Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kuran'dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Aşağıdaki Buhari ve tayfasının topladığı hadislere bir bakın.

EĞER SÜNNET DEDİĞİNİZ ŞEY BUNLARSA SİZ İZLEYİN AMA LÜTFEN BaNA İZMEMEM İÇİN NASİHAT ETMEYİN.

BU HADİSLER YÜZÜNDEN GÜZEL DİNİMİZ NE HALE GELMİŞ VE SİZİN GİBİLER YÜZÜNDEN BİRÇOK KİŞİ BU GÜZEL DİNDEN SOĞUYOR. İSLAMINGERÇEKLERİ GİBİ SİTELER SİZİN BU ALLAH'A ORTAK KOŞTUĞUNUZ HADİSLERİ SİTESİNE KOYUP MİLLETİ DİNDEN İMANDAN EDİYOR. YOKSA SİZİN GERÇEK AMACINIZ İSLAMI LEKELEMEYE ÇALIŞIP "DİNLER ARASI DİYALOG MU YAPMAK"? GERÇEK MESAJI ORTAYA ÇIKARMAYA ÇALIŞANLAR MANİ OLUP, KENDİNİ KURAN'A ADAYANLARA KAFİR DİYEREK NEYİ AMAÇLIYORSUNUZ?

"Ömer, peygamberden, halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine birşeyler söyleyip yazmasını istediğinde; Peygamber: 'Allah'ın Kitabı bize yeter' dedi"
Buhari İtisam 26, İlim 39, Cenaiz 32, Merza 17; Müslim Cenaiz 23, Vasaya 22.

"Kuran'dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır"
Tirmizi 2906.


Rivayet eden: İbnu'z-Zübeyr (r.a.) Babama dedim ki: "Ben niye senin Resulullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum. Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi: "Evet ben, Müslüman olduğum günden beri Aleyhissalatu vesselam'ı hiç terketmedim. Hep beraber olduk. Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim: "Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın."
Buhari, İlm 38; Ebu Davud, İlm 4, (3651)

"Peygamberin vefatı yaklaştığında odada içlerinde Ömer’in de bulunduğu bir kaç kişi vardı. Bir ara peygamber : 'Geliniz, sizin için bir daha asla sapmayacağınız bir yazı yazayım.'dedi. Bunun üzerine Ömer: 'Peygamber hastalığın etkisiyle ne dediğini bilmiyor, Kuran yanınızda, Allah'ın Kitabı bize yeter!' şeklinde konuştu."
Buhari, Cihad 176, Cizye 6, İlim 49, Merza 17, Meğazi 83, İtisam 26; Müslim Vasiyye 20,21,22; Hanbel 1/222,324,336,355.

ZİNA YAPAN MAYMUN! EVLİ HERALDE!
"Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamış ve taşlama cezasını uyguluyorlardı. Onları bu haklı işte desteklemek için ben de taş atarak yardım ettim"
Buhari 63/27

"Hesap günü tüm peygamberler korku içinde canlarının derdinde iken, sadece ben ümmetimi düşüneceğim"
Buhari 97/36

"Uğursuzluk üç şeydedir, at, ev ve kadın"
Buhari 76/53

"Karga fasıktır"
Buhari 59/16; Hanbel 2/52

"Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep'le yatardı"
Buhari, Hibe/8.

Yine İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kim bir hayvana temas ederse onu öldürün, hayvanı da beraber öldürün"buyurdu.
İbnu Abbâs'a: "Hayvanın günahı ne (o niçin öldürülsün?)" diye soruldu. Şu cevabı verdi: "(Bu hususta Resûlullah'tan bir şey işitmedim). Tahminimce eti yenmesin veya ondan istifade edilmesin diyedir. Zîra ona, bu muamele yapılmıştır."
Ebû Dâvud, Hudud 30, (4464); Tirmizî, Hudud 23, (1454).

Ebü Dâvud ve Tirmizî'de şu rivâyet de gelmiştir: "Hayvana temas edene bir hadd takdir edilmemiştir."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim cuma günü cenabet guslü ile gusül yapar, sonra cumaya giderse sanki bir deve kurban etmiş gibi (sevaba nail) olur. Kim ikinci saatte giderse bir sığır kurban etmiş gibi (sevaba nail) olur. Kim üçüncü saat giderse boynuzlu bir davar kurban etmiş gibi (sevaba nail) olur. Kim dördüncü saat giderse bir tavuk kurban etmiş gibi (sevaba nail) olur. Kim beşinci saatte giderse bir yumurta tasadduk etmiş gibi (sevaba nail) olur, imam (hutbeye) çıkınca melekler hazır olur, zikri dinlerler."
Buhari, Cuma 4, 19; Müslim, Cum'a 10, (850); Muvatta, Cuma 1, (1, 101); Ebu Davud, Taharet 129, (351); Tirmizi, Salat 358, (499); Nesai, Cuma 14, (3, 99); İbnu Mace, İkamet 82, (1092)

Hz. Enes (ra)'in bize anlattığına göre, Resulullah (sav)'ın tek bir gusülle bütün hanımlarını dolaştığı olmuştur.
Buhari, Gusl 12,24, Nikah 4, 102; Ebu Davud, Taharet 75, (218); Tirmizi, Taharet 106, (140); Nesai, 170, (1, 143)

"Ey Allah'ın Resulü" dedim, "şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girip kıraatimi iltibas etmeme sebep oluyor, (ne yapayım?)" Aleyhissalatu vesselam bana şu cevabı verdi: "Bu Hınzeb denen bir şeytandır. Bunun geldiğini hissettin mi ondan Allah'a sığın. Sol tarafına üç kere tükür." (Osman İbnu Ebi'l-As) de ki: "Ben bunu yaptım, Allah Teala Hazretleri onu benden giderdi."
Müslim, Selam 68, (2203)

Anlattığına göre, kendisine Cenab-ı Hakk'ın şu mealdeki kelamından sual sorulmuştur: "Bilin ki, onlar, Kur'an okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, kalplerde olanı bilendir (Hud, 5). İbnu Abbas (ra) şu açıklamayı yapmıştır: "Bunlar helada soyununca avret mahallerinin açılıp, o manzaralarının semaya ulaşmasından, keza hanımlarıyla cinsi mukarenet sırasında soyununca çıplak hallerinin semaya ulaşmasından korkup haya duyan, (bu yüzden kendilerine sıkıntı veren) kimseler hakkında nazil olmuştur."
Buhari, Tefsir, Hud 1

Resulullah (sav)'ı işittim, şöyle demişti: "İki kişi beraberce helaya gidip, avretleri açık kaza-yı hacet ederken konuşmasınlar. Zira Allah Teala Hazretleri, bu hale gadab eder."
Ebu Davud, Taharet 7, (15)

Sa'd İbnu Ebi Vakkas (ra)'ı işittim, demişti ki: "Uhud gününde Resulullah (sav) sadakının içerisindeki okları bana bir bir verip: "At!" diyordu, "at annem babam sana feda olsun!" Müşriklerden biri müslümanları(n canlarını) yakmıştı, ona kanatsız bir ok attım. Yan tarafından isabet ettirdim. Herif yere yıkıldı ve avret yerleri de açıldı. Resulullah (sav) güldüler, o kadar ki yan dişlerini gördüm."
Buhari, Megazi 18, 15; Müslim, Fedailu's-Sahabe 41, (2411, 2412)

Resulullah (sav) buyurdular: "Yeni doğan her insan yavrusuna, doğduğu anda şeytan mutlaka bir dürter. Yavru, onun dürtmesi (nin verdiği rahatsızlık) sebebiyle bağırarak ağlar. Hazret-i Meryem ve onun oğlu İsa bundan hariçtir." Ebu Hüreyre sözüne devamla: "İsterseniz şu ayeti de okuyun dedi: Meryem: "...Ben onu da soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırırım" dedi (Al-i İmran, 36).
Buhari, Tefsir, Al-i İmran 2; Müslim, Fedail, 146, 2366

Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işitmiştir: "Rüya Allah'tan dır. Hulm (sıkıntılı rüya) şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüya (hulm) görecek olursa sol tarafına tükürsün ve ondan Allah'a istiaze etsin (sığınsın).
(Böyle yaparsa şeytan) kendisine asla zarar edemiyecektir."
Buhari, Tıbb 39, Bed'ü'l-Halk 11, Ta'bir3, 4, 10, 14, 46; Müslim, Rüya 5, (2262); Muvatta, 1, (2, 957); Tirmizi, Rüya 4, (2288); Ebu Davud, Edeb 96, (5021)

GÖZÜNÜZ AYDIN HADİSÇİLER.
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Bana Cebrail aleyhisselam gelerek "Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmadan (şirk koşmadan) ölürse cennete girer" müjdesini verdi" dedi. Ben (hayretle) "zina ve hırsızlık yapsa da mı?" diye sordum. "Hırsızlık da etse, zina da yapsa" cevabını verdi. Ben tekrar: "Yani hırsızlık ve zina yapsa da ha!" dedim. "Evet", dedi, "hırsızlık da etse, zina da yapsa!" Hz. Peygamber (sav) dördüncü kerresinde ilave etti :"Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir."
Buhari, Tevhid 33; Müslim, İman 153, (94); Tirmizi, İman 18, (2646)

BİLİMSEL BİR HADİS
Ben Resulullah (sav) ile birlikte, mescidde idim, o sırada güneş batıyordu. Bana: "Ey Ebu Zerr, biliyor musun güneş nereye gidiyor?" diye sordu. "Allah ve Resulü, daha iyi bilir" dedim. "Arşın altında secde etmeye gidiyor. (Secde için önce) izin ister. Kendisine izin verilir. Secde ettiği halde kendisinden bunun kabul edilmeyeceği zaman yakındır. O zaman izin ister fakat verilmez, kendisine: Geldiğin yere dön ve battığın yerden doğ, denir, işte bunu şu ayet ifade etmektedir: "Güneş de (ilahi bir ayettir ki) müstekarrına (duracağı zamana) kadar cereyan etmektedir..." (Ya-Sin, 38). Resulullah (sav) ilave etti: "Bu (durma hadisesi) ne zamandır, bilir misin? Bu, kişiye imanının fayda vermeyeceği, artık inançsız hale geldiği zamandır."
Buhari, Tefsir, Ya-sin 1, Bed'ü'l-halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, İman 250 (159); Tirmizi, Tefsir, Yasin, (3226)

AMAN DİKKAT! ÇOK GÜNAH!
Resulullah buyurdular ki: "Kur'an-ı Kerim okuyan bir kimse sonradan (terkeder ve okumayı) unutursa kıyamet günü cüzzamlı olarak Allah'a kavuşur."
Ebu Davud, Vitr 21, 1474

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Deniz tutması sebebiyle (gemide) kusan kimseye şehid sevabı verilir. Boğularak ölene de iki şehid sevabı vardır."
Ebu Davud, Cihad 10, (2493)

(DEVAM EDECEK)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu kendisine nikahladı. Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. Kız, o hurma ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine şu ayet indi: "Eğer velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız, onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3)
Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1, 16, 19, 37, Hiyel 8; Müslim, Tefsir 6, 3018; Ebu Davud, Nikah 13, 2068; Nesai, Nikah 66 (6, 115, 116)

Elinden geliyorsa, çarsıya ilk giren olma. Oradan son çıkan da olma. Çünkü çarşı, şeytanın, (insanları şaşırtmak için kıyasıya) savaş verdiği yerdir, bayrağı da orada dalgalanır."
Müslim, Fedailu's-Sahabe 100, (2451)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri donüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunun düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir, öyle ki (buna
kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilemeyecek hale gelir."
Buhari, Ezan 4, Amel fi's-Salat 18, Sehv 6, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Salat 19, (389), Mesacid 83, (389); Ebu Davud, Salat 31, (516); Muvatta, Nida 6, (1, 69); Nesai, Ezan 30, (2, 21)

Başını imamdan önce kaldırıp indiren kimsenin alnı şeytanın elindedir.
Muvatta, Salat 57,(1,92)

Resulullah (sav) buyurdular ki: Biriniz uyuyunca ensesine şeytan üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm yerine eliyle vurarak "üzerine uzun bir gece olsun, yat" dilediğinde bulunur. Adam uyanır ve Allah'ı zikrederse bir düğüm çözülür, abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bütün düğümler çözülür ve böylece canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde habis ruhlu (içi kararmış) ve uyuşuk bir halde sabaha erer."
Buhari, Teheccüd 12, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Müsafirin 207, (776); Muvatta, Kasru's-Salat 95, (1, 176); Ebu Davud, Salat 307, (1306); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 5, (3, 203)

Resulullah (sav)'ın yanında bir adamın zikri geçti ve sabaha kadar uyuduğu namaza kalkmadığı söylendi. Aleyhissalatu Vesselam: "Bu adamın kulağına şeytan işemiştir" buyurdu.
Buhari, Teheccüd 13, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Müsafirin 205, (774); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 6,(3, 204)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah hapşırmayı sever, esnemeden hoşlanmaz. Öyleyse sizden biri hapşırır ve Allah'a hamdederse, bunu işiten her müslüman üzerine, yerhamukallah demesi hak (bir vazife)dir. Ancak esnemeye gelince, işte bu, şeytandandır. Biriniz namazda esneyecek olursa, imkan nisbetinde kendini tutsun ve "hah" diye ses çıkarmasın. Zira buy şeytandandır, şeytan kendisine gülüyor demektir."
Buhari, Edeb 125,128, Bedü'l-Halk 11; Müslim, Zühd 56, (2994); Ebu Davud, Edeb 97, (5028); Tirmizi, Salat 273, (370), Edeb 7, (2747, 2748)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kadın avrettir, dışarı çıktı mı şeytan ona muttali olur."
Tirmizi, Rada 18, (1173)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biriniz uykudan uyandığı zaman üç kere sümkürsün. Zira şeytan, burnunun içinde geceler."
Buhari, Bed'ül-Halk 11, (6, 243); Müslim, Taharet 23, (238); Nesai, Taharet 73, (1, 67)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden kimse sakın sol eliyle yiyip içmesin. Çünkü şeytan soluyla yer içer."
Müslim, Eşribe 106, (2020); Muvatta, Sıfatu'n-Nebiyy 5, (2, 922, 923); Ebu Davud, Et'ime 20, (3776); Tirmizi, Et'ime 9, (1801)

Resulullah (sav), parmakların ve kapların yalanmasını emretti ve dedi ki: "Siz, bereketin, yemeğinizin hangi (parça)sında olduğunu bilemezsiniz. Öyleyse birinizin lokması düşecek olursa, onu alıp bulaşan ezayı temizlesin, sakın şeytana terketmesin. Parmaklarını yalamadıkça elini mendille de silmesin. Zira o, taamınızın hangisinde bereket bulundugunu bilemez."
Müslim, Eşribe 136, (2034); Tirmizi, Et'ime 11, (1803)

NİYE ACABA?
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ademoğlundan doğduğu vakit, şeytanın dürtüp de ağlatmadığı kimse yoktur. Bundan sadece Meryem oğlu İsa hariçtir."
Buhari, Enbiya 44, Bed'ü'l-Halk 11, Tefsir, Al-i İmran 2; Müslim, Fezail 147, (2366)

Resulullah (sav)'a evde (bulunması gereken) yataklar zikredilmişti. Şöyle buyurdular: "Kişinin kendisi için bir yatak, kadın için bir yatak, misafir için bir yatak lazımdır. Dördüncü yatak şeytanadır."
Ebu Davud, Libas 45, (4142); Nesai, Nikah 82, (6,135); Müslim, Libas 41, (2084)

MÜNASEBETTEN ÖNCE EDİLMESİ GEREKEN DUA
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden kim hanımına temas etmek isteyince: "Allah'ın adıyla! Allahım, bizi şeytandan uzak tut ve şeytanı da bize vereceğin nasipten uzak tut!" dese, sonra da Allah bu temastan onlara bir evlad nasip etse, şeytan ona ebediyen zarar vermez."
Buhari, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Nikah 116, (1434); Ebu Davud, Nikah 46, (2161); Tirmizi, Nikah 8, (1092)

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Karanlık çöktüğü zaman çocuklarınızı dışarı salmayın. Çünkü şeytanlar bu esnada her tarafa yayılırlar. Yatsı vaktinden bir müddet geçince, onları serbest bırakın. Kapını kapa, Allah'ın ismini zikret. Kandilini söndür, Allah'ın ismini zikret. Yemek kabının ağzını kapa ve Allah'ın ismini zikret, (kapayacak birşey bulamadığın takdirde [çubuk gibi] herhangi bir şeyi üzerine uzatıp koymak suretiyle de olsa (bunu yap)! Zira şeytan, kapalı kapıyı açamaz. Kandilleri söndürün, zira fasıkçık (fare), olur ki, fitili çeker de ev halkını yakar."
Buhari, Bed'ü'l-Halk 11, 14, Eşribe 22, İsti'zan 49, 50; Müslim, Eşribe 96, (2012); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 21, (2, 928, 929); Ebu Davud, Eşribe 22, (3731, 3732, 3733, 3734); Tirmizi, Et'ime 15, (1813)

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Horozların öttüğünü işittiğiniz vakit, Allah'tan lütuf ve ikramını talep edin. Zira onlar bir melek görmüştür. Merkebin anırmasını işittiğiniz zaman şeytandan Allah'a sığının. Çünkü o da bir şeytan görmüştür."
Buhari, Bed'ü'l-halk 15; Müslim, Zikr 82, (2729); Ebu Davud, Edeb 115, (5102); Tirmizi, Da'avat 58, (3455)

TEYEMMÜM AYETİ NASIL İNDİ?
Ebu Davud'un rivayetinde Hz. Aişe (ra) der ki: "Resulullah (sav) Üseyd İbnu Hüdayr (ra)'la Hz. Enes'i, Hz. Aişe (ra)'nin kaybettiği kolyeyi aramaya gönderdi. Bu esnada namaz vakti girdi. Abdestsiz namaz kıldılar. Gelip durumu Resulullah (sav)'a, haber verdiler. Bunun üzerine teyemmüm ayeti indirildi. Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "Üseyd, Hz. Aişe'ye: "Allah rahmetini bol kılsın, senin başına hoşlanmadığın her ne gelmiş ise onda Allah senin için de müslümanlar için de bir ferec (sıkıntıdan kurtulma) kılmıştır" dedi.
Ebu Davud, Taharet 123, (317)

Resulullah (sav) karga gagalamasından, vahşi hayvanlar gibi kolları yaymaktan, kişinin mescidde deve gibi mekan tutmasından nehyetti.
Ebu Davud, Salat 148, (862); Nesai, İftitah 145, (2, 214)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."
Ebu Davud, Et'ime 49, (3844); Buhari, Tıbb 58, Bed'ül-Halk 14; İbnu Mace, Tıb 31, (3504, 3505); Nesai, Fera' 11 (7, 178)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim her sabah acve hurmasından yedi tane yerse o gün geceye kadar ona ne zehir ne de sihir zarar verir."
Buhari, Tıbb 52, 56, Et'ime 43; Müslim, Eşribe 154, (2047); Ebu Davud, Tıbb 12, (3875, 3876)

PEYGAMBERİMİZ (SAV) ANCA HZ. AİŞE KABİR AZABINI ANLATTIKTAN SONRA NAMAZLARINDA ONdaN SIĞINMAYA baŞLAMIŞ. GARİP?
Hz. Aişe, anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Aişe de Resulullah (sav)'a kabir azabından sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "BUNDAN SONRA Aleyhissalatu vesselam'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim."
Buhari, Cenaiz 89; Müslim, Mesacid 123, (584); Nesai, Cenaiz 115, (4, 104, 105)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bana Cibril (as) geldi ve: "Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim)." Girmeyişimin sebebi de üzerinde timsaller bulunan perde bezi idi. Orada bir de köpek vardı, kapının üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını emret ki ağaç şekline dönsun. Örtüden ayak altına atılacak iki minder yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!" Bu söylenenler yapıldı." (Bu rivayet Ebu Davud ve Tirmizi'nin metnine mutabıktır)
Müslim, Libas 102 (2112); Ebu Davud, Libas 48, (4158); Tirmizi, Edeb 44, (2807); Nesai, Zinet 113, (8, 216)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kişi, önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa; (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek, kadın, eşek namazını bozar..." Ebu Zerr'e dendi ki: "Siyahın kırmızıdan, beyazdan farkı nedir?" Şu cevabı verdi: "Ey kardeşimin oğlu! Sen bana, benim Resulullah (sav)'a sorduğum şeyi sordun. Efendimiz: "Siyah köpek şeytandır" buyurmuştu."
Müslim, Salat 265, (510); Ebu Davud, Salat 110, (702); Tirmizi, Salat 253, (338); Nesai, Kıble 7, (2, 63); İbnu Mace, İkametu's-Salat 38, (952)

(DEVAM EDECEK)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
NASIL SU BU?
Resulullah (sav)'a: "Ey Allah'ın Resulü! Biz senin için Buda'a kuyusundan su alıyoruz. Halbuki onun içerisine (ölmüş) köpeklerin leşleri, kadınların hayız bezleri, insan pislikleri atılıyor, (ne yapalım, su almaya devam edelim mi?)" diye sordular. Şu cevabı verdi: "Su temizdir, onu hiçbir şey kirletmez."
Ebu Davud, Taharet 34, (66); Tirmizi, Taharet 49, (66); Nesai, Miyah 2, (1, 174)

ÖLDÜRÜN KÖPEKLERİ!!!!!!!
Resulullah (sav) av veya koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti." İbnu Ömer (ra)'e: "Ebu Hüreyre, "Veya ekin köpeğini de diyor!" denilmişti, bunun üzerine: "Onun ekini var da ondan!" cevabını verdi ve ilave etti: "Biz Medine ve civarına gider, tek köpek bırakmaz, hepsini öldürürdük. Hatta biz, çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeği bile öldürdük."
Buhari, Bed'ü'l-Halk 14; Müslim, Musakat 45, (1570); Muvatta, İsti'zan 14, (2, 969); Tirmizi, Sayd 4, (1488); Nesai, Sayd 9, (7,184)

ŞURDAKİ DEDEYİ GÖRMEMİŞİZ, GEL BURAYA BİR ŞEY YAPMAYACAĞIZ!!!
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müşriklerin yaşlılarını öldürün, fakat tıfıllarına (şerh) yani henüz tüyü çıkmayanlara dokunmayın."
Ebu Davud, Cihad 121, (2670); Tirmizi, Siyer 28, (1583)

Resulullah (sav) bir seferde idi, müşriklerden bir casus gelip, ashabının yanında bir müddet oturup konuştu. Sonra sıvışıp gitti. Resulullah (sav): "O bir casustur, arayıp bulun ve öldürün" diye emretti. Ben (erken) bulup öldürdüm. Resulullah (sav) selebini bana bağışladı.
Buhari, Cihad 173; Müslim, Cihad 45, (1754); Ebu Davud, Cihad 110, (2653); İbnu Mace, Cihad 29, (2836)

Resulullah (sav): "Kim bir hayvana temas öderse onu öldürün, hayvanı da beraber öldürün" buyurdu. İbnu Abbas'a: "Hayvanın günahı ne (o niçin öldürülsün?)" diye soruldu. Şu cevabı verdi: "(Bu hususta Resulullah'tan bir şey işitmedim). Tahminimce eti yenmesin veya ondan istifade edilmesin diyedir. Zira ona, bu muamele yapılmıştır." (Ebu Davud ve Tirmizi'de şu rivayet de gelmiştir: "Hayvana temas edene bir hadd takdir edilmemiştir.")
Ebu Davud, Hudud 30, (4464); Tirmizi, Hudud 23, (1454)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir insan diğer bir insana: "Ey Yahudi" diye hitab edecek olursa ona yirmi sopa vurun. "Ey muhannes (kadınlaşmış)" diyecek olursa yine o kadar ceza verin. Nikahı haram olan birine, bunu bilerek muvakaa (aşk-ı memnu) yaparsa öldürün."
Tirmizi, Hudud 28, (1462)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim (ısrarla) içki içerse dördüncü sefere kadar kamçılayın, sonra (devam ederse) öldürün." (Ebu Davud'un, Kabisa İbnu Züeyb (ra)'den yaptığı bir rivayette şöyle denmiştir: "Resulullah (sav)'a şarap içmiş bir adam getirildi. Hemen celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi yine celde yapıldı ve öldürme kaldırıldı. Artık, ölüm cezası bir ruhsat olarak kaldırılmıştı.")
Ebu Davud, Hudud 37, (4482); Tirmizi, Hudud 15, (1444)

DİKKAT! ELLERİ KOLLARI OLMAYAN ADAM HIRSIZLIK YAPIYOR!!!!!!!!!!
Resulullah (sav)'a bir hırsız getirilmişti. "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü, bu adam sadece çaldı" denildi. Bunun üzerine "Öyleyse (elini) kesin!" dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine: "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dendi. Bunun üzerine "Öyleyse kesin!" dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber: "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" denildi. Bunun üzerine: "(Sol elini) kesin!" diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. "Öldürün onu!" buyurdu. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dediler. Bunun üzerine "(Sağ ayağını da) kesin!" diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): "Öldürün onu" diye emretti. Hz. Cabir (ra) der ki: "Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk."
Ebu Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890,91)

Hasan İbnu Ali (ra) zekat hurmasından bir tanesini alıp, hemen ağzına attı. Resulullah (sav): "Hişt, hişt at onu! Bilmiyor musun, biz zekat yemiyoruz!" -veya: "Bize zekat helal değildir!-" diye müdahale etti.
Buhari, Zekat 60, 57, Cihad 188; Müslim, Zekat 161, (1069)

OOHH. İYİ DOYURUN ATI.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Allah'a iman ederek ve va'dini tasdik ederek, Allah yolunda (kullanmak üzere) bir at "tutarsa" bu atın yediği, teri, gübresi, bevli kıyamet günü terazisine girecektir, yani sahibine sevap olacaktır."
Buhari, Cihad 46; Nesai, Hayl 11

Cinlerin heyeti Resulullah (sav)'a gelince: "Ey Allah'ın Resulü! Ümmetini kemikle, mayısla veya kömürle istinca yapmaktan nehyet. Zira, Allah onlarda bize bir rızk yarattı!" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav) bizi, onları taharette kullanmaktan menetti."
Tirmizi, Taharet 14, (18); Nesai, Taharet 35, (1, 37); Ebu Davud, Taharet 20, (39); Müslim, Salat 50, (450)

İbni Mes'ud (ra)'a dedim ki: "Sizden kimse, cin gecesinde Hz. Peygamber (sav)'a refakat etti mi?" "Hayır, dedi, bizden kimse ona refakat etmedi. Ancak bir gece O'nunla (sav) beraberdik. Bir ara onu kaybettik. Kendisini vadilerde ve dağ yollarında aradık. Bulamayınca: "Yoksa uçurulmuş veya kaçırılmış olmasın?" dedik. Böylece, geçirilmesi mümkün en kötü bir gece geçirdik. Sabah olunca, bir de baktık ki Hira tarafından geliyor. "Ey Allah'ın Resulü, biz seni kaybettik, çok aradık ve bulamadık. Bu sebeple geçirilmesi mümkün en fena bir gece geçirdik" dedik. "Bana cinlerin davetçisi geldi. Beraber gittik. Onlara Kur'an-ı Kerim'i okudum" buyurdular. Sonra bizi götürerek cinlerin izlerini, ateşlerinin kalıntılarını bize gösterdi. Cinler kendisine yiyeceklerini sormuşlar. O da: "Elinize geçen, üzerine Allah'ın ismi zikredilmiş her kemik, olabildiği kadar bol etli olarak sizindir. Her deve ve at mayısı da hayvanlarınızın yemidir" buyurmuşlar. Sonra Resulullah (sav) bize şu tenbihte bulundu: "Sakın bu iki şeyle (kemik ve kuru hayvan mayısı) abdest bozduktan sonra istinca etmeyin, çünkü onlar (cinni olan) din kardeşlerinizin yiyecekleridir."
Müslim, Salat 150 (450); Tirmizi, Tefsir, Ahkaf, (3254); Ebu Davud, Taharet 42, (85)

Resulullah (sav), Uhud şehidlerini (defin sırasında) her ikisinin (cesedini) bir giysiye koyuyor, sonra da: "Kuran'ı hangisi daha çok almıştı?" diye sorup, onlardan birine işaret edildiği takdirde, onu lahidde öne koyuyordu. Sonra da: "Ben bunlara şahidim!" diyordu. Onları kanlarıyla defnetmelerini emretti. Onlara cenaze namazı kılmadı, onları yıkamadı da.
Buhari, Cenaiz 73, 74, 75, 76, 79, Megazi 26; Ebu Davud, Cenaiz 31, (3138); Tirmizi, Cenaiz 46, (1036); Nesai, Cenaiz 61, (4, 62)

Bir adam, Resulullah (sav)'a yularlanmış bir deve getirerek: "Bu Allah yoluna bağışımdır" dedi. Resulullah (sav) adama: "Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır!" dedi.
Müslim, İmaret 132, (1892); Nesai, Cihad 46, (6, 49)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Güneş ve Ay kıyamet günü sarılırlar."
Buhari, Bed'ül-Halk 4

NAMAZ SIRASINDA ŞEYTANLA KAVGA!!!!!!!
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri, halka karşı sütre olacak bir şeyin gerisinde namaz kılarken, biri önünden geçmeye kalkarsa ona mani olsun, (beriki haddini bilmeyip) ısrar ederse onunla mücâdele etsin. Zira o, (bu haliyle) şeytandır."
Buharî, Salât 100, Bed'ül-Halk 11; Müslim, Salât 259, (505);Muvatta, Kasru's-Salât 33, (1,154) ; Ebu Dâvud, Salât 108, (697, 698, 699,700) ; N esaî, Kıble 8, (2, 66) ; Kasâme 45, (8, 6162).

AKLI EKSİK KADINLAR?
Resulullah (sav) (bir bayram namazında kadınlar tarafına geçerek): "Ey kadınlar cemaati! (Allah yolunda) sadakada bulunun, istiğfarı çok yapın. Zira ben siz kadınların cehennemde çoğunluğu teşkil ettiğini gördüm" buyurdular. Dinleyenlerden cesaretli bir kadın: "Niye cehennemliklerin çoğunu kadınlar teşkil ediyor, neyimiz var?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Ağzınızdan kötü söz çıkıyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı ve dini eksik olanlar arasında akıl sahibi erkeklere galebe çalan sizden başkasını görmedim!" dedi. O kadın tekrar: "Ey Allah`ın Resulü! Aklı ve dini eksik ne demek?" diye sorunca Aleyhissalatu vesselam açıkladı: "Aklı noksan tabiri, iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tabiri de onların (hayız dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını ifade eder."
Buhari, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Küsuf 9, Nikah 88; Müslim, Küsuf 17, (907), İman 132, (79); Nesai, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187)

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Fahişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu."
Müslim, Tevbe 166, (2245)

Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Secdede ta`dile riayet edin, kimse kollarını köpeklerin yayışı gibi yaymasın."
Buhari, Ezan 141; Müslim, Salat 233, (493); Ebu Davud, Salat 158, (897); Tirmizi, Salat 205, (276); Nesai, İftitah 140, (2, 211, 212)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer Beni İsrail olmasaydı, et kokuşmazdı. Eğer Havva olmasaydı, kadınlar kocalarına hiçbir zaman ihanet etmezdi."
Buhari, Enbiya 1, 25; Müslim, Rada 63, (1470)

(DEVAM EDECEK)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
"Sa'b Ibn-i Cessame...' den söyle dedigi rivayet olunmustur: Ebva yahut Veddan (harbin) de Nebi... bana ugradi ve o sira: (Ya Resula'llah) müsriklerden aile sahibi bulunanlara gece baskini yapiliyor da bunlarin kadinlari, küçük çocuklari da musab (kötülüge ugramis) oluyor? diye soruldu. Resullah: “Onlar da müsrikler (camiasin) dandir”, diye cevap verdi. Ve cevaba devam ederek:'' (Harb halinde) Kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalniz Allah'a ve Resul'ine aiddir-,' buyurdugunu Resulullah'tan isittim, demistir".
Buhari 4:256

Resulullah (sav) Hz. Cibril (a.s.)`e: "Bana, niye halen yapmakta olduğundan daha fazla ziyarette bulunmuyorsun?" diye sormuştu, şu ayet indi: "Cebrail Muhammed`e şöyle dedi: "Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz, geçmişimizi, geleceginizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O`na mahsustur. Rabbin unutkan değildir" (Meryem 64).
Buhari, Tefsir, Meryem 2, Bedü'l-Halk 6, Tevhid 28; Tirmizi, Tefsir, Meryem, (3157)

Resulullah (sav) buyurdu ki: "Kim Allah yolunda evinden ayrılır, sonra da öldürülür, yahut atı veya devesi (yere atıp) boynunu kırar veya bir zehirli sokar veya yatağında ölür ise, Allah`ın dilediği hangi musibetle ölmüş olursa olsun şehit olarak ölür."
Ebu Davud, Cihad 15, (2499)

HERKES ŞEHİT!
İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Gurbette ölmek şehitliktir."

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim hasta halde ölürse şehit olarak ölmüştür ve kabir azabından korunmuştur, sabah-akşam cennetten rızıklandırılır."

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kimin malının yanına (gasbetmek veya çalmak için) gidilir, bu maksatla mal sahibiyle mukatele edilir ve mal sahibi öldürülürse, o kimse şehit olur."

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kimin malı zulüm yoluyla elinden alınmak istenir ve bu yolda öldürülürse, o kimse şehittir."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennete ilk girecek zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Onu takip eden zümre, parlaklık yönüyle gökteki en büyük yıldız gibidir. Cennetlikler bevletmezler, büyük abdest de bozmazlar, tükürmezler, sümkürmezler de. Tarakları altındandır, terleri misktir. Buhurdanları öd ağacından, zevceleri kara gözlü hurilerden olacak. Onlar ataları Adem`in yaratılışı üzere, altmış zira` boyunda tek bir adam suretinde olacaklar."
Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Enbiya 1; Müslim, Cennet 15, (2834); Tirmizi, Cennet 7, (2540)

İnsanlar İbrahim aleyhisselam'a gelecekler: "Ey İbrahim! Sen allah'ın peygamberi ve arz ahalisi içinde yegane Halilisin, bize Rabbin nezdinde şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun?" diyecekler. İbrahim aleyhisselam onlara: "Rabbim bugün çok öfkeli. Bundan önce bu kadar öfkelenmemişti, bundan sonra da bu kadar öfkelenmeyecek. (Şefaat etmeye kendimde yüz de bulamıyorum. Çünkü ben) üç kere yalan söyledim!" deyip, bu yalanlarını birer birer sayacak. Sonra sözlerine şöyle devam edecek: "Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Musa aleyhisselam'a gidin!"
Buhari: 4:581

YALANCI İBRAHİM (A.S)
İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri "İnne sagimü" sözüdür; diğeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır'a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre güzel bir kadındı. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir müslüman bilmiyorum" dedi.
Buhâri, Enbiyâ 9, Büyü' 100, Hibe 36, Nikâh 12, İkrâh 6; Müslim, Fezâil 154, (2371); Ebu Dâvud, Talâk 16, (2212); Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3165).

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm tek bir kaptan su alarak cenabetten yıkanıyorduk ve ellerimiz kabın içine beraber girip çıkıyordu." Bir başka rivayette şöyle gelmiştir: "...Farak denen bir kaptan." Süfyan der ki: "Bir farak, dört sa' hacminde (bir ölçek) dir."
Buhare, Gusl 2, 9; Müslim, Hayz 40, 45, (319, 321); Ebu Davud, Taharet 39, (77), 97, (237), 102, (257); Nesai, 130, 144, 145, 146, 148, Gusl 12, (1, 203).

DEMEK NEDENİ BUYMUŞ!!
Yabancı bir kadını öpen biri Hz. Peygambere geldi ve olayı anlattı. Bunun üzerine 11:114 ayeti nazil olunca o zat: Ey Allah'ın Resulü! Bu yalnız benim için mi? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): Ümmetimden onu yapan herkes içindir" buyurdu.

NAMAZ KIL, HAD CEZASINDAN KURTUL!
Hz. Peygamber'e bir adam geldi ve: Ey Allah'ın Resulü! Ben had cezası gerektirecek bir kabahat işledim. O cezayı bana tatbik et dedi. Ravi der ki: "Bu anda namaz vakti de gelmişti. Adam da Allah Resulü ile beraber namaz kıldı. Namaz bitince yine: Ey Allah'In Resulü! Ben ceza gerektirecek bir kabahat işledim. Binaenaleyh hakkımda Allah'ın kitabını tatbik eyle! dedi. Allah Resulü (a.s.): Sen bizimle birlikte namazda bulundun mu? diye sordu. Evet bulundum dedi. Allah Resulü: "Sen affolundun" buyurdu.
Buhari; Cezalar; Hadis No: 6323

OYARIM GÖZLERİNİ HAAAAAA!!!!
Bir kimse Peygamberimizin kapısındaki bir delikten içeriye baktı. Peygamberimiz, bir ya da birkaç ok ucu alarak ayağa kalktı. Hz. Peygamber onu dürtmek için ona doğru sinerek yaklaşması hala gözlerimin önündedir.
Buhari; İzin İsteme; 5773

ÇOCUKLAR CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYOR.
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlardan üç çocuğu ölen kimseye, yemini yerini bulacak kadar müstesna Cehennem ateşi dokunmaz."
Buhari; İlm; Hadis No: 99

ALLAH HER YERDE DEĞİL Mİ?
Allah Resulü (a.s.) kıble duvarında bir tükürük gördü ve onu kazıdı. Sonra insanlara döndü ve şöyle buyurdu: "Herhangi biriniz namaz kılarken önüne tükürmesin. Çünkü namaz kıldığı zaman Allah, yüzünün geldiği taraftadır."
Buhari; Namaz; Hadis No: 391

Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Her biriniz namazda olduğu zaman şüphesiz Rabbi ile konuşur. O halde (hiç biriniz) ne önüne ne de sağına tükürmesin. Mecbur kalırsa sol tarafına, ayağının altına tükürsün."
Buhari; Cuma; Hadis No: 1138

DÖRDÜNCÜDE ÖLDÜRMEYECEK MİYDİK?
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır. Her kim dünyada sarhoş edici içki içer ve içkiyi bırakmadan ölürse, o kişi Ahirette cennet şarabından içmeyecektir."
Buhari; İçecekler; Hadis No: 5147

EYVAH! NE BÜYÜK BİR GÜNAH! ŞİRKTEN BETER YANİ.
Hz. Peygamber (a.s.): "Kıyamet gününde en şiddetli azaba çarptırılacak olanlar resim yapanlardır" buyurmuştur.
Buhari; Libas; Hadis No: 5494

Hz. Peygamber'e (a.s.) bir kadın gelmiş ve: "Ey Allah'ın Resulü! Benim yeni gelin olmuş bir kızım var. Ancak o, çiçek hastalığına yakalandığı için saçları döküldü. Bu yüzden onun saçlarına (takma saç kullanarak) saç ekleyebilir miyim" diye sormuştu. Bunun züerine Hz. Peygamber (a.s.) "Saçına başkasının saçından ekleyene ve ekletene Allah lanet etsin" buyurdu.
Buhari; Libas; Hadis No: 5479

Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ile Cennet münakaşa ettiler. Cehennem bana zalimler ve mütekebbirler girer dedi. Cennet bana zayıflar ve miskinler girer dedi. Aziz ve Celil Allah Cehenneme: Sen benim azabımsın. Dileyeceğim kimselere seninle azap ederim buyurdu. Cennete de: Sen benim rahmetimsin. Dilediğim kimselere seninle merhamet ederim. İkinizi de dolduracak vardır.
Buhari; Kuran Tefsiri; Hadis No: 4472

Allah Resulü şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kıyamet günü ter, yerin içine yetmiş kulaç işleyecektir. Ve hiç şüphesiz insanların ağızlarına yahut kulaklarına kadar ulaşacaktır." Ravi Sevr bunların hangisini söylediğinde tereddüt etmiştir.
Buhari; Rakaik; Hadis No: 6051

Allah Resulü şöyle buyurdu: "Yüce Allah Kıyamet günü bütün yeri avcuna alır. Göğü de sağ eline dürer. Sonra "Melik benim. Hani yeryüzünün hükümdarları neredeler" diye hitap eder.
Buhari; Kuran Tefsiri; Hadis No: 4438; Tevhit; Hadis no: 6834, 6863

Bir adam Resulüllah'a: Kıyamet ne zaman kopacak diye sordu. Bu sırada yanında ensardan Muhammed adında bir çocuk bulunuyordu. Allah Resulü (a.s.): "Eğer bu çocuk yaşarsa umulurki o ihtiyarlamadan Kıyamet kopar" buyurdu.
Buhari; Rakaik; Hadis No: 6006

Biz Resulüllah ile beraber Mustalik oğulları gazvesinde bulunduk. Bu arada birçok Arap güzeli esir aldık. Kadınlardan ayrı yaşamamız epey uzun sürmüş, kadınlara karşı arzumuz da artmıştı. Fakat bizler, kadınlar üzerinden fazla fidye almayı arzu ettiğimizden esir kadınlara yaklaşıp çocuk olmaması için azil yapmak istedik. Resulüllah yanımızda iken hükmünü ona sormamız uygun olurdu. Resulüllah (a.s.) cevaben: "Böyle yapmanızda size bir zarar yoktur. Allah Kıyamet gününe kadar ne kadar can yaratmayı o mutlaka olacaktır." buyurdu.
Buhari; Alım satım sözleşmeleri; Hadis No: 2077; Azat Etme; Hadis No: 2356

Hz. Peygamber (a.s.): "Akraba ziyaretini kesen kimse Cennete giremez" buyurmuştur.
Buhari; Edep; Hadis No: 5525

(DEVAM EDECEK)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.

Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cehennem, içerisine âsiler atıldıkça: "Daha var mı?" demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu'l-İzze'nin cehennemin üzerine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. İşte o zaman cehennem: "Yeter, yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter!" der. Cennette fazlalık devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir."
Buhari, Tefsir, Kaf 1, Eyman 12, Tevhid 7; Müslim, Cennet 37, (2848); Tirmizi, Tefsir, Kâf, (3268).

EY TAŞ NEREYE!!!!!!!!
Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Buyurdu ki: Benî İsrâîl çıplak ve biribirine baka baka yıkanırlardı. Mûsâ (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) ise (kemâl-i hayâsından) yalnızca yıkanırdı. Benî İsrâîl: "Vallâhi Mûsâ`yı bizimle berâber yıkanmaktan men` eden şey (mutlakâ) debbe, yâni kasığı çıkık olmasıdır." der (ve bu guftugû ile zât-ı celîl-i Risâlet-Penâhına ezâ eder)lerdi. (Mûsâ salla`llâhu aleyhi ve sellem) bir def`a yıkanmağa gitti. Elbisesini de bir taşın üstüne koydu. Taş, elbisesini alıp kaçtı. Mûsâ (aleyhi`s-selâm): "Aman taş, rubamı! Aman taş, rubamı!" diyerek (ve alabildiğine koşarak) arkasına düştü. Benî İsrâîl onu (bu halde) görüp de: "Vallâhi Mûsâ`da bir kusur yokmuş." deyinceye kadar (ardınca gitti). (Ondan sonra Musâ aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) elbisesini alıp taşı döğmeye başladı.- Ebû Hüreyre (radiya`llâhu anh) der ki: Vallâhi o taşta dayaktan hâlâ altı, yâhud yedi bere izi kalmıştır.
Buhari 1:277

TAVLA MI ATALIM!!! SEN NE DİYORSUN, ÇOK GÜNAH!!!!!!!!!
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim tavla oyunu oynarsa elini domuz kanına bulamış gibi olur"
Müslim, Şi'r 10, (2260); Ebu Dâvud, Edeb 64, (4939)

Abbad İbnu Temîm'in amcasından naklettiğine göre, "Amcası, Resülullah aleyhissalâtu vesselâmı mescidde, ayaklarından birini diğerinin üzerine koymuş vaziyette sırtüstü yatarken görmüştür."
Buhârî, Salât 85, İsti'zân 44; Müslim, Libâs 75, (2100); Muvatta, Kasru's-salât 87, (1, 173); Ebu Dâvud, Edeb 36, (4866); Tirmizî, Edeb 19, (2766); Nesâî, Mesacid 28, (2, 50).

Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz sırtüstü uzanıp, sonra da ayak ayak üstüne atmasın."
Müslim, Libâs 74, (2099); Ebü Dâvud, Edeb 36, (4865); Tirmizî, Edeb 20, (2767, 2768).

Peygamber (sav) ve ben bir grup insana rastlayana kadar yürüdük. Bir duvarın arkasında durup küçük abdestini yaptı. Ben uzaklaştım, ama geri gelmem için işaret yaptı. Ben de ona yaklaştım ve bitirene kadar bekledim.
Buhari 1:225

PEYGAMBER EV YAKIYOR!
Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurmuştur: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allâh`a kasem olsun, içimden öyle geçiyor ki, (bir çok) odun yığdırayım. Sonra namaz için ezan okunmasını emredeyim de birine cemâate imam olsun diyeyim. Sonra o cemâati bırakıp (namaza gelmeyen) kimselerin üzerlerine gidip evlerini (kendileri içerde iken) yakıvereyim. Nefsim yed-i kudretinde olan Allâh`a kasem ederim ki, (cemâatten) bu (geri kala)nların her hangisi (burada) semiz etli bir kemip parçası, yahut iki tane a`lâ paça bulacağını aklı kesse (hemen) yatsıya gelir.”
Buhari 1:617

Kıyamet günü kimliğini kanıtlamak için Allah, Peygambere baldırını gösterecek.
Buhari; 97:24, 10:109

Peygamber (sav) hastalarına: "Allah'ın adıyla başlarım. Toprağımız ve içimizden birinin tükürüğü hastayı iyileştirebilir." derdi.
Buhari 7:641

Ölüm meleği Musa’ya gönderilmişti, gittiğinde Musa ona şiddetli bir tokat attı ve gözünü çıkardı. Ölüm meleği Allah’a geri döndü ve “Beni ölmek istemeyen bir kulunuza göndermişsiniz” dedi.
Buhâri 2:423

Peygamber sav buyudu ki: "İnsanlar Kıyamet gününde baygın düşecekler. Daha sonra ben Musa (sav)ı Taht'ın bir sütununu tutarken göreceğim. Ebu Hureyre dedi ki: Peygamber (sav): "İlk dirilen ben olacağım ve Musa (sav)ı Taht'ı tutarken göreceğim.
Buhari 9:524

Bir keresinde Peygamber (sav) gece dışarı çıktığında korkunç bir ses duydu ve "yahudiler mezarlarında azap görüyorlar dedi."
Buhari 2:457

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadının ölen kişi için 3 günden fazla ağlaması caiz değildir. Kocası müstesna, onun için dört ay on gün yas tutmalıdır.
Buhari 7:252

Peygamber (sav)ın söylev yaptığı yerin yanındaki hurma ağacı o kadar çok ağladı ki patlamak üzereydi. Peygamber (sav) kütüğün yanına gidip ona sarıldı. Kütük bir bebek gibi inlemeye başladı ve ağlamayı kesti. Peygamber (sav) bunun üzerine: "Bilmediği şeylerin ne kadar çok olduğu için ağladı" buyurdu.
Buhari 3:308

BÖYLE BİR SAÇMALIĞA KİM İNANIR. BU ADAM NE YAPTIĞINI BİLMİYOR MU?
Biz, Resulullah (sav) ile birlikte mescidde otururken bir bedevi çıkageldi. Durup mescidin içine akıtmaya başladı. Resulullah (sav)'ın Ashab'ı kalkıp: "Dur! dur!" diyerek [üzerine yürümeye] kalktılar ki Resulullah (sav) müdahale etti: "Kestirmeyin, bırakın tamamlasın." Ashab müdahale etmedi, adam da ihtiyacını tamamladı. Sonra Resulullah (sav), adamı yanına çağırdı ve: "Bu mescidler, idrar ve pislik bırakma yeri değildir. Allah'ın zikredildiği yerlerdir. Buralarda namaz kılınır. Kur'an okunur" dedi. Sonra cemaatten birine bir kova su getirmesini emretti. Kova gelince sidiğin üzerine boşalttı.
Buhari, Vudu 57, 58, Edeb 35; Müslim, Taharet 99, (284); Nesai, Taharet 45, (1, 48)

Resulullah (sav), mescidde otururken, bir bedevi girip iki rek'at namaz kıldı. Sonra da şöyle dua etmeye başladı: "Allah'ım, bana da, Muhammed'e de rahmet et. Bizden başka kimseye rahmet etme!" Resulullah (sav) atılıp: "Geniş alanı daralttın!" dedi. Derken adam hemen kalkıp mescidin içine akıtmaya başladı. Halk da hemencecik üzerine yürüdü. Resulullah (sav) onları yasaklayıp: "Kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar olarak gönderilmediniz. Üzerine bir kova su dökün!" ferman buyurdular.
Buhari, Vudu 58; Ebu Davud, Taharet 138, (380); Tirmizi, Taharet 112, (147); Nesai, Taharet 45, (1,48, 49)

AZ YEMEK OLUNCA BOL BOL BESMELE ÇEKMEK LAZIM.
Resulullah (sav) ashabından altı kişi içerisinde yemek yiyordu. Derken bir bedevi geldi. (Besmele çekmeksizin) iki lokmada yutuverdi. Resulullah (sav): "Eğer bu adam besmele çekseydi yemek hepinize yeterdi!" buyurdu.
Tirmizi, Et'ime 47, (1859)

AMAN DİKKAT!
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Gümüş kaptan su içen, karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir." Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Kim altın veya gümüş bir kaptan içerse..."
Buhari, Eşribe 28; Müslim, Libas 1, (2065); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 11 (2, 924-925); İbnu Mace, Eşribe 17 (3413)

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da iki yüzlülerin teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır."
Buhari, Edeb 52; Müslim, Fedail 199, (2526); Muvatta, Kelam 21, (2, 991); Tirmizi, Birr 78, (2026); Ebu Davud, Edeb 39, (4872)

(DEVAM EDECEK)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
BU KADAR GÜNAH dA NİYE KURAN'DA YOK?
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şu resimleri yapanlar var ya, -bir rivayette: "Şu resimlerin sahipleri var ya! Kıyamet günü azab olunacaklar. Onlara: "Şu yaptıklarmızı diriltin" denir."
Buhari, Libas 89, Tevhid 56; Müslim, Libas 103, (2018); Nesai, Zinet 114, (8, 215)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim resim yaparsa, Allah onu Kıyamet günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir."
Buhari, Ta'bir 46; Tirmizi, Libas 19, (1751); Nesai, Zinet 114, (8, 215)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri, rüku ve secdede başını imamdan önce kaldırdığı zaman Cenda-ı Hakk'ın, (Kıyamet günü) başını, eşek başına veya suretine çevire(rek dirilte)ceğinden korkmaz mı."
Buhari, Ezan 53; Müslim, Salat 114, (427); Ebu Davud, Salat 76, (623); Tirmizi, Salat 409, (682); Nesai, İmamet 38. (2, 96)

PEYGAMBERİMİZN ADRESİ. NOT ALIN.
(Bir gün), "ey Allah'ın Resulü! Kıyamet günü bana şefaat edin!" dedim. "İnşaallah yapacağım!" buyurdular. Ben tekrar: "Sizi nerede arayıp bulayım?" dedim. "Beni ilk aradığın zaman, sırat üzerinde ara!" buyurdular. "Size (orada) rastlayamazsam?" dedim. "Mizan'ın yanında beni ara!" buyurdular. "Orada da size rastlayamazsam?" dedim. "Öyeyse beni havzın yanında ara! Zira ben üç mevkinin dışına çıkmam!" buyurdular.
Tirmizi, Kıyamet 10, (2435)

Resulullah (sav)'ı dinledim, "Baldırların açılacağı, kendilerinin secdeye davet edileceği gün..." (Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olarak şöyle diyordu: "Rabbimiz baldırını açar, her mü'min erkek ve her mü'min kadın O'na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler)."
Buhari, Tefsir, Nun vel-Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302, (183)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, kıyamet günü, büyüklenerek elbisesini sürüyenin yüzüne bakmayacaktır." Bir diğer rivayette: "Elbisesini çalımla sürüyene bakmayacaktır" denmiştir.
Buhari, Libas 1, 2, 5, Fezailu'l-Ashab 5, Edeb 55; Müslim, Libas 42, (2085); Muvatta, Libas 11, (2, 914); Tirmizi, Libas 8, (1730); Nesai, Zinet 102, (8, 206); Ebu Davud, Libas 28, (4086)

Ukl ve Ureyne kabilelerinden bir grup insan Resulullah (sav)'ın yanına gelip: "Ey Allah'ın Resulü! Biz hayvancılıkla uğraşıp sütle beslenen (çöl) insanlarıyız, (çift-çubukla uğraşan) köylüler değiliz" dediler. Bu sözleriyle, Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini ifade ettiler. Resulullah (sav), onlara (hazineye ait) develerin ve çobanın (bulunduğu yeri) tavsiye etti. Kendilerine oraya gitmelerini, develerin sütlerinden ve bevillerinden içmelerini söyledi. Gittiler, Harra bölgesine yarınca, İslam'dan irtidad ettiler. Hz. Peygamber (sav)'in çobanını da öldürüp develeri sürdüler. Haber, Hz. Peygamber (sav)'e ulaştı. Resulullah (sav), derhal arkadaşlarından takipçi çıkardı (yakalanıp getirildiler). Gözlerinin oyulmasını, ellerinin kesilmesini ve Harra'nın bir kenarına atılmalarını ve o şekilde ölüme terkedilmelerini emretti.
Buhari, Muharibin 16, 17, 18, Diyat 22, Vudu 66, Zekat 68, Cihad 152, Megazi 36, Tefsir, Maide 6, Tıbb 5, 6, 29; Müslim, Kasame 9, (1671); Tirmizi, Taharet 55, (72), Et'ime 38, (1846); Ebu Davud, Hudud 3, (4364-4371); Nesai, Tahrimu'd-Dem 7, (7, 93-98); İbnu Mace, Hudud 20, (2578)

HANGİ ÜÇ KİŞİ
Resulullah (sa) şöyle buyurdular: "Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azab vardır: 1-Sahrada, fazla suyu bulunduğu halde ondan yolcuya vermeyen kimse, kıyamet günü Allah onun karşısına çıkıp: "Bugün ben de senden fazlımı (lütfumu) esirgiyorum, tıpkı senin (dünyada iken) kendi elinin eseri olmayan şeyin fazlasını esirgediğin gibi" der. 2-İkindi vaktinden sonra, bir mal satıp müşterisisine Allah Teala'nın adını zikrederek bunu şu şu fiyatla almıştım diye yalandan yemin ederek, muhatabını inandıran ve bu suretle malını satan kimse. 3-Sırf dünyevi bir menfaat için bir imama biat eden kimse; öyle ki, dünyalıktan istediklerini verirse biatında sadıktır, vermezse sadık değildir."
Buhari, Şirb 2, Hiyel 12; Müslim, İman 173, (108); Ebu Davud, Büyu 62, (3474, 3475); Nesai, Büyu 6, (7, 247)

Resulullah (sa): "Üç işi vardır, kıyamet gününde Allah onlara ne konuşur ne nazar eder ne de günahlardan arındırır, onlar için elim bir azab vardır!" buyurdu ve bunu üç kere de tekrar etti. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Öyleyse onlar büyük zarar ve hüsrana uğramışlardır. Kimdir bunlar?" dedim. Şöyle saydılar: "(Elbisesini kibirle, yerlere kadar salıp) süründüren, yaptığı iyiliği başa kakan, malını yalan yeminlerle reklam eden kimseler."
Müslim, İman 171, (106); Ebu Davud, Libas 28, (4087, 4088); Tirmizi, Büyu 5, (1211); Nesai, Büyu 5, (7, 245)

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Üç kişi vardır, kıyamet günü Allah Teala hazretleri onlara konuşmaz, nazar etmez, günahlardan da arındırmaz, onlara elim bir azab vardır: 1-Zina eden yaşlı, 2-Yalan söyleyen devlet reisi, 3-Büyüklenen fakir."
Müslim, İman 172, (107); Nesai, Zekat 77, (5, 86)

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri dedi: "Üç kişi vardır, kıyamet günü ben onların hasmıyım: "Benim adıma (yemin) edip sonra gadreden kimse, hür bir kimseyi satıp parasını yiyen kimse, bir işçiyi ücretle tutup çalıştırdığı halde, ücretini vermeyen kimse."
Buhari, Büyu 106

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kim görmediği halde rüya görme iddiasına kalkarsa (kıyamet günü) arpa daneciğine düğüm atması teklif edilir. Kim de kendisinden hoşlanmadıkları halde, bir grubun konuşmasını dinleme gayretine düşerse kıyamet günü kulağına erimiş kurşun dökülür. Kim bir sureti tasvir ederse (kıyamet günü) azaba uğrar ve bu yaptığına ruh üflemesi emredilir, ama üfleyemez."
Buhari, Ta'bir 45; Ebu Davud, Edeb 96, (5024); Tirmizi, Rü'ya 8, (2284)

Resulullah (sav) oruçlu olduğu halde hanımlarından birini öperdi." (Hz. Aişe bunu söyleyip sonra güldü.)
Buhari, Savm 24, 23; Müslim, Sıyam 62-65, (1106); Muvatta, Sıyam 14, (1, 292); Ebu Davud, Savm 33, (2382-2386); Tirmizi, Savm 31, (727-729)

Bir başka rivayette şöyle der: "Resulullah (sav) oruçlu iken mübaşerette bulunurdu. O, nefsine hepinizden çok hakim idi."
Buhari, Savm 24, 23; Müslim, Sıyam 62-65, (1106); Muvatta, Sıyam 14, (1, 292); Ebu Davud, Savm 33, (2382-2386); Tirmizi, Savm 31, (727-729)

TENCERE GİBİ :D
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateşten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar. Öyle tahammülfersa bir azab duyar ki, azabca insanların en hafifi olduğu halde, kendinden şiddetli azab çeken olmadığını zanneder."
Buhari, Rikak 8; Müslim, İman 363 (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607)

02:159 İNDİRDİĞİMİZ APAÇIK AYETLERİ VE DOĞRUYU, Biz onlari insanlar için kitapta iyice açikladiktan sonra, GİZLEYENLERE ALLAH DA BÜTÜN LANET EDEBİLENLER DE LANET EDER.

02:174 ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KİTAPTAN BİRŞEY GİZLEYİP DE BUNULA PARA ALANLAR muhakkak ki, karinlarina atesten baska bir sey yemezler ve kiyamet günü Allah onlarla ne konusur, ne de onlari temize çikarir; onlara sadece pek elem veren bir azap vardir.

YAŞASIN BUHARİ VE DİĞERLERİ İÇİN CEHENNEM!!!!!!!!!!
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
kardeş bir insanın cehenneme gideceğine sadece iblis sevinir
birde buhari adında ondan yüzyıllar sonra onun adını kullanarak hadis yazanlar veya değiştirenlerde olabilir
belki buhari mümindir
ama kuranda hicr 9 a göre sadece kuran koruma altında
cehennem e kimse yi sokmasın herkezi sonsuz mutluluklara hem dünya hemde cennet saadetine ulaştırsın Allah inşaallah
 

Karababa

Member
Katılım
22 Şub 2005
Mesajlar
661
Tepkime puanı
10
Puanları
18
Konum
Bursa
Web sitesi
mantolamabursa.tk
Allahınaskeri' Alıntı:
BU KADAR GÜNAH dA NİYE KURAN'DA YOK?
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şu resimleri yapanlar var ya, -bir rivayette: "Şu resimlerin sahipleri var ya! Kıyamet günü azab olunacaklar. Onlara: "Şu yaptıklarmızı diriltin" denir."
Buhari, Libas 89, Tevhid 56; Müslim, Libas 103, (2018); Nesai, Zinet 114, (8, 215)


Peygamber efendimiz (s.a.v)'in Resmini nerede gördün?
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Selam

YALNIZCA Peygamberimiz (sav)ın resminin olmaması bütün resimleri yasakladığını mı gösterir? Belki de sizin gibi sonradan ona tapacak kişilerden korktu. Kimden aldı yetkiyi de yasaklıyor? Allah mı izin verdi, Allah'a iftira mı etti? Bir düşün derim kardeşim...
 

utku_death

New member
Katılım
22 Mar 2005
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
37
Merhaba Arkadaşlar,

İslamı istedikleri biçime sokmak isteyen insanların dine ekledikleri bazı şeyler, bugün insanların islamdan soğumasına ve kaçmasına neden olmaktadır. Bu kendini medeni insan olarak gören ve islamı elinin tersiyle iten ahmakların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Ama gerçek medeniyetin ve özgürlüğün islamda olduğunu görememektedirler. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum peygamber efendimizin yaşadığı gibi yaşamak zorunda değilim, yani peygamber efendimiz saçını tararken bir ayağı havada olurmuş bende saçımı tararken ayağımı havaya kaldırayım gibi düşünceler ne kadar ona karşı saygı yada sevgi gibi gözüksede içten içe ona tapmaya götürebilir insanı ve bunu oda asla istemiyecektir. O, sistemi bize anlatmaya aracı olmuş bir insandı ve Allahın seçtiği insanlardandı. Evet bir görevi vardı, görevini tamamladı başarı ile ve belki kabul etmeyenler olacak ama görevi bitti (ama bu görev sonun başlangıcı), aslına bakarsanız her insan bir görev doğrultusunda dünyaya gelir kimisinin görevi başka bir canı ahirete yollamaktır kimisininse dünyada savaş çıkarmaktır, herşey yazılmış bir seneryo gereğince tıkır tıkır işler.

Ben Hz. Mehammed(S.A.V) gibi yaşamadım onun yaptığı günlük şeyleri yapmadım nolur cehennememi giderim, tabiki hayır. Peki yapsam kötümü, yine hayır. Burada önemli olan nokta yaptığımız şeyi o yapıyor diye değil, bize olan faydası ve allaha olan samimiyetimizi gösterdiği için yapmamızdır.

Örneğin gelelim kıyafet konusuna. Biz 2005 yılındayız şu an, peygamber efendimiz bizden yaklaşık 1400 sene önce yaşadı. Şimdi görüyorum malum tarzda giyinen bir insanı ve diyorum ki sizce Hz. Muhammed 2005 yılında burda yaşasa sizce nasıl giyinirdi? toplumun 90%'nına ters düşen giysilerimi yoksa çağına uygun bulduğu giysilerimi? bunun cevabı size kalmış. Bu noktada bu insanlar anarşiye düşmüş oluyorlar ki islamda anarşinin yeri nedir?

Hadisler konusunda öncelikle bir kitaptan alıntı yapmak istiyorum...

HADİSLERİN SAYISAL ÇOKLUĞU

Ahmed Emin, hadis uydurmacılığının tablosunu gösteren şu zeki tespiti yapar: “‹lginçtir ki eğer hadisleri açıklayıcı bir şekilde ele alacak olsak piramit biçiminde olduğunu görürüz. Piramidin tepesi Allah'ın elçisinin dönemi olup aşağıya indikçe piramidin eni artmaktadır. Piramidin temeline vardığımızda Peygamber döneminden ne kadar geniş olduğunu farkederiz. Halbuki makul olan tersidir. Çünkü Peygamber’in yanında olanlar hadisleri (Peygamber'in söylediklerini) en çok bilenlerdi. Sonra onların ölümüyle hadisleri bilenlerin sayısı azalacak ve bu şekilde üstteki piramit ters şekilde gelişecekti. Ama bizler Emevi dönemindeki hadislerin bu dönemdekilerden daha kabarık olduğunu görüyoruz.” (Ahmed Emin, Duhaul İslam) Bazı hadis bilginlerinin iddiasına göre 2 milyon hadis vardır. En doğru hadis kitabı olarak gösterilen Buhari'nin kitabındaki hadisleri 600 bin hadis arasından, Müslim'in ise 300 bin hadis arasından seçtikleri söylenir. Ebu Davut kitabındaki hadisleri 500 bin hadisten, mezhep kurucusu olan Malik Muvatta'sını 100 bin hadisten, İbni Hanbel ise Müsned'ini 750 bin hadisten seçtiği söylenir. Peygamberimiz'in aşağı yukarı 23 yıl Peygamberlik yaptığını düşünürsek: 23x365=8395 gün Peygamberlik yapmış olur. Toplam 2 milyon hadis olduğu söylendiğinde Peygamberimiz'in Peygamberlik yaptığı her gün başına 200'den fazla hadis düşer. Herhangi bir kişiye bir yıl önce en çok beraber vakit geçirdiği kişinin; babasının, çocuğunun, karısının veya kocasının hadislerini (sözlerini) ve yaptıklarını yazmasını söyleyelim. Aradan bir yıl geçmesine rağmen yazılan adetleri gördüğümüzde, Peygamberimiz'in vefatından iki yüz yıl sonra, gün başına iki yüz adet rivayet edilen sözlerin toplam sayısından bile bunların içinde ne kadar çok yalan olduğunu anlayabiliriz. Tüm bu hadis kitabı yazarlarının tüm bu hadisleri ezbere bildikleri ve kendilerince en doğru gördükleri hadisleri seçtikleri söylenir. Hadisçilerin kaç hadis bildiklerini söyleyebilmeleri için tüm hadisleri bir yere yazıp saymaları gerekirdi, yoksa kimse ezbere 600 bin hadis bildiğini iddia edemez. Türkçe konuşan bir topluluğa kaç tane kelimeyle Türkçe konuştuklarını soralım, aşağı yukarı kimsenin tam cevap veremediğini görürüz. Sayı 600 bin gibi rakamlara tırmandığında insanın ezberindekini sayması ise imkansızlaşır.


Bu yazıdanda anlaşılacağı gibi hadis konusunda kendimizi biraz daha düşünmeye zorlamamız lazım, kimseye hepsini inkar edelim demiyorum, sadece mantık süzgecinden geçirerek okumanızı istiyorum. Unutmayın ki bazı sonradan eklenmiş hadisler, çağımızda bazı insanlarımızın islamdan -kendi özünden- mahrum kalmasına bile yol açmaktadır.
 

Adem

New member
Katılım
24 Mar 2005
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
47
Allahin askeri kardes (insallah),

Bunlari sen kendi hür iradenle mi kabul ettin de burada yaziya döküyor dikte ve deklare ediyorsun yoksa bazi belirli sahis yada fikirlerden mi etkilendin?

Cok samimi bir soru lütfen kizma.(Yazik soru sorarken bile korkar olduk :) )

Soruyorum cünkü karsi tarafa (karsi ne demekse müslümanlar arasinda!) genelde "sizler" derken adeta Tevessül kritigi yani birilerinin dedigini degil de kendi mantiginizi kullanin suclamasi yapiliyor gibi de! Ben de senin fikrin nasil olsutu ögrenmek istedim.

Tekrar ediyorum, lütfen soruma sadece cevap ver, elestiri yapmiyorum.


Adem
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Allah'ın selamı üzerine olsun Adem

Bunlari sen kendi hür iradenle mi kabul ettin

Neleri? Hadisleri kabul etmemeyi mi? Açar mısın?

Cok samimi bir soru lütfen kizma.(Yazik soru sorarken bile korkar olduk )

Şunu söyleyeyim. Ben çevremde güleryüzlü biri olarak tanınırım. Ama burada bana kafir dendi ateist dendi hatta biri yanında olsam belki beni öldürecekti mürted diye! Bu durumda ben de bildikleri dilden anlatmaya başladım. Dikkat edersen benle saygılı konuşan birine ben saygısızlık etmedim ya da kırmadım. Erhan mesela.

Ben de senin fikrin nasil olsutu ögrenmek istedim.

Fikrimin nasıl oluştuğunu soruyorsun sanırım? Sadece Kuran fikri mi? Eğer o ise, 5-6 ay öncesine kadar ben de hadislerin HEPSİNE inanan biriydim bunu bilmeni isterim. Yalan söylemezler çünkü Allah'tan korkarlar diyordum. Baktım ki en sahih hadisler bile Kuran'la ya da mantıkla ya da birbirleriyle çelişiyor. Bir anda da kopamadım. Hadisleri bırakmaya karar vermeden bir gün önce namaz kılarken dua ettim "Allah'ım yaptığım doğru mu, doğru yolda mı gidiyorum, bir işaret göster" diye. Hayırlı bir rüya gördüm. Benim gibi düşünen kişiler tanıdım şimdi kesin olarak biliyorum ki doğru yoldayım.

Kendine iyi bak...
 

phpcooker

New member
Katılım
9 Mar 2005
Mesajlar
64
Tepkime puanı
2
Puanları
0
bu forumun admini yokmu ya
böyle anlamsız mesaj başlık ve üyeler hala neden nefes alıyor bu forumda
yeter ya
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Ne oldu Phpcooker?

Herkes seninle aynı fikirde mi olmak zorunda? Ben forumun kurallarına uyuyorum. Senle aynı fikirde değilim diye atılacak mıyım?

Biraz birbirimizin fikirlerine saygı lütfen...
 

Admin

Administrator
Yönetici
Katılım
29 Haz 2004
Mesajlar
748
Tepkime puanı
206
Puanları
43
phpcooker' Alıntı:
bu forumun admini yokmu ya
böyle anlamsız mesaj başlık ve üyeler hala neden nefes alıyor bu forumda
yeter ya

S.A , Arkadaslar Burasinin Bir Tartisma Platformu Oldugunu Unutmayalim, ve Herkez Düsüncesinde Özgürdür.

s.a
 

berr

New member
Katılım
25 Mar 2005
Mesajlar
113
Tepkime puanı
4
Puanları
0
Yaş
49
Asker

Asker

YOKSA SİZE MAHSUS BİR KİTAP VAR DA ONDAN MI OKUYORSUNUZ?” (Kalem: 37)

Size ait olmak üzere böyle ders veren bir kitap mı var? Var da ondaki emirlere dayanarak mı böyle hükmediyorsunuz?

Her şeyin nefsinizin heva ve hevesine, süfli arzusuna göre olacağını o kitaptan mı okuyup inceliyorsunuz?

“O kitapta ‘Beğendiğiniz her şey sizindir.’ diye mi yazılı?” (Kalem: 38)

“Resulullah size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının!”(Haşr: 7) Bu ayeti kerimeyi daha öncede yazmıştım fakat görmemekteki ısrarınız gerçekte Allahın askeri olmayışınızmı...?

Onlara ‘Allah’ın indirdiği Kuran’a ve Peygamber’e gelin!’ denildiği zaman münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.” (Nisa:61)

“Peygamber’e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.” (Nûr: 56)

“O Peygamber’e uyun ki, doğru yolu bulasınız.” (A’raf: 158)

“Eğer siz gerçekten müminlerseniz, Allah’a ve Peygamberine itaat ediniz.” (Enfâl: 1)

“Peygamber’e itaat eden, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ: 80)

Bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyurmuşlardır:

Ben size iki şey bıraktım ki, onlara sımsıkı sarılıp tutunduğunuz müddetçe, katiyyen sapıtmazsınız. Birisi Allah’ın kitabı, diğeri ise Resulullah Aleyhisselâm’ın sünnetidir.” (İmâm-ı Mâlik, Muvatta)

“Eğer sana cevap veremezlerse bil, ki onlar sırf heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah’tan bir yol göstericisi olmaksızın kendi heveslerine uyandan daha sapık kim vardır?

Allah zâlimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Kasas: 50)
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
YOKSA SİZE MAHSUS BİR KİTAP VAR DA ONDAN MI OKUYORSUNUZ?” (Kalem: 37)

Size ait olmak üzere böyle ders veren bir kitap mı var? Var da ondaki emirlere dayanarak mı böyle hükmediyorsunuz?

Her şeyin nefsinizin heva ve hevesine, süfli arzusuna göre olacağını o kitaptan mı okuyup inceliyorsunuz?

“O kitapta ‘Beğendiğiniz her şey sizindir.’ diye mi yazılı?” (Kalem: 38)

Bu soruları kendinize sorun...
 

Canruba12

New member
Katılım
10 Mar 2005
Mesajlar
22
Tepkime puanı
0
Puanları
0
"İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için sana da bu Kur’an-ı indirdik!.. Umulur ki düşünüp anlarlar!..." (Nahl 44) ayetinde Hadis-iŞeriflerin önemi vurgulanmaktadır..
verdiğiniz hadislere gelince teker teker ele almak isterim...
ve ricam gerçekten SAMİMİ İSENİZ sorularınızı teker teker sormanızdır..
ve şunu da belirteyim ki muhakkak bütün hadis kitaplarında sahih olmayan ve zayıf hadisler bulunacaktır... ki çoğu zaman buna dair dipnot düşülmüş...

inşaAllah vaktim olunca cevap yazacağım...
 

Allahýnaskeri

New member
Katılım
14 Mar 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Allah'ın selamı üzerine olsun

Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun

14:06 Deliller ve kitaplarla (geldik / gönderdik)... Sana bu mesajı indirdik ki, insanlara açıklayasın / iletesin / beyan edesin ve onlarda düşünsünler.

Bu ayetin hadisleri kastettiğine kanıtın ne? Niye Peygamberimiz hadis yazımını yasakladı, halkın dinini eksik öğrenmesini mi istedi? Burada yine Peygamberin görevinin sadece mesajı İLETMEK, TEBLİĞ etmek olduğu DİĞER AYETLERDE OLDUĞU GİBİ DOĞRULANIYOR. Nedense o ayetleri hiç yazmıyorsunuz?

Hadis konusunda yeterince tartıştık sanırım. Artık bu konuya zorunda kalmadıkça girmeyeceğim.
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
sevgili Allah ın askeri
doğru kurandan başka hidayet kaynağı aranmaz
ama sen kurana göre
eğer Allah a ulaşmayı dilemediysen delalettesin
bunuda biliyormusun


Ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilememiz (HİDAYETte olmak) ve hayatta iken Allah’a ulaştırmamız (HİDAYETe ermek) üzerimize 12 defa farz kılınmıştır.
1) Zümer - 54
Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye'tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Allah'a yönel (Allah'a ulaşmayı dile) ve (ruhunu Allah'a ulaştırarak) Allah'a teslim ol. Üzerine azap (kabir azabı) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardım olunmazsın.

2) Rum - 31
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O'na (Allah'a) yönel (Allah'a ulaşmayı dile) ve böylece O'na (Allah'a karşı) takva sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.


3) Müzemmil - 8
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Rabbinin (Allah'ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O'na (Allah'a) dön (ulaş, vasılol).

4) Nisa - 58
İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).


Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder. İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki; Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki; Allah, işiten ve görendir.

5) Lokman - 15
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


Ve eğer; annen, baban bilmediğin bir şeyi, Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Kim Bana yönelmişse (ruhunu ölmeden evvel Bana ulaştırmayı dilemişse), sen de onun yoluna tâbî ol (sen de Allah'a ulaşmayı dile). Sonra (ölümden sonra) hepiniz Bana döneceksiniz (Azrail (A.S) sizi Bana getirecek). Size yaptıklarınızı haber vereceğim.

6) Maide - 7
Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).

Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi (Allah'a külliyen teslim olma misakinizi hatırlayın) hatırlayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir.

7) Rad - 21
Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).

Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
8) Zariyat - 50
Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).

Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın). Muhakkak ki; ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.


9) Şura - 47
İstecîbû li rabbikum min kabli en ye'tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr(nekîrin).

Allah tarafından geri çevrilmesine çare olmayan (ölüm) günü gelmeden evvel Rabbinizin davetine icabet edin. (Allah'a ulaşmayı dileyin) Ecel günü (geldiği zaman) sizin için başka (kaçıp sığınacağınız) bir sığınak yoktur ve onu inkâr da edemezsiniz.

10) Yunus - 25
Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zatına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

11) Enam - 152
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi Allah'a teslim edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

12) Fecr - 27-28-29-30
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu). İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten). Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî.

Ey mutmain olan nefs! Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş. (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah’a ulaştırdığın zaman), (Bana kul olursun) kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir.
 
Üst Alt