Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Mehdi (a.s)

sandaliye

New member
Katılım
17 Eki 2005
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Hz. Mehdi gelmismidir, geldiyse nerededir, onu nasil taniriz. Gelmediyse ne zaman gelecektir. Onun derslerine katilmak isterdim
 

mesud

New member
Katılım
24 Eyl 2005
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
Tarih boyunca nice sahtekârlar, çıkar sağlamak ve halkın üzerinde etkili olabilmek için mehdilik inancını istismar etmişlerdir. Günümüzde bile bazı açık gözler zaman zaman bu beklentiden yararlanmayı deniyorlar. İşin garibi bu gibi konuların istismarcısı bulanabileceği bilinmesine rağmen ‘mehdiyim’ diye ortaya çıkanlar çevrelerine adam toplamayı hâlâ başarabiliyorlar.

Mehdi beklentisi bir çok müslümanı ümitsizliğe ve görevini yapmamaya sevk etmiştir. Öyle ya, nasıl olsa mehdi gelecek ve dünyayı düzeltecek, zulümleri önleyecek, insanlara hidâyet dağıtacak… Bu hayal nicelerini boş beklentilere sevk etmiştir. Niceleri bu umut sebebiyle yapması gereken en basit görevleri bile savsaklamış, kendisine zulmedenlerle mücadele etmeyi terk etmiş, zâlimlere karşı çıkma görevini gelecek mehdiye bırakmıştır.

Allah (c.c.) dilediği araç ve insanla dinini destekler. O dininin yaşanabilmesinin araçlarını dilediği gibi yaratır. Hidâyet O’nun elindedir, dilediğine verir. O’nun gönderdiği Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar değişmeden kalacaktır. O Kur’an ki en büyük hidâyet aracıdır. İnsanlara düşen, Kur’an’ı anlamak ve O’na uymaktır. Hayalleri (ümniyye’yi) bir tarafa bırakıp yapması gerekeni gücü yettiği kadar yerine getirmektir.

Mehdi beklentisi müslümanların ne imanlarını artırır ne de sâlih amellerini. Müslümanlar işlerini ve çalışmalarını, gelmesi muhtemel mehdilere göre ayarlamazlar. Onlar, inandıklarını hayatlarında uygulamaya çalışırlar. Sonuç Allah’a aittir.

Şimdiye kadar çıktığı iddia edilen ve hâlâ çıkmaya devam eden bu mehdilerden acaba hangisi gerçek mehdidir? Kaynaklarda bir sayı ve zaman verilmediğine göre hepsini de mehdi olarak kabul edecek miyiz? Bundan sonra ortaya çıkan mehdi adaylarına karşı nasıl bir tavır takınacağız?

İşin garibi tarihten beri ortalıkta bu kadar mehdi adayı ve mehdi taslağı olmasına rağmen müslümanların durumlarında pek bir değişiklik görünmemektedir. Ne mehdinin mesajını anlayıp kendini düzeltenler var; ne de zâlimlerin zulmünün son bulması. Bu mehdi adaylarının bir mârifetleri varsa, müslümanların saf inançlarını maddeye çevirme işlerinden vazgeçsinler de biraz da asıl işlerine(!) dönsünler. İslâm ümmetinin dertlerine bir çözüm bulsunlar, İslâm ülkelerindeki tâğutların hâkimiyetlerine ve zulümlerine dur desinler.

Kur’an, müslümanlara mehdi beklemeyi değil; hakiki anlamda iman etmeyi ve imanın gereğini yapmayı tavsiye ediyor. Bunu yapmayanlar ise zarar edeceklerdir (bkz. Asr Sûresi). Eğer mehdiyi hidayete götüren, hidayet veren şeklinde anlarsak; Kur’an en büyük mehdîdir (hâdî-hidâyete erdiricidir). İnsanlar bu mehdiye uyarlarsa doğru yolu bulurlar ve kurtuluşa ererler. Kur’an’ın kendisi de insanları sürekli bu kurtuluşa dâvet etmektedir.
 

Arslanbey

New member
Katılım
11 Eki 2005
Mesajlar
13
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
Konum
Berlin
Bakan görmiyebilir ama her görmeyende kör degildir

Bakan görmiyebilir ama her görmeyende kör degildir

Arslanbey´den mesud´a

Selamunaleyküm kardes,

Mehdi (A.S.) önce kim ve nedir bilmediginiz belli.
Bilmemek suc degil ögrenmemek suctur kaidesiyle size acizane arastirmanizi tavsiye ederim.
Hz. Mehdi (A.S) evlad-i Resul olup gelmistir ve vardir.
Bakan kör olmayanlar albette her devre onunla yasamislardir.
Elbette bu nasip meselesidir.
Degerli kardesim her devrin bir büyügü vardir.
Bassiz gövde olmaz.
Bas her seferinde degisik sartlarda cikar.
Bu asrin da bir Basi vardir. Sartlar degismistir tabii. Müslümanin vazifesi sartlara uymaktir ve uyulmasi da lazimdir.
Uymanizi tavsiye ederim.
Uymayan insanlari ya silerler ya salarlar.
Yani acikca sartlar vahimdir Deccal´in (aleyhillane) devri baslamis, seytanin (aleyilllane) devri bitmistir. Bu su demektir Insanin isyani anladigimiz derecenin doruk noktasina ulasmistir. Daha vahimi gelecek mi -Allah (C.C.) bizi saklasin- hic kuskusuz evet.
Mantikla hareket edenler 1400 sene evvel Ucagi anlamazlardi ama artik var.
Bunun gibi Mantikla hareket eden reformist dinciler, mezhebsizler, vehhabiler ve arkasindan giden kim varsa hepsi silinecek, silinmesi icinde ehli küfrün üzerine salinacaktir.
Kalan Ehl_i Sünnet Vel Cemaatin ta kendisidir.
Degerli vaktinizi calmadan bir husus daha arz edecegim.
Islam Cografyasinda olanlar vahim ve cetindir. Akan kan önüne gelenin Halifelik sevdasiyla ve olmasiyla meydana gelmistir. Maneviyati olmayan asiler, Müslümanlarin basibos kalmasindan yararlanmak isteyenler bunu kullaniyorlar tabii. En vahimide Halife olmadan Allah (C.C.) adina savas ilan etmektir. Hakli yerde haksiz düsmelerinin sebebi budur yani Allah´in (C.C.) rizasi olmadan Allah (C.C.) adina savas baslatmaktir.
Mehdi (A.S.) gelmeden yapilanlari görüyoruz.
Meselenin vehameti de görmemekten gelmektedir. Eger insanda görmek arzusu varsa görür. Mehdi´yi (A.S.) merak eden kisinin de nasil merak etti önemli yanii..
dogru bakmak lazim
derken mir misal geldi aklima:

Adamin birisini herkes delirdi sanmis kiminle konussa hep Peygamber Efendimizi (S.A.V.) gördügünü anlatiyormus.
Arkadasi haline üzülüyormus halini anlamak icin sormus "neden ben görmüyorum?" diye.
Adam düsünmü "sen görmek istersen görürsün" demis.
Arkadasi kizmis ve kizarak "sen benden daha fazla ibadet etmiyorsun daha farkli yasamiyorsun. Sen görüyorsun ben göremiyorum ha. Olmaz, olamaz." demis.
Tabii her seferinde ayni konu gecince arkadasi kiziyormus.
birgün kizmadan devam sormus "bana nasil görecegimi Ögretirmisin?" diye.
"Evet ama dediklerimi aynen uygularsan olur" demis.
Arkadasina "bizde tam 3 gün kalacaksin ne dersem onu yapacaksin tama mi?" deyince.
Arkadasi "oldu". demis ve adam sabah erkenden 3 gün kalacagi arkadasinin evine varmis.
Arkadasi "hemen ibadete dur" demis. Adam tabii emir kulu durmus ibadete.
Öglen olunca tuzlumu tuzlu bir kase corba gelmis yemisler. Su isteyince olmaz
hemen ibadete dur demis adam emir kulu oldugundan ya sabir deyip durmus ibadete.
Ikindi ayni aksam ayni gecmis. Ibadetten yorulan adama yatmayida yasaklamis derken ertesi gün olmus yine ayni prosedür.
Ennihayetinde adam dayanamayip ücüncü gün secdedeyken dalmis rüyaya.
Rüyasinda ne görsün Okyanusun tam ortasinda. Adam baslamis yüzmeye suyu bir acayip ictikce lezzeti artiyor icmis icmis...derken uyuklama halinden uyanmis.
ikinci secdeye varinca bu sefer de ne görsün hic görmedigi güzellikte bir selaleler diyari ve adam tam ortasinda su sesleri bir güzel ki sorma gitsin adam daha Dünya kulagiyla böyle güzel ses duymamis. Dalmis selalelerin suyuna raks etmeye baslamis duydugu seslere. Sevmis raks halini dili, kalbi, bedeninin her yerinden ayri ayri zikre dalarcasina. Adama Su, su, su, diye sarhosluk veren sesler geliyormus. Adam da o sarhoslukla kendisini attigi deryada bata cika yüzüyor kana kana lezetine doyulmayan sudan iciyormus. Birden yan üzre düsüvermis ve uyanmis secdede.

Kendine gelen adam bakinmis ve ne görsün arkadasi oturdugu yerden ona bakiyor ve gülüyormus. Adam bozulmus tabii. "Ne zaman görecegim Peygamber Efendimizi (S.A.V.)?" diye sorunca.
Arkadasinin kaslari catilmis ve "hala görmedin mi?" demis.
"Dalga gecme gördügüm susuzluktan olacak ki denizler ve selaleler. Baska birsey göremedim" deyince
Arkadasi aglamaya baslamis ve gözyaslari icinde "eger kafan calisiyorsa benim neden gördügümü anlarsin" demis.

Adam utancindan yere bakarak sesizce "anladim" demis.

Kardesim anlayana kissadan hisse.
Mehdi´yi (A.S.) arzu eden görür.
Evliyaullahlar Mehdi (A.S.) anlatiyor.
Bildigini sanan bircok insan bilmedigiyle ölcmediginden cok biliyorum sanar.
Siz bizim bilgimizi sorarsan bizde bilgi yok.
Bilen Allah (C.C.) ve Peygamberinden (S.A.V.) icazetli kisilerdir ve onlar zamanimizin Evliyalaridir.
Sora sora Mekke Medine böyle bulunur.

Mehdi´nin (A.S.) geldigini bana söylediler ve ben inaniyorum.
Ama sizin yazdigin seylerin hic birisini yasamiyorum.
Dünyada cesit, cesit vazifemin oldugunun bilincindeyim. Kontrolümü hic kaybetmedim kendimi hic salmadim yani. Biz su kadarini söyleyelim- Kibris -Lefke´ye- yapacaginiz ziyaret sorulariniza cevap ve yararlar getirecektir.
Ya da size tavsiyem Münacaat-Hacet namaziyla direk Allah´a (C.C.) sormanizdir.

Cünki
O En dogrusunu bilir,
O, O dur,
O bir Ummandir
O´nu ancak Asiklar anlar .

vesselam

ps.
Türkce yazim olmadigindan ancak bu kadar oldu Hata bizden dogru O´nundur
Hakkinizi helal edin.
 

mesud

New member
Katılım
24 Eyl 2005
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s.29)

Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi: Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi, Nemrud ve Buhtunnasr kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehli beytimden biri sahip olacak. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani, 2/1163)


Mehdi'nin Dünya Hakimiyeti


Daha önce de vurguladığımız gibi Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn İslam ahlakını dünyaya hakim kılmışlardır. Çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş, çok güçlü bir orduya sahip olmuşlardır ve onların dönemi bu yönüyle Altınçağ ile çok büyük benzerlikler göstermektedir.

Altınçağ dönemi de İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağı, insanların akın akın Müslüman olacakları, inkarcı ideolojilerin yeryüzünden silineceği, dinin Peygamberimiz dönemindeki şekliyle yaşanacağı bir dönemdir. Bazı hadislerde Altınçağ dönemindeki hakimiyet şu şekilde tarif edilmektedir:

(Mehdi) bütün dünyaya malik olacaktır. ((Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 10)

Mehdi doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 56)

Mehdi'nin Sahip Olduğu Özel İlim ve Hz. Süleyman'a ve Hz. Zülkarneyn'e Bağışlanan Büyük İlimler


Kitabın önceki bölümlerinde Allah'ın Hz. Süleyman'a çeşitli ilimler lütfettiğinden bahsettik. O, Allah'ın dilemesiyle cinlere ve şeytanlara hükmetmiş, kuşlarla konuşmuş, karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duyabilmiş, rüzgar ve bakır madeni onun emrine verilmiştir. Bunların her biri Hz. Süleyman'ı diğer insanlardan ayıran mucizevi özelliklerdir. Hz. Zülkarneyn için de Kuran'da, "İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık." (Kehf Suresi, 91) şeklinde bildirilmektedir. Bundan da anlaşıldığı gibi Allah'ın ilim verdiği kullardandır.

Mehdi de aynı bu iki kutlu insan gibi çok özel ilimlere sahip olacaktır. Taşköprülüzade Ahmet Efendi, Mevzuatu'l ulum isimli eserinde (11/246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını kaydetmiştir. Bir diğer hadiste ise Mehdi hakkında şu bilgi verilmektedir:

O kimsenin bilemediği gizli bir duruma kılavuzlandığı için kendisine Mehdi denilmiştir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 77)

Peygamberimiz ayrıca Mehdi'nin tıpkı Hz. Süleyman gibi hayvanların dilini bileceğini ve yine tıpkı Hz. Süleyman gibi insanların yanı sıra cinler üzerinde de hakimiyeti olacağını bildirmiştir:

O (Mehdi), doğrulanmış, kuş ve bütün hayvanların dillerini bilen biridir. Onun için adaleti, bütün insanlar ve cinlerce cari olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 188)
Zenginliği ve İhtişamı, İslam'ın Menfaati, Allah'ın Rızası İçin Kullanmaları


Hz. Süleyman sahip olduğu zenginlikleri Allah'ın dinini anlatmak ve İslam ahlakını dünya üzerinde yaymak için en güzel şekilde kullanmıştır. Fethettiği ülkelerde yaşayan insanları öncelikle Allah'a iman etmeye ve teslim olmaya davet etmiştir. Sebe Ülkesi'ne gönderdiği İslam'a davet mektubu bu konuda çok önemli bir delildir. Hz. Zülkarneyn de "... Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan) daha hayırlıdır..." (Kehf Suresi, 95) ayetinden de anlaşıldığı gibi, Allah'ın nimetiyle sağlam bir iktidara sahiptir. Ve bu büyük gücü, yeryüzünde bozgunculuğu engellemek için kullanmıştır.

Altınçağ döneminde de insanlar çok büyük bir zenginliğe, refaha ve huzura kavuşacaklardır. Mehdi yeryüzünün tüm zenginliğini Allah'ın dinini yeryüzüne hakim kılmak için kullanacak, fethettiği ülkelerde güzel ahlakı ve barışı esas alacaktır. Onun eşi ve benzeri olmayan uygulamaları insanların İslam ahlakına karşı kalplerinin yumuşamasına vesile olacak ve İslam ahlakı çok kısa bir sürede tüm dünyaya hakim olacaktır. Bu konudaki hadislerden bazıları şu şekildedir:

Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, Allah onu insanları zengin kılmak için gönderecektir. Ümmet nimetlenecek, hayvanlar bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15)

... Biattan önce, insanlar grup grup ona akın edecekler ve oraya giden herkes ondan bereket kazanacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

Altınçağ Dönemindeki Adalet ve Hoşgörü


Hz. Süleyman hoşgörülü bir yönetime sahiptir ve demokratik uygulamalarıyla dikkat çekmektedir. Aynı durum Altınçağ için de geçerlidir.

İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olduğu Altınçağ döneminde de çok hoşgörülü ve barış dolu bir dünya oluşacaktır. İnsanlara şefkatle ve merhametle yaklaşılacak, her dinden insan huzur içinde, güvenle yaşayacaktır. Dünya zenginlikleri insanlar arasında eşit bir şekilde dağıtılacak, yeryüzünden fakirlik ve yokluk kalkacaktır. Bu konu ile ilgili bazı hadisler şu şekildedir:

Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

Onun adaleti her yeri kaplayacak.. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

Hz. Mehdi, o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 44)

O (Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce basık ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, ona katılsın. Zira o Mehdi'dir. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)

... Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)

Bütün ülkeler ona kapılarını açacaklar... Yeryüzünde emniyet ve sükun hakim olacak. (Kıyamet Alametleri, s. 164)


BU MEHDİNİN ÖZELİĞİ PEKİ BUGUN MEHDİ DİYE ÇIKAN YALANCI VE FİTNECİLERDEN BU ÖZELİKLERİN HANGİSİ MEVCUT BUGUN MEHDİYİM DİYENLER ALLAH'A İFTİRA ATIYORLAR KURANI BAŞTAN SONA KADAR PARENTEZLERLE DOLDURUP HALKI YANLIŞ YÖNLEDİRİYORLA BUGUN HANGİ MEHDİ ZULUMLE MUCADELE ETMİŞ HANGİ ULKEYİ MUSLUMANLARA ZULUM ETMEYİN DİYE İKAZ ETMİŞ HANİ HANGİ MEHDİ ŞUAN ALLAH IN HUKUMLERİNİ YERYUZUNE HAKİM KILMIŞ HANGİ MEHDİ ŞERİ HUKUMLERİ UYGULAMIŞ
BUGUN BİR MEHDŞİ ÇIKMIŞ ZULUM USTUNE ZULUM YAPAN AMERİKAN ZALİMİNİN YANINDA YER ALMIŞ HAŞA BİR KİTAP TANRİ BANA İNDİRMİŞ DİYOR KİTABINDA ALLAH'A 2 BOYUTLU BİR ENERJİ KİTLESİ DİYEN BU ALLAH'A ŞİRK KOŞAN ADAM DEYİL MEHDİ MUSLUMAN BİLE OLAMAZ VE SELAM
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sandaliye' Alıntı:
Hz. Mehdi gelmismidir, geldiyse nerededir, onu nasil taniriz. Gelmediyse ne zaman gelecektir. Onun derslerine katilmak isterdim

SEVGİLİ KARDEŞİM BİZE SORACAĞINA ALLAH A SOR
ALLAH YALAN SÖYLEMEZ
ZATEN KURAN DA DA EMREDİLEN BU DUR

BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
Sabırla ve namazla (hacet namazı ile Allah’tan) istiane (mürşidinizi) isteyin. Ve muhakkak ki o, zor bir iştir ama huşû sahipleri hariç (onlar için zor değildir).

Hacet namazinin persembeyi cumaya baglayan gecelerde veya kandil gecelerinde kilinmasi asildir. Ama bütün gecelerde kilinabilir. Önce boy abdesti alinir. Sonra hacet namazina niyet edilir.
Namazda asagidaki âyetler okunur:

1. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî

2. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

2. Rekâtin sonunda : Ettehiyyâtü + Allahümme salli + Allahümme bârik

3. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

4. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

Namaz tamamlandiktan sonra Allah'tan hacet neyse o istenir. Allah'tan mürsid istemek için bu namaz kilindiysa mürsid istenir.

Bu namazdan sonra hiç konusmadan yatmak gerekir. Yatarken kibleyi saga alacak sekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kibleye çevrilerek yanüstü yatilir, 3 Âyetel Kürsî okunur ve Allah'tan mürsid istenir. Eger kisinin haceti mürsid degil de baska bir hedefe ulasmaksa (zahirî veya batinî bir hedef olabilir) o hedefe ulasmak istenir. Sessiz zikir (hafî zikir) bu istekten sonra baslar. Yanüstü yatildigi için sag kulak yastiga gelecektir. Bas biraz saga, sola oynatilarak kulakta kalbin atislarinin, basinç sebebiyle rahatça duyulacagi pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atisinda "Allah, Allah" diyerek kisi Allah'i zikr-i hafî ile (yani sessiz olarak) içinden zikredecektir.

Eger ilk namazdan sonra yatildiginda birsey görülmez ise tekrar tekrar, her persembeyi cumaya baglayan gece namaza devam edilmelidir. Her gece de kilinabilir.
 

pusula

Üyeliði durduruldu
Katılım
10 Eki 2005
Mesajlar
128
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
benim çok hoşuma giden bir tarifi sizle paylaşmak istiyorum :

"Sahabîler, feyz-i sohbet-i Nübüvvetten, herkesten ziyade dâr-ı âhireti düşünerek, dünyanın fenâsını bilerek, kıyametin ipham vaktindeki hikmet-i İlâhiyeyi anlayarak, ecel-i şahsî gibi dünyanın eceline karşı dahi daima muntazır bir vaziyet alarak, âhiretlerine ciddî çalışmışlar. Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm "Kıyameti bekleyiniz, intizar ediniz" tekrar etmesi, şu hikmetten ileri gelmiş bir irşad-ı Nebevîdir. Yoksa vuku-u muayyene dair bir vahyin hükmüyle değildir ki hakikatten uzak olsun. İllet ayrıdır, hikmet ayrıdır. İşte, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın bu nevi sözleri, hikmet-i iphamdan ileri geliyor.

Hem şu sırdandır ki, Mehdî, Süfyan gibi âhirzamanda gelecek eşhasları, çok zaman evvel, hattâ Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar. Hattâ bazı ehl-i velâyet "Onlar geçmiş" demişler. İşte bu da, kıyamet gibi, hikmet-i İlâhiye iktiza eder ki, vakitleri taayyün etmesin. Çünkü her zaman, her asır, kuvve-i mâneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak Mehdî mânâsına muhtaçtır. Bu mânâda her asrın bir hissesi bulunmak lâzımdır. Hem gaflet içinde fenalara uymamak ve lâkaytlıkta nefsin dizginini bırakmamak için, nifakın başına geçecek müthiş şahıslardan her asır çekinmeli ve korkmalı. Eğer tayin edilseydi, maslahat-ı irşad-ı umumî zayi olurdu.

Şimdi, Mehdî gibi eşhasın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki: Ehâdisi tefsir edenler, metn-i ehâdisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ, merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Mehdiye veya Süfyâniyeyi, merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. Hem de o eşhasın şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri cemaate ait âsâr-ı azîmeyi o eşhasın zatlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı harika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki, demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyleyse, o eşhas, hattâ o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman, çokları, hattâ kendisi de bidâyeten Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın dikkatiyle o eşhas-ı âhirzaman tanılabilir."
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sevgili kardeşlerim Kuran Allah ın sözüdür
enam 38 de diyorki biz bu kitabta hiçbirşey eksik bırakmadık
evet kardeşlerim kuranmda herşey var ama görebilene
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
Sabırla ve namazla (hacet namazı ile Allah’tan) istiane (mürşidinizi) isteyin. Ve muhakkak ki o, zor bir iştir ama huşû sahipleri hariç (onlar için zor değildir).

furkan 30
resul dediki; yarab kavmim kuran ı terk ettiler
 

mesud

New member
Katılım
24 Eyl 2005
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
Evrenesoğlu'nun (haşa) Allah'ın demediğini demiş gibi gösterdiği ve Allah'ın sözüne söz eklediği ve bu toplam cümleleri ayet ilan edip müritlerine de bu anonim cümlelere iman etmelerini emrettiği dejenere edilmiş ayetlerden birkaç örnek. Lütfen ilk kısma dikkat. İskendercilerin bir sitesinden aldığımız bu kısım "Allah diyor ki" şeklinde başlıyor. Ve İskender Allah'ın dediği ile kendi dediğini birleştirip hepsine birden böylece Allah Kelamı diyor.

Öyleyse, kimin başının üzerinde devrin imamının ruhu gelip yerleşmişse... Mucadele 22'de Allahû Tealâ diyor ki:

Mücadele 22. Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden evvel Allah'a ulaşmaya) îmân eden kavmi, Allah'a ve resûlüne karşı gelenlerle sevişir bulamazsın. Velev ki; onlar, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya aynı aşiretten olsun. Onların kalplerine îmân yazılır. Ve onlar, Allah'ın katından (orada eğitilmiş olan) bir ruhla (devrin imamının ruhunun başlarının üzerine yerleşmesi ile) desteklenirler ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konurlar. Orada ebediyyen kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razıdırlar. İşte onlar, Allah taraftarıdırlar. Ve muhakkak ki; Allah, taraftarları kurtuluşa (felâha) erenlerdir.

Rad Suresinde Allahû Tealâ diyor ki:

Rad 11. Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamının ruhları) vardır. Allah'ın emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar nefslerinde olan şeyi (hidayette kalma konusundaki niyetlerini) bozmadıkça, bir kavimde olan şeyi bozmaz (devrin imamının ruhunu başlarının üzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve onlar için, ondan başka koruyan bir dost yoktur.

ŞİMDİ AYNI AYETLERE İSKENDER'İN PARANTEZLERİNİ ÇIKARARAK ÜÇ FARKLI MEALDEN BAKALIM. VE İSKENDER'İN TEORİSİNİN PARANTEZLERE DAYANDIĞINI VE PARANTEZLER ÇIKARILINCA YANİ İSKENDER'İN SÖZÜ ATILIP YALNIZ ALLAH'IN SÖZÜ KALINCA ANLAMIN NASIL ANİDEN DEĞİŞİVERDİĞİNİ GÖRELİM.

Mücadele 22. Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!

Mücadele 22. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.

Mücadele 22. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.

Rad 11. Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.

Rad 11. Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah'tan başka hami de bulunmaz.

Rad 11.Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz.

Gördüğünüz gibi Arapça bilmeden meal yazan Evrenesoğlu'nun alakasız yorumlarını içeren parantezlerini çıkardığımızda ve işin ehli insanların parantezsiz meallerine baktığımızda İskender'in yapmış olduğu çarpıtma açıkça ortaya çıkıyor. Ve parantezlerle dejenere edilmemiş mealler baz alınınca İskender'in sapkın teorisi anında çöküveriyor.

Bu ayetlerde nerede Devrin İmamı? Nerede Devrin İmamının Ruhu? Nerede Devrin İmamının Ruhunun Gelip Bizim Başımızın Üzerine Yerleşmesi Durumu? Anlayışlarına malzeme yapma uğruna, ayetleri parantezlerle dejenere etmeye çalışan bu zavallı güruhun sergiledikleri rezillikleri diğer başlıklarda da detaylarıyla göreceğiz inşaAllah.
 

sandaliye

New member
Katılım
17 Eki 2005
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
E R H A N' Alıntı:
SEVGİLİ KARDEŞİM BİZE SORACAĞINA ALLAH A SOR
ALLAH YALAN SÖYLEMEZ
ZATEN KURAN DA DA EMREDİLEN BU DUR

BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
Sabırla ve namazla (hacet namazı ile Allah’tan) istiane (mürşidinizi) isteyin. Ve muhakkak ki o, zor bir iştir ama huşû sahipleri hariç (onlar için zor değildir).

Hacet namazinin persembeyi cumaya baglayan gecelerde veya kandil gecelerinde kilinmasi asildir. Ama bütün gecelerde kilinabilir. Önce boy abdesti alinir. Sonra hacet namazina niyet edilir.
Namazda asagidaki âyetler okunur:

1. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî

2. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

2. Rekâtin sonunda : Ettehiyyâtü + Allahümme salli + Allahümme bârik

3. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

4. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

Namaz tamamlandiktan sonra Allah'tan hacet neyse o istenir. Allah'tan mürsid istemek için bu namaz kilindiysa mürsid istenir.

Bu namazdan sonra hiç konusmadan yatmak gerekir. Yatarken kibleyi saga alacak sekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kibleye çevrilerek yanüstü yatilir, 3 Âyetel Kürsî okunur ve Allah'tan mürsid istenir. Eger kisinin haceti mürsid degil de baska bir hedefe ulasmaksa (zahirî veya batinî bir hedef olabilir) o hedefe ulasmak istenir. Sessiz zikir (hafî zikir) bu istekten sonra baslar. Yanüstü yatildigi için sag kulak yastiga gelecektir. Bas biraz saga, sola oynatilarak kulakta kalbin atislarinin, basinç sebebiyle rahatça duyulacagi pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atisinda "Allah, Allah" diyerek kisi Allah'i zikr-i hafî ile (yani sessiz olarak) içinden zikredecektir.

Eger ilk namazdan sonra yatildiginda birsey görülmez ise tekrar tekrar, her persembeyi cumaya baglayan gece namaza devam edilmelidir. Her gece de kilinabilir.


ALLAH RAZI OLSUN. BU ACIKLAMAN BANA COK YARDIM ETTi
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
Allah sendende razı olsun kardeşim
hepinizi çok seviyorum
inşaallah en üst katlara laik olur
hayattayken Allah a ruhlarını ulaştırmayı dilemiş
ermiş evliyalardan olursunuz hepiniz
 

sandaliye

New member
Katılım
17 Eki 2005
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Insaallah. Ama böyle sadece dua ile olmaz degil mi ? Calismakda lazim
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sevgili kardeşim her defasında aynı yazıları yamaktansa copy paste yoluyla
zaman kazanmış oluyorum
bu cevabı buraya yazdım çünkü senin Önyargısız olduğuna inanıyorum
ve kalbinde Allah a ermek dileği ruhunu Allah a ulaştırma dileği oluşacağına inanıyorum
 

yigit

New member
Katılım
22 May 2005
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Konum
CENNET
İSKENDERE GELEN SÖZDE VAHİY KİTABINDA YAZAN ÖNEMLİ BİR YER:

mesud' Alıntı:
BEN ENERJİ KİTLESİYİM. ESKİLERİN TABİRİYLE NUR’UM. İKİ BOYUTLUYUM.

İskender Evrenesoğluna göre Allah -haşa- İki boyutlu bir enerji kitlesi. Kur'ana göre ise Allah her türlü beşeri nitelemeden uzak, Sübhan Olan bir İlahtır. Allah için "iki boyut", "enerji", "kitle" türü nitelemeler ve sınırlandırmalar yapılamaz.

Bu işin bittiği andır. Allahı böyle basit tanımlamak. Bu bir sınırlamadır. Saçmalamadır. Kurana da aykırıdır.

Allaha ŞİRK KOŞMAK

Hakka-52. O halde, ulu Rabbinin adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et.

Yunus-10. Onların oradaki duası: "Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir).......

En'am-81. Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?"

Lokman-13. Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.


Mü'minun-63. Hayır, onların (o inkârcıların) kalpleri bu hususta cehâlet içindedir. Ayrıca onların bundan (bu şirk ve inkârcılıklarından) öte birtakım (kötü) işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.

A'raf-143. Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.


Bakara-32. Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.


HALEN DAHA NE DİYE UZATILIYOR. KURAN YETMİYORMU!! NE KADAR AÇIK VE SEÇİK OLARAK ANLATILMIŞ!!

Ali İmran-105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

Bakara-99. Andolsun ki sana apaçık âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkâr eder.


En'am-115. Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.



Nahl-60. Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her şeyden üstün ve hikmet sahibidir.


Rum-27 ........................ Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

Kehf-42 ........................."Ah, diyordu, keşke ben Rabbimehiçbir ortak koşmamış olsaydım!






Her şey çok mu güzel?? Yoksa banamı öyle geliyor?
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
abenim biricik kardeşim atalarından öğrendiğin bilgiler yanlış eksik
ALLAH siz istesenizde istemesenizde nurunu tamamlayacaktır
Allah nur olduğunu sonsuz bir güç olduğunu zaten kuran da da söylüyor
ve mekan dan münezzeh olduğu için insana iki boyutlu gözüktüğünüde
işin bittiği an
bir insanın Allah a ulaşmayı dilemeden öldüğü andır
ne zaman bu ilmin Allah ın ilmi olduğu nu göreceksiniz körler
biraz inceleseniz ne kaybedersiniz
yetmez miş gibi birde başkalarıda inanmasın diye vargücünüzle iblise yardım ediyosunuz
nekadar yazık ediyosunuz kendinize bir bilseniz
çoğunuz bunu öldüğünde anlayacak galiba
 
Üst Alt