Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Müminler Kardeştir

mihr2004

New member
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
71
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Kuran'i Kerim'de Yüce Rabbimiz "müminlerin Kardeş Olduklarini" Bize Bildiriyor. Kardeşler Birbirini çikarları Için Değil , Rableri Için Severler .Sahabe Gibi Kardeşlerinin Canlarini Kendi Canlarindan üstün Tutarlar. Peki Sevgili Kardeşlerim Bu Islam Devletleri Neden Bu Kardeşliği Yaşayamiyor ,neden Birbirlerine Düşmanca Tavir Sergileyip Amerikayi Ve Diğer Devletleri Kendilerine Dost Olarak Görüyor. Acaba Ne Eksik?! Görüşlerinizi Bekliyoruz. Sizleri çok Ama çoook Seviyorum.allah Hepinizden Razii Olsun.
 

ibrahimonur

New member
Katılım
26 Nis 2006
Mesajlar
364
Tepkime puanı
0
Puanları
0
şu politika (çok yalancılık) ve siyaset dedikleri şey yokmu :(
 

abdullahadem

New member
Katılım
3 Ağu 2006
Mesajlar
172
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
30
Allah aşkına söyler misiniz kim islamı tam anlamıyla biliyor veya yaşıyor müslümanım diyenler Allah ın en büyük emri olan namazı yapmıyorlar bunu mu yapacaklar ?
Ayrıca islamiyeti bilmeyen müslümanlardan (nasıl oluyor bende bilmiyorum hristiyan bizden daha fazla dinine düşkün) Allah için sevmeyi beklemek biraz tuhaf kaçar.
Vesselam...
 

can

New member
Katılım
22 Eyl 2005
Mesajlar
61
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Kardeşlik ve Dayanışmanın Müminlere Verdiği Güç .

Kardeşlik ve Dayanışmanın Müminlere Verdiği Güç .

Allah rızası için birlik içinde hareket etmek, müminlerin günlük hayatta ve zorluklar karşısında başarı elde etmesinde önemli bir imani sırdır. Müslümanların tarih boyunca yaşadıkları olaylara baktığımızda da zorluk ve sıkıntıların hep bu şekilde aşılabildiğini görürüz. Başta, Allah'ın tüm insanlara örnek kıldığı Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve sahabeler olmak üzere, Müslümanlar bu ahlakı en güzel şekilde yaşamış, gösterdikleri üstün tesanüd ve fedakarlık örnekleriyle İslamiyet'in ve Kuran ahlakının tüm dünyaya yayılmasına vesile olmuşlardır.

Müminlerin en önemli vasıflarından biri, kardeşlik, dayanışma ve birliktelik anlamlarına gelen 'tesanüd'tür. Rabbimiz Kuran'da tüm müminlerin kardeş olduğunu bildirmiştir. Müminler Allah rızası için yaşayan, O'nun rahmetini ve cennetini umut eden insanlardır. Dolayısıyla aralarında büyük bir sevgi ve dayanışma bulunur. Allah, bu güzel ahlak özelliğinden razı olduğunu Kuran'da şu şekilde bildirmektedir:

"Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever." (Saff Suresi, 4)

Müminler güzel ahlaklı, mütevazı, sevgi dolu ve saygılıdırlar. Bu yüzden tesanüd, müminler arasında doğal bir şekilde oluşur. Allah müminlerin birbirlerine olan bağlılıklarının nasıl olması gerektiğini ise Kuran'da şu şekilde bildirmiştir:

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar." (Al-i İmran Suresi, 103)

Müminler arasındaki dayanışmanın en önemli özelliklerinden biri de tesanüdü bozucu; kıskançlık, kin veya çıkarcılık gibi tavır bozukluklarından uzak durmalarıdır. Karşılarına nasıl bir olay çıkarsa çıksın, hiçbir zaman tevazu, fedakarlık, hoşgörü ve affedicilik gibi Kuran ahlakının kendilerine kazandırdığı tavırlardan taviz vermezler.

Yüce Rabbimiz Kuran'da, müminleri, tesanüdü bozucu tavırlar konusunda uyarmaktadır. Örneğin; bir mümin, başka birinin hoşlanmayacağı ve onu rencide edecek bir üslubu kesinlikle kullanmamalıdır. Allah Kuran'da bu durumu şu şekilde bildirmiştir: "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

Ayette bildirilen emir, tesanüdün sağlanması açısından son derece önemlidir. Birincisi, müminlerin birbirlerine karşı daima en güzel hitap şeklini (dikkat edilirse ayette yalnızca güzel değil, "en güzel" sözün söylenmesi bildirilmektedir) kullanmaları emredilmektedir. Ayette ayrıca şeytanın; insanların ve özellikle de müminlerin arasını bozmak için uğraşacağı bildirilmektedir.

Şeytanın, müminlerin arasındaki tesanüdü bozmak için en çok başvurduğu yollardan biri ise rekabet duygusudur. Müminler hiçbir zaman makam, mevki gibi konularda rekabet hissine kapılmaz, diğer müminleri geçmeye, kendini onlardan daha ön plana çıkarmaya çalışmazlar. Aynı şekilde kendisinden daha ön plandaki bir mümine karşı da kıskançlık hissetmezler. Allah Kuran'da bu konuyu şu şekilde bildirmiştir:

"Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar..?" (Nisa Suresi, 54)

Ayette bildirildiği üzere, insanlara verilmiş olan tüm nimetler Allah'tandır. Bu nedenle müminler, Kuran ahlakına uygun olmayan kıskançlık, bencillik gibi tavırlardan uzak dururlar. Rabbimiz başka bir ayette, böyle bir tavrın müminlerin gücünü azaltacağını şu şekilde bildirmiştir:

"Allah'a ve Resulü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir." (Enfal Suresi, 46)

Bu nedenle bir mümin, diğer müminlerle arasında bir çekişme, rekabet ortamının kesinlikle oluşmamasına dikkat eder. Çekişme veya haset etme gibi duygulara kapılmayıp, her mümini kendisinden üstün kabul eder ve takvanın Allah Katında olduğunu bilir.

Kuran ahlakının bir gereği olarak, insanın olabildiğince mütevazı, alçakgönüllü olması da rekabet tehlikesini ortadan kaldıran davranışlardandır. Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmayı isteyen bir insan, mümin kardeşinin nefsini kendi nefsinin üstünde tutmalı, her durumda fedakar davranmalı ve bunu da zevk alarak yapmalıdır. Allah, müminler arasındaki bu dayanışmayı Kuran'da şu şekilde bildirmektedir:

"Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin "cimri ve bencil tutkularından" korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır." (Haşr Suresi, 9)

Ayrıca kıskançlık, rekabet, küskünlük ve kin insanlar arasında oluşacak güzel ortamın önündeki en önemli engellerdir. Küçük bir gaflet anında doğabilecek bu davranışlardan biri bile bu dayanışmaya zarar verebilir. Oysa müminler arasında herhangi bir rekabet olmaz. Çünkü herkes bir diğer mümine engel olmadan Allah rızası için dine hizmet edebilir. Kuran ahlakının hakim olduğu bir toplulukta, rekabetin aksine; tıpkı bir vücutta her bir uzvun diğerinin yardımcısı ve destekçisi olduğu gibi, her mümin de diğerlerinin desteğinden güç alır, Allah yolunda birlikte çaba harcar. Böylece elde edilen başarı da bu ortak çalışmanın sonucudur, hiç kimse bunu kendi başarısıymış gibi görmez ve göstermez. Allah Kuran'da, müminlerin diğer müminlerle olan kardeşliklerinin artması için yaptıkları bir duayı şu şekilde bildirmektedir:

Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin." (Haşr Suresi, 10)

Müminler arasında oluşturulacak beraberlik ve dayanışma, Kuran ahlakının hakim olması için gösterilen çabaya büyük destek sağlar. Ayrıca aksi davranışların tümü; yani kibir, kıskançlık, kötü söz söyleme, çekişme müminlerin değil, din ahlakından uzak yaşayan kimselerin özelliğidir ve kesinlikle Kuran ahlakına uygun değildir.

Sonuç olarak unutulmamalıdır ki; müminler Kuran ahlakının gereği olarak, diğer müminlere karşı son derece merhametli, alçakgönüllü, fedakar ve affedici olmakla yükümlüdürler.
 

ibrahimonur

New member
Katılım
26 Nis 2006
Mesajlar
364
Tepkime puanı
0
Puanları
0
can' Alıntı:
Allah rızası için birlik içinde hareket etmek, müminlerin günlük hayatta ve zorluklar karşısında başarı elde etmesinde önemli bir imani sırdır. Müslümanların tarih boyunca yaşadıkları olaylara baktığımızda da zorluk ve sıkıntıların hep bu şekilde aşılabildiğini görürüz. Başta, Allah'ın tüm insanlara örnek kıldığı Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve sahabeler olmak üzere, Müslümanlar bu ahlakı en güzel şekilde yaşamış, gösterdikleri üstün tesanüd ve fedakarlık örnekleriyle İslamiyet'in ve Kuran ahlakının tüm dünyaya yayılmasına vesile olmuşlardır.

Müminlerin en önemli vasıflarından biri, kardeşlik, dayanışma ve birliktelik anlamlarına gelen 'tesanüd'tür. Rabbimiz Kuran'da tüm müminlerin kardeş olduğunu bildirmiştir. Müminler Allah rızası için yaşayan, O'nun rahmetini ve cennetini umut eden insanlardır. Dolayısıyla aralarında büyük bir sevgi ve dayanışma bulunur. Allah, bu güzel ahlak özelliğinden razı olduğunu Kuran'da şu şekilde bildirmektedir:

"Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever." (Saff Suresi, 4)

Müminler güzel ahlaklı, mütevazı, sevgi dolu ve saygılıdırlar. Bu yüzden tesanüd, müminler arasında doğal bir şekilde oluşur. Allah müminlerin birbirlerine olan bağlılıklarının nasıl olması gerektiğini ise Kuran'da şu şekilde bildirmiştir:

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar." (Al-i İmran Suresi, 103)

Müminler arasındaki dayanışmanın en önemli özelliklerinden biri de tesanüdü bozucu; kıskançlık, kin veya çıkarcılık gibi tavır bozukluklarından uzak durmalarıdır. Karşılarına nasıl bir olay çıkarsa çıksın, hiçbir zaman tevazu, fedakarlık, hoşgörü ve affedicilik gibi Kuran ahlakının kendilerine kazandırdığı tavırlardan taviz vermezler.

Yüce Rabbimiz Kuran'da, müminleri, tesanüdü bozucu tavırlar konusunda uyarmaktadır. Örneğin; bir mümin, başka birinin hoşlanmayacağı ve onu rencide edecek bir üslubu kesinlikle kullanmamalıdır. Allah Kuran'da bu durumu şu şekilde bildirmiştir: "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

Ayette bildirilen emir, tesanüdün sağlanması açısından son derece önemlidir. Birincisi, müminlerin birbirlerine karşı daima en güzel hitap şeklini (dikkat edilirse ayette yalnızca güzel değil, "en güzel" sözün söylenmesi bildirilmektedir) kullanmaları emredilmektedir. Ayette ayrıca şeytanın; insanların ve özellikle de müminlerin arasını bozmak için uğraşacağı bildirilmektedir.

Şeytanın, müminlerin arasındaki tesanüdü bozmak için en çok başvurduğu yollardan biri ise rekabet duygusudur. Müminler hiçbir zaman makam, mevki gibi konularda rekabet hissine kapılmaz, diğer müminleri geçmeye, kendini onlardan daha ön plana çıkarmaya çalışmazlar. Aynı şekilde kendisinden daha ön plandaki bir mümine karşı da kıskançlık hissetmezler. Allah Kuran'da bu konuyu şu şekilde bildirmiştir:

"Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar..?" (Nisa Suresi, 54)

Ayette bildirildiği üzere, insanlara verilmiş olan tüm nimetler Allah'tandır. Bu nedenle müminler, Kuran ahlakına uygun olmayan kıskançlık, bencillik gibi tavırlardan uzak dururlar. Rabbimiz başka bir ayette, böyle bir tavrın müminlerin gücünü azaltacağını şu şekilde bildirmiştir:

"Allah'a ve Resulü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir." (Enfal Suresi, 46)

Bu nedenle bir mümin, diğer müminlerle arasında bir çekişme, rekabet ortamının kesinlikle oluşmamasına dikkat eder. Çekişme veya haset etme gibi duygulara kapılmayıp, her mümini kendisinden üstün kabul eder ve takvanın Allah Katında olduğunu bilir.

Kuran ahlakının bir gereği olarak, insanın olabildiğince mütevazı, alçakgönüllü olması da rekabet tehlikesini ortadan kaldıran davranışlardandır. Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmayı isteyen bir insan, mümin kardeşinin nefsini kendi nefsinin üstünde tutmalı, her durumda fedakar davranmalı ve bunu da zevk alarak yapmalıdır. Allah, müminler arasındaki bu dayanışmayı Kuran'da şu şekilde bildirmektedir:

"Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin "cimri ve bencil tutkularından" korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır." (Haşr Suresi, 9)

Ayrıca kıskançlık, rekabet, küskünlük ve kin insanlar arasında oluşacak güzel ortamın önündeki en önemli engellerdir. Küçük bir gaflet anında doğabilecek bu davranışlardan biri bile bu dayanışmaya zarar verebilir. Oysa müminler arasında herhangi bir rekabet olmaz. Çünkü herkes bir diğer mümine engel olmadan Allah rızası için dine hizmet edebilir. Kuran ahlakının hakim olduğu bir toplulukta, rekabetin aksine; tıpkı bir vücutta her bir uzvun diğerinin yardımcısı ve destekçisi olduğu gibi, her mümin de diğerlerinin desteğinden güç alır, Allah yolunda birlikte çaba harcar. Böylece elde edilen başarı da bu ortak çalışmanın sonucudur, hiç kimse bunu kendi başarısıymış gibi görmez ve göstermez. Allah Kuran'da, müminlerin diğer müminlerle olan kardeşliklerinin artması için yaptıkları bir duayı şu şekilde bildirmektedir:

Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin." (Haşr Suresi, 10)

Müminler arasında oluşturulacak beraberlik ve dayanışma, Kuran ahlakının hakim olması için gösterilen çabaya büyük destek sağlar. Ayrıca aksi davranışların tümü; yani kibir, kıskançlık, kötü söz söyleme, çekişme müminlerin değil, din ahlakından uzak yaşayan kimselerin özelliğidir ve kesinlikle Kuran ahlakına uygun değildir.

Sonuç olarak unutulmamalıdır ki; müminler Kuran ahlakının gereği olarak, diğer müminlere karşı son derece merhametli, alçakgönüllü, fedakar ve affedici olmakla yükümlüdürler.


saygı değer kardeişm şu yazdığın SURE SAFF 4 onu gerçekleştirmek için her şeyimi verirdim

Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever." (Saff Suresi, 4)
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
mihr2004' Alıntı:
Kuran'i Kerim'de Yüce Rabbimiz "müminlerin Kardeş Olduklarini" Bize Bildiriyor. Kardeşler Birbirini çikarları Için Değil , Rableri Için Severler .Sahabe Gibi Kardeşlerinin Canlarini Kendi Canlarindan üstün Tutarlar. Peki Sevgili Kardeşlerim Bu Islam Devletleri Neden Bu Kardeşliği Yaşayamiyor ,neden Birbirlerine Düşmanca Tavir Sergileyip Amerikayi Ve Diğer Devletleri Kendilerine Dost Olarak Görüyor. Acaba Ne Eksik?! Görüşlerinizi Bekliyoruz. Sizleri çok Ama çoook Seviyorum.allah Hepinizden Razii Olsun.


Eksikliğin elebaşı, Allah tasavvurumuzdur, bir kere, şu an hiçbir müslümanın Allah'a tam güveni yoktur, hatta, neredeyse Kur'an gerçekten Allah kelamı mı yoksa değil mi konusunda bile şüpheleri olanlar mevcuttur. Dünyayı ve insanı yaratan Allah'ın insanlığa gönderdiği Kur'anı sadece süs eşyası olarak görüp, onu, duvarlara asan, kütüphanelere hepseden ve içinde kendini yaradan zatın neler söylediğini merak etmeyen bir mü'min, elbette, ancak mü'minlerin kardeş
olabileceğini belemeyecek, sadece, aynı tarikat ve cemaate mensup olanların kardeş olacağını zannedeceklerdir..

İkincisi, Kur'an tasavvurudur, bunlara göre, İnsanlığa hidayet ve rehber olarak gönderilen Kur'an, anlaşılmaz, zor, yaşanamaz, hayata uygulanamaz, içinde milyarlarca sır bulunduran SIRLAR KİTABI olarak algılanmaktadır, bunun için, bu ülkede herkes RABBİNİN kitabı yerine, evliyasının kitabını okur, üstün tutar..

Üçüncüsü Yanlış Peygamber tasavvurudur ve Peygamber Allah ile Kullar arasında mekik dokuyan ŞEFAAT tellalı gibi görülür, hal böyle olunca, herkes peygamberin gözüne girmek için RÜŞVET MAKSATLI bol salavatlar getirir, ama, Peygamberinin kendine inen vahyi, SAVAŞLARDA, SIKINTILARDA, ÇİLELERDE, IZDIRAPLARDA tebliğ ettiğini unutur, rahat koltuğunda elinde tesbih soba başında mırıldayan kediler gibi içten içe mırıldanır.. Oysa Peygamber HAYATIN TAM ORTASINDAYDI VE DÜNYAYI DÜNYA OLARAK YAŞAMIŞTIR, MÜCADELE ETMİŞTİR, DİRENMİŞTİR, SAVAŞMIŞTIR ve tebliğini sapasağlam yerine getirmiştir.. Bizimkilerin başına ufak bir musibet gelse, ya ABD ye kaçarlar ya ümmeti satarlar..

İşte budur ümmetin baş sıkıntısı, Allah hidayet versin ve ümmeti şuurlandırsın inş.. dualarımla
 

can

New member
Katılım
22 Eyl 2005
Mesajlar
61
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
ibrahimonur' Alıntı:
saygı değer kardeişm şu yazdığın SURE SAFF 4 onu gerçekleştirmek için her şeyimi verirdim

Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever." (Saff Suresi, 4)

inşaallah kardeşim temennimiz bu çok yakında gerçeklecek inşaallah.ALLAH'IN İZNİYLE.
 

muhammedordusu

New member
Katılım
24 Ağu 2006
Mesajlar
177
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
35
Web sitesi
www.mucadeleci.com
arkadaşlar eksikliğimiz kuranı hayatımıza tatbik etmememizden kaynaklanıyor.eğer kurandaki ayetlere dkkat etseydik su sonuçlara varırdık.müslümanın kardeşi ancak bir başka müslümandır.kafirler bizim kardeşimiz olamaz.mümin bir insan kafirler karşı şedid olmalıdır.onları kendine dost edinmöemelidir.bir müslüman bir kafiri sevemez.kafire karşı dik duruşlu olmalı.
 

mihr2004

New member
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
71
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bu söz konusu kardeşliğin gerçekleşmesini arzu edenlere bir müjdem var bu çok kolay ama çook kolay. Sadece bir tek dilekten geçiyor. Ölmeden evvel ruhunu Allah'a ulaştırmayı dilemekten.Bu dileğin sahibi olursanız Allah kalplerinizi sevgi zinciriyle birbirine bağlıyor. Nereden mi biliyorum çünkü ben bunu yyaşadım ve yaşıyorum.Eğer sizlerde yaşamak istiyorsanız Rabbiniz Allah'a yönelin ve Ruhunuzu Ölmeden evvel ona ulaştırmayı dileyin. Unutmayın Allah sizi her zaman sever ama onun katındaki sevginizin artması size bağlı .Siz ona bir adım atarsanız o size 100 adım 1000 adım atar.
 
Üst Alt