Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Mezhep

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
MEZHEP

Mezhep nedir?<<Zehab – zan ve tahmin>>den gelen bu kelime, bellibaşlı bir noktaya giden yolun nerelerden ve nasıl geçtiği ve ne gibi kısımlar ve şekiller çizdiği üzerinde bilgiler ve ölçüler manzumesi demek…Peygamber, doğru yolun doğrudan doğruya açıcısıdır. Onun <<Zehab-zan ve tahmin>> ve mezhep kuruculuğu ile alakası olamaz. Peygamberde her şey berrak ve mutlak… Açık havada güneş… Gösterdiği her şey, namutenahi ince çizgilerle işlenmiş bir elmas… Ne <<Acaba?>>sı var, ne <<belki>>si…

güneş öyle bir tepe noktasından vuruyor ki, hiçbir şeye gölge hakkı bırakmıyor; gölge, yani şüphe, ayaklar altında… Ne cemiyette en küçük hiza yanlışı var, ne fertler arasında en basit çekişme… Ne de anlayış ve sezişlerde en hafif çelişme… Çünkü insanlara hükmedici kıstas, her ölçüyü zatında toplayan vecd ve aşk…

Hazret-i Ali’nin <<bütün>> ve <<parça>> meselesinde:- Parça <<bütün>>ün habercisidir.Hikmetine eş, en ulvi ve esas <<bütün>>den ve <<süfli ve cüz’i parça>>ya kadar her şey, merkezde düğümlü bir nakış gibi içiçe, çelişkisiz ve eksiksiz…

Allahın Resulü, delikanlılık çağındaki Üsame Hazretlerini orduya Başbuğ tayin buyurdukları zaman, bata Hazret-i Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali, hiçbir olgun Sahabinin yüzünde herhangi bir buruşma ve dilinde bir memnuniyetsizlik ifadesi yoktur…

Sahabilerin hepsi müctehid. Fakat, uzaklaşan, gölgelenen ve sislere bürünen bir hakikati heceleme, sökmeye çalışma, <<zan ve tahmin>> etme manasına değil, ölçüleri bilme, ruhuna sindirmiş bulunma, her işe tatbik gücüne ermiş olma manasına…

Kuduz İslam düşmanı (Leone Kaytano)nun:- O ne kuvvettir ki, çevrelediği insanlardan tek kişi bile gevşemedi, kopmadı, dönmedi!…Dediği, buna rağmen <<çünkü Resuldü!>> diyemediği, böylece tezatların en yırtıcısına düştüğü o cazibe merkezi, işte bu yekpareliğin sancağını getirmişti.

Kainatın Efendisi, sonsuzluk tahtına geçmek üzere hücrelerindeki yatakta gözlerini kaparken hızla gelip başbuğluk sancağını Peygamber kapısının önüne diken delikanlı Üsame işte bu bayrağın temsilcisi….

DOĞRU YOL

Allah’ın Resulü, etraflarında Sahabileri, ince bir değnekle kum üzerine derince ve dümdüz biz çizgi çektiler ve sonra bu çizginin iki yanına kırkayağa benzer birtakım kısa hatlar ekleyerek buyurdular:

- Şu dosdoğru çizgi kurtuluş yoludur; ondan kopma küçük hatlarsa felaket yönleri… Ve daha nice hadis…Bir tanesi daha:

- Musa Peygamberin ümmeti 71 fırkaya ayrıldı. Biri nur, 70′i ateş yolunda….İsa’nın ümmeti de 72 bölüm… Biri nur, 71′i ateş istikametinde… Benim ümmetimse 73 fırka olacak; biri nura, 72’si ateşe yönelecek.-

Alemlere rahmet olarak gelen O’nun Saadet Devrinde her şey, feza çapında bir avizeyi taçlandırıcı, en dakik şekilde traş edilmiş billur parçaları… Avizenin saçağında ve kollarındaki her parça, dal dal birbirine düğümlü, kainatı ışıldatan nur emrinde ve o nurun bedahet idraki içinde. Her şey vecd, aşk ve üstün sezişten ibaret ve kimsede akıl, akılla bulmak, akılla ölçmek diye bir kaygı ve zor mevcut değil…. Sonradan gelecek büyüklerin tabiriyle, bütün Sahabiler anlamıştır ki, <<Peygamberlik tavrı aklın ötesinde>> dir… Ve insanda onu sezmeye memur vasıta akıl üstü bir şeydir, kalbtir; Peygamber sohbeti ise insanı kalbinden tutup yerden ayağını kesici ve tepe noktasında erdiricidir.

Sahabi diyor ki:- O’nu dinlerken öyle olurduk ki, adeta başımızın üstünde kirpiğimizi kımıldatsak uçup gidecek ışıktan bir kuş varmış gibi mıhlanır kalırdık.Yolda birbirine rastlayan iki Sahabi:

- Nereye gidiyorsun?- Filan yere, falan işe…- Gel seninle bir kenara çekilelim de beş dakika için olsun, iman getirelim!…Bakın siz; Sahabi, O’nun bir an uzağındaki nefsani hayatını nasıl değerlendiriyor?…Kainatın efendisi, İslamın götürülmesi için uzaklara yollladıkları Sahabiye sordular:- Orada neyle hükmedeceksin?- Allah’ın Kitabı ve Resulünün sünnetiyle…- Ya onlardan aradığını bulamazsan?…Sahabi tereddütsüz cevap verdi:

- İçtihat ederim.Ve Allahın Resulü, mukaddes ellerini kaldırıp, kendisine bu anlayışta Sahabiler ihsan ettiği için Allah’a hamdettiler.

Sahabi ne midir?Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O’na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafında hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan -ağzı kantarmalı at- ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği…İşte <<Doğru Yolun Sapık Kolları>> onlardan sonra, kuru akıl ve şeytani hayalin baskısiyle açılmaya başladı.



necip FAZIL KISAKÜREK (DAOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI)

O AĞZINA ALDIĞINIZ ÜSTAD MEZHEP KONUSUNDA BUNALRIO DİYOR:...
NERDESİNİZ BAKALIM???

ALLAH U UEKBER!!!
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
ÖBÜR REFORMCULAR

Başlarında, «Merdudi» ismini taktığımız Mevdudi ile «Baidullah» sıfatını yakıştırdığımız Hamidullah var… Ve da*ha birkaç!.

Evvela Mevdudi:«İslamda İhya Hareketleri» isimli eseriyle İslam’da imha hareketinin temsilcilerinden biri… Çağdaşımız… İşi gücü, Sünnet Ehli büyüklerine çatmak… Gördüğü sert tepki üzeri*ne eserinin ikinci baskısında birtakım yumuşama alametleri göstermeye çalıştıysa da, çürük madeni hep aynı… Gerisi ci*la… Cemalettin ve Abduh’a hayran… İbn-i Teymiyye’ye ise kara sevdalı…

İslam onca bir felsefedir ve nice şer’i ölçüler bu bakımdan muhakeme edilerek değiştirilebilir. Çorap üstüne mesh etme*nin cevazını iddia ettiği gibi…

Aynca mezheplerin birleştirilmesi fikrini müdafaa ve dört hak mezhebi birbirine karşı mücadele ve garaz halinde gösterme…«Sana nasıl geliyorsa öyledir!» hesabı, her zaman ve her türlü içtihada yer verme, ve ortalığı kargaşalığa verdiklerini iddia ettiği Sünnet Ehli alimlerini kötüleme…

Mevdudi sade fikirde kalmadı; aksiyona da girişti. Hind Müslümanlarının milli hareketlerinde önderlik sevdasına düştü. Hapse girip çıktı. İlk eseri «İslam’da Cihad» ihtilalci fikri telkin etmesi bakımından Mısır’da, kendisine telkin ze*mini buldu ve bazı kimselerin idam edilmelerine yol açtı. 1953′de Kaadiyanlik meselesine el attı, yine tutuldu ve 2 yıl 2 ay hapse mahkum edildi. Sapık fikirlerin sapık ihtilalcisi olarak 1964′de yine hapsi boyladı; bu defa da İslam Cemaati Derneğinin kapatılmasına sebep oldu. Derken Vehhabilik dünyasına kapılandı; Medine’deki Vehhabi Üniversitesi İsti*şare Heyetine aza seçildi. Orada da dikiş tutturamadı ve Vehhabilere bile giran gelen fikirleri yüzünden muhakeme altına alındı.

Hamidullah hakkında uzun söze lüzum görmüyoruz. Ça*ğımızda din zaviyesinden temayülünün ne olduğu ve ne ola*bileceği besbelli bulunan üniversitelerimizin davetlisi olarak memleketimize gelip gitmekteki bu cüce akıl mütefekkirinin ne olduğunu göstermeye yalnız bu kucak açış yeterken onun «İslam Peygamberi» kitabına bir göz atmak bile kafi gelir. Evvela Kainatın Efendisine,İslam’ın Peygamberi demekle O’na bir tahsis yaptığının ve bu tahsisle başka dinlere ve on*ların hükümleri yürürlükte peygamberlerine yer verdiğinin şuurlu veya şuursuz ifadesini taşıyan bu kitap, daha önsözün*de Fransızları memnun etmek için kaleme alındığını itiraf ederken, hedef tuttuğu bu memnuniyetin dayanaklarını açık*ça meydana koymaktadır. Zira bu adamın gözünde Allah’ın Sevgilisi, tükürükten başka ilacı olmayan biridir, İslam ise yalnız gençlerin, toy delikanlıların, fakirlerin, kölelerin, ezi*lenlerin, tek kelimeyle aşağı tabaka ve ayak takımının kucak açtığı bir dindir. Miraç mucizesi bir rüyadan ibaret ve daha nice madde üstü harikalar akılla teftişi gerekir şeylerdir. Ta*savvuf ise uydurmadır.

Bir konferans münasebetiyle Erzurum’da bulunduğum sı*rada Hamidullah da oradaydı. İçinde kendisinden de bahset*tiğim konferansa gelmek cesaretini gösteremedi. Ertesi gün bir toplantıda bağlılarının da bulunduğu bir mecliste hakkın*daki tespitlerime cevap verebilen kimse çıkmadı. Yalnız, ar*tık ne tarafı tuttuğu belli olan bir genç şöyle dedi: Ona hangi mezhepten olduğunu sordum:

- «Ben mezhepsizim!» cevabını verdi.

Bir de Seyyid Kutup var… Kendisinden af dilemesini is*teyen yakışıklı orangotan maymunu Nasır’a «Bir mümin bir münafıktan af dilemez!» cevabını veren ve kahramanca öl*meyi bilen bu zatı «Sahte Kahramanlar» konferansımda ger*çek kahraman olarak göstermiştim. Fakat sonradan gördüm ki, Seyyid Kutup bir İbn-i Teymiyye meddahıdır ve kellesini kaptırdığı sosyalizma yularının zoruyla Hazret-i Osman’a adaletsizlik isnat eden ve dil uzatan bir bedbahttır.

idam edilmeden bu sapıklıklardan istiğfar ettiğini söyle*yenler oldu. Eğer öyleyse tam kahraman ve şehit… Değilse, mücadelesi kafire karşı bir sapığın davranışından ileri geç*meyen bir zavallı.

Günümüzün reformcuları bunlarla bitmiyor. Onlardan birkaç batın önce başlayan ve Kazanlı Musa (Beykiyef) gibi*lerden geçen ve asıl istinadı ibn-i Teymiyye, Cemaleddin Ef*gani ve Muhammed Abduh olan kol, bu gösterdiklerimizde tam teşahhusunu bulurken, zakkumlarının silkintisi halinde Türkiye’de kendisine bir fidanlık bulamamış değildir.

iddia ve davalarını teker teker gösterip cevaplandırmayı abesle uğraşma saydığımız, ama buna rağmen bir kitaptan naklen vereceğimiz ve sadece özlerini belirtmekle yetinece*ğimiz yeni zaman sapıklıkları ve sapıkları işte bunlar!…

 

313

New member
Katılım
18 Mar 2006
Mesajlar
297
Tepkime puanı
0
Puanları
0
BUNLAR SASIRMIS, lafdan anlamazlar kimin ne oldugu belli degil, birbirine zit kac kisiye uymaya calisiyorlar, bu günler hadislerde bildirildigi icin iyi anliyoruz.

ALLAHÜ TEALA samimi müslümanlar ic ve dis düsmanlardan korusun, amin.

Selametle...
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
_313_' Alıntı:
BUNLAR SASIRMIS, lafdan anlamazlar kimin ne oldugu belli degil, birbirine zit kac kisiye uymaya calisiyorlar, bu günler hadislerde bildirildigi icin iyi anliyoruz.

ALLAHÜ TEALA samimi müslümanlar ic ve dis düsmanlardan korusun, amin.

Selametle...

EYVALLAH KARDEŞ...
ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNE OLSUN...
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
cevap veremiyorlar...
her zaman olduğu gibi..
kendini necip fazıl ı seven zannedenler yazıyı görünce yine cevap veremdiler!!!
 

islamakidesi

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
usamebinladin' Alıntı:
ÖBÜR REFORMCULAR

Başlarında, «Merdudi» ismini taktığımız Mevdudi ile «Baidullah» sıfatını yakıştırdığımız Hamidullah var… Ve da*ha birkaç!.

Evvela Mevdudi:«İslamda İhya Hareketleri» isimli eseriyle İslam’da imha hareketinin temsilcilerinden biri… Çağdaşımız… İşi gücü, Sünnet Ehli büyüklerine çatmak… Gördüğü sert tepki üzeri*ne eserinin ikinci baskısında birtakım yumuşama alametleri göstermeye çalıştıysa da, çürük madeni hep aynı… Gerisi ci*la… Cemalettin ve Abduh’a hayran… İbn-i Teymiyye’ye ise kara sevdalı…

İslam onca bir felsefedir ve nice şer’i ölçüler bu bakımdan muhakeme edilerek değiştirilebilir. Çorap üstüne mesh etme*nin cevazını iddia ettiği gibi…

Aynca mezheplerin birleştirilmesi fikrini müdafaa ve dört hak mezhebi birbirine karşı mücadele ve garaz halinde gösterme…«Sana nasıl geliyorsa öyledir!» hesabı, her zaman ve her türlü içtihada yer verme, ve ortalığı kargaşalığa verdiklerini iddia ettiği Sünnet Ehli alimlerini kötüleme…

Mevdudi sade fikirde kalmadı; aksiyona da girişti. Hind Müslümanlarının milli hareketlerinde önderlik sevdasına düştü. Hapse girip çıktı. İlk eseri «İslam’da Cihad» ihtilalci fikri telkin etmesi bakımından Mısır’da, kendisine telkin ze*mini buldu ve bazı kimselerin idam edilmelerine yol açtı. 1953′de Kaadiyanlik meselesine el attı, yine tutuldu ve 2 yıl 2 ay hapse mahkum edildi. Sapık fikirlerin sapık ihtilalcisi olarak 1964′de yine hapsi boyladı; bu defa da İslam Cemaati Derneğinin kapatılmasına sebep oldu. Derken Vehhabilik dünyasına kapılandı; Medine’deki Vehhabi Üniversitesi İsti*şare Heyetine aza seçildi. Orada da dikiş tutturamadı ve Vehhabilere bile giran gelen fikirleri yüzünden muhakeme altına alındı.

Hamidullah hakkında uzun söze lüzum görmüyoruz. Ça*ğımızda din zaviyesinden temayülünün ne olduğu ve ne ola*bileceği besbelli bulunan üniversitelerimizin davetlisi olarak memleketimize gelip gitmekteki bu cüce akıl mütefekkirinin ne olduğunu göstermeye yalnız bu kucak açış yeterken onun «İslam Peygamberi» kitabına bir göz atmak bile kafi gelir. Evvela Kainatın Efendisine,İslam’ın Peygamberi demekle O’na bir tahsis yaptığının ve bu tahsisle başka dinlere ve on*ların hükümleri yürürlükte peygamberlerine yer verdiğinin şuurlu veya şuursuz ifadesini taşıyan bu kitap, daha önsözün*de Fransızları memnun etmek için kaleme alındığını itiraf ederken, hedef tuttuğu bu memnuniyetin dayanaklarını açık*ça meydana koymaktadır. Zira bu adamın gözünde Allah’ın Sevgilisi, tükürükten başka ilacı olmayan biridir, İslam ise yalnız gençlerin, toy delikanlıların, fakirlerin, kölelerin, ezi*lenlerin, tek kelimeyle aşağı tabaka ve ayak takımının kucak açtığı bir dindir. Miraç mucizesi bir rüyadan ibaret ve daha nice madde üstü harikalar akılla teftişi gerekir şeylerdir. Ta*savvuf ise uydurmadır.

Bir konferans münasebetiyle Erzurum’da bulunduğum sı*rada Hamidullah da oradaydı. İçinde kendisinden de bahset*tiğim konferansa gelmek cesaretini gösteremedi. Ertesi gün bir toplantıda bağlılarının da bulunduğu bir mecliste hakkın*daki tespitlerime cevap verebilen kimse çıkmadı. Yalnız, ar*tık ne tarafı tuttuğu belli olan bir genç şöyle dedi: Ona hangi mezhepten olduğunu sordum:

- «Ben mezhepsizim!» cevabını verdi.

Bir de Seyyid Kutup var… Kendisinden af dilemesini is*teyen yakışıklı orangotan maymunu Nasır’a «Bir mümin bir münafıktan af dilemez!» cevabını veren ve kahramanca öl*meyi bilen bu zatı «Sahte Kahramanlar» konferansımda ger*çek kahraman olarak göstermiştim. Fakat sonradan gördüm ki, Seyyid Kutup bir İbn-i Teymiyye meddahıdır ve kellesini kaptırdığı sosyalizma yularının zoruyla Hazret-i Osman’a adaletsizlik isnat eden ve dil uzatan bir bedbahttır.

idam edilmeden bu sapıklıklardan istiğfar ettiğini söyle*yenler oldu. Eğer öyleyse tam kahraman ve şehit… Değilse, mücadelesi kafire karşı bir sapığın davranışından ileri geç*meyen bir zavallı.

Günümüzün reformcuları bunlarla bitmiyor. Onlardan birkaç batın önce başlayan ve Kazanlı Musa (Beykiyef) gibi*lerden geçen ve asıl istinadı ibn-i Teymiyye, Cemaleddin Ef*gani ve Muhammed Abduh olan kol, bu gösterdiklerimizde tam teşahhusunu bulurken, zakkumlarının silkintisi halinde Türkiye’de kendisine bir fidanlık bulamamış değildir.

iddia ve davalarını teker teker gösterip cevaplandırmayı abesle uğraşma saydığımız, ama buna rağmen bir kitaptan naklen vereceğimiz ve sadece özlerini belirtmekle yetinece*ğimiz yeni zaman sapıklıkları ve sapıkları işte bunlar!…


Mevdudi, teymiyye gibi alimlere laf söylemek için öncelikle onlar kadar alim olmak gerekir. Siz bu şahsiyetleri ne kadar hangi bilgilerle tanıdınız da bu kadar kesin konuşabiliyorsunuz. Size düşen bu dediklerinizi sağlam delillere bağlamaktır. Eğer delillerini de yazarsanız memnun olacağım. Mesela Metin Yüksel'in babası olan Sadreddin Yüksel'in öğrencisiydim ve kendisi bu kötülediğiniz şahıslara saygı duyan bir alimdi, belkide siz Sadreddin Hoca için de o alimlere taşıdığınız hizleri taşıyor olabilirsiniz. Şahıslara körü körüne bağlılık yoktur, Elhamdulillah bir küfür veya şirklerini gösterirseniz kim olursa olsun biz onun için kafirdir deriz. Sonuçta Allah için sevmek Allah için buğzetmek gerekir, dedim ya benim isteğim bu şahıslar hakkındaki derin bilgileini sizden rica ediyorum
 

islamakidesi

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yukarıda söylediklerim yanlış anlaşılmasın bu sözlerim hamidullahı kapsamıyor, hamidullah hakkında değişik bir bilgiyi alıntı yaparak bende vereyim
Sadreddin Hoca'nın Tenkîdi

Sadreddin Yüksel Hoca da, (Hamîdullahın İki Eseri Üzerine Bir Araştırma) isimli kitâbında özetle diyor ki:

1- Hamîdullah, İslâm Peygamberi isimli kitâbında "Hz. Muhammedin yegâne arzûsu eski peygamberlerin tebliğlerini tekrar canlandırmaktır. O, kendisinden sonra bir peygamber daha gönderilmesine lüzûm kalmaksızın, ilâhî tebliğin hiç değişmeden bâkî kalacağına dâir samimî kanâatinde yanılmamıştır." diyor. (s.14)

Peygamberimiz için "Samimi kanâatinde yanılmamış." demek, [affedilmez] çok büyük bir hatâdır. Çünkü Resûlullahın peygamberlerin sonuncusu olduğuna dâir âyet-i kerîme vardır. Eğer Hamîdullah'ın iddia ettiği gibi, bu Peygamberimizin samimi kanâati olsaydı, Ahzab sûresinin 40. âyeti Allahın kelâmı değil, Hz. Muhammedin sözü olurdu. Zaten Hamîdullah'a göre, Kur'ân, ilhâma dayalı Hz. Muhammedin sözüdür, Hamîdullah, (Resûlullah Muhammed isimli eserinde (Kur'ân Allahın sözünü temsil eder, onun yerine geçer.) diyor. (s.2)

[Kur'ân-ı kerîmin Allah kelâmı olmadığını söylemek küfürdür.]

Kâfiri Tasdik Ediyor

2- İslâmın zuhurunda çok sayıda din var idi. Yeni bir dine ihtiyâç var mı idi? İslâmın muvaffakiyeti hangi şartlara bağlı idi. Buna, Filip Hitti'nin, çok veciz ve faydalı cevabı şöyle: İslâmiyet, Sâmi kavimlere âit dinlerin mantıkî mükemmelleşmesidir. Yâni İslâm semâvî bir din değil, diğer dinlerin bir tekâmülüdür.

Hamîdullah, müsteşrikin sözünü faydalı görmekle, ona suç ortağı olmuştur. [Yâni onun gibi kâfir olmuştur.]

3- (Hz. Muhammed, Suriye hıristiyanlarının akideleri hakkında bilgi edindi.) diyor. (s.21)

Burada da vahyi silmek için aynı gayret gösteriliyor. Kur'ân-ı kerîmde, hıristiyanların akidelerini bildiren âyetler yok mu da, hıristiyanlardan öğrenmek mecbûriyeti hâsıl olsun?

4- Hamîdullah, (İslâmiyyetin tesisinde ba'zan mu'cizelere götüren tesadüfî şartlardan ayrı bizim bilmediğimiz birşey vardır.) diyen Napolyon'u haklı gösteriyor. (s.26)
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
islamakidesi' Alıntı:
Mevdudi, teymiyye gibi alimlere laf söylemek için öncelikle onlar kadar alim olmak gerekir. Siz bu şahsiyetleri ne kadar hangi bilgilerle tanıdınız da bu kadar kesin konuşabiliyorsunuz. Size düşen bu dediklerinizi sağlam delillere bağlamaktır. Eğer delillerini de yazarsanız memnun olacağım. Mesela Metin Yüksel'in babası olan Sadreddin Yüksel'in öğrencisiydim ve kendisi bu kötülediğiniz şahıslara saygı duyan bir alimdi, belkide siz Sadreddin Hoca için de o alimlere taşıdığınız hizleri taşıyor olabilirsiniz. Şahıslara körü körüne bağlılık yoktur, Elhamdulillah bir küfür veya şirklerini gösterirseniz kim olursa olsun biz onun için kafirdir deriz. Sonuçta Allah için sevmek Allah için buğzetmek gerekir, dedim ya benim isteğim bu şahıslar hakkındaki derin bilgileini sizden rica ediyorum
KESİNLKLE DOĞRDURUDUR, BİZE HOCALARIMIZ HEP ŞUNU SÖYLEDİ, MUAMMALI ALİMLERİN (YANİ HAKKINDA İYİDE KÖTÜDE KONUŞULAN) ESERLERİNDEN KAÇINDIĞINIZ GİBİ HAKKINDA SÖZ SÖYLEMEKTENDE KAÇININ BU İŞ AVAMIN DEĞİL, ALİMİN İŞİ , ALİM İLMİYLE YA RED EDER YA KABUL EDER, AVAM İSE SADECE SEYR EYLER...
 

sunnetehli

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
33
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir yumurtanın çürük olduğunu anlamak için tavuk olmak gerekmez. Bu gibi kişilerin Hataları bilmek içinde Alim olmak gerekmez.
 

islamakidesi

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
sunnetehli' Alıntı:
Bir yumurtanın çürük olduğunu anlamak için tavuk olmak gerekmez. Bu gibi kişilerin Hataları bilmek içinde Alim olmak gerekmez.
Müslüman nefsinden konuşmaz, delile itibar eder, lafa değil. Bu yüzden alim olmak gerekmez ancak Mümin olanın elinde delili yoksa sükut eder, karalamak değil. Sizin bu sözünüzün bir dayanağı yok, bence diyorsunuz, bu da gerçeği yansıtmaz. Verdiğiniz ilk örnek hayvan için bırakın onu tavuk düşünsün, siz siz olun, gıybete ve iftiraya düşmemk için azami özen gösterin. Sonuçta kelimeler insanları cennete yada cehenneme taşımaya yeter
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
yazıda deliller apaçık ortada...
yzıyı okumadıysan senin sorunun...
ALLAH IN SELAMI ÜZERİNE OLSUN...
SİZ SAVAŞADA KATILMAZSINIZ, ALİM DEĞİLSİNİZ ASLINDA SİZE KARŞI KÖTÜLÜK BESLİYOR MU BESLEMİYOR MU DÜŞMAN DİYE?!
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
BU YAZIDA DAHA İYİ ANLARSINIZ...

İBN-İ TEYMİYYE

İbn-i Teymiyye, aklı çıkmaz sokaklara sürücü ve güya mantık zırhı içinde yürütücü ve topyekün insan ve kainatı kaybettirici nazariyelerinin, kendisinden 4 asır sonra da batı materyalizmasına akraba bir mahiyet kazanmasına ve arınmasını bekleyen İslamı temelinden çürütme istidadının doğmasına vesile olmasaydı ele alınmaya değmezdi. Fakat belirttiğimiz hususiyetleri bakımından, İslamı arınma davasının en büyük düşmanları arasında yer alıyor ve kozasında ölen bir böcek gibi eserlerinin ölü muhafazası içinde bırakılmaya gelmez bir mahiyet arzediyor.

Bugünkü Vehhabiliğin, başıboş içtihad davranışlarının, her türlü reformcuların, her türlü ruh ve mana zedeleyicilerinin, doğrudan doğruya, yahut dolayısiyle babası İbn-i Teymiyyedir ve onu «İslam materyalisti» diye yaftalamak yerinde bir teşhistir. Zira o’nun sistemi Allah ve Resulüne inanmanın değil, inanmamanın ve ancak böyle olursa tersinden mantıkı bir tertibe girmesi kaabil bir görüş belirtmektedir ve güneşi kabul edip ışığını kabul etmemek gibi bir akıl hezeyanı içine düştüğü tezat kuyusunu sadece herşeyi inkar etmek suretiyle kapatabilir ve tezadsız bir küfür olarak kalır. Oysa, en büyük tezad içinde küfür… Allaha, yani gaibe inanan, böylece gaibler ve sırlar alemine bel bağlayan bir anlayış nasıl olur da ruhu, ruhaniyeti reddeder, Kur’andan başlayarak herşeyi beş hasse planına bağlar ve Yaratıcıya insanı vasıflar verir?…

Bütün bu verdiğimiz bilgiler gerçeğe öylesine uygundur ki. Batı kaynaklı ve Cumhuriyet mamülü bir eser olmasına rağmen sanki Sünnet Ehli diliyle konuşuyormuşçasına, Maarif Vekaletinin yayınladığı «İslam Ansiklopedisi»nde bile kayıtlıdır.

İbn-i Teymiyye devri Osmanlı Devletinin kuruluş zamanlarına tesadüf eder. Merkezini kurduğu yer, Mısır… Mısır Sultanının huzurunda bazı din adamlarıyla tartışmalara girişir ve neticede Kahire kalesinde hapse atılır. Bir müddet sonra kurtulur. Mısır’dan çıkar ve aynı yolda devam ettiği için Şam zindanına atılır.

İslam alimleri İbn-i Teymiyye mevzuunda değişik fikirlere yer vermiş ve bir kısmı onu rafizilik ve küfürle suçlandırırken bir kısmı da ilmine hayran ve iddialarına taraftarımsı veya sükuti bir tavır takınmışlardır. İbn-i Batuta ve İbn-i Hacer gibi büyükler o’nun sapıklığına inananlar arasındadır. Buna mukabil, birkaç asır sonra gelecek ve en tehlikeli yolu açacak olan Mısırlı Şeyh M. Abduh tarafından kurulan «Mısır Islahat Fırkası» onun eserlerine kucak açmış ve yerinde görüleceği gibi, İslamı asliyetinden inhiraf ettirmekten başka manaya çekilemez reformculuk cereyanının ilk destekçisi saymıştır.

Kur’an ve Hadisin zahirine göre itikat ve amel etmek ve bu iki emir kutbunun hakikatine erme yolunda ne «İcma», ne de «Kıyas» gibi hiçbir vasıta tanımamak, maverai her anlayış ve görüşü dibinden kazımak ve böylece başta Kur’an ve Hadis bulunmak üzere topyekün kainatı elden çıkarmak ve ebedi helake yol açmak metodundaki bu adam, birkaç cilt içinde serptiği zehirli tohumların, nihayet bir devlet ve maddecilik dünyasına ulgun bir zihniyet ağacı haline gelmesinden başlıca sorumludur.

«Arınma Çağında İslam»ın da, içten başlıca bozguncusu olarak tam bir teşrih ve tahlile tabi tutulması gereken habaset merkezi…
 

HaNiF

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
201
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Konum
iN QuRaN
Mezheplerin Çelişkilerine 100 tane örnek


1.cevap:Hanefi
2.cevap:Maliki
3.cevap:Şafii
4.cevap:Hanbeli


Konular

1 Ölü Hayvanın derisi helal midir? Haram Helal Haram Helal
2 Pislikle beslenen hayvanların eti helal midir – Helal – Haram
3 Yılan balığı yemenin hükmü nedir? Helal – – Haram
4 Erkeğin kırmızı elbise giymesinin hükmü nedir? Mekruh Helal Haram Mekruh
5 Erkeğin sarı elbise giymesinin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
6 Ud, zurna, dümbelek, boru davul çalmak nedir? Mekruh helal Helal Haram
7 Karga eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
8 At eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal – –
9 Midye yemenin hükmü nedir? Haram Helal – –
10 İstiridye yemenin hükmü nedir? Haram Helal – –
11 Istakoz yemenin hükmü nedir? Haram Helal – –
12 Kırlangıç eti yemenin hükmü nedir? Helal Helal Haram Haram
13 Kartal eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
14 Yarasa eti yemenin hükmü nedir? Haram Mekruh Haram Haram
15 Beyt-i Tavaftan öne abdest almak nedir? Vacip Farz Farz Farz
16 İlk iki rekatta Fatiha okumanın hükmü nedir? Vacip Farz Farz Farz
17 Rüku ve secdelerde tesbih etmek nedir? Sünnet – Sünnet Vacip
18 İlk iki rekatta Fatiha’dan sonra sure okumak nedir? Vacip Mübah Sünnet Sünnet
19 Fatiha’dan evvel Besmele çekmek nedir? Sünnet Mekruh Farz –
20 Namazda ayakların arası ne kadar açık olmalı? 4 parmak 2 karış 1 karış 2 karış
21 Vitir namazının hükmü nedir? Vacip Sünnet Sünnet Sünnet
22 Tüysüz bir delikanlıya değen erkeğin abdesti bozulur mu? Hayır Evet Hayır Hayır
23 Namazda selam almak abdesti bozar mı? Evet Hayır – –
24 Namaz kılan kimsenin önünden geçilmesinin haram olduğu mesafe ne kadardır? 40 kulaç 1 kulaç 3 kulaç 3 kulaç
25 Namaz içinde unutarak konuşmak namazı bozar mı? Evet Hayır Hayır Evet
26 Namazda hatayla yanlış bir kelime geçerse namaz bozulur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
27 Namazda af ve of demek namazı bozar mı? Evet Hayır Evet Evet
28 Eti yenen hayvanların sidiği ve artığı necis midir? Evet Hayır Evet Hayır
29 Eti yenen hayvanların menisi necis midir? Evet Evet Hayır Hayır
30 Abdestin farzları kaçtır? 4 7 6 7
31 Abdesti belli bir sıra ile almak farz mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
32 Abdesti ara vermeksizin almak farz mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
33 Abdestin sünnetlerinin sayısı kaçtır? 18 8 30 20
34 Misvak kullanmak sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
35 Abdestte ellerin, yüzün ve kolların üçer kere yıkanması sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
36 Abdestte başın üç defa mesh edilmesi sünnet midir? Hayır Hayır Evet Hayır
37 Abdestte kulakların içten ve dıştan meshi sünnet midir? Evet Evet Evet Hayır
38 Abdestte kulaklar kaç defa mesh edilmelidir? 1 1 3 1
39 Abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır? 12 3 5 8
40 Cinsellik organına dokunmak abdesti bozar mı? Hayır Evet Evet Evet
41 Namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
42 Deve eti yemek ve cenazeyi yıkamak abdesti bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
43 Abdest şüphe ile bozulur mu? Hayır Hayır Hayır Evet
44 Kan akması abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
45 Delikli meshin üzerinden mesh etmek caiz midir? Evet Evet Hayır Hayır
46 Gusül abdesti almayı gerektiren sebeplerin sayısı kaçtır? 7 4 5 6
47 Gusül abdestinin farzları kaç tanedir? 11 5 3 –
48 Umursamazlıktan veya tembellikten dolayı namaz kılmayanın hükmü nedir? Hapsedilir, kanatılana kadar dövülür, öldürülür Tevbe etmezse öldürülür üç güniçinde tevbe etmezse öldürülür üç güniçinde tevbe etmezse öldürülür
49 Ezanın sözleri peşpeşe okunmasa da geçerli olur mu? Evet Evet Hayır Hayır
50 Arapça bilmeyen kimsenin kendisi için ezanı kendi dilinde okuması caiz midir? Hayır Hayır Evet Hayır
51 Ezanda niyet şart mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
52 Ezan ve kamet esnasında selam almak caiz midir? Hayır Hayır Hayır Evet
53 Fatiha suresi okunmadan kılınan namaz geçerli olur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
54 Namazı bitirirken selam vermenin farz olduğu miktar nedir? Farz değildir 1 tarafa vermek farzdır 1 tarafa vermek farzdır 2 tarafa vermek farzdır
55 Erkeğin avret yeri neresidir? Göbeğiile diz kapağı arası Ön ve arka uzuvları Göbeğiile diz kapağı arası Göbeğiile diz kapağı arası
56 Ölünün yıkanmasının farz olması için cesedin ne kadarının bulunması gereklidir? 01.Şub 02.Mar Az da olsa olur Az da olsa olur
57 Ölüyü yıkarken ağzına ve burnuna su vermek gerekir mi? Hayır Evet Evet Hayır
58 İhramlı iken hacda ölen kişinin üstüne hoş koku sürülüp başı örtülür mü? Evet Evet Hayır Hayır
59 Cenaze namazını kimin kıldırması gerekir? Sultan Devlet Başkanı Kaldırması vasiyet edilen kişi Velisi Kaldırması vasiyet edilen kişi
60 Cenaze namazı, namaz kılmanın yasak olduğu kaç vakitte kılınmaz? 5 3 k Her vakitte ılınabilir 3
61 Ölü gömülmek için, öldüğü yerden başka bir yere nakledilebilir mi? Evet Evet Hayır Hayır
62 Oruç için dil ile söyleyerek niyet etmek şart mıdır? Evet Evet Hayır Evet
63 Ramazan orucu için hergün ayrı ayrı niyet etmek şart mıdır? Evet Hayır Evet Evet
64 Kan aldırmak orucu bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
65 Zekatın farz olması için hangi mallardan borçlu olmamak şarttır? Zirai ürün dışındaki mallardan Altın ve gümüş Böylebir şart yoktur Bütün mallardan
66 Erkek ve kadının ziynet eşyalarından zekat vermeleri farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
67 Kâğıt paradan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Evet Hayır
68 Madenlerden ne kadar zekat verilmesi gereklidir? 01.May 01.May Oca.40 Oca.40
69 Ticarî bir eşyanın zekatının şartları kaçtır? 4 5 6 2
70 Topraktan çıkan her şey için zekat vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
71 Balın zekatını vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Evet
72 Vakfedilen topraktan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Hayır Hayır
73 Kiralanan veya emanet alınıp ekilen toprağın zekatını vermek farz mıdır? Hayır Evet Evet Evet
74 Zeytinin zekatını vermek gerekli midir? Evet Evet Hayır Evet
75 Yem ile beslenen ve çalıştırılan hayvanlardan zekat vermek farz mıdır? Hayır Evet Hayır Hayır
76 Koyun ile keçi kaç yaşlarında olursa zekatı farzdır? Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 2 Koyun 1/2 Keçi 2
77 Kadın yanında kocası olmadan hacca gidebilir mi? Hayır Evet Evet Hayır
78 Acizlik veya zaruret yüzünden hacca gidemeyen kişinin kendi yerine başkasını göndermesi caiz midir? Evet Hayır Evet Evet
79 Haccın şartı kaç tanedir? 2 4 5 4
80 Şeytan taşlarken atılan taşın cemreye düşmemesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
81 Müslüman olmayan bir fakire yemek verilmesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
82 İpeğin üzerine oturmak, yaslanmak, yastık olarak kullanmak, duvar örtüsü yapmak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
83 Erkek çocuğa ipek giydirmek caiz midir? Hayır Hayır Evet Evet
84 Gümüş ile süslenmiş kaptan su içmek ya da abdest almak caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
85 Sakalı kesmek haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
86 Tavla oynamak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
87 Satranç oynamak haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
88 Ölen bir kişinin borçları ödenmeli midir? Hayır Evet Evet Hayır
89 Kişi kendi arazisinde bulunan maddenin ne kadarını devlete vermelidir? 01.May Hiç Hiç Hiç
90 Bir araziyi gasp edip eken kimse çıkan ürünün sahibi midir? Evet Evet Evet Hayır
91 Yapılan bir sözleşmeyi değiştirme veya feshetme süresi ne kadardır? 3 gün İhtiyaç gereği kadar 3 gün Anlaşma ile belirlenir
92 Cinsi tecavüzde bulunulan hayvanın hükmü nedir? Öldürülür, eti yenmez Öldürül mez, etiyenebilir Öldürülmez, etiyenebilir Öldürülmesi gerekir
93 Şarap ve diğer sarhoş edici maddelerin içilmesinin cezası kaç değnektir? 80 80 40 80
94 Şarap kokan veya şarap kusan kişiye değnek cezası uygulanır mı? Hayır Evet Hayır Hayır
95 Dinden döndüğü için öldürülen bir kişinin malı mirasçıla-rına verilebilir mi? Evet Hayır Hayır Hayır
96 Dinden dönen kadın öldürülür mü? Hayır Evet Evet Evet
97 Terketmek, hapsetmek, aç ve susuz bırakmak suretiyle bir kişiyi öldürmek, kasten öldürmek gibi midir? Hayır Evet Evet Evet
98 Bir kadının hakimlik yapması caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
99 Köpek necis bir hayvan mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
100 Müezzin okuduğu cezandan dolayı ücret alabilir mi? Hayır Evet Evet Hayır
 

HaNiF

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
201
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Konum
iN QuRaN
usamebinladin' Alıntı:
yazıda deliller apaçık ortada...
yzıyı okumadıysan senin sorunun...
ALLAH IN SELAMI ÜZERİNE OLSUN...
SİZ SAVAŞADA KATILMAZSINIZ, ALİM DEĞİLSİNİZ ASLINDA SİZE KARŞI KÖTÜLÜK BESLİYOR MU BESLEMİYOR MU DÜŞMAN DİYE?!

Mirzabeyoğlu da mehdiliğini ilan etti...

Size çok iş düşüyor ladin bey...

Gidin de ordunuzu toplayınsana...

Ne işiniz var internette çette...

Bu ümmet size muhtaç (!)
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Allahu Teala kur'anın neresinde kitaba göre namazlarınızı kılın diye belirtmiş...??

Allahu Teala peygambere göre hareket edin ona itaat edin demiş...Ona itaat demek gösterdiği gibi namaz kılmak, oruç tutmak, abdest almak demektir....Bu da ancak fıkıh kitaplarında mevcuttur...


Ahzap Suresi

21. Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

Âl-i İmran suresi

31. De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”


Bu ayetleri inkar edemeyiz biz kusura bakma
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
HaNiF' Alıntı:
Mirzabeyoğlu da mehdiliğini ilan etti...

Size çok iş düşüyor ladin bey...

Gidin de ordunuzu toplayınsana...

Ne işiniz var internette çette...

Bu ümmet size muhtaç (!)

1 terbiyesizlik yapma
2 o mezheple ilgili kopyala yapıştır yazısını 2. kez görüyorum, aynı yerden aldığnız çok belli oluyor ki biz onlara vereceğimiz cevabı verdik...
3 kimse mehdilik ilan etmedi röportajı okusaydın anlardın ve ne yazık ki sünneti anlamayanın bunu anlamsı beklenemez
4 senin gibi ilmi büyük dercedeki insanlar varken mirzabeyoğlu na ne hacet baksana kuranı efendmiz anlamıyor haşa sen anlıyorsun!
5 senin gibi sapıklar olduğu müddet bizlerde burdan gitmeyiz merak etme!
6 mehdilik kavramını anlmadığın belli oluyor cahil cühela takımı işte ne beklersin...
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
İBNİ TEYMİYYE YLE İLGİLİ ELŞTRİLER GELMİŞTİ BANA VE YAZISINI ALDIĞIM NECİP FAZILA ....

MADEM İBNİ TEYMİYYE Yİ ELEŞTRMEK İÇİN İLMİMİZ YOK..
SİZ NECİP FAZIL LA AYNI İLİMDE MİSNİZ?
İSLAM LA İLGİLİ 60 KİTAP YAZDINIZ MI,
?
SİZ NASIL ONU ELEŞTİRME HAKKINA SAHİP OLUYORSUNUZ?
SİZİN MANTIĞINIZA GÖRE
HALBUKİ BİZ İBNİ TEYMİYYE Yİ SÜNNET YOLUNDAN GİDEN ALİMLERİN REFERANSIYLA ELEŞTRİYORUZ...
İBNİ BATTUTA, ...VS

BİR YAZI DAHA VAR...
İBNİ TEYMİYYE YLE İLGİLİ..


'Vehhâbîlik dininin fikir olarak ortaya çıkması, Hicrî 661, Milâdî 1263 yılında Harran’da doğan İbn-i Teymiyye ile başlamıştır. Asıl adı Ahmed bin Abdülhalim olup, İbn-i Teymiyye lâkabıyla şöhret bulmuştur.

Tatarların zulmünden dolayı âilesiyle birlikte Şam’a geldi. Babası Abdülhalim kısa zamanda Şam’da parmakla gösterilmeye başladı. Şöhreti her tarafa yayıldı. Şam’ın en büyük camiinde vaaz ve ders kürsüsü vardı.

İbn-i Teymiyye küçük yaşlarda Kur’an-ı kerim’i ezberledi, daha sonra Hadis tahsiline yöneldi. Kısa zamanda tahsilini tamamladı. Henüz yirmi yaşına varmadan geniş mâlumat ile şöhret bularak ders okutmaya ve fetvâ vermeye başladı. Babası ölünce de onun yerine geçti. Bütün gözler kendisine çevrilmişti. Bir çok hayranı ve taraftarı oldu.

Başlangıçta İslâm şeriatını ihyâ ve İslâm’a karışan hurafeleri temizlemek gayesiyle ortaya çıkmıştı. Şu kadar var ki bazı itikadî ve amelî meselelerde cumhûr-u ulemâya, büyük müçtehidlere muhalefet etti. Salâhiyeti umumiyetle kabul edilmiş bulunan nüfuzlu şahsiyetleri çürütmeye çalıştı. Cami minberinde: “Ömer bin Hattab bir çok hatalar yapmıştır.” dediği gibi, Muhyiddin İbn-ül Arabî -kuddise sırruh- ve İmam-ı Gazâlî -kuddise sırruh- gibi büyük zâtlara şiddetli hücumlarda bulunmuştur.

İmam-ı Süyutî onun hakkında:

“İbn-i Teymiyye kibirli bir adamdı. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek ve büyüklerle alay etmek âdeti idi.” demiştir.

Allah-u Teâlâ’nın dinini kendisinin düzelttiğini, Kur’an-ı kerim’in mânâsını sadece kendisinin anlamış olduğunu söyleyen İbn-i Teymiyye; ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’an-ı kerim’i ve Hadis-i şerif’leri yanlış anladıklarını iddiâ edecek kadar ileri gitmişti.

Sâlih kullar ve evliyâullah vasıtasıyla Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmanın İslâm’da yeri olmadığını iddiâ etmiş, eserlerinde şiddetle tenkit etmiştir. Yaşayan kullar vasıtasıyla da Allah-u Teâlâ’ya yakın olunamayacağı, onlardan yardım istenemeyeceği gibi, kim olursa olsun, ölenlerin de vasıta olunamayacaklarını ve kendilerinden yardım istenemeyeceğini söylemiştir.

İbn-i Teymiyye sâlih kulların ve peygamberlerin kabirlerini, Allah-u Teâlâ’ya yaklaştıracaklarını ümit ederek ziyaret etmenin câiz olmadığını iddiâ ettiği gibi; “Resulullah Aleyhisselâm’ın kabrini teberrüken ziyaret etmek caiz değildir.” demiştir.

Allah-u Teâlâ’nın bir cihette bulunduğuna, Arş-ı âlâ’nın kadim olduğuna kaniydi. Derinleştirdikçe isabetsizliği meydana çıkan bazı içtihatları da vardı.

Sapık fikirleri haddi aşınca Mısır’da iki defa hapse atıldı. Görüşlerinde isabet edemediği, bir çok âlimlerin tenkitleriyle sübut bulmuş, dalâlete düştüğü vesikalarla ispat edilmiştir.

Yaşadığı devirde büyük bir fikir hareketi meydana getirmiş, etrafında büyük bir çevre edinmiş, etkisini kendisinden sonraki nesillerde de devam ettirmiştir.

Hakiki âlimler tarafından “Beynel-ulemâ muallâk adam” diye anılan İbn-i Teymiyye, 1328 yılında ölmüştür.'
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
İmâm-ı Süyûtî, Kâm’-ul Muârıd kitabında buyuruyor ki: “İbn-i Teymiyye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.” Muhammed Ali Bey; Hitat-uş-Şâm kitabında diyor ki: “İbn-i Teymiyye’nin hedefi, Luther adındaki papazın hedefine benzer. Fakat, Hıristiyanlığın reformcusu muvaffak oldu. İslâmınki olamadı.” İbn-i Hacer-i Askalânî, Ed-Dürer-ül-Kâmine’de buyuruyor ki: İbn-i Teymiyye; “Kabr-i Nebevîyi ziyâret için sefere çıkmak harâmdır. Hazret-i Ali îmân ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. Hazret-i Osmân malı çok severdi.” dedi, diyerek Eshâb-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.

İbn-i Teymiyye’nin bozuk fikirlerinden bâzılarını İbn-i Hacer-i Mekkî, Fetâvâ-i Hadîsiyye kitâbında şöyle bildirmektedir.

1. Allahü teâlâya oturmak, kalkmak, yürümek, inmek, çıkmak gibi insanlara mahsus sıfatlar izâfe etmektedir. Hâlbuki; Allahü teâlâ, hiçbir bakımdan insanlara(ve diğer mahlûklara) benzemez, zamandan ve mekândan münezzehtir, uzaktır.

2. Peygamberlerin mâsumiyyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Hâlbuki, mâsumiyyet peygamberlerin sıfatlarındandır.

3. Cehennem’in ebedî olmadığını ve kâfirlerin Cehennem’de ebedî kalmayacağını söylemiştir. Hâlbuki Cehennem’in ebedî olduğunu ve kâfirlerin burada ebedî kalacağını Kur’ân-ı kerîm haber vermektedir.

4. Muhyiddîn-i Arabî, Sadreddîn Konevî gibi bâzı tasavvuf büyüklerini küfürle ithâm etmiş, tasavvufu reddetmiştir. Hâlbuki tasavvuf, Peygamber efendimiz zamânından beri vardı ve tasavvuf büyüklerine hiçbir Ehl-i sünnet âlimi dil uzatmadı.

5. Başta Peygamber efendimizin kabr-i şerîfleri olmak üzere Eshâb-ı kirâmın, velîlerin, âlimlerin ve sâlih Müslümanların kabirlerinin ziyâret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefâate vesîle kılmayı da harâm saymıştır.

İbn-i Teymiyye bunlar gibi birçok meseleye dâir yanlış ve çirkin sözlerinden dolayı Ehl-i sünnet âlimleri tarafından şiddetli bir şekilde reddedilmiştir. Şifâ-üs-Sikâm fî Ziyâreti-Hayril-Enâm, Şevâhid-ül-Hak, El-Fetâvâ-el-Hadîsiyye, Er-Reddü li-İbn-i Teymiyye, Hidâyet-ül-Hâlik gibi kitaplar onun sapık fikirlerini reddetmek için yazılan kitaplardan bâzılarıdır.

İbn-i Teymiyye’nin İslâm âlemindeki şöhreti; dindeki büyüklüğünden değil, kendisinden sonra ortaya çıkıp, mezhepsizlik fikrini yaymaya çalışanlar ile, kendi kısa akıllarına göre dinde değişiklik yapmak isteyenlerin sapıklıklarına kaynak olması sebebiyledir. Kendilerine Selefî adını veren mezhepsizlerle, Mısır’da yetişen dinde reformcular ve Vehhâbîler, tuttukları bozuk yoldaki fikirlerine delil olarak yalnız İbn-i Teymiyye ve talebelerinin ileri sürdüğü yanlış görüşleri göstermekte ve ona dayanmaktadırlar. Onun sapık fikirlerini savunanlar, İbn-i Teymiyye’nin kitaplarını, bilhassa Kur’ân-ı kerîme, hadîs-i şerîflere ve icmâ-i ümmete uymayan fikirlerle dolu olan Vâsıta kitabını bastırıp dağıtıyorlar.
 
Üst Alt