Hüküm Yalnız Allah'ındır

Kur'an Ehli

New member
HÜKÜM YALNIZ ALLAH'INDIR

Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.

12 Yusuf Suresi 40


Onların orada ne kadar kaldıklarını ALLAH daha iyi bilir," de. Göklerin ve yerin tüm gizemleri O'nundur. O ne güzel Görendir! O ne güzel İşitendir! Onların O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, hükmüne kimseyi ortak etmez.

18 Kehf Suresi 26

Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

18 Kehf Suresi 27


Hüküm Allah'tan başkasına bırakılırsa, dosdoğru dinden sapılmış olunur. Mezhep içtihatlarıyla, icma, kıyas başlıklarıyla veya hadislere dayandırılarak verilen hükümler Allah'ın hükmü değildir. Bu mezhepleri dine eşitlemek, Allah’ın hüküm koyucu yetkisini başkasına vermek demektir. Allah’ın hüküm konusunda hiçbir ortağı yoktur. Kişilerin şahsi hükümleri din olamaz. Kehf suresi 27. ayetten Allah'ın hükmüne uymanın Allah'ın vahyine uymakla yerine getirilebileceğini anlarız. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur, ama mezhepler nasih mensuhla , uydurma hadislerle Allah’ın hükümlerini değiştirmeye yeltenmişlerdir. Allah'ın hükümleri Allah'ın vahyi olan Kuran'dadır. Zaten Allah'ın sözü olduğu iddia edilebilecek başka bir kaynak yoktur ki bu kaynağın Allah'ın hükmünü kapsadığı iddia edilebilsin. Hükmün yalnız Allah'ın olması (12 Yusuf Suresi 40) ve Allah'ın hükmüne kimsenin ortak kılınmaması (18 Kehf Suresi 26) için Allah'ın hükümlerinin hepsini içeren Kuran'ı dinin tek kaynağı yapmak zorundayız. Eğer Allah'ın hükmü olmayan, Allah'ın olmayan kitapları, dini hüküm kaynağı yapıyorsak (İster mezhep ilmihali, ister hadis kitabı olsun) Allah’ın kitabı Kuran’la çeliştiğimizi bilmeliyiz. Bu kitapların Buhari, Müslim, Ebu Davud gibi adları ve mezheplerin Hanefi, Şafi, Caferi gibi adları, bu hükümlerin sahiplerinin Allah değil, bu şahıslar olduklarını daha baştan adlarıyla ortaya koymaktadır.

Allah'a çağıran, yararlı işler yapan ve ben Müslümanlardanım diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim vardır?

41Fussilet Suresi 33

Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. O işitendir, bilendir.

6 Enam Suresi 115


Allah’ın dini, Kuran’ın indirilmesinin bitişiyle Peygamber’imiz hayattayken tamamlanmıştır. Kuran yazdırılmış, ezberlenmiş ve başı sonu belli bir kaynak olarak rehberimiz olmuştur. Peygamber döneminde yazılması yasak olan hadisleri toplayan kitaplar Peygamber'in vefatından yüz, iki yüz yıl sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Kuran’ın ayetine göre Allah’ın sözleri değiştirilemez bir şekilde tamamken, nedense insanlar bununla yetinmeyip yeni sözler aramışlardır. Bu zihniyete göre İmam Şafi'nin içtihatları, Oniki İmam’ın fetvaları veya Hanefi imamların izahları ile din tamamlanmıştır. Bunlara göre din daha evvel tamam değildir ki bu şahısların yorum, içtihat ve izahları insanlara gereklidir. Ayrıca geleneksel İslam'ın savunucuları bununla da yetinmeyip, nasih mensuh kılıflı izahları sonucunda hadislerle Kuran’ın izahlarını iptal edip, yerine kendi izahlarını ve hadisleri koymuşlardır. Böylece Allah’ın sözlerini değiştirebilecek hiç kimse olmadığıyla ilgili olan yukarıdaki ayetle çelişmişlerdir.
 

pusula

Üyeliði durduruldu
ayetlerin hepsi doğru iken yazdıklarının hepsi nasıl yanlış olabiliyor??? sanırım inkar ettiğin milyonlarca alimlerin senin üzerindeki hakkı çıkıyor...

"Hüküm Allah'tan başkasına bırakılırsa, dosdoğru dinden sapılmış olunur. Mezhep içtihatlarıyla, icma, kıyas başlıklarıyla veya hadislere dayandırılarak verilen hükümler Allah'ın hükmü değildir."

mezhep içtihadını, Allahın hükmü yerine kim koyuyor ki? sen hiç "Allah böyle demiş ama Şafii böyle demiş" diyen bir salak duydun mu? ben duymadım...

"Bu mezhepleri dine eşitlemek, Allah’ın hüküm koyucu yetkisini başkasına vermek demektir."

Allahın hüküm koymasını başka birine vermek, çıplak elle yüksek gerilim kablosunu tutmakdan farklı olmadığı konusunda anlaşıyorsak niye bunu yapalım ki? "mezhep=din" diyen birini de hiç görmedim? "siz hristiyan mısınız yaa ben de malikiyim!!!!" diye bir diyolog hiç hatırlamıyorum...


"Allah’ın hüküm konusunda hiçbir ortağı yoktur. Kişilerin şahsi hükümleri din olamaz."

bitmez yanlışlarınız akıp giderken herbiri ayrı bir tuhaflık gösteriyor. bunca senedir usul erkan okurum. "hi hi yaw bugün de canım şunu çekdi. bu caizdir" diyen bir sarhoşun yıldız böceği gibi sönük fikirleri Ayetlerin yıldız ışıklarıyla nasıl asırlar boyunca karıştırılıp farkına varılmaz???

"Kehf suresi 27. ayetten Allah'ın hükmüne uymanın Allah'ın vahyine uymakla yerine getirilebileceğini anlarız. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur, ama mezhepler nasih mensuhla , uydurma hadislerle Allah’ın hükümlerini değiştirmeye yeltenmişlerdir."

öyle insanlar tarihte var ama biz onlara mezhep imamı demiyoruz. yalancı peygamber diyoruz. onlardan geçmişte ve bugünde sürüsüyle var. otlar kişner ve geberir giderler. sürüleri de dağılır... ifadeyi doğru kullanın ki laf kime gidiyor belli olsun.

"Allah'ın hükümleri Allah'ın vahyi olan Kuran'dadır. Zaten Allah'ın sözü olduğu iddia edilebilecek başka bir kaynak yoktur ki bu kaynağın Allah'ın hükmünü kapsadığı iddia edilebilsin."

bu ayet değil. ayetlerin arasına gömmediğiniz iyi olmuş. mayın tarlasına dönmüş bu yazınızı okurken yoruluyorum. Dinin Kaynağı Kur'an, Peygamberi ve yaşayan İslamın kendisidir...

"Hükmün yalnız Allah'ın olması (12 Yusuf Suresi 40) ve Allah'ın hükmüne kimsenin ortak kılınmaması (18 Kehf Suresi 26) için Allah'ın hükümlerinin hepsini içeren Kuran'ı dinin tek kaynağı yapmak zorundayız. Eğer Allah'ın hükmü olmayan, Allah'ın olmayan kitapları, dini hüküm kaynağı yapıyorsak (İster mezhep ilmihali, ister hadis kitabı olsun) Allah’ın kitabı Kuran’la çeliştiğimizi bilmeliyiz. Bu kitapların Buhari, Müslim, Ebu Davud gibi adları ve mezheplerin Hanefi, Şafi, Caferi gibi adları, bu hükümlerin sahiplerinin Allah değil, bu şahıslar olduklarını daha baştan adlarıyla ortaya koymaktadır. "

Allahın hükümlerini ayet olarak biliyoruz. Mezhep imamlarının Ayetten çıkardıkları hükümleri de kendi hükümleri biliyoruz. kimsenin ayetle mezhebi karıştırdığı filan yok. karıştıran size böyle öğreten. kendi anlamadığı meseleyi anlaşılmaz diyerek size göstermiş...

Zaten hiç bir imam "hadi gelin benim mezhebime girin. en kalabalık ben olmalıyım." demiyor. ne komik olur du! o çağır mıyor. ben giriyorum. ben taklit ediyorum. ben onu izliyorum. çünkü tamamını ezbere bilmiyorum. her an hareketimi Kur'anın istediği tarzda yapabilmek için en kestirme ve halka uygun çözüm 14 asırdır olduğu gibi bugün de mezheplerimdir.




ayyyh onlarca hata ve daha yarısı bitti. en iyisi hata düzeltmeyi bırakıp size şunu söyleyeyim. önce okuyun sonra sataşın...
 

Kur'an Ehli

New member
Mezhepler, Allahın hükümlerine ek hükümler getirmiyor mu? Mesela; Kur'an da aşağıdaki ayetlerde haram olan yiyecekler açıkça belirtilmiştir.

(Allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
16- Nahl Suresi 115

De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum. Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla- (bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir). Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.
6- Enam suresi 145


Bu ayetlere rağmen mezhepler dine ek olarak haram yiyecekler sokmuşlardır. Hanefi’ye göre midye ve karides yemek haramdır. Ne yazık ki birçok kişi bu izahı dinin bir hükmü sanmakta ve Allah’ın bu nimetlerini kendilerine haram kılmaktadırlar.Mezhepler haram olan yiyecekler konusunda Kuran ile çelişmekle kalmamış, kendi aralarında da çelişmişlerdir. Mesela Maliki mezhebi Hanefi’nin haram kıldığı midye ve karidesi helal kabul eder. Maliki mezhebinin haram dediği at etiyse Şafi, Hanbeli gibi mezheplere göre helaldir.

Azı dişleriyle kapıp avlayan, parçalayan kurt, ayı, köpek, sincap, tilkinin dahil olduğu hayvanlar da bu haram edilenler listesindedir. Tırnaklarıyla kapıp avlayan kuşların eti de mezheplerce haram edilmiştir. Yılan, kurbağa, kaplumbağa, yengeç tipi hayvanlar da listeye dahildir. Kuran’ın izahlarını yeterli görmeyenler kendi örf, adetlerinde çirkin gördüklerini, uydurma hadislerle destekleyerek haram kılmışlardır. Oysa farklı farklı kültürlerde insanların yemek listesi de farklıdır. Örneğin kurbağa eti, at eti kimi kültürlerde hiç yenmezken, bazı ülkelerin kültürlerinde bunlar çok prestijli yemek sınıfında-dırlar. Birçok kültürde ayı, aslan, kurt gibi vahşi hayvanları yeme alışkanlığı da olabilir. Kendi kültürlerine göre din oluşturanların bu saçma ve gereksiz ilaveleri, birçok farklı kültürde yaşayanlara gereksiz zorlukları beraberinde getirmiştir. Mesela ülkemiz gibi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede istiridye, midye, karidesin haram kılınması beraberinde din adına zorlukları taşımıştır.

Madem ki açıklanmamıştır, demek ki Allah bunları haram etmek istememiştir. Allah’ın haram etmediği her şey helal olduğuna göre demek ki bunlar afiyetle yenilebilir.

Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.
6- Enam Suresi 140

De ki: Ne oldu size de Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?
10-Yunus Suresi 59


Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
16-Nahl Suresi 116


Ayetlerde görüldüğü gibi fazladan haramlar türetip midye, karides, at etine haram demek dinde titizlik, dinde takva olmak demek değildir. Bilakis Allah’ın haram kılmadığına haram demek Allah’a iftiradır, dine ihanettir, kitlelerin dinden kaçmasına sebep olmak demektir.

Peki şimdi soruyrum. Ayetler söyle demiştiniz ya bana. Yorumları okumayın da sadece ayetleri okuyun ve yorumu siz yapın. Mezhepler dine ilave yapıyor mu yapmıyor mu. Buyrun yorum sizin. Bu sadece yemek konusuna örnekti. Dilerseniz örnekleri çoğaltabilirim
 

Kur'an Ehli

New member
Allahın hükümlerini ayet olarak biliyoruz. Mezhep imamlarının Ayetten çıkardıkları hükümleri de kendi hükümleri biliyoruz. kimsenin ayetle mezhebi karıştırdığı filan yok. karıştıran size böyle öğreten. kendi anlamadığı meseleyi anlaşılmaz diyerek size göstermiş...

Zaten hiç bir imam "hadi gelin benim mezhebime girin. en kalabalık ben olmalıyım." demiyor. ne komik olur du! o çağır mıyor. ben giriyorum. ben taklit ediyorum. ben onu izliyorum. çünkü tamamını ezbere bilmiyorum. her an hareketimi Kur'anın istediği tarzda yapabilmek için en kestirme ve halka uygun çözüm 14 asırdır olduğu gibi bugün de mezheplerimdir.

Alıntı: pusula


-------------------------------------------------------------------------

Emin misiniz kimse ayetle mezhebi karıştırmıyor? Yurdum insanı hocaların ağzına muhtaç kalmış. Hoc ne derse onu yapıyor. Açıp kur'an ı okumuyor. Ama kur'an da yazmayan bir söz ya da hadis olsa hemen bu kur'an da diyor. Açıp kur'an ı okumuyorlar. Zaten kimsenin ayet bildiği yokki , ayetle mezhebi karıştırsın. :D

Madem ki mezhepler en uygun çözümdü? Peygamberin mezhebi neydi? 4 halifenin mezhebi neydi? Mezhepler 14 değil 12 asırdan biraz fazla bir süredir varlar. O aradaki 2 asırda , insanlar mezhepsiz nasıl yaşamış acaba.

Ayrıca mezhepler, madem ki birbirlerinin saflarına adam katmak istemezler, devletler bile neden mezhepler yüzünden savaştı? Neden Yavuz İran'la savaştı? Neden acaba?
 
Üst