Kuran'in Edebi Yönden Mükemmelliği

yigit

New member
Bilindiği gibi Peygamberimiz HZ. Muhammed'in ne okuması nede yazması var idi. Kendisinin yaşadığı dönemde ise arap dilini etkin ve üzel kullanan bir sürü isnan vardı. Şiirler, ve arapçayı edebi yönden kullanma açısından deneyimliydiler. Ancak Hz. Muhammed nice gösterdiği mucizelerinin yanında en büyük ve herkesin her dönemde görüp tanık olabileceği başka bir mucizenin varlığına işaret ediyor idi. Bu da Kurandı. KURAN BAŞLI başına bir mucize idi. Ve bunu her şartda dile getiriyordu.

Aynı dile getirmeyi Allahta Kuranda bir kez daha belirtmiştir;

Bakara-23. Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın.


Burada o dönemin şairlerine ,dili etkin kullanmasını bilen nice deneyimli kişilere resmen bir meydan okuma yapılmışır. Bu Kuranı Hz Muhammedin kendi yazdıklarını düşündükleri yüzünden.

Hud-l3. Yoksa, "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.


Meydan okuma ile de kalınmıyor. Tek bir kişinin yazmasının gerekli olmadığı belirtiliyor ve yardıma başkalarınında çağırılabileceğini söyleyerek meydan okumayı doruk noktasına getiriyor.

Yunus-38. Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz Allah'tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.


Farkedildiği gibi bir önceki ayette 10 sure getirin diyor idi. Ancak Bu meydan okumayı dahada arttırmak ve gerçeği görmek istemeyenlerin gözüne gerçeği sokmak için yukarıdaki ayette bu 10 sureden , 1sureye indiriliyor.


Hud-14. Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Artık siz müslüman oluyor musunuz?

-------------------------------------------------------------------


Buraya kadar meydan okumayı delilleri ile okuduk gördük. şimdi sıra bu delillerin
bilimsel tasdikine;

Kuran'ı taklit edilemez yapan unsurlardan bir diğeri de, Kuran'ın edebi yapısından kaynaklanır. Kuran Arapça olmasına rağmen, Arap edebiyatında kullanılan kalıplardan hiçbiriyle benzerlik taşımaz.

Kuran'daki kafiye sistemine "seci" denilir ve dilbilimciler Kuran'daki bu kafiye kullanımını da mucize olarak ifade etmektedirler. Ünlü İngiliz bilim adamı Prof. Adel M. A. Abbas, Kuran'ın dilbilim açısından bir mucize olduğunu ispatlamak üzere hazırladığı Science Miracles (Bilimsel Mucizeler) adlı kitabında, Kuran'da kullanılan harfleri, kafiye sistemini grafik ve şemalar aracılığıyla kapsamlı olarak incelemiştir. Bu kitapta Kuran'daki kafiye sistemi ile ilgili oldukça dikkat çekici tespitlerde bulunmuştur.

Bilindiği, gibi Kuran'da, 29 sure 1 ya da 1'den fazla sembolik harfle başlar. "Mukatta harfleri" olarak bilinen bu harfler, aynı zamanda başlangıç harfleri olarak da adlandırılırlar. Arapçadaki 29 harften 14 tanesi, mukatta harflerini oluşturur: Ayn, Sin, Kaf, Nun, Ra, Ya, Ta, Ha, Elif, Lam, Mim, He, Sad, Kef.

Bu harflerden "Nun" harfinin Ka lem Suresi'ndeki kullanımına bakıldığında, ayetlerin %88.8'inde "Nun" harfi ile kafiye olduğu görülür. Şuara Suresi'nin %84.6'sı, Neml Suresi'nin %90.32'si, Kasas Suresi'nin %92.05'i "Nun" harfi ile kafiyelenmiştir.

Kuran'ın tamamı göz önünde bulundurulduğunda ise, %50,08'inde "Nun" harfi ile kafiye yapıldığı görülür. Diğer bir deyişle Kuran'daki ayetlerin yarısından fazlası "Nun" harfi ile biter. Aynı uzunluktaki hiçbir edebi çalışmada, metnin yarısından fazlasında tek ses ile kafiye yapılması mümkün olmamıştır. Bu sadece Arapça için değil, tüm diller için geçerlidir.

Kuran'ın kafiye açısından genel incelemesi yapıldığında ise, kafiyelerin yaklaşık %80'inin Elif, Mim, Ya ve Nun harfleri tarafından oluşturulan üç sesten (n, m, a) oluştuğu görülür.247 "Nun" harfinin dışında, ayetlerin %30'u "Mim", "Elif" ya da "Ya" ile kafiyelidir.


Bu sırada Hz Muhammedin Okuma ve yazma bilmediğini tekrar hatırlatmak gerek.

AYRICA şunuda belirtmek gerekki, O zaman ki devirde Kuran İslama karşı gelenlere onun benzeri bir sure getirin diye bir meydan okuma yaparken ve bu meydan okumayı o zamanki usta şairlerede yaparken ve, Daha o zaman böyle bir girişime girip Kuranın benzeri bir sure getirebilmek gibi bir kolaylık ve masrafsız basit bir çözüm ile islamın meydan okumasına gerekli cevabı orada verip işi kökünen halletmek var iken bu yapılamamış, üstüne birde MÜŞRİKLER , MÜSLÜMANLARA SAVAŞ AÇMAK GİBİ ZOR , MASRAFLI VE TEHLİKELİ BİR YOLU SEÇMİŞLERDİR. Her aklı başında insanın bunları düşünmesi ve ders alması gereklidir.

Aynı meydan okuma halen daha sürmektedir ve sonuç ortadadır.

Kuranda kullanılan kafiye;

Sesler( ,arapçasını yazamadım ) a, a, m, n, toplam
Ayet sayısı: 949, 246, 666, 3123, 4984
Yüzde oranı % : 15.22, 3.94, 10.68, 50.03, 79.92


Yukarıdaki tabloda Kuran'ın kafiye sisteminin %79.92'sini oluşturan 4 harfin orantılı bir şekilde dağılımı görülmektedir.

Aşağıdaki surelerde ise bu dört harfle yapılan pek çok kafiyeden yalnızca birkaç örnek yer alıyor:


Müminun Suresi


1
Kad efleha elmu'minun
2

Elleziyne hum fi salatihim haşiun
3

Ve elleziyne hum an ellağvi muğridun
4

Ve elleziyne hum lizzekati failun
5

Ve elleziyne hum lifuricihim hafizun
6

... ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumiyn
7

... fe ulaike hum eladun
8

Ve elleziyne hum liemanetihim ve ahdihim raun
9

Ve elleziyne hum ala salatihim yuhafizun
10

Ulaike hum elvarisun
11

... hum fiha halidun
12

Ve lekad halakna elinsane min sulaletin min tiyn
13

Sümme cealnahu nutfeten fi kararin mekiyn
14

... fe tebareke allahu ehsenu elhalikiyn
15

Sümme innekum beade zalike lemeyyitun
16

Sümme innekum yevme elkıyameti tubasun
17

... ve ma kunna an elhalki gafiliyn

Nahl Suresi
1

... ve teala amma yuşrikun
2

... ennehu la ilahe illa ena fettakun
3

... teala amma yuşrikun
4

... fe iza huve hasiymun mubiyn
5

... ve menafiu ve minha te'kulun
6

Ve lekum fiha cemalun hıyne turiyhune ve hiyne tesrehun



Yunus Suresi
26

... ulaike ashabu elcenneti hum fiha halidun
27

.. ulaike ashabu ennari hum fiha halidun
28

... ve kale şürekauhum ma kuntum iyyana teabudun
29

... in kunna an ibadetikum legafiliyn
30

... ve dalle anhum ma kanu yefterun
31

... fe kul e fe la tettekun
32

... fe enna tusrafun
33

... ennehum la yu'minun
34

... fe enna tu'fekun



VS.... Böyle gidiyor. Daha yazılır ama çok uzun oldu bile bu yazı zaten.

İki yüz-üç yüz satırlık bir şiirde, kafiyenin iki üç sesle oluşturulması bu esere başyapıt denecek kadar önemli bir özellik kazandırabilir. Ancak Kuran'ın uzunluğu, içerdiği bilgiler ve hikmetli anlatım göz önünde bulundurulduğunda, bu tür bir kafiye kullanım şeklinin ne denli olağanüstü bir durum olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü Kuran insanlara rehber olan imani bir kitap olarak, tüm edebi üstünlüklerinin, sosyal ve psikolojik konularının yanı sıra, fiziki bilimlerle ilgili birçok konuyu da içerir. Dolayısıyla böylesine çeşitli ve ilmi konuları içeren Kuran'da, bu kadar az sesle kafiye sağlanması insan çabasıyla gerçekleştirilemeyecek bir durumdur. Bu bakımdan Arap dili uzmanları Kuran'ı "kesinlikle taklit edilemez" olarak tanımlamaktadırlar.


Bu sırada tekrar hatırlatmakta fayfa var. HZ Muhammed'in ne okuması nede yazması var idi. Bir yandan açlık , sefalet ile boğuşuluyor, öte yandan müşrüklerin saldırıları ve tahrikleri, işgencelerine göğüs geriliyor idi.

Ankebut-49. Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

Nisa-174. Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

Bugüne kadar tasdikli olan ve herkesin gözü önünde olan yegane mucize KURANDIR.

isra-41. Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor.

Ankebut-43. İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.

Kamer-22. Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?

Müddessir-54. Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!

Sad-29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

-------------------------

Hakka-40. Hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.

Hakka-41. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz!

Hakka-42. Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de az düşünüyorsunuz!

Hakka-43. (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Hakka-44. Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,

Hakka-45. Elbette onu kıskıvrak yakalardık.

Hakka-46. Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).

Hakka-47. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız.

Hakka-48. Doğrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir öğüttür.

Hakka-49. İçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

Hakka-50. Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasıdır.
-------------------------------------------------------




Enbiya-30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?
 
Üst