Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Tasavvuf bir kalp ilmidir

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Tasavvuf bir kalp ilmidir. dervişlere bu yüzden gönül ehli denilmiştir. Tasavvufi düşünce ALLAH (c.c.) korkusu ve ALLAH (c.c.) sevgisi temeline dayanır.
ALLAH (c.c.) Korkusu. Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şeriflerde "havfullah (mehâfetullah) ve haşyetullah" denilen ALLAH (c.c.) korkusu üzerinde çok durulmuştur. Günah işleyenlerin ve başkalarına haksızlık edenlerin Allah'ın gazabından ve azabından korkmaları lâzımdır. Kur'an'da "Eğer inanıyorsanız biliniz ki en çok korkulmaya lâyık olan Allah'tır" (et-Tevbe 9/13; el-Ahzâb 33/37), “Onlardan değil, benden korkun" (Âl-i İmrân 3/175) buyurulur. Kişi insanlardan değil, Allah'tan korkarak günah işlememeli, kötülük ve haksızlık etmemelidir. Gizli-açık işlenen her kötülüğü bilen ALLAH (c.c.) Teâlâ'nın işlenen kötülükleri cezasız bırakmayacağına, er veya geç bunun hesabını soracağına inanmalı, dinin emirlerine uyup yasaklarından kaçınırken Allah'tan başka hiçbir kimseden korkmamalıdır. ALLAH (c.c.) Teâlâ böyle kullarını över: "Onlar Rablerinden de, kötü azaptan da korkarlar" (er-Ra'd 13/28). "Allah'tan başka hiçbir kimseden korkmazlar" (et-Tevbe 9/18; el-Ahzâb 33/39).
Başta peygamberler ve velîler olmak üzere bütün müminler Allah'tan korkar. Hz. Peygamber, "Allah'ı en iyi bileniniz ve ondan en çok korkanınız benim" buyurmuştur (Buhârî, "Edeb", 72; Müslim, "Fezâil", 35). Bir hadiste de "Hikmetin başı ALLAH (c.c.) korkusudur" (Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, I, 421) buyurulmuştur. Allah'tan korkan başkasından korkmaz. ALLAH (c.c.) korkusu diğer korkuları siler ve kişiyi cesur hale getirir. Allah'tan korkanların âhirette de korkuları olmayacak, mahzun olmayacaklardır (el-Bakara 2/38, 62, 112, 262, 274, 277). İşte Allah'ın velî ve ergin kulları bunlardır.
ALLAH (c.c.) korkusu konusu üzerinde çok duran sûfîler bunu tasavvufun temel ilkelerinden biri haline getirmişlerdir. Buradaki korku aynı zamanda Allah'ı sevmekten kaynaklanan bir çekinme mahiyetindedir. Bu sebeple ALLAH (c.c.) korkusu ile ALLAH (c.c.) sevgisi, birbirini tamamlayan iki kavramdır.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
--------------------------------------------------------------------------------
ALLAH (c.c.) Sevgisi. Bu sevgi İslâm'daki mânevî hayatın temelidir. Bu temele dayanmayan ibadet ve ahlâk gibi davranışlar İslâm açısından bir anlam ifade etmez. Bir mümin severek Allah'a itaat ve ibadet ederse, onun emirlerine ve yasaklarına uyarsa bunun değeri vardır. ALLAH (c.c.) Teâlâ'yı seven onun kelâmı olan Kur'an'ı ve resulü olan Hz. Muhammed'i, onun dava arkadaşları olan sahâbeyi de sever. Kısaca Allah'ın sevdiği herkesi ve her şeyi sever.
Kur'an'da ALLAH (c.c.) sevgisi üzerinde önemle durulur. Yüce ALLAH (c.c.) şöyle buyurur: "İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise çok daha fazladır" (el-Bakara 2/165). Şiddetli ve çok sevgi aşk demektir. Bu âyet başta olmak üzere birçok âyette muhabbetullah denilen ALLAH (c.c.) sevgisine ve ilâhî aşka işaret edilir.
Bir müslüman Allah'ı, Resulü'nü ve ALLAH (c.c.) yolunda mücadele etmeyi babasından oğullarından, kardeşlerinden, eşlerinden, kabilesinden, servetinden, ticaretinden ve meskeninden daha çok sevmekle yükümlüdür. Eğer daha çok sevmezse Kur'an'ın ifadesiyle "Allah'ın hükmü tecelli edene kadar bekleyin, ALLAH (c.c.) günahkâr bir toplumu hidayete erdirmez" (et-Tevbe 9/24) tehdidine muhatap olur. Bunun anlamı şudur: Bir müslümanın Allah'ı, Resulü'nü ve ALLAH (c.c.) yolunda mücadele etmeyi yürekten sevmesi ve bu sevgi ve isteğini her zaman diğer şeylerden önde tutması gerekir.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Hz. Peygamber "ALLAH (c.c.) ve Resulü'nü diğer şeylerden daha fazla sevmeyen kimse imanın hazzına eremez" deyince Hz. Ömer, "Ey ALLAH (c.c.) Resulü, Kendim hariç seni herkesten ve her şeyden çok seviyorum" demiş, Hz. Peygamber de "Olmadı yâ Ömer!" demişti. Hz. Ömer, "O halde seni kendimden de çok seviyorum" deyince Resûlullah "şimdi oldu yâ Ömer!" buyurdu (Buhârî, "Îmân", 9; Müslim, "Îmân", 15).
İslâm'da Allah'la kulları arasındaki sevgi karşılıklıdır. ALLAH (c.c.) kullarını sever, kulları da onu severler. Kur'an şöyle der: "Ey iman edenler! İçinizden her kim dininden dönerse, ALLAH (c.c.) onların yerine öyle bir kavim getirir ki ALLAH (c.c.) onları sever, onlar da Allah'ı severler" (el-Mâide 5/54). İslâm inancına göre ALLAH (c.c.) Teâlâ vedûd ve velîdir. Yani mümin kullarını çok sever ve onları dost edinir.
Kur'an'da Allah'ın hangi kullarını sevdiği şöyle açıklanır:
"ALLAH (c.c.) âdil olanları sever" (el-Mümtehine 60/8; el-Hucurât 49/9). "ALLAH (c.c.) temiz insanları sever" (et-Tevbe 9/108; el-Bakara 2/222). "ALLAH (c.c.) takvâ sahibi kullarını sever" (Âl-i İmrân 3/76, et-Tevbe 9/4, 7). "ALLAH (c.c.) ihsan sahibi dürüst kişileri sever" (Âl-i İmrân 3/148, el-Mâide 5/13, 93). "ALLAH (c.c.) tevekkül ehlini sever" (Âl-i İmrân 3/159). "ALLAH (c.c.) sabırlıları sever" (Âl-i İmrân 3/146). "ALLAH (c.c.) tövbe edenleri sever" (el-Bakara 2/222).
Yüce ALLAH, Peygamberimiz'i herkesten çok sevdiği için ona "habîbullah" (Allah'ın sevgilisi) denilmiştir (Tirmizî, "Menâkıb", 1). Nitekim Hz. İbrâhim için de "halîlullah" (Allah'ın dostu) ifadesi kullanılmıştır.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Burada sözü edilen adalet (kıst, vera'), temizlik, takvâ, ihsan, tevekkül, sabır, tövbe tasavvufun temel kavramlarıdır. Sûfiler ve velîler Allah'ın sevgili kulu olma mertebesine ermek için bu hususları büyük bir özenle gerçekleştirmeye çalışır, ilâhî sevgiden mahrum olmamak için bunların zıddı olan hususlardan dikkatle kaçınırlar. Çünkü ALLAH (c.c.) zâlimleri, kafirleri, günahkârları, kibirlileri, hâinleri, bozguncuları, müsrifleri, saldırganları sevmez (eş-Şûrâ 42/40, el-Bakara 2/176, en-Nisâ 4/107, el-Hadîd 57/23, el-Hac 22/38, el-Mâide 5/64, el-A`râf 7/31, el-Mâide 5/87).
Seven sevgilisine itaat eder, ona tâbi olur, onu razı etmeye çalışır, emirlerine uyar, onu darıltacak davranışlardan sakınır. Kısaca sevginin sonucu Allah'ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmaktır.
Allah'ın peygamberine uymak Allah'ın sevgisini kazandırır. Onun için yüce ALLAH (c.c.) buyurur: "Ya Muhammed: De ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olun ki O da sizi sevsin" (en-Nisâ 4/80).
Resûlullah'a itaat Allah'a itaat demektir: "Resülullah'a itaat eden Allah'a itaat etmiştir" (en-Nisâ 4/80).
Hz. Peygamber, müminlerin ALLAH (c.c.) için birbirini sevmeleri gerektiğini önemle vurgulamıştır. Kutsî bir hadiste, "Benim için birbirini sevenleri sevmem vâciptir" (Muvatta, "Şiir", 16; Müsned, V, 233) buyurulmuştur. Hz. Peygamber, "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" (Müslim, "Îmân", 93; Ebû Dâvud, "Edeb", 131). "Bir kimse kendisi için istediği bir şeyi mümin kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz" (Buhârî, "Îmân", 7) buyurarak bu sevgi ile kâmil iman arasında sıkı bir bağ bulunduğuna işaret etmiştir.
İslâm, müminleri sevgi ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlamış, kaynaştırmış ve böylece fertleri birbirine kenetlenmiş bir toplum meydana getirmiştir. Sevgi bağı hem müslümanları Allah'a ve Resulü'ne, hem de birbirlerine bağlar. Müslümanlar iyi ve kötü günlerde, mutlu ve sıkıntılı zamanlarda daima bir arada olurlar. Hz. Peygamber, "Kişi sevdiğinle beraberdir" buyurmuştur (Buhârî, "Edeb", 69; Müslim, "Birr", 165).
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Bir müslüman Allah'ın gazabına uğramamak ve cehennem azabından kurtulmak için yaratıcısına ibadet eder. Bu amaçla ibadet etmek câizdir. Genellikle halk, özellikle zâhidler ve âbidler bu maksatla ibadet ederler. Cennete girmek ve oradaki nimetlerden yararlanmak için Allah'a ibadet ise evvelkine göre bir derece daha üstündür. Fakat sırf Allah'ın emrine uymak, rızâsını kazanmak için Allah'a ibadet etmek daha üstün bir mertebedir. Bu ibadet sevgi temeline dayanır. Sevenin sevgilisine itaat etmesi türünden bir boyun eğme ve emredileni gönül hoşluğu ile yerine getirme halidir. Peygamberlerin, sağ iken cennetle müjdelenen on sahâbenin, velîlerin ve âbitlerin ibadetleri böyledir. Râbia el-Adeviyye'nin dediği gibi onlar cehennem ve cennet olmasa da Allah'a ibadet eder, ona itaati canlarına minnet bilirler. Nitekim bu konudaki hadislerden birinde, "Suhayb, Allah'ın ne hoş bir kuludur ki ondan korkusu olmasa bile günah işlemez”, diğerinde, "Ebü Huzeyfe'nin âzatlası Sâlim, Allah'a âşık olduğundan O'ndan korkmasa bile günah işlemez" (Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, II, 323) buyurulmuştur.
Tasavvufta hedef bir müslümanın gönüllü olarak ve seve seve Allah'a ibadet etmesini sağlamaktır. Bu mertebede ibadet insana zor gelmez, tersine ona haz ve huzur verir. İbadet halinde olmaması ise onu rahatsız eder. Hz. Peygamber zamanında var olan bu anlayış ondan sonra gelişerek devam etmiştir. Bu hareketin en önemli temsilcisi hicrî II. (VIII.) asrın ikinci yarısında yetişmiş olan ünlü sûfi Râbia el-Adeviyye'dir (ö. 185/801 ) . Bu tarihten sonra bu anlayışın yaygınlaşarak ve gelişerek devam etmesi tasavvufun İslâmî bir hareket olarak ortaya çıkmasına sebep olan faktörlerin başında gelir. Zühd ile tasavvuf arasındaki en önemli fark zühdde korku, tasavvufta sevgi unsurunun ağır basmasıdır. Zühd hareketinde korku sevgiyi, tasavvuf hareketinde ise sevgi korkuyu kapsar. Zühd âhirette kurtuluşu amaçlayan nisbeten özel bir mânevî hal, tasavvuf ise bu hayata dayanan ama daha çok Allah'ın rızâsını ve sevgisini kazanmayı amaçlayan daha kapsamlı mânevî hayattır.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Tasavvufta ALLAH (c.c.) sevgisinin ne kadar önemli olduğunu göstermek için sûfilerin üzerinde özenle durdukları ve önemle açıkladıkları şu hadîs-i şerife bakmak yeterlidir. Kutsî hadiste şöyle buyurulmuştur: "Kulum farz ibadetlerle yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle bana yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşır. O kadar çok yaklaşır ki ben onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Artık o benimle görür, benimle işitir, benimle tutar, benimle yürür. Böyle bir kul bana sığınırsa onu korurum, benden bir şey isterse dileğini yerine getiririm" (Buhârî, "Rikâk", 38).
Tasavvuf kulun Allah'a yaklaşması ve 0'nunla böyle bir mânevî ilişki kurmasıdır. ALLAH (c.c.) kuluna şah damarından daha yakındır (Kâf 50/16). Allah'ın bir ismi "el-karîb"dir. Yani o her zaman herkese yakındır. Fakat sevdiği kullarına özel bir anlamda yakındır. Allah'ın yakınlığını kazanan insanlara mukarreb denir (el-Vâkıa 56/88-89).
Müslümanların iman ve ibadet itibariyle çeşitli dereceleri vardır. Bir hadiste imanın altı, İslâm'ın beş şartı sayıldıktan sonra en büyük mertebe olan ihsan şöyle tarif edilmiştir: "İhsan, Allah'a, onu görüyormuşsun gibi ibadet etmektir, her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir" (Buhârî, "Îmân", 37; Müslim, "Îmân", 57). Kur'ân-ı Kerîm'de, "İhsan üzerine olunuz, ALLAH (c.c.) ihsan üzere olanları sever" (el-Bakara 2/195; el-Mâide 93) buyurulmuştur. Mutasavvıflar bu hadisten İslâm'ın üç mertebesi olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Bunlar sırasıyla İslâm, iman ve ihsan mertebeleridir. İslâm zâhir, iman zâhir ve bâtındır. İhsan ise zâhir ve bâtının hakikatidir. İslâm'da bilgi amelle, amel ihlâsla, ihlâs da Allah'ın rızâsını taleple kemale erer. Bilgi, ihlâs ve rızâ bu üç mertebenin başka bir ifadesidir. Müminler ilim, amel ve mertebe itibariyle birbirinden farklıdırlar. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: "Kendilerine ilim verilenler derece derecedir". "Amel edenlerin de mertebeleri vardır". "Bakın nasıl bazısını diğer bazılarına üstün kıldık" (el-Mücâdele 58/11; el-Ahkâf 46/19; el-İsrâ 17/21).


Kuleden,kuleden,sesin aldim kuleden,
O senin kaşın gözün beni sana kul eden

Saygilarimla
 
H

hüma-gül

Guest
Fakat sırf Allah'ın emrine uymak, rızâsını kazanmak için Allah'a ibadet etmek daha üstün bir mertebedir. Bu ibadet sevgi temeline dayanır.

Allah(cc)razi olsun.
 

muhammet

New member
Katılım
22 Şub 2007
Mesajlar
830
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
48
ALLAH razı olsun Tasavvuf ancak bukadar güzel anlatıla bilir emeğinize sağlık.
 

nurþeyma

New member
Katılım
7 Nis 2007
Mesajlar
302
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Kutsî hadiste şöyle buyurulmuştur: "Kulum farz ibadetlerle yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle bana yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşır. O kadar çok yaklaşır ki ben onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Artık o benimle görür, benimle işitir, benimle tutar, benimle yürür. Böyle bir kul bana sığınırsa onu korurum, benden bir şey isterse dileğini yerine getiririm" (Buhârî, "Rikâk", 38).


bu rivayet insanın irade ve imtihanını tamamen ortadan kaldırmakta, acaba iradesi ve imtihanı elinden alınmış bir peygamber bile biliyor musunuz, peki, bir peygamberin ulaşamadığı bir seviyeye sırf nafile ibadetleri işleyerek ulaşan insan, insanlıktan çıkıp melekleşmiş olmaz mı, peki, rabbim insanlıktan melekleşmesini ister mi?..
Bu Kudsi hadis diye yazdığınız rivayet gerçekten vahy ile zıt gibi duruyor ya, bu konular beni aşıyor, bu işleri iyi bilen (M. mete, çapanoğlu, yıldız, selinay, chamdalı) gibi arkadaşlara iş düşüyor, bu konuyu açıklığa kavuştururlarsa hayırlı olur..
 

nurþeyma

New member
Katılım
7 Nis 2007
Mesajlar
302
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
sevgili chamdalı
şu konuya da bir el atın bizahmet,
özellikle kudsi hadis diye verilen rivayete açıklarsanız sevinirim
 

bcetin811

AMEL-Ý SALÝH
Katılım
27 Eyl 2006
Mesajlar
1,495
Tepkime puanı
110
Puanları
0
Yaş
43
Konum
Hayatýn içinden
bu konular beni aşıyor, bu işleri iyi bilen (M. mete, çapanoğlu, yıldız, selinay, chamdalı) gibi arkadaşlara iş düşüyor, bu konuyu açıklığa kavuştururlarsa hayırlı olur.

sevgili chamdalı
şu konuya da bir el atın bizahmet,
özellikle kudsi hadis diye verilen rivayete açıklarsanız sevinirim

Nurşeyma abla neden kendinize Kur'an dan başka kaynak arıyorsunuz??Açın okuyun Kur'an-ı Kerim'i konuyla, ilişkili ayetleri bizlere sunun..
Şimdi cevabınız şöyle olacak..Metin mete ve chamdali'nin ilmi benden daha fazla olduğu için ve onların ilmine güvendiğim için konuyu onlara devrediyorum...
Peki biz Kur'an ayetlerinde herhangi bir çelişki yaşadığımız zaman Üstad Bediüzzaman hazretlerinin eserlerine başvurduğumuzda neden bize Kur'an dan başka kaynak aramayın diye nasihatta bulunuyorsunuz???(selinay,metin mete,çapanoğlu,müttaki)
Üstad'ta Kur'an kerim-i defalarca okuyup hatmetmiş muhterem bir zat..Siz nasıl ki başınız sıkıştığında Chamdali'ye koşuyorsunuz bizde Bediüzzaman'a koşuyoruz...Biimem anlatabildinmi!!!.....
 

casus021

New member
Katılım
30 Ocak 2007
Mesajlar
1,475
Tepkime puanı
380
Puanları
0
Yaş
40
Konum
istanbul
Web sitesi
www.islamportali.net
Kutsî hadiste şöyle buyurulmuştur: "Kulum farz ibadetlerle yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle bana yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşır. O kadar çok yaklaşır ki ben onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Artık o benimle görür, benimle işitir, benimle tutar, benimle yürür. Böyle bir kul bana sığınırsa onu korurum, benden bir şey isterse dileğini yerine getiririm" (Buhârî, "Rikâk", 38).


bu rivayet insanın irade ve imtihanını tamamen ortadan kaldırmakta, acaba iradesi ve imtihanı elinden alınmış bir peygamber bile biliyor musunuz, peki, bir peygamberin ulaşamadığı bir seviyeye sırf nafile ibadetleri işleyerek ulaşan insan, insanlıktan çıkıp melekleşmiş olmaz mı, peki, rabbim insanlıktan melekleşmesini ister mi?..
Bu Kudsi hadis diye yazdığınız rivayet gerçekten vahy ile zıt gibi duruyor ya, bu konular beni aşıyor, bu işleri iyi bilen (M. mete, çapanoğlu, yıldız, selinay, chamdalı) gibi arkadaşlara iş düşüyor, bu konuyu açıklığa kavuştururlarsa hayırlı olur..

işi çözsünler bakalım nasıl çözecekler digerleri gibi ellerine yüzlerine bulaştırmasınlar zaten her şeyi açıklamış farz ibadetlerlde nafile ibadetlerlerlde rabbimize yaklasırlar
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
miraçta , resulullah, Allah c.c. ile konuştu, ve o konuşmaları, müslümanlar payalaştı bu konuşmalar kurana girmedi, ve bizde bu resulun rivayet ettiği Allahı sözlerine kutsi hadis diyoruz...
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Şeytanın enaniyeti için bir hadis var. Kuran-ı Kerim' den ayetlerle söylediklerini şeytan tasdik etmiştir. Resülallah(s.a.v.) Efendimiz,
"Eger Kuran-ı Kerim' den delil getirmeseydin seni tasdik etmezdim" demiştir.
 

firdevs

New member
Katılım
2 Mar 2007
Mesajlar
251
Tepkime puanı
5
Puanları
0
Yaş
48
"(Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. "(3/31)


ALLAH (C.C) razı olsun. Emeğinize sağlık Seyfullah bey.
 
Üst Alt