Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Nedir Bu Fitneden çektiğimiz..!!!

mhmt

New member
Katılım
7 Kas 2006
Mesajlar
2,965
Tepkime puanı
715
Puanları
0
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
(7) O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

TEVBE SÛRESİ
(47) Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah zalimleri hakkıyla bilendir.

TEVBE SÛRESİ
(48) Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın dini galip geldi.

TEVBE SÛRESİ
(49) Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevketme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır.

yahu nedir bu fitnenin bize verdiği zararlar..
bitiriyor bizi.
farkında olmadan dinden (allahım sen bizi koru) uzaklaştırıyor..
bizi karıştırıyor...

ALLAHIM SEN BİZİ FİTNEDEN KORU..
FİTNECİLERDEN KORU..
ORTALIĞI KARIŞTIRIP GERİ ÇEKİLEREK DURUMU SEYREDENLERDEN KORU..

BU ZİHNİYET O KADAR ETKİLİDİR Kİ
SİYAHI BEYAZ, BAYAZI SİYAH YAPAR.
DOSTLARI DÜŞMAN EDER...

allahım korusun...
 

Serhan Eðeryýlmaz

New member
Katılım
1 May 2007
Mesajlar
385
Tepkime puanı
12
Puanları
0
Yaş
37
Fitne,insanların içlerinde olan kötülüğün saldırıya konulmasıdır.Bu durumda kalkanımız Allah'a sığınmak olur,bizim karşılığımızda Kuran-ı Kerim'e ve Resulullah'ın sünnetine göre karşılık vermemiz ile olur.
 

muhammet

New member
Katılım
22 Şub 2007
Mesajlar
830
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
48
ALLAH razı olsun mevlana diyarının güzel insanı
 

talha_

New member
Katılım
6 Mar 2007
Mesajlar
1,184
Tepkime puanı
264
Puanları
0
Konum
simeranyadan..!
s.a....yahu mehmet senin su yerli yerinde açtığın konuları okuyunca daha bi seviyom seni..:D

Allah razı olsun...
 

firdevs

New member
Katılım
2 Mar 2007
Mesajlar
251
Tepkime puanı
5
Puanları
0
Yaş
47
"ALLAHIM SEN BİZİ FİTNEDEN KORU..
FİTNECİLERDEN KORU..
ORTALIĞI KARIŞTIRIP GERİ ÇEKİLEREK DURUMU SEYREDENLERDEN KORU.."



Amin kardeşim.ALLAH (C.C) razı olsun.
 

Azra

New member
Katılım
15 Mar 2007
Mesajlar
2,212
Tepkime puanı
13
Puanları
0
Yaş
35
Konum
istanbul
ALLAHIM SEN BİZİ FİTNEDEN KORU..
FİTNECİLERDEN KORU..
ORTALIĞI KARIŞTIRIP GERİ ÇEKİLEREK DURUMU SEYREDENLERDEN KORU..

amin...gerçekten çok kötü bişey bu fitne.


Allah razı olsun kardeş.
 

yolcu

New member
Katılım
20 Şub 2007
Mesajlar
667
Tepkime puanı
18
Puanları
0
Yaş
43
Konum
yoldan
Allah Razı olsun hemsom, gerçekten de çok guzel bı konuya degınmışsın, bız ınananlar olarak (elhamdulılllah) fıtnecılerın oyununa gelmekten kaçmalıyız,
alet olmamalıyız,
yanlış hatırlamıyosam Peygamber Efendımız (s.a.v)'in bır hadısınde FITNE UYKUDADIR UYANDIRANA LANET OLSUN denılıyodu (kaynagını hatırlamıyorum)
bu hadısı ıyı dusunmek gerekır, bazen oyle oluyo kı ıyı nıyetlı olundugu halde bu fıtnecılerın oyununa alet olunabılıyo, Allaha sıgınırız
Rabbım bızı kafırlerın oyunlarından, tuzaklarından, fıtnelerınden korusun,

hemsom, tekrar tekrar Allah Razı olsun
 

a l p e r

New member
Katılım
10 May 2007
Mesajlar
364
Tepkime puanı
27
Puanları
0
Forumdaki Fitneciler

Forumdaki Fitneciler

Görülen en büyük özellikleri soru sormalarıdır. Cümlelerin içinden özenle seçilmiş anlamları alırlar ve sorarlar. Vereceğiniz cevabın önemi yoktur çünkü o zaten soruyu sorarak konunun belini kırmıştır. Amacı sorup izlemektir öğrenmek değil.

Sonra kendisine laf anlatmaya çalışan iyi niyetli arkadaşlarla oynarlar. Onlara türlü türlü sorular sorarlar, bir o yana giderler bir bu yana. Lafı evirirler çevirirler, ara sıra da hak verirler ki anlatanlar anlatabildiklerini sanıp anlatmaya devam etsinler. Ama onlar zaten çok(!) şey bilirler...

Aradan çetin cevizler çıkar, işte fitneciler için esas bu cevizler oynamaya değerdir. Onları dikkatli kelimlerle kızdırıp kendilerine hakaret ettirirler söz söyletirler. Ve sonra oynadığı iyi niyetli diğer oyuncaklara dönüp "gördünüz mü işte bu adam böyle biri" derler. İyi niyetli arkadaşlar da "ben bu kişiyi hak vermiyorum ama senin de bu yaptığına hak verecek değilim" derler. İşte o an çetin ceviz kırlır. Oysa ki bu fitneciye dersini verecekti ama oyuncunun oyununa geldi, haksız oldu. Artık son bir söz söyler ve o konuyu terkeder. Fitne kurbanını almıştır. Fitneci özlü sözlerle ılımlıların taktirini kazanır ve aradan çekilir. Artık oyunu kazanmıştır ve dinlenmelidir...

ama...

Fitnecilerin korktukları bir kişi cinsi vardır, bunlar kendileri gibi olan laf cambazlarıdır. Laf cambazlarıyla baş edemezler. Aynı fitneci taktiklerini kullanırlar ama fitneciye karşı kullanırlar. Ne dese fitneci, laf cambazından kendisine döner. Laf cambazlarını hiç sevmezler...

Fitnecinin amacı insanları kızdırmak ve onlarla oynamaktır, konunun önemi yoktur yeter ki oyun olsun. Laf cambazının amacı fitnecinin oyununu bozmaktır, konu zaten dağılmıştır yeter ki fitnecini gitsin...

Laf cambazları pek sevilmezler, çünkü hep fitnecilerle uğraştıklarından güzel söz söyledikleri pek görülmez. Ama önemi yoktur, cambaz fitneciyi ezsin de...

Netice...

Bu iki kişinin çarpışması çevreye oldukça rahatsızlık verir. Mesele uzar, tasvip edilmez bir hal alır. Ve olaya nihayet yönetim karışır. Fitnecinin değil cambazın istediği olmuştur. Çünkü bu noktada aynı taktikleri kullanmalarına rağmen fitneci ile cambaz ayrılır. Fitneci, yönetim tarafından ağır bir azar işitir, cambaz ise ufak bir kınama ile olayı atlatır. Fitneci buna isyan eder, yönetimi adam kayırmakla itham eder, artık fitneci için son gelmiştir. Burada işi yoktur, lanet eder o yere ve göstermelik buruk bir veda ile onuruyla(!) terkeder...

ta ki yeni bir isim ve yeni bir başlangıç ile gelene kadar. Bu sefer daha dikkatli olacaktır çünkü son olayda çok şey öğrendi....

cambaz kalır ama, bu olay da siciline işlenmiştir. Yakında o da gidecektir gitmelidir...

Aslında bu fitnecilere ne iyi niyetliler laf anlatmalıdır, ne çetin cevizler kılıç çekmelidir ne de laf cambazları uğraşmalıdır. En güzeli yönetimin sessizce bunların mesajlarını silmeleridir...

Sağlıcakla...
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Secde

Secde

TEVBE SURESİ

13- Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, Kendisi'nden korkmanıza Allah daha layıktır.

14- Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.

15- Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

16- Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü’nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

20- İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
 

rusen_alp

New member
Katılım
11 Mar 2007
Mesajlar
1,475
Tepkime puanı
86
Puanları
0
Yaş
41
Konum
ruhlar aleminden
bugün baya bir konuya yorum yaptık mehmetçim, senin konuya da bir kaç bir şey yazalım...
Fitnelerden kaçalım, bir yerde fitne varsa, yapılacak en güzel şey, o fitnenin başını ezmektir, fitnelerden bir tanesi de siyasettir, bunu da unutmayalım, ama ben senin siyasette mevcut fitnelerin başını ezeceğinden eminim. kendine iyi bak,sağlıcakla kal güzel kardeşim....
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
ENFAL
25- Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.

31- Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman, "işittik, dilersek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir" diyorlardı.

35- Kâbe huzurunda onların duaları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka bir şey değildir. O halde inkârınızdan (ve nankörlüğünüzden) dolayı bu azabı tadın bakalım.

55- Allah katında kımıldayıp debelenen canlıların en kötüsü, inkara saplanıp da bir türlü iman etmeyenlerdir.




YUNUS SURESİ
12- İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdikmi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle güzel gelir.

BAKARA SURESİ
21- Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.

25- (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.

26- Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.

27- Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır.

85- Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

86- İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

88- Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder.

89- Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

90- Allah'ın kullarından, dilediğine Kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.

92- Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz.

93- Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkarları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?"

111- Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı (burhan) getirin."

112- Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
BAKARA SURESİ
113- Yahudiler dediler ki: "Hıristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir"; Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir şey üzere değillerdir" dediler. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.

135- Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (doğru yol) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini(dir); O müşriklerden değildi."

155- Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.

156- Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz."

157- Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.
 

Serhan Eðeryýlmaz

New member
Katılım
1 May 2007
Mesajlar
385
Tepkime puanı
12
Puanları
0
Yaş
37
Portal bölümünden adıma tıklayarak,bütün mesajlarımı yazdığım konu'ya zan konuşmamak için bu yazıyı yazdım,içim bu yüzden çok rahat.Güncel mevzular olsun,dini mevzular olsun kendimi çok yorum yaparken gördüm,Allah beni affetsin,benim ne haddime Kuran-ı Kerim ayeti ve Resulullah'ın hadis-i şerifini belirtmeden söz söylemem böyle bir iş yaparsam sapıtmış olurum,kardeşlerim ben zan konuşmadan önce ilim öğrenmek istiyorum,zira Resulullah Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Zan konuşmadan önce ilim öğrenin.'' bir diğer hadis-i şerifinde Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Zan sözün en yalan olanıdır.'' zancı olmak yalancı olmaktır,ben böyle olmaktan korkuyorum,bugüne kadar yazmış olduğum yazılarımda doğru kısımda vardır yanlış kısımda siz onları atın bir kenara . Allah Teala Hazretleri insanoğluna Ayetler ve Resuller göndermiştir.Allah insanların uymaları gereken bilgileri insanlara vermiştir.İnsan kendi nefsince konuşamaz,konuşursa baş kaldırmış olur.Yazılarımda sizlere herhangi bir yanlış harekette bulunduysam beni affedin.Bir konu ile ilgili konuşulması lazım geliyorsa bu konuda tek söz sahibi nefisler değil Allah'ın ayetleri ve Resulullunun uygulamaları (sünnetleri) olmalıdır,gerisi yalan.Yazı yazdığım her konunun arkasına bu yazımı da yazacağım nasip olursa.Demek istediğim şu,konuştum konuştum konuştum ama ne konuştum ? artık konulara katılımımda ben değil önce Allah Teala Hazretleri ve sonrasında Resulu söz sahibi olacak kendimden bir şey eklemeyeceğim.Allah'ım nasip ederse
 

selinay25

New member
Katılım
19 Nis 2007
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
FİTNE


Lisan ül Arab’ın 7. cildinin 18-21. sayfalarında verilen bilgilere göre, “ateşte yakmak” anlamındaki “fetn” kökünden türemiş bir ismünnevi (tür adı) olan “fitne”; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerin kendisiyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden (cüruf) ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte yakılması (potada eritilmesi) işlemidir. Bu manadan hareketle, madeni yakıp eriten (fitne işlemini yapan) ustaya “fettan” denildiği gibi, kişilerin gönüllerini sevda ateşi ile yakan kadınlara da “fettan” denilir.
“Fitne” sözcüğü sadece kıymetli madenlerin saflaştırma işleminin adı olarak kalmamış, kişilerin inançlarının, içyüzlerinin ortaya çıkarılmasında bir araç olan; mal yokluğu (fakirlik), mal çokluğu (zenginlik), hastalık, ölüm gibi durumlar ile körlük, topallık, sağırlık gibi bedensel kusurlar ve kıtlık, savaş gibi toplumsal olaylar da “fitne” olarak isimlendirilmiştir.
Sözcük daha sonraları “yakma” anlamı ekseninde; “acı çektirme, işkence, zayıf düşürme, saptırma, tartışma, deneme ve sınama” anlamlarında da kullanılır olmuştur.

“Fitne” sözcüğünün ifade ettiği eylemlere bakıldığında bu eylemlerin iki kaynağı olduğu görülmektedir:
İnsan kaynaklı fitneler, bazılarının “şeytan kaynaklı” olarak tanımladıkları da bu kapsamda olmak üzere, bizzat insanlar tarafından yapılan zulüm, işkence gibi başkalarına acı veren eylemler ile yine bizzat insanlar tarafından yapılan ve yaptırılan kışkırtma, ayartma, yanlış yönlendirme gibi toplumlarda karışıklığa, kargaşaya yol açan ve toplumun düzenini bozan eylemlerdir. Herkes tarafından görülen ve bilinen bu fitneler Kur’an’da bir çok ayette konu edilmiştir.
Allah kaynaklı fitneler ise, insanların saflaştırılmasına yönelik olan ve Müslümanların iyi bilmeleri gereken fitnelerdir. Yüce Rabbimiz, gönderdiği elçiler dahil herkesi (Müslümanları, insanları, toplumları) fitnelendirmekte; onları ateşe atıp eritmekte, cüruflarını dışa attırıp saf, arı duru hâle getirmektedir. Nitekim İbrahim, İshak ve Yakup peygamberlerin bu anlamdaki tekâmülleri Kur’an’da “fitne” sözcüğüyle değil, “ehlesna bi halisatin (mükemmel bir saflıkla saflaştırdık)” ifadesiyle anlatılmıştır. Yani, “fitne” eylemi için “halisa” sözcüğü kullanılmak suretiyle, bu sözcüklerin anlamdaş olarak kullanıldıkları belirtilmiştir.

Rabbimiz, nimet veya külfet cinsinden sabır ve sebatı gerçekleştirecek her şeyin, fitne için bir araç olduğunu bildirmiştir:

Enbiya; 35: Her can ölümü mutlaka tadacaktır. Fitne olmak üzere sizi Biz, şer ve hayır ile belâlandırırız. Ve siz yalnız Bize döndürüleceksiniz.

“Denemek, sınamak, bitkin düşürmek” anlamına gelen “belâlandırmak” sözcüğü bir çok ayette “belâ” ve bu sözcüğün türevleri şeklinde, “fitne” sözcüğü ile birlikte olmadan yer almıştır. Ama yukarıdaki ayetin ipucu olmasıyla anlaşılmaktadır ki “belâ” sözcüğü ve türevleri, kullanıldıkları ayetlerin hepsinde fitneye yönelik kullanılmıştır. Aşağıdaki örneklerde de görüleceği gibi, ister elçilerin ister insanların tekâmülleri amaçlanarak yapılmış olan iyi ya da kötü tüm belâlandırmalar, birer fitneye yöneliktir.
Allah kaynaklı fitneler veya Allah’ın fitnelendirmesi, elçiler ve insanların olgunlaşmasına, olumlu yönde değişmesine, gelişmesine yönelik olduğu için fitne, bir tekâmül ve fiilî eğitim olmakta, fitneden geçenler de sabır ve sebat açısından güçlenmektedirler. Nitekim Kur’an’da İblis’in ve diğer şeytanların etki edemediği kullar olarak bildirilen “muhles kullar” da, fitne ve belâlarla arıtılmış, saf, arı duru hâle getirilmiş kullardır.

Rabbimiz elçilerini ve diğer insanları niçin fitnelendirdiğini şu ayetlerde açıklamıştır:

Ankebut; 2, 3: İnsanlar, fitnelendirilmeden, “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
Ant olsun ki, Biz onlardan öncekileri de fitnelendirmiştik. Ki elbette Allah, doğru kimseleri bilmektedir ve elbette yalancıları da mutlaka bilmektedir.

Furkan; 20: Biz senden evvel de sadece yemek yiyen, çarşılarda yürüyen elçilerden gönderdik. Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz ve Rabbin çok iyi görendir.

Rabbimizin nasıl ve ne ile fitnelendirdiğini öğrenmek için ise, Kur’an’daki pek çok ayetten aşağıda bulunan birkaç tanesinin okunması yeterli olacaktır. Ancak ayetlerin, içinde bulundukları pasajla birlikte okunmasında daha çok yarar vardır:

Enfal; 28: Ve biliniz ki, mallarınız ve evlâtlarınız kesinlikle fitnedir. Kesinlikle de Allah katında çok büyük ecir vardır.

Ta Ha; 131: Ve kendilerini fitnelemek için basit hayatın çiçeği olarak, onlardan kimi çiftleri kendileriyle yararlandırdığımız şeylere (mal, mülk, evlât ve saltanata) sakın gözlerini dikme (rağbetle bakma). Ve Rabbinin rızkı daha iyi ve daha süreklidir.

Tegabün; 15: Kesinlikle mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir fitnedir. Allah ise, büyük ecir kendi katında olandır.

En’âm; 53: Ve Biz, “Allah, aramızdan bunlara mı iyilikte bulundu” desinler diye, onlardan bazısını bazısı ile fitnelendirdik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir?

Muhammed; 31: Kesinlikle Biz, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri bilinceye kadar sizi belâlandıracağız. Haberlerinizi de belâlandıracağız.

Bakara; 155, 156: Ve de kesinlikle Biz sizi korkudan, açlıktan bir şeylerle; ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile belâlandıracağız (imtihan edeceğiz).
Başlarına bir musibet geldiği zaman “Biz şüphesiz Allah`a aidiz ve yalnız O’na döneceğiz.” diyen şu sabredenleri müjdele!

Âl-i Imran; 186: Hiç kuşkusuz siz, mallarınız ve canlarınız hususunda belâlanacaksınız (imtihan olunacaksınız). Hiç kuşkusuz sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan bir çok eza da işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a takvalı davranırsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.

En’âm; 165: Ve O sizi yeryüzünün halifeleri kılan, verdikleriyle sizi belâlandırmak (sınamak) için, kiminizi kiminizin üzerine derecelerle yükseltendir. Şüphesiz Rabbin, kovuşturması çabuk olandır ve şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Kehf; 7: Biz yeryüzündeki kendisine süs olan şeyleri onların hangisinin daha güzel amel edeceğini belâlandırmamız (sınamamız) için yaptık.

Mülk; 2: O ki, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı belâlandırmak (sınamak) için ölümü ve hayatı yarattı. O, çok üstündür ve çok bağışlayandır.


Kur’an’dan öğrendiğimize göre Rabbimiz en başta ve en çok elçilerini fitnelendirmiş; onları eritmiş, süzmüş, arı duru, saf, katışıksız hâle getirmiştir:

İbrahim peygamber:

Bakara; 124: Ve hani Rabbi İbrahim’i, bir takım kelimeler ile belâlandırmış (sınamış), o, onları tam olarak yerine getirince (Rabbi ona), “Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım.” demişti. O da “Zürriyetimden de (yap!)” dedi. (Rabbi ona) “Benim ahdim zalimlere nail olmaz!” dedi.

Davud peygamber:

Sad; 24: …Ve Davud, Bizim kendisini fitnelendirdiğimizi (arı duru, has hâle getirdiğimizi) iyice anladı. …

Süleyman peygamber:

Sad; 34, 35: Ant olsun ki Biz Süleyman’ı da fitneye düşürmüştük (çeşitli badirelerden geçirerek saflaştırmıştık, olgunlaştırmıştık). Ve tahtının üzerine bir ceset bırakmıştık.
Sonra o, döndü; “Rabbim! Beni koru (maddî ve manevî pislik bulaştırma) ve bana, benden sonra hiç kimseye yaraşmayan bir mülk ihsan et! Şüphesiz ki Sen, bol bol ihsan edensin.” dedi.

Eyüp peygamber:

Sad; 41: Kulumuz Eyyub’u da hatırla! Bir zaman o, Rabbine nida etmişti: “Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu.”
İbrahim, İshak ve Yakup peygamberler:

Sad; 45, 46: Güç ve basiret sahibi kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da hatırla!
Şüphesiz Biz onları Yurt düşüncesi saflığıyla saflaştırdık (arı duru hale getirdik).

Musa peygamber:

Ta Ha; 40: Hani kız kardeşin yürüyordu da, “Sizi onun bakımını üstlenecek birine götüreyim mi!” diyordu. Böylece gözü aydın olsun da kederlenmesin diye seni annene geri döndürdük. Hem sen, bir adam öldürmüştün de seni gamdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli fitnelerle fitnelendirdik. Sonra da yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra bir karara göre geldin, ey Musa!

Meryem; 51: Ve Kitap’ta Musa’yı da an/ hatırlat. Şüphesiz o arıtılmıştı, bir elçi ve peygamber idi.


Yusuf peygamberin de Yusuf suresinde anlatılan hayatı; ailesinden ayrılışı, kuyuya atılışı, köle diye satılışı, zindana kapatılışı âdeta bir fitneler zinciridir. Tümbunlardan sonra o da gerekli kıvama gelmiştir. Ve Rabbimiz onu “…. Şüphesiz o arıtılmış (arı duru saf hale getirilmiş) kullarımızdandı (Yusuf; 24). diyerek insanlığa tanıtmıştır.
Peygamberimiz ile ilgili fitneler zinciri ise; o henüz doğmadan babasının ölümü sonucu dünyaya yetim olarak gelmesiyle başlamış; küçük bir çocukken annesinin ölümü sonucu öksüzlük, dedesi ve amcasının himayesinde sığıntılık, fakirlik, çocuklarının ölümleri, müşriklerin sözlü ve fiilî tacizleri şeklinde sürmüş; Kur’an’da ve tarih kitaplarında yer alan daha nice sıkıntılar ile hayatının sonuna kadar devam etmiştir.

Toplum önüne gönderilen peygamberlerin tümü, yukarıda anlatılanlara benzer şekilde Allah kaynaklı fitnelerden geçerek fiilen eğitilmişler, saflaştırılıp olgunlaştırılmışlardır. Çünkü onların sabır ve sebat konusunda iyi, dayanıklı duruma gelmeleri ve davet görevlerinde duygusal olmamaları, hevalarına uymamaları, hakktan sapmamaları, kısacası görevlerinde başarılı olmaları gerekmektedir.
Rabbimizin insanlar için uygun görüp uyguladığı bu sistem, bir buğday tohumunun “nimet” hâline gelme süreci ile büyük benzerlik göstermektedir. Ekim ile toprağın içine hapsedilen buğday tohumu, toprağın içinde çatlar ve toprağı delerek dışarıya doğru hareket eder. Toprağın üzerine çıktığı zaman ise yağmurla, soğukla karşılaşır, kızgın güneşin altında sararıp olgunlaşır. Fakat bu olgunluk yeterli değildir; orakla beli kesilir, harmanda dövülür, değirmende ezilip öğütülür, bu da yetmez, fırında ateşe atılır. İşte bir buğday tohumu bile, bunca aşamalardan sonra sofralarda “nimet” olarak yerini alır.

Sonuç olarak; Kur’an’da 85 yerde geçen “fitne” ve bu kökten gelen diğer sözcükler; “ateşte yakma, acı çekme, saflaştırma” anlamı ekseninde anlaşılmalıdır.

www.istekuran.com

Hakkı Yılmaz
 
Üst Alt