Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Mü'min Olduk, Demeyin

U.S.A

New member
Katılım
24 Nis 2005
Mesajlar
126
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
40
Konum
ISTANBUL
Web sitesi
www.hidayetcagi.com
49/HUCURAT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Araplar dediler ki: “Biz mü’min olduk.” (Habibim) de ki: “Mü’min olduk, demeyin. Lâkin; İslâm (dairesine) girdik, deyin. Çünkü (Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz için) kalplerinizin içine îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksilmez. Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.”
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
hU

hU

U.S.A' Alıntı:
49/HUCURAT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Araplar dediler ki: “Biz mü’min olduk.” (Habibim) de ki: “Mü’min olduk, demeyin. Lâkin; İslâm (dairesine) girdik, deyin. Çünkü (Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz için) kalplerinizin içine îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksilmez. Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.”


ELMALI HAMDİ YAZIR MEALİ:
14. Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."

DİYANET MEALİ:
14. Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.2 Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sevgili karababa Kuran Allah kelamı ve koruma altında ve tüm zamanlara hitab eder
elmalı veya diyenetin meali değil koruma altında olan
her devire göre her zamana göre onu açıklayan öğreten Allah ın elçileri vardır aksi halde sende
bu kitap geçmişe hitap ediyor 1400 yıl geçti diyenlere hizmet ediyo bulursun kendini
kardeşim belki hala heberin yok ama şuan var gücünle Mehdi Resul e karşı savaş vermektesin
yani Allah a savaş veriyosun aslında
haberin ola
ayetler açık
bu ilim ona Allah tarafından öğretildiğide açık
ayetler herzaman hedefi 12 den vuruyor görmüyormusunuz
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
Hidayet Çamuru Evrenosoğlu.

Hidayet Çamuru Evrenosoğlu.

Benden rica ettin hacet namazı kıldım ve gördüm.
Benim nacizane ricamı( Karababa katında nedir) sen ne yaptın isteksizce yattın 3 gece huzursuz oldun ve vaz geştin. İşte bu,; Ben mana ilmi bilirim. Ben sırtüstü değil Rabbimin izni ile kaide-i ulada (namazdaki oturuş)Da görürüm. edep bizde budur. Üstadın Fırka-i Naciye-yi Terk etti. O artık Kapıdan geri dönenlerle. Bilki O kapının anahtarı bende.

Kutup Karababa


Hakkı bırakıp Kuluna kulluk edenler Pek azap çekicisiniz. Allah sizleri Uslandırsın.
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
kardeş sen nesin mürşid falan mı ilan ettin kendini
bilki mürşidi Allah tahin eder
efendimiz hakkında konuştuklarını neye dayanarak söylüyosun
şunu bilki sen,Kafirler istemesede Allah nurunu tamamlayacak ve Mehdi Resul görevini başarıyla yapacaktır
hadi engelle elinden geliyorsa
hadi buyur ne bekliyosun
zavallı kardeşim ne zaman anlayacaksın Mehdi Resul e karşı savaş verdiğini ne zaman anlayacaksın kendine ne kadarda çok yazık ettiğini
Allah seni benden çok seviyodur amenna
ancak
Allah katında senin derecen onun derecesi karşısında okyanus ta bir damla dır ancak
abenim zavallı kardeşim ölmeden evvel Allah tan gelen ruhunu Allah a teslim etmeyi dilemezsen eğer azınla kuşta tutsan gideceğin yer cehennem Haberin ola
 

U.S.A

New member
Katılım
24 Nis 2005
Mesajlar
126
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
40
Konum
ISTANBUL
Web sitesi
www.hidayetcagi.com
Karababa' Alıntı:
ELMALI HAMDİ YAZIR MEALİ:
14. Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."

DİYANET MEALİ:
14. Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.2 Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

49/HUCURAT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

PARMAĞIN GÖZÜNE, KÖR KARDEŞİM NEREDE PEYGAMBER DİYOR. RESUL KAVRAMINI NE DEMEK OLDUĞUNU BİLMEYEN ACİZ....

62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Onlara, onların içinde Allah’ın âyetlerini okusun, onları tezkiye etsin ve onlara kitap ve hikmeti öğretsin diye, ümmîler için onların aralarından resûl beas eden (vazifeli kılan, hayata getiren) O Allah’tır. Ondan evvel (bu resûle tâbî olmadan evvel) onlar, açık bir dalâlet içinde idiler

SEN KURAN-I KERİMDEN Bİ HABERSİN. İLK ÖNCE GİT BİRAZ KURAN OKU GEL SONRA KARŞIMIZA ÇIK.

BİZİM AMACIMIZ SENİ DOĞRU YOLA GETİRMEK DEĞİL BUNA BİZİM GÜCÜMÜZ YETMEZ TELAŞLANMA.
SENİN BAŞKALARINI DOĞRU YOLDAN UZAKLAŞTIRMANI ENGELLEMEK.


İŞTE ALLAH'U TEALA'NIN SENİN GİBİLERE CEVABI:

45/CASİYE-8: Yesmeu âyâtillâhi tutlâ aleyhi summe yusırru mustekbiren ke en lem yesma’hâ, fe beşşirhu bi azâbin elîm(elîmin).
Kendisine okunan Allah’ın âyetlerini işitir. Sonra onu işitmemiş gibi kibirlenerek israr eder. Artık onu, elîm azap ile müjdele.
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
Rabbime şükürler olsun ki!

Rabbime şükürler olsun ki!

Haddini hududunu iyi belirle.
Allahın tokadının sedası yoktur. Bir vurdummu Devası yoktur.
Aklın ile konuş. AKıl verenlerin aklı ile değil.
Hakaret etmekten seni men ederim. Ayetlerin Nereden alındığını yazdım. Bana üç meal tefsiri göster rasül peygamber değildir desin.
Seni tekrar tekrar Kurana saygıya davet ederim. Ve bunca yıllık alim ve ulemanın çevirilerine.
Kendi söylediğine inanıp hakaret eden cahil. Hiçmi dikkat etmezsin yazılıp çizilene.
Bak gene yazıyorum;

KUTUP KARABABA

(kıl hacet namazını bakalım, rabbim sana nedir diyecek)
 

U.S.A

New member
Katılım
24 Nis 2005
Mesajlar
126
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
40
Konum
ISTANBUL
Web sitesi
www.hidayetcagi.com
Karababa' Alıntı:
Bana üç meal tefsiri göster rasül peygamber değildir desin.

Seni tekrar tekrar Kurana saygıya davet ederim. Ve bunca yıllık alim ve ulemanın çevirilerine.

(kıl hacet namazını bakalım, rabbim sana nedir diyecek)

MOLLALAR MÜFTÜLER BİR BİR GELDİLER
KİTAPLARINI BİR YERE KOYDULAR.
SEN BU İLMİ NEREN ALDIN DEDİLER
BİR KAMİL MÜRŞİDE VARMAZSAN OLMAZ.
YUNUS EMRE HZ.


SEN BİZİ Mİ KURAN-I KERİME DAVET EDİYORSUN. SEN KURAN-I KERİMDEN HABERDAR MISIN. OLDUĞUNU HİÇ BİR YAZINDA GÖREMEDİKTE.

YOKSA KURAN AYETLERİNDEN KONUŞMAK HOŞUNA MI GİTMİYOR. SEN O MOLLALAR VE MÜFTÜLERİN DEDİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMESSİN.

YOKSA ALLAH O DEDİKLERİNİN KİTAPLARINIDA MI KORUMA ALTINA ALDIDA HABERİMİZ YOK. YOKSA İFTİRA MI ATIYORSUN?

BİZİM TEK KAYNAĞIMIZ VAR ALLAH'IN KORUMASI ALTINDA Kİ KURAN-I KERİMDİR. İNSANLARIN NEFSLERİYLE YAZDIĞI MEALLERİ DEĞİLDİR. ONLAR AZ BİR BEDEL KARŞILIĞI BUNLAR ALLAHTANDIR DİYE KİTAP YAZARLAR VAY ONLARIN HALİNE.

HADDİNİ SEN BİL. BENİM ŞAHSIMA İSTEDİĞİN ŞEYİ SÖYLEYEBİLİRSİN. SEVİYENİ GÖSTERİP İSTEDİKLERİNİ YAZABİLİRSİN. BUNUN İÇİN ZERRE KADAR KIZMAM.

FAKAT ALLAH'IN RESULÜNE YAZDIĞIN İFTİRALARIN KARŞILIĞINI ALACAĞINI BİL.


SEN BU GÜNE KADAR Kİ YAZILARINDA EFENDİ HZ. İFTİRADAN BAŞKA BİR ŞEY YAZMIŞ DEĞİLSİN. SENİN AMACINI BİZ BİLİYORUZ. SEN ŞEYTANA HİZMET EDENLERDENSİN. KURAN AYETLERİYLE KONUŞAMAZSIN.


EĞER AMACIN DOĞRUYU BULMAK OLSAYDI AĞZINA ALLAH'IN RESULÜNÜ DOLAMAZDIN. KURAN HAKİKATLERİNDEN BAHSEDERDİN.

BİZİM SENİN YANLIŞ YOLDA OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİN HACET NAMAZI KILMAMIZA GEREK YOK HAMD EDER ŞÜKREDERİZ.

Lekum dînukum ve liye dîn.
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
hUUUU ermişlerrr

hUUUU ermişlerrr

Hadi gelde BURSAYA bi bul beni. O zaman konuşalım!
Ben kuranı okumaktan lezzet alıyorum Yazmaktan değil.Sana tecvid ile okurum. Bilki üstadından çok üst seviyede arapçam var. Ve sizler Arapça bildiğini İddia eden Ra harfini re Olarak yazabilen ve hala utanıp arlanmadan Arapça Bilse idin Deyip ulemanın üstüne çıkan. Belki doğru mevla sizi bana ve tüm islam alemine karşı bu şekilde rezil ediyordur cemi cümlenizi.

Eğer bilmiyorsanız bile arapçasından kopyalayın Dağdevirenin hatırlattığı gibi. sizler (arapçadan okumayı ve anlamayı bilmeyenler)Kuranın lezzetinden uzaksınız. bunun misali Elimde Bir kaşık bal var amanda ne tatlı dememe benzer. Rabbim bana bu lezzeti yaşattığın gibi İstekli kullarını bu uğurda muzaffer kıl.
Ben iyi bilinki sizinle yazışıyorum Evrenosoğlu ile değil. Kaçamak cevaplarla Kendinizi Devekuşundan başkasına benzetemezsiniz(Senin rivayetine görede: tavuskuşu)
ey benim ile yazışıp ruhlarını allaha ulaştırmış Allah kulları, benim nefsimide nazlayın.
Tüm DÜNYAYA haykırıyorum ALLAH VAR. VALLAHI EHAD VALLAHİ SAMET BİLLAHİ EHAD.
amin
(Hadi dilesenize Rabbinizden Karababa kutupmudur. Allahtan çekinceniz mi var, HADDİ belirleyen Odur.)

KUL KUTUP KARABABA
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

12-Ayetleri yalanlayanlar

62/CUMA-5) Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.

13-Hidayeti gizleyenler

2/BAKARA-159) İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbî, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitab’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lânet eder, hem de lânet ediciler lânet eder.

14-Hidayetten men edenler

2/BAKARA-27) Ellezîne yenkudûne ahdallâhi min ba'di mîsâkıh(mîsâkıhî), ve yaktaûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yufsidûne fîl ard(ardı) ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
O (fasıklar) ki; (kâlû belâ günü Allah'a verdikleri) MİSAK'ten (ruhlarını Allah'a ulaştırdıktan) sonra, Allah'a olan ahdlerini bozarlar. Ve Allah'ın O'na (Allah'a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. (Başka insanların, ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına mani olurlar. Ve bu sebeple) yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (Onlar hüsranda olanlardır.)



13/RAD-25) Vellezîne yankudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıhi ve yaktaûne mâ emerallâhu bihi en yûsale ve yufsidûne fîl ardı ulâike lehumul la’netu ve lehum sûud dâr(dâri).
Onlar, misaklerinden sonra (Allah’a ruhlarını ulaştıracaklarına dair ezelde Allah’a misak verdikten sonra) Allah’ın ahdini bozarlar (misak, ahd ve yeminlerini yerine getirmezler) ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (başka insanların da Sıratı Mustakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar). Lânet onların üzerinedir. Onlar için ne kötü bir yurt var (cehennem).

4/NİSA-167) İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Onlar ki küfür üzeredirler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar (menederler) (kendileri de Allah’ın yolunda değillerdir). Andolsun ki; onlar, uzak bir dalâlet içindedirler (mürşidlerine ulaşmamış veya yola girmemiş oldukları için).

15-Hidayetten sapanlar

27/NEML-24) Vecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne liş şemsi min dûnillâhi ve zeyyene lehümuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn(yehtedûne).
"Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum. Şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur. Bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

43/ZUHRUF-37) Ve innehum le yasuddûnehum anis sebîli ve yahsebûne ennehum muhtedûn(muhtedûne).
Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.

47/MUHAMMED-25) İnnellezîner teddû alâ edbârihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hudeş şeytânu sevvele lehum, ve emlâ lehum.
Şüphesiz kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.

47/MUHAMMED-32) İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi ve şâkkûr resûle min ba'di mâ tebeyyene lehumul hudâ len yedurrûllâhe şey'â(şey'en), ve seyuhbitu a'mâlehum.
Şüphesiz onlar kâfirlerdir ve (halkı) Allah yolundan alıkoyarlar ve onlar için hidayet belli olduktan sonra peygamberden şüphe ederler. Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkarır.

16-Hidayete inanmayan ve mumin olmayanlar

17/İSRA-94) Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câe humul hudâ illâ en kâlû e beasallâhu beşeren resûlâ(resûlen).
Onlara hidayet geldiği zaman insanların inanmalarına, “Allah, insan resûl mü gönderdi?” demelerinden başka bir şey mani olmadı.

18/KEHF-55) Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câehumul hudâ ve yestagfirû rabbehum illâ en te’tiyehum sunnetul evvelîne ev ye’tiyehumul azâbu kubulâ(kubulen).
Ve insanları, onlara hidayet geldiği (hidayete davet edildikleri) zaman Rab’lerinin mağfiretini dilemekten ve mü’min olmaktan men eden (alıkoyan) şey, sadece evvelkilerin sünnetinin, onların başına gelmemesi veya azapla karşı karşıya kalmamalarıdır.
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
U.S.A' Alıntı:
Hakkı bulayım dersen

Gel ey kardeş, Hakkı bulayım dersen,
Bil kamil mürşide varmasan olmaz,
Resulün cemalin göreyim dersen,
Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

Niceler gittiler mürşid arayı,
Arayanlar buldu derde devayı,
Bin kez okur isen aktan karayı,
Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

Gel şimdi kardeşler gidelim bile,
Nice aşıkların bağrını dele,
Cebrail delildir, Ahmet'e bile,
Bir kamil mürşide varmazsan olmaz.

Kadılar mollalar cümle geldiler,
Kitapların hep bir yere koydular.
Sen bu ilmi kimden aldın dediler.
Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

YUNUS EMRE bunda mana var dedi,
Bir kamil mürşide sen de var şimdi,
Hazret Musa'ya Hızır'a var dedi,
Bir kamil mürşide varmasan olmaz

YUNUS EMRE HZ.


Be hey kardaş hakk'ı bulammı dersin,
Hakk'a yarar amel işlemeyince
Tarikat sırrına eremmi dersin,
Kamil mürşid sana söylemeyince.

YUNUS EMRE HZ.

Bulun mürşidi de yapışın ele,
Mürşitsiz varılmaz ol doğru yola,
Hasan Hüseyin'le dört yarı ile,
Yeşil sancağıyla gelir Muhammed,

YUNUS EMRE HZ.

Doğruya varmayınca,
Mürşide ermeyince,
Hak nasip etmeyince
Sen derviş olamazsın

YUNUS EMRE HZ.
[/B]

Tamamını oku bakalım tam olarak senin istediğinimi söylüyo Arapça bilmeden tefsir yapan çocuk.

U.S.A' Alıntı:
MOLLALAR MÜFTÜLER BİR BİR GELDİLER
KİTAPLARINI BİR YERE KOYDULAR.
SEN BU İLMİ NEREN ALDIN DEDİLER
BİR KAMİL MÜRŞİDE VARMAZSAN OLMAZ.
YUNUS EMRE HZ.


A-SEN BİZİ Mİ KURAN-I KERİME DAVET EDİYORSUN. SEN KURAN-I KERİMDEN HABERDAR MISIN. OLDUĞUNU HİÇ BİR YAZINDA GÖREMEDİKTE.

B-YOKSA KURAN AYETLERİNDEN KONUŞMAK HOŞUNA MI GİTMİYOR. SEN O MOLLALAR VE MÜFTÜLERİN DEDİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMESSİN.

C-YOKSA ALLAH O DEDİKLERİNİN KİTAPLARINIDA MI KORUMA ALTINA ALDIDA HABERİMİZ YOK. YOKSA İFTİRA MI ATIYORSUN?

D-BİZİM TEK KAYNAĞIMIZ VAR ALLAH'IN KORUMASI ALTINDA Kİ KURAN-I KERİMDİR. İNSANLARIN NEFSLERİYLE YAZDIĞI MEALLERİ DEĞİLDİR. ONLAR AZ BİR BEDEL KARŞILIĞI BUNLAR ALLAHTANDIR DİYE KİTAP YAZARLAR VAY ONLARIN HALİNE.

E-HADDİNİ SEN BİL. BENİM ŞAHSIMA İSTEDİĞİN ŞEYİ SÖYLEYEBİLİRSİN. SEVİYENİ GÖSTERİP İSTEDİKLERİNİ YAZABİLİRSİN. BUNUN İÇİN ZERRE KADAR KIZMAM.

F-FAKAT ALLAH'IN RESULÜNE YAZDIĞIN İFTİRALARIN KARŞILIĞINI ALACAĞINI BİL.


G-SEN BU GÜNE KADAR Kİ YAZILARINDA EFENDİ HZ. İFTİRADAN BAŞKA BİR ŞEY YAZMIŞ DEĞİLSİN. SENİN AMACINI BİZ BİLİYORUZ. SEN ŞEYTANA HİZMET EDENLERDENSİN. KURAN AYETLERİYLE KONUŞAMAZSIN.


H-EĞER AMACIN DOĞRUYU BULMAK OLSAYDI AĞZINA ALLAH'IN RESULÜNÜ DOLAMAZDIN. KURAN HAKİKATLERİNDEN BAHSEDERDİN.

I-BİZİM SENİN YANLIŞ YOLDA OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİN HACET NAMAZI KILMAMIZA GEREK YOK HAMD EDER ŞÜKREDERİZ.

İ-Lekum dînukum ve liye dîn.

A- / B- / C- Çocukça tavırların var. Konunun içeriği farklı. cevap verecem.- Ben kurandan haberdarım. Konuştuklarımızın tamamı ayet. Kuranın korunmadığı iddasında bulunmadım.

D-BİZİM TEK KAYNAĞIMIZ VAR ALLAH'IN KORUMASI ALTINDA Kİ KURAN-I KERİMDİR. İNSANLARIN NEFSLERİYLE YAZDIĞI MEALLERİ DEĞİLDİR. ONLAR AZ BİR BEDEL KARŞILIĞI BUNLAR ALLAHTANDIR DİYE KİTAP YAZARLAR VAY ONLARIN HALİNE. Demişsin.

Mealleri kendi başına mı yazıyorsun? Arapça bile bilmeden Yoksa isnat ettiğin gibi Kuranın dışındaki kitaplar damı koruma altında?

E- bende yazdım zaten.

F-FAKAT ALLAH'IN RESULÜNE YAZDIĞIN İFTİRALARIN KARŞILIĞINI ALACAĞINI BİL.[/SIZE] Yazmışsın,

El insaf Ben ne had ile rasulullaha dil uzatırım sğınırım rabbime Alemlere rahmet olarak gönderilen o mahmuda Kötü söz söylemeye. (Bu isnadın beni çok derin üzdü)

G- / H-SEN BU GÜNE KADAR Kİ YAZILARINDA EFENDİ HZ. İFTİRADAN BAŞKA BİR ŞEY YAZMIŞ DEĞİLSİN. SENİN AMACINI BİZ BİLİYORUZ. SEN ŞEYTANA HİZMET EDENLERDENSİN. KURAN AYETLERİYLE KONUŞAMAZSIN. demişsin,

efendi olarak kalması ile ilgili bir sıkıntım yok üstadlar Kemale erene kadar mehdi olurlar,rasül olurlar Allah olurlar TTAa ki kendilerini bulurlar. Dah geç değil ona uyanlara allah sabır versin. Hacet namazı kılsan benimle ilgilide Rabbim gizlemeyecektir(Naz makamı aldatır). Doğruları kabullenmekten kaçmaktasın.Siz zati turnusovsunuz, Hemende bilirsiniz(Allah ilminizi arttırsın) Yanlış şeytana hizmet ettiririm. Kuran sözdür Benle yaşar.

Ve Allaha soramazsında Çünki Allahı Sevenleri Sevgilisi korur.
LAİLAHE İLLALLAH
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
Dediklerinde Kalıcımısın?

Dediklerinde Kalıcımısın?

Karababa' Alıntı:
Bozacının şahidide teşrif etti.
Sorun soruyu açıklıyayım demişsin. Sormuşum Ayet ile açıklamanı istemişim. Dil ile dilemek dilenmek filan demişsin. Hani ayet!
Mollalar olmuyor bu böyle.
Hikaye kısmına gelelim;
-İlk ayet nasıl bir ruh halinde iken rasulullaha ulaştı.
-Melek ile konuşmalarıN tamamı Allahın ayetimidir.
-Kuran söz değilmidir.
-Sözler rasulullahın sünneti değilmidir.(Bakınız Ayetle Abdest Nasıl alınır)
Çok uzatmak istemiyorum Görüyorum ki Batın ilmine (ilm-i Ledün) sahip değilsiniz.
Ve illa istiharedediniz. Ben rabbimden istemeye haya ederim. Bana verdiği Bunca nimet İçin şükretmekten Sırt çevirip Sual sormaya. Allaha ancak Muttakiler ulaşacak.
Ve ek;evrenosoğlunun dilinden sadır olanları eşref oğlu rumi, Erzurumlu İbrahim Hakkı, İsmail Bursavi, Emirsultan, İbrahim gümüşhanevi.. gibi büyük üstadların kalemlerinden sadır olan sözler ve düşüncelerdir. Kendi ilmini 12 yıldır takip ettiğim halde Ledün olmadığını görüyorum.
Allahın huzurunda namaz kılıyorum diyor. Bizlerde Allahın Huzurunda namaz kılıyoruz.
Eğer oraları müşahade ediyor olsa namazın Kılınmasının ne demek olduğunu anlatmaya çalışırdı. Yaratılan her İnsan Abduhudur. Yani kuldur. Ne sizler ile benim aramda ne rasulullah ile bizler arasında ayrım yoktur. Allah sözünde kalıcıdır.
Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaat etmiştir. Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak; kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

Soru sorun diyor cevap vermeye eriniyor Üstelik Dinsizlikle suçluyorsunuz.Allahın verdiği nefesi Alalh yolunda harcayın.

Sizden ricam var. İslama hizmet Allaha hizmettir. Bu sitede yazanları okuyun ve Ne kadar birlik ve beraberlik İçinde olmamız gerektiğini Düşünelim hemde yüksek sesle. Bu kişiler bizlerin atışmaları ile besleniyor.
http://www.kutsalkitap.org/modules.php?name=Forums&file=viewforum&f=2

Eğer yazılanları okusan yalan savurmaz kalp kırmaz Allahın Huzurunda Yalancı duruma düşmezdin.
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

MÜ’MİN OLMAK.
İnsanlar arasında genel bir ayırım var: Allah’a inanmayan kâfirdir,
inanan da mü’mindir. Kalın çizgilerle olay hep böyle
değerlendiriliyor. Oysa ki Kur’ân-ı Kerim, mü’min olmayı, üst
standartlarda bir olay olarak değerlendirmiş. Yani sadece Allah’a
inanmak mü’min olmak için kâfi değil; mü’min olmanın başlangıcını
teşkil ediyor.
Allahû Tealâ’ya yaklaşım kademelerinin tam 14’üncüsünde mü’min olmak,
Kur’ân-ı Kerim’imizde üç ayrı cepheden ele alınmış:
1- Kişinin kalbine imanın yazılması, kişiyi mü’min kılar. Allahû
Tealâ tarafından kişinin kalbine imanın yazılması,
2- O kişinin nefs tezkiyesine, ıslâh-ı nefse, yani amilüssalihata
başlaması onun mü’min olmasını ifade eder.
Ve Allah’ın bütün insanlara emri de zaten budur. Sırat-ı Müstakiym’in
üzerinde bulunmak, yani ruhunu Allah’a doğru harekete geçirmek. Seyrü
Sülûk adlı bir yolculukla Allah’a ulaşmak üzere.
Öyleyse bugün 14’üncü basamakta bir insan mü’min olur. Beraberce
basamaklara bakalım:
Başlangıç basamağı bir insanın etrafındaki olaylardır. Her an
etrafımızda bir takım olaylar cereyan ediyor. Allahû Tealâ herkesin
etrafındaki olayı başkalarından farklı bir şekilde dizayn eder.
Muradı; Allah’ın irşad yoluna doğru olan meyilin bütün insanlarda
oluşmasıdır. O meyilin oluşması için muhtelif idrak kedemelerinde
yarattığı insanların etrafında öyle olaylar cereyan ettirir ki, o
insanları eşit şartlara getirir. Yani, herkes yarış için kulvara eşit
şartlarda girer. İşte bunu temin edecek olan insanların çeşitli
seviyelerdeki muhakeme yetkilerinin eşit noktaya ulaşmasıdır. Bu da
ancak insanların etrafında Allah’ın farklı olaylar yaratmasıyla
mümkündür. Dehr suresinin 3’üncü âyet-i kerime’sinde Allahû Tealâ
diyor ki;
Allah insanlara hidayet yollarını gösterir. Sonra da diyor, dileyen
şükredenlerden olur; dileyen küfredenlerden olur.
İşte biz insanlar etrafımızda olaylar cereyan ettikçe bu olayları
mukayese ederiz. Yani birbirene kıyas ederiz. Ondan sonra daha üst
seviye bir incelemeye gireriz. Bu ikincinin adına muhakeme diyor
Allahû Tealâ. Yani, hüküm istihsal etmek üzere, olaylardan hükün
çıkarmak üzere onları daha ciddi bir değerlendirmeye tâbî tutarız.
Bu muhakemenin neticesinde bütün insanlar için mantık oluşur. Her
insanda da mantık onun tecrübelerine, onun geçirilmiş hayat
olaylarına göre taayyün eder. Böyle bir statü içersinde bir insanın
mantığını oluşması demek ki onun etrafında cereyan eden olaylara sıkı
sıkıya bağlı. Çünkü onun tecrübeleri kendi geçirdiği olaylardan
esinlenerek vücuda gelecektir.
İşte insanoğlu demek ki, mukayeseden, muhakemeden sonra bir mantık
dizaynı içersinde hükmünün veriyor. Bu hüküm iki ayrı standartda
teşekkül edebilir;
Ya insanoğlu Allah’ın irşad yoluna doğru bir meyil duyacaktır,
Veya şeytanın gay yoluna doğru bir meyil duyacaktır.
İşte bu hususlar iki ayrı âyet-i kerime ile anlatılmış:
Birinci âyet-i kerime Araf suresinin 146’ncı âyet-i kerimesi. Allahû
Tealâ diyor ki:
O insanlara Allah âyetlerinin gerçek anlamlarını ifade etmekten sarfı
nazar eder ki, onlar yeryüzünde haksız yere gururla dolaşanlardır.
Onlara Alah’ın bütün âyetlerini söyleseniz inanmazlar; onlar Allah’ın
irşad yolunu gördükleri halde onu kendilerine yol ittihaz etmezler,
onlar şeytanın gay yolunu gördükleri zaman, dalâlet yolunu gördükleri
zaman, cehenneme götürecek olan yolu gördükleri zaman onu kendilerine
yol edinirler diyor, Araf suresi 146’ncı âyet-i kerime.
İşte böyle olan insanlar 2’nci basamaktan asla yukarıya çıkamazlar.
Olayları muhakeme etmişlerdir; mantık süzgecinden geçirmişlerdir. Ama
onların mantığı kendi akıllarının gerektirdiği istikamette bir hüküm
oluşturmuştur. O hüküm de Allah’ın irşad yoluna doğru bir meyil
duymak değildir; ne yazık ki şeytanın dalâlet yoluna doğru, cehennem
yoluna doğru bur ilgi duymaktır, bir eğilim duymaktır. Bu insanlar
bundan sonraki 26 tane basamağın hiçbirisini aşamayacaklardır.
Bir insanın Allah’a yaklaşım basamakları Kur’ân-ı Kerim’imizde 28
tane olarak dizayn edilmiş ve bu dizayn VEL ASR suresinde 4 tane
yedili basamak olarak ifade edilmiş. Şöyle söylüyor Allahû Tealâ:
Vel Asr: Asra yemin ederim,

İnnel’insâne lefiy hüsr: İnsanlar muhakkak ki hüsrandadırlar,
İllelleziyne âmenû: Ama amenu olanlar hariç,
Bir insan amenu oluncaya kadar 7 tane basamaktan geçiyor. Amenu olmak
ilk 7 basamağı ifade ediyor. Devam ediyor Vel Asr suresi:
Ve amilûssâlihat: Ve ıslâh edici amellerde bulunanlar hariç,
İkinci 7 basamakta kişi amenu olmaktan, ıslâh edici amellere
başlamaya ulaşıyor. Devam ediyor Vel Asr suresi:
Ve tevâsav bilhak: Hakkı tavsiye edenler,
 

tarikay

New member
Katılım
6 Şub 2005
Mesajlar
93
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
..

..

Üçüncü 7 basamakta insan ruhu Allah’a ulaşıyor, Hakka ulaşıyor ve
Hakkı tavsiye edebilecek duruma geliyor.
Ve tevâsav bissabr: Dördüncü 7 basamakta da kişinin nefsindeki bütün
afetler yok oluyor. Bu arada sabırsızlık afeti de yok oluyor, yerini
ruhun sabır hasleti alıyor ve kişi sabrı tavsiye edecek duruma
geliyor.
İşte Vel Asr suresi 4 tane 7 basamaktan oluşan bir bütün vücuda
getiriyor; 7, 14, 21, 28 basamak... Amenu oluş, ıslâh edici amellere;
nefs tezkiyesine başlamak, Hakkı tavsiye edecek duruma gelmek ve
sabrı tavsiye edecek duruma gelmek...
Biz şu anda bunlardan ilk 7 basamağı anlatıyoruz. Demek ki bu 7
basamağın iki tanesinde, birincisinde olaylar var; ikincisinde de
olayların muhakemesi, mukayesesi ve bir hükme varış var.
Üçüncü basamak bu hükmün pozitif olması halinde geçerlidir. Yoksa
hiçbir zaman o kişi üçüncü basamağa ve ondan sonraki basamaklara
ulaşamaz. Bakara suresinin 256’ncı âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ
diyor ki:
"lâ ikrâhe fiyddiyni: Dinde zorlama yoktur,
kad tebeyyenerrüşdü minelgayy" İrşad yollarıyla gay yolları, dalâlet
yolları tebeyyün etmiştir, beyan edilmiştir, açıklanmıştır,
birbirinden kesin şekilde ayrılmıştır.
Devam ediyor Allahû Tealâ: Kim tağutu inkâr ederse, tağutu, şeytanı
ve onun avanesini devre dışı bıkakırsa, o urvetil vuskaya; kâinatta
Allah’tan kopması mümkün olmayan kulba sımsıkı yapışır diyor Allahû
Tealâ.
Demek ki, insanoğlunun Allahû Tealâ’nın indinde Allah’tan kopması
mümkün olmayan bir kulba ulaşması söz konusu. Nedir bu? Bu müşidin
elidir, urvetil vuska. Mürşid, salâh kademesinde mürşid olur. İşte
bir insanın salâh kademesine ulaşması, 28’inci basamağa ulaşması bir
çok olaylardan sonra, teslimlerini tamamladıktan sonra gerçekleşen
bir olgudur ki, bir evvelki kademede kişi son teslimini yapmıştır.
Önce ruhunu, sonra fizik vücudunu, en sonra da nefsini Allah’a teslim
etmiştir. Teslimleri tamamlamıştır. Teslimleri tamamlayan kişi içinse
Allahû Tealâ; onların Allah’tan kopması mümkün değildir, diyor.
Biliyorsunuz ki, iblis Adem A.S’ın önünde secde etmedi. ve onun secde
etmemesi üzerine Allahû Tealâ onu cehennemle cezalandıracağını
söyledi. İblisin cevabı; kıyamet gününe kadar kendisinin
yaşatılmasını talep etmek oldu. Allahû Tealâ dedi ki; sen müsaade
verilmişlerdensin, ama Benim ihlâs sahibi kullarımı Benden
kopartamazsın, yoldan çıkartamazsın!
Demek ki kim ihlâsa ulaşırsa, yani teslime ulaşırsa, Allah’a üç
cesedini de teslim ederse o kişi için kesin bir hüküm var ortada. O
hüküm, o kişinin, Allah’a teslim olan kişinin, Allah’tan kopmasının
mümkün olmaması. Böylece görüyoruz ki Allahû Tealâ’nın urvetül vuska
dediği şey, Allah’tan kopması mümkün olmayan bir bütün ifade ediyor:
O, mürşidin elidir. Öyleyse, kişi bu istikamette öyle bir şeyin
sahibi oluyor ki, o irşad yoluna doğru bir meyil hissediyor. Bakara
suresinin 256’ncı âyet-i kerimesine tâbî oluyor. İrşad yoluna doğru
bir meyil...
Kimde böyle bir meyil oluşmuşsa işte o kişi üçüncü basamağa da
ulaşmıştır. Bunun üzerine Allahû Tealâ o kişinin üzerinde Rahim
esmasını tecelli ettirmeye başlıyor. Yusuf suresinin 53’üncü âyet-i
kerimesi bu Rahim esmasıyla alâkalı. Şöyle söylüyor âyet-i kerimede
Hz. Yusuf;
Yarabbi, ben nefsimi ibra edemem, beraat ettiremem çünkü nefsim bana
şerri emrediyor. Ama Rabbimin Rahim esmasıyla tecelli ettiği nefsler
hariç! Onlar müstesna!
Onlar demek ki emmareden öteye geçebilirler; emmare, levvame,
mülhime, mutmainne, radiye, mardiye, tezkiye kademelerini birer birer
aşabilirler. Rabbimin Rahim esmasıyla tecelli ettiği nefsler, diyor.
İşte burada Yüce Rabbimizin Rahim esmasıyla tecellisini görüyoruz:
Dördüncü basamak, Yusuf suresinin 53’üncü âyet-i kerimesine göre.
O’nun tecellisi başlamışsa arkadaki bütün basamaklar artık birer
birer aydınlanacaktır.
Nitekim Allahû Tealâ ilk garantisini veriyor, beşinci basamakta.
Maide suresinin 16’ncı âyet-i kerimesi.
Kim Allah’ın rızasına tâbî olursa, Allah onu teslim yollarına, teslim
sebillerine ulaştırır, diyor.
Her mürşidin bulunduğu dergahtan halifenin bulunduğu ana dergaha
sebiller vardır. Bu gözle görünmeyen yeryüzünün sathına paralel
yollar... Her sabah namazından sonra o dergahtaki bütün ruhlar o
dergahlardan halifenin bunulduğu dergaha bu sebiller üzerinden
ulaşırlar. Kimler bu ruhların sahipleri? Allah’a ulaşmak üzere
ruhları vücudundan ayrılmış olanlar. İşte o ayrılmış olan ruhlardan
her kim yer eğitimini tamamlamışsa, yükselmek için seyr-ü sülûk için
hazır hali gelmişse, seyr-ü sülûk sadece halifenin bulunduğu
dergahtan gerçekleşeceği için mutlaka o istikamette bir faaliyetin
içine gireceklerdir. Yani, bulundukları dergahlardan halifenin
bulunduğu dergaha doğru yola çıkacaklardır. İşte böylece Allahû Tealâ
onu söylüyor; Kim Allah’ın rızasına tâbî olmuşsa...
Allah’ın rızası ne? İstiyor ki bütün kulları Kendisine ulaşsın. O
zaman razı olacak kullarından... Allah’ın kulları Allah’a ulaşmak
için harekete geçip de Allah’a ulaşırlarsa Allah onlardan razı.
Öyleyse Allah’ın rızası vuslata dayalı bir olgu. İşte kim Allah’a
ulaşmak istikametinde bir talebin sahibiyse, bunu kalbine koymuşsa,
Allahû Tealâ o kişiden razı olmak üzere ilk adımı atıyor, o kişiye
bir garanti veriyor: Onu sebillerine ulaştırma garantisi. Yani
mürşidlerine ulaştırma garantisi. Etti 5 basamak.
Altıncı basamakta Allahû Tealâ’nın o kişilerin kulaklarındaki vakrayı
aldığını görüyoruz.
Yedinci basamakta da kalbindeki ekinneti alıp, yerine ihbat koyuyor.
Acaba bunlar ne demek? Bilelim ki, kulaklar eğer işitme hassasına
sahipse, duyma hassasına sahipse birisi ona birşey söylediği zaman o
kişi duyar, ama işitmez. İşitebilmesi için zihnini kulağına ulaşan
kelimelere konsantre etmesi ve mânâya ulaşması lâzım. Buna işitmek
diyoruz. İşte Allahû Tealâ işitmeyi ya engelliyor, ya da mümkün
kılıyor. İki grup âyet-i kerime buna tamamen Allah’ın müdahale
etteğini söylüyor. İşte İsra suresi 45 ve 46’ncı âyet-i kerimeler.
Allah’ın negatif müdahalesi. Yani kişiyi irşad makamının sözlerini
işitmekten men etmesi hali. Diyor ki Allahû Tealâ:
Habibim, sen Kur’ân-ı Kerim’i tilavet etiğin zaman, kıraat ettiğin
zaman, onlara okuyup anlattığın zaman yani, Biz o insanlarla senin
arana görünmez bir perde koyarız, Hicab-ı mestûre koyarız, diyor.
Sonra diyor ki,
Onların kulaklarına seni işitmelerine mani olmak için vakra isminde
bir ağırlık koyarız. Seni duyarlar ama işitemezler. Söylediklerinin
manâsına ulaşamazlar... Yetmez! Onların kalplerine ekinnet isimli bir
engel koyarız. O engel sebebiyle seni idrak edemezler. Söylediklerini
işitmedikleri gibi kendilerine sindirmeleri de, onu sahiplenmeleri de
mümkün olmaz, diyor Allahû Tealâ. İdrak etmeleri mümkün olmaz, diyor.
Öyleyse demek ki Allahû Tealâ burada işaretini verdiği gibi, yevmül
ahire inanmayanlar, yani Hud suresinin 19’uncu âyet-i kerimesinde
Allahû Tealâ yevmül ahire inanmayanları söylüyor;
Onlar diyor, kendileri Allah’ın yolunda olmadıkları gibi, başkalarını
da Allah’ın yolundan saptıranlardır.
 

U.S.A

New member
Katılım
24 Nis 2005
Mesajlar
126
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
40
Konum
ISTANBUL
Web sitesi
www.hidayetcagi.com
KARABABA
A- / B- / C- Çocukça tavırların var. Konunun içeriği farklı. cevap verecem.- Ben kurandan haberdarım. Konuştuklarımızın tamamı ayet. Kuranın korunmadığı iddasında bulunmadım.

TAKVA YAŞTA DEĞİLİR. ALLAH, İNSANLAR KATINDA EN KÜÇÜK, ALLAH KATINDA BÜYÜK OLANLARDAN EYLESİN İNŞALLAH.

KURAN-I KERİMİN KORUNMADIĞI İDDİASINDA BULUNDUĞUNU SÖYLEDİĞİMİZ BİR YAZIMIZ OLMADI. SEN ELİNDEKİ MEALLERİN DEĞİŞTİRİLEMEYECEĞİNİ KANITLA.


Mealleri kendi başına mı yazıyorsun? Arapça bile bilmeden Yoksa isnat ettiğin gibi Kuranın dışındaki kitaplar damı koruma altında?

MEALLERİ ALLAH'IN VAHİYLE BİLDİRDİĞİ ALLAH'IN RESULÜNDEN ÖĞRENİYORUZ.
SEN NEREDEN ÖĞRENİYORSUN? SENİN DEĞİŞTİRELEMEYECEK! MEALLERİNDEN Mİ?


3/AL-İ İMRAN-78: Ve inne minhum le ferîkan yelvûne elsinetehum bil kitâbi li tahsebûhu minel kitâbi ve mâ huve minel kitâb(kitâbi), ve yekûlûne huve min indillâhi ve mâ huve min indillâh(indillâhi), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Onlardan bir grup vardır ki; Kitab’tan olmadığı halde, onu Kitab’tan (mış gibi) zannetmeniz için dillerini Kitab’tan yana evirip, çevirirler ve: “Bu Allah katındandır.” derler. Oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, bile bile yalan söylerler.


El insaf Ben ne had ile rasulullaha dil uzatırım sğınırım rabbime Alemlere rahmet olarak gönderilen o mahmuda Kötü söz söylemeye. (Bu isnadın beni çok derin üzdü)

BİZ EFENDİ HZ. İSKENDER ALİ MİHR'DEN BAHSETTİK. SİZ KABUL ETMEYEBİLİRSİNİZ. BU SİZİN HAKKINIZDIR. FAKAT KABUL ETMİYOR OLMANIZ, O RESULE HAKARET ETME HAKKINI SİZE VERMEZ.

O Kİ SEYYİDİR.

HA ALLAH'IN RESULÜ EFENDİ HZ. HAKARET ETMİŞSİNİZ
HA ALLAH'IN NEBİSİ PEYGAMBER EFENDİMİZE S.A.V

MUHAKKAK Kİ O MEHDİ RESULDÜR.
O NEZİRDİR.
O KUTUPTUR.
O ALLAH'IN ELÇİSİDİR.


efendi olarak kalması ile ilgili bir sıkıntım yok üstadlar

SİZLE ALLAH'IN RESULÜ HAKKINDA PAZARLIK ETMEYİZ. İSTER KABUL EDENLERDEN OLURSUNUZ İSTER ETMEYENLERDEN BU SİZİN SORUNUNUZ. SİZLERİN KABUL ETMESİ İÇİN BİR GAYRETİN İÇİNDE DEĞİLİZ.

KANITLAYACAK MAKAMDA BİZ DEĞİLİZ!

O MUHAKKAK Kİ ALLAH'IN RESULÜ MEHDİDİR.
 

U.S.A

New member
Katılım
24 Nis 2005
Mesajlar
126
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
40
Konum
ISTANBUL
Web sitesi
www.hidayetcagi.com
KARABABA
Tamamını oku bakalım tam olarak senin istediğinimi söylüyo Arapça bilmeden tefsir yapan çocuk.

MADEM AYAĞININ BİR ÇUKURDA OLMASIYLA ÖVÜNÜYORSUN. NE SÖYLÜYORMUŞ YUNUS EMRE HZ. ARAPÇA BİLEN ÜMMİ KARDEŞİM.
 
Üst Alt