Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kur'an ve Dil

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Kur'an ve Dil

Dinin dili olur mu? Dinin dili olur ise öbür diller neden var? Dinin dili olmaz ise Kur’an’ı Kerim neden tam metniyle Türkçe’ye veya başka bir dile çevrilemiyor. Kur’an’ın Arapça inmesi ve şimdi başka dillere tercüme edilirken Arapça harflerin tam olarak tercüme edilememesi dinin Arapça olduğu anlamına gelmez mi?’ diyorsunuz.

Kur’an, Müslümanların bağlı oldukları dinin kitabıdır. Yani, kuralları Allah tarafından belirlenen dinin kitabı. Bu yönüyle, yani kaynak itibariyle din Allah’a aittir. Dil’in dayandığı kaynak ise insandır. Kaynakları farklı olan iki ayrı şey’le karşı karşıyayız. Böyle oluncada dil, dine ait olmayıp, insanın sahip olduğu bir şeydir. Dil, çeşit çeşit olma ve değişken bir özelliğe sahipken; dinin (vahyin) böyle bir özelliği yoktur. Ve dil, dinden ayrı olarak, dinin dışında da vardır. Yani, dil, dinle sınırlı değildir. Yarattığı kuluna kelimeleri öğreten; ona, eşyayı tanıma, algılama ve anlamlandırma gücünü veren Allah; dilleri çeşit çeşit ve farklı farklı kılmıştır.

Vahy, insanlara, (kullandıkları kelimeleri kullanarak), onların anladıkları dilde gönderilmiştir. Kur’an, dil boyutuyla Rabb’ça değil, insancadır. Dolayısıyla kullandığı dil de herhangi dillerden bir dil olan arapça’dır. Arapça oluşunun nedeni, gönderildiği toplumun kullandığı dil oluşundadır. Başka hiçbir özelliği yoktur. Zaten Arapça konuşan bir topluma başka bir dille kitap göndermek elbetteki düşünüle-mezdi. Bu hususu Yüce Allah şöyle açıklamaktadır:“ Biz bu Kur’an’ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık : ’ayetleri uzun uzun açıklanmalı değil miydi? Bir Arab’a yabancı bir dille söylenir mi?’ derlerdi...” (Fussilet/44).

Diller doğal olarak oluşur. Bu sünnetullahın gereğidir. Din -ilahi olan ise- vahiyle belirlenmektedir. Dolayısıyla dil değişken, vahy sabittir. Bugün yeryüzünde tam tesbit edilemediği için tahminlere dayalı olarak üç-dört bin dil olduğu söylenmektedir. Şayet dinin özel bir dili olsaydı, bu dil, vahiy hangi topluma gönderilirse gönderilsin hiç değişmezdi. Oysa biliyoruz ki Allah vahyi hangi topluma göndermişse onların dilini kullanmıştır. “Kendilerine açıkça anlatabilmesi için, her peygamberi kendi toplumunun dili ile gönderdik.” (İbrahim/14). Yani dinin özel bir dili yoktur.

Allah’ın, dinini gönderdiği toplumun dilini bilmeyenlerin o dili anlamaları mümkün olmadığı halde onları sorumlu tutması düşünülebilir mi? Öyle ya, eğer Kur’an Arapça olduğu için Arap olmayanlarca anlaşılamama özelliği taşıyorsa, diğer bir deyimle anlaşılamayacaksa o zaman bu dinden Arap olmayanların sorumlu tutulmaları söz konusu olamazdı.

Arapçayı bilmeyen ve başka bir dili kullanan herkes Kur’an’ı kendi diline çevirebilir ve o çeviri de Kur’an’ın ne dediğini açıkça ortaya koyabilir... Her dilin kendine özgü özelliklerinin bulunuyor oluşu, Kur’an’ın anlaşılması noktasında bir engel oluştur-maz. Dilimiz Türkçe olduğu halde yapılan Türkçe çevirilerle bizler Kur’an’ı birçok Araptan daha iyi anlayabilmekteyiz. Teknik olarak bazı sıkıntıların yaşanıyor olması, anlam olarak ifade güçlüğünün çekilmesi bir dilin genel olarak anlaşılmasına engel değildir. Hatta, Kur’an’dan; Arapça dışında, başka bir dille anlaşılması mümkün olmayan, bir tek kelime bile gösterilemez. Bu da dinin özel bir dili olmadığını göstermektedir.

Allah’a emanet olunuz.


Selamlar!
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
biz bu kafayla kurnıda incil çevirilerine benzetiriz. kuran arapçadır ve gerçekten kuranı öğrenmek isteyen arapçasını bilmek zorundadır. arapça bilmekte yetmez kuranın indiği dönemde dilin nasıl kullanıldığınıda bilmesi gerekir. meal okumak kuran okumak değildir. meali yazan kişi büyük bir ihtimalle kendi düşüncesi neyse çeviriyi o yönde yönelndirir ister istemez. gerçekten kuranı anlamak isteyen mutlaka arapça bilmelidir.
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Abd' Alıntı:
biz bu kafayla kurnıda incil çevirilerine benzetiriz. kuran arapçadır ve gerçekten kuranı öğrenmek isteyen arapçasını bilmek zorundadır. arapça bilmekte yetmez kuranın indiği dönemde dilin nasıl kullanıldığınıda bilmesi gerekir. meal okumak kuran okumak değildir. meali yazan kişi büyük bir ihtimalle kendi düşüncesi neyse çeviriyi o yönde yönelndirir ister istemez. gerçekten kuranı anlamak isteyen mutlaka arapça bilmelidir.



değerli kardeşim, Kur'ana dayanmadan yazılan yüzlerce şahsi eserler var ve onları okuyoruz da, adam kalkmış, meal hazırlamış, kendinden katsa katsa ne kadar katar ki, bunu okumayı neden içinize sindiremiyorsunuz, anlamış değilim. Diyorsanız ki, hiçbir mealciye inanmıyorum, öğrenirsiniz arabçayı kendi mealinizi kendiniz yaparsınız, fakat şu karşı çıkışınız gerçekten tuhaf, inanın yanlış anlaşılıyorsunuz, benden hatırlatması.. dualarımla
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
THE_HAFIZ' Alıntı:
değerli kardeşim, Kur'ana dayanmadan yazılan yüzlerce şahsi eserler var ve onları okuyoruz da, adam kalkmış, meal hazırlamış, kendinden katsa katsa ne kadar katar ki, bunu okumayı neden içinize sindiremiyorsunuz, anlamış değilim. Diyorsanız ki, hiçbir mealciye inanmıyorum, öğrenirsiniz arabçayı kendi mealinizi kendiniz yaparsınız, fakat şu karşı çıkışınız gerçekten tuhaf, inanın yanlış anlaşılıyorsunuz, benden hatırlatması.. dualarımla

ben meal okumayın dediğimi hatırlamıyorum. arapça bilmiyorsan mecbur meal okumalısın. ama esas olan arapça öğrenip kuranı okuyabilmektir. meal bire bir kelime geçirmek değildir. kişi okur ve anladığını çeviri olarak yazar. bu ise manada bir kısıtlama daralma meyana getirir. mesela bir ayette sürekli tekrarlanan 7 ayet diye bir ifade vardır. bazı meallerde yanına parantezle fatiha yazılır. halbuki orda fatiha ifadesi geçmez meali yazan kişi kendi anladığı kadarıyla o notu düşmüştür. her fırsatta ALlah'ın kitabından başkasını okumayız diyorsunuz ama Allah'ın orjinal ifadesini çevirilere tercih ediyorsunuz bu ne yaman çelişki?
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Abd' Alıntı:
ben meal okumayın dediğimi hatırlamıyorum. arapça bilmiyorsan mecbur meal okumalısın. ama esas olan arapça öğrenip kuranı okuyabilmektir. meal bire bir kelime geçirmek değildir. kişi okur ve anladığını çeviri olarak yazar. bu ise manada bir kısıtlama daralma meyana getirir. mesela bir ayette sürekli tekrarlanan 7 ayet diye bir ifade vardır. bazı meallerde yanına parantezle fatiha yazılır. halbuki orda fatiha ifadesi geçmez meali yazan kişi kendi anladığı kadarıyla o notu düşmüştür. her fırsatta ALlah'ın kitabından başkasını okumayız diyorsunuz ama Allah'ın orjinal ifadesini çevirilere tercih ediyorsunuz bu ne yaman çelişki?



Sevgili dostum,
Loto, toto, maç, iddia türlü boş şeylerle vakit geçireceğime, oturdum arabça öğrendim, bana yetecek kadar çeviri yapacak kabiliyetim var şükür, yani, asıl demek istediğim şey, iki cihanda işimize yarayacak şeylere vakit ayıralım, inş. anlaşılmışımdır.. dualarımla
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
THE_HAFIZ' Alıntı:
Sevgili dostum,
Loto, toto, maç, iddia türlü boş şeylerle vakit geçireceğime, oturdum arabça öğrendim, bana yetecek kadar çeviri yapacak kabiliyetim var şükür, yani, asıl demek istediğim şey, iki cihanda işimize yarayacak şeylere vakit ayıralım, inş. anlaşılmışımdır.. dualarımla

ben zaten arapça ile kurnın daha iyi anlaşılabileceğini söylemiştim. yani senin iki cihanda işime yarayacak dediğin şey.;)
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Abd' Alıntı:
ben zaten arapça ile kurnın daha iyi anlaşılabileceğini söylemiştim. yani senin iki cihanda işime yarayacak dediğin şey.;)



Rabbim Kitabını anlamayı hepimize nasip eyleye.. amin..
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
THE_HAFIZ' Alıntı:
Rabbim Kitabını anlamayı hepimize nasip eyleye.. amin..


Amin...Bunun için ilme ihtiyaç var tabiki...Bu ilmin hangi kitaplardan sağlandığı konusuna değinmiycem:) ...

Dil konusuna gelince binlerce dil var kur'an başka dillere çevirlerek orjinalliğini korumasaydı eğer biz yabancı bir ülkeye gittiğimiz zaman ezan okunduğunda o ezanın ezan olduğunu anlayamazdık...Mesela çine gittik çan çin çon şeklinde ezan okunsaydı hiç bir şey anlayamazdık...Ve bu da namaz vaktini kaçırmamıza sebep olabilirdi... O yüzden indirildiği şekilde kur'anı kerimi okumamız en doğrusu...Derin manasınıda sahabe-i kiram zamanında yaşayan ve onların nakillerini not alan din büyüklerinin kitaplarını okuyarak anlayabiliriz...Bu dini ancak dini tebliğ edenden öğrenebiliriz:) ...Kendi aklımızla ilim sahibi olmadan mümkün değil!
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Amin...Bunun için ilme ihtiyaç var tabiki...Bu ilmin hangi kitaplardan sağlandığı konusuna değinmiycem:) ...

Dil konusuna gelince binlerce dil var kur'an başka dillere çevirlerek orjinalliğini korumasaydı eğer biz yabancı bir ülkeye gittiğimiz zaman ezan okunduğunda o ezanın ezan olduğunu anlayamazdık...Mesela çine gittik çan çin çon şeklinde ezan okunsaydı hiç bir şey anlayamazdık...Ve bu da namaz vaktini kaçırmamıza sebep olabilirdi... O yüzden indirildiği şekilde kur'anı kerimi okumamız en doğrusu...Derin manasınıda sahabe-i kiram zamanında yaşayan ve onların nakillerini not alan din büyüklerinin kitaplarını okuyarak anlayabiliriz...Bu dini ancak dini tebliğ edenden öğrenebiliriz:) ...Kendi aklımızla ilim sahibi olmadan mümkün değil!


Kişi aklıyla ilim sahibi olamaz.. demeyelim de.. Bunu herkes başaramaz.. desek.. sanırım daha doğru olabilir.. Çünkü.. Akaid, kelam vs. türlü ilim dalları Peygamber döneminde yokken, daha sonra tevdi edilmiştir, peki, bu dalları tevdi eden insanlar nasıl başarmıştır bunu.. Elbette Vahyi akıl süzgecinden geçirerek.. Yani, Akıl ile olmaz diyerek, ilmi buzlaştırmanın ve dondurmanın manası yoktur, aklını kullanmayan insanlar, şu anda yeryüzünde afrika liginde seyreden insanlardır, aklın kıymetini kavrayalım.. dualarımla..




Bakara Suresi 44 İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz?Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız.Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

Yunus Suresi 100 Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

Yusuf Suresi 111 Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.

Enbiya Suresi 10 Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

Enbiya Suresi 67 "Yazıklar olsun size ve Allah'ın berisinden taptıklarınıza! Siz hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Rum suresi 24 Yine O'nun ayetlerindendir ki O size, korku ve ümit olmak üzere şimşeği gösteriyor; gökten bir su indiriyor da ölümünden sonra toprağı onunla canlandırıyor. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
THE_HAFIZ' Alıntı:
Kişi aklıyla ilim sahibi olamaz.. demeyelim de.. Bunu herkes başaramaz.. desek.. sanırım daha doğru olabilir.. Çünkü.. Akaid, kelam vs. türlü ilim dalları Peygamber döneminde yokken, daha sonra tevdi edilmiştir, peki, bu dalları tevdi eden insanlar nasıl başarmıştır bunu.. Elbette Vahyi akıl süzgecinden geçirerek.. Yani, Akıl ile olmaz diyerek, ilmi buzlaştırmanın ve dondurmanın manası yoktur, aklını kullanmayan insanlar, şu anda yeryüzünde afrika liginde seyreden insanlardır, aklın kıymetini kavrayalım.. dualarımla..



Pardon burda ilim den bahsettiğimizi sanıyorum...İlim sahibi olmakla aklını kullanmak arasında çok fark var...Eğer zeki insanlar ilim sahibi olsalardı bütün zeki öğrenciler ders çalışmadan kitabın kapağını açmadan sınıflarını geçerlerdi
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Pardon burda ilim den bahsettiğimizi sanıyorum...İlim sahibi olmakla aklını kullanmak arasında çok fark var...Eğer zeki insanlar ilim sahibi olsalardı bütün zeki öğrenciler ders çalışmadan kitabın kapağını açmadan sınıflarını geçerlerdi


Bütün zekilerin ilim sahibi olup olamayacağını bilemem ama, aklını az da olsa kullananların gerçeği bulabileceği Kur'ani Kerim de aşağıda verilen ayetlerde açıktır.. Allah, insana öyle fıtri bir proğram yüklemiştir ki, aklını şuna buna kiralamayıp, tefekkür eden, akleden, düşünen, az da olsa aklını çalıştıran herkes, hem doğruları bulabilir ve hem de istediği ilme sahip olabilir.. Hanfendi, lütfen, şu ne idüğü belirsiz, biz bilemeyiz, büyüklerimiz bilir mantığını yarım saatliğine dahi olsa, bir kenara koyun ve kendi aklınızla şu aşağıda verilen ayetleri sindire sindire bir okuyun.. Bakalım siz nasıl bir sonuç çıkaracaksınız..
(Not: Bu arada, alimlerin anlatılan şaşaalı ve abartılı hayatları karşısında sanki komplekse girmiş gibi bir hava sezinliyorum, unutmayın ki, EŞREFİ MAHLUKAT çerçevesine siz de ve sizin gibi ilme talip olan herkes dahildir, Allahın size bahşettiği değeri başka küçük değerlerle değiştirmeyin lütfen) dualarımla


74. İbrahim, babası Âzer'e şöyle demişti: "Putları tanrılar mı ediniyorsun? Seni de toplumunu da açık bir sapıklık içinde görüyorum."

75. Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

76. Gece onun üstünü örtünce bir yıldız gördü de "İşte Rabbim bu!" dedi. Yıldız battığında ise "Batıp gidenleri sevmem!" diye konuştu.

77. ay'ı doğar halde görünce, "Rabbim bu!" dedi. O batınca da şöyle konuştu: "Eğer Rabbim bana kılavuzluk etmeseydi sapıtan topluluktan olurdum."

78. Nihayet Güneş'in doğmakta olduğunu gördüğünde, "Benim Rabbim bu, bu daha büyük!" dedi. O da batıp gidince şöyle seslendi: "Ortak koştuğunuz şeylerden uzağım ben."

79. "Ben bir hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben."

80. Toplumu ona karşı çıkıp kanıt getirmeye kalkıştı. O dedi ki: "allah hakkında benimle çekişiyor musunuz? Beni doğru yola O iletti. O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Rabbimin dilediği dışında hiçbir şey olmaz. Rabbim bilgice herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Hâlâ öğüt almayacak mısınız?"

81. "Hem siz, hakkında size hiçbir kanıt indirmediği şeyleri allah'a ortak koştuğunuz halde korkmuyorsunuz da ben, ortak tuttuğunuz şeylerden nasıl korkarım!" Şimdi, eğer biliyorsanız, iki gruptan hangisi güvende olmaya/güvenilmeye daha layıktır?

82. İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle kirletmeyenler var ya, güvende olma/güvenilir olma işte onların hakkıdır; doğruyu ve güzeli yakalayanlar da onlardır.

83. İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz kanıtlardır. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz. Senin Rabbin Hakîm'dir, alîm'dir.
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
o ayetleri okuduğum kadar bu ayetleri de okuyorum

Al-i İmran

66 »« İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.


164 »« Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

kitap ve hikmeti öğreten diyor!...Kendi aklınızla öğrenen demiyor demekki dini HZ Muhammed öğreityor...Biz kendi aklımızla okuyarak öğrenmeye çalışmıyormuşuz...
 
Üst Alt