Iraktan Tüyler ürperten Mektup

Uhud daðý

New member
Not: Irakli genc mektubunda kendisinden Ebu Huzeyfe diye bahsetmis. Bu
onun mektupta kullandigi takma isimdir.

Bismillahirahmanirrahim,
Irak’ta halk isgali kabul etmis fakat isgale hazir olmayan bir sekilde
yasarken, evinizin kapisinin ne zaman kirilacagini ve Amerikan
askerlerinin iceri dalip sizi ne zaman tutuklayacagini bilmezken
belirsizlik icinde yasadigimiz gunlerdendi.

Bir gun sabah saat 9’da kardesim yanima geldi ve Seyh Ebu Baser
Kalender camiinin Amerikanlar tarafindan basildigini ve Amerikanlarin
camiinin icini aradiklarini soyledi. Bunu duyunca hemen camiye kostum.
Caminin etrafinda Amerikan zirhli araclari ve askeri cipleri park
halindeydi. Bunun biraz uzaginda abim ve bir arkadasim cimlerin uzerine
oturmus huzun ve endise icinde olanlari izliyordu. Onlara gidip nicin
uzgun olduklarini sordum. Abim, "saat 8 bucuktan beri caminin
icindeler" dedi. Ben de ona caminin imaminin gelip gelmedigini sordum.
O da gelmedigini soyledi. Biz de oturup imam gelene kadar neler
olacagini ve Amerikanlarin camide ne aradigini ogrenmek istedik.

Caminin etrafinda buyuk bir kalabalik toplanmisti ve kalabaligin
cogunlugunu merakli kucuk cocuklar olusturuyordu. Arkadaslardan biri
bana gelerek cocuklari uzaklastirmami soyledi cunku Amerikanlar ufak
bir supheyle uzerimize ates acabilirdi ve cocuklar telef olabilirdi.
Birazdan disarida eli silahli bir Amerikan askeri gozuktu.

Cocuklari uzaklastirdiktan sonra geri dondugumde caminin imami gelmisti
ve Amerikan askerleriyle tercuman vasitasiyla konusuyordu. Amerikanlar
ona camide silah saklayip saklamadigini sordu. Imam ise camide hic
silah olmamasina ragmen Amerikanlara isyan etmis olmak icin "evet
camide gizledigimiz silahlar var" dedi. Onun imaninin bu derece olmasi
gercekten beni sok etmisti.

Birkac dakika sonra camiye giren imam daha sonra elinde Kuran-i Kerim
ile disari cikti ve Amerikanlara gostererek "iste bu en buyuk
silahimizdir" dedi. O anda Amerikan askerleri dehsete dusmustu ve sok
icinde birbirlerine bakiyor ne oldugunu anlayamiyorlardi.

O gunun ramazan sabahi olmasina ragmen irakli tercuman sigarasini
yakmisti ve oruc tutmadigini sanki gostermek istiyordu. Amerikan
askerleri de askeri kiyafetleri, botlari ve silahlariyla camiye girerek
iraklilara ve dinlerine ne kadar saygi gosterdiklerini belli
ediyorlardi.

Amerikanlar bir sure sonra elleri bombos olarak camiden disari
ciktilar. Camide silah bulamadiklari icin sinirlenmise benziyorlardi.
Yuzlerinde yenilgiyi okumak zor degildi. Sonra da araclarina atlayip
cekip gittiler. Biz kurtulduk diye sevinirken 15 dakika sonra geri
donduler. Camiye yine ayaklarinda askeri botlariyla dalan askerler
kelimelerle anlatamayacagimiz bir sekilde camiyi "aramaya" basladilar.
Camideki herseyi yikip dokuyor, resmen camiyi yagmaliyorlardi.
Raflardaki Kuranlar ve diger kitaplar bile yere yikiliyor, cami savas
alanina donuyordu.

Birazdan yine camiden elleri bos olarak disari cikan askerler bu kez
onceki seferden daha da sinirliydiler. Disarda toplanan kalabaliga
nefretle bakiyorlardi. Sanki hepimizi oldurecek kadar sinirliydiler.
Kalabaligin icine daldilar ve buradaki genclerden kafalarina
kestirdiklerini tutukladilar. Ben ve 3 yakin arkadasim da tutuklananlar
arasindaydik. Beni yere yatirdilar ve kafami yere koydular. Askerlerden
biri nefretle kafama basiyordu. Daha sonra gozlerimi bagladilar ve beni
araclarina attilar. Askeri usse ulastigimizda gozlerimi yeniden
cozduler. Bize duyduklari nefreti hissedebiliyorduk.

Bizi igrenc ve insan haklarina uymayacak bir sekilde aradiktan sonra
uzerimizdeki incecik elbiselerle sogukca bir odaya attilar. Odanin
soguklugunu kelimelerle anlatmak cok zor.

Gece boyunca soguktan hicbirimiz uyuyamadik. Sabah da yanimiza bir
Amerikan geldi. Gece boyunca hicbir sey yememistik ve sabah da oruc
tutuyorduk. Bizden bazilarimizi alip baska bir odaya goturup
sorgulamaya basladilar. Ben sorgulanan ilk grupta yoktum ama
sorgulananlarin bagirislari ve ciglik sesleri bizim odamiza kadar
geliyordu. Amerikanlar onlara agir iskence ediyor olmaliydi.

Daha sonra goturdukleri arkadaslarimdan birini odamiza geri getirdiler.
Iskencelerden bitkin bir haldeydi ve ayakta bile duramiyordu. Odaya
suruklenerek ve emekleyerek gelmisti. Her tarafi yara ve kan icindeydi
ve sanki konusacak hali bile kalmamisti. Sira benim sorgulanmama
gelmisti. Beni sorgulanacagim odaya aldilar. Icerde rutbeli bir
Amerikan askeri oturuyordu.

Bu askerin iki yaninda da iki tane iri yari Amerikan askeri duruyordu.
Subay bana bazi isimleri sayarak bu isimleri taniyip tanimadigimi
sordu. Gercekten de hicbirini tanimiyordum ve bunu da soyledim. Daha
sonra bana bagirarak "itiraf et pis terorist" dedi. Ben de "Ben bir
terorist degilim, tek sucum musluman olmamdi. Beni durup dururken
caminin onunde tutukladilar" dedim. Subay cok sinirlenmisti. Hemen
oturdugu sandalyeden kalkti, daha sonra sandalyeyi aldigi gibi kafama
gecirdi. Kafam kanlar icinde kalmisti, oyle ki onumu goremeyecek
haldeydim. Sonra bagirarak "simdi itiraf edecek misin" dedi. Ben de
"Allah’a yemin ederim ki hicbir sucum yok, terorist filan degilim"
dedim. Daha sonra bana tekrar tekrar sandalyeyle vurmaya devam etti. En
sonunda kanli bir et yigini seklinde yere yigilmistim. Sinirli bir
sekilde odadan cikan subay yanindaki diger askere birseyler soyledi.
Bunun uzerine o iki asker uzerime yuruyerek beni dovmeye basladi.
Migdeme ve kafama yumruklar indiriyorlardi. Bir sure sonra dayagi
hissetmemeye baslamistim. Bayilacak gibiydim. Daha sonra ben yerde
yatarken askerin biri vucudumun uzerine cikti ve silahini cikarip
kafama dayadi ve "senin mezarin burasi olacak" dedi. Benden terorist
oldugumu itiraf etmemi istiyordu. "itiraf et" diye var gucuyle bagirdi.
Beni dovmekten onlar bile yorgun dusmuslerdi.

En son hatirladigim sey bana "itiraf et" diye ucuncu kez bagirmasiydi.
Daha sonra ben "bir sey bilmiyorum" deyince kafama silahiyla vurdu ve
ben daha sonra bayilmisim. Ben ayilinca beni bir odaya goturduler.
Odada yerler kirik cam parcalariyla doluydu. Bana bu cam parcalarinin
ustunde yurumemi soylediler. Ben yururken ayagimin yakinlarina ates
aciyorlardi ve hizli yurumemi soyluyorlardi. Bir sure sonra dayanamayip
yine yere yigildim.

Daha sonra beni karanlik ve soguk bir odaya goturduler. Kafama siyah
bir maske taktilar ve beni falakaya tuttular. Epeyce uzun sure boyunca
ayaklarima odunlarla vurdular. Daha sonra beni yere yigilmis bir
sekilde biraktilar ve ertesi sabah gelip bir arabaya koydular. Bizi Ebu
Gurayb hapishanesine goturduler. Bunu daha sonradan ogrenmistik.

Bizi burada uc gruba ayirdilar. Bir kismimizin kiyafetlerini tamamen
cikardilar ve bu kisiler tamamen ciplak kaldi ve bir odaya kapatildi.
Bir kismimizi kiyafetleriyle beraber bir odaya attilar. Bir kismimiza
da kirmizi kiyafetler giydirip baska bir odaya kapattilar. Kendilerine
kirmizi kiyafet giydirilenlerden daha sonra hic haber alamadik.
Bunlarin olu mu hayatta mi oldugunu bile bilmiyoruz.

Ramadi, Bagdat, Tikrit, Felluce ve Irakin daha bir cok yerinden
esirlerle tanistik. O gun bir grup Irakliyla konusurken bana yapilan
iskencelerden bahsettim. Iraklilardan biri bana "merhametli gunlerine
denk gelmissin, sana fazla iskence yapmamislar" dedi. Bazilari
kendilerine yapilan iskenceleri anlattiginda agzim acik kalmisti. Bir
ornek vermek gerekirse Amerikanlar bir havuzu su ile doldurup havuza
elektrik veriyorlardi ve Iraklilari bu havuza atiyorlardi. Iraklilar
burada buyuk bir iskence cekiyordu. (tabi elektrik oldurecek seviyede
degildi ki iskence devam edebilsin)

Duydugumuza gore bazi kopekleri insanlara tecavuz edebilecek sekilde
egitmisler ve bazi esirlerin uzerine bu kopekleri saliyorlarmis.
Kopekler tarafindan tecavuz edilen iraklilara da rastladim yani.

Burada kadinlara yapilan iskence ve tecavuzlerden hic bahsetmek bile
istemiyorum. Kadin esirler hapishaneye girer girmez kendilerine zorla
sehvet arttirici ickiler veriliyor ve kendilerine ust uste askerler ve
kopekler tecavuz ediyor. Bazen bunlari bizim gozlerimiz onunde yaparak
bize de manevi iskence yapiyorlardi.

Hapishane icinde askeri bir mahkeme kurmuslar. Benim yargilanma siram
geldiginde yargic bana sucumun ne oldugunu sordu. Ben de "caminin
onunde beklerken askerler beni alip buraya getirdiler" dedim ve bana 4
ay hapis cezasi verdi. Demek ki hicbir sucun olmamasinin cezasi 4 aydan
basliyordu.

Hapishanedeki diger iskencelerin yaninda bir de aclik ve susuzluk
iskencesi vardi. Bunun disinda baska iskenceler de vardi. Mesela
sabahlari bizi ici buzlu suyla dolu bir havuza ciplak olarak
atiyorlardi. Hapisten ciktigimda benimle beraber cikan baska kisiler de
vardi. Biz hapisten ciktigimizda buyuk bir kalabalik bizi disarda
bekliyordu ve tekbir sesleriyle bizi karsiladilar.

Butun bu zaman boyunca ailemin bana ne oldugu konusunda hicbir fikri
veya bilgisi yoktu. Eve dondugumde fiziksel ve zihinsel olarak zarar
gormus bir haldeydim. Yine de ailem beni yine gordugu icin cok
sevincliydi. Duyduguma gore ben hapisteyken Amerikanlar evimize de
baskin yapmis ve yillardir calisarak biriktirdigimiz tum paraya ve bir
cok esyamiza el koymuslar. Benim hikayem bu kadar ama Irak’ta bundan
daha feci hikayelere sahip olan cok insan var. ...... [/CENTER]
 

ekreme

New member
Büyük bir doğumun sancıları bunlar. Ebu Huzeyfe gibi binlercesine dünyanın cihad yapılan 15 yöresinde aynısı yapılıyor. Irak'ta bunlasr yaşanırken birileri de Irak hükumetine girip destek veriyor onlara...

Direnişçiler de terörist, gözü dönmüş cani oluyor.Zerkaviler yaşıyor Huzeyfelerin İntikamları alınıyor...

Abd ırak'tan çekildiği zaman işbirlikçi mürted-kafirler sudan çıkmış balığa dönecekler.Ama cezalarını da şeri mahkemede çekecekler.

YAŞASIN KÜRESEL İSLAM DİRENİŞİMİZ YAŞASIN CİHAD !..KAHROLSUN İŞBİRLİKÇİ HAİNLER !..
 
Üst