Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kuran'in Dininin Kolayliği

Kur'an Ehli

New member
Katılım
26 Ara 2005
Mesajlar
99
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
41
KURAN'IN DİNİNİN KOLAYLIĞI

Kuran'ın İslâm'ını anlattığımız bazı kişiler mezheplerin İslam'ı ile Kuran'ın İslam’ı arasındaki uçuk farkı görünce "Siz dini kolaylaştırıyorsunuz. Din bu kadar kolay olur mu?" şeklinde eleştiriler yapmakta, Kuran'ın İslâm'ını savunanları nefsanilikle, dini kendi rahatlarına uydurmakla suçlamaktadırlar. Fakat bu itiraz tarzlarıyla bir kez daha cehaletlerini sergilemekte ve Kuran'ın ayetlerinden habersiz olduklarını göstermektedirler. Kuran'a göre dinimiz kolaydır. Eğer siz zor bir dini savunuyorsanız, bu sizin savunduğunuz dinin Kuran'ın dini olmadığının bir delilidir. Çünkü Kuran'a göre dinimiz aynen Hz. İbrahim'in dini gibi kolaydır, güçlüklerden arınmıştır.

Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.

22 Hac Suresi 78

ALLAH YERİNE KONUŞANLAR

Allah adına konuştuğunu iddia ederken, aslında Allah'ın yerine konuşmuş olan mezhepçi kafalar, Allah'ın rahmeti olan dini, Allah'ın belası gibi göstermişlerdir. Allah'ın insanın yaratılışına uygun olduğunu söylediği dini; hem insanla, hem mantıkla, hem bilimle, hem insafla çelişir bir şekilde tarif etmişlerdir. Bu kafaya göre Allah'ın rahmetini anlatmak dini yozlaştırmaktır. Kuran'daki 114 adet Besmele ile ve daha yüzlerce ayet ile Allah'ın merhameti anlatılır. Kuran'ın en temel mesajların başında Allah'ın rahmetinin anlaşılması gelir. Bu mezhepçi kafa, Allah'ın bize rahmetinin neticesi olan kolaylıkları anlatmamızı dinde yozlaştırma diye takdim eder. Allah'a iftira olarak kendi uydurdukları zorlukları ise takvalık, dine titizlik olarak satmaya kalkar. Bu kafa, dinin kolay olmasıyla alay ederken, aslında Kuran'ın ayetlerinde geçen bir ifade ile yani bizzat Kuran'ın kendisiyle alay ettiğinin farkına varmaz. Mezhepçi kafa Kuran'ı musikisi için dinlemeye o kadar alışmıştır ki ayetlerde geçen bu açık manalar onlara hep kapalı kalmıştır.

İnsan zayıf olarak yaratılmış olduğundan Allah size hafiflik getirmek istiyor.

4 Nisa Suresi 28


Hiç şüphesiz dinin kendisi zorluklardan oluşmadığı gibi, Kuran da anlaşılması zor bir kitap değildir. Mezhepçiler "Kuran öyle yüce, öyle mübarek bir kitaptır ki bizim gibi aciz insanlar Kuran'ı ne kadar uğraşsa anlayamazlar." şeklinde izahlarla ilk bakışta Kuran’ı övüyormuş gibi görünseler de, aslında insanları Kuran’dan uzaklaştırmaktadırlar. Kuran'ı insanlar anlayamayacaksa Kuran niye vahyedildi? Niye Kuran insanlara hitaplarla dolu? Niye Kuran üçbeş insana hitapla değil de herkese hitapla meşgul oluyor? Kuran'ı anlaşılmaz kılmak isteyenlerin, Kuran'ı anlamak zordur, hatta imkansızdır diyenlerin hesabı tabi ki başkadır. Kuran anlaşılmaz olunca kitleler bu mezhepçilerin imamlarına, şeyhlerine teslim olacaktır. çünkü bunlara göre Kuran anlaşılmazdır ve zordur ama imamlar, şeyhler anlaşılabilir, bunlar rehber edinilerek doğru yol bulunabilir.

Kuran anlaşılmaz ve zor kabul edilince, ilkel Emevi uydurmaları ve Abbasi eklemelerinin dinin bir bölümü olup olmadığı da sorgulanmayacaktır. çünkü tüm bu ilkel eklemeler ancak Kuran'ın hakemliği ile çöpteki layık oldukları yerleri bulabilirler. Kuran'ın anlaşılmaz ve zor olduğunun ilanıyla Kuran'ın hakemliği elinden alınıp mezheplere verilince, mezheplerin bizzat kendisi olan Emevi Abbasi patentli çelişkiler ve zorluklar halk üzerindeki hegemonyalarını devam ettireceklerdir. Kuran'ın anlaşılması için hatırlamamız gereken birçok ayet vardır. Sırf aşağıdaki ayet aynı surede dört kez tekrarlanmaktadır.

And olsun ki biz Kuran'ı öğüt almanız için kolaylaştırdık. öğüt alacak yok mu?

54 Kamer Suresi 17,22,32,40


KURAN'LA ARAMIZA ÖRÜLEN DUVARLAR

Kuran birçok cahil bedeviye de, birçok bilgine de hitap etmektedir. Kuran tüm insanların rehberidir. Yukarıdaki ayetten anlayacağımız gibi Kuran insanların Allah’ı anması, O'ndan öğüt alması için kolaylaştırılmış bir kitaptır. İnsanlar anlamadıkları kitaptan nasıl öğüt alır ? Anlamadıkları bir kitap nasıl rehber olur? Kuran'ın anlaşılmaz olduğunu iddia etmek tüm bu ayetlerle ters düşmektir. Bu iddiaları yapanlar Kuran ile insan arasına duvar örmekte ve kendi ilmihal kitaplarını Kuran'ın yerine koymaktadırlar. Bunu yaparken de Kuran'ı sözde yüceltmektedirler!

Bu mezhepçi zihniyete günümüzde çok satan ve bedava da dağıtılmış olan "Tam İlmihal Saadeti Ebediye" kitabından örnek vermek istiyoruz. Kitabın yazarı Hüseyin Hilmi Işık, Işıkçıların başıdır ve kimi baskılarını Sıddık Gümüş ismi ile yapmıştır. Bu kitabında Hüseyin Hilmi, Kuran'ı anlamaya çalışanlara şu uyarıları yapar; "Seyyid Abdülhakim Efendi, Kuddise siruh buyurdular ki: İbadet emirleri yapmak demektir. Kuranı Kerim'i, hutbeyi okumak ibadettir. Bunların manasını anlamak emir olunmadı. Bunları anlamak ibadet değildir. Kuranı Kerim'i anlamak için yetmiş iki yardımcı ilmi ve sekiz temel ilmi öğrenmek lazımdır. Ancak bundan sonra Kuranı Kerim'i anlamaya istidad hasıl olup, Cenabı Hak nasip ederse anlayabilir. Herkes anlamalıdır demek dine müdahale etmek demek olur. Kuranı Kerim'i anlamak için istidadı çok olan on sene, orta olan elli sene çalışmak lazımdır. Bizim gibi az olanlar ise yüz senede çalışsak anlayamayız. Şeriatte ilim diye faideli bilgilere denir. Faideli ilim Saadeti Ebediyye'yi elde etmeye yani Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan ilimdir ki bunlara İslâm bilgileri denir." Saadeti Ebediyye kitabını okuyanlar bizim eleştirdiğimiz zihniyeti anlayacaktır. Bu arada Abdulhakim Efendinin, Hüseyin Hilmi Işık'a şeyhliği devreden şeyhi olduğunu hatırlatalım. Alıntımızı dikkatle okuyanlar; Hüseyin Hilmi Işık'ın Kuran'ın anlaşılmaz olduğunu ispatlamak için nasıl çırpındığını, "Benim şeyhim bile anlamadıktan sonra sizin ne haddinize düşmüş Kuran'ı anlamak" dediğini kavrayacaklardır. Bu arada Hüseyin Hilmi kişileri kurtaracak olanların faideli bilgiler olduğunu söyleyerek, Kuran'ın anlaşılmaz olduğunu açıkladıktan sonra baş vurulacak kaynağa işaret eder. Faideli bilgiler tamlamasının Hüseyin Hilmi'nin kitabı Saadeti Ebediyye ismiyle aynı cümlede geçişi, Kuran'ın yerini neyin alması gerektiği konusunda herhalde kitleleri aydınlatacaktır! Kendi kutsallarını rehber , Kuran'ı musiki kitabı yapan bu zihniyet, Emeviler döneminden beri düştüğümüz durumun baş sebebidir. Cehalet, ilkellik, taklitçilik, akıldan feragat hep bu zihniyetin alametleridir. Bunlar yüz sene uğraşsak da Kuran’ı anlayamayız diyecek kadar iki yüzlü bir tevazu yaparlar, fakat sonra Kuran'ın yerini alacak, anlaşılır rehber kitaplar yazarlar!

ÇÖLDEKİ BEDEVİ KURAN'I 72 + 8 İLİMLE Mİ ANLADI?


Hüseyin Hilmi'ye göre Kuran'ı anlamak ibadet değildir. Fakat ortalama kapasiteli biri Kuran'ı elli senede anlayabilir. Bir yazar "Elli senelik emeğin karşılığı ibadet olmazsa, emeğin kendisi de ibadet olmaz" diyerek bu elli seneyi kimin, niye geçireceğini sorgulamaktadır. Aynı yazar, şeyhlerin sohbetini dinlemeyi ibadet sayanların nasıl olur da Kuran’ı anlamayı ve bunun için gayret etmeyi bir ibadet olarak kabul etmediklerine şaşırmakta ve şöyle demektedir: "Hazretler zahmet edip Kuran'a baksaydılar, Kuran'ı anlamak için böyle bir ilimler listesinin olmadığını göreceklerdi. Ama ne hadlerine! Kuran'ı anlamaları mümkün değil ki! Kuran ümmi olarak tanımladığı bir topluma direkt olarak hitap ediyor. Mekkeliler konuştukları dille gelen Kuran'dan öğüt alıp hidayete ermeleri için hiçte 72+8 ilmi bilmek zorunda değillerdi. Hazretler, Kainatın yaratıcısının kendi kelamını kolaylaştırdığı konusundaki sözlerine güvenseydiler, kısacası Kuran'ı anlayabileceklerine ihtimal verseydiler, Allah'ın izniyle anlayabilirlerdi. Ne var ki Kuran'ı anlayamayacaklarına dair verdikleri ilk şeytani kararla zaten kendilerini layık oldukları anlayışsızlığa mahkum etmişlerdir. Şunu belirteyim ki; Kuran'ı anlamıyorum demek başkadır, anlayamam demek başkadır. Hele hele kendisi anlamadığı için başkalarını da anlamamaya çağırmak çok daha başkadır. Birincisi cehalet, ikincisi delalet, üçüncüsü ise ihanettir."

Kuran'ı zor ve anlaşılmaz olarak gösterenlerin gerçek niyetinin Allah ile kul arasına şeyh, mezhep imamı, hadisçi, fıkıhçı gibi vasıtalar koyup bunları başvuru kaynağı yapmak olduğunu gördük. Oysa Kuran'ın geliş sebeplerinden biri Allah ile insanlar arasına konan putları, ilahları, rahipleri, ruhbanları, kutsallaştırılmış insan sınıflarını atmaktır.

Haberin olsun katıksız din yalnızca Allah'a aittir. O'ndan başka veli edinenler. "Biz bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah ayrılığa düştükleri konularda aralarında hükmedecektir. Şüphesiz Allah hiçbir yalancı kafiri doğruya eriştirmez.

39 Zümer Suresi 3


Ayette de görüldüğü gibi Allah’la aralarına aracılar koyanlar, bu aracılığı Allah’a yakınlaşmak için kullandıklarını iddia etmektedirler. Fakat Allah, katıksız dinin yalnızca kendisine ait olduğunu söylemektedir. Bu iddia sahiplerinin mazeretlerini kabul etmemektedir. Allah'ın kitabı olan Kuran'ın yanına insanların yazdığı kitapları koyarak din oluşturanlar, dinin katıksız şekilde Allah'a ait olmasının gerekliliği ile çelişirler. Kuran tüm insanlığa hitap eder, eğer anlaşılmaz olsaydı anlayacak olan birkaç mezhep imamına hitabı gerekmez miydi?

Not: www.kurandakidin.net sitesinden alıntıdır.
 

Kur'an Ehli

New member
Katılım
26 Ara 2005
Mesajlar
99
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
41
Elbette din de, Kuran da hem anlaşılır, hem de kolaydır. Uydurulmuş din ise zorluklarla doludur. Mezheplerin tarif ettiği yapıda bir karı kocanın nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğini çok kısaltarak anlatmaya çalışalım. Bu karıkocanın sabahtan akşama bazı işlerinde gözetmeleri gereken sevap, helal ve haramların mezhepçi zihniyete göre neler olduğuna örnekler vererek, mezheplere göre ideal yaşam tarzını sunmaya çalışalım. Böylece Kuran'ın kolay dini ile uydurulan detaycı, zor dinin farkını kavrayalım.

MEZHEPÇİ HANIM VE BEYE GÜNDELİK HAYAT TAVSİYELERİ

Mezhepçi bey ile mezhepçi hanım kalktıklarında sağ ayak ile yataklarından kalkmalıdırlar. Hayırlı işler sağ, hayırsız işler sol ayakla yapılır. Birazdan eğer birisi tuvalete girecekse sol ayakla girer. Tuvalete başı kapalı girmekte sevap vardır. Tuvalette iken konuşulmaz, eğer biri tuvaletin dışından soru sorarsa bu münasebetsize cevap vermemek daha uygundur. Eğer evdeki tuvalet alafrangaysa, bu tuvaleti yıktırıp alaturka yaptırmak daha uygundur. Erkekler ayakta küçük tuvalet yapmak gibi uygunsuz tarzdan kurtulmalı, oturarak küçük tuvaleti yaparak sünnet sevabı kazanmalıdırlar. Eğer çiftimizden biri yıkanacaksa en azından belinde peştemalle yıkanması gerekir. çünkü kişi tek başına tuvalette iken bile avret yerini kapalı tutmaya çalışmalıdır. Her ne kadar insanlar görmüyorsa da melekler ne de olsa insanları görür, meleklerden utanmak lazımdır. Yıkanırken önce sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek gibi sıralara uyulmalı ve kitaplarda yıkanma ile ilgili yazılan Arapça dualar ezberlenip okunmalıdır. Şampuan tipi yıkanma maddeleri kullanıyorlarsa, bunların çoğu alkol içerdiği için bunlar kullanılmayacaktır. Alkolsüzü bulunacaktır. Dişleri temizlemek için misvak kullanılmalıdır. Bu arada dişlere iyi bakılmasında fayda vardır. çünkü kimi alimlere(!) göre dişe dolgu yapılırsa boy abdesti olmaz, kişi cenabet gezer. Bu yüzden dişin çürümesi, komple dişi çektirip dişsiz kalmayı veya çıkmalı takma dişler taktırmayı gerektirecektir. Çıkmalı takma dişler boy abdesti alırken çıkarılıp, bunların altı ıslatılmalıdır, yoksa kişi cenabet gezmeye devam eder.

Namaz kılınacaksa sarık takıp yetmiş kat sevap kaçırılmamalıdır. Sarığın yedi metre olması daha uygundur. Giyilecek elbiseler yeşil, siyah veya beyaz olmalıdır. Sarı veya kırmızı giymemek gerekmektedir. çiftimiz yemeğini yer sofrasında yemeli, sonradan çıkma masa tipi uyduruk şeylerde yememelidir. Yer sofrasında sağ ayak dikilir, sol ayak alta alınıp oturulur. Yemek tek bir kap içinde ortaya konularak yenilir. Yemekte çatal, kaşık gibi aletlerden kaçınılmalıdır. En sevap yemek yeme şekli üç parmakla olur. Bu üç parmak bile bellidir. Baş, işaret ve orta parmaklar. Yemeğe tuz ile başlamak iyidir. Yemekte su içilirse üç nefeste içilmeye gayret edilmelidir. Yemek kesinlikle sağ elle yenmelidir. Sol elle yenilenleri şeytan yemiş olur. Yemek bitince üç parmak, baş parmaktan ortancaya doğru yalanır, bu da sünnettir. Böyle sünnetleri kaçırmamak lazımdır. Aynaya bakmak sünnettir. Erkek aynaya bakıp sakalının bir tutamı geçip geçmediğini kontrol etmeli , sakalı bir tutamı geçtiyse kesmelidir. Sakalı bir tutamdan az kesmek düşünülemez , değil ki pasparlak olmak. Erkeğin gözüne sürme çekmesi, saçlarını yağlayıp ortadan ayırması da hep sevap getiren fiillerdir.

Kadın ise saçını uzatmalı, kesinlikle kesmemelidir. Kadınların kaşını aldırması çok büyük günahtır. Kadın evden çıkacaksa yanında kocası, kardeşi gibi mahremi olmadan 90 km'den fazla gitmesinin haram olduğunu unutmamalıdır. Aslında kadın için en iyisi mümkün olduğunca dışarı çıkmadan evde oturmaktır. Fakat dışarı çıkacak olursa iyice örtünmeli, koku sıkmasının haram olduğunu unutmamalıdır. Kadın için en iyisi komple örtünmesi , eldiven giymesidir. Hatta kadının kestiği tırnakları bile kadından bir parça sayıldığı için, yabancı bir erkeğe göstermeden toprağa gömmesi gerektiğini bir çok mezhep alimi (!) söylemiştir.

Televizyonun seyredilip seyredilmeyeceği tartışmalı bir konu olduğu için eve hiç televizyon almamak en iyisidir. çünkü resim haramdır. Televizyondaki görüntüler resimlerin arka arkaya geçişi olduğu için bunun da haram olduğunu iddia edenler vardır. En azından mezheplere göre bunun şüpheli olduğu kesindir. Mezheplere göre ise şüpheli şeyleri terk etmek en isabetli davranıştır. Radyo dinlemek de çok tehlikelidir. Müzik, telli sazlar, hele hele kadın sesi haramdır. Radyoda sürekli bunlar çıkacağı için mezhepçi çiftimizin bunları eve sokmaması gerekir. Eğer çiftimiz cinsel ilişkiye girmek isterse çırılçıplak bir şekilde bunu yapmanın meleklere karşı utanmazlık olduğunu unutmamalıdırlar. Mümkünse yorgan tipi bir örtünün altında, birbirlerinin cinsel organlarına bakmadan cinsel ilişkiye girmeleri gerekmektedir.
Eve girerken de, çıkarken de sağ ayak kullanılmalıdır. Eve meleklerin girmesini engelleyen köpek kesinlikle sokulmamalıdır. Evdeki yataklar, oturma grupları hep yerin üstünde olmalı, ayaklı olanlarından sakınılmalıdır. Uyurken abdestli uyunmalıdır. çünkü abdestli ölenin şehit olacağı söylenmektedir. Uyurken sağ el başın altına alınıp, sol el salınacak ve sağ tarafın üstüne yatılacaktır. Yüzü koyun yatmak en kötüsüdür. Böyle yatan çiftler birbirlerini ve çocuklarını uyandırıp düzeltmelidirler...

EKSİĞİ ÇOK, FAZLASI YOK

Bu çifte mezheplerin dini adına tavsiyeleri sıralarsak ayrı bir kitap yazmamız gerekirdi. Fakat bu örnekler bile Kuran'a karşın mezheplerin dininin ne kadar zor, karmaşık, yaşanmaz bir sistem olduğunu göstermeye yetmektedir. Bu izahların hepsinin mezhepçi kitaplarda, mezhepçi açıklamalarda yeri vardır. Bu örneklerin eksiği bir hayli çok, fazlası ve abartısı hiç yoktur. Mezheplerin sunduğu sistem yaşanmaz bir sistemdir. Bu halleriyle birçok mezhepçi, ruhbanlık uydurup, ona da uymayan Hıristiyanlar'a benzemektedirler.

Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

57 Hadid Suresi 27


Mezhepçiler insanın her saniyesini dolduran, insanın rahat bir banyo bile yapamayacağı bir sistem oluşturmuşlar ve bunu da din diye ne yazık ki bir çok insana yutturmuşlardır. Fakat Allah'ın gerekli kılmadıklarıyla dolu bu zorlukların sistemine mezhepçilerin birçoğu bile uyamamışlardır. Yalnız ve yalnız Kuran din yapılıp, Kuran dışı kaynaklar reddedilip, Kuran'ın yeterliliğine güvenilmeden bu sorunlar çözülemez. Başarı bu en kolay, en mantıklı yoldadır.

Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."

2 Bakara Suresi 286


Not: www.kurandakidin.net sitesinden alıntıdır.
 
Üst Alt