Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Kur'an Anlaşılır Bir Kitaptır!

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Kur'an Anlaşılır Bir Kitaptır!

Kur'an ile irtibat konusunda iki yönlü bir durum vardır. Birincisi, ön kabullerden sıyrılma azmi içinde Kur'an'a yönelmektir. İkincisi de; aklını ve kalbini kendisine açan kişileri, Kur'an'ın yönlendirmesidir. Kur'an düşünce ve eylemlerimizin temel kılavuzu ise, ondan edineceğimiz bilgiyi ancak yaşayarak inançlaştırabiliriz. İnsanları zandan ve taklitten kaçınmaya ve akıl etmeye sevk eden Rabbimiz, inanmamız gerekenleri de, anlayamayacağımız veya sadece bir kısım zümrelerin anlayacağı bir kapalılıkta sunmamıştır. Rabbimiz "... Kitabı açıklanmış halde..." (Enam,6/114) indirmiştir. Kur'an tahsile ve ihtisasa sahip özel bir sınıfa değil, tüm insanlar (en nas)a hitap etmektedir. Öğüt ve ibret alınması, düşünülmesi için kolaylaştırıldığı vurgulanmaktadır (Kamer,54/17,22,32,40; Yusuf,12/2). Kur'an ayetlerinin apaçık olduğu (Hadid,57/9; Bakara,2/118 vd.) da belirtilmiştir. Kur'an'ın anlaşılamadığı iddiası, anlamayan kişilerin değişik nedenlerden ötürü, onu gündemlerine almamalarından kaynaklanmaktadır. Yoksa azılı kafirler bile Kur'an'ın mesajını anlamışken (Siz, onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelamını işitirler de, iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi. Bakara, 2/75 ) halis bir niyetle ona yönelenlerin Kur'an'ın açık ve genel mesajını anlamamaları mümkün değildir. Mekke müşrikleri genellikle Kur'an'ın anlaşılırlığı hakkında değil, kaynağı hakkında tartışma açmış ve itirazlarda bulunmuşlardır.

Yine Kur'an'dan biliyoruz ki, her Rasul apaçık anlatması için kendi kavminin diliyle gönderilmiştir "Onlara iyice açıklasın diye, her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik... (İbrahim, 14/4). Ve Rabbimizin "Akletmeniz için onu Arapça bir Kur'an yaptık" (Zuhruf,43/3) buyruğu, vahyin, Arapça konuşan bütün muhatapları tarafından anlaşılacağı vurgusunu ön plana çıkarmaktadır. Kur'an lafızlarının kavranıp kavranmadığı, getirdiği mesajın eylemleşmesi veya ona gösterilen tepkilerle anlaşılır. Bu açıdan baktığımızda da vahyî mesajın kavranması ve eylemleşmesi konusunda, Arapça bilmemek, mazeret oluşturmamalıdır. Kaldı ki, Kur'an'a inanmayan Arapların, Kur'an'ın Arapça dışında bir dil ile nazil olması karşısında nasıl mazeret uydurmak isteyeceklerini de bilmekteyiz "Eğer biz onu yabancı (dilde) bir Kur'an yapsaydık derlerdi ki: 'Ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap'a yabancı bir söz mü (geliyor)?'... (Fussilet, 41/44). Bu konuda Arapça'ya yapılan vurgu, Kur'an'ın inzal olduğu orijinal lisana işaret olduğu kadar, o ilahi hitabın her insanın anlayabileceği bir beşeri dil sınırlan içinde sunulmuş olduğu vakıasına da bir işarettir. Arap dili üzerinde özel ihtisas gerektiren konular dışında, Arapça bilmeyen ama Kur'anî ıstılahlara ve mevcut çalışmalara dikkat eden bir okuyucu, güvenilir meallerden, mukayeseli bir biçimde yararlanarak, Kur'an'ın mesajını, Kur'an'ın müminlere yüklemek istediği İslami kimliği ve sorumluluğu yeterli düzeyde anlayabilir. Zaten özel ihtisas gerektiren konular, iyi Arapça bilenler için dahi uzmanlığı, birikim sahibi olmayı ve istişari iletişimi gerekli kılmaktadır. Kur'an'ın herkesçe anlaşılabilir mesajını kavramak ve eylemleştirmek ile bazı detay ve dilbilimsel konuların tahkiki birbirine karıştırılmamalıdır.

Ayet metinleri, her dilde olduğu gibi delalet ettikleri anlam itibari ile kat'ilik veya zannilik taşımaktadırlar. Eğer ayetin lafiz ve ibarelerinden amacı ve delaleti net olarak anlaşılıyorsa, mutlak anlamdan veya delaletin kat'iliğinden bahsedebiliriz. Bu konuda dilin fonksiyonundan ziyade, mesajın netliği önemlidir. Kur'an'ın mutlak hükümleri de bu tür ayetlerdir. "Gaybı Allah'tan başkasının bilemeyeceği", "Meleklerin Allah'ın kızları olmadığı" "Şirkin en büyük zulüm olduğu", "Kıblenin Mescid-i Haram olduğu", "Domuz etinin, leş ve kanın haramlılığı" gibi konular delalet itibari ile kafi, yani evrensel ye mutlak hükümleri oluşturmaktadırlar. Öte yandan "Müslümanların işleri aralarında şûra iledir" hükmünde olduğu gibi, bazı ayetlerin anlamı net olarak anlaşılmakla beraber, taşıdıkları hükmün keyfiyetinin nasıl olacağı bir ihtiyarilik taşımaktadır, îşte hükmü anlaşılan ama uygulanması belirli bir şekilde sınırlanmayan Kur'an lafızları, farklı yorum, görüş ve içtihadlar kaldırabilir. Bununla birlikte delaletinde zannilik bulunan hiç bir ayetin yorumu, Kur'an'ın bütünlüğü ve mutlak hükümlerine aykırı bir biçimde yorumlanamaz. Örneğin zulmü gidermek için inzal olmuş ve şirki zulüm olarak nitelendirmiş olan Kur'an'ın hiç bir ayetinden, delaletindeki zannilik dolayısıyla; "İslam akaidi" kitaplarının bir çoğunda yer alan ve "fasık imamın arkasında namaz kılınabileceği", "zalim sultana itaat edilebileceği" hükümlerindeki gibi; fisk'a veya zulme rıza gösterilebileceği sonucu ve hükmü çıkartılamaz.

Rabbimiz bizlere sonsuz hakikatlerini, sınırlı ve insan idrakinin anlayabileceği beşeri bir dil ile anlatmaktadır. Böyle olunca da beşeri dilde anlatım kolaylığı sağlayan mecazi, sembolik ve temsili anlatım gibi, bazı dil sanatlarının kullanılması tabiidir. Örneğin "Allah'ın eli", "Ayetler karşısında kör olmak" gibi ifadeler -bazı yanlış değerlendirmelerde yapıldığı gibi müteşabih ayetler değil- Kur'an'daki mecazî kullanımlardır. Kur'an ayetlerinin tasnifinde "muhkem" ve "müteşabih" kavramlarıyla karşılaşmaktayız. (Kitab'ı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir. Onlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de mütesabihtir. Kalblerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu te'vil etmek için onun müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun tevilini Allah'tan başka kimse bilmez... (Al-i İmran, 3/7) Muhkem ayetlerin Kitab'ın anası olduğu açıklanırken, müteşabihlerin peşine düşenlerin ise kalplerinde eğrilik olduğu ve fitne çıkartmak istedikleri vurgulanmaktadır. Müteşabihlerin "te'vilini Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceği de ifade edilmektedir. "...Te'vili gelip çattığı gün..." (Araf, 7/53) ayetinde de görüleceği gibi "te'vil" bir şeyin sonucu, gerçekleşmesi; o şeyin hakikati anlamına gelmekte ve bu kelime ilgili ayette geçen "müteşabih" ifadesinin açıklayanı olmaktadır. Buna göre müteşabih ayetler, lafızları anlaşılamayan değil, taşıdığı anlamın (haberin), te'vilinin (akıbetinin) ve mahiyetinin ne olduğu bilinemeyen nasslardır.

Kur'an'ın anlaşılması onun gereği gibi okunması şartına bağlıdır. Bu umdenin en çarpıcı tefsiri "...Okumakta ve öğretmekte olduğunuz Kitab'a göre Rabbe halis kullar olunuz..." (Al-İmran, 3/79) ayeti ile yapılabilir. Buradaki öğrenim "kıraat" değil, "talim"dir. Talim, ilahi buyruğun uygulama ile örneklendirilmesi olayıdır. Kur'an okuma eylemi durağan değil, aktif bir çabayı gerekli kılmaktadır. Yani Kur'an okuma sadece bir bilgilenme değil, bilginin uygulamaya dökülmesi halidir. Dolayısıyla Kur'an üzerine yapılacak çalışmaların programlanmasında, teori ile pratiğin veya bilgi ile amelin birbirinden bağımsız olmadığına öncelikli olarak dikkat edilmeli, eğitimin İslami mücadelenin tamamlayıcı parçası olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Kur'an'ın anlaşılması için oluşturulan "tefsir usulü" disiplininin taşıdığı bazı yanlış ön kabuller, bizzat Kur'an'ın anlaşılmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Bunların en önemlisi ise "nesh teorisi"dir. Tefsir usulü çalışmalarında yaygın olarak kabul görmüş bu teoriye göre, Rabbimizin Kitabı'ndaki bazı ayetlerin (nasih) diğer bazı ayetlerin (mensuh) hükmünü geçersiz kıldığı iddia edilmektedir. Eski şeriatların neshi ile ilgili ayetlerden (Al-i İmran,3/50; Nahl.16/101; Bakara,2/106; Rad,13/39) kalkarak, bazı Kur'an ayetlerinin hükmünü de iptal etme yanlışına düşen "nesh teorisi"; ilgili ayetleri Kur'an bütünlüğünde değerlendirerek değil; çelişik rivayet ve kaideleri temel alarak oluşturulmuştur. Kur'an'a eksiklik ve çelişki izafe eden bu teorinin mensupları, bazı hükümlerin tedrici olarak inzal oluşunu veya "tertil" (merhale) meselesini Kur'an bütünlüğü içerisinde doğru kavrayamayarak bu hataya düşmüşlerdir. Kur'an'da çelişki olmadığını ("Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Eğer Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, onda birbirini tutmaz çok şey bulurlardı." Nisa, 4/82 ) bildiren kelâmullah'ı temel almayan bu anlayış, kendi ota kabullerine bağlılık uğruna, bazı ayetlerin hükmünün iptal edildiğine fetva verirken, adeta dinin yegane kaynağının, bağlayıcı olup olmadığını tartışmaya açmıştır.

Kur'an'daki konu bütünlüğüyle ve ayetlerle çelişen rivayet veya hükümler geçersiz sayılmalıdır. Bu tür rivayet ve hükümler, değişik beyan ve tefsirlerle ve senet zincirindeki sağlamlık gerekçe gösterilerek savunulmamalıdır. Kur'an bütünlüğüyle çelişen her türlü rivayet ve anlayış terk edilmelidir. Bu ölçünün zayıflamaya başladığı, İslam tarihinin ilk dönemlerinden bu yana, rivayet ekolünün güç kazanmasıyla taklid yaygınlaşmış ve kitlelerin Kur'an ile doğrudan temas kurmaları adeta engellenmiştir.

Tefsir usulü kitaplarında, ayetlerin nüzul sebeplerini sadece hadislere dayandırma yaklaşımı da, Kur'an'ın önceliği konusunda yaşanan paradokslardan birisidir. Oysa ayetlerin nüzul ortamını anlamaya en başta Kur'an bütünlüğünden kalkarak başlamak gerekir. Bu ölçüye dikkat edilmediğinde, ilk inzal olan ayetlerde karşılaşılan "...namazlarında gaflet içindedirler" (Maun,107/5) veya "namaz kılanı engelleyen"(Alak,96/9-10) lafızlarını, Kur'an bütünlüğü içinde değerlendirilmediğinden, çok çelişik izahlar içine girilmiştir. Bu hükümler Kur'an beyanının ilk dönemlerine aittir. Ve Kur'an bütünlüğü içinde baktığımızda bu ayetlerin indiği nüzul ortamı içinde anlaşılırlığı fevkalade kolaydır. Zira Kur'an'da namazın, İbrahim dininin devam ede gelen bir pratiği olduğu ve vahyin Mekke döneminde de bu ibadeti Ehl-i Kitap arasında yerine getirenlerin varlığı öğrenilebilmektedir. Bu sorunun açılımında da görüldüğü gibi, doğru olan; tarihi rivayetlerle ayetleri anlamak değil; karşılaşılan sorunla ilgili rivayetleri, Kur'an bilgisi ile analiz etmektir.

Kur'an ile irtibatı zorunlu olan bütün İslami mezhep, ve ekoller, sahabe toplumundan farklı silsilelerle cem edilmiş olarak devraldıkları ve nesiller boyu taşıdıkları Kur'an'ın kesin ve kesintisiz haberini bize çelişkisiz olarak ulaştırmışlardır. Rabbimizin "zikri koruma" vaadi de belki bu şekilde gerçekleşmektedir. Kur'an'dan kalkarak biliyoruz ki, Kur'an lafzı, Arapça lisan ile Hz, Muhammed'in kalbine ilkâ olmuştur. Onu kavrayıp ezberlemek için dilini depreten Resulullah @(s)'a uyarıda bulunan Allah, "Onu toplamak ve okutmak bize aittir" (Kıyamet,75/16-18) hitabıyla Kur'an'ın derlenerek (cem edilerek) inzal olduğunu bildirmiştir.

Diğer taraftan Kur'an'ın mushaf olarak toplanması veya Kur'an tarihiyle ilgili rivayetler, sahih olmaları kaydıyla, ancak Resulullah @ döneminde cem edilmiş olan Kur'an'ın çoğaltılması konusuyla irtibatlandırılabilir. İnançta kesin (yakın) ölçü sahibi olunmasını isteyen Kur'an'ın kendisi de temel bir inanç konusudur. Ve kendi derlenişini, bizzat Rasul'e inzal olurken Allah tarafından "cem" edildiği şeklinde açıklamıştır.

Kur'an ile irtibatımızda "asıl hedef detay konulara haps olmak değil, Kur'an'ın mesajını ve yüklediği temel görevleri üstlenmek olmalıdır. Bunun için de anlaşılır olan Kitab'a, nefsî taassuplarımızdan ve ön yargılarımızdan arınmaya çalışarak yaklaşmamız gerekmektedir. Biz zihnimizi ve kalbimizi Kur'an'a açtıkça, o da bize kendini açacaktır. Kur'an ancak kendini taşıyanlara kendini açmaktadır. Kur'an'ı taşımak ise her türlü zulüm ve şirke, ifsad olmuş zihniyet ve kurumlara karşı tavır alıp, hakkın şahidliğini üstlenme kararlılığına bağlıdır.

Selamlar!
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
mutlaka okunması ve istifade edilmesi gereken bir konuyu ele almışsınız, sizi tebrik ediyor, yeni konularınızı dört gözle bekliyoruz, dualarımla
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
mutlaka okunması ve istifade edilmesi gereken bir konuyu ele almışsınız, sizi tebrik ediyor, yeni konularınızı dört gözle bekliyoruz, dualarımla
 

usamebinladin

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
15 Haz 2006
Mesajlar
221
Tepkime puanı
3
Puanları
0
siz kendi hükümlerinizi çıkarmaya devam...
herkes kendi yoluna...
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
usamebinladin' Alıntı:
siz kendi hükümlerinizi çıkarmaya devam...
herkes kendi yoluna...


ELBETTE HERKES KENDİ YOLUNA DOSTUM, YOL ALLAH YOLUDUR VE TRAFİK İŞARETLERİNİ KUR'AN VERMEKTEDİR, TARİF İLE BU YOL ALINAMAZ, TARİF EDENLERLE VAKİT KAYBETMEYİN, ALIN YANINIZA KİTABI, DOSDOĞRU HEDEFE ULAŞIN. dualarımla
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
76......... Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır./Yusuf

269- Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar./bakara

İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
(ANKEBUT/43)
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Abd' Alıntı:
76......... Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır./Yusuf

269- Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar./bakara

İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
(ANKEBUT/43)

Abd arkadaşım üstteki ayet meallerini niçin astığını açıklar mısın? Konu ile bağlantısı nedir? Yazıya katılıyor musun, katılmıyor musun? Katılmıyorsan, katılmadığın yerle ilgili eleştirilerini yazar mısın?

Sen de usame, katılmadığın yerleri ve gerekçelerini yazarsan daha faydalı bir tartışma olur kanattindeyim.

Selamlar!
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar

neymiş herkesin anlayamayacağı yerlerde varmış.
 

abdullahadem

New member
Katılım
3 Ağu 2006
Mesajlar
172
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
30
Kardeş her ayet anlaşılamaz şayet anlaşılmış olsa idi Kur'an-ı Hakim beşer kelamından farkı olmazdı.Allah her şeyi açıkça yazsaydı o zaman Kur'an-ı Hakim 1 devre veya 1 yüzyıla hükmederdi.
Vesselam...
 
S

seha

Guest
Yazıya tümden katılamıyorum,ama tahminen yüzde 90'ı harika tespitlerden ibaret. İslamda süre gelen hataların tespiti tam yerinde ve makul. Yalnız benim anlayamadığım nokta,Kur'an'ı çok iyi anlamış bir alime ittibaa edilmesi yanlış mıdır?
Kur'an ile çelişmeyen içtihadlar, manalar, hükümler tümden red edilebilir mi?
Mesela, ayakta bevl etmek mekruhtur ,denmiş.Bu konuda açık bir hüküm Kur'an'da yok. Lakin, ayakta bevl etmek en azından her tarafa pislik bulaştırdığından ,Kur'an'da geçen kainatı temiz yaratmış ve temiz tutulmasını emreden Kuddüs ismine uygun bir yasaktır.Şimdi bazı mübağlağacıların ayakta bevl edilmesinin kötülüğünü zikrederken "zina gibidir" diyerek dalalete girmesi bu hadisin ravisinin suçu mudur? Yani işi abartan bazı ehl-i sünneti nazara alarak 100 kelimesinden 99'u doğru 1 kelimesi yanlış belkide yanlış yorumlanmış bir alimi tümden red etmek doğru mudur? Biri çıkıp sadakayı hacca mukabil görmesi sadakanın hükmünü nesh mi eder?
Evet chamdali kardeşim senin itiraz ettiğin,şikayet ettiğin bazı şeylere bizde karşıyız,ama senin gibi değil.Çok müslüman rahatsız.Alimlerin hadislerden çıkardığı manaları hadis gibi gören, ayetlerden çıkan bazı tevilleri ayetin tek hak manası zanneden, ifrat eden,tefrite düşen,mübağlağa eden, şöhret uğruna mücazefe eden;mecaz bazı hadisleri birinci manası ile yorumlayıp fitneye kapı açan; safdil belkide cahil insanlarden bizde şikayetçiyiz. Bunlar islam'ı yüceltemek adına hurafelere boğan, gayrımüslümlerin çok itirazına kapı açan İslam'ı çevresindeki surları yıkan bir zihniyetten herkez şikayetçi. Lakin, biz Allah'a ve Rasulüne itaati farz görerek; sahih, hakikatperest alimleri dinlemekte bir beis görmüyoruz. Gerçi herkez kendi çapında bir alim olabilir. Ama, Kur'an alimi olmak sanıldığı kadar kolay değildir. Kur'an'ın içinde derc edilmiş çok ilim var ki hakikat alim olmak ve Allah'ın muradını anlamak için bunları talim etmek alim olmak için şarttır. Herkes; her zaman, her yerde bu ilimlere vakıf olup Kur'an'ı gereği gibi anlayamaz.Bu ilimlere çalışıp kendinin Kur'an hizmetine adamış kişilerin bize terbiye edip, özetleştirip has olarak sunduğu bilgileri kullanmak sakıncalı değildir. Evet herkeze alim olma kapısı açıktır. Lakin, herkez alim olamaz her alime de güvenilmez.
Baki Selam
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
105 - FÎL SÛRESİ

Bismillahirrahmânirrahîm


1. Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

3,4,5. Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.


Bana bu ayetleri tek tek açıklayabilirmisin...Hadislerden destek almadan...Tarihten destek alamadan?....Bu sureyi açıkla devam edicem
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
bende 12 aydan hangilerinin haram ay olduklarını soracaktım kurandan?
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
THE_HAFIZ' Alıntı:
mutlaka okunması ve istifade edilmesi gereken bir konuyu ele almışsınız, sizi tebrik ediyor, yeni konularınızı dört gözle bekliyoruz, dualarımla

Teşekkür ederim THE_HAFIZ,

İnşaallah hepimiz için faydalı olur.

Selamlar!
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
abdullahadem' Alıntı:
Kardeş her ayet anlaşılamaz şayet anlaşılmış olsa idi Kur'an-ı Hakim beşer kelamından farkı olmazdı.Allah her şeyi açıkça yazsaydı o zaman Kur'an-ı Hakim 1 devre veya 1 yüzyıla hükmederdi.
Vesselam...

Sevgili abdullahadem,

Ayetler anlaşılması için gönderilmiştir. Rehber olarak gönderilen bir kitap eğer anlaşılmayacaksa nasıl rehberlik edebilir.

Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır. Birinin anlayamadığını bir başkası anlar. Kur'an'ın anlaşılır olması eksiklik değildir.

Selamlar!
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
seha' Alıntı:
Herkes; her zaman, her yerde bu ilimlere vakıf olup Kur'an'ı gereği gibi anlayamaz.Bu ilimlere çalışıp kendinin Kur'an hizmetine adamış kişilerin bize terbiye edip, özetleştirip has olarak sunduğu bilgileri kullanmak sakıncalı değildir. Evet herkeze alim olma kapısı açıktır. Lakin, herkez alim olamaz her alime de güvenilmez.
Baki Selam

Değerli seha,

Elbette herkes alim olamaz. Zaten böyle bir zorunluluk da yok. Ama herkes Allah'a kul olmak zorunda (iman iddiası olanlar için). Bu kulluk da Kur'an'ın rehberliğinde gerçekleştirilmeli. Herkes kapasitesi, çabası, samimiyeti oranında bunu yapabilir.

Kur'an üzerinde araştırma yapan insanların (alim ya da değil) çalışmalarından tabii ki faydalanabiliriz. Yeter ki bizi Kur'an'a yaklaştırsın.

Selamlar!
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Abd' Alıntı:
Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar

neymiş herkesin anlayamayacağı yerlerde varmış.

Değerli Abd, inan ne demek istediğini anlayamadım. Kusura bakma!..

Selamlar!
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
Bana bu ayetleri tek tek açıklayabilirmisin...Hadislerden destek almadan...Tarihten destek alamadan?....Bu sureyi açıkla devam edicem

Abd' Alıntı:
bende 12 aydan hangilerinin haram ay olduklarını soracaktım kurandan?



Ayşegül ve Abd arkadaşlarım aşağıdaki alıntılar umarım cevap olur sorularınıza!..

chamdali' Alıntı:
Kur'an'daki konu bütünlüğüyle ve ayetlerle çelişen rivayet veya hükümler geçersiz sayılmalıdır. Bu tür rivayet ve hükümler, değişik beyan ve tefsirlerle ve senet zincirindeki sağlamlık gerekçe gösterilerek savunulmamalıdır. Kur'an bütünlüğüyle çelişen her türlü rivayet ve anlayış terk edilmelidir. Bu ölçünün zayıflamaya başladığı, İslam tarihinin ilk dönemlerinden bu yana, rivayet ekolünün güç kazanmasıyla taklid yaygınlaşmış ve kitlelerin Kur'an ile doğrudan temas kurmaları adeta engellenmiştir.

Tefsir usulü kitaplarında, ayetlerin nüzul sebeplerini sadece hadislere dayandırma yaklaşımı da, Kur'an'ın önceliği konusunda yaşanan paradokslardan birisidir. Oysa ayetlerin nüzul ortamını anlamaya en başta Kur'an bütünlüğünden kalkarak başlamak gerekir...

Ve Kur'an bütünlüğü içinde baktığımızda bu ayetlerin indiği nüzul ortamı içinde anlaşılırlığı fevkalade kolaydır. Zira Kur'an'da namazın, İbrahim dininin devam ede gelen bir pratiği olduğu ve vahyin Mekke döneminde de bu ibadeti Ehl-i Kitap arasında yerine getirenlerin varlığı öğrenilebilmektedir. Bu sorunun açılımında da görüldüğü gibi, doğru olan; tarihi rivayetlerle ayetleri anlamak değil; karşılaşılan sorunla ilgili rivayetleri, Kur'an bilgisi ile analiz etmektir.
 
S

seha

Guest
Chamdali Kardeşim itiraz edilemez şeyler söylüyorsun. Rehberimiz Kur'an olmadıktan sonra yanılmak vakidir.Rehberimiz Kur'an olmalı. Her şeyin tartısı Kur'an'dır. Alimin içtihadı da,fetvasıda, ravinin hadisi de... Lakin, Hakiki hadis Kur'an'a zıt değildir. Alimin içtihadı da, ravinin hadisi de Kur'an'ı bilmemekten yanlış gelebilir. Bu yüzden önce Kur'an'a şakirt olmak ve alimden yardım istemek, Sünnete yapışmak gerekir. Herkez alim olamaz,ama herkez Kur'an şakirdi olabilir.
vesselam

İnşallah senin ile uğraştığımı, seni ilzam etmeye çalıştığımı düşünmüyorsun. Hakikat her şeyden üstündür. Amaç budur, bu olmalı.
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Aysegul' Alıntı:
105 - FÎL SÛRESİ

Bismillahirrahmânirrahîm


1. Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

3,4,5. Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.


Bana bu ayetleri tek tek açıklayabilirmisin...Hadislerden destek almadan...Tarihten destek alamadan?....Bu sureyi açıkla devam edicem



Hanfendi, desteği falan bilemem ama, bu süreden çıkarılan güzel bi mesaj var elimde, bunu paylaşabilirim..


Surenin bu güne mesajı:

İslâm`ın ve mücahitlerinin karşısındaki güçler, hangi seviyede (süper, hiper, ultra süper vs.) olursa olsunlar, kesinlikle İslâm`a zarar veremezler, perişan olur giderler.
Bunun böyle olduğunu müminler bilip rahat olmalıdırlar. Onlar, Allah`ın ayetlerinin (Kur`an), Kâbe gibi korunacağından emin olmalı ve sadece kendilerini kurtarmayı düşünmelidirler. Kâfirler de bu mucize olayı unutmamalı, “ashab-ı fil”in başına gelen felâketin veya benzerlerinin kendi başlarına gelmesinin hiç de uzak bir ihtimal olmadığını akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Savaş stratejisi açısından bakıldığında hava gücünün, en üstün kara gücünden daha etkin olduğunu bildiren bu sure, Müslümanlara bu anlayışla savunma gücü hazırlamaları konusunda da örnek olmalıdır.

Doğrusunu en iyi bilen Allah`tır
 

chamdali

New member
Katılım
28 Nis 2006
Mesajlar
647
Tepkime puanı
123
Puanları
0
seha' Alıntı:
Chamdali Kardeşim itiraz edilemez şeyler söylüyorsun. Rehberimiz Kur'an olmadıktan sonra yanılmak vakidir.Rehberimiz Kur'an olmalı. Her şeyin tartısı Kur'an'dır.

Teşekkürler seha.

seha' Alıntı:
Lakin, Hakiki hadis Kur'an'a zıt değildir.

Bence de öyle.

seha' Alıntı:
Alimin içtihadı da, ravinin hadisi de Kur'an'ı bilmemekten yanlış gelebilir.Herkez alim olamaz,ama herkez Kur'an şakirdi olabilir.

Evet her mü'min kendi gücü nisbetinde Kur'anla hemhal olmalı. Anlamak ve ona uygun davranmak için okumalı, araştırmalı, sormalı, soruşturmalı...


seha' Alıntı:
İnşallah senin ile uğraştığımı, seni ilzam etmeye çalıştığımı düşünmüyorsun. Hakikat her şeyden üstündür. Amaç budur, bu olmalı.

Böyle bir şey sezinlemedim seninle olan diyaloğumuzda. Müsterih ol. Elbet hakikat üstündür. Amaç hakikatin peşinde olmak olmalı.

Selamlar!
 
Üst Alt