Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Risalet (rezalet) Nurlarından Ayetler..!!!

dagdeviren

New member
Katılım
23 Eki 2004
Mesajlar
89
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
Artık yorumlar değil belgeler konuşacak :

İşte Sahte Mehdinin Gerçek Yüzü :

Kendisine vahyolunduğunu iddia ettiği RİSALET NURLARI ve şok ayetler :

RİSALET NURLARI
20 - esma-ül-hüsna suresi


.Sözümüz var.
Evet. Yağmuru kestim. Bu sayfadan sonra gideceksin. Seni bekliyenler var. Tekelde de, yurtaşta da, başka yerlerde de sana kötülük yapmak istiyenin kötülüğü ayağına dolaştırılır. En güçlü sensin. Çünkü en büyük imanın sahibisin. Yalnız başına senin imanın bütün hatalarını biz örtmesek bile örtmeye fazlasıyla kafidir.

Evet şeytan senin voltajına dayanamaz. O da bir mahluktur. Kaçıncı kata kadar çıkacağını biliyorsun. Ayrıca onlardan birinin peygamberiniz muhammed kulumuzla senin aranda nasıl kömür olduğunu gördün, azap için onu gene diriltiriz. Kurtuluş olsaydı hepsi o yolu tercih ederdi.
Dalga uzunluğu konusunu tekrar yazdıracağız.

Bastı zaman ve tayyı mekânın hem ruh hem ceset kesimlerini iyice anladın artık. Bu konunun teorisiydi. Yalnız bizim teorimiz bütünüyle gerçektir. Pratik için hazırlıktasın. Acele etmemeyi öğrendin. Sabır ve şükürle bize yaklaşılır. Bizim anahtarlarımızla kapılar açılır. Sır’ra girilir. Sana bir müjdemiz var en sevgili kulumuz.


Bunun tefsirini yapın . Daha sonra yenileri gelecek.


....
 

berr

New member
Katılım
25 Mar 2005
Mesajlar
113
Tepkime puanı
4
Puanları
0
Yaş
49
Kim bu nefsi teyyare ye binip şeytanın uçurduğu
 

dagdeviren

New member
Katılım
23 Eki 2004
Mesajlar
89
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
Artık yorumlar değil belgeler konuşacak :

İşte Sahte Mehdinin Gerçek Yüzü :

Tefsir beklenen bir başka ayet...

RİSALET NURLARI
20 - esma-ül-hüsna suresi

Bazı sabahlar namaza neden kaldırmadığımızı soruyorsun. Sen kamil teslimle teslim olmuş en yüksek rütbeli kulumuzsun. Makamının idrakine girdin. Bize şükrünü ödemek için kendini helak etmene izin vermeyiz. Biz keyf’e mayeşayız. Bazı sabahlar seni kaldırmayız.


....
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

44/DUHAN-10-11-12-13-14:
Fertekıb yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin) yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun) rabbenekşif annel azâbe innâ mu’minûn (mu’minûne) ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun) summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
Göklerin açık bir dumanla kaplanacağı günü gözetle.
(Öyle bir duman ki;) bütün insanları saracak elîm bir azaptır.
Onlar “Rabbimiz” diyecekler. “Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz müminleriz.” Muhakkak ki onlar öğüt almazlar. Onlara, andolsun ki apaçık bir resûl geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve ona “öğretilmiş deli” dediler.

Ayrıca Allah, Kur’ân’da Al-i İmran Suresi 81. âyetinde yer alan nebîlerden (peygamberlerden) sonra gelecek olan bir Resûl’den bahsediyor.
3/AL-İ İMRAN-81:
Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Hani o zaman ki; Allah, peygamberlerin (nebîlerin) MİSAK’ini (yeminini) almıştı: “Andolsun ki; size Kitap ve hikmet verdim, sizlerden sonra sizinle beraber bulunanı (Allah’ın sizlere verdiği kitapları) tasdik eden Resûl gelince, O'na mutlaka îmân edecek ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu ikrar ettiniz mi ve bu ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” “İkrar ettik.” dediler. “Öyle ise şahit olun. Ben de sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Al-i İmran–81’de oradaki nebîlere söylenen: “Sizlerden sonra gelecek olan Resûl’e îmân ve yardım etmek” ifadesi yer alıyor. Bu durumda Peygamber Efendimiz (S.A.V) onların arasında bulunduğuna göre, nebîlerden sonra gelecek olan bu Resûl’ün, Peygamber Efendimiz (S.A.V) olması mümkün değildir.
Al-i İmran-81’de Allah nebîlere Kitap ve hikmet verdiğini söylüyor. Bu nebîlerin arasında Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de bulunduğu, Ahzab Suresinin 7. âyetiyle kesinlik kazanıyor.

33/AHZAB-7:
Ve iz ehaznâ minen nebiyyiyne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzen).
Ve nebîlerden misaklerini almıştık. Senden de almıştık. (Ayrıca) Nuh (A.S)’dan, İbrâhîm (A.S)’dan ve Meryemoğlu İsa’dan da (almıştık). Ve onlardan galiz (ağır, çok kuvvetli) bir misak almıştık.

Al-i İmran–81’de oradaki nebîlere söylenen: “Sizlerden sonra gelecek olan Resûl’e îmân ve yardım etmek” ifadesi yer alıyor. Bu durumda Peygamber Efendimiz (S.A.V) onların arasında bulunduğuna göre, nebîlerden sonra gelecek olan bu Resûl’ün, Peygamber Efendimiz (S.A.V) olması mümkün değildir.

Kur’ân-ı Kerim Furkan Suresinin 27, 28, 29, 30. âyetlerinde de kavminin Kur’ân’ı terkettiğini söyleyen ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra gelecek bir Resûl’den bahsediyor. (Hiç kimse Peygamber Efendimiz (S.A.V) zamanında Kur’ân’ın terkedildiğini iddia edemez.)


25/FURKAN-27-28-29-30:
Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenît tehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen) yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen) lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmît tehazû hâzel kur’âne mehcûrâ (mehcûren).
Zalimlerin herbiri iki elini ısırdığı o günde şöyle diyecekler: “Ne olurdu, O resûl ile beraber, sebîli (Allah’a ulaştıran yolu) tutsaydım.” Yazıklar olsun bana, ne olurdu filânı dost edinmeseydim. Andolsun ki; bana Kur’ân gelmişken o, beni zikirden saptırdı. Şeytan, insanı yalnız bırakır. Resûl dedi ki: “Yarab, kavmim Kur’ân’ı terkettiler.”

Bu 3 grup âyet, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra bir Resûl’ün geleceğini kesinlikle ispat ediyor.

Biz işte o Resûl’üz. Mehdi Resûl’üz. Üstelik de Peygamber olması mümkün olmayan Resûl’üz.

Hiçbir zaman Peygamberlik iddiasında bulunmadığımız gibi aşağıda ispat edileceği üzere Allah’ın Bize yazdırdığı “Risalet Nurları” isimli Kitap’ta iki yerde Peygamber olmadığımız kesinlikle ifade buyruluyor.
Bir evvelki bölümde Biz Peygamber olması mümkün olmayan Resûl’üz demiştik.
Biz, neden Peygamber olması mümkün olmayan Resûl’üz?

Çünkü yukarıdaki 3 grup âyette bahsedilen Resûl’ün Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra geleceği kesin.

1- Dünya üzerine Kur’ân’ın terkedildiğini 28 yıldır söyleyen ve ispat eden Resûl sadece, Biziz. Sahâbe Kur’ân’ı terketmediğine ve tam aksine Kur’ân’ın bütününe îmân ettiğine göre bu Resûl’ün Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra geleceği Kur’ân’da kesinleştirilmiştir.


3/Ali İmran-119:
Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
(Ey mü’minler)! Siz öyle kimselersiniz ki; onlar, sizi sevmedikleri halde siz, onları seversiniz ve siz Kitab’ın bütününe îmân edersiniz. Onlar, sizinle karşılaştıkları zaman: “Îmân ettik.” derler. Ama tenhada, kendi başlarına kaldıkları zaman size olan öfkelerinden (dolayı), parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Hiç şüphesiz Allah, sinelerde olanı bilir.

2- Kıyâmete yakın devrede yeri ve gökleri fitnenin bir kara duman gibi saracağı günleri gözetlemesi emredilen kişi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’dir. Öyleyse bugünkü Resûl’ün O’ndan yüzyıllarca sonra geleceği Duhan-10,11,12,13,14’e göre kesin değil mi? Bu Resûl’e, “ÖĞRETİLMİŞ ve DELİ” denileceği ve bu Resûl’den yüzçevrileceği kesin değil mi? Siz zavallı, nasipsiz kardeşlerimiz, Bize bu kadar seviyesizce ve düşmanca saldırdığınıza göre, diyanet işleri başkanlığı, üniversitelerin büyük kısmı, dîn adına ahkâm kesen Kur’ân mealcilerinin çoğu, hepiniz Bize karşı olduğunuza göre O Resûl’den yüzçevirmiş değil misiniz? Peki, Ceviz Kabuğu rezaletiyle kamuoyunun büyük kısmı, Bizim ÖĞRETİLMİŞ ve DELİ olduğumuza kesin olarak inandırılmadı mı? Öyleyse onlar da O Resûl’den yüzçevirmiş durumdalar.

3- Peygamber Efendimiz (S.A.V) Nebiler’in (Peygamberler’in) Sonuncusu olduğuna göre,

33/Ahzab-40:
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîlerin (Peygamberlerin) Hatemi’dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

… Ve Biz, Son Peygamber’den 14 asır sonra Resûl tayin edildiğimize göre, Biz kesinlikle Peygamber olması mümkün olmayan RESÛL’üz.
Diyorsunuz ki, Biz PEYGAMBERLİK iddia ediyormuşuz. Biz SAHTE PEYGAMBER mişiz. Peygamberliğimizin Kitabı da Allah’ın Bize yazdırmadığını, Bizim yazdığımızı iddia ettiğiniz RİSALET NURLARI Kitabı imiş.
Peki bu Kitap’ta,
“Sen Peygamber değilsin” yazmıyor mu?
Sayfa-5:
“Habercisin, Nebî (Peygamber) değilsin.”
“Peygamberlerin dışında bir kişiye ilk defa Cebrail (A.S) gösterdik.” yazmıyor mu?
Sayfa-37:
“Unutma ki Peygamberler dışında ilk defa bir kul Cebrail ile dünyada karşılaşacak.
Size göre O Kitabı Biz yazdıysak, Biz Peygamber olmadığımızı söylüyoruz. Eğer Kitabı Bize, Allah yazdırdıysa Allah, bizim Peygamber olmadığımızı söylüyor. Yani her iki halde de Peygamber olmadığımız ilân ediliyor.
Öyleyse Bizim Peygamberlik ilân ettiğimizi,
Öyleyse Bizim sahte Peygamber olduğumuzu iddia etmeniz KALLEŞÇE BİR İFTİRA değil mi?
UTANMIYOR MUSUNUZ?
YÜZÜNÜZ KIZARMIYOR MU?

Peki, 3 grup âyette bahsedilen bu Resûl gerçekten, Biz miyiz?
Kur’ân 28 basamakta 7 safha ve 4 teslim içerir.
1- Allah’a ruhu ölmeden evvel ulaştırmayı dilemek (3. basamak)
2- Mürşide ulaşıp tâbî olmak (14. basamak)
3- Ruhu Allah’a ulaştırmak (21. basamak)
4- Vechi (fizik vücudu) Allah’a teslim etmek (25. basamak)
5- Nefsi Allah’a teslim etmek (27. basamak)
6- İrşada ulaşmak (28. basamağın 4. kademesi)
7- İradeyi Allah’a teslim etmek (28. basamağın 5. kademesi)

KUR’ÂN’DAKİ BU 7 SAFHANIN 7’Sİ DE FARZDIR VE BUGÜN TAMAMEN UNUTULMUŞTUR.
SAHÂBE BU 7 SAFHAYI YAŞAYARAK 4 TESLİMİ GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR, BUNU DA KİMSE BİLMİYOR.
ALLAH BU HAKİKATLERİ BİZE ÖĞRETMİŞ VE İSLÂM ÂLEMİNİN VE DÜNYANIN, KÂİNATIN EZELÎ DÎNİ OLAN HZ. İBRÂHÎM’İN HANİF DÎNİNDE BİRLEŞTİRİLMESİ GÖREVİNİ BİZE VERMİŞTİR.
VE BÜTÜN BUNLARIN AÇIKLANACAĞI ZAMAN, TAM BU ZAMANDIR (2004 YILI).
VE DE BUNLARIN HEPSİNİ AÇIKLAMIŞ VE İSPAT ETMİŞ DURUMDAYIZ VE BİLGİSAYARLARIN HAFIZASINDA BİR İSPAT BELGESİ OLARAK MUHAFAZA EDİYORUZ.
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

ÖYLEYSE BİZ; O, BEKLENEN MEHDİ-RESÛL’ÜZ
Şimdi söylediklerimizin özet olarak ispatına gelelim ve ilk suali soralım ve cevaplarını âyetlerle verelim

1- KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM’IN 7 SAFHASI DA FARZ MIDIR?
SUAL-1- Allah’a yönelmek; yani Allah’a ulaşmayı dilemek farz mıdır?
CEVAP-1- Farzdır.
30/RUM-31:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
39/ZUMER-54:
Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Allah’a yönel (ruhunu Allah’a ulaştırmayı dile) ve Allah’a teslim ol. Üzerine azap (kabir azabı) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardım olunmazsın.

31/LOKMAN-15:
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sahıbhumâ fîd dunyâ ma’rûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve eğer annen, baban bilmediğin bir şeyi, Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Kim Bana yönelmişse (ruhunu Bana ulaştırmayı dilemişse), sen de onun yoluna tâbî ol (aynı yolu takip ederek sen de Bana ulaş). Sonra (ölümden sonra) hepiniz Bana döneceksiniz. Size yaptıklarınızı haber vereceğim.

SUAL-2- Mürşide ulaşmak ve tâbî olmak farz mıdır?
CEVAP-2- Farzdır.
5/MAİDE-35:
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler), Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin! Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz
16/NAHL-9:
Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

18/KEHF-17:
Ve tereş şemse izâ talaat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takriduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydın) görürdün ki; güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına ulaşır. Battığı zaman ise onları sol taraftan terkederdi. Onlar mağaranın geniş bir yerindeydiler. Bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kimi Kendine ulaştırırsa o hidayete erer. Ve kim dalâlette ise onun için velî mürşid bulunmaz.

72/CİN-14:
Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet (bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse, mürşidini arar.

SUAL-3- Ruhu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmak farz mıdır?
CEVAP-3- Farzdır

89/FECR-28:
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.
10/YUNUS-25:
Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
10/YUNUS-26:
Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdeh(zîyâdetun), ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilleh(zilletun), ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Onlar için Ahsenül hüsna (Allah’ın Zat’ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah'ın cemalini görmek) vardır. Onların yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düşme, hakirlik) yoktur. İşte onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.

13/RAD-21:
Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).
Ve onlar, Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

SUAL-4- Fizik vücudu Allah’a teslim ederek Allah’a kul etmek farz mıdır?
CEVAP-4- Farzdır

36/YASİN-60:
E lem a'had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'buduş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

36/YASİN-61:
Ve eni'budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

SUAL-5- Nefsi Allah’a teslim ederek halis kılmak farz mıdır?
CEVAP-5- Farzdır.

SUAL-5- Bütün sahâbe nefslerini Allah’a teslim ederek, halis kılarak muhlislerden olmuşlar mı?
CEVAP-5- Bütün sahâbe nefslerini halis kılmış, Allah’a teslim etmiş ve muhlislerden olmuşlar (27. basamak).

2/BAKARA-139:
Kul etuhâccûnenâ fillâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â'mâlunâ ve lekum a'mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: "Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (MUHLİS) (kul)larız.

SUAL-6- Bütün sahâbe irşada ulaşmışlar mı?
CEVAP-6-Bütün sahâbe irşada ulaşmışlar (28. basamak 4. kademe).

49/HUCURAT-7:
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri leanittum, ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel ısyân(ısyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Bilin ki, içinizde Allah’ın resûlü var. Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydı lânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu (îmânı) müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fıskı ve isyanı kerih gösterdi. İşte onlar, irşada ulaşanlardır.

SUAL-7- Bütün sahâbe (ensar da muhacirîn de) irşad makamının sahibi olmuşlar mı? Kendilerine tâbî olunmuş mu?
CEVAP-7- Bütün sahâbeye tâbî olunmuş. İrşad makamının sahibi olmuşlar (28. basamak 5. kademe).

9/TEVBE-100:
Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl'elbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler), onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden), bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe, irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

SAHÂBE RUHLARINI, VECHLERİNİ, NEFSLERİNİ VE İRADELERİNİ ALLAH’A TESLİM ETMİŞ Mİ?
Görüyorsunuz ki; bütün sahâbe Kur’ân’daki İslâm’ın 7 safhasını da yaşamışlar. Ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim etmişler ve irşad makamının sahibi olmuşlar.
Biz de sizleri İslâm’ın 7 safhasını da yaşayarak ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi Allah’a teslim etmeye çağırmıyor muyuz?
O halde hâlâ anlamıyor musunuz; size gelmeyen bir ilim Bize gelmiştir. Bu ilim, öğrenen ve tatbik edenleri 7. kat cennet olan adn cennetlerine ulaştırır. Bu ilim ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmeye ve dünya saadetinin yüzde yüzüne, mutluluğun şahikasına ulaştırır.
Davet ezelî ve ebedî davet değil mi?
Bu davet 14 asır evvel sahâbeye yapılmamış mıydı?
Bu davet bu devirde sadece Bizim tarafımızdan Allah’ın emriyle hepinize yapılmıyor mu?
Bırakınız davet etmeyi bu hakikatleri Bizden başka bilen var mı?

O taktirde beklenen MEHDİ-RESÛL muhakkak ki, Biziz.
Şimdi konumuzun zamanla ilişkisine bakalım.
Said-i Nursî Hazretlerinin açıkladığı tarihte, 1978’de SEBÎL Dergisi’nde çıkan ilk yazımızı hatırlayın: “LİVAYI HAMD ALTINDA TOPLANALIM.”
100’lerce konferans, 3000 saatten fazla, bilgisayarın hafızasına yerleştirilmiş dersler, açıklamalar… Radyolarımızdan, televizyonumuzdan ve uydudan 28 yıldır Allah’a davetler…
...Ve 1986 Ocak Ayı’nda İndi İlâhi’de Livayı Hamd’in altın taht üzerinde yerini alması (Risalet Nurları, Sayfa-330).
28 yıl boyunca hidayetin öğretilmesi ve Allah’a davet.

Cumhurbaşkanlarına, parlâmenterlere, diyanet İşleriyle vazifeli bakanlara, ilâhiyat fakültelerinin profesörleri, doçentleri ve diğer öğretim üyelerine, müftülere, cemaat liderlerine ve diyanet işleri başkanlığına yazılan yüzlerce mektup.
Şimdi söyleyin bakalım 28 yıldır dünyada Bizden başka hidayete davet eden bir MEHDİ-RESÛL mevcut oldu mu?
2004 yılı, M İ H R kelimesinin 28 yıllık sırrının açıklanacağı yıldır.
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

İBRETLE OKUNMASI GEREKEN SONUÇ

1- İslâm’ın Kur’ân’daki 7 safhasının 7’si de farzdır. (Birinci Grup Sualler)
2- 7 safhanın 7’sini de 14 asır evvel sahâbe yerine getirmiştir (İkinci Grup Sualler).
3- Sizlerin sahip olduğunuz ilimde İslâm’ın Kur’ân’daki 7 safhasından hiçbiri mevcut değildir. Yani 7 safhanın hiçbirini bilmiyorsunuz ve yaşamıyorsunuz.
4- Ruhunuzu hayatta iken Allah’a ulaştırmayı dilemediğiniz cihetle;
4-1- Gideceğiniz yer cehennemdir.
4-2- Küfürdesiniz.
4-3- Dalâlettesiniz.
4-4- Allah’ın kulu değil, şeytanın kulusunuz.
5- Sizlere daha Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda, şeytanın kulu olmaktan mutlaka kurtulacağınızı ve Allah’ın kulu olacağınızı İHTAR’larla ispat etmiş durumdayız.
6- Bugüne kadar ilim sahiplerinden hiçbirisi, gönderdiğimiz ihtarlara itiraz edemedi.
7- Sizlere bütün bu Kur’ân hakikatlerini öğretecek ve şeytanın pençelerinden sizleri kurtaracak olan sadece Biziz. Başka biri yok.
8- Sadece Biz, Allah’ın Bize verdiği ilimle size sahâbenin yaşadığı Kur’ân’daki İslâm’ı emrediyoruz. (İkinci Grup Sualler)
9- Sadece bu ilim İslâm âlemini, tam olarak Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ve sahâbenin izdüşümünde 7 safhayı da yaşatarak kurtarabilecek ve birleştirebilecek ilimdir.
10- İslâm âlemi bugün sahâbenin yaşadığı Kur’ân’daki İslâm’ı unutmuş ve sizler gibi sadece İslâm’ın 5 şartı ile amel ediyor ve cennete gideceğini sanıyor, ama cehennemden kurtulması mümkün değildir.
11- Unutulmuş ve yok edilmiş olan Kur’ân’daki HİDAYET kavramını Allah’ın öğretisiyle, her cephesiyle sizlere sadece Biz, öğretiyor ve yaşatıyoruz.
12- MEHDİ hidayete ermiş olup başkalarını da HİDAYETE ERDİREN demektir.
13- Allah’ın Bize nasip kıldığı İHTARLARLA dîn âlimlerinin önde gelen 2 binden fazlasına Kur’ân’daki HİDAYETİN yol veya doğru yol olmadığını, Allah’a ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimi olduğunu Kur’ân âyetleriyle Biz, ispat ettik.

BU DURUMDA:
1- BİZİM BU İLMİ ALLAH’TAN ALDIĞIMIZ KESİN DEĞİL Mİ?
2- ZAMANIN TAM BU NOKTASINDA TEBLİĞ EDİLECEK OLAN İSLÂM’IN DİRİLİŞ EMRİ BU DEĞİL Mİ?
3- BU EMRİ TEBLİĞ EDENİN OSMANLI TÜRKLERİ’Nİ TEMSİL EDEN BU ÜLKEDEN SEÇİLMESİ, BU ÜLKE İÇİN BİR ŞEREF DEĞİL Mİ?
4- BİZİM MEHDİ, İMAM, HALİFE, RESÛL OLDUĞUMUZ KESİN DEĞİL Mİ?

SOY KÜTÜĞÜMÜZ
Hamdolsun Yüce Rabbimize ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun başlangıcından bugüne kadar devam eden ve Evrenosoğulları’nın her ailesinde bulunan bir soy kütüğüne sahibiz. 700 yılı aşkın bu soy kütüğünde 11’inci batında soyumuza Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz’in torunu Hz. Hasan soyundan bir katılımla Şerif ünvanını alıyoruz. Biz bu soy kütüğünün 19’uncu batınıyız. Yani Osmanlı’nın baştan sona bütün devirlerinde hep mevcut olan, katıksız bir Osmanlı ailesinden ve Osmanlı kanıyla iftihar eden bir Osmanlıyız.
Soy kütüğümüzün başında 7 asırdan beri 12 imamın yer alması bir tesadüf olabilir mi?
Bu soy kütüğümüz birçok nüsha olarak Evrenosoğulları’nda mevcut olduğu cihetle, hiç kimse katıksız Osmanlı kanı taşıdığımızdan şüphe edemez.
Hiç kimse 9 nesilden beri ŞERİF olmadığımızı iddia edemez.
Hiç kimse 700 yıldan beri 12 imamı temsil eden EVRENOSOĞULLARI’nın, 12. imamı sinesinden çıkaramayacağını iddia edemez.
…Ve bu devirdeki HİDAYET VE RİSALET görevinin EVRENOSOĞULLARI’NDAN birine verilmesi bu ülke için de EVRENOSOĞULLARI için de bir ŞEREFTİR.
DURUM
Osmanlı İmparatorluğu’nun birer rüknü olan, 28 ülke Osmanlı’yı özlüyor. Her uluslararası konferansta bu ülkelerden gelenler Osmanlı ne zaman diriliyor? Ne zaman geliyor? Osmanlı olmadan birleşme olmaz diyorlar. Herkeste bir Osmanlı beklentisi var.
Bu ülke hangi Türklere ait?
Tacik Türklerine mi?
Kırgız Türklerine mi?
Azeri Türklerine mi?
Kazak Türklerine mi?
Bütün Türklere ait.
Bütünü temsil eden kim? Osmanlı değil mi?
Osmanlı Türkiyesi, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Pomağıyla, Arabıyla bütün ırklarıyla artık parçalanmayacak bir bütün değil mi? Osmanlı, ırk ve dîn ayırımına asla geçit vermeyen, bütün milletlerin, bütün etnik toplulukların, bütün dînlerin bir mozayığı değil miydi? Osmanlı UFUKLARIN EFENDİSİ değil miydi? Osmanlıyı Osmanlı yapan Kur’ân’daki İslâm’ı yaşayan Ahi Evran ve Bacıyanî Rum dîni grupları değil miydi? Gerçek yeniçeriler, bütün esnaf, bütün zanaatkârlar tasavvuftan değil miydi? İlmiye sınıfının büyük kısmı da aynı tasavvufî hayatı yaşamadılar mı?
Herkes bu ülkenin dirilmesini bekliyor. Nasıl oluyor da Osmanlı, bütün bu 28 ülkenin, Asya’daki Türk ülkelerinin, diğer gönüllü Asya ülkelerinin başına geçebilecekken, defaatle kovulduğu Avrupa Birliği’nin kuyruğundan ayrılmıyor?

Çok mu zor dördüncü Süper Güç olarak dünya arenasında, Osmanlı’yı seven ve güvenenlerle birlikte lâyık olduğu onurlu yeri almak?
Üçüncü dünya savaşı yaklaşmıştır. Türkiye istese de istemese de bu harbe katılmak zorunda bırakılacaktır.
Son yıllarda Türkiye’nin birlikte olduğu ülkelerin çıkar savaşlarının, Türkiye’ye neye mal olduğunu hesaplamak o kadar güç mü? Şu anda petrol haritasındaki bölgenin tamamiyle işgal altında olduğu Sinan Aygün kardeşimiz tarafından ispat edilmedi mi?
Türkiye kalkınmak için hiçbir yabancı sermayeye ve ülkeye muhtaç değildir. Bankalarla ekonomi arasındaki para nehirlerinin sadece %10’unun yatırımlarda kullanılması Türkiye’yi şimdikinin 2,5 katı hızla kalkındıracak seviyededir. Bankaların para kaynaklarında asla azalma olmaz, risk oluşmaz. Çünkü hergün bankalardan çıkarak ekonomide kullanılan para akşama kadar tekrar bankalara geri dönmektedir. Ama tüketim harcamalarında kullanılarak. Bankalar yatırımlara ortak olurlarsa, kredilerden çok daha yüksek geliri mutlaka elde ederler. Mesele bankalara dönen paranın yatırım oluşturarak bankalara geri dönmesidir. Ekonomik seferberliğin çözümü buradadır.

ALLAH’IN İMTİHANI

Allahû Tealâ buyuruyor ki:
Sana tartışmadan kaçıyorsun diye pespaye bir uslûpla sataşanlar var. De ki:
Benim Resûl’ümle tartışabilmek için mutlaka asgari bir ilme sahip olmak lâzımgelir. Birinci İhtar’ın ilk 3 tavzihinin (açıklamasının) yanlış olduğunu ispat edemeyen, bu seviyenin altındadır.
De ki:
Aziz Türk Milleti, bu seviyesiz saldırıların sahipleri eğer birinci ihtarın ilk 3 tavzihinin aksini ispat etmek için harekete geçerlerse, 2 sonuç da onların hayrına olacaktır.
İhtarları Sana Biz yazdırdığımız için,
1- Aksini ispat etmek mümkün olmayacaktır. O zaman bir kısmı “Allah’a ruhlarını ulaştırmayı dilemek” zorunda kalacaklar ve cehennemden kurtulacaklardır. Senden af dileyeceklerdir.
2- İkinci kısım için de aksini ispat etmek mümkün olmayacaktır. Onlar inatla bize ruhlarını ulaştırmayı dilemeyeceklerdir. Gidecekleri yer cehennemdir. Ama onlar senin Mehdi Resûlümüz olduğundan ve onların ihata edemediği bir rabbani ilme sahip olduğundan emin olacaklardır. Bunlar diğer ihtarları da çürütmeye çalışırlarsa umulur ki bir kısmı daha kurtulur.
Ey Türk Milleti, şahit olun!
Biz de sizinle beraber şahitlerdeniz.
YEMİNE DAVET
Allah bizim MEHDİ, İMAM, HALİFE ve RESÛL olduğumuzu söylüyor. Biz de Allah’ın emriyle sizlere bunları ilân ediyoruz. Siz de “hayır, değilsin” diyorsunuz.
Öyleyse iki taraftan biri yalan söylüyor.
Kimin yalancı olduğunu Allah’a soralım
Biraraya gelelim. Kur’ânlar’ı açalım, elimizi Al-i İmran Suresinin 61. âyeti üzerine koyalım ve “Allah’ın lâneti yalancının üzerine olsun.” diyelim. Aleyhimizdeki o yazıları yazanlar ve şeytanın işbirlikçileri, hepinizi Allah’ın huzurunda ve Türk Milleti’nin huzurunda yemine davet ediyoruz.
Bugüne kadar bu konuda çok insan öldü. Önce Mehmet Erol, sonra Yıldırım Çavlı, sonra 2 kameraman, sonra İktibas Dergisinin sahibi Ercüment Özkan, sonra merkezi Gölcük olan zelzelede aleyhimizde olan birçok kişi…
Hatırlatmamız emrolunduğu için ölenleri hatırlatmak zorundayız.
Bekliyoruz.
Bu durumda Bize bunca iftira atan sizler:
1- İnsanları Kur’ân’daki İslâm’ın 7 safhasını yaşamaktan menetmeye çalışmıyor musunuz?
2- Onların Allah’a ulaşmayı dilemelerini engellemiş ve onları cehenneme mahkûm etmiş olmuyor musunuz?
3- Kendinizi cehenneme mahkûm etmiyor musunuz?
4- Allah’a ve Resûl’üne karşı savaş vermiyor musunuz?
5- Şu anda sizler şeytanı temsil etmiyor musunuz?

Eğer Allah, Bize bu hakikatleri öğretmemiş olsaydı, Biz de sizlere açıklamamış olsaydık.
Gideceğiniz yer cehennem olmayacak mıydı?
Ey Bize bunca iftiraları, Allah’ın İHTARLARINI incelemeye, araştırmaya gerek görmeden ve yürekleri sızlamadan yakıştıran kardeşlerim!
Allah’a ruhunuzu ulaştırmayı dilemediğinize göre,

Sizler küfürde değil misiniz?

2/BAKARA-257:
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tagûtu yuhricûnehum minen nûri ilaz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olan (Allah’a ulaşmayı dileyen) o kimselerin dostudur. Onları (onların nefslerinin kalplerini) zulümattan nura çıkarır. O kâfir kimseler ki; onlar tagutun (şeytanın) dostlarıdır. Onlar (onların nefslerinin kalpleri) nurdan zulümata çıkarılırlar. İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada ebedî kalıcıdırlar.

34/SEBE-20:
Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

Hüsranda değil misiniz?
10/YUNUS-45:
Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrana düştüler (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
Dalâlette değil misiniz?
13/RAD-27:
Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeşau ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. “Muhakkak ki; Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).” de.
Tagutun kulu değil misiniz?
39/ZUMER-17:
Vellezînectenebût tâgûte en ya'budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinab ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar) çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Şirkte değil misiniz?
30/RUM-31:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
30/RUM-32:
Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.
Allah’ın âyetlerinden gâfil değil misiniz
10/YUNUS-7:
İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

…Ve gideceğiniz yer cehennem değil mi?
10/YUNUS-8:
Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
İfade ve uslûbunuzdan ve de öfkenizden ne kadar huzursuz ve mutsuz olduğunuz belli değil mi?
Ve bu kafa ile giderseniz ne dünya saadetine ne cennet saadetine ulaşamayacağınız kesin değil mi?
VE ALLAH’IN HİDAYETÇİSİ’NE,
VE O’NUN ELİYLE SUNDUĞU HİDAYET REÇETESİ’NE,
VE ALLAH’A KARŞI KÜFRAN-I Nİ’MET’TE DEĞİL MİSİNİZ?
Bunların hesabını ALLAH’A nasıl vereceksiniz Benim zavallı, bahtsız kardeşlerim?
Allah sizleri affetsin.
Dualarımızla…
 
Üst Alt