Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Nedir şu Evliyalar Masali?..

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
VELÂYET–VELΖEVLİYÂÜLLAH.. ENSÂRULLAH



Konuya başlarken konuyla ilgili kısa bir genel bilgi sunmakta fayda var. Konuyla ilgili toplumda yer almış inanç ve kabullerin kısa bir açıklamasının, konunun iyi anlaşılmasına vesile olacağına inanıyorum. Bu açıklamaları görünce sizler de konunun ne denli önemli bir mesele olduğunu kabul edeceksiniz.

“ ولى Velî” ve “ أولياء Evliyâ” sözcüklerinin (İslâm dışı ) kavramsal anlamı:

“Velî”. “ gizli bilgiler ile donanmış, zaman ve mekan bağlarının dışında kalan, Allah tarafından özel himaye gören kimse” demektir. İki türlü Velî vardır: Biri gizlidir. Tanrı sırlarına erdiği için kendini saklar, kim olduğunu bildirmez. Bunlara “Tanrının makbul kulları” denilir.
İkincisi: Herkes tarafından bilinen, tanınan ve sayılan Velîlerdir. Bunlar daha çok tarikat ve cemaat ileri gelenleridir. Velîler, Gayb âlemi denilen görünmez, bilinmez yerlerden haberler getirir, insanların içini, içinden geçeni bilir ve haber verirler.
“Velî”’nin çoğulu “Evliyâ”’dır. Yani Evliyâ demek Velî’ler demektir. Ama zaman içerisinde “Evliyâ” sözcüğü çoğul anlamını yitirip, tarikat ve tasavvuf çevrelerinde özel, bir tekil anlam kazanmıştır. Buna göre “Evliyâ”: “Olağanüstü yeteneklerle donatılmış, keramet sahibi kimse” demektir.
Evliyâ tabirinin içine Üçler, Yediler, Kırklar, Abdal, Aktap, Evtad, Nükeba ve Nüceba denilen kimseler de girer.
Tasavvufa ait yazılmış kitaplarda “Evliyâ” için iki anlam verilir. Birincisi: Allah’ın kendilerini koruduğu, dost edindiği kimseler. İkincisi: Devamlı ibadet eden, Allah’tan gelen her şeye rıza gösteren kimseler. Bunlar insanlara daima iyi davranırlar. Bütün insanlar için Allah’tan rahmet dilerler. İntikam, kin ve hırs gibi kötü duygulardan uzak yaşarlar. Yeryüzünde hiç kimseye düşmanlık beslemezler.
Evliyâ’nın bazı alametleri vardır. Allah’a ulaşmak için uğraşmak, devamlı Allah ile meşgul olmak, yüksek makam sahibi olmayı istememek, gösterdiği kerametlerle öğünmemek, her şeye razı olmak, belalara sabır etmek, sıkıntılara ve güç durumlarda Allah’a tevekkül etmek.
“Evliyâ”’nın zühd, takva ibadet ve muhabbetle eriştiği dereceye “velâyet” mertebesi denilir. Bu mertebeler de kişisine göre “velâyet-i suğra” (küçük evliyâlık), “velâyet-i kübra” (büyük evliyâlık) ve “velâyet-i ulya” (en yüce evliyâlık) mertebeleridir.
“Velâyet” derecesine ulaşan kimselerde Tayy-i mekan ( bir anda uzak mesafelere gitme, değişik yerlerde bulunabilme), Tayy-i zaman (aynı anda bir çok yerde bulunma, geçmiş ve gelecekte yaşama), su üstünde yürüme, havada uçma gibi kerametler vardır.
Evliyâüllah’ın öldükten sonra tasarruflarını sürdürdükleri, etkilerini gösterdikleri kabul edilir. Bu yüzden onların mezarları, türbeleri ziyaret edilir, orada adaklar adanır.

“Velî”, “Velîyyüllah”, “Evliyâ” sözcükleri, yukarıda açıkladığımız anlam ve kabullerle saf beyinlere yerleşince, bunlarla ilgili bir çok teferruat da üretilmiştir.



Kimdir bunlar?

“Üçler”, “Yediler”, “Kırklar”, “Kutuplar”, “Kutb- ul Aktaplar”, “Gavslar”, “Gavs- ul a’zamlar”, .....” Çevremizde görmekteyiz ve duymaktayız ki her tarikatın şeyhi, her cemaatin ileri geleni “Evliyâ”’dır, Velîyyüllah’tır, Gavs’tır, Kutup’tur. Üçler’dendir, Yediler’dendir, Kırklar’dandır. (Lâtlar, Menâtlar, Uzzâlar, Hubeller artık isim değiştirmiştir.) Bunlara izafe edilen su üstünde yürüme, ateşten etkilenmeme, havada uçma, uzak yerlere kısa zamanda gitme, kalplerden geçenleri bilme, yetiş ya hazret dendiğinde denizin ortasındaki boğulmakta olana yardıma koşma, rakiplerini taş etme vs. gibi keramet türü zırvaları bir tarafa bırakalım bu kimselerin kimisi Allah’a sekreterlik yapar, kimisi Allah’a başbakanlık yapar, kimisi Allah’ın içişleri bakanlığını yürütür, kimisi Allah’ın bu dünyadaki işlerini yürütür; yağmuru-fırtınayı sevk ve idare eder, kimisi de çocuksuzlara çocuk verir. ...
Bu, uydurulmuş kimselerin niteliği, yaşamı ile ilgili tarikat ve tasavvuf kitaplarında bir çok özellikler zikredilir. Biz burada, bunların temeline kısaca değinip geçeceğiz.
Bu konuya ait uydurulmuş rivâyetlerin en ünlüsü “Abdallar Hadisi” diye bilinenidir. Biz bunu Elbânî’nin aktardıklarından nakledelim:

“Bu ümmette Abdallar otuz kişidir. Onlardan biri öldüğünde Allah onun yerine bir başkasını bedel olarak gönderir.”“Şu üç şey kendisinde bulunan kişi, yeryüzünün ve sakinlerinin ayakta kalmasının sebebi olan Abdallar’dandır. Kazaya rıza göstermek, Allah’ın yasaklarından uzak durmada sabır, Allah’ın zatına ilişkin konularda öfke.”
“Ümmetimin abdallarının alameti şudur: Onlar hiçbir şeye asla lanet etmezler.”
“Abdallar, mevaliden (Arap olmayan) Müslümanlardandır. Mevaliye, münafıklardan başkası kin tutmaz.”
“Benim ümmetimin abdalları cennete amelleri yüzünden girmezler. Onların cennete girişi Allah’ın rahmeti, benliklerindeki cömertlik, kalp temizliği ve tüm müslümanlara rahmet oluşları yüzündendir.”
“Abdallar, kırk erkek ve kırk kadından oluşur. Allah, her erkek öldüğünde onun yerine bir erkek, her kadın öldüğünde de onun yerine bir kadını gönderir.”
“Ümmetimin içinde, kalbi Hz. İbrahim kalbi gibi olan kırk kişi hiç eksik olmaz. Allah bu kırk kişiyle yeryüzündeki belaları ümmetimden uzaklaştırır. Bu kırk kişiye “Abdallar” denir. Bunların erişleri namaz, oruç ve sadaka ile değildir; bunların erişleri cömertlikle, müslümanlara öğütle olur.”

“Yarattıkları içinde Allah’ın üçyüz kişisi vardır ki, kalpleri Hz. Âdem kalbi üzeredir. Aynı şekilde Allah’ın kırk kişisi vardır ki, kalpleri Musa’nın kalbi üzeredir. Yedi kişi vardır ki, kalpleri İbrahim kalbi üzeredir. Beş kişi vardır ki, kalpleri Cebrail kalbi üzeredir. Üç kişi vardır ki, kalpleri Mikail kalbi üzeredir. Bir kişi vardır ki, kalbi İsrafil kalbi üzeredir. Bu son kişi ölünce Allah onun yerine üçlerden birini getirir. Üçler’den biri ölünce onun yerine Beşler’den birini getirir. Beşler’den biri ölünce onun yerine yediler’den birini getirir. Yediler’den biri ölünce onun yerine Kırklar’dan birini getirir. Kırklar’dan biri ölünce onun yerine Üçyüzler’den birini getirir. Üçyüzler’den biri ölünce onun yerine halktan birini getirir. İşte yeryüzünde hayat bu insanlar hürmetine yürür, ölüm bu insanlar yüzünden olur, yağmur bu insanlar hürmetine yağar, bitkiler bu insanlar hürmetine yeşerir, belalar bu insanlar hürmetine uzaklaştırılır.”

Konuya bu kadar girmişken diğer hayali kahramanlar ile ilgili de biraz açıklama yapalım. Hem de en muteber klasiklerimizden İbn-i Abidin’in Resâil’inden.(!)

“Kutup:

Değirmenin, çevresinde döndüğü eksen demektir. Zamanının bütün oluşları onun çevresinde dönüp durduğu için zamanın ruhsal seyyidi ve yöneticisi olan zata bu ad verilmiştir. ... Kutuplar iki tanedir. Biri görünen alemi yönetir, biri gayb alemini. Kutup ölünce, yerine Abdallardan en kamili geçer. (Allah ne iş yapar ki??!!)
Abdallara gelince: “Abdal” kelimesi, “bedel” sözünden alınmıştır. Bunlardan biri ölünce onun yerine öteki geçtiği için bu adla anılmışlardır. Bunlar, peygamberin yerine iş gördükleri için de bu adı almış olabilirler. ...(Az önce de Allah’ın işlerini gördükleri yer almıştı) Allah, insanlara musallat olabilecek belaları, fesatları bu abdallar yüzünden yok eder....
Evtad’a gelince: Bu kelime direk, dayanak anlamındaki “veted” sözcüğünün çoğuludur. Bunlar, yeryüzünün dayanıklı olmasını sağlayan ruhsal kişilerdir. Kur’ân’da dağların “evtad” olduğunu söyleyen âyet bu kişilere dikkat çekmektedir.
Nukeba, nakîb (temsilci, belirleyici) sözcüğünün çoğuludur. Nukeba, toplumların kozmik temsilcileridir. Bunların her biri gezegenlerin birinin dünya üzerindeki etkilerini kontrol eder. Bunlar İblis’i de tanırlar ve onun etkilerini de kontrol ederler.
Efrad’a gelince: Bu kelime “ferd” kelimesinin çoğuludur. Efrad, melekler aleminden bazılarının temsilcisi olarak iş görür....
Nüceba’nın sayısı 70, Abdalların 40, Ahyarın 7, Evtad’ın 4’tür. Gavs ise bir tektir. Nukaba’nın yaşadığı yer Mağrip, nüceba’nınki Mısır, Abdallarınki, şam, Gavs’ınki Mekke, Kutup’unki Yemen’dir. Ahyar ise yeryüzünü durmadan dolaşır.
Halkın Ka’be’yi tavaf ettiği gibi Kutup da sürekli biçimde Allah’ı tavaf eder. Hep Allah’ın çevresindedir, orada döner durur.
Kutup, azledilmez, makamından ayrılmaz. Ancak ölünce yeri boşalır.”
(İbn-i Abidin; Resâil, 2/264-281)

Not:
1- Bu görüşler, bu inanışlar, ne kadar zorlanırsa zorlansın Tevhîd dini İslâm’a yerleştirilemez. İslâm Dini bu şirk pisliğini kesinlikle kabul etmez. Bu saçmalıklar Hint paganizminin İslâm’a bulaştırılmasından başka bir şey değildir. Bu sapık ve saçma inançlar Rasülüllah ve sahabe döneminde Müslümanlar arasında kesinlikle yoktu. Hiç görülmedi, duyulmadı.
Tasavvuf ve tarikat dinlerinin temel rükünlerinden biri olan “velîlik” inancı, yeni Eflatunculuğun, Maniheizm, Şamanizm, Budizm, Hırıstiyanlık, Yahudilik, Paganizm, Zerdüştlük dinlerinin kırıntılarıyla oluşturulmuştur. Tabiidir ki bu aşure yapılırken biber ve tuz mesabesinde de İslâm’dan bir şeyler karıştırılmıştır. Bu sapıklığın temelinin Yahudilere ve Hırıstiyanlara uzanışı bizzat Kur’ân tarafından da tescil edilmiştir.
İnsanoğlu şimdi olduğu gibi geçmişte de bir çok kuruntu sahibi olmuştur. Kimisi kendilerinin Allah’ın oğulları olduklarını, kimisi kendilerinin Allah’ın sevgilileri olduklarını, kimisi Allah’ın Yakınları (velîleri) olduklarını, kimisi cennete sadece kendilerinin gireceklerini, kimisi de cennet nimetlerinin kendileri için hazırlandığını ileri sürmüşlerdir. Yahudiler kendilerine yapılmış İlahî uyarılarla bu kuruntuları terk ettiler mi bilemiyorum ama, Kur’ân’ın lânetlediği Yahudi ve diğer batıl din mensuplarının kuruntuları, sapık inançları, inadına Müslümanlarca kabul görüp benimsendi; birileri ( evliyâüllah/Allah’ın yakın dostları, gönüldaşları) oldu. Hatta Allah kimisiyle dertleşti, kimisine karı oldu onunla sevişti, oynaştı, kimisine de sakalı bitmemiş oğlan oldu kendini d.....dü. (Hâşâ, sümme hâşâ) İnanmayanlar Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarından meşhuuur “Menâkib-ül-Ârifin” kitabının ikinci cildi sayfa 214’e ve Arif Pamuk’un “Rasülüllah’ın mübarek dilinden Surelerin faziletleri” adlı kitabının 8, 9. sayfalarına bir göz atsın! İşte birebir fotokopileri. Sıcağı sıcağına okuyun bakalım. Bu sapıklığı ve sapıkları savunabilecek bir ehli insaf bulunabilir mi!



bu yazı www.istekuran.com dan alınmıştır
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
işinize gelen sitelerden alıntı yaptığınız için çok teşekkür ederiz bizimde bu bilgilere ekleyebileceğimiz bilgiler var muhakkak:) :) :)
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
:) sadece gülümsedim bu yazıya ama daha fazla yazmam gerekiyormuş :)
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
işinize gelen sitelerden alıntı yaptığınız için çok teşekkür ederiz bizimde bu bilgilere ekleyebileceğimiz bilgiler var muhakkak:) :) :)



Niye hanfendi, siz Huzura Doğru sitelerinden alıhtı yaptığınızda işinize gelmeden mi yapıyorsunuz.. Yoksa, muhakkak sizin fikirleriniz doğrultusunda alıntılar yapmamız mı icab ediyor.. yani, fikirleriniz çürüyor diye, yoksa kızgınlık emareleri mi gösteriyorsunuz.. hayır, bu bir forum sitesi ve herkes düşüncesine göre yazacaktır, ama ben Kur'ana uygun olanları önemsiyorum, çünkü, Kur'anın 'Ey İnananlar' emrine muhatap kabul ediyorum kendimi, barışığım Kur'anla, okuyunca bana değer katıyor, önemsendiğimi hissediyorum, "Anlayamıyorum öyleyse okumamalıyım" bahanesine asla sığınmıyorum, ne olursa olsun, Kur'an tek hedef olmalı mantığında israr ediyorum, bu birilerini kızdırsa da, mühim değildir, çünkü, Allahın hoşnutluğudur önemli olan.. Bakın, hem ayet bu konuda ne buyurur...

İndirdiğimiz Kur'an, Mü'minler için şifa ve Rahmet vesilesi, zalimler için ise, hüsran vesilesidir.. dualarımla
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Köln/ALMANYA
the hafız kardeş daha ne kadar sürecek sizin bu hadis ,sünnet ve evliya takıntınız...yetmedimi bu kadar yazı....biz nasıl sizin fikirlerinizi değiştiremiyorsak boşuna yorulmayın kimse sizin gibi düşünmez...bu kadar yazı yeterlidir.....


bundan sonraki bu konularla alakalı yazılarınızı sileceğim... neden silindi diye bir soru sormanıza lüzum kalmadan açıklamayı yapıyorum....
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
isimsiz' Alıntı:
the hafız kardeş daha ne kadar sürecek sizin bu hadis ,sünnet ve evliya takıntınız...yetmedimi bu kadar yazı....biz nasıl sizin fikirlerinizi değiştiremiyorsak boşuna yorulmayın kimse sizin gibi düşünmez...bu kadar yazı yeterlidir.....


bundan sonraki bu konularla alakalı yazılarınızı sileceğim... neden silindi diye bir soru sormanıza lüzum kalmadan açıklamayı yapıyorum....


Elbette silebilirsiniz sevgili dostum, tarih bunun tekerrürleriyle doludur, iktidara şafi mezhebinin desteklediği iktidar gelmişse, hanefilerin faydalandığı eserler yakılmış, hanefi destekli iktidar ise, şafilerin eserlerini yakmış, yani, tarih, maalesef kitap ve belge yakan müslümanlarla dolu.. Siz diyorsunuz ki, bu sitede kalem oynatacaksanız, sadece kişilerin takıntıları ve mide gurultularını yazabilirsiniz, Kur'ana ve vahye dayalı yazılar yazamazsınız, yazarsanız eğer, nasılsa güç bizde, siler geçeriz.. Elbette siler geçersiniz, zaten amacım bu benim, mezhep, meşrep ve tarikat mensubu insanların ne kadar karnı dar, ne kadar Kur'an dan bihaber, ne kadar vahye uzak ve ne kadar ilimden yoksun olduklarını görsün dünya alem ki, neden inananların hep yerinde saydıklarını ve bir milim ilerleyemediklerini, buna rağmen, İslamın da içine iyi niyet ya da kötü niyetle, hangisi olursa olsun, ne denli tezatlar sokuşturduklarını görsünler.. İlim düşmanı insanların müslüman olup olmladıkları mühim değildir, bir kere, doğal değildirler bu bir.. İkincisi, Allah, yine inanan ya da inanmayan farketmez, herkesten ADİL OLMAYI ister, hep yaptığım duayı burada tekrar yineliyorum.. "ALLAH'IM, ZALİM MÜSLÜMANLARIN ARASINDA YAŞAMAKTANSA, ADİL KAFİRLERİN ARASINDA YAŞAMAYI TERCİH EDERİM.. TERCİHİMİ SAHİH KIL" amin.. dualarımla
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Köln/ALMANYA
bakın kardeşim....
siz sadece kurana inanıyorsunuz...
biz ise hem kurana hemde imanın şartlarının gereği olan rasule de inanıyoruz.farkımız ve artı yönümüz burada....ha siizn gözünüde zalim müslümanız farketmez mevla kulunu en iyi bilendir.hüküm vermek size düşmez...ben sizin gibi peygamber düşmanlarını görünce islamiyetin başladığı zamanlardaki peygamberimize düşmanlık yapanlar geliyor aklıma...siz dikkat edinde onlar gibi muamele görmeyin yevmi kıyamette....şaşıyorum size dünyada peygambere uymayan ahirette şefaat istemeye nasıl yüzü olacak....yazık çok yazık.....
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
isimsiz' Alıntı:
bakın kardeşim....
siz sadece kurana inanıyorsunuz...
biz ise hem kurana hemde imanın şartlarının gereği olan rasule de inanıyoruz.farkımız ve artı yönümüz burada....ha siizn gözünüde zalim müslümanız farketmez mevla kulunu en iyi bilendir.hüküm vermek size düşmez...ben sizin gibi peygamber düşmanlarını görünce islamiyetin başladığı zamanlardaki peygamberimize düşmanlık yapanlar geliyor aklıma...siz dikkat edinde onlar gibi muamele görmeyin yevmi kıyamette....şaşıyorum size dünyada peygambere uymayan ahirette şefaat istemeye nasıl yüzü olacak....yazık çok yazık.....



Bırak bunu ben düşüneyim.. Mezarıma siz yatmayacak, hesabımı siz vermeyeceksiniz.. Eğer, yalnız Allahtan yardım ve şefaat dilendiğim için cezaya çarptırılacaksam, bunu seve seve kabul ederim, ama, benim Kur'an ışığıyla bildiğim Allah, haşa, zalim değildir ve bir tek kendine dayanan kimseye ceza kesmez..
Ben Peygambere inanırım çünkü bu imanımın gereğidir, ama, ABDÜHÜ VE RASÜLÜHÜ... beyanınca, KUL PEYGAMBER olarak inanırım, Rab Peygamber olarak değil, Allahın huzurunda hesap verirken tek gücün Allah olacağını, onun ortağının ve şerikinin olmayacağını biliyorum, bu inancımda kıyamete dek devam edecektir.. dualarımla
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Köln/ALMANYA
benim kanatimce siz sadece abdühü kısmını göz önüne alıyorsunuz..
rasul kısmını lafta bırakıyorsunuz...peygamber sözüne itibar etmiyorsunuz....

fazla tartışmaya gerek yok....ne siz değişirsiniz nede biz....
 

ibrahimonur

New member
Katılım
26 Nis 2006
Mesajlar
364
Tepkime puanı
0
Puanları
0
kalbi temiz yürekten inanan bir insanın rabbinden yardım istediği ve rabbininde karşılık vermediği mümkün değil
Allah(CC) her derdin dermanınıda yanında vermiştir

bir sorunu olanın hemen koşup evliyalara bilmem kimlere gitmesi olur şey değil
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
ibrahimonur' Alıntı:
bir sorunu olanın hemen koşup evliyalara bilmem kimlere gitmesi olur şey değil


İşte bu incelik çok önemli oradaki olay evliyalrdan istenen yardım değil...Evliyalar günahı çok çok az olan kimseler...Kendilerini dünyanın pis ve kirinden arındırmış kimselerdir...Allahu tealaya dua ederken onları vesile ettiğin zaman maksadına çok daha çabuk ve çok daha hayırlı bir şekilde kavuşma şansı vardır...Onları vesile etmeden dua et o zaman sen yine bir problem yok yani...Onlar Allahla kul arasına girmiyor...Bilakis İnsanlara Allaha ulaşmaları için ışık tutmaktadırlar...Hangi evliyanın kitabını okudunuzda böyle taşlama yapıyorsunuz ben anlamıyorum
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
isimsiz' Alıntı:
fazla tartışmaya gerek yok....ne siz değişirsiniz nede biz....

Bence bu kadar iddialı konuşma. Ben değişime hazırım. Yeter ki hak olduğuna kanaat getireyim yeni bilginin.

Selamlar!
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
Allah'ı putlaştırdığınız sürece evliya diye adlandırılan zatların anlaşılması mümkün olmaz. yeni bir şey ortaya attık :) düşünnü bakalım Allah nasıl putlaştırılır.:)
 

isimsiz

New member
Katılım
9 Şub 2005
Mesajlar
812
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
45
Konum
Köln/ALMANYA
chamdali' Alıntı:
Bence bu kadar iddialı konuşma. Ben değişime hazırım. Yeter ki hak olduğuna kanaat getireyim yeni bilginin.

Selamlar!
değişime hazır olup olmadığınızı bilemem yanlız şu varki bazı arkadaşlarımız alakası olmayan konulara bile mantıksızca müdahale ederken burada fikir tartışması değişim için yapılmıyor anlamı çıkar...çünkü herkes kendi kavalını üflüyor.....söylenenleri duymuyor..daha neden sözü uzatalımki.....
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
isimsiz' Alıntı:
benim kanatimce siz sadece abdühü kısmını göz önüne alıyorsunuz..
rasul kısmını lafta bırakıyorsunuz...peygamber sözüne itibar etmiyorsunuz....

fazla tartışmaya gerek yok....ne siz değişirsiniz nede biz....


BAKIN, SİZ DE BİR GERÇEĞİ NE GÜZEL YAKALAMIŞSINIZ, Peygamberimizi, önce ABDÜHÜ'dür, sonra RASÜLÜHÜ.. Yani, benim gibi, yaratılmış, yaradana boyun eğen bir peygamber, yoksa, Allahla ortak ve melekleşen bir peygamber değil.. Yani, benim inandığım peygamber, iz bırakabilen ve izini takip edebildiğim bir peygamberdir, ama, sizin anlattığınız peygamberin ne izi vardır ne gölgesi, bu durumda, insanüstü olan bir peygamber izlenemez, izi takip edilemez, o zamanda insan bol bol hatalara ve tehlikelere düşer.. dualarımla
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
İşte bu incelik çok önemli oradaki olay evliyalrdan istenen yardım değil...Evliyalar günahı çok çok az olan kimseler...Kendilerini dünyanın pis ve kirinden arındırmış kimselerdir...Allahu tealaya dua ederken onları vesile ettiğin zaman maksadına çok daha çabuk ve çok daha hayırlı bir şekilde kavuşma şansı vardır...Onları vesile etmeden dua et o zaman sen yine bir problem yok yani...Onlar Allahla kul arasına girmiyor...Bilakis İnsanlara Allaha ulaşmaları için ışık tutmaktadırlar...Hangi evliyanın kitabını okudunuzda böyle taşlama yapıyorsunuz ben anlamıyorum


Vallahi hanfendi, siz bir melek tasviri çiziyorsunuz, bu mümkün değil, çünkü, vahyi sindiremeyen cahil arap kafirleri de şunu öne sürmüşlerdi.. Bize Peygamber olarak bir melek gelmeli değil miydi?.. Ama, Allah, bu isteğin bir kurnazlık eseri olduğunu söylüyor, çünkü, insanlığa ışık tutacak önder, o insanlar gibi konuşan, yürüyen, ihtiyaçları olan biri olmalıdır.. Yani, eğer siz günahı az birini arıyorsanız, bunu asla bulamayacaksınız, çünkü, kişi, günahı ve sevabı tam olarak belirleyecek bilgide değildir, insanların iç alemini ancak Allah bilir, sizin günahsız bildiğiniz, Allah katında günahkar olabilir, çünkü, kişinin imanını ölçen bir alet henüz icat edilmedi.. Biz sadece VAHYİN penceresinden bakmakla yükümlüyüz, bunu beceren herkes, alimdir, evliyadır, Allah dostudur, iyi insandır, ötesi beni ne ilgilendirir, ne alakadar eder.. dualarımla
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
isimsiz' Alıntı:
değişime hazır olup olmadığınızı bilemem yanlız şu varki bazı arkadaşlarımız alakası olmayan konulara bile mantıksızca müdahale ederken burada fikir tartışması değişim için yapılmıyor anlamı çıkar...çünkü herkes kendi kavalını üflüyor.....söylenenleri duymuyor..daha neden sözü uzatalımki.....



A sevgili dost..
Madem herkes kendi kavalını üfleyince cıngar çıkıyor..
Bu herkesin içine evliyalarınız da dahildir, bunu kabul edinin.. biiiir..
Gelin, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği vahyin etrafında birleşelim.. ikiiiii..
Allah, bilgi sözcüğü ile, sadece vahyin tasdik ettiği bilgileri sunuyor.. üüüç..
Bin yıldır bizi yerlerde sürükleyen İNSANLARA DAYALI mezhep, meşrep, tarikat menşeyli fikirlerin bir işe yaramadığı ve insanoğluna huzuru sunamadığı tecrübe ile sabitken, bir kez de VAHYİN İNŞA ETTİĞİ toplumu denesek, ne kaybederiz.. dööört..
Bizi ancak İSLAM KARDEŞLİĞİ birleştirir, diğer oluşumlar aramıza ayrılık-gayrılık eker ve birbirimizi yermekten, islamı yaşamağa vakit bulamayız.. beeeeş.
siz bunlara istediğiniz kadar gerekçe ekleyebilirsiniz.. dualarımla
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Abd' Alıntı:
Allah'ı putlaştırdığınız sürece evliya diye adlandırılan zatların anlaşılması mümkün olmaz. yeni bir şey ortaya attık :) düşünnü bakalım Allah nasıl putlaştırılır.:)



ALİMLERİNİ VE DİN BÜYÜKLERİNİ, ALLAH İLE ARALARINA RAB OLARAK KOYDULAR. MERYEM OĞLU MESİHİ DE ÖYLE.. OYSA ONLARA VERİLEN EMİR, SADECE TEK BİR TANRI'YA KUL OLMALARI İDİ. ONDAN BAŞKA TANRI YOKTUR. ALLAH ONLARIN ŞİRKİNDEN UZAKTIR.. TEVBE 31

BAKIN, BURADA ALLAHIN NASIL PUTLAŞTIRILABİLECEĞİ MEVCUT.. Eğer siz Allahın yanına alimleri, din büyüklerini, hatta bir peygamberi RAB olarak koyarsanız...
Allahın yanına bir sürü put koymuş olursunuz.. ve Allah'ıda bu putlardan biri zannedersiniz.. Allah korusun, ayetin sonunda bu hareket ve düşüncenin adını ŞİRK denmiştir ki, şirk, affedilmeyecek tek günahtır, VAHYE göre..
dualarımla
 

HaNiF

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
201
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Konum
iN QuRaN
isimsiz' Alıntı:
the hafız kardeş daha ne kadar sürecek sizin bu hadis ,sünnet ve evliya takıntınız...yetmedimi bu kadar yazı....biz nasıl sizin fikirlerinizi değiştiremiyorsak boşuna yorulmayın kimse sizin gibi düşünmez...bu kadar yazı yeterlidir.....


bundan sonraki bu konularla alakalı yazılarınızı sileceğim... neden silindi diye bir soru sormanıza lüzum kalmadan açıklamayı yapıyorum....

Tabii ki sileceksiniz... Çünkü bu konular Kur'an çerçevesi içinde ele alınıyor... Eğer zandan ibaret veya mış lı miş li masallar anlatılan bir konu açılsaydı hoşunuza gidecekti...

Kur'an, şirki, putperestliği ortadan kaldırmak için indi... Fakat, sizin evliya, müceddit diye nitelendirdiğiniz putları Kur'an'ın yıktığını görünce bunu hazmedemiyorsunuz...

Yazık... Hem de çok yazık... Kur'an'ı rehber edindiğini sanıp put mantığını hala taşıyanlara yazık... İnanın söyleyecek söz bulamıyorum... Kur'anı arkasına atıp Kur'an rehberimiz diyenlere...

vesselam...


Vesselam...
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
HaNiF' Alıntı:
Tabii ki sileceksiniz... Çünkü bu konular Kur'an çerçevesi içinde ele alınıyor... Eğer zandan ibaret veya mış lı miş li masallar anlatılan bir konu açılsaydı hoşunuza gidecekti...

Kur'an, şirki, putperestliği ortadan kaldırmak için indi... Fakat, sizin evliya, müceddit diye nitelendirdiğiniz putları Kur'an'ın yıktığını görünce bunu hazmedemiyorsunuz...

Yazık... Hem de çok yazık... Kur'an'ı rehber edindiğini sanıp put mantığını hala taşıyanlara yazık... İnanın söyleyecek söz bulamıyorum... Kur'anı arkasına atıp Kur'an rehberimiz diyenlere...

vesselam...


Vesselam...

Artık yorum yapmıyorum biliyorumki sözler kifayetsiz kalıyor:)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt