Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Mezhebe Uymanın Önemi

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
Bir kimsenin bir mezhebe uyması demek, o kişinin şöyle düşünmesi demektir: "Benim, dinimin emir ve yasaklarını dinin dört kaynağından çıkartmam mümkün değildir. (Meselâ, Hanefî mezhebinde olan bir kimse) Ben İmâm-ı a'zam hazretlerinin ilminin üstünlüğüne inanıyorum. O'nun bildirdiği bütün hükümlerin, Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun olduğuna itimat ediyorum. Bunun için de İmâm-ı a'zam hazretlerini kendime rehber ediniyorum, dinde ne bildirdiyse doğru kabûl ediyorum."

Zaten ibâdetlerini, i'tikâdını belli bir mezhebe göre yapmıyanın îmânını muhafaza etmesi çok zordur. Uçurumun hemen kenarındaki insan gibidir. En ufak bir rüzgârla kendini uçurumun dibinde bulur. Çünkü, kişinin kendi başına dinin bütün emir ve yasaklarını Kur'ân-ı kerîmden çıkartması mümkün değildir.

Bunun için âkıl ve bâlig olan müslüman evlâdının, önce "Kelime-i şehâdet" söylemesi ve bunun ma'nâsını öğrenip, inanması lâzımdır. Sonra da Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan i'tikâd, yâni îmân edilmesi lâzım olan bilgileri öğrenip, bunlara inanması lâzımdır.

Sonra da, Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yâni islâmın beş şartını ve helâl, harâm olan şeyleri öğrenmesi, bunlara inanması ve uygun yaşaması lâzımdır.

Bunları öğrenmek ve uymak lâzım olduğuna inanmıyan, önem vermiyen "mürted" olur. Yâni Kelime-i şehâdet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur.

Dört mezhebin i'tikâdı birbirinin aynıdır. Dört mezhebten birinin îmân ve fıkıh bilgilerine tâbi olan uyan bir müslümana "Ehl-i sünnet" veya "Sünnî" denir.

Dört mezhebin, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş olan emir ve yasaklara uymakta, zaten hiç ayrılıkları yoktur. Yalnız, açıkça bildirilmiyenleri anlamakta ayrılmışlardır.

Şöyle bir benzetme yapacak olursak, hacıların, biri hava yolu ile, diğeri kara yolu ile, bir diğeri de deniz yolu ile Kâ'be-i şerîfe götürülmesi gibidir. Neticede her biri aynı yere gitmektedir ve hedef aynıdır. Hepsi aynı yerde buluşmaktadır. Ayrılık şekildedir. Aslında ayrılık yoktur. Biri Kâ'beye diğerleri başka yere gitmemektedir.

Bu kadarcık ayrılıklar da, Allahü teâlânın müslümanlara rahmetidir. Sağlıkları, çalıştıkları ve yaşadıkları yerler başka başka olan insanlara hangi mezhebe uymak kolay gelirse, onun "Fıkıh" kitaplarına göre ibâdet ederler.

Tek bir mezheb olsaydı, herkes buna uymağa mecbur olurdu. Bu da, çok kimseye güç gelirdi. Hattâ imkânsız olurdu. Dört mezhebin herhangi birine uyan müslümanlar, birbirlerini kardeş bilirler. Bunların tarih boyunca, dövüştükleri hiç görülmemiştir. Mezhebcilik yapmazlar. Yâni diğer üç mezhebi kötülemezler. Dördünün de Cennete götüren yol olduğuna inanırlar.

İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe, hergün sabah namazını câmide kılıp, öğleye kadar suallere cevap verirdi. Öğleden önce, oturduğu yerde (Kaylûle) yapardı. Güneş zevâle, tepeye yaklaşınca kaylûle yapmak, yâni biraz uyumak sünnettir.

Öğle namazından sonra, yatsıya kadar, talebeye ilim öğretirdi. Yatsıdan sonra evine gelip, biraz dinlenir, sonra câmiye gider, sabah namazına kadar ibâdet ederdi. Bu hâli, sözlerine güvenilir birçok kıymetli kimse haber vermiştir.

Bu dört mezhebin müctehidleri imâm-ı a'zam hazretlerinin, talebeleri, çocukları gibidir. Hepsinin üstadı o'dur.

Harama, helâle, hatta şüphelilere çok dikkat ederdi. Kûfe şehrinin köylerini haydutlar basıp, koyunları kaçırmışlardı. Bu çalınan koyunlar şehirde kesilip, halka satılabilir düşüncesi ile, o günden sonra yedi sene, Kûfe'de koyun eti alıp yemedi. Çünkü, bir koyunun, en çok yedi yıl yaşayacağını öğrenmişti. Harâmdan bu derece korkar, her hareketinde dinin emir ve yasaklarını gözetirdi.


huzuradoğrunun sitesinden alıntıdır
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Bir kimsenin bir mezhebe uyması demek, o kişinin şöyle düşünmesi demektir: "Benim, dinimin emir ve yasaklarını dinin dört kaynağından çıkartmam mümkün değildir. (Meselâ, Hanefî mezhebinde olan bir kimse) Ben İmâm-ı a'zam hazretlerinin ilminin üstünlüğüne inanıyorum. O'nun bildirdiği bütün hükümlerin, Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun olduğuna itimat ediyorum. Bunun için de İmâm-ı a'zam hazretlerini kendime rehber ediniyorum, dinde ne bildirdiyse doğru kabûl ediyorum."


İnsanlar demek bu tür sözlerle engelleniyor. Yazık. Bir çok alim potansiyelindeki insan bu sözleri duyup ürküyor. Belli sınırlar içine hapsediliyor. Düşünme çarpılırsın. Düşünme sakın yoksa dinden çıkarsın. Aysşegül Hanım siz de bu suça ortak olmayın.


Aysegul' Alıntı:
Bunun için âkıl ve bâlig olan müslüman evlâdının, önce "Kelime-i şehâdet" söylemesi ve bunun ma'nâsını öğrenip, inanması lâzımdır. Sonra da Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan i'tikâd, yâni îmân edilmesi lâzım olan bilgileri öğrenip, bunlara inanması lâzımdır.

Sonra da, Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yâni islâmın beş şartını ve helâl, harâm olan şeyleri öğrenmesi, bunlara inanması ve uygun yaşaması lâzımdır.

Bunları öğrenmek ve uymak lâzım olduğuna inanmıyan, önem vermiyen "mürted" olur. Yâni Kelime-i şehâdet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur.

Ehli Sünnet olmayanlar ne olacak? Onlar düşünmeyi bilmiyorlar mı? Doğrular Ehli Sünnet'in tekeline mi bırakılmış?
 

the okuz

New member
Katılım
19 Mar 2006
Mesajlar
254
Tepkime puanı
1
Puanları
0
ya ayşegül kardeş ben bu kelime-i tevhid'i niye Kur'an'dan öğrenmiyorum da alimlerin kitaplarından öğreniyorum...Neden Allahın bana doğrudan seslenmesini bir kenara atıp insanların seslenmesini tercih edeyim?? salak mıyım ben?
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
Kelime-i Tevhid değil Kelime-i şahadetten bahsediliyor...Kelime-i şahadette muhammed a.s kulu ve resuludur deniyor...Buradaki söz işin söz kısmıdır birde bunun uygulaması vardır....sen Allah'a diyorsunki...Muhammed a.s senin kulun ve resulündür iman ettim inandım diyorsun...Ama uygulamaya geldiği zaman sünnetleri terk ederek bu sözün uygulamasını yerine getirmemiş oluyorsunki işte bu dinden çıkmak oluyor...Daha nasıl açık konuşayım bilmiyorum:(
 

sunnetehli

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
33
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yok Kardeşim Doğğrular Kadina Arkadan Yaklaşmaayi Helal Sayan Yada Allah Bilmediğini öğrendi Diyen şiilere, Yada Allaha Mekan Isnad Eden Vahabilere Birakildi. Daha özetinde Doğruislamammi Birakildi Diye Genişletileiliir Bu Soru. Hrisitiyanlar Yahudiler Budistler Hiç Doğruyu Temsil Eetmiyormu.

Kendini Mezhepsizlik Mezhebine Adamiş Bu Kimselere Göre Elin Kanarsa şafiye Niyet Edersin O Esnada Eline Kadin Eli Deyse Hanifiye Niyet Edersin Ve Abdestin Tam Olmuş Olur Değilmi!
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
sunnetehli' Alıntı:
Kendini Mezhepsizlik Mezhebine Adamiş Bu Kimselere Göre Elin Kanarsa şafiye Niyet Edersin O Esnada Eline Kadin Eli Deyse Hanifiye Niyet Edersin Ve Abdestin Tam Olmuş Olur Değilmi!
bunu keyfi yapamazsın , zaruri durum olması lazım oda namaz süresi çıkıcak olma durumu ve hala yaranın kanama durumunda imam-ı şafiye uyulur. ama aksi halde kanın durması beklenir...
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
seyfullah putkıran' Alıntı:
bunu keyfi yapamazsın , zaruri durum olması lazım oda namaz süresi çıkıcak olma durumu ve hala yaranın kanama durumunda imam-ı şafiye uyulur. ama aksi halde kanın durması beklenir...



Bu fikirleriniz aslında bir bitişin ve karmaşanın su yüzüne çıkmasıdır değil mi? Bu ne şimdi.. Yok başta hanefiye göre niyet, ortalarda şafiye kayış, inş. hanbeliye gelmeden ibadet biter de, mezheplere uyan kişinin oryantallıktan başı dönmez.. Peki, ashabı kiramın eli kanayınca hangi mezhebe göre durum belirlerlermiş.. bunuda söyleyin de rahat edelim bari.. Bunu da geçelim, eğer kan necis ve abdesti bozuyorsa, dalak ve ciğer yiyenin durumu ne olacaktır, bunları tüketenler necis mi yemiş oluyorlar.. Haa, bir de şu yatırlarda kurban kesenler var, kestikleri kurbanın kanını alınlarına sürerler, şimdi, Allah'tan başkası için boğazlanan kurban mı necis, yoksa alına sürülen kanı mı?.. Yahu, şu mezhepler illa bir olayı böyle arap saçına döndürmek için mi kurulmuştur.. sonuçlandırdıkları bir mesele olmayacak mı hiç.. hadi çık çıkabilirsen işin içinden.. Neyse, benim böyle bir derdim yok şükür, Kur'anın dediği kurallar bağlar beni, onun için, bu problemleri mezheplilere bırakıp, çekilelim aradan.. dualarımla
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Kelime-i Tevhid değil Kelime-i şahadetten bahsediliyor...Kelime-i şahadette muhammed a.s kulu ve resuludur deniyor...Buradaki söz işin söz kısmıdır birde bunun uygulaması vardır....sen Allah'a diyorsunki...Muhammed a.s senin kulun ve resulündür iman ettim inandım diyorsun...Ama uygulamaya geldiği zaman sünnetleri terk ederek bu sözün uygulamasını yerine getirmemiş oluyorsunki işte bu dinden çıkmak oluyor...Daha nasıl açık konuşayım bilmiyorum:(



Beni, işime gelen yazıları alıntılamak ile suçlayan hanfendi, ben sizi bu alıntınızdan dolayı suçlamıyorum, elbette herkes çapı kadar yer edinecektir, dualarımla
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
THE_HAFIZ' Alıntı:
Bu fikirleriniz aslında bir bitişin ve karmaşanın su yüzüne çıkmasıdır değil mi? Bu ne şimdi.. Yok başta hanefiye göre niyet, ortalarda şafiye kayış, inş. hanbeliye gelmeden ibadet biter de, mezheplere uyan kişinin oryantallıktan başı dönmez.. Peki, ashabı kiramın eli kanayınca hangi mezhebe göre durum belirlerlermiş.. bunuda söyleyin de rahat edelim bari.. Bunu da geçelim, eğer kan necis ve abdesti bozuyorsa, dalak ve ciğer yiyenin durumu ne olacaktır, bunları tüketenler necis mi yemiş oluyorlar.. Haa, bir de şu yatırlarda kurban kesenler var, kestikleri kurbanın kanını alınlarına sürerler, şimdi, Allah'tan başkası için boğazlanan kurban mı necis, yoksa alına sürülen kanı mı?.. Yahu, şu mezhepler illa bir olayı böyle arap saçına döndürmek için mi kurulmuştur.. sonuçlandırdıkları bir mesele olmayacak mı hiç.. hadi çık çıkabilirsen işin içinden.. Neyse, benim böyle bir derdim yok şükür, Kur'anın dediği kurallar bağlar beni, onun için, bu problemleri mezheplilere bırakıp, çekilelim aradan.. dualarımla
bu işte karmaşa yok, ,maı hanefiye uyan kişi zaten hanefi ictihadını benimser ve bu icdihat üzerine ibadet eder, aynısı diğer mücdehitlere uyanlar içinde geçerli, ama zarurui diye bir durum var o durularda müslüman kişi ne yapıcağını bilmediği durumlarda danışır ve konuşudur açıklık getirelim, imam-ı azam , efendimizin kan sebebiyle abdest alınması hükümne varmıştır bunu hadis ve ayet ışığında yapmıştır, ama kanı sürekli akan bir durumda olan kişi namzaz suresi geçme durumunda başka yapabilicğei kalmadığından namaz çıkmaması için imam-ı şafinin icdihatını kabul eder çünkü aksi halde namaz kazaya kalır. bu durum zaruri kabul edilir, ve böyle bir hüküm verilmiştir, kan necis kabul edilir kan içmekte haramdır.

gelelim dalak böbrek konusuna bu nasıl mantık hatasıdır anlamadım konumuzun dalakla, böbrekle ne alaksı var siz kanlı kanlı mı pişiriyosunuz yiyosunuz? ozaman siz işkembe de yemiyosunuzdur? nede olsa içinde ki necistir. öyle mi? ama dikkatli temziledniği sürece yenilmesinde sakınca yoktur. ama şunuda söylim dalağıda olsun diğer organlarıda tam tezmilemedne yemek mantıklı değil...
 

ibrahimonur

New member
Katılım
26 Nis 2006
Mesajlar
364
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Bir kimsenin bir mezhebe uyması demek, o kişinin şöyle düşünmesi demektir: "Benim, dinimin emir ve yasaklarını dinin dört kaynağından çıkartmam mümkün değildir. (Meselâ, Hanefî mezhebinde olan bir kimse) Ben İmâm-ı a'zam hazretlerinin ilminin üstünlüğüne inanıyorum. O'nun bildirdiği bütün hükümlerin, Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun olduğuna itimat ediyorum. Bunun için de İmâm-ı a'zam hazretlerini kendime rehber ediniyorum, dinde ne bildirdiyse doğru kabûl ediyorum."

Zaten ibâdetlerini, i'tikâdını belli bir mezhebe göre yapmıyanın îmânını muhafaza etmesi çok zordur. Uçurumun hemen kenarındaki insan gibidir. En ufak bir rüzgârla kendini uçurumun dibinde bulur. Çünkü, kişinin kendi başına dinin bütün emir ve yasaklarını Kur'ân-ı kerîmden çıkartması mümkün değildir.

Bunun için âkıl ve bâlig olan müslüman evlâdının, önce "Kelime-i şehâdet" söylemesi ve bunun ma'nâsını öğrenip, inanması lâzımdır. Sonra da Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan i'tikâd, yâni îmân edilmesi lâzım olan bilgileri öğrenip, bunlara inanması lâzımdır.

Sonra da, Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yâni islâmın beş şartını ve helâl, harâm olan şeyleri öğrenmesi, bunlara inanması ve uygun yaşaması lâzımdır.

Bunları öğrenmek ve uymak lâzım olduğuna inanmıyan, önem vermiyen "mürted" olur. Yâni Kelime-i şehâdet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur.

Dört mezhebin i'tikâdı birbirinin aynıdır. Dört mezhebten birinin îmân ve fıkıh bilgilerine tâbi olan uyan bir müslümana "Ehl-i sünnet" veya "Sünnî" denir.

Dört mezhebin, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş olan emir ve yasaklara uymakta, zaten hiç ayrılıkları yoktur. Yalnız, açıkça bildirilmiyenleri anlamakta ayrılmışlardır.

Şöyle bir benzetme yapacak olursak, hacıların, biri hava yolu ile, diğeri kara yolu ile, bir diğeri de deniz yolu ile Kâ'be-i şerîfe götürülmesi gibidir. Neticede her biri aynı yere gitmektedir ve hedef aynıdır. Hepsi aynı yerde buluşmaktadır. Ayrılık şekildedir. Aslında ayrılık yoktur. Biri Kâ'beye diğerleri başka yere gitmemektedir.

Bu kadarcık ayrılıklar da, Allahü teâlânın müslümanlara rahmetidir. Sağlıkları, çalıştıkları ve yaşadıkları yerler başka başka olan insanlara hangi mezhebe uymak kolay gelirse, onun "Fıkıh" kitaplarına göre ibâdet ederler.

Tek bir mezheb olsaydı, herkes buna uymağa mecbur olurdu. Bu da, çok kimseye güç gelirdi. Hattâ imkânsız olurdu. Dört mezhebin herhangi birine uyan müslümanlar, birbirlerini kardeş bilirler. Bunların tarih boyunca, dövüştükleri hiç görülmemiştir. Mezhebcilik yapmazlar. Yâni diğer üç mezhebi kötülemezler. Dördünün de Cennete götüren yol olduğuna inanırlar.

İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe, hergün sabah namazını câmide kılıp, öğleye kadar suallere cevap verirdi. Öğleden önce, oturduğu yerde (Kaylûle) yapardı. Güneş zevâle, tepeye yaklaşınca kaylûle yapmak, yâni biraz uyumak sünnettir.

Öğle namazından sonra, yatsıya kadar, talebeye ilim öğretirdi. Yatsıdan sonra evine gelip, biraz dinlenir, sonra câmiye gider, sabah namazına kadar ibâdet ederdi. Bu hâli, sözlerine güvenilir birçok kıymetli kimse haber vermiştir.

Bu dört mezhebin müctehidleri imâm-ı a'zam hazretlerinin, talebeleri, çocukları gibidir. Hepsinin üstadı o'dur.

Harama, helâle, hatta şüphelilere çok dikkat ederdi. Kûfe şehrinin köylerini haydutlar basıp, koyunları kaçırmışlardı. Bu çalınan koyunlar şehirde kesilip, halka satılabilir düşüncesi ile, o günden sonra yedi sene, Kûfe'de koyun eti alıp yemedi. Çünkü, bir koyunun, en çok yedi yıl yaşayacağını öğrenmişti. Harâmdan bu derece korkar, her hareketinde dinin emir ve yasaklarını gözetirdi.


huzuradoğrunun sitesinden alıntıdır


zaten mezzhepler insana kolaylık sağlanması açısından ortaya çıkmıştır çok zor bir durumdan insan bir kaç defaya mahsus olarak başkalarının mezhebine uyabilir diyebiliyorum
 

sunnetehli

New member
Katılım
31 Tem 2006
Mesajlar
33
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Seygullah kardeş beni yanlış anladınız yada ben sizi:) Benim kastım Mezhepsiliği savunanalrın düştüğü tezattır. Haddi atında bu şekilde abdestim var diyen kimse her ahlukarda her mezhebe göre abdestsizdir. Ama bir mezhepsize göre abdestli olur.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
sunnetehli' Alıntı:
Seygullah kardeş beni yanlış anladınız yada ben sizi:) Benim kastım Mezhepsiliği savunanalrın düştüğü tezattır. Haddi atında bu şekilde abdestim var diyen kimse her ahlukarda her mezhebe göre abdestsizdir. Ama bir mezhepsize göre abdestli olur.
Hakkınızı helal edin yanlış anlamış olabilirim...
 

Mechul Filozof

New member
Katılım
21 Ağu 2006
Mesajlar
19
Tepkime puanı
0
Puanları
0
zaten mezzhepler insana kolaylık sağlanması açısından ortaya çıkmıştır çok zor bir durumdan insan bir kaç defaya mahsus olarak başkalarının mezhebine uyabilir diyebiliyorum

İl-ginç ;,,

Yok Kardeşim Doğğrular Kadina Arkadan Yaklaşmaayi Helal Sayan Yada Allah Bilmediğini öğrendi Diyen şiilere, Yada Allaha Mekan Isnad Eden Vahabilere Birakildi. Daha özetinde Doğruislamammi Birakildi Diye Genişletileiliir Bu Soru. Hrisitiyanlar Yahudiler Budistler Hiç Doğruyu Temsil Eetmiyormu.

Bu-da..
İl-ginç ;,,

Araştır-mak lazım...
 

the okuz

New member
Katılım
19 Mar 2006
Mesajlar
254
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Kelime-i Tevhid değil Kelime-i şahadetten bahsediliyor...Kelime-i şahadette muhammed a.s kulu ve resuludur deniyor...Buradaki söz işin söz kısmıdır birde bunun uygulaması vardır....sen Allah'a diyorsunki...Muhammed a.s senin kulun ve resulündür iman ettim inandım diyorsun...Ama uygulamaya geldiği zaman sünnetleri terk ederek bu sözün uygulamasını yerine getirmemiş oluyorsunki işte bu dinden çıkmak oluyor...Daha nasıl açık konuşayım bilmiyorum:(

ya ben şimdi sünnetlere haşa Hz. Muhammed(asm)'e birşey mi dedim? bana okumuyorsunuz diyorsunuz ama sanırım siz okumuyorsunuz, benim karşı çıktığım nokta Kur'an'ı okumayıp alimlerin kitabına sarılmaktır, bu çok saçma...elbette hem Kur'an'ı hem de sırf alimlerin de değil elimize geçen hemen hemen her kitabı okumalıyız, gerekirse Marx'ın kitabını gerekirse Nietsczhe'nin gerekirse de İmam-ı Azam'ın, İmam-ı Gazali'nin...Ama önce Kur'an!!!
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
the okuz' Alıntı:
hemen hemen her kitabı okumalıyız, gerekirse Marx'ın kitabını gerekirse Nietsczhe'nin gerekirse de İmam-ı Azam'ın, İmam-ı Gazali'nin...Ama önce Kur'an!!!


Bende onu diyorum zaten...Kur'andan üstün tutun gibi bir şey hiç bir zaman demedim...Ama kendi başımıza yorumlama yoluna gittiğimizde hz muhammed s.a.v , din ve fıkıh alimlerini yok saymış oluruzki bu bir sapıklık olur...Çünkü biz ayetlerin derin manalarını kendi aklımızla çözemeyiz...
 
Üst Alt