Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kuran Değişti Mi ???

Mahfuz

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
158
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
vay be ite bak ammada kocaman dişleri var!! vay vay vaayyy
 

noanda

New member
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
25
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Kurani kerim Allahin c.c. korumasi altindadir.

Hicr Suresi

6. Dediler ki: "Ey kendisine vahiy gelen! Sen kesinlikle bir mec*nunsun! 7. Doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirseydin ya!" 8. Biz melekleri ancak ceza hükmüyle indiririz, o zaman da onlara artık süre tanın*maz. 9. Kesin olarak bilesiniz ki bu vahyi kuşkusuz biz indirdik ve onu mut*laka koruyan da yine biziz.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
bu iddia çok öenmli bir iddia değil yapılması gerek sadece gidip Hz.
Osman dan kalma kuranı açıp bakamaktır, ozaman anlaşılıcaktır asırlardır atılıp atılıp duru bu idda ama cevabı müzede belli oda istanbulda duruyor merakı olan gitsin baksın çok şükür bizim korkumuz yok, ama sahte kuranlar basılmıyor değil ve bunnun başında amerika geliyor bir zamnalr onun linkini vermişitm gerçek furkan diye bir kitap basmışlardı . ve nette satılıyordu hatta, çok şükür gayeleri hep yarım kalıcak.Allah ın izniyle...
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
bir diğer idda da efendimiz nedne bunları kkitap halinde toplatmadığı , şöyleki sadce kitapta olanların akıbeti belli insanlar sürekli aralara bişey sıkıştırıp duryorlar ama Efendimiz şöyle bir çözüm bulmuştur kuranı ezberletöişitir ve onlar sürekli bu devam etmiştir, öyle bir devre yoktur hafız bulunmasın, bunun kitap haline getirilmesinde etkende hafızların savaşlara vefat etmesi, ve diğer insanlarında ulaşabilmesi, çok şükür günümüzdede hala hafızlarımız azimle çoğalıp bu iddia lara tokatsı cevabını verirler. hepsini toplatıp okutsanız biri bri kelimeyi farklı okumazlar dünyanın neresine giderseniz gidin bir Fatiha suresi olsun yahut diğer sureler olsun farklı okunmaz, bunlar dediğimzi gibi çamur at yapışmazsa izi kalsın belki insanların aklında bir soru işareti oluşturabiliriz durmu , Rabbim herşeyin en iyisini bilendir..
 
S

seha

Guest
Allah "Bu insan sözü,bir sihirdir diyenleri", "O zaman bir benzerini getirin",diye
mübarezeye davet ediyor.Hata bırakın bir suresini bir ayetini hata bir harfin benzerinin getirilmesi İslam'ın mağlubiyeti sayılacağı bir mübarezede, üstelik yüzlerce mahir şairin olduğu bir dönemde kimse bunu becerememiş. Becerememesine delil mi istersin.İslam adına en ufak bir kötü olay hemen şaşalandırılarak, abartılarak anlatılagelir.Hatta en ciddi tarih kitaplarına girer.Rabbim o inkarcıları böyle bir mübarezeye davet etmiş olsunda
biri başarsın ve duyulmasın şöhret kazanmasın.
Hem kolay olsa idi ,bir kağıt bir kalem gibi ucuz bir masrafla kazanılacak bir savaş terkedilmezdi. Aksine;İslam'ı bu şekilde mağlup edemiyeceklerini gördüklerinden zorlu ve masraflı olan büyük ve kanlı savaşlara girmişler.
Taklit edilemiyen bir kitap değiştirilemez.Zira;insanın sönük,belagatten uzak icazsız ve i'cazsız ,fasih olmayan ibareleri hemen görülürdü.
Kur'an'ı oku bak diyeceksin ki; bu farklı.Bir şey farklı ise ya en kötüdür ya en iyi.Kalbi kirlenmemiş hiç kimse kötü diyemez.Hayranlığını gizleyemez.Bu kadar hayran kalınan,her asırda, her yılda her gün 350000 den fazla kişinin taze nazil oluyormuş gibi okuduğu bir kitaba mümkün mü ki insanı kirli eli değmiş olsun.
Buna ancak aklı gözüne inmiş eblehler mümkünat diyebilir.
 

Enes S.

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
104
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
104
Kronoloji bilimi hiçbir zaman kesin tarihi bilemez, bugünkü İstanbul'daki Kuran ilk kitap haline getirilen Kuran'dır.
Belli ki bu araştırmayı yapan kişi isminden de belli Müslüman değil ve işkembeden sallıyor maksat İslam dünyası karışsın. Millet neyin doğru olduğunu biliyor.
 

zxcvbnm22

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
51
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Sevgili darth vader kardeşimize cevabımızdır...

Sevgili darth vader kardeşimize cevabımızdır...

ALLAH’A, KURAN’A, PEYGAMBERLERE VE MÜSLÜMANLARA SALDIRI VE İFTİRA İÇEREN KÜTÜB-İ SİTTE’DEKİ HADİSLERDEN ÖRNEKLER VE ELEŞTİRİLMELERİ

ALLAH’A KARŞI İFTİRA VE SAYGISIZLIK ETMELERİ VE BU KONUDA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ:

1- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “ Resûlullah a.s.v. buyurdular ki :
“ Cehennem içerisine âsiler atıldıkça: “ Daha var mı?” demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu’l-İzze’nin cehennemin içine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. işte o zaman Cehennem: “Yeter, yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter” der. Cennette fazlalık devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir.
(Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan, Akçağ Yayınları 1992 - Ankara. Cilt 14 s.445 Hadis sırası 5226, Alıntıları: Buhari, Tefsir, Kâf 1. Eymân 12. Tevhit 7, Müslim, Cennet 37, ( 2848), Tirmizi, Tefsir, Kaf, (3268) )

( Not: Bundan sonra İbrahim Cananın Kütüb-i Sitte isimli 18 ciltlik hadis kitapları kaynak gösterildiğinde, kaynak ismi K. S . Olarak kısaltılacak ve önüne sıra numarası yazılacak. Örneğin K.S. 5126 gibi.)

HADİSİN TENKİDİ: Yıllarca inanç sistemlerini inceledim bunlardan başka İlahı’nı cehenneme layık görenine hiç rastlamadım. Putperestler dahi, taptıkları putlarına böyle bir şeyi yakıştırmazlar, tercümeyi yapan İbrahim CANAN, asıl metinde geçen cehennemin içine ifadesini tam tercüme etmeyerek, (belli ki, ifade ona da ağır gelmiş) cehennemin üzerine ifadesini kullanmış. Halbuki asıl metinde “aleyhe” değil, ifade “fiyhe” yani “içerisinde” şeklindedir.

Bunlar, Allah’ı tecsim ederek ona ayak isnat ettiler ve bu ayağı da cehenneme koydular. Cennet için ise doldurulmak üzere imtihansız halk yaratılacağını iddia ettiler. Cehennemin boşluğunu Allah’ın ayağıyla, Cennetin boşluğunu ise hiç dünyaya gelmemiş halkla doldurmak öylemi! Allah, bunların bu küfründen münezzeh ve yücedir. Allah’a ayak isnat etmeleri teşbih değil tecsimdir. Zira cehennem cisimdir ve cisimlerin doldurulması ancak cisim ile olur.


Allah’ın, cehennemi neyle dolduracağına dair Kur’an’dan mealen:

- Eğer Rabb’in dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa, işte ihtilaf edip durmaktadırlar.11/118

- Ancak Rabbının merhamet ettikleri, (Bu ihtilaftan) istisna teşkil ederler. Zaten Allah, onları bunun için yaratmıştır. Ve böylece, Rabbının “muhakkak cehennemi hep cin ve insanlarla dolduracağım” sözü yerine gelmiş olacaktır. 11/119

- Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi doğru yola getirirdik). Fakat (hikmetim uyarınca) benden (çıkan) şu söz gerçekleşecektir: “mutlaka cehennemi, cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla tamamen dolduracağım.” 32/13


Görüldüğü gibi, cehennemin doldurulması konusunda uydurdukları hadis Kur’an’a ters düşmektedir.

2- Hz. Ebû Hüreyre r.a. Anlatıyor: “Resûlullah a.s.v. buyurdular ki: Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın.” (Buhari, Itk 20, Müslim, Birr, 112, (2612). )

Müslim’in ifadesinde şu ziyade var. “... Zirâ Allah Âdem’i kendi sûretinde yaratmıştır.” ( K.S. 3483 Cilt 10 Baskı 1990)

3- Yine Ebu Hüreyre r.a. Anlatıyor: “Resûlullah a.s.v. Buyurdular ki: Allah’u teala hazretleri, Hz. Adem a.s.mı kendi sureti üzere ve boyunu da atmış zira olarak yaratınca:.... (K.S. 3382 C.10 S.177 B.1990, alıntısı Buhari, İstizan 1, Müslim, Cennet 28 (2841) ).

4- İbnu Abbâs r.a. Anlatıyor: Resûlullah a.s.v. Buyurdular ki : Bu gece Rabb’imden bir (melek, elçi olarak) geldi. -Bir rivayette ise şöyle demiştir: “Rabbim bana en güzel bir surette geldi” -ve : Ey Muhammed.” dedi.
“Buyur Rabbim, emrindeyim.” dedim.
“Mele’i A’la (da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun dedi.
“Hayır” dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. Hatta onun serinliğini göğüslerimde hissettim.......” (K.S. 4668 C.13 B 1992 alıntı: Tirmizi, Tefsir Sâd, (3231,3232) ).

5- Hz. Übey İbnu Ka’b r.a. Anlatıyor: Resûlullah a.s.v. Buyurdular ki: “Hakk’ın musafaha ettiği ilk kimse Ömer’dir. İlk selam verdiği kimsede o olacaktır.” (K.S.6012 C.16 B. 1993) Alıntı İbn!i Mace 104.

HADİSLERİN TENKİDİ: Allah’a insan şeklin de suret iddia ettiler, öyle bir benzerlikten dolayı yüze vurulmamasını tavsiye ettiler. Aslında istedikleri saygı gayreti değildir. Allah’ın yüzü ile insanın yüzünün aynı olduğunu vurgulamak için yüze vurulmamasını tavsiye etmişlerdir. Allah’ın eline serinlik atfetmeleri de tecsim vurgulamasıdır, aynı şekilde Allah’ın Ömer ile tokalaştığını ve onun elinden tutup cennete koyduğu iddiası da apaçık tecsimdir. Allah’ı tecsim etmek yani cisim saymak apaçık küfürdür.
Ayrıca Ömer’i Peygamberimiz dahil tüm Peygamberlerden ve Müslümanlar dan üstün olarak rivayet etmeleri, karışıklık çıkarma amaçlı bir yalan uydurmasıdır, yoksa Ömer’i sevdiklerinden falan değildir.


6- Hz. Ebu Hüreyre r.a. Anlatıyor: Resûlullah a.s.v. buyurdular ki:
“Üzümü Kerm diye isimlendirmeyin. “Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına” diye kahırlı söz söylemeyin. Zira Allah’ın kendisi dehr (zaman) dir.”(K.S. 5938 C.16 B.1993 Alıntıları, Buhari Edep 101, Müslim Elfaz 516, (2246, 2247), Ebu Davud, edeb 81 (4974), Muvatta, Kelam 3.(2.984).)

HADİSİN TENKİDİ: Allah hiçbir şekilde zaman olarak tavsif edilemez, zira zamanın kendisi yaratıktır. Geçer ve noksanlaşır, bağlı olduğu olaya ilişkin tükenir. Yoktan var edilmekte ve vardan yok edilmektedir. Dün yok olmuştur, yarın yaratılmakla yoktan varlığa gelecektir. Var iken yok olan, yokken var olan hiçbir şekilde İlah olmaz, zira bu hususlar noksanlık ve acizliktir. Allah ise hiçbir şekilde zamanın bu özelikleriyle noksan ve aciz değildir. Zira Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.

Zaman konusunda Kur’an’dan mealen:

-İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi. 76/11

Görüldüğü gibi zaman gelip geçici bir şeydir, Allah zaman olarak tavsif edilemez, hadis diye iddia ettikleri Kur’an’a aykırıdır.

7- Sahiheyn (Buhari ve Müslim) ve Tirmizi de Ebu Hüreyre’den gelen diğer bir hadiste Resûlullah şöyle buyurmuştur:

“Allah Teâla hz.şöyle buyurdu: “Ben, kulumun benim hakkımdaki zannına göreyimdir.” (K.S.5849 C.16 B.1993 alıntıları Buhari, Tevhit 35, Müslim, Zikr 1, (2675), Tirmizi, Züht 51, (2389) )

HADİSİN TENKİDİ : Kullar, Allah hakkında iyi veya kötü zanda bulanabilirler. Bir kimsenin Allah hakkında iftira en kötü zanda bulunması mümkündür, o taktirde iddia ettikleri hadise göre Allah kötüdür manası çıkar ki, Allah’ı öyle bir şeyden tenzih ederiz. Allah kullarının zannına göre değil, kendi zatına göredir. Zan kendi başına hakikatten hiçbir şey ifade etmez. Bununla ilgili olarak Kuran’da şöyle bildirilmiştir. Mealen:

-Onların çoğu zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah onların ne yaptıklarını bilir.10/36

-Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki Kıyamet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir, göklerde sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. 39/67

-Allah’a yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar Rab’lerine sunulacaklar, şahitler de: “İşte Rab’lerine karşı yalan söyleyenler bunlardır.” diyecekler. İyi bilin ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. 11/18

-Bak nasıl Allah’a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter. 4/50

Görüldüğü gibi uydurdukları hadis, Kur’an’a aykırıdır ve Allah’a karşı bir iftira ve isyandır.

8- İbnu’l -Museyyib, Ata İbnu Zeyd el- Leysi, Ebu Hureyre r.a. den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen mahşerde içlerinde münafıkların da olduğu halde (yalnız) bu ümmet kalacak, derken Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette tecelli edecek ve:
-Ben sizin Rabb’inizim, diyecek. Onlar (Allah’ı tanımadıkları için)
“Biz senden Allah’a sığınırız! Rabbımız geldiği zaman biz onu tanırız” diyecekler. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri (karşılarında) onların tanıdıkları suretiyle tecelli edecek ve : “Ben sizin Rabb’inizim” buyuracak. Onlarda:
“Evet, bizim Rabbımız sensin” diyerek ona tabii olacaklar......(K.S.5072 C.14 B.1992 alıntılar Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhit 24, Müslim, İman 299, (182), Tirmizi, Cennet 20, (2560) ) (Sahih-i Müslim,Ahmed Davudoğlu, Sönmez neşriyat A.Ş. C.2 299/665 )

HADİSİN TENKİDİ: Birinci seferki, Allah’ın tecelli ettiği iddialarında, Allah’ın kendisine uygun gelmeyen ve münafıklar içlerinde olduğu halde tüm Muhammed ümmetinin onu tanımayacakları bir surette tecelli ettiğini iddia etmeleri, Allah’a bir saygısızlığı ifade eder. Zira Allah’ın, hem müminler, hem de münafıklar tarafından reddedilecek, (haşa O’ndan) çirkin bir surette tecelli ettiğini iddia etmişlerdir. Öyle ki, inancı ve ameli ne olursa olsun Allah’ı kimse beğenmemiş demektedirler. Ayrıca bu hususu vurgulamak için rivayet yalanlarına münafıkları da dahil etmişlerdir. Ayrıca, Allah’ın suretten surete şekil değiştirme ile tecelli edip göründüğünü iddia etmeleri tecsimdir. O tecsim edilmekten yani yaratıklara benzetilmekten onlarla bir sayılmaktan münezzehtir.

9- İbnu-l Museyyib, Ata İbnu Zeyd el-Leysi, Ebu Hureyre r.a. Den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen, insanlar Resûlullah a.s.v.’e “ Ey Allah’ın Resulü: Kıyamet günü Rabb’imizi görecek miyiz?” diye sordular. O da: “Siz bulutsuz dolunay gecesinde Ay’ı görmekte şüpheye düşer misiniz?” diye cevap verdi. Onlar :
“ Hayır! Ey Allah’ın Resulü.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine:
“Şunu bilin ki siz Rabb’inizi böyle göreceksiniz....(K.S. 5072 C.14 Alıntılar Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhit 24 Müslim, İman 299, (182), Tirmizi, Cennet 20, (2560) )

10- Ebu Zerr r.a. anlatıyor: “Resulullah a.s.v. a’ “sen Rab teala yı hiç gördün mü?” diye sordum. “Nurdur, ben O’nu nasıl görürüm” buyurdular.”( K.S. 5159 C.14 alıntılar, Müslim, İman 291.(178): Tirmizi, Tefsir, Necm,(3278). )

HADİSLERİN TENKİDİ: Son hadiste Allah’ın görülmeyeceğini tahdis etmeleri, görüleceği hususunda tahdis ettikleri evvelki diğer iki hadisle çelişkilidir. Zaten metotlarının ana temellerinden biride budur. Bir konuda bir hadis rivayet ederken o hadise aykırı bir veya birden fazla hadis, tahdis etmeye özenle gayret gösterirler, böylece çelişkili hadisleri işlerine geldiği yerde kullanmak, hem de zihinleri iyice karıştırmak için bunu yaparlar.

KURAN HAKKIN DA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ

I- KUR’AN TAHRİF EDİLMİŞTİR İDDİALARI:

11- Aişe (r.anha)nın azatlısı Ebu Yunus şöyle demiştir: -Aişe (r. anha) kendisi için bir Mushaf yazmamı emretti ve, “ Namazlara ve orta namazına devam edin ” ayetine gelince bana haber ver dedi. Ben de o ayete varınca kendisine haber verdim. Bana o ayeti namazlara , Orta namazına ve ikindi namazına devam edin, Allah için tevazu halinde namaz kılın” şeklinde yazdırdı. Sonra da:
“Ben bunu Resûlullah s.a.v. den duydum” dedi. (Sünen-i Ebû Dâvud terceme ve şerhi, şamil yayın evi 1998. Doç. Dr. İ. Lütfi Çakan K. Salat (2), Bab 5 H. 410 sayfa 148 C.2)

HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis uydurmasıyla, Kuran’da noksanlık olduğunu iddia etmişlerdir. Zira bahsi geçen ayette ikindi ifadesi mevcut değildir. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen

-Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun. 2/238

Olarak ifade edilmiştir. Amaçları Kur’an’a olan itimadı sarsmak için zihinleri bulandırmaktır. Bu hususta başka hadis uydurmalardı vardır. Örneğin:

12- Ubey İbnu Ka’b (r.a.)’ın anlattığına göre, Resûlullah (a.s.v.) kendisine: “Allah, sana Kur’an okumamı emretti” demiş ve Lem yekunullezine kefere’yu ve bu sureden olmak üzere şunu okumuştu: “Allah indindeki din muvahhid İslam dinidir, ne Hıristiyanlık, ne Yahudilik nede Mecusilik değildir. Kim bir hayır yaparsa asla zayi olmayacaktır”. Ubey İbnu Ka’b: “ Bana şunu da okudu” dedi: “Adem oğlunun bir vadi dolu malı olsa ikincisini de arar. İkinciyi de elde etse üçüncüsünü de arar. Ademoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder.” (K.S.943 C.4 B. 1988. Alıntısı, Tirmizi, Menakıp ( 3894). )

HADİSİN TENKİDİ: Tırnak içindeki ifadeler kendilerince uydurulmuş sözlerdir. Kur’an’da bu şekilde ayetler mevcut değildir. Dolayısıyla Kur’an dışında ayet iddia etmişlerdir.

13-......Ebu’d- Derda:
--Abdullah ibn Mesûd “ Ve’l - leyli iza yağşa..”yı nasıl okuyor diye sordu.
Ben kendisine (Alkame)
-- “Ve’l leyli izâ yağşa ve’n -nehari izâ tecelli ve’ zekeri ve’l ünsâ”
şeklinde okudum.
Ebu’d- Darda:
--Vallahi Resûlullah beni böyle okutmuştur. Ben Resûlullah tan ağız ağıza böyle öğrendim dedi. ( Sahih- i Buhari, Ötüken yayınları, Mütercim, Mehmet SOFUOĞLU, cilt 8 B.1987 Kitabu Fedailü Ashâbi’n-Nebi Rivayet 82 s.3521)

HADİSİN TENKİDİ: Böylece Leyl süresi (92/3) Ayette geçen yaratma kelimesinin fazlalık olduğunu, Kur’an’dan olmadığını iddia etmişlerdir. Yani, Kur’an’a ekleme yapılmış olduğunu iddia etmişlerdir.

Yine rivayet ettiler ki:

14- ........ Said ibn Cubeyr şöyle demiştir: Bizler muhakkak İbn Abbas’ın Yanında bulunduk: O şöyle dedi: Bana Ubeyy İbn Ka’b tahdis edip şöyle dedi: Resûlullah (s):....... “ Gemiye gelince, o denizde iş yapan yoksulların dı. Onun için ben onu kusurlu yapmak istedim ki, arkalarında her sağlam gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardı” (el-Kehf 79). “Verâehum (= Arkalarında)” sözünü “ Emenehum melikun” (= Önlerinde bir melik vardır ) şeklinde okumuştur. (Buhari, Kitabu’ş-şurut 15 Cilt 6 s. 2551 Ötüken 1987 ).

HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis rivayetleriyle Kur’an’da geçen (18/79) “Verâehum” (=Arkalarında) kelimesini. “Emenehum” (=Önlerinde) şeklinde olduğunu iddia etmekle yine Kur’an’da tahrifat olduğunu iddia etmişlerdir. Bu kabil örnekler uydurmuş oldukları hadislerde epey vardır, böylece elde mevcut Kuran’ın orijinal olmadığını iddia etmek suretiyle insanlarda şüphe meydana getirmek istedikleri açıktır. Böyle bir iddia Kuran’ın Allah tarafından korunmuş olduğunu inkar manasında olduğu ve bu itibarla da Kur’an’ı inkar etmek olduğu meydandadır. Gerçeklere de aykırıdır, zira dünyada iki ayrı kelime ihtiva eden iki Kur’an mevcut değildir.

(DEVAM EDECEK...)
 

zxcvbnm22

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
51
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Devamı...

Devamı...

II- KURAN’IN PEYGAMBERDEN SONRA TOPLANMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETMELERİ:

15- ............ Zeyd İbn Sabit el-Ensâri ye atfen yaptıkları rivayette: Ebu Bekir ve Ömer’in görevlendirmesiyle Zeyd diyor ki, “Ben kalktım, Kuran’ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu deri parçalarından, kürek kemiklerinden, hurma dallarından ve hâfızların ezberlerinden bir yerde topladım. Ve et-Tevbe Sûresinden iki ayeti, Ebû Huzeyme el-Ensâri’nin yanında buldum. O iki âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım.
Neticede içlerinde Kur’an toplanılan bu sahibeler, Allah kendisini vefât ettirinceye kadar Ebû Bekr’in yanında kaldı ..........................(Buhari, Kitabu’l-Tefsir 199 Cilt 9 s. 4423-4424 Ötüken 1987)

16-............ Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ ( R )’ dan işittim, şöyle diyordu: “ Mü’minlerden oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz... “ Ayeti indiği zaman, Resûlullah (S) Zeyd’i çağırdı. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı..... (Buhari, Kitabu’l-Cihâd ve’s-siyer 47 cilt 6, s.2674. Ötüken 1987 )

HADİSİN TENKİDİ: Kuran’ın, Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olmadığı, sonradan rast gele bir araştırmayla, hurma dallarından, deri parçalarından, taş levhalardan, kürek kemiklerinden, hafızların ezberlerinden toplanmış bir kitap olduğu hususunda müteaddit rivayetler uydurmuşlardır. Öyle ki, Kur’an bu dedikleri şeylere yazılı bir Kitab olmuş olsaydı, bir ambarı doldurması gerekirdi, bu iddiaları Kur’an’a bir iftira ve saygısızlığın ifadesidir. Allah, Kur’an’da Kitab indirmiş olduğunu ayetlerle bildirmiştir. Kur’an Kitab halinde Peygamber zamanında mevcut değil idiyse insanlar Kitab mevcut olmadığı halde, ayetlerde niçin Kur’an’dan Kitab olarak bahsediliyor diye sorarlardı. Peygamber zamanında Kur’an Kitab olarak mevcut idi, ve iddia ettikleri gibi, taş parçalarına , hurma dallarına v.s. yazılmıyordu. İnce ceylan derileri üzerine yazılan bir Kitab halindeydi. Bu hususta Kur’an’dan mealen:

- Andolsun Tûr’a (52/1)
- Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
- Yayılmış ince deri üzerine (52/3)


İfadeleri Kuran’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ayetler peygambere inmişti, eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar, siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kuran’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:

- Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
- İsteyen onları idrak eder. (80/12)
- Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
- Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)


Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kuran’ın sonradan rast gele, taş parçalarından,ağaç kabuklarından, kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır, ve aslı yoktur.
Rivayetler uydurulurken, daha öncede belirttiğim gibi bazen kasıtlı, bazen de tutarsızlık şeklinde bir çok çelişkilere düşülmüştür. Fert ve kişilere kabul ettirmek ve sıkıştıklarında kendilerini kurtarmak için bazen doğrulara da yer vermişlerdir. Öyle ki bir konu hakkında bir rivayet uydurduklarında, muhakkak ona muhalif bir veya birden fazla rivayet uydurmaya özen göstermişlerdir. Sık sık bu tür çelişkili ifadeleri yan yana yazarak okuyucunun bu hususa dikkatini çekmeye çalışacağım. Zira hadis uydurma sistemlerinin kökü budur. Örneğin, Kur’an’ın sonradan rast gele toplanmış bir kitap olduğunu söylerken başka bir yerde, peygamberin onu Mushaf halinde bıraktığını rivayet etmek onlar için gayet normal bir durumdur. şöyle ki, uydurdukları diğer bir rivayette şöyle diyorlar:


17- ......Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. Şaddat İbn Ma’kıl, Abbas’a:
-Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu.
İbn Abbas:
- Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.
Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de:
- İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi. (Buhari,Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988)

Bu hadis evvelki hadislerle çelişkili olduğu gibi, Kur’an’ın Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olduğunu ve Peygamberin hiçbir rivayet bırakmadığını itiraf etmişlerdir.

Diğer bir rivayette de şöyle demektedirler:

18-.......Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:........ “Peygamber hücrenin perdesini açtı da, bizlere bakmaya başladı. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu......”
(Buhari, kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 - 708 Ötüken 1987)

Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın, parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir. Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir.
Ayrıca, görüldüğü gibi 15 ve 16 no lu örneklerde verdiğim rivayetler. 17 ve 18 no.lu örneklerde belirttiğim rivayetlerle çelişki halindedirler.


III - KURAN’IN OKUNUŞUNU TAHRİF İÇİN UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ

19- .......Ben Abdullah İbni Mes’ûd’dan işittim, şöyle diyordu: Ben bir kimsenin bir ayeti, benim peygamberden işittiğim okuyuşun hilâfına okuduğunu işittim. Hemen elinden tuttum ve onu Resûlullah’a getirdim. Resûlullah (S) : “Her ikinizde güzel okudunuz” buyurdu. Şu’be dedi ki: Ben Resûlullah’ın şunu da söylediğini zannediyorum: “(Kur’an hakkında) sakın ihtilaf etmeyiniz. Çünkü sizden evvelki ümmetler kitaplarında ihtilaf ettiler de bu yüzden helak oldular” (Buhari, Kitab’ul-husûmat cilt 5 sayfa 2228 Ötüken 1987)

20-........ O da İbn Abbâs (R)’tan tahdis etti ki, Resûlullah (S) şöyle buyurmuştur: “Cibril bana Kur’an’ı bir okunuş üzerine okuttu. Ben de durmadan bunun artmasını istedim. Tâ yedi türlü okunuşa erişinceye kadar bu dileğimde ısrar ettim”. (Buhari, Kitâbu Bed’i’l-Halk 29 Cilt 7 Sayfa 3035 Ötüken 1987.)

Yukarıdaki rivayette Kur’an’ın, bir okunuş üzerine Cebrail tarafından indirildiği ve peygamberin ısrarıyla yedi okunuşa çıkarıldığı belirtilmiştir. Buna rağmen şöyle de tahdis etmekten çekinmediler:

21- “ Übeyy b Ka’b’den (rivayet edilmiştir.) Dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) Cebrâil’e rastladı ve :
Ey Cibril, ben ümmi bir kavme gönderildim. Bunların arasında koca karılar, ihtiyar erkekler, oğlanlar, kızlar, hiç kitap okumayan adamlar var, dedi.
Cibril o zaman :
- Ey Muhammed, muhakkak’ki, Kur’an yedi harf üzerine nâzil olmuştur, demiştir.” (Kur’an’ı Kerimin faziletleri ve Okuma Kâideleri. Dr. İsmail Karaçam, Marmara ünv. İlahiyat Fakl. Yayınları No 7 sayfa 21 alıntısı, et- Tirmizi, Sahihu’t -Tirmizi bi şerhı’l -İmam İbni’l Arabi, VI.63. Mısır 1934)

Tirmizi’nin bu rivayetinde ise Meğer ki Kur’an zaten yedi okunuş üzerine inmiş ve Peygamberin bundan haberi yokmuş, bu ise bir çelişkidir.

İşin ilginç yanı Kur’an harekeli olup, bir okunuştan başka okunmasına imkan yoktur. Sonradan harekelendi iddiaları uydurmadır. Rivayetlere tabii olan kimseler dahi yedi harf iddialarının ne manaya geldiğini bundan dolayı bilememektedirler. Dr İsmail Karaçam, yukarda bahsi geçen eserin de bu konuda şöyle demektedir:


“Yedi harf ile ilgili haberlerin çok yoğun olmasına her sınıftaki İslam bilginlerinin bu konuda fikir yürütmüş olmasına rağmen, “yedi harf”in manası üzerinde bir fikir birliğine varılmamıştır. “Kur’an ilimleri” ile ilgili bir çok eserde verildiğine göre, üzerinde en çok ihtilaf edilen konu budur. Aynı kaynakların haberlerine nazaran Ebû Hatim b. Hıbbân (354/965) bu konuda 35 ihtilafın varlığına haber vermiş, hatta bunların tamamının 40 kadar olduğu söylenmiştir. Biz bunlardan --- ancak--- birkaç tanesini örnek olarak sunacağız:

1- Alimlerin çoğunluğuna göre, “Yedi harf”den maksat, Arap kabilelerinden meşhur yedisinin lehçeleridir. Fakat yinede bu kabilelerin hangileri olduğu hakkında ihtilaf vardır....

2- “Yedi harf” tabiri, medlûlü müşkül,manası itibariyle müteşabih bir deyimdir. Bu tabirin müşkül olmasının sebebi de, “el- Ahruf” kelimesinden gelmektedir. Çünkü “Harf” kelimesi bir çok manalara delalet eden müşterek lafızdır. Müşterek lafız olması hasebiyle de, hangi mananın kastedildiği --kat’i olarak-- anlaşılmaz.
Dr. İsmail Karaçam böylece devam ederek birkaç örnek daha veriyor. (sayfa 22)

Şimdi dense ki, mahiyeti belli olmayan bu tür rivayetleri neden uydurdular? Nedeni ; Bir şeyin hatalı söylenmesine mazeret kabul edilmişse ve bu mazeret belli değilse, o zaman yapılacak bütün hata ve bozuk uygulamalar bu belirsiz mazerete mal edilebilir. Böylece Kur’an’a bu yönden yapılacak bütün saldırıları meşru göstermeyi amaçlamaktadırlar.

Yapılan yanlış okuyuşlara yapılacak itirazları engellemek içinde şu şekil de rivayet uydurmuşlarıdır:


22- Ebu Hureyre (r.a) hz.anlatıyor: “Resûlullah ( a.s.v.)şöyle buyurdular: “ Kûr’an hakkında münakaşa küfürdür” (K.S 1158 C.5 S. 271 alıntısı, Ebû Dâvûd, Sünnet 5, (4603) )

Bu gibi hadis uydurmalarıyla, Kur’an’ın ihtilaflı okunabileceğini ve bu okunuşlar elde mevcut Kur’an’a uymasa dahi müdahale etmemek gerektiğini. Hatta münakaşa etmenin küfür olduğunu söylemektedirler. Kur’an kelimeleri çeşitli şekilde okunamaz, harekeli olarak nasıl inmişlerse yalnız ve yalnız o şekilde okunurlar. Ve bir okunuşla inmişlerdir. Değişik okumak kelimeyi değiştirmek demektir, bu ise Allah’tan başkası için mümkün değildir. Kur’an’dan, mealen:

- Rabının kitabından sana vahye dileni oku; O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur, O’ndan başka sığınılacak bir kimsede bulamazsın. 18/27

- Elif, lam, ra. Bu kitap; Ayetleri kesinleştirilmiş sonrada hakim ve habir olan Allah tarafından uzun uzadıya açıklanmıştır. (11/1)

Daha önce metotlarının zıt rivayetler uydurmak olduğunu belirtmiştim. Bu konuda da şöyle rivayetleri vardır:

23- .......Enesten naklen........
“-Sizler Zeyd ibn Sabit ile Kur’an’dan herhangi bir şeyde ihtilaf ettiğiniz zaman, Kur’an’ı Kureyş lisanı ile yazınız. Çünkü Kur’an Kureyş lisanı ile nazil olmuştur,dedi.
Onlar da işte böyle yaptılar.( Buhari. Kitabu’l Menâkıb 15 cilt 7 sayfa 3309, ötüken 1987)

Bu hadis ile Kur’an’ın bir lisan üzerine indiğini ve yanlışlıklara ihtilaf edilebileceğini rivayet etmekle, yedi lisan üzerine indiğin ve değişik okunabileceği konusundaki rivayetlerle çelişkiye düşmüşlerdir.

IV - VAHYİN İNİŞ SIRASIYLA İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI ÇELİŞKİLİ HADİSLER

24- Hz Âişe’den naklen ...............”(Peygambere ilk gelen Vahiy âlak suresi 1-5 tir)” (K.S. 5563 C 15 S. 389 - b 1992, alıntıları Buhari, Bed’ü’l- Vahiy, Enbiya 21, Tefsir, Alâk Ta’bir 1; Müslim, İman 252, (160); Tirmizi, Menakıb 13, (3636). )

25- Yahya İbnu Ebi Kesir anlatıyor: “Ebu Seleme İbnu Abdurrahman a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum. “ Ya eyyühe’l - Müdessir (Ey örtüsüne bürünmüş) : (Suresi) dir !” dedi......... (K.S. 5564 C. 15 S. 391 alıntıları, Buhari, Bed’ü’l - Halk 6, Tefsir, Müdessir, tefsir, Alak, Edeb 118 ; Müslim, İman 257, (161) )
Yukarıdaki iki rivayet birbiriyle çelişkilidir.

Sevgili dostum darth vader görüyorsunuz ki Allah'ın garantisinde olan Kur'an hakkında bile böyle entrikalı oyunlar oynayan alçaklar türemiş ve bunun doğruluğunu yukardaki uydurma hadislerle ispata çalışmışlardır. Biz bu embesellere değil Allah'ın kitabına kulak vermeliyiz; uyanık olalım kıymetli kardeşim.
 

YOL GÖSTERÝCÝ

New member
Katılım
2 Nis 2006
Mesajlar
237
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
68
Web sitesi
www.yolgosterici.com
Kardeşim zxcvbnm22 yada her ne haltsa,

Meyva veren ağaç taşlanırmış derler. Sanırım sende bu ağaca taş atmaya çalışanlardansın.

Allah’a ve Yüce kitabına taş atmaya kalkanların başına, başları kadar taş düşsün inşhallah.

Kardeşim, Kuran-ı Kerim Cenab-ı Allah’ın da buyurduğu gibi koruma altındadır, değişmemiştir.

Ama senin doğduğun günden bugüne değiştiğin apaçık…. İnsan olarak doğmuşsun ama şu anki halin insan değil….

Allah Yar ve Yoldaşın olsun.
 

imran268

New member
Katılım
11 Mar 2006
Mesajlar
135
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
darth vader' Alıntı:
Yemende bir cami onarımı sırasında bilinen en eski kuranı kerim bulundu.Yapılan araştırmalar bu kuranın günümüz kuranından farklı olduğunu gösteriyor.
haberi linkten okuyabilirsiniz.
http://www.radikal.com.tr/2000/08/16/dis/01isl.shtml

orjinal Kuran'ın akibeti hakkında daha ayrıntılı bilgi için
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdeg.html


ağzı olan konuşuyor.
canı sıkılnada yazıyor?????

kalın sağlıcakla268
 

Enver Ýstek

metin mete
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
3,935
Tepkime puanı
1,023
Puanları
0
Yaş
60
Konum
Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Amr Ibnu'l-Ass anlatıyor: Peygamberin "Kuran'ı dört kişiden alın, Abdullah Ibn Mes'ud'dan, Salim'den, Muaz'dan ve Übeyy Ibn Ka'b'den" dedigini işittim. (Buhari, Fadailu'l-Kuran 8.)

İkinci hadis: Enes anlatıyor: "Peygamber öldüğünde, dört kişiden başka Kuran'ı tümüyle ezberlemiş olan yoktu. Ebu'd-Derda, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd." (Buhari.)

Üçüncü hadis: Katade'den aktarılıyor: "Malik oğlu Enes'e; 'Peygamber döneminde, Kuran'ı tümüyle ezberleyenler kimlerdir?' diye sordum. şu karşılığı verdi: 'Dört kişi. Tümü de Medine'li. Übeyy Ibn Ka'b, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd (Buhari, aynı yer, Müslim 2465. Hadis.)

İslam din bilirleri bu hadislerdeki açıklamaların "dinsizlerin işine yaradığını" ileri sürerler. Suyuti, El İtkan, Mısır 1978, c.1, s.94, satır 13.)

Ibn Ömer diyor ki: "Hiçbiriniz, Kuran'ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum) demesin. Bilemez ki, Kuran'ın çoğu yok olup gitmiştir. 'Ne kadar ortada varsa o kadarını elimde tutuyorum' desin yalnızca." (Bkz.Suyuti, el İtkan, 2/32.)

bir gün Hizam oğlu Hakim Oğlu Hişam, Furkan suresini okumaktadır. Ömer dinler, bakar ki, Hişam bu sureyi Muhammed'in kendisine öğretip okuttuğundan başka türlü okuyor. Ömer öfkelenmiştir:

"-Bu sureyi sana böyle kim belletip okuttu?"

"-Peygamber!"

"-Yalan söylüyorsun. Çünkü, Peygamber bu sureyi bana senin okuduğundan başka türlü okuttu."

Ömer bu tartışmayı yaparken, Hişam'ın yakasına sarılmıştır. Sonra, adamı alıp Peygamber'e götürür.

"-Bu adam, senin bana okuttuğundan başka türlü okuyor Furkan suresini."

"-Yakasını bırak da adamın okuduklarını ben de dinleyeyim."

Ömer yakasını bırakınca, Muhammed adama döner:

"-Hişam, haydi oku, bir de ben dinleyeyim, Furkan suresini nasıl okuyorsun?"

Hişam, Furkan suresini, kendisine öğretildiği gibi okur. Sonra, Muhammed, "-Bu sure bana böyle indi." der.

Muhammed, aynı sureyi bir de Ömer'e okutturur. Ömer'inki için de aynı şeyi söyler. Yani, ikisininkini de doğru bulmuştur. Sonra da şöyle der:

"- Kuran yedi harf (yedi türlü) indirildi. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse, Kur'an'ı ona göre okuyun. (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Husûmât 4; Tecrîd, hadis no: 1766; Müslim, e's-Sahih, Kitabu Salâti'l-Müsâfirîn/270, hadis no:818)

ALLAHUEKBER ALLAHUEKBER BIZLERI BUNLARA INANANLARDAN EYLEME YARABBIM;,,,,,,,,,
 
S

seha

Guest
(KURAN'ın)İ’câzı(mucizesi) vardır ve mevcuddur. Çünkü, Arap yarımadası ahalisi o asırda mutlak çoğunluk itibâriyle ümmi idi(okuma yazma bilmez idi). Ümmîlikleri için övündükleri kahramanları ve tarihi olayları ve ahlak değerlerine yardım edecek atasözlerini kitâbet yerine şiir ve belâgat kaydıyla muhâfaza ediyorlardı. Mânidar bir kelime, şiir ve belâgat câzibesiyle öncekinden sonrakine hâfızalarda kalıp gidiyordu. İşte şu yaratılış ihtiyacı neticesi olarak, o kavmin mânevî çarşı-yı ticaretlerinde en ziyâde revaç bulan, fesâhat ve belâgat metâı idi. Hattâ bir kabîlenin beliğ bir edibi, en büyük bir kahraman-ı millîsi gibiydi. En çok onunla iftihar ediyorlardı. İşte, İslâmiyetten sonra âlemi zekâlarıyla idare eden o zekî kavim, şu en revaçlı ve övünç kaynakları ve ona şiddet-i ihtiyaçla muhtaç olan belâgatta tüm dünyadan en ileride ve en yüksek mertebede idiler. savaş ederdi ve bir sözüyle barış ediyorlardı. Hattâ onların içinde "Muallâkât-ı Seb’a" nâmiyle yedi edibin yedi kasîdesini altınla Kâbe’nin duvarına yazmışlar, onunla iftihar ediyorlardı.

İşte böyle bir zamanda, belâgat en revaçlı olduğu bir anda Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân nüzûl etti. Nasıl ki, zamân-ı Mûsâ Aleyhisselâmda sihir ve zaman-ı Îsâ Aleyhisselâmda tıb revaçta idi; mu’cizelerinin mühimmi o cinsten geldi. İşte o vakit büleğâ-i Arabı en kısa bir sûresine mukabeleye dâvet etti.
"Eğer kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’ân’dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sûre getirin. (Bakara Sûresi: 23.)
" fermanıyla onlara meydan okuyor. Hem, der ki: "İmân getirmezseniz mel’unsunuz(lanetlendiniz), Cehenneme gireceksiniz." Damarlarına şiddetle vuruyor. Gururlarını dehşetli sûrette kırıyor.

O kibirli akıllarını küçümsüyor, hakaret ediyor. Onları başlangıçta sonsuz bir idam ile ve sonra da Cehennemde ebedi bir idam ile beraber dünyevî idâm ile de mahkûm ediyor. Der: "Ya muâraza ediniz,(karşılık veriniz), yahut can ve malınız helâkettedir.Mahv olacaktır"

İşte, eğer muâraza,karşılık verme mümkün olsaydı, acaba hiç mümkün mü idi ki, bir iki satırla muâraza edip dâvâsını iptal etmek gibi rahat bir çare varken, en tehlikeli, en çetin ve zor savaş yolu seçilsin. Evet o zekî kavim, o siyâsî millet ki, bir zaman âlemi siyâsetle idare ettiği halde, en kısa ve rahat ve hafif bir yolu terk etsin, en tehlikeli ve bütün mal ve canını belâya atacak uzun bir yolu seçsin; hiç mümkün müdir? Çünkü, edibleri birkaç harfle karşılık verebilseydi, Kur’ân dâvâsından vazgeçerdi. Onlar da maddî ve mânevî helâketten kurtulurlardı. Halbuki, savaş gibi dehşetli, uzun bir yolu seçtilerr. Demek, benzerini getirerek savaş mümkün değildi, imkansızdı; onun için muharebe-i bissüyûfa(kılıçla karşılk vermeye)mecbur oldular.


Hem, Kur’ân’ın benzerini yapmak, taklidini yapmak için gayet şiddetli iki sebep var: Birisi düşmanın karşılık verme hırsınıı, diğeri dostlarının şevk-i taklididir ki, şu iki şiddetli sebep altında milyonlar Arabî kitaplar yazılmış ki, hiçbirisi ona benzemez. Âlim olsun, âmî olsun, her kim ona ve onlara baksa kat’iyen diyecek ki, "Kur’ân, bunlara benzemez. Hiçbirisi onu taklid edememiş,benzememiş." Şu halde, ya Kur’ân, bütününün altındadır-bu ise, bütün dost ve düşmanın ittifakıyla battaldır, muhâldir-veya Kur’ân o yazılan umum kitapların üstündedir.


Eğer desen: "Nasıl biliyoruz ki, kimse karşılık vermeye teşebbüs etmedi, kimse kendine güvenemedi mi ki meydana çıksın, birbirinin yardımı da mı fayda etmedi?"


Elcevap: Eğer karşılık mümkün olsaydı, ister istemez kesin teşebbüs edilecekti. Çünkü, izzet ve nâmus meselesi, can ve mal tehlikesi vardı. Eğer teşebbüs edilseydi, ister istemez kesintaraftar pekçok bulunacaktı. Çünkü, hakka karşı,düşman ve inatçı dâimâ çoklukla idi. Eğer taraftar bulsaydı, ister istemez şöhret bulacaktı. Çünkü, küçük bir mücâdele, insanlığın şaşkın bakışını üzerine çekip destanlardaşöhret eder. Şöyle acîb bir mücâdele ve olayise gizli kalamaz. İslâmiyet aleyhinde tâ en çirkin ve en basit şeylere kadar nakledilir, meşhur olur. Halbuki karşılık vermeye dâir Müseylime-i Kezzâbın bir iki fıkrasından başka nakledilmemiş. O Müseylime’de, gerçi belâgat varmış; fakat hadsiz bir hüsn-ü cemâle sahip olan beyân-ı Kur’ân’a nisbet edildiği için onun sözleri saçmalık sûretinde tarihlere geçmiştir. İşte Kur’ân’ın belâgatındaki mucize, katiyen iki kere iki dört eder gibi mevcuddur ki, iş böyle oluyor.

Ey Muannid dinsiz, acaba Kur'an komple değişsinde şöhret bulmasın mümkün mü? Şimdi bu iddialara kendini çok beğenen Sofestia bile gülüyordur. Kendini daha fazla komik duruma düşürme ve cehennemi azdırma
 

Mahfuz

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
158
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
"Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, Allah, alemlerin Rabbi!" (Kasas, 30)

Allah'ın Musa a.s ile bir ağaçtan konuştuğunu unutmasın bazı arkadaşlar! Allah'ı sınırlandıramayız. Allah dilediğini dilediği gibi yapar! "Allah böyle yapmaz" diyemez kimse! istediği yerden istediği gibi tecelli eder! Allah ele kola bacağa muhtaç değildir! ama O istediğini istediği gibi yapar! mü'min kullarında tecelli eder! Onların eliyle kainata müdahele eder! buna kimse karışamaz! Allah'a kimse sınır koyamaz!!!
 

zxcvbnm22

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
51
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yol Gösterici Kardeşimize Cevaptir

Yol Gösterici Kardeşimize Cevaptir

YOL GÖSTERİCİ' Alıntı:
Kardeşim zxcvbnm22 yada her ne haltsa,

Meyva veren ağaç taşlanırmış derler. Sanırım sende bu ağaca taş atmaya çalışanlardansın.

Allah’a ve Yüce kitabına taş atmaya kalkanların başına, başları kadar taş düşsün inşhallah.

Kardeşim, Kuran-ı Kerim Cenab-ı Allah’ın da buyurduğu gibi koruma altındadır, değişmemiştir.

Ama senin doğduğun günden bugüne değiştiğin apaçık…. İnsan olarak doğmuşsun ama şu anki halin insan değil….

Allah Yar ve Yoldaşın olsun.

Bir önceki yazmızı okumadığınız veya anlamadığınız kanaatindeyim. Biz orada Kur'an'dan şüphe eden hadislerin dahi kabul edilemeyeceğini ifade etmek için uydurma hadislerden misaller vermiştik. Fakat Kur'an'ın korunan bir kitap olduğunda seninle hemfikiriz.

Meyve veren ağaçtan maksadınız Buhari gibi hadis kitapları ise Kur'an'a uymayan söz kime ait olursa olsun, sözü yazan hangi kariyere sahip olursa olsun tereddüt etmeden reddederiz. Buharinin hadisleri kendisi tarafından yazılmış bir eser olmadığını tespit eden araştırmacı bir kardeşimizin yazısını buraya almayı uygun bulduk.

NOT: www.hanifdostlar.com sitesindeki Radyoman isimli üyeden alıntıdır.
_________________________________________________________________________


Bu makale asagida verilen linkden ceviridir.

_________________________________________________________________________

Medine Universitesinde hadis tarihine bakarken gozume carpan bir iki nokta bana ilginc geldi. Buharinin hadis kitaplarini Buharini kendisi degil. Buhariden bir kac yuz yil sonra yazilmistir.


10 BOLUM: BUHARININ HADISLERI BUHARI TARAFINDAN YAZILMAMISTIR.


Ehli sunnetciler Kurani terk ettiklerinden kafir yada inanmiyanlar olma yolundadir. Eger Ehl-i Sunet alimlerine Kuran hakkinda en temel sorulari sordugunuzda bile size aptal aptal baktiklarini goreceksiniz. Bu kitapda su ana kadar duzinelerce ayet referans verdigim halde, bu ayetler ehli sunnetcilere cok yabanci gelmekdedir. Neden? Cunku bunlar hic bir zaman bu ayetlerin gercek anlamlarina dikkat etmemislerdir.

Onun icindir ki Allah Resulu bir gun bu sikayetde bulunucakdir.

Furkan 30 Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler

Furkan 30 Ve kaler rasulü ya rabbi inne kavmit tehazu hazel kur'ane mehcura

Alimlerin yaptiklari budur iste. Kurani terk ettiler. Peki Bu ulema ne biliyor dersiniz ? Onlarin bilgileri sahte hadislere dayanan parcali bulutlu bilgidir. Hatta sunu acikca diyebiliriz ki, hadisleri bile dogru durust bilmiyorlar.

Ehli sunnetcilerin en buyuk iddalarindan biride Umam Buhari tarafindan yazilan hadislerin Kurandan sonra ikinci kaynak oldugudur. Diger iddialarida Allahin anlasilmasi icin kolaylastirdigi Kurannin hadisler olmadan Kuranin anlasilmayacagidir.

Bu ayet Kurana tam 4 defa tekrar edilmekdedir.

54:17 Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. öğüt alan yok mu?

Bu ayetin aynisi su surelerde tekrar edilmekdedir. 54:22, 54:32 ve 54:40. Insanoglunu Kurandan ogut almalari icin Allah Kurani kolaylastirmistir. Aslinda bu gayet basit bir mantikdir. Eger Kuran insanliga yol gosterici ise acik ve anlasilir olmasi gerekir. Tekrar etmek gerekirse Ehl-i Sunnet alimleri Kuranin Buharinin hadisleri olmadan anlasilmayacagini iddia ederek bu ayetleri red etmekdedirler.

Bununla birlikde Bu ehl-i Sunnet alimleri Buharinin uydurma hadislerini ilk sayfadan son sayfaya okumamislardir. Eger bunu yapmis olsalardir. Buharinijn uydurma hadislerinin Kurandaki ayetlerden sadece 1/3 acikladigini farkina varacaklardir. Bu basit bir dille su demekdir. Kuranin tamamni aciklayacak kadar yeterli Buhari hadisi yokdur.

Medine Munevere universitesi tarafindan yayinlanan Dr Muhammad Muhsin Khan yazdigi su kitapda SIK SIK su sozler ile karsilasirsiniz. Bu konuda bir hadis yokdur diye. (Sahih Bukhari, Volume 6 - Tafsir of the Quran, translation by Dr Muhammad Muhsin Khan, University Medina Al Munawwara).

Baska bir deyisle Buhari Kurandaki 28 sure icin herhangi bir hadis kayit edemedigini kabul etmistir. Bu basitce Kurandaki 114 surenin yuzde 25 denk gelmekdedir. Hatta geriye kalan hadilserde supheli. Bu sartlar altinda Buharinin hadislerini Kurandan sonra ikinci kaynak oldugunu iddia etmek kafadan hasta olanlarin bir tarifinden baska bir sey degildir.

Genelde Buharinin Hadislerinin senedi konusunda gosterdigi titizlikden ovunc ile bahsedilir. Butun bu komik ve sahane ovgulere ragmen Sahih Buharinin Imam Buhari tarafindan yazildigina dair hic bir delil yokdur.

Ehli Sunnet ulemesinin kendi kabullerine gore, Buhari Kitaplari bize tek bir kaynak olarak gelmemsitir. Onun yerinekabul goren degisik rivayetlerden secilen AL-Kushaymaninin (d.389) Buharinin ogrencilerinden Al Firabri dayanarak olusturdugu kaynakdir.

Bunun adi: Ulema dansi yada iki yuzlulukdur. Bu ulemanin gonul rahatligi ile Imam Buhari Tarafindan yazilmistir diyebilecekleri tek bir kaynak yokdur. Boyle bir sey yokdur. Aslinda elimizde olan 600 senelik bir zaman sureci icerisinde parcalardan derlenerek toplanan eserler var.

Aslinda bu ulema ici bos yalanalar uzerinde durduklarinin farkindadirlar.. Bu yalanlarini saklamak icin daha fazla yalan uydurmakdadirlar. Buharinin butun uydurma eserlerin yazari olmadigi gercegini saklamak icin, buharinin Buyuk Sahihi hakkinda 70 derleminin yazildigini soylerler. Bu onlara aslinda yardim etmiyor.

Bu ulemaya gore, bu derlemelerin en meshuru Imama Ibn-i hacer El- Askalani tarafindna yazilan Fetih El- Bari (Yaraticinin Zaferi) adli eserdir. Yazarinin ilgili Arapca bilimlerine olan hakimiyeti, inceledigi hadislerden anlam cikabilme yetenegi ve degisik rivayetler arasindaki farkliliklari duzeltme yetenegi yuzunden en guvenilir kaynak kabul edilmistir. Buhari tarafindna yazilmis bir Sahihi Buhari yokdur. Peki ne vardir. El- Kushmayhani (d.389) tarafindan Buharinin ogrencilerinden El Fabri dayanrak yazdigi derleme vardir. Ibn-i hacer ve onun derlemesini su web sitelerindne okuyabilirsiniz. (http://www.central-mosque.com/biographies/asqalani2.htm ve http:// www.thesaurus-islamicus.li

Ehli Sunnet ulemasinin acikca kabul ettikleri gercek sudur. Buharinin Uydurma hadilseri Ibn-i Hacer El Askalani(Ibnu Hajar Al Askalani) tarafindan ortaya cikarilmis bir derlemedir.

Ibn-i Hacer El Askalani Hicri 256 yilinda olen Buhariden 596 sene sonra oldugunden Buhariyi hic gormemistir. Bu ehli sunnet ulemasi Buharinin hic bir zaman butun bir kitap yazmadigini kabul etmekderiler. Unutmayalim ki, o zamanda ne matbaa nede fotokopi makinasi vardi. Simide en onemli ve can alici soru su: Nasil olurda Ibn-i Hacer nasil olurda hic olmayan bir kitap hakkinda derleme yapar ?

Simdi bu garip sorunun farkinda olan Ehli sunnet ulemasi bu boslugu doldurmak icin, Ibn-i hacerin derlemesini diger bir alim olan ve hicri 389 yilinda olen El Khushaymaninin derlemelerine dayanarak yazdigini soylerler. Boylece iki yazar rasindaki boslugu 463 yila dusururler. Simdi Ibn-i hacer ile El Khushaymani derlemeleri arasindaki yil farki 463 yila dusmekder. El- Khushaymani derlemeleri tek bir kaynak olarak hic bir zaman var olmamistir.

Khushaymani ile Buhari arasinda 133 yil fark vardir. Simi bu acigi kapatmak icin araya El Firabri (Muhammed ibni Yusuf Ibni Matar el Firabri (231-320) 256 yilinda olen buhari ile 389 yilinda olen Khushaymani ve 852 yilinda olen Ibn-i hacer arasindaki kayip baglantiyi saglamak icin araya sokulur. Simdi araya diger isimleri soksak bile Buhari ile Ibni hacer arasinda 596 yil vardir. Ehli Sunnet ulemasinin kendi kabulune gore Ibni Hacerden once hic bir zaman tam bir Buhari hadis kitabi yokdu.

Okuyucunun acikca gorebilecegi gibi aralarinda 463 yil fark olan El Askalaninin derlemelerini Kushaymaninin derlemeleri uzerine yaptigini soylemek koca bir yalandan baska bir sey degildir.

Bu yorumu diger 70 derleme icinde yapabiliriz. kafa karistiran diger 70 derlemnin her bir kendi kayanklarina sahip oldularinda birbirlerindne farklidirlar. Bu 70 derlemin her biri kendi Kushaymani, Ibni hacerleri, Fiabrislerini ortaya cikarmislardir. Her birinin 400, 500, 300 yillik aciklari vardir. Bu tahmine dayali kaynakalr Ehli sunnetcilrin dininin kaynagidir. Hele siilere bakarsaniz durum daha da kotudur.

Simdi bu Ehli Sunnet ulemasinin Ibn-i Hacer hakkinda ne soylediklerine bir goz atalim.

"Ibni Hacer Askalani, SIK SIK kaynak olarak kullanirken, neden yaptigini detayli olarak anlatir ve neden kullandigini yazar. Bu yuzden onun aktaradigi rivayetlerde icazet sahibi oldugunu gosterir.

Bir baska deyisle, Buhari hadilserinin degisik rivayetleri oldugundan, Ibni Hacer Sahihi Buharinin nasil olmasi gerektigine karar vermistir. Ibni Hacerin bir tahmin oyunu, bugun elimizde Sahihi Buhari olarak durmakdadir.

Butun bulara ragmen ulema arasinda karisik tartismalar olmadan ancak bir kac hadisin anlasilabilecegini iddia ederler..

Bu ulemaya gore hadis Kurani aciklar. hatta gordugunuz gibi karisk tartismalar olmadan hadisin bile anlasilmayacagini idia ederler.

Alemeleri, gokyuzunu, hayvanlari ve insani yaratan Allahin Kurandaki mesajini anlamak icin ulemanin kendi arasinda yapacagi tartismalara dayanmaniz gerektigini soyluyorlar. Bu sadece kufurdur baska bir sey degil.

Simdi yazimiza Buhariden aptal ve komik ornek bir hadis verelim..

Amr Bin Maimundan rivayet edilmistir.

Islamdan onceki zaamanda, disi bir maymunun diger maymunlar tarafindan cevrilip zina yaptigi icin taslandigini gordum. Bende onlara katildim. (Buhari 5.ci Cilt Kitap 58 No: 188)


Buna kisaca bu komiklige ornek olsun diye (Maymunlarin) maymun hadisi diyebiliriz.



http://www.central-mosque.com/biographies/asqalani2.htm

_______________________________________________________________________

Buhari ve Kütüb-i Sİtte hakkında bilgi edinmek isteyen www.kuran-tekrehber.com ve kuran-tekkaynak.com sitelerine başvurarak tafsilatli bilgiyi oradan alabilirler.

Biz sadece şu kadarını almakla yetiniyoruz.


BUHARİ: (Hicri 194-256) Künyesi “ Şeyhu’l İslam ve İmâmul-Huffaz Ebû Abdullah Muhammed İbnû İsmail, İbnû İbrahim, İbni’l Muğire, İbni’l-Berdizbe el-Buhâri el-Cu’fi” (H.194-256). Doğum yeri Buhara olup ölüm yeri de Semerkant’ın Hertenk köyüdür. Görüldüğü gibi yaşayıp öldüğü yer Arabistan’ın çok dışındadır. Kendisinden Müslim ve Tirmizi hadis almışlardır. Tirmizi ile Ebû Dâvud (ö.316) talebeleridir. Müslim kendisine “Müsaade et, ayaklarını da öpeyim, ey üstadlar üstadı, ey muhaddislerin seyyidi, İlel’de hadis hadis doktoru” demişti. Sahihinin en meşhur nüshaları Nesefi Nüshası ve Firebri Nüshasıdır. Nüshalar arasında farklılıklar vardır. Bazen “Babun” şeklinde kalıp hiçbir fıkhı hüküm ifade etmeyen başlıkların yer alması, bazen başlık olduğu halde arkadan hadis kaydetmeden bir başka bab başlığına geçmesi. Sonrakiler tarafından bu boşluk doldurulmuştur. Meşhur Çağdaşları, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Main, Ali İbnu’l Medeni, Salih Cezere, Nesefi, Firebri.
Buhari hadisleri kitabına yazarken sahih olmaları konusunda Allah’a danışmış olduğu garantisini de vermektedir. Bu hususla ilgili olarak şöyle demiştir. “Herhangi bir hadisi Sahih’e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılarak, Allah’a istihârede Bulunup manevi bir işaret aramış, ondan sonra hadisin sıhhatine hükmetmiştir”. “Bu şekilde sıhhati nazarımda sübût bulmayan hiçbir hadisi Sahih’e almadım”der. Ayrıca Sahihini 16 yılda altıyüzbin hadisten seçerek tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis yazmıştır, iddiası da vardır. Şöyle bir hesap yaparsak bu sözlerin herhangi bir gerçeği ifade etmediği ortaya çıkar. Altıyüzbin hadis için, altıyüzbin defa yıkandığını ve her bir hadis içinde iki rekat namaz kıldığını söylemekle, böylece ( 600.000 : 16 ) : 365 = 103 kere her gün yıkanmıştır. Ayrıca (600.000 X 2 ) : (16 X 365 ) = 205 rekat namaz kılmıştır. Her rekatı üç dakika da kılsa 3 X 205 = 615 dakika, bu da yaklaşık 10 saat demektir. Günde 103 kere yıkanıp on saat Namaz kıldığını ve bunu 16 sene devam ettirdiğini iddia etmek ciddiyetten uzak bir iddiadır. Zira değil günde 103 kere yıkanmak hiç uyumasa bile en az saatte dört defa giyinip soyunması demektir.


_______________________________________________________________________

Ayrıca buradan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: Buharinin bir yıkanışını (Soyunma, yıkanma ve giyinme dahil) azami 10 dakika olarak belirlersek; günde ( 103 X 10 ) = 1030 dakika eder. ( 1030 : 60 ) = 17 saat (yaklaşık) eder. Bir günde 17 saatini yalnızca yıkanmaya ayırıyor ve 10 saatini de namaza ayırıyorsa 10 + 17 = 27 saat eder. Günlerin saati değişti mi yoksa? Allah'ım aklıma mukayet ol...Daha bunun içerisine istihare yapıp Allah'a danışarak O'ndan işaret almak için harcamış olduğu zamanı katmıyoruz.

Buhari her bir hadisini toplarken o günkü şartlarda bir tek hadis için bazen günlerce yol katettiği söyleniyor. Toplam hadis sayısını 600.000 olarak alırsak ve her bir hadis için 2 saatlik bir zaman harcadığını varsayarsak 600.000 X 2 saat = 1.200.000 saat eder. 1.200.000 : 24 = 50.000 gün eder. 50.000 : 365 = 136 yıl eder.

Buhâri Hicri 194-256 yılları arasında yaşamıştır. 256 - 194 = 62 yıl eder. Bûhari 62 yaşında öldüyse (Anne karnında da 9 ay kaldığına göre 1 yıl daha yaşadığını varsayarsak 63 eder) ve hadisleri toplamak için 136 yıl uğraşmışsa anne karnında hadis almaya başlasa bile yine de ömrü yetmiyor.


Ortaya çıkan tablo hâyalî bir ömür ve inanılmaz bir komedi tablosudur. Bunun dışında yukarıda gördüğümüz gibi kendi toplamış olduğu hadislerin %99 unu kendisi atarak %1 ini eserlerine delil olarak kaydettiğine göre, herşeyden önce kendi topladığı hadislere kendisi inanmamaktadır. Kaldı ki %1 sahih olarak görülen hadislerin ne kadar problemli olduğunu araştıran her müslüman Kur'an'a arz ettiğinde ALLAH'a ve Rasûlüne atılan iftiraları en bariz bir şekilde tespit edebilir.



.
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Bütün bu uzunca yazıyı görmezden gelerek size şunu soruyorum...Hadisin ne anlama geldiğini biliyormusunuz?...Ben yazdığınız yazıdan bilmediğiniz kanısına varmakla beraber amacınızın muhalefet olduğunu sezinledim...

Yani Hz muhammed a.s İnsanlara edeple adapla ve gelecek yıllarla ilgili hiç bir öğüt vermemiştir...Sadece alın kuranı okuyun demiştir öylemi...Yani namaz kılmayı,abdest almayı ve daha edeple alakalı bir çok ayrıntıyı uygulamalı olarak öğretmemiştir...Öylemi?
 

Wallken

New member
Katılım
21 Haz 2006
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bu konuda pek bilgim yok ancak ilk versiyonlarından biri saklanıyorsa nasıl bozulsun ki?
 

erbatan

New member
Katılım
4 Nis 2006
Mesajlar
397
Tepkime puanı
0
Puanları
0
bu sadece ateistlerin yada yahudilerin yaptığı bir çalışmadır biz bunun ne olduğunu araştırdık.dark wader lütfen daha fazla saçmalamayınız...:) yada biraz istirahat ediniz...sizin için iyi olacaktır kanaatindeyim..

göklerden mahzene
qolop4444
 
Üst Alt