mü'min=müslüman mıdır.

Karababa

Member
Bu abd-i âciz “ALLÂH’ın rızkından yeyiniz” hitâbını mîdeye giden rızık sanırdım. Lutf-ı ilâhî tecellîsi ile gördüm ki, mânevî rızık hikmetullah ve mârifetullah imiş.Hazret-i ALLAH Sûre-i Yûsuf’ta buyururlar ki : “Biz Yûsuf’a rüyânın tâbirini öğrettik. Ona hikmet verdik. Biz dilediğimize hikmet veririz. Hikmet verdiklerimize de çok çok rahmetimizi ihsan ederiz.”

“Hikmet mü’minin kayıp malıdır; nerede bulursa alsın.” Dikkat edersen “mü’minin” diyor Cenâb-ı Peygamber Efendimiz; “müslüman” demiyor. Müslüm “lâ ilâhe illallah” diyendir. Mü’min o telaffuzun mânâsını bilerek yaşıyandır. “Habîbim, o bedevîlere söyle : ‘Îman ettik’ demesinler, ‘İslâm’a girdik’ desinler.” İşte bu mânâdan çok kişileri soyutladık. Bedevîliğe kaydırdık. Hazret-i ALLAH, Kur’ân-ı Kerîm’in çok yerinde “EVLİY” diye açık bildirdiği halde, Türkçe’de her mevzûda kullanılan, “evliyâ”nın mânâsını yansıtmayan “dost” kelâmını kullandık. Kur’ân’ın mânâsınıda yaptığı tahribâtın şimdi acısını çekiyor ve -demek câiz ise- yaşıyoruz. Bu zarardan kurtulmak şöyle dursun, kurtulmak da istemiyor gibi tutumumu benimsendik. Mü’min zatları ve evliyâullâhı yer yüzünde değil, ticârî kitaplarda arıyoruz. Bilemiyoruz ki, Hazret-i ALLAH dünyâsını adâleti icâbı bu rahmetinden hiçbir zaman mahrum etmedi. Etmeyecektir de.. Cümle kullarında mü’min sıfatının tecellî etmesi için ilm-i tevhit, amel-i tevhit bizlere de yaşamak ihsan etsin, âmîn.
 
Üst