Kudüs'ün Geleceği

phpcooker

New member
Kudüs'ün Geleceği

Kudüs'ün geniş açıdan bir görüntüsü. Kudüs, Yüce Allah tarafından mübarek kılındığı bildirilen, Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescitlerin üçüncüsü durumundaki Mescidi Aksa'yı bağrında barındıran, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerden birçoğunun yaşadığı ve Resulullah (s.a.s.)'ın miracının da ilk durağı olan mukaddes bir şehirdir.

Kubbetu's-Sahra'nın içinde namaz kılanlar.

Haremi Şerif'in havadan görünümü. Kutsal Mescidi Aksa toprakları üzerindeki siyonist işgal bütün ümmetin alnında bir lekedir. Bu lekeyi temizleme görevi sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanların ortak görevleridir.
Kudüs, Yüce Allah tarafından mübarek kılındığı bildirilen, Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescitlerin üçüncüsü durumundaki Mescidi Aksa'yı bağrında barındıran, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerden birçoğunun yaşadığı ve Resulullah (s.a.s.)'ın miracının da ilk durağı olan mukaddes bir şehirdir. Bütün bu özellikleri dolayısıyla Resulullah (s.a.s.) oraya gidilmesini vasiyet etmiş, raşid halifelerden Hz. Ömer (r.a.) de burayı fethederek kıyamete kadar gelecek Müslüman nesillere emanet etmiştir. Ancak ne yazık ki bu mukaddes şehir bugün siyonist işgalcilerin sultası altındadır.
Siyonist işgal yönetimi Kudüs'ün İslami kimliğini tamamıyla yok edebilmek ve bu şehri bütünüyle bir yahudi şehrine dönüştürebilmek için yoğun bir çaba harcıyor. Şehrin en önemli ve stratejik noktalarına yeni yahudi yerleşim merkezleri inşa etmesi bu amaç içindir. Bilindiği üzere son olarak da Kudüs'le el-Halil arasındaki bağlantıyı sağlayan yol üzerindeki Ebu Guneym tepesinde yeni bir yahudi yerleşim merkezi inşaatı başlatıldı. Bu ve benzeri yerleşim merkezlerinin inşa edilmesindeki amaçlardan biri Kudüs'ün dışarıyla bağlantılarını "yahudi setleri"yle kesmek suretiyle Kudüs içinde yaşayan Müslümanları yalnızlığa itmek. İşgalciler bu yolla Kudüslü Müslümanlara karşı yapılacak baskı ve şiddet uygulamalarının daha da etkili olmasını sağlamak ve onları göçe zorlamak istiyorlar. Müslümanlara yönelik şiddet eylemlerinin artması için de kurulan yeni yerleşim merkezlerine özellikle aşırı siyonist ve terörist düşüncelerle beslenmiş yahudileri yerleştiriyorlar. Bunun da amacı yine Kudüslü Müslümanları göçe zorlamak. İşgal yönetimi bütün bu uygulamalarla Kudüs'te yahudi nüfusu büyük bir çoğunluk haline getirmeyi ve bu şehir üzerindeki hakimiyetini bütün dünyaya kabul ettirmeyi, sonuçta bu şehrin "İsrail'in başkenti" olarak bütün dünya ülkeleri tarafından tanınması sağlamayı amaçlıyor.

Filistin halkı siyonist işgal rejiminin bütün bu hedeflerini bildiklerinden Kudüs'ün İslami kimliğini ve bu şehirde bulunan İslami mirası korumak amacıyla direnmeye devam ediyorlar. Ancak ne yazık ki, bu mücadelede dünya Müslümanlarından ciddi anlamda bir yardım ve destek göremiyorlar. Özellikle Müslüman halklar üzerindeki yönetimlerin siyonist işgal yönetimiyle işbirliği içinde olmaları ve insanların da birçoğunun bu meseleyi hala bir "Arap - İsrail meselesi" olarak görmeye devam etmeleri bu konuda olumsuz etki yapmaktadır. Türkiye'de Müslümanların Kudüs davasına sahip çıkabilmek için her şeyden önce geniş çaplı bir kamuoyu oluşturmaya ihtiyaçları var. Kudüs ve Filistin Müslümanlarına destek olmak için en başta bu davayı sahiplenmek ve mümkün mertebe çok sayıda insanın bu davayı sahiplenmesi için gayret etmek gerekiyor.

Bugün işgal rejimi Kudüs ve çevresinde yeni göç edecek yahudiler için yerleşim merkezleri inşa ederken Türkiye'den giden yirmi beş bin işçi de bu inşaatlarda çalışıyor. Yönetim görünüşte Ebu Guneym tepesine yeni yerleşim merkezi inşa edilmesini "kınadığını" ileri sürüyor ama yirmi beş Türk işçisinin buralarda çalıştırıldığından hiç söz etmek bile istemiyor. Buna ek olarak yeni yeni işbirliği anlaşmaları imzalanıyor. Gördüğümüz kadarıyla bunun en önemli sebebi Türkiye'deki kamuoyunun Kudüs davasını gereği gibi kavrayamamasından ve sahiplenmemesinden ileri gelmektedir.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki Kudüs meselesi kesin bir çözüme kavuşturulmadan ve siyonist işgalin kutsal topraklar üzerindeki işgali son bulmadan İslam dünyasının tam anlamıyla huzura kavuşması mümkün değildir. Bunun çeşitli sebepleri var. Her şeyden önce oradaki işgali sürdüren siyonist rejim İslam aleminin parçalanmışlığını kendi geleceğinin garantisi olarak görmektedir. Bu yüzden İslam alemindeki işbirliği ve yakınlaşma çabalarının başarıya ulaşmasına, arkasına aldığı ABD ile birlikte engel olmaya çalışacak buna ek olarak İslam aleminde yeni etnik problemler çıkarabilmek için fitne ve fesat mekanizmasını çalıştırmaya devam edecektir. İkinci olarak siyonist işgal rejimi İslami uyanışı kendi geleceği açısından en büyük tehdit ve tehlike olarak görmektedir. Dolayısıyla sahip olduğu bütün imkanlarla, kendisiyle işbirliği halindeki basın yayın organlarını kullanarak ve mümkün olan bütün yollara başvurarak İslami oluşumları yıpratma çalışmalarını sürdürecektir. Kısacası özelde İslami hareketlerin genelde bütün Müslüman toplumların başını ağrıtan sorunların ana kaynağı durumundaki siyonizm yılanının başı kutsal Filistin topraklarındadır. Bu baş ezilmeden İslam aleminin huzura kavuşması mümkün değildir. Ayrıca Kudüs ve Mescidi Aksa İslam ümmetine bir emanettir. Ümmetin dünya çapında bir üstünlük elde edebilmesi için kendisine emanet edilen bu kutsal değerlere hakkıyla sahip çıkması zorunludur. Aksi takdirde küçük çaplı başarıları büyük şeyler zannederek oyalanmanın ötesinde bir ilerleme kaydedemez.

Unutmamalıyız ki kutsal Mescidi Aksa toprakları üzerindeki siyonist işgal bütün ümmetin alnında bir lekedir. Bu lekeyi temizleme görevi sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanların ortak görevleridir.
 

hassan-(woofer)

New member
Yahudilerin israiliyat çerçevesinde şuan gerçekleştirmeleri ve bekledikleri tanrıları(kendilerince) yahova nın gelmesi için sadece 1 tek emelleri kaldı oda mübarek yer kudüs ve Süleyman a.s. mın mabedini yıkmak.bunuda gerçekleşince artık Yahova(müslümanlar için deccal) nın gelmesi an meselesi .zaten yıkılmasıda an meselesi artık





en doğrusun Allah bilir.
 
Üst