı
0
Puanları
0
alptraum' Alıntı:
su anda bundan baska alternatif yoktur avrupa birligi diye ne guzel yasalar cikiyor bize aykiri olan sey neki avrupada yasayan türklere yarari büyük olacak dinsel acidan bir zarar yok diger zararlarda cok önemli olmasa gerek nede olsas omleti yapmak icin yumurtayi kirmak zorundayiz dimi
beni dinle dostum...!...SANA AĞIR KONUŞMAK İSTEMEM...BU HÜKÜMET,ASKERİ GÜÇ D--8 !i engellerken israil ile tam 79 kişilik bir dostluk birliği kuruyor bunun anlamı ne!!!we ayrıca islam ülkelerinin bazılarından konsolosluklarını geri çekiyor...BUNDAN FZRKLI OLARAK KÜLTÜREL ÇÖKÜŞ:.we daha niceleri...İZAH ET OZAMAN BANA...YADA ATLAMA KONUDAN BİR BİLGİN OLMADAN..unutmaki hawuz doldurulmadan atlarsan kafan kırılır...okumadan yazdığınız ne kadar belli...

türkiye awrupa birliğine girsin..girerse girsin.beni hiçmi hiç ilgilendirmez.ozaman ben türk değilim...YAHUDİ İTLEriİNİN elini sıkacak kadar alçalmadım!!!

göklerden mahzene
qolop4444
 
Üst Alt