Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

İslam ın Bugünkü Durumu

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
esselamualeykümverahmetullahveberekatuhu
bize bu imkanı verenlere Allah ın huzurunda sonsuz teşekkürlerimi bildiririm Allah razı olsun

İslâm ın bu günkü durumu;Sevgili kardeşlerim İslâm âlemi geçmiş yıllarda bir üstün hizmet anlayışının içindeydi,insanlığa hizmet açısından,ilme,fene, İslam âlemi çok şeyler kazandırmıştır.Avrupa ya medeniyeti götüren Endülüs devleti olmuştur
İlim oradan bütün avrupaya yayılmıştır ve İslâm âleminin düsünürleri İslâma çok şeyler kazandırmıştır.Bir El Cabir bugün cebir dediğimiz konuyu ortaya koyandır,yani negatif değerleri matematiğe kazandıran bilim adamı.Sadece pozitif değerler bilinmekteydi o güne kadar,El Cabir ilk defa olarak sıfırın altındaki değerleri matematiğe kazandırdı böylece matematik ilmi cebiri kazandı.Sıfırın altındaki değerlerle matematik ilmi Kuran gerçeğine ulaştı.Yani ne demek istiyoruz?Şunu demek istiyoruz Allah û Tealâ buyuruyor ki:
‘Biz her şeyi zıddıyla kaim kılarak çift yarattık.’
Yani ne kadar pozitif değer yarattıysak,o kadar da onun negatifini yarattık, diyor Allah û Tealâ.Ve sıfırdan artı sonsuza kadar ne kadar sayı varsa sıfırdan eksi sonsuza kadar da o kadar sayı var.Öyleyse Kuran gerçeği matematiğe El Cabir zamanında sokulmuştur ve Allah ın biz her şeyi zıddıyla kaim kılarak çift yarattık kanunu şekillenmiştir.Bugün insanlar nükleer fizik ve nükleer kimyada Allah ın Kuran da temel hedef olarak gösterdiği asli muhtevaya ulaşamamış durumdadırlar.İnsanlar negatif değerleri arıyorlar yani karşıt elektronların nerede depolandığını arıyorlar.Elektronlar bu âlemin varlıkları olduğu için her yerde,her fırsatta gözlenebiliyor ama karşıt elektronlar gözlenemiyor ve insanlar Allah ın kanunu bilmedikleri için bugünde 21.asırda maddenin temel faktörleri belli değil.Bundan asırlarca yıl önce El Cabir matematik ilmine negatif değerleri sokmayı başarmıştır yani matematikte bir devrim gerçekleştirmiştir bu sebeple Allah ın kanununa uygun bir sonuç matematiğe yerleşmiştir artık ilim negatifide,pozitifide kaplayan,sıfırın altınıda,üstünüde içeren bir bütünü oluşturmaktadır.
1920 li yıllarda Almanya da Van Brawn un devreye soktuğu füzeler 1600 lü yıllarda
Lâgali Hasan çelebi tarafından gerçekleştirilmiştir ve barutu macun haline getiren Lâgali Hasan çelebi,füzenin üzerine kendiside binerek havada uçmayı ve bir tarlanın üzerine inmeyi başarmıştır.Ondan 400-500 yıl sonra insanlar füzeyi devreye soktular.
İlk kanat takıp uçan kiş, galata kulesinden Üsküdar a kadar uçabilen Hazerfen Ahmet çelebidir,kanat takıp kuş gibi uçmayı başarmıştır.Kâğıdı devreye sokanda İslam Âlemidir.
Sevgili kardeşlerim,muhtevaya baktığımız zaman Osmanlı devrinde İslâm ın batıdan çok farklı üstünlükler taşıdığını görüyoruz.Batı aleminin,Avrupa nın hanlarındaki içki,fuhuş,cinayetler her an birbirini takip ederken,Osmanlılar kervansarayları vücûda getirdiler.Her dinden olan herkese açık olan Osmanlının kervansarayları,herkese belli bir süre dinlenme hakkını veriyordu ve de orda kavga gürültü asla olmazdı,hangi dinden olursa olsun insanlar orada hak sahibiydi,o vakfın misafiriydiler.Her kervansaray bir vakıfdan beslenirdi ve insanlara insan muamelesinin yapıldığı bir devreydi.
Sevgili kardeşlerim, Osmanlı dizaynına baktığımız zaman Osmanlının başlangıç devrelerinden itibaren Avrupa ya açılım Osmanlıyı Allah a yakın insanların oluşturduğu bir bütünlüğe kavuşturdu.Gerek Ahievran teşkilatı olsun,gerek baciyanirum teşkilatı olsun,erkek evliyalar ve hanım evliyalar ayrı ayrı bütünü oluşturdular,insanlara ahlâkı öğrettiler ve tıp ilminde şifa evlerini açan Osmanlılar tıp ilminde örnek insanlardılar. 10dk 45sn.
Osmanlı her şeyiyle yükselme devresi boyunca batıya örnek olmuştu yani 1299 dan 1687 ye kadar.Yaklaşık 400 yıllık bir yükselme devresi,İslam Alemi batıda yıldız gibi kıymetli bir yere sahip oldu.
Ve bir Piri Reis çıkıyor 1500 lü yıllarda bir dünya haritası çiziyor ve bu dünya haritası dünyadan 30 km yukarıdan çekilen günümüzdeki bir fotoğrafla aynı özellikleri taşıyor,Erzurum lu İbrahim Hakkı Hazretleri mezarının üzerine biz uzayı Çilının sokaklarından daha iyi biliriz diye yazıyor.
Sevgili kardeşlerim can dostlarım,gönül dostlarım İslam gerçekten dünya üzerinde büyük bir ilmi faaliyet göstermiştir,başarılı bir geçmişi söz konusu olmuştur.Sonra üstünlük adım adım batıya geçmiştir,makine devrimi baştan aşağıya batının eseridir ama sevgili kardeşlerim ilk dişliyi bulan Ebûl İz dir dünya üzerindeki ilk dişli tatbikatı Ebûl İz tarafından gerçekleştirilmiştir,bir İslam Alimi.
Şimdi neticeye bakıyoruz,İslâm Âlemi bugün perişan bir durumdadır.Dünya üzerindeki araştırma geliştirme labaratuarlarının en üst seviyede olduğu ülke Japonya dır.İslam Âlemi ise bu araştırma geliştirme labaratuarlarının en az olduğu bir dizaynı gösteriyor.İslâm Âlemi yoksul bir noktaya itilmiştir,dünyada medeniyeti temsil eden ülkeler hep hiristiyan ülkeler olmuştur.Ve adım adım İslâm Âlemi daha geride daha geride kalmıştır.
Ve geri kalmışlık denince akla İslâm geliyor.
Sevgili Kardeşlerim acaba arkasında ne var biliyormusunuz?Neden İslâm Âlemi dünya üzerinde artık söz sahibi değildir?
Çünkü İslâm Âlemi İslam ı yaşamıyor.Dünyanın en geri kalmış ülkeleri gerçekten teşhis doğrudur İslâm ülkeleridir.Adına İslâm ülkeleri demek doğrumu oda,ayrı bir konu.Çünkü bu gün dünyada artık İslâm ın yaşandığı bir ülke yok.Her ülkede küçük topluluklar belki oradaki nüfusun onda birinden daha az insan 14 asır evvelki Kuran daki İslâm ı yaşıyorlar ama bugün büyük çoğunluk İslâm ı yaşamıyor.Türkiye de İslâm ı yaşayan ülkelerden biridir ama aslında İslâm ı şeriat açısından yaşadığını iddia eden ve şeriat ilkelerinde yaşayan,ülkelere baktığımız zaman onlarında aslında İslâm ı yaşamadığını görüyoruz.İslâm sadece Şeriatın tatbik edildiği bir dizaynı ifade etmez.İslâm mutluluktur.İslâm dan her açıdan kopmuşuz sevgili kardeşlerim
can dostlarım,gönül dostlarım.
Bugünkü İslâm a baktığımız zaman görüntünün bu kadar korkunç oluşu,batıdan bu kadar İslam Âlemi nin geri kalmış oluşunun arkasında,adına İslâm Âlemi dediğimiz âlemin aslında İslâm ı yaşamadıkları gerçeğiyle karşı karşıyayız.İslâm ın yaşandığı devrelerde İslâm Âlemi de,Osmanlı da dünyaya örnek teşkil etmişti.Ama adım adım İslâm i yaşantı daha küçük,daha küçük,daha küçük kitlelerin yaşadığı bir din oldu.Bugün İslâm ülkelerinde İslam ı yaşayanlar o ülkenin onda birinden,yüzde onundan daima daha aşağıda kalanlardır.Diyen olacaktır ki Gerçekten İslâm ı yaşayan ülkelerde herkes yaşıyor,mesela Suudi Arabistan da,mesela Arap ülkelerinin diğerlerinde.Bu sadece bir iddiadır sevgili kardeşlerim aslında toplumun büyük kısmı yaşamıyor.Şeri hükümlerin tatbikatı başka şey İslâm ın yaşanmasın başka şeydir.İslâm bir manevi yaşam halidir ve İslâm ülkelerinde bu olay yaşanmıyor.Böyle bir şey için bugün yaşanan İslâm a bir göz atalım,bütün İslâm ülkelerinde büyük çoğunluk yani insanların yüzde doksanından fazlası İslâm ı bugün ki tatbikatıyla yaşamaktadırlar.Yani İslâm,bütün İslâm ülkelerinde;
Namaz kılmak,oruç tutmak,zekat vermek,hacca gitmek ve kelime i şahadet getirmekle çevrelenen bir İslâm i faaliyeti bi hâta eder,bunun ötesinde sadece çok geniş kapsamlı fıkıh ilmi öğrenilmekte ve öğretilmektedir ama bu da İslâm a döndürecek bir tesir icra etmemektedir.Evvela İslâm ı yaşamak,bu İslâm ın beş şartından ibaret değildir,daha başka bi ifadeyle İslâm ın beş şartı sadece ibadetlerdir ve oda eksiktir,bu beş şartın içerisinde zikir yok.
Sevgili kardeşlerim Allâh û teâla kuranda zikri farz kılmış.İslâm büyük eksikliklerin yaşandığı bir dünya nizamı kurmuş kendisine,asılların hepsi şeytanın İslâm ülkelerindeki hüküm ferma hedefleriyle İslâm i özelliğini kaybetmiş.Artık Kuran daki İslâm bugün dünyadaki İslâm ülkelerinde yaşanmıyor.İşte orada şeriat yaşanıyor İslâm daha nasıl yaşanır diye sual edenlere cevabımız var.
İslâm ın evvelce nasıl yaşandığına bakmak mecburiyetindeyiz.Peygamber efendimiz S.A.V devrindeki İslâm a bakmak mecburiyetindeyiz.İşte onlar Kuran daki İslâm ı yaşadılar.Allah ın Kuran da İslâm olarak indirdiği gerçek İslâm ı yaşadılar.Ve bu gün İslâm ülkelerinin toplam nufüsunun yüzde doksanından daha fazlası Kuran daki İslâm ı yaşamıyor.Kurandaki İslam bütün boyutlarıyla unutulmuş bir İslâm dır.İşte unutulmadığı devrede,var olduğu devrede İslâm dünya üzerinde söz sahibi olmuştur.Öyleyse bir İbni Hadzer e baktığınız zaman astıronom ile virgülden sonraki altı rakamı her seferinde tutturduğunu görürüz.
devamı var...
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
Sevgili kardeşlerim gelin sizinle bugünkü İslâm âlemine bakalım acaba 14 asır evvel sahabenin yaşadığı İslâm ı yaşıyor mu İslâm ülkeleri bugün;
Ne yapmış sahabe?hangi dizaynı yaşamışlar?Sahabe Allah a ulaşmayı dilemiş.Allah a ulaşmayı dilemek dediğimiz zaman kimse anlamıyor ne söylediğimizi.Allah û teâla Kuran-ı kerimde ya Amenû kelimesiyle ifade ediyor bunu yada münib kelimesiyle,enâm kelimesiyle,münib kelimesiyle münibine kelimesiyle ifade ediyor.
Sevgili kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım Kuran-ı Kerim de Amenû kelimesi mümin olmayı ifade eder.Amenû olan kişi mümin olmuştur.Lügat manasından hareket ediğimiz zaman mümin olmak inanmak demek kime Allah a.Mümin olan kişi Allah a inanan kişi manasına geliyor.Ve gerçekten lügat manasına göre herkes Allah a inandığı cihedle herkes mümin zannediyor kendisini.Kuran-ı Kerimde iki tür Amenû kelimesi kullanıyor
Allah û teâla:
1- Allah a inanan kişi,oda Amenu adıyla anılıyor
2- Allah a inanan ama aynı zamanda Allah a ulaşmayı dileyen kişi.Allah a ulaşmayı dileyen bir mümin,oda Amenu kelimesiyle yada münib kelimesiyle ifade ediliyor
Sevgili Kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım Enfâl sûresinin 29 uncu ayeti kerimesine baktığımız zaman Allâh û teâla diyorki:
ENFAL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Öyleyse buradaki Allâh û teâla nın Amenu olarak vasıflandırdığı kişiler henüz Allah a ulaşmayı dilememişler.Allah a inanıyorlar ama Allah a insan ruhunun ulaşmasında
bir dileğin sahibi değiller.Çünkü onlara,(Allah û teâla Amenu olanlara) diyorki,takva sahibi olun.Yani henüz takva sahibi olmamış bir Amenu olan varki.Takva sahibi olmaktan Allah û teâla nın muradına bakıyoruz;furkanların verilmesi ve günahların örtülmesi,belikli birinci aşamada bir takva sahibi oluş yani Allah a ulaşmayı dilemek.Öyleyse Enfâl sûresinin 29uncu ayeti kerimesinde Allah û teâla Amenu kelimesini kullanıyor ama bu Amenu olan kişi,takva sahibi olan kişi değil.Şimdi Amenu kelimesinin bir başka yede daha kullanıldığına şahit olalım beraberce.Yunus Sûresi 62-63-64ncü ayetler,Allah û teâla buyuruyorki:

YUNUS-62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki; Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar,

yani cehennemden kendilerini kurtarmışlar bu Amenu olanlar kimse,bu Allah ın evliyası kimse cehennemden kendilerini kurtarmışlar.

YUNUS-63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

işte gene Amenu kişi ama takva sahibi olmuş.Enfâl suresinin 29uncu ayeti kerimesindeki Amenu olan kişilere takva sahibi olunki Allah size furkanlar versin,günahlarınızı örtsün diyor,burada ise Amenu olanların takva sahibi olduğunu söylüyor Allah û teâla,öyleyse;
1- Allah a yönelen insan Kuran-ı Kerimde Amenu olarak geçmiştir,Amenu Lillahi diyor Allah û teâla Allah a Amenu olan kişi
2- Gene Amenu olan kişi ama takva sahibi
Peki burada Amenu olan kişi ile takva sahibi olan kişiyi gördük

YUNUS-64: Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhıreh(âhıreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Onlara dünyada da,ahirettede müjdeler,Amenu olarak takva sahibi olan kişiye.Öyleyse bunlar kurtuluşa ulaşmış olanlar.İşte buradaki Amenu olma dizaynına bir göz attığımız zaman onun takva sahibi olan bir Amenu olma hüviyetine girdiğini görüyoruz.Kişi Allah a ulaşmayı dilemiş.Allah a ulaşmayı dileyen bir Amenu olmak burada söz konusu.İşte Allah û teâla Bakara sûresinin 256 ve 257nci ayetlerinde şunları söyüyor;

BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama yoktur. Andolsun ki; irşad (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yol)dan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. O zaman; kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olursa) (Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), artık andolsun ki; o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan (sağlam bir kulba) urvetül vuskaya (mürşidin eline) (tutunup) yapışmıştır. Allah SEMÎ’un ALÎM’dir.

İşte burada tagutu reddetmek ve Allah a Amenu olmak,Allah a ulaşmayı dilemekle mümkün oluyor.Ve Allah a ulaşmayı dileyenler Allah ın ipine sımsıkı tutunanlardır.

Al-İ İmran 103 de

AL-İ İMRAN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve fırkalara ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; hani o zaman siz birbirinize düşman idiniz. (Sonra Allah), kalplerinizi uzlaştırdı da O’nun bu ni’meti ile artık kardeşler oldunuz. Siz, ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da (Allah), sizi ondan kurtardı. Allah, size âyetlerini böyle beyan ediyor ki; böylece hidayete eresiniz.

Anlıyoruz ki Allah ın ipine sarılanlar fırkalara ayrılmayanlar yani Allah a yönelenler,Allah a ulaşmayı dileyenler.Burada da Allah a yönelenler,Allah a ulaşmayı dileyenler söz konusu






Rum Sûresi 31nci ayetine bakıyoruz;
RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönel (Allah’a ulaşmayı dile) ve böylece O’na (Allah’a karşı) takva sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.

RUM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

İşte fırkalara ayrılanlar şirktekiler,fırkalara ayrılmayıpta tek bir fırka kalanlar takva sahibleri, yani Allah a ulaşmayı dileyenler.Öyleyse 73 fırka,72 tanesi fırkalara ayrılmış durumda 73ncü fırka Allah a ulaşmayı dileyenlerin fırkası.İşte sevgili kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım,işte bu olay Allah a ulaşmayı dileme Bütün İslâm Alemi tarafından artık unutulmuş.
Allah û teala Bakara sûresi 257 de;

BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tagûtu yuhricûnehum minen nûri ilaz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur.
Ne oldu?bu kişi tagutu inkar etti ve rüştü kendisine yol edindi
Onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfir olanlar ise tagutun (insan ve cin şeytanların) dostlarıdır. Onlar (tagut tarafından onların nefslerinin kalpleri), nurdan zulmete çıkarılır (döndürülür). İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalıcılardır.
devamı var...
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi
kim tagutu inkar ederde Allah a amenu olursa o Allah tan kopması mümkün olmayan bir ipe sımsıkı sarılır.İşte bu Allah ın ipi ise fırkalara ayrılmamaktır.
Allah kimin dostudur?Amenu olanların dostudur,Allah a ulaşmayı dileyenlerin dostudur,onları zülmetten nura çıkarır.Neden?Onların nefs teskiyesi yapmalarını sağlar, nefslerinin kalbi nurla dolar bu onların zulmetten nura ulaşmasıdır.
Sevgili kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım,amenu olan müminler bunlar Allah onların dostu peki kafirler,kafirlere gelince onlarda tagutun dostudur diyor Allah û teâla,onlarda tagut tarafından nurdan zulmete götürülürler diyor.Öyleyse burada apaçık bir olguyla karşı karşıyayız.Allah a ulaşmayı dileyenler,kurtuluşa ulaşanlar,takva sahipleri,dünyada da ahirette de mutlu olacak olanlar onlar.Ama gelin görün ki bütün İslâm Âlemi Allah a ulaşmayı dilemeyi tamamen unutmuşlar.Böyle bir şey kendilerine söylendiği zaman şiddetle itiraz ediyorlar.Sevgili kardeşlerim şiddetle sadece itiraz ediyorlar.Bu itiraz neyi oluşturuyor?Allah ın hakikatleri karşısında rezistansı,karşı çıkışı oluşturuyor ve din alimleri sadece bunu değil bunun arkasından gelen safhalar dan da artık haberdar değiller.Bu söylediğimiz Allah a ulaşmayı dileme,böylece Amenu oluş ve takva sahibi oluş,kişinin tagutun kulu olmaktan kurtulması,Allah ın kulu olması sadece kurtuluşun birinci aşaması.İslâm Âlemi bundan 14 asır evvel böyle bir hayatı yaşıyordu,hepsi Allah a ulaşmayı diliyorlardı,hepsi bundan sonraki safhaları da gerçekleştiriyorlardı.Öyleyse bugünkü İslâm Âleminde Allah a ulaşmayı dilemek diye bir şey artık yok,üniversitelerin müfredat programlarını ararsanız mevcut değil,bu günkü İslâm Âlemi Allah a ulaşma dileğinin tamamen dışında kalmış.Öyle bir şey yok diyorlar Allah a inanmak var veya inanmamak var.


Allah û teâla da diyor ki :
Eğer Allah a ulaşmayı dilemezseniz;
1- Küfürdesiniz
2- Delalettesiniz
3- Allah ın ayetlerinden gafilsiniz
4- Gideceğiniz yer cehennem
5- Tagutun kulusunuz
6- Tagutun dostusunuz
7- Hüsrandasınız
Sevgili Kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım bu kadarcık ve kesin çizgilerle Allah û teâla Allah a ulaşmayı dilemeyen insanların hüviyetini çizerken,kurtuluşlarının mümkün olmadığını söylerken insanların bundan haberdar olmaması artık dinlerini unuttuklarını göstermiyor mu?Görüyorsunuz ki söylediğimiz her şey Kuran ayetleriyle söyleniyor.Sevgili
kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım Allah a sonsuz hamd ve şükrederiz ki bu ilmi bize öğretti.Ve İslâm ülkelerine baktığım diye bir şeyin artık mevcut olmadığını görüyoruz.Sonra büyük çoğunluğun mürşitlere ulaşmadığını görüyoruz.Mürşid din adamları tarafından reddediliyor,Allah û teala ise mutlaka mürşide ulaşmak geldiğini ifade ediyor,farz kılıyor bunu.İşte;

MAİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah’a karşı takva sahibi olun (yani ikinci takvanın sahibi olun)ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz.
Diyor Allah û teâla üzerimize farz kılmış bunu.Mürşidimizi,Allah a ulaştıracak vesileyi Allah tan istememiz farz kılınmış ve hacet namazını kılıp Allah tan soruyor insanlar.Allah,Allah a ulaşmayı dilemişse kişi mutlaka mürşidini gösteriyor bu ikinci safha,birinci safha yaşanmadığı için İslam halindeki büyük kitlelerde ikinci kesim de yaşanmıyor.Koyu bir taassub her şeye hakim olmuş ve bu ilimsizlik karanlığında,ilmin aydınlığına geçit vermiyor taassub.bizim dinimiz bize yeter diyorlar,biz İslâm ın beş şartını yaşarız ve de doğru cennete gideriz diyorlar ama sevgili kardeşlerim bu Kuran ın insanlara emrettiği ikinci safha 14 nü basamağı ifade eder mürşide ulaşmak,o güne kadar kişi Allah tan 12 tane ihsan alır atbi olduğu zamanda kişi Allah tan 7 tane nimet alır kişi sonra bu mürşide tabiyetle birlikte ruh vücudu terk eder Allah a doğru yola çıkar.Böyle bir yola çıkışta,Allah a doğru yola çıkıştan ruhun 7 tane gök katını aşması söz konusudur.Böyle bir olay mürşide tabi olmadan gerçekleşemez ve bugün İslâm Âlemi nin büyük kısmında insanlar Allah a ulaşmayı dilemedikleri gibi bir mürşide ulaşmaya da sıcak bakmıyorlar Zaten mürşitlere sıcan
bakanlar,mürşitlerine tabi olanlar zaten Allah a ulaşmayı dileyenler,dilemişlerdir ki Allah û teâla onları mürşitlerine ulaştırmıştır.Bunlar toplumun küçük bir kesimini oluşturuyor,belki yüzde on belki daha da az.İslâm Âleminin bu gün büyük kısmı Allah a ulaşmayı dilemediği gibi mürşitleri de reddediyor.Sevgili kardeşlerim İslâm dan geriye kalan İslâm ın beş şartı hiç kimseyi kurtuluşa ulaştıramaz.Ancak tabi olan kişi nefs tezkiyesi yapacaktır,nefs tezkiyesinin her yüzde yedilik fazl birikiminde o kişinin ruhu Allah a doğru bir gök katı yükselecektir,gök katlarında yedinci kata ulaşacaktır,yedi tane Âlem geçecektir ve Allah ın zatına ulaşacaktır.21nci basamakta ruh Allah a ulaşır.Ve kişi Allah a ulaşmayı dilemediyse ve bunun tabi neticesi olarak mürşidine ulaşmadıysa,ruhu vücudundan ayrılıp Allah a doğru yola çıkmadıysa hiçbir zaman Allah a ulaşması mümkün değildir,üçüncü safhaya da gelemiyecektir.Ancak üçüncü safhaya gelenlere Allah bir taht ihsan eder,ancak onlar günün yarısından daha fazla zikretmeye başlayarak zühd sahibi olurlar,ancak onlar fizik vücutlarını Allah a teslim ederler.Bugün artık İslâm Âleminde büyük kesimde büyük kitlelerde Allah a fizik vücudun teslimi diye bir şey söz konusu değil.
Orta yoldan git diyorlar onlar diyorlar,öyle olanlar aşırı dinciler diyorlar,onlar diyorlar irtica diyorlar.Allah a ulaşmayı dileyenler,bu sebeple Allah ın gösterdiği mürşide ulaşıp tabi olanlar,ruhlarını Allah a ulaştırıp Allah ın ermiş evliyası unvan ını alanlar,o insanlara göre ham softalar,aşırı dinciler.Dinin bu kadar unutulduğu bir devirde yaşıyoruz.Onlar Allah ın emrettiklerini yerine getirenler,sahabenin yaşadığını yaşayanlar aşırı dinciler olarak değerlendiriliyor.Sahabe Allah a ulaşmayı dilemiş,sahabe peygamber efendimiz S.A.V tabi olmuş,bütün sahabe ruhlarını Allah a ulaştırmış.Kuran da hepsi açık olarak yer almış durumda
Bütün sahabe Allah a ulaşmayı dilemiş.Zümer Sûresi 17n cı ayeti kerime;

ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya'budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ,fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinab ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar) çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Diyor Allah û teâla.Sahabe kainatın en büyük mürşidine tabi oldular peygamber efendimiz S.A.V.e

FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihi), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki; onlar, sana tabi oldukları zaman Allah’a tâbî oldular. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardı. Kim (derecesini nâkısa) düşürürse, muhakkak ki o, nefsi sebebiyle (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için) derecesini nâkısa düşürmüştür. Kim de Allah’a olan ahdlerini (ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini Allah’a teslim ederek) yerine getirirse, ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

Tabiyet te kesin hepsi tabi olmuşlar,sonra ruhlarını hepsi Allah a ulaştırmışlar kesin mi kesin.Allah û teâla bütün sahabenin hidayete erdiğini söylüyor,diyor ki zümer sûresi 18nci ayeti kerimesinde;

ZUMER-18: Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahseneh(ahsenehu), ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar (sahâbe), sözleri işitirler ve onların (sözlerin) ahsen olanına (Peygamber Efendimiz (S.A.V) tarafından söylenilenine) tâbî olurlar. İşte onlar, hidayete erenlerdir (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıranlardır). Ve onlar, ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleridir, nefslerini Allah’a teslim edenlerdir).
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
Hepsi Hidayete ermiş,hidayete ermek ruhunu Allah a ulaştırmak demek.İslâm Âleminde artık buda unutulmuş durumda.peki sevgili kardeşlerim İslâm ın bugünkü durumunda ne var?
Hiçbir şey yok sevgili kardeşlerim,her şey yerle bir olmuş ve bütün sahabe fizik vücutlarını da Allah a teslim etmişler Al-İ İmran suresi 20nci ayeti kerime:

AL-İ İMRAN-20: Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ÜMMÎ’lere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun ki; hidayete ermişlerdir. Eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen (görev) ancak tebliğdir. Allah kullarını BASÎR’dir (görendir).
25nci basamağada ulaşmışlar.
Sonra hepsi muhlis te olmuşlar

BAKARA-139: Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â'mâlunâ ve lekum a'mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: "Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (MUHLİS) (kul)larız.

Bütün sahabe muhlis olmayı da başarmışlar,nefslerini de Allah a teslim etmişler.Daha sonra sahabenin irşada da ulaştığını da görüyoruz.
Hucurat suresi 7 nci Ayeti kerime:

HUCURAT-7: Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Bilin ki, içinizde Allah’ın resûlü var. Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydı lânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu (îmânı) müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fıskı ve isyanı kerih gösterdi. İşte onlar, irşada ulaşanlardır.

Bütün sahabe irşada ulaşmışlar.Sonrada bütün sahabenin irşada ulaştığını,Allah û teâla nın onları irşad makamına tayin ettiğini,ve tabiinin ensar ve mûhacirine tâbi olduğunu görüyoruz,tövbe sûresi 100ncü ayeti kerime;

TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler): onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

İster Ensar olsun ister Muhacirin hepsine tâbi olunmuş.
Sevgili kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım;
İslâm Âleminin her şeylerini kaybetmesinin arkasında Allah ın bütün emirlerinin devre dışı kalması var.İslâm ın yedi safhasının yedisi de İslâm Âleminin yüzde doksanı tarafından yaşanmıyor ve diyorlar ki biz İslâmız.İslâm Allah a teslim olmak demek,onlara soruyoruz neyinizi teslim ettiniz?
Ruhunuzu mu,vechinizi mi,nefsinizi mi,iradenizi mi?
Hiçbirine cevap almak mümkün değil.Çünkü yaptıkları şey sadece İslâm ın beş şartını yaşamak ve de öylesine inanmışlar ki böyle yaptıkları için cennete gireceklerine,başka birisi onlara İslâm ı yaşadığınızı zannediyorsunuz,hayır yaşamıyorsunuz İslâm ın beş şartıyla hiç kimse cennete giremez dediği zaman küplere biniyorlar.İşte İslâm böyle bir çıkmaz sokağın içinde sevgili kardeşlerim,her şeyimizi kaybetmişiz.İslâm adına,İslâm Allah a teslim demektir,Allah û teâla ruhumuzun da,vechimizin de,nefsimizin de,irademizinde Allah a teslimini farz kılyor Kuran- Kerim de,bütün sahabe gerçekleştiriyor ve İslâm ın böyle yaşandığı devrelerde Allah ın evliyaları büyük Âlimler olarak devreye giriyor ve bugün İslâm Âlemi dünyanın en geri ülkeleri olarak,Allah ın İslâm dan murâd ettiği her şeyi göz ardı etmiş bir durumdadırlar.Bizim ülkemizde de,bütün islam ülkelerinde de realite budur.Öyleyse sevgili kardeşlerim yapılması lazım gelen şey son derece açık,kesin bir şekilde bellidir.Allah a yönelmek,Allah a ulaşmayı dilemek ve geri kalan bütün safhaları gerçekleştirmek.İşte bunların hiç birini gerçekleştirmeyen bir İslâm Âlemi elbette dünyadaki en geri ülkeleri temsil edecektir.Eşyanın tabiatını son derece uygun bir sonuç bu.Öyleyse görüyorsunuz ki bu günkü İslâm Âlemi Allah ın katında artık yüksek bir değer ifade etmiyor.İslâm ı yaşadıklarını zannedenler İslâm ı yaşamıyorlar,Allah ın emirlerini,farzlarını yerine getirmiyorlar.islâm Âleminde bugün,Kuran-ı Kerimde,zikirde,çok zikirde,daimi zikirde farz olduğu halde İslâm Âleminde zikir farz değildir.Ne 32 farzda ne 54 farzda zikir mevcut değildir.
Sevgili kardeşlerim,can dostlarım,gönül dostlarım;Allah a dua ediyoruz İslâm Âlemi İslâm olmanın ilmin öğrensinler ve İslâm ı yaşasınlar.Gelecek günlerde inşallah bütün dünyaya bu yayılacaktır.Kuran daki İslâm ve İslâm,İslâm Âleminde yeniden yaşanacaktır.Allah hepinizden razı olsun

ESSELAMUALYKÜMVERAHMETULLAHVEBEREKATÛHU
 

Askin_Bedeli

New member
Katılım
26 Tem 2004
Mesajlar
182
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
37
Uzun Uzun Yazmisiniz.. Not Düseyim Zamanim Oldugunda Okucam Insallah.. Vesselam
 
E

Esra Uzun

Guest
Az da olsa kisim kisim okudum ama zamanim olunca insALLAH okuyacagim o kadar zahmet etmissin degilmi! ALLAH razi olsun insALLAH bu uzun uzun yazdiginiz hayirli seyler size ahirette sahitlik edecek!
Yine ALLAH razi olsun sayin Erhan abi
 

Sara

New member
Katılım
13 Ara 2004
Mesajlar
104
Tepkime puanı
1
Puanları
0
E R H A N abi bende hepsini okumadim ancak bazi kisimlarini okudum guzel yazmissiniz Allah razi olsun...
(InsAllah en kisa zamanda okumaya calisacagim)
tekrar Allah razi olsun...
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
esselamualeykümverahmetullahveberekatuhu
bu gün kuran terkedildiği yerini yalan hadisler ve insanların yazdığı iblis tarafından bozulmuş kitabların aldığı için islam bu durumdadır
daha doğrusu islam olduğunu iddia edenler
 

muammer9

New member
Katılım
3 Mar 2005
Mesajlar
36
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
Web sitesi
www.birdamla.net
kardeş ellerine saglık çok uzun diye hepsini okuyamadım nasipse okurum ama çok güzel yazmışsın RABBİM celal hepinizxden razı olsun inş.
AMİN.
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
44
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
İslam katledilmiştir
eğer sahabenin yada osmanlının yaşadığı islamı yaşayan bi devlet olsaydı o devlet en güçlü olan devlet olurdu
çünki En güçlü olan Allah Onunla olurdu
 
Üst Alt