Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Ölümü Anlamak

troyya

New member
Katılım
8 Kas 2006
Mesajlar
2
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
yeryuzunde bilindigi gibi bir gercek var o da ölümdür.bu herkesin ister istemez kabul ettigi bilimsellikle alakası olmayan bir konsepttir.bunun icin ölüm herkesin basına er yada gec gelecektir.benim merak ettigim durum; acaba insanlar ölümü neden dusunmezler?.sonraki yasamı neden dusunmezler?

ben bunu cok dusunuyorumda bula bildigim tek bir cevap su oluyor; cok fazla önem vermiyoruz galiba sonsuz yasama.oyle degil mi? gozle gorulmeyen seyler bizim hosumuza gitmiyor galiba.ama ALLAH bize gercegi gosterecektir.hala nankorluk icindeyiz..

katılıyor musunuz arkadaslar.yada sizin dusuncelerniz nelerdir ?
 

alptraum

New member
Katılım
1 Ocak 2005
Mesajlar
2,908
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Aþk`dan
Web sitesi
www.muhakeme.net
Sonsuzluğu anlatabilmek için anlamak gerek... Sonsuzluğu anlamak ise bir fani için mümkün değil...

Ama ne var ki, anlamak başka, inanmak daha başkadır. Zaten biz, varlığını aklen kabul ve kalben tasdik ettiğimiz, ancak mahiyetini idrakten aciz bulunduğumuz hakikatlere iman getiririz. Varlığını da, mahiyetini de kavrayabildiğimiz hakikatler için iman etmekten değil, bilmekten söz ederiz.

“Ezeli olan elbette ebedidir. Kadim olan elbette bakidir. Vacib-ül vücut olan elbette sermedidir.”

İnsanoğlu her şeyiyle sınırlı. Hayatının bir başlangıcı var. Her başlangıç bir sondan haber verdiği için bu hayatın bir de sonu olacaktır. İşte, başı ve sonu olan bu kısa hayat içerisinde, insan her yönüyle sınırlı işler görebiliyor. Kulağı belli bir frekansta işitmeye başlıyor ve yine belli bir noktada takatten düşüyor, ondan ötesini işitemez oluyor. Ağzından çıkan kelime de öyle. Belli bir mesafeden sonra artık işitilmez oluyor. Madde aleminde açıkça görünen bu hakikat, ruh aleminde de geçerli...

İnsan aklı her şeyi anlayamıyor. Zira, öğrenmeye başlamasının bir başlangıcı var... Başlangıcı olan ilim sonsuz da olamıyor; tıpkı hayat gibi...

Sonu olmayan, ancak ezeli olan Allah...

İnsan aklının aczinde başlangıç noktası, kendini anlayamaması... Şu sınırlı akıl, henüz kendini anlamış değilken nasıl oluyor da sonsuzu anlamaya kalkışabiliyor?..

Üçün dörtten küçük olduğunu bilen insanoğlu, yine kesinlikle bilir ki, ben üç’ten dördü çıkarmaya kalkışırsam menfi bir netice ile karşılaşırım. Bunu bildiği halde, sınırlı olan aklına sonsuzluğu sıkıştırmaya çabalıyorsa, sonucun eksi sonsuz, yani sonsuz bir menfi olacağını da baştan kabul etmiş demektir.

İnsan sonsuzu anlayamaz, ama sonsuza inanabilir... Bu da insanoğluna büyük bir ilahi lütuf... Yoksa, bütün sıfatları sonsuz olan Rabbine nasıl iman edecekti?..

Bu vadide insanoğluna bir mukayese imkanı, bir fikir yürütme, istidlalde bulunma gücü verilmiş. O, bu güç sayesinde çok iyi bilir ki, bu alemde benim bir başlangıcım ve sonum olduğu gibi, her şeyin de yine bir ilk ve son noktası var.

Ölüm kanunu sadece insan için geçerli değil. Mahluk, sonradan var edilen demektir ve her mahluk fanidir. Kur'an'ın haberiyle, “her nefis ölümü tadacaktır.”

Başlangıcı olan her şey, bize şu iki hakikati birden ders verir: Beni yoktan yaratan bir zat var ve o, başlangıcı olmayan bir zat-ı ezeli... Aynı şekilde her son da bize bir zat-ı ebedi'den haber verir.

“Beni yer ve gök içine alamadı, ancak mü'min kulumun kalbine sığdım.” hadis-i kutsisi, başlangıcı ve sonu olmayan Allah'a, insan kalbinin iman edebilmesindeki sonsuz lütfu ders verir bize.

Yeri gelmişken, sonsuzluğu anlayamadığını söyleyen insanoğluna şunu soralım: Senin anlayamadığın sadece bu kadar mı?

Mesela yerin eşyayı nasıl çektiğini anlayabiliyor musun? Güneşin, gezegenlerini nasıl çekip çevirdiğini kavrayabiliyor musun? Ruhunun, aklının, hayalinin, hafızanın mahiyetlerini bilebiliyor musun? Elma ağacının içindeki o çamuru elma yapan faaliyeti, izah edebilmiş misin? Yumurta nasıl oluyor da, uçan bir kuş oluyor? Nutfe dokuz ay sonra nasıl ağlıyor, görüyor, işitiyor?

Bu alemde, insanın göremedikleri gördüklerinden, anlayamadıkları anladıklarından, bilmedikleri bildiklerinden çok fazla. İnsanın, bu fani eşyayı anlamış gibi, bekayı anlamaya kalkışması onu en azından yorar. En azından diyoruz, çünkü bu gibi yersiz arayışların insanı sersem etme ve yoldan çıkarma ihtimali de vardır...

İnsanın sonsuzu anlama gayreti iki ayrı sahada cereyan ediyor. Birisi, ilahi sıfatların sonsuzluğu, diğeri de ahiret hayatının sonsuzluğu... Bu ikisi arasında, gözden kaçmaması gereken önemli bir farklılık var.

Ahiretteki sonsuzluktan söz edildiğinde, zihinlerde hemen zaman ve müddet kavramları canlanır. Sonu gelmeyen, tükenmeyen, fani olmayan, arızalanmayan bir hayat... Burada ibka hakikati karşımıza çıkar... Yani, Cenab-ı Hakk'ın bir şeyi sonsuz kılması... Ona verdiği hayatı, ebediyen onun elinde bırakması... Bunu aklın almaması için bir sebep olmasa gerek... Bu dünya hayatını fani kılan Allah, ahiret hayatını da baki kılmış...

Şimdi şöyle bir düşünelim: Kıyamet kopmasa, dünyada ebediyen insan yaratılacaktır değil mi? Bunu her akıl kabul eder. Kimsenin aklına günün birinde insan neslinin tükeneceği gelmez. Aksine, artacak olan bu nüfusun getireceği problemler zihinleri meşgul eder.

Şimdi soralım: Bu dünyada ebediyen insan yaratılmasına akıl erdiren insan, nasıl oluyor da ahiretteki sayılı insanın ebedi kalmasını anlayamıyor. Buna ne mani olabilir?

Allah'ın sıfatlarının sonsuzluğuna gelince, bu sonsuzluğun zaman ve mekanla alakası yoktur...

Zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah'ın sıfatlarının sonsuzluğu da bu mefhumlarla açıklanamaz. O'nun kudreti sonsuzdur, demek, “ne kadar alem yaratırsa yaratsın kudretinde bir noksanlık olmaz” demektir. İlminin sonsuzluğu o'nun cehilden münezzeh olduğu manasınadır. İradesinin sonsuzluğu, onun mutlak iradesine karşı çıkacak bir başka iradenin düşünülemeyeceğini ifade eder. Diğer sıfatlar da aynı şekilde, aynı mantık içerisinde değerlendirilmelidir.

“Ezeli olan elbette ebedidir” hakikati, Cenab-ı Hakk'ın zatı için de geçerlidir, sıfatları için de... Yani, o'nun bütün sıfatları sonsuzdur, ebedidir. Zira, hiçbiri sonradan var olmuş değildir; hepsi ezelidir.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
yeryuzunde bilindigi gibi bir gercek var o da ölümdür.bu herkesin ister istemez kabul ettigi bilimsellikle alakası olmayan bir konsepttir.bunun icin ölüm herkesin basına er yada gec gelecektir.benim merak ettigim durum; acaba insanlar ölümü neden dusunmezler?.sonraki yasamı neden dusunmezler?

ben bunu cok dusunuyorumda bula bildigim tek bir cevap su oluyor; cok fazla önem vermiyoruz galiba sonsuz yasama.oyle degil mi? gozle gorulmeyen seyler bizim hosumuza gitmiyor galiba.ama ALLAH bize gercegi gosterecektir.hala nankorluk icindeyiz..

katılıyor musunuz arkadaslar.yada sizin dusuncelerniz nelerdir ?

aslında ölümü önemsemiyoruz değil bence , sadece ölümü kendimize yakıştırmıyoruz, yoksa bir melek gelse yarın ölüceksin akıbtini gösterse ve bunları yaparsan akıbetin burası dese, işte ozaman uyumazdık sanırım yarınki yolculuğa çıkmak için hazrılığımız deidği şekil üzere yapardık, ama dediğim gibi ölümü önemsiyoruz ama kendimize yakıştırmıyoruz, ölümü yaşlılara biçiyoruz, yani bize çok uzak geliyor... ama ölüm , genç yaşlı, zengin fakir dinlemez, hepsini aynı iştahla yutar. yani ölümdne kaçış yok.. sadece o anı yaşamak lazım bunun en büyük öreği 1999 deprem sonrası halkın yakarışları , Allah a olan duaları, yani ölüm göre bilcek kadar yakınımızda olsa teffekkürden çıkamazdık... ölümü kendimize yakıştırmamız lazım...

zahide_ucurum.JPG


Her Canlı ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.(Ankebût, 57)!!!

Resim%20018_resize.jpg
 

troyya

New member
Katılım
8 Kas 2006
Mesajlar
2
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
cok iyi guzelde..bence bu ölümden korkmaktan ve onu anmamaktan kaynaklanıyor.insanlar dunya hayatına dalmıs gidiyorlar.ölümü dusunmek onlar icin dunya zevklerini bırakmaktır.bence ölüm müminin gercek zevkidir.ama gel ki bunu kime anlat.
 

mhmt

New member
Katılım
7 Kas 2006
Mesajlar
2,965
Tepkime puanı
715
Puanları
0
aslında ölümü önemsemiyoruz değil bence , sadece ölümü kendimize yakıştırmıyoruz, yoksa bir melek gelse yarın ölüceksin akıbtini gösterse ve bunları yaparsan akıbetin burası dese, işte ozaman uyumazdık sanırım yarınki yolculuğa çıkmak için hazrılığımız deidği şekil üzere yapardık, ama dediğim gibi ölümü önemsiyoruz ama kendimize yakıştırmıyoruz, ölümü yaşlılara biçiyoruz, yani bize çok uzak geliyor... ama ölüm , genç yaşlı, zengin fakir dinlemez, hepsini aynı iştahla yutar. yani ölümdne kaçış yok.. sadece o anı yaşamak lazım bunun en büyük öreği 1999 deprem sonrası halkın yakarışları , Allah a olan duaları, yani ölüm göre bilcek kadar yakınımızda olsa teffekkürden çıkamazdık... ölümü kendimize yakıştırmamız lazım...

zahide_ucurum.JPG


Her Canlı ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.(Ankebût, 57)!!!

Resim%20018_resize.jpg

(biraz geç katıldım konuya ama yeni üye oldum!!) Kesinlike katılıyorum. sebebi bu. ölümü, daha sonra gelecek şimdi bize uğramayacak zannettiği için insanoğlu ölümü düşünmez.
selam ve dua ile...
 

bekir

sadece bir kul
Yönetici
Katılım
10 Eyl 2007
Mesajlar
8,132
Tepkime puanı
5,971
Puanları
113
Konum
Daðlardan, yaylalardan
yeryuzunde bilindigi gibi bir gercek var o da ölümdür.bu herkesin ister istemez kabul ettigi bilimsellikle alakası olmayan bir konsepttir.bunun icin ölüm herkesin basına er yada gec gelecektir.benim merak ettigim durum; acaba insanlar ölümü neden dusunmezler?.sonraki yasamı neden dusunmezler?

ben bunu cok dusunuyorumda bula bildigim tek bir cevap su oluyor; cok fazla önem vermiyoruz galiba sonsuz yasama.oyle degil mi? gozle gorulmeyen seyler bizim hosumuza gitmiyor galiba.ama ALLAH bize gercegi gosterecektir.hala nankorluk icindeyiz..

katılıyor musunuz arkadaslar.yada sizin dusuncelerniz nelerdir ?

Ölümü düşünmek ve ölümün bir zaman sonra geleceğini bilerek yaşamak. Bence bu iman ile çok yakinen alakalıdır.

Az sonra bir bardak çay almaya gitmek...
Yarın sabah kahvaltı için ekmek almaya gitmek...
Haftaya bu gün maaşı almaya gitmek....
Bir ay sonra göz kontrolüne doktora gitmek...
Önümüzde ki yıl bu hafta biten kooperatifden daireyi teslim akmaya gitmek...
Malum işaretler çoğaldı- bir zaman sonra toprağa girmek...

Bakın, ilk beş ifade ve gerekleri ile alakalı inancınızı, tavrınızı, faaliyetlerinizi, gayret ve heveslerinizi düşünün önce? Ve birde son ifadenin ve gereklerinin sizde ki hissiyatını... O ilk beş ifadeye inandığımız kadar son ifadeye inanabiliyormuyuz?

İnanmak.Ama ne kadar...
 
Üst Alt