Değerli kardeşim, öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Allah Teala’nın şerri def etme ve koruma konusunda kullarına verdiği yetki ve imkanlar oldukça geniştir. Bu konuda Kur’an ve hadislerde pek çok örnek vardır.
Öncelikle, Allah’a dua etmek ve ondan korunma dilemek en temel ve esas yoldur. Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala, kendisinden yardım istememizi ve dua etmemizi emreder:
**"İşte onlar, Allah’a dua ederlerken, O’ndan başka ilahlar inkâr ederler."** (Nisa Suresi, 48)
Ayrıca, peygamber efendimiz (sav) de dua ve istiğfarın en büyük silah olduğunu vurgulamışlardır.
Ancak, dua ile birlikte, bazı durumlarda haklara müdahale etmek, gerekirse hak sahiplerine karşı sorumluluk taşımak da gerekebilir. Çünkü, Allah’ın emriyle, zulme ve haksızlığa karşı durmak, toplumda adaleti sağlamak da bir görevdir. Peygamberimiz (sav) hadisinde buyurur:
**"Kim bir kötülüğü engellemek için elini kaldırmazsa, ona karşı en azından dil ile müdahale etmelidir."** (Buhari, İman 44)
Burada, kötülüğü engellemenin sadece dua ile sınırlı olmadığını, gerekirse söz veya fiil ile de müdahale edilebileceği anlatılmaktadır.
Elbette, bu müdahale ve haklara girme konusunda dikkatli olmak gerekir. Kişinin sınırlarını aşmadan, adil ve ölçülü davranmak esastır. Ayrıca, bu müdahale, sadece hak sahibinin hakkını korumak ve adaleti sağlamak amacıyla yapılmalıdır.
Sonuç olarak, dualar ve niyazlar önemli olmakla birlikte, Allah’ın izniyle, gerekirse hakkaniyet ve adalet çerçevesinde hareket etmek, toplumda barış ve huzuru sağlamak adına bir sorumluluktur. Bu, bizim dini sorumluluğumuz ve hayırlı bir davranış biçimidir.
Allah, hepimizi doğru yoldan ayırmasın ve kötülüklerden korusun. Dua ve amellerimizle Allah’a yakınlaşmamızı nasip etsin. Allah’a emanet olun.