Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Ölümüm sırasında AZRAİL'le konuştuklarım

mescere

New member
Katılım
20 Tem 2004
Mesajlar
111
Tepkime puanı
87
Puanları
0
Web sitesi
www.mescere.net
Sabah kalktım. Güzelce kahvaltımı da yaptım ve işe gittim.
Klasik bir gün... Diğerleri gibi, sıradan bir başlangıç...
Nöbetçi arkadaştan öğrendiğime göre, gece problem çıkmamış cihazlarda. Bu iyi haber işte! Zaten dünden devam eden 2 tane sistem arızası vardı.
Cihaz odasındaki klimalar da problemli. Hem de ta kurulduğu günden beri!
Bugünde firmanın birinden eleman gelecek, onlarla ilgilenmem lazım. İş çok bugün! Akşamı nasıl ederim bilmem. Bu hafta çok yoğun geçecek. Sezonda başladı malum. Beklentilerimiz epey yüksek.
Neyse, odama gittim ve kapıyı kapadım. Bilgisayarımı da açtım ve maillerimi kontrol ediyordum ki, kapı çaldı. “Girin” bile diyemeden kapı açıldı ve içeriye bir “şey” girdi, kapıyı da kapadı hemen!
Aman Allah’ım! O da ne!? Tanımlayamadım bir türlü. Kadın desen değil, erkek desen değil, turist belki! Bir çirkinlik abidesi! Kesin 10 gün rüyalarımın baş rol oyuncusu olur.
Ona “Kimsiniz?” diye sormama bile fırsat kalmadan:
- Hadi kalk gidiyoruz! dedi...
Aaa! Hem de Türkçe konuştu! Şaşırdım ama bozuntuya vermedim.
- Sizi ilk kez görüyorum. Kimsiniz?
- Ruhunu bedeninden söküp almak için görevlendirilen meleğim ben! Nam-ı diğer Azrail! Cehennem habercisi!
- Dalganın sırası değil şimdi. Lütfen odamı terk edin. Yoksa güvenliği çağırırım!
- Çağırsan ne olur? Beni sadece sen görüyorsun!
- Dalga geçme. İşim gücüm var benim. Seninle uğraşamam...
Bir yandan Azrail değildir diyorum ama böyle bir kişinin bana haber verilmeden buraya kadar gelmesi imkansız ki! Eyvaaah! Ya gerçekse! Bittim ben, bittim!
Savsakladığım namazlarım, ahirette buruşturulup yüzüme çarpılacak olan oruçlarım geldi aklıma...
Ufacık dünya menfaatleri için teptiğim Allah’ın emirleri geçti gözümün önünden hızla...
Eti için kesilen bülbül, tahtası için yakılan saz gibi...
Gayri ihtiyari:
- Mesai saatleri içinde olmaz! deyiverdim. Sanki benden bitecek bir işi varmış gibi...
-Neden? dedi.
-Şu an hazır değilim!
-Neye hazır değilsin?
-Kabirde ve öbür alemde başıma geleceklere!
-Ama senin son kullanma tarihin bugün son. 08:57. Sen ayvayı yedi... Hem sana yeterince vakit verilmedi mi?
-İnan ki, bu yaşta öleceğim hiç aklıma gelmemişti.
-Neden?
-Gencim daha, ciddi bir sağlık problemim de yok. Turp gibiyim evelallah!
-Senin yolun mezarlığa hiç düşmüyor herhalde! Ya da hastanelerin acil servislerine, morglara! Oradakilerin hepsinin teni buruşuk mu?
-Değil de yani!... Bana 1-2 ay kadar daha süre tanısan?
-Bu kadar kısa bir sürede ne yapabilirsin ki, onlarca yılını heba etmiş biri olarak?
-İbadet borçlarımı öderdim... Kaza üstüne kaza ederdim namazlarımı deliler gibi... Kalplerini kırdıklarımdan, üzerimde hakkı olanlardan helallik dilerdim. Dünyanın öbür ucunda olsalar, taşların altına saklansalar gene de bulur, her şeyimi verir, haklarını helal ettirirdim. Üzerimde kul hakkı kalmasın diye... Daha vasiyetimi bile yazmadım hem!
-Yeterince vaktin vardı! Yapsaydın! Neden düşünmedin? Engel mi oldular sana?
-Hiç ölmeyeceğimi sanmıştım. Hep başkaları ölüyordu, başkalarının selaları okunuyordu minarelerden. Ben muaftım sanki ölümden. Meğer bu iş parayla değil, sıraylaymış.
-Bir sene önceden haberin olsaydı geleceğimden, neler yapardın?
-Kalan zamanımı çok iyi değerlendirirdim!
-Hadi be sen de! Kimi kandırıyorsun! İlk 2 gün iyi giderdin. Namaz-niyaz full, sonra dönerdin gene eski haline. Bulurdun bir de bahane kendine. Her şey yine eski hamam eski tas olurdu. Bir rüyaydı o derdin sana verdiğim habere, kendini avutmak için...
Haklıydı! Kaç kere hastalık geçirmiş, kaza atlatmıştım... Bunların hepsi birer haberdi aslında ama üzerimdeki etkisi çoğu zaman 2 gün bile sürmemişti...
Ama şimdi kafamı taşlara vurmaya bile vaktim yoktu artık!...
Bu arada telefonum çaldı. Başmüdür arıyordu. Önemli bir arıza varmış, trafiği durduran. Acil gitmemi istedi. Her şey önemini kaybetmişti ki benim için: para, pul, mevki, kadın, nefs... Her şey sıfırla çarpılmıştı. Can derdindeydim ben. Bir de baş da olsa arka da olsa müdürle veya başka bir şeyle falan uğraşacak durumda değildim. “Bırak bu fani işleri” deyip kapadım telefon suratına müdürün...
Baktım sırıtıyordu Azrail. Demek alışkındı benim gibi jetonu iş işten geçtikten sonra düşenlerin panik hallerine. Ben de güldüm gayri ihtiyari... Neye güldüysem! Ağlamayı bile beğenmemem lazımken!... En iyi savunma saldırıdır taktiğine geçtim hemen!
-Hem sen, Azrail de olsan, can almakla da görevli olsan nihayetinde bir melek değil misin? Ne bu surat? Korku filmindeki yaratıklar gibi! Allah seni nurdan yaratmamış mıydı?
-Nurdan yaratılmasına nurdan yaratıldım. Bu arada laf aramızda, güzelliğim dillere destandır.
-Hiç de öyle görünmüyorsun ama! Notr Damın Kamburu bile sana on beş çeker.
-Orası öyle! Ben de surat çok! Ama sor bakalım senin yanına neden bu suratımla geldim? Utanma sor, sor!
-Neden bu suratla geldin yanıma?
-İnsanın ameli güzelse ona güzel görünürüm ben. Hayatını Allah’ın rızasına göre dizayn etmeyenlere de çirkin görünürüm. Şimdi sana göründüğüm gibi! Ben senin aynanım şu anda. Kalp gözü açık olanlar, yüzüne baksalardı seni böyle görürlerdi!
-Desene EYVAH!
-Eyvah ki ne eyvah!
-Birazdan kabirde başına neler gelecek biliyor musun? Karşılama mahiyetinde? Ön sıcaklardan!
-Pek hayra alamet değil şu anki verilerim.
-Okusaydın Allah’ın kitabından, Resulünün sünnetinden!... İşin ciddiyetini kavrasaydın, uykuyu haram ederdin gözlerine!... Neden okumadın?... Bir arkadaşından yıllar önce gelip de hiç okumadığın bir mektubun var mı? Ya da açmadığın bir mail? Madem Allah’ın kitabının kapağını açmadın, bük boynunu ve sus!
- Dünya meşgalesi...Geçim derdi... Para, mevki, nefs, kadın... Çepeçevre kuşattılar beni, kıramadım sarmalı!
-Halbuki dünyada kalma süren ne kadar azdı oran olarak! Bunu da biliyordun üstelik! Birazdan gideceğin hayat ise ebedi! Nasıl olur da senin gibi akıllı geçinen bir adam okyanusu unutur da bardakta boğulur? (Haşa) Allah’ın yerine kendini koy! Senin gibi bir kula müstehak değil mi azap! Bunca akıl vermiş ilim vermiş, dininden seni haberdar etmiş...
-Haklısın! Ama dünya gözle görülüyor ama öbür dünya gayb, göz önünde değil!
-Merak etme, biraz sonra ölünce, gaybın önündeki perdeler kalkacak!... Kuran’da ve hadislerde anlatılıyor bunlar. Sen de okudun hem! Üstelik başkalarını uyaran yazılar da yazdın. Muhtelif yerlerde anlattın bile! Neden o zaman bu gafletteki ısrarın?
-Başkalarına nasihat verirken kendimi unutmuşum...
-Allah da din günü seni unutur o zaman! Bir yandan ele öğüt verirken diğer yandan da kırmadık söğüt bırakmadın ortalıkta!
-Maalesef, biliyorum, kendim düştüm ve ağlamaya hakkım yok.
-Kendin ettin kendin buldun! Hadi artık gidiyoruz, fazla oyalama beni. Senden sonra iki gafil daha var sırada!
-Bırak çekiştirmeyi ya! Nereye gidiyoruz?
-Allah’ın sana hazırladığı azabı tatmaya.
-Doğru adrese geldiğinden emin misin? Benim adımda çok insan var da, hani o bakımdan!
-Adın gibi eminim. Zaten nokta tarifler var elimde. Iskalamam mümkün değil!
-Son bir şey soracağım: Allah’ın rızasına uygun olsaydı yaşamım, nasıl olacaktı ölümüm? Nasıl bir diyalog geçecekti aramızda?
- Ben senin canını almaya gelince yüzümdeki güzelliği görünce hayrete düşecek ve: “Aman Allah’ım! Bu ne güzellik! Rüyada mıyım ben!” diyecektin. Çünkü o zaman cennet müjdecisi olacaktım sana, şimdiki gibi cehennem habercisi değil! Seni Rabbine götürmeye geldiğimi söyleyecektim. Sen korkuyla karışık: “Rabbim benden razı değilse?” diyecektin. Ben de yüzümdeki güzelliği hatırlatıp korkmana gerek olmadığını söyleyecektim. İçini bir huzur kaplayacaktı.
-Keşke hayatımı yeniden yaşayabilme imkanım olsaydı...
-Geçmiş olsun!... Neyse! Ailen ve sevdiklerin aklına gelecekti bir bir... Ama onların da zamanı gelince dünyadaki rollerinin son bulup yanına geleceklerini hatırlayınca rahatlayacaktın... Tereyağından kıl çeker gibi ayrılacaktı ruhun bedeninden... Bulutların üstünde gibi, yumuşacık.... Haberin bile olmayacaktı. Gül bahçesine girer gibi... Tüm hücrelerinde hissedecektin mutluluğu...
-Ama şimdi
-Çığlık atmayı bile beğenmeyeceksin çekeceğin acıdan!... Saat de tam 08:57 oldu. Bak konuşmaktan kelime-i şehadet bile getirmeyi unuttun...
...
Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı...
Gayb meğer ne yakınmış...
Keşke iş işten geçmiş olmasaydı...
Neler yapmazdım ki!
Artık hiçbir değeri yok “keşke”lerimin...
ÇARP SIFIRLA!
 

LENÝN17

New member
Katılım
10 Nis 2005
Mesajlar
54
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Konum
STALÝNGRAD
Web sitesi
www.marksist.com
mescere' Alıntı:
Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı...
Gayb meğer ne yakınmış...
Keşke iş işten geçmiş olmasaydı...
Neler yapmazdım ki!
Artık hiçbir değeri yok “keşke”lerimin...
ÇARP SIFIRLA!

sevgili müslüman arkadaşlarım, bir masal da ben anlatmak isterdim fakat sizler gibi fantazi kuramıyorum.bu tür yeteneklerden mahrumum..ayrıca masallarla da aram iyi değildir..imzamla yetinmek durumundasınız :)
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Konum
Köln/ALMANYA
LENİN17' Alıntı:
sevgili müslüman arkadaşlarım, bir masal da ben anlatmak isterdim fakat sizler gibi fantazi kuramıyorum.bu tür yeteneklerden mahrumum..ayrıca masallarla da aram iyi değildir..imzamla yetinmek durumundasınız :)

bakın çizmeyi aşıyorsunuz dikkat edin.
mantıklı birşey konuşmayacaksanız susun.
sizin inanmaya niyetiniz yok.bir daha saçma sapan cevaplarla foumu meşgul etmeyin.kimsenin sizin uydurmalarınıza ihtiyacı yok.yok masalmış.arası iyi değilmiş.bizene senin masallarla arandan soran oldumu paylaşıyorsun.senin süpermeninden bahseden yok ilgilenmiyoruz.madem bukadar zıtsınız ne işiniz var burda, bizim inancımızı saçma sapan laflarla ağzınıza almayın.bizide küfrünüze şahit etmeyin.
 

mehmetb

New member
Katılım
9 Nis 2005
Mesajlar
80
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
Bunlar ileri derecede bir psikolojik hastalığın belirtileri olabilir. Dikkat etmek lazım.
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Konum
Köln/ALMANYA
mehmetb' Alıntı:
Bunlar ileri derecede bir psikolojik hastalığın belirtileri olabilir. Dikkat etmek lazım.
hayrola doktorluğamı başladın da yorum yapıyorsun.biz zaten size dikkat ediyoruz.uyarmaya gerek yok.
belliki hiç bir gaye ve amaç taşımayan bir düşüncenin peşine takılmışsınız.ve burayada olta attınız belki takılan olur diye ama hiç heveslenmeyin.burada size puan yok.
oltanızıda başka yere atarsınız artık.rabbim size en kısa zamanda hidayet nasip etsin.gerçi istenmeden olmaz ama.belki bir iyi niyetiniz hürmetine olurya.???

ozaman bizleride hatırlarsınız.forumdakiler bizi kurtarmak istemişlerdi ama biz direnmiştik dersiniz.haklılarmış dersiniz.umarım bu sözü düşündüğünüzde iş işten geçmemiş olur.
 

mehmetb

New member
Katılım
9 Nis 2005
Mesajlar
80
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
Paranoid şizofreni de hastalığın adı...
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
/A'RAF-166: Fe lemmâ atev an mâ nuhû anhu kulnâ lehum kûnû kıredeten hâsiîn(hâsiîne).
Böylece onlar, ondan nehyedildikleri şeyde haddi aşınca, onlara: “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.


insanlar maymundan gelmemiştir
ancak Allah bir kavmi maymuna cevirdiğini söylüyor.
Hala aklaetmeyecekmisiniz
 

UMIT_YASAR_YILMAZ

New member
Katılım
8 Ağu 2005
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
52
Ölümüm sırasında azraille konuştuklarım adlı yazı şahsıma aittir.
Daha önceden mescere adıyla kaydolduğum için o isimle yazmıştım.
Yazımın epey değişik tartışmalara konu olması ilginç.
Yazıyla ilgili eleştirilerinize ihtiyacım var.
[email protected]
 

hulasa

New member
Katılım
11 Ağu 2005
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
yeni hayatım

yeni hayatım

Foruma yeni girdim. Hikayemi anlatacağım. Baştan söyleyeyim ki, bir sürü anlatım hatalarım olacak, şimdiden değerli forum arkadaşlarımdan özur dilerim.

Şuna eminim ki yazdıklarımda kalbinde İman ateşi olanlar,teslim olmuş olanlar ve de İnkarcılar bu hikayeyi okuyacak ifadelerimi kendi hayat tarzlarına göre yorumlayacaklardır.

Hastalıklı bir bünyeye sahibim. Çocukluk yıllarımda hafif bir trafik kazası da geçirmişim. Bu sebepten zayıfım. Bir sürü yetersizliklerim hatalarım var. Artık köşeye sıkışmış birisiyim.Mutluluk nedir bilememişim.Tadmak iştiyorum mutluluğu ama adresim hep hatalı, yani nefsime uyuyorum girdaplar fırtınalar beni hep acı dolu girdaplardaki gizli ve aşikar kayalıklara kollarım bacaklarım çarpıp duruyor. İçimde Allah sevgisi mevcut, gafletim beni oralara taşımıyor ne kadar da arzu ediyorum islamı yaşamayı.Gaflet perdeleri beni yıllarca oyalamış. Yaş 36' merdiven dayamış vakit namazları uçmuş gitmiş yıllarca.

Yeni hayatıma yolda aylak aylak yürürken Beyoğlu'nun ara sokaklarında küçücük bir camiinde kıldığım İkindi namazıyla başladı. Hastalıklarım devam ediyor ama artık mutluyum.
 

birdavet

New member
Katılım
16 Haz 2005
Mesajlar
66
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Mutlu olduğuna göre Allah'a ulaşmayı dilemişsin(Allah'a mülaki olmayı dilemişsin) demektir sevgili abim.Böyle bir şey diledin mi bilerek bunu merak ettim...
 

hulasa

New member
Katılım
11 Ağu 2005
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
uyan

uyan

Yaşadıklarıma bir çekidüzen vererek anlatmak isterdim. Ancak geçmiş olduğum yeni hayatın anlamını merak edenlere tasfiyem sabırlı olmaları. Bilgi eksikliğimi değerlendirmek isteyen zıd fikirli arkadaşlara ifade zafımdan dolayı kendi çıkarları mealince yorum yapacaklardır. İllaki yaşamaya başladığım yeni hayatımın girdaplarında yaşadıklarımı hatasız anlatacak da değilim. Bir de olması gerekeni kendi aklımla değil bir davet kalbime yerleşen şekilde olduğunu bilin. Zaten bu sistemin mükemmelliği benim değil. Kendi mutluluğumun yaratıcısı ve iradi fiillerini ortaya çıkarma beceriside kendimde değil. Bir öğünce de mahal yok. Kendi becerim değil o sistemin mükemmelliğinin bir parçası.

Kimse de anlamasınki Namaza başladım yeni hayatımın kendi becerim olmadığını belirtmeden edemem. Mutsuz ve hayattan zevk almayanlara anlamakta zorlananlara kurtuluş için vesile olabilmek. Zıddını düşünenler ve alay etmek isteyenler elbette olacaktır. Yaşadıklarımı noksansız anlatsam bile bu değişmez inkarcı yine inkarcı olarak kalacaktır. İnkarcının birisi ile muhatap olup kalbi en içten ifadelerimle mutluluğumu anlatmaya çalışmıştım da geçmişte o inkarcı şahıs hislerimin hüs-nü kuruntu babında dağerlendirivermişti
 

birdavet

New member
Katılım
16 Haz 2005
Mesajlar
66
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Beni uyandırandan ALlah razı olsun...

Beni uyandırandan ALlah razı olsun...

Beni alay etmekle itham ediyorsunuz?Eğer öyle ise fikrinizi değiştiriniz.Kırdığım için de özür dilerim...
 

hulasa

New member
Katılım
11 Ağu 2005
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
cevap

cevap

Birdavet kardeşimiz, alay konusu sizin ifadenizle alakalı dağil. Bilakis sizin bana sorduğunuz durumu tam anlamış değilim,Bana yardımcı olurmusunuz.

Allah razı olsun.
 

birdavet

New member
Katılım
16 Haz 2005
Mesajlar
66
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
hulasa' Alıntı:
Birdavet kardeşimiz, alay konusu sizin ifadenizle alakalı dağil. Bilakis sizin bana sorduğunuz durumu tam anlamış değilim,Bana yardımcı olurmusunuz.

Allah razı olsun.


Bir insan Allah'a ulaşmayı dilediği noktadan itibaren mutluluğu yaşamaya başlar.Bu nedenle siz eğer mutluluğu yakalamışsanız Allah'a ulaşmayı dilemişsiniz demektir diyorum siz ne diyorsunuz buna?
 
Üst Alt