Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Hadis ve İslam'ı Yaralama Faaliyetleri

  • Konbuyu başlatan mettin
  • Başlangıç tarihi
M

mettin

Guest
Kuran’ın İslam öğretisine rıza göstermeyen çeşitli fert ve topluluklar, Allah’ın koruması nedeniyle Kur’an’ı değiştiremeyince İslam’a saldırmak için başka yollara başvurdular. Bu yolları başlıca şöyle sıralıya biliriz:

1. Peygamber adına yalan hadisler uydurmak,
2. Uydurulan hadislere dayalı mezhepler meydana getirmek,
3. Tasavvuf adı altında faaliyette bulunmak suretiyle sofistlik yapmak,
4. Felsefe yoluyla saldırmak,
5. Kur’an ayetlerine yanlış ve batini manalar vermek.
6. Ayrıca İslam’a, İslam’da olmayan Irkçılık, Babadan oğul'a
Saltanat, diktatörlük gibi kavramlar ve oluşumlar isnat etmek
ve bunları İslam’a karşı kullanmak.


Bunları anlatırken geniş kitlelere yayılmış olanlarına ağırlık verecek, diğerlerine ise kısaca yer vermeye çalışacağım.

HADİS FAALİYETİ

Bu faaliyet hicri üçüncü asırdan itibaren başlıca iki dalda gelişme gösterdi. Bunlar Kütüb-i Sitte adı altında ehli sünnetin kabul ettiği rivayetler ile Kütüb-i Erbaa adı altında İmâmiyye Şiasının kabul ettiği rivayetlerdir. Bunların durumu şu şekildedir:

A- EHLİ SÜNNET VE KÜTÜB-İ SİTTESİ

Kütüb-i sitte’nin kelime manasından kastedilen, altı kişinin hadis kitapları şeklinde olup, bu şahısların kitaplarında 35647 hadis bulunmaktadır. Bu hadisler ayrı ayrı olmayıp, her biri bazen on beş yirmi kerelik tekrarlar halindedirler. Ayrıca bir şahsın kitabında yer alan bir hadis diğer bir şahsın kitabında ya aynen ya da biraz değişiklikle, büyük çoğunlukla yer almaktadır. Öyle ki tekrarlar dikkate alınmasa 35647 hadis 4000 hadisi bile bulmamaktadır. Bu 4000 hadis bir kitaba sığdırılabilecekken, gerek tekrarlar suretiyle, gerekse şerhlerle büyük bir külliyata dönüştürülmüş. Öyle ki inceleme yaptığımda her biri yüzlerce sayfalık 57 cilde bakmak zorunda kaldım. Ayrıca dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de bu hadis uydurma faaliyetinin iddia ettikleri gibi fertler tarafından din gayretiyle yürütülmüş bir hareket olmayıp, birbirlerine çağdaş kimseler tarafından ve bağlantılı olarak yürütülmüş sistemli bir hareket olduğudur. Şöyle ki:

1- Buhâri (Hicri 194-256) tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis.
2- Müslim(Hicri 204-261) “ “ 7275 “
3- Nesai (Hicri 215-303) “ “ 5724 “
4- Ebû Dâvud (Hicri 212-275) “ “ 5274 “
5- Tirmizi (Hicri 209-279) “ “ 3951 “
6- İbnû Mace (Hicri 209-273) “ “ 4341 “
TOPLAM 35647


Ayrıca diğer bir hususta bu şahısların Arap asıllı olmayıp, Buhara, Merv, Horasan tarafında yaşayan kimseler oldukları ve İslam'ın yayılmasını engellemek için Kur’an öğretisine karşı bir ekol oluşturmuş olmaları hususudur. Arap asıllı değildirler derken ırkı söz konusu ettiğim zan edilmesin. Ancak şunu demek istiyorum ki, ne sahabeler nede tabiin tarafından ortaya atılmış bir hareket olmadığı gibi, Araplar arasında o döneme kadar hadis öğretisi söz konusu değildi. İslam derken sadece Kur’an öğretisi anlaşılıyordu. Zira hadis rivayeti konusunda yasaklarda mevcuttu, ondandır ki bu hareket Mekke ve Medine’nin çok uzağında hicri üçüncü asırda geliştirildi. Hadis diye peygamber adına uydurdukları iftiralara delil olarak yine kendilerince uydurulmuş ravi senetlerini gösterdiler. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmediler. Bunlara sormak gerekir! Hadis metnini uyduran insanların senedi de uydurmamaya verilmiş bir sözlerimi var? Yada senedin uydurulmamsına mani olan şey nedir ki, ravi zinciri şeklinde uydurulmuş sened hadisin sağlamlığına delil olabilsin? İş bununla da bitmiyor. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmedikleri gibi, uydurdukları rivayet iftiralarının Kur’an’ı nesh edebileceğini, yani ayetleri iptal edebileceğini iddia ettiler. Ve bu iddia çerçevesinde mezhepler geliştirdiler. Çok ilginçtir, geliştirmiş oldukları dört mezhebin imamları da Arap asıllı değildirler. İddia ettiklerine göre bu imamlar adına oluşturulan mezheplerden birine bağlı olmak İslâmi bir mecburiyetmiş. Ayrıca yukarıda belirttiğim, gibi iddia ettiklerine göre hadisin doğruluk güvencesi ancak ve ancak isnat ettiği ravi senedidir. Bu senet uydurmalarını da ağırlıklı olarak 5374 hadis ile hayali bir şahıs olan Ebû Hüreyre’ye isnat ettiler. Ebû Hüreyre’nin kelime manası “kedinin babası” demektir, ve güya bu bir şahsın takma adı imiş. Böyle bir şahıs bilinmediği gibi ne kendi adı, nede babasının adı bilinmemektedir. Adı hakkında 30 değişik rivayet olup adının ne olduğu tespit edilememiştir. Babasının adıyla ilgili de çeşitli rivayetler yapılmaktadır El-Kuta El-Halebi bunları kırk dört değişik rivayete çıkarmaktadır. Ve bu iddiaların hepsi bir yakıştırmadan öteye gidemez, zira böyle bir şahıs kanaatimce hiçbir zaman yaşamamıştır. Hadis ekolünü kuran bu ekip, bu şekilde hayali bir şahsa hadislerini dayandırmakla bu yönden yalanlanmalarının yolunu kapatmak istemişlerdir. Zira gerçek bir şahsa isnat etmeleri halinde birilerinin çıkıp ta bizim dedemizin dedesinden duymadığımızı sen kimden duydun deyip onları yalanlıya bilirlerdi. Benim kanaatimce hiçbir zaman böyle bir şahıs yaşamamıştır. İşte hadislerinin gerçek olduğuna dair verdikleri en büyük güvencelerden biri bu hayali şahsiyettir. Kaldı ki senedin hadisin sahihliğiyle (gerçek olmasıyla) ilgili hiçbir manası olamaz. Hadis metnini uyduranlar kolayca senedi de uydura bilirler. Falan, falana söyledi şeklindeki bir uydurmanın zorluğu veya imkansızlığı nedir ki hadisin sahihliğine güvence olabilsin. Buhâri’nin altıyüzbin hadisi senedleriyle birlikte ezbere bildiğini ve kitabına aldığı hadisleri bunlar arasından seçtiğini iddia etmişlerdir, bundan da anlaşılmaktadır ki senedleriyle birlikte yüz binlerce hadis uydurması mevcuttur ve hadisleri uyduranlar senedlerini de uydurmuşlardır. Bu onların kendi ifadeleridir. Öyleyse senedli olmalarına rağmen güya sahih görmemiştir ve dolayısıyla hadis metniyle beraber senedlerinde uydurulduğunu itiraf etmiş olurlar. Bu mantık kitabına aldığı hadisler içinde geçerlidir. Bir hadisin ne şekilde olursa olsun sened ihtiva etmesi onun sahih olduğuna delil teşkil edemez. Bu konuda daha birçok eleştiriler getirmek mümkündür. Kitabın çok hacimli olmasını amaçlamadığımdan bu kadarla yetiniyor ve işin esasına değinmek istiyorum. Bu kadar yoğun bir şekilde asırlardan beri insanlara din diye takdim ettikleri ve Kur’an’dan üstün tuttukları hadislerin içeriği nedir ve bunları öneren imamları kimlerdir, bunları belirtecek olursam:

BUHARİ:

Künyesi “ Şeyhu’l İslam ve İmâmul-Huffaz Ebû Abdullah Muhammed İbnû İsmail, İbnû İbrahim, İbni’l Muğire, İbni’l-Berdizbe el-Buhâri el-Cu’fi” (H.194-256). Doğum yeri Buhara olup ölüm yeri de Semerkant’ın Hertenk köyüdür. Görüldüğü gibi yaşayıp öldüğü yer Arabistan’ın çok dışındadır. Kendisinden Müslim ve Tirmizi hadis almışlardır. Tirmizi ile Ebû Dâvud (ö.316) talebeleridir. Müslim kendisine “Müsaade et, ayaklarını da öpeyim, ey üstadlar üstadı, ey muhaddislerin seyyidi, İlel’de hadis hadis doktoru” demişti. Sahihinin en meşhur nüshaları Nesefi Nüshası ve Firebri Nüshasıdır. Nüshalar arasında farklılıklar vardır. Bazen “Babun” şeklinde kalıp hiçbir fıkhı hüküm ifade etmeyen başlıkların yer alması, bazen başlık olduğu halde arkadan hadis kaydetmeden bir başka bab başlığına geçmesi. Sonrakiler tarafından bu boşluk doldurulmuştur. Meşhur Çağdaşları, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Main, Ali İbnu’l Medeni, Salih Cezere, Nesefi, Firebri.
Buhari hadisleri kitabına yazarken sahih olmaları konusunda Allah’a danışmış olduğu garantisini de vermektedir. Bu hususla ilgili olarak şöyle demiştir. “Herhangi bir hadisi Sahih’e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılarak, Allah’a istihârede Bulunup manevi bir işaret aramış, ondan sonra hadisin sıhhatine hükmetmiştir”. “Bu şekilde sıhhati nazarımda sübût bulmayan hiçbir hadisi Sahih’e almadım”der. Ayrıca Sahihini 16 yılda altıyüzbin hadisten seçerek tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis yazmıştır, iddiası da vardır. Şöyle bir hesap yaparsak bu sözlerin herhangi bir gerçeği ifade etmediği ortaya çıkar. Altıyüzbin hadis için, altıyüzbin defa yıkandığını ve her bir hadis içinde iki rekat namaz kıldığını söylemekle, böylece (600.000.- : 16.- ) : 365 = 103 kere her gün yıkanmıştır. Ayrıca (600.000.- X 2.- ) : (16.- X 365.- ) = 205 rekat namaz kılmıştır. Her rekatı üç dakika da kılsa 3 X 205 = 605 dakika, bu da yaklaşık on saat demektir. Günde 103 kere yıkanıp on saat Namaz kıldığını ve bunu 16 sene devam ettirdiğini iddia etmek ciddiyetten uzak bir iddiadır. Zira değil günde 103 kere yıkanmak hiç uyumasa bile en az saatte dört defa giyinip soyunması demektir.


MÜSLİM

Künyesi, “El-İmam el-Hâfız Hüccetül- İslam Ebu’l Hüseyn, Müslim İbnul-Haccâc el el-Kuşeyri, en Nişâburi” (H.204-261) Horosanın Nişabur kentinde doğup ölmüştür. Müslim, Sahihini bizzat işiterek aldığı üçyüzbin hadisten seçtiğini ifade eder. Tekrarları nazara alınmadığı takdirde kitabında 3033 hadis mevcuttur. Rivayete göre, bir hadis ararken dalgınlıkla bir sepet hurmayı yemiş ve hastalanarak ölmüştür. Kitabında yazmış olduğu hadislerin, bazı senedlerinin ricâlinde şahıslar sayıca farklıdır. Bazı metinlerde elfaz değişmektedir.

NESAİ

Künyesi. “El-Hafız el-İmam Şeyhûl-İslâm Ebu Abdurrahmân İbnu Şuayb İbnu Ali İbnu Sinân Bahr el Horâsani el, Kâdi” (H.215-303). Aslen Horosanın Nesâ şehrindendir, orada doğmuştur. Tahsiline Belh şehrinde başlamıştır. Kitabının adı Kitab’ı el-Müctebâ Mine’s-Sünen (es-Sünenu’s-Suğra)dır. Tekrarlarıyla beraber 5724 hadis ihtiva eder. Şafii fukuhasındandır.

EBÛ DÂVUD

Künyesi, “El-İmam es-Sebt, Seyyüdü’l Huffâz Süleyman İbnul-Eş’es İbni İshâk es-Sicistani” (H 212-275). Doğum yeri Horasan Bölgesinin Sicistân şehridir. Kitabı hakkında “ Ben Resûlullah’a nispet edilen Beşyüzbin hadisten şu Sünen’i seçtim. Kitabımın içerisinde 4800 hadis mevcuttur.” der. Ebû Dâvud Sünen’ini kendisinden yüklenip rivâyet izni alan yedi kişi mevcuttur. Bunlardan dört tanesi yaygınlık kazanmıştır. Nüshalar arasında farklar mevcuttur.

TİRMİZİ

Künyesi “Muhammed b. İsâ b. Sevre b. Musa b. Ed-Dahhâk es Sülemi el-Bûği ed-Tirmizi” Tirmizi Orta Asya şehirlerinden Termiz, Türmiz şeklinde de telaffuz edilen, Tirmiz şehrine nispettir. Tahsilini memleketinde ve Horasan’da yapmıştır. Buhari’nin en meşhur talebesidir. Bir müddet Buhara’da hadis okutmuş. İlelu’l-hadisi Semerkant’ta tasnif etmiştir. Anadan doğma âmâ olduğu rivayet edilmekte. Tekrarlarıyla birlikte 3951 hadis yazmıştır.

İBNÛ MACE

Künyesi, “Muhammed b. Yezid b. Abdullah er-Raba’i el-Kazvini” (209-273). Tahran yakınlarındaki Kazvin şehrinde doğmuştur ve ölüm yeri de Kazvin’dir. Tekrarlarıyla birlikte 4341 hadis yazmıştır. İbnu Mace’nin Süneni hicri yedinci asırdan itibaren Kütüb’i Sittenin altıncı kitabı olarak benimsenir. Bazıları altıncı Kitab olarak Muvatta’yı görmüştür.

Görüldüğü gibi Kütüb’i Sittenin hiçbir yazarı aslen Arap olmadıkları gibi, seyahat amaçlı olsa dahi Mekke ve Medine taraflarına gittikleri pek bilinmemektedir. Bir iki tanesinin Mekke ve Medine taraflarını gidip gezdikleriyle ilgili kayıt varsa da bence uydurmadır. Zira böyle bir şey vuku bulmuş olsaydı Hac ve Umre yaptıklarıyla ilgili kayıtlarda mevcut olacaktı böyle bir şeye rastlamadım. Bunların öğretileri üzerine bir fıkıh oluşturularak mezhepler meydana getirilmiştir. Ehli Sünnet adı altında oluşturulan dört mezhebin İmamları da aynı şekilde Arap asıllı değillerdir. Bu şahısların ismi etrafında oluşturulan bütün fıkıh bu İmamlara mal edilmiştir yada adı kullanılmıştır. Öyle ki İmam Ebû Hanife’den hiçbir Kitab intikal etmemiştir, buna rağmen mezhebinin fıkhı ona dayandırılmıştır. Bundan dolayı konular işlendiğinde falan şahıs şu sözü söyledi veya şunu yaptı derken o sözün veya fiilin o şahsa ait olabileceği gibi, onun adına uydurulmuş olabileceğinin de dikkate alınması gerekir. Zira Allah’a ve Peygambere iftira edip yalan söz uyduran kimselerin, başkaları adına da yalan söz ve iftiralar uydurmaları gayet mümkündür. İnsanlar nasıl ki öbür semavi kitapları değiştirdiyseler, Allah, Kûran’ı korumamış olsaydı onu dahi değiştirmeye çaba sarf edeceklerdi. Bundan dolayı amacım bizzat şahıslar olmayıp, asırlardan beri süre gelen uydurma rivayetler ve onları gerçek manada uydurmuş olanlardır.
Konumuza dönüp, dört mezhep imamı konusunda, geçerli kaynaklara dayalı olarak bilgi verecek olursam:


Daha geniş bilgi için aşağıdaki linki tık'layabilirsiniz

http://63.231.71.139/tekrehber/html/ana_sayfa.htm

(DEVAMI AŞAĞIDA)
 
M

mettin

Guest
devamı...

devamı...

EBÛ HANİFE

Numan b. Sabit (H.80-150), Arap olmadığı kesin olmamakla beraber, Türk veya İran asıllı olduğu hakkında farklı rivayetler mevcuttur. Onun Tirmizli bir Türk kabilesine mensup olduğu söylenmekle beraber M. Ebu Zehra’ya göre ise Farslıdır. Abdulbaki Gölpınarlı’ya göre de Ebû-Hanife Nu’man b. Sabit’in babası, Zerdüşt dinindeyken İslam'ı Kabul eden Kâbül’lü Zevtâ’dır, bu şahsın adının Tâvus yahut Merzubân olduğunun rivayet edildiği şeklindedir.
Fıkıh öğretisini öğrencileri oldukları iddia edilen Ebu Yusuf (H.113-182) ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye (H.135-189) isnat ettirilmiştir. Ebû Hanife’nin bizzat kendisi tarafından kaleme alınmış eseri yoktur. Sünnet konusunda onun hakkında dendiğine göre ravisi güvenilir olduğu zaman Muhaddislerin çoğunluğunun eğilimine aykırı biçimde Mürsel hadisi delil olarak değerlendirmekteydi. Muhaddislerce zayıf karşılanan ve kendisiyle amel edilemez diye değerlendirilen bir çok hadisi delil olarak ileri sürme yoluna gitmiştir. Hanefiler şöyle söylemektedirler: “ Kur’an, mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edile bilir. Sadece ahad hadisle nesh edilemez”. böylece hadislerin Kur’an’ı nesh edebileceğini yani iptal edebileceğini fıkıhlarına esas Kabul etmişlerdir. ( Bak. Dr. İsmail Hakkı Ünal. İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları No.327 Baskı-1994 Sayfa 213 )


İMAM MALİK

(H.93-179) Bazıları aslen Yemenli olduğunu söylerken, bazı siyer yazarları İmam Malik ve ailesinin Arap olmadığını söylemişlerdir. Büyük atası Ebû Amir’in, Beni Teym kölelerinden olduğu söylenmiştir. İmam Malik, üstadının özellikle İbni Hürmüz olduğunu belirtir. “Yedi, sekiz yıl yalnız ondan okudum, başkalarını bu işe hiç karıştırmadım” der. Hürmüz adı Acem asıllı olanların kullandığı bir isimdir. Bir rivayette de “ On üç yıl oturup İbni Hürmüz’den ders okudum”der. (16 yıl rivayeti de vardır) Ondan öğrendiklerini, başka bir kimseden almadığını söyler. İmam Malik üstadı İbni Hürmüz’den aldıklarının tamamıyla tesiri altında kalmış denebilir. Medarik’de Şöyle denir: “ Malik derki, İbni Hürmüz’ü şöyle derken işittim” ifadeleri bunu açıkça ortaya koyar. Meşhur Kitabı Muvatta da 1826 hadis mevcuttur. Sünnet Kur’an ile Tearruz ederse, Bazı hallerde Kur’an’ı sünnete takdim eder, bazı hallerde sünneti Kuran’a hakim kılar. Böylece sünnetin Kur’an’ı iptal edebileceğini Kabul etmiştir. ( Bak, İmam Malik , Hayatı-Görüşleri- Fıkıhta yeri, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hilal Yayınları 1984 sayfa 283.)

İMAM ŞAFİİ

Ebû Abdullah Muhammed bin İdris bin Abbas Şafii (H.150-204).
Suriye’de (Filistin) doğduğunu söyleyenler olduğu gibi ayrıca Askalan’da (gazze yakınında) Hatta Yemen’de doğduğunu söyleyenlerde vardır. Kureyş kabilesinden olmadığı halde, “kölelik yönünden kureşli sayılmıştır. Zira atası Ebu Lehebin kölesi imiş” rivayet edilmiştir. Ömer, atası Şafii’yi Kureyş kölelerine katmamış, Osman onu bunlara katmış. İmam Şafii, Huzey kabilesinin yanında yaklaşık on yıl kalarak, kendilerinden Arap dili ve şiirini öğrendi. Ana dili Arapça olmayıp Arapçayı sonradan öğrendiği anlaşılmaktadır. Hocası İmam Malik’tir. El-Risale ve El-Üm isimli kitapları vardır. Şafii derki: “Fıkıh öğrenmek isteyen Ebu Hanife’nin iyalidir. Siyer isteyen Muhammed b. İshak’ın iyalidir. Hadis isteyen Malik’in iyalidir. Tefsir isteyen Mukatil b. Süleyman’ın iyalidir” diyerek tavsiyede bulunur. Ebu Hanife ve İmam Malik’ten bahsettik, diğer ikisi ise: Muhammed b. İshak : (H.85-151). Bilhassa Siyer Meğazi çalışmaları vardır. Siyerin dışında müstakil olarak Kitâbu’ssünen telif etmiştir. İbrahim b. Sa’d ez Zuhri ondan sadece ahkama dair 17 bin hadis rivâyet etmiştir. Yahya’l-Kattan onun hakkında “kezzab” yani yalancı demiştir. Ayrıca, hakkında Şiiliğe meyyal olduğu ve kaderi olduğu rivayetleri de vardır. Yalnız ahkama dair 17 bin hadis söylemesi “ne kadar” yalancı olduğuna dair kuvvetli bir delildir. (Bak. İlk üç Asırda İslam Coğrafyasında Hadis. Dr. S. Kemal Sandıkçı. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 299. Baskı 1991 s. 45-46 )
Diğer tavsiye ettiği: Mukatil b. Süleyman Şiânın Zeydiye Mezhebindendir. Şafii onun kitaplarını okudu, inceledi ve neticede onları da okumağa teşvik etti. Onu bu hususta imam addetti. Bu maddede kendisine başvurulan bir âlim saydı. (Bu konuda bak. İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU. Diyanet Başkanlığı yayınları 1987 s. 46 ).
Şafii’nin kendiside Harun Reşid zamanında Şiilikle itham edilmiş ve takibata uğrayarak, Harun Reşid’in huzuruna bu konuda çıkarılmıştır.
Kur’an ve Sünnet Konusundaki görüşü:
Şafii’nin bu konudaki görüşü, Sünnetin Kuran’la nesh edilemeyeceği şeklindedir. Resûlullah’ın sünnetini ancak Resûlullah’ın sünneti nesh edebilir. Kur’an bir sünneti nesh edemez, nesih olayı olması için bunu başka bir sünnetin ilân etmesi gerekir der. Kuran’ın sünnetle nesh edilip nesh edilemeyeceği konusuna gelince, her ne kadar Kur’an’ı ancak Kur’an nesh eder diyorsa da , uygulama konusunda durum hiçte öyle değildir. Örneğin, Kuran’a rağmen, zina olayında Recim cezasını kabul etmekle, sünnetin Kur’an’ı nesh edebileceğini açıkça beyan etmiş olur. Yani kısaca iddiası; Kur’an sünneti iptal edemez fakat sünnet Kur’an’ı iptal eder şeklindedir. (Konu hakkında bak: İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU s.238-239. Büyük Şafii İlmihali, Yazan Halil Gönenç. Hilâl Yayınları 1979, 2. Baskı s. 375.)


AHMED İBN-HANBEL

(H. 164-241) : Anası O’na gebe olarak Merv’den Bağdat’a geldi. Merv’de doğduğunu söyleyenler var. Kendisinden yapılan rivayette Bağdat’ta doğduğu söylenmiş. Merv asılı olup Arap değildir. ( Yazılarımda Arap değildir derken, bununla o devirlerde ilk etapta Kuran’ın yayıldığı coğrafyaya yakınlığa veya uzaklığa dikkat çekmek suretiyle Kur’an dışı bazı kültürlerin etkinliğine dikkat çekmek içindir. Yoksa İslam dini evrensel olup, herhangi bir ırktan olmak veya olmamak avantaj veya dezavantaj değildir.)
Kitabı “Müsned”de yaklaşık 40.000.- hadis vardır. Kur’an’ı esas alıp sünneti terk edenlere red için Kitab bile yazmıştır. Ona göre Kuran’ın batını vardır. Halbuki Kuran’a batın bilgi isnat etmek küfürdür. Zira Kur’an açık manalı bir kitaptır.
Ahmed, Sünnetin Kuran’a hakim olduğunu, fakat Kuran’ın sünnete hakim olmadığı ve sünnetin Kur’an’ı nesh yani iptal edebileceği iddiasındadır. Şöyle ki : “Ahmed’e göre sünnet beyan bakımından Kuran’a hakim sayılır, onun ahkamını takrir eder. Şatıbi sünnetin Kur’an’a hakim olmasını şöyle açıklar. Ulemaya göre sünnet, kitaba hakimdir, Kitab hakim değildir, çünkü kitabın iki ve daha ziyade şeye ihtimali vardır.” demekte.“gerek iman itimade, gerek amel ve akla dair olsun, Hadisler arasında bir fark yapmazdı.” ( Konu hakkında bak.Ahmed İbn-i Hanbel. Hilâl Yayınları 1984 s.242-255 Prof. Muhammed Ebu Zehra. Terc. Osman KESKİOĞLU .)


Bütün korkuları Kuran’ın İslam dini öğretisine esas alınmasıdır. Zira Kur’an esas alınmış olsa ve Peygamber adına ileri sürmüş oldukları sözler Kur’an ölçüsüne vurulsa, bütün iftira ve yalanları hemen ortaya çıkar ve sünnet diye ileri sürmüş oldukları sözlerden geriye pek bir şey kalmaz. Bu hususu onlarda kabul eder mahiyette şu şekilde itiraf etmektedirler.
“İmam Ahmed’e gelince, o İmam Şafii’nin usulüne uygun hareket eder. İbni Kayyım, Ahmed’in ve Şafii’nin görüşlerini destekleyerek şöyle der: Eğer bir kimsenin kitabın zahirinden anlayışına göre Hz. Peygamber Aleyhisselamın sünnetleri red olunacak olursa o zaman sünnetlerin çoğu red olunur ve sünnet batıl olur.” (Ahmed ibn-i Hanbel, Hilal Yayınları S.247 )

Bu ifadeler bile, Sünnetle Kuran’ın ne kadar bir birleriyle bağdaşmayan bilgiler ihtiva ettiğini belirtmeye kafidir.

Sonuç olarak, İmam Ahmed birçok sözlerinde belirtmiştir ki, İslam dinini öğrenilmesi, aynı zamanda Kur’an’a hakim olan! sünnetle mümkündür. Kur’an bilgisi sünnet yoluyla olur, Kur’an sünnete hakim olamaz. Bu din sünnet yoluyla öğrenilir. İslam fıkhının en kestirme ve en işlek yolu sünnetten geçer. Sünnetin beyanından yararlanmaksızın sadece Kur’an’dan öğrenmeğe çalışanlar, doğru yolu şaşırırlar, hak yolu şaşırırlar iddiasındadır. 750 bin hadis arasından seçtiği rivayet edilen. Müsned teki hadislerin 10 bini tekrarlanmış hadislerdir. Hadislerin sahihliğine ölçü olarak Kur’an’ı değil de kendi Müsned ini kabul ve ve tavsiye eder, Şöyle ki: “Resulullah’ın hadislerinden olup olmadığı konusunda anlaşmazlığa düştüğünüz rivayetlerle ilgili olarak Müsned’e başvurun. Orada bulduysanız delil, bulmadıysanız delil olmaz .” demiştir. Mahiyeti ne olursa olsun, Kur’an’ı hadise tabi kılar, şöyle ki : “hatta ona göre haberi, vahid olan Hadisler bile, Kuran’ın umumini tahsis eder.” (Ahmed İbn-i Hanbel. Hilâl Yayınları s.245 )

Görüldüğü gibi dört mezhep imamı da fıkıhlarına hadisleri esas almaktadırlar. İttifakla hadislerin Kur’an ayetlerini iptal edebileceğini fakat Kuran’ın hadisleri iptal edemeyeceği iddiasındadırlar. Bu da başka bir ifadeyle, Allah’ın Kuran’la bildirdiği İslam’a, öncelikle hadislerle peygamberin karşı çıktığı ve peygamberin sözünün Allah sözünden daha üstün olduğu manasındadır. Bu ise İslam dinine saldırı ve peygambere büyük bir iftiradır.
Şimdi hadis adı altında, peygambere yaptıkları iftiraları ve bu iftiralara dayalı olarak kabul edilen İslam Dini anlayışlarını örneklerle belirtmeye çalışacağım ve görülecektir ki öğretmek istedikleri İslam olmayıp, Kuran’ın İslam öğretisini engellemek gayretleridir. Zira görüleceği gibi birçok konuda Kur’an’a aykırı ve bol bol çelişkili rivayetlerde bulunmak suretiyle, İslami değerlere, Müslüman şahsiyetlere ve Allah’a karşıda saygısızlık etmekten geri durmamışlardır. Bunların öğretileri esas alındığında hiçbir İslam farzının uygulanması mümkün olmadığı gibi, İslam'ı ve Tevhidi anlamakta mümkün değildir. Bu öyle bir saldırıdır ki planlı ve kasıtlı olarak yapılmıştır. Çünkü önerdikleri sistem ve öğreti bundan başka bir ifadeyle izah edilmeyeceği gibi, kendileri zaman içerisinde açıkça bu amaçlı bir ekip çalışması ortaya koymuşlardır. Şia ve Vahhabilik’tede durum bundan farklı olmayıp, sistem olarak ehli sünnettirler.


Daha geniş bilgi için aşağıdaki linki tık'layabilirsiniz

http://63.231.71.139/tekrehber/html/ana_sayfa.htm
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Çelişki Çelişki Çelişki

Hadislerin varlığını kabul etmiyorsunuz...Ama ne hikmetse başkalarının buhari,müslim,vs...dine hizmet etmiş insanlar için yapıkları yorum ve yazıları gözü kapalı inanıyorsunuz bu inanılmaz bir çelişki.:confused: ..Bence bu yollara başvurmak yerine çıkın mertçe ben inanmıyorum kardeşim ne söylerseniz söyleyin deyinki dolaylı yollara girmeyelim...

Açıklamalarda diyorki kur'an doğrultusunda değil:confused: ...Ya zaten kur'an doğrultusundaki herşey kur'anda var...Peygamberimiz bir rehberdir...Ve o peygamber olduğu için diğer insanlardan farklı bir yaşam tarzına sahiptir...Mesela cebraili görmüştür...Şimdi cebraili gördüğü ayrıntılarının hepsi kur'anda nasıl yer alabilir? sorarım size...Gördüğü hadiseyi ya da yaşadığı bir şeyi çevresindekilere aktarmasıyla biz yaşadıklarının tümünü bilmiş oluyoruz...Eshab-ı kiramdan o yukarıda sayılan din bilginlerine tüm bilgilerin ulaşmasıyla o bilgiler bugünlere gelmiştir...Artık lütfen kur'anı alet ederek sünnetleri karalamayın...Siz sünnetleri karalayarak Allah katında iyi bir şey yaptığınızı sanıyorsunuz...Ama farkında değilsinizki sünnetleri terk ederek ahirette zor durumda kalacağınızı...
 
M

mettin

Guest
Aysegul' Alıntı:
Çelişki Çelişki Çelişki

Hadislerin varlığını kabul etmiyorsunuz...Ama ne hikmetse başkalarının buhari,müslim,vs...dine hizmet etmiş insanlar için yapıkları yorum ve yazıları gözü kapalı inanıyorsunuz bu inanılmaz bir çelişki.:confused: ..Bence bu yollara başvurmak yerine çıkın mertçe ben inanmıyorum kardeşim ne söylerseniz söyleyin deyinki dolaylı yollara girmeyelim...

Açıklamalarda diyorki kur'an doğrultusunda değil:confused: ...Ya zaten kur'an doğrultusundaki herşey kur'anda var...Peygamberimiz bir rehberdir...Ve o peygamber olduğu için diğer insanlardan farklı bir yaşam tarzına sahiptir...Mesela cebraili görmüştür...Şimdi cebraili gördüğü ayrıntılarının hepsi kur'anda nasıl yer alabilir? sorarım size...Gördüğü hadiseyi ya da yaşadığı bir şeyi çevresindekilere aktarmasıyla biz yaşadıklarının tümünü bilmiş oluyoruz...Eshab-ı kiramdan o yukarıda sayılan din bilginlerine tüm bilgilerin ulaşmasıyla o bilgiler bugünlere gelmiştir...Artık lütfen kur'anı alet ederek sünnetleri karalamayın...Siz sünnetleri karalayarak Allah katında iyi bir şey yaptığınızı sanıyorsunuz...Ama farkında değilsinizki sünnetleri terk ederek ahirette zor durumda kalacağınızı...

Sevgili Ayşegül hanım,

İtiraf etmeliyim,
Sizin bu konuya karşı çıkmayacağınızı düşünmüştüm ama, yanılmışım..
"Siz akıllı birisiniz, muhakeme etme özelliğiniz iyi" demiştim size, ve, en çok kadınları yaralayan sözde SÜNNET konusuna itiraz etmeyeceğinizi düşünerek hata ettiğimi farkettim..

Bakın, aşağıda evliya dediğiniz, alim zannettiğiniz ve hadis diye yutturulan saçmalıkları iyi okuyun da, neye karşı çıktığınızı bilin, isterseniz devam edebilirim çünkü en fazla hadis uydurulan konu kadındır ve kadını iyi gösteren bir hadis bulamazsınız..
Sadece, Cennet Anaların ayağı altındadır... mantıklı gibi duruyor ama, dünyasını kararttığın kadını cennette baştacı etsen ne yazar..



KADINLARLA İLGİLİ MEZHEP VE HADİS KÖKENLİ UYDURMALAR

Bu uydurmaların yapılışındaki en temel hedef kadının erkeğine kayıtsız, şartsız itaatini sağlamak olmuştur. Uydurma hadislerle kadının erkeğe her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur.

Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim.

Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852

Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.

İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239

Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.

Hafız ZehebiBüyük Günahlar Sayfa 187


En titiz hadis çalışması olan Buhari’de birinci alıntıladığımız hadisi görmemiz, Kuran yalnız ve yalnız Kuran diye niye defalarca tekrar edip durduğumuzun anlaşılmasını bir kez daha sağlayacaktır. Yukarıdaki uydurmaları Peygamber’e fatura edenler, ne yazık ki bu uydurmaların reddi olan Kuran İslam’ını Peygamber düşmanlığı, bu uydurmaların kabulü olan hadislerin, mezheplerin, geleneklerin İslam’ını ise Peygamber’i sevme şampiyonluğu ilan ediyorlar. Böylece kadınları eksik akıllı ve eksik dinli ilan edenler, kimin dinde ve akılda eksik olduğunu gösteriyorlar.

KURAN’IN DİNİNDE KADINUYDURULAN DİNDE KADIN

Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.

Sahihi Buhari

Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003

Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet bununla yetinmeyip kadınların çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip Kuran’ın açık izahlarıyla da çelişir.

Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

Sahihi Buhari

Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003


KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN

Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden memnuniyeti şart olarak gösterilir.

Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.

Riyazus Salihin

Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.

Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88


Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü, cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe bağlar.

Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.

Hucurat Suresi 13


Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik, Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır. Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma kaynaklarını inceleyelim:

Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.

Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720

Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805

Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras bırakmışlardır.

DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU

İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur.

İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773


Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.

Sahihi Buhari

Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.

Ebu Davud, Tereccul, 5

Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.

İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889

Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak atarlardı.

İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122


Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
mettin' Alıntı:


Sevgili Ayşegül hanım,

İtiraf etmeliyim,
Sizin bu konuya karşı çıkmayacağınızı düşünmüştüm ama, yanılmışım..
"Siz akıllı birisiniz, muhakeme etme özelliğiniz iyi" demiştim size, ve, en çok kadınları yaralayan sözde SÜNNET konusuna itiraz etmeyeceğinizi düşünerek hata ettiğimi farkettim..

Bakın, aşağıda evliya dediğiniz, alim zannettiğiniz ve hadis diye yutturulan saçmalıkları iyi okuyun da, neye karşı çıktığınızı bilin, isterseniz devam edebilirim çünkü en fazla hadis uydurulan konu kadındır ve kadını iyi gösteren bir hadis bulamazsınız..
Sadece, Cennet Anaların ayağı altındadır... mantıklı gibi duruyor ama, dünyasını kararttığın kadını cennette baştacı etsen ne yazar..



KADINLARLA İLGİLİ MEZHEP VE HADİS KÖKENLİ UYDURMALAR

Bu uydurmaların yapılışındaki en temel hedef kadının erkeğine kayıtsız, şartsız itaatini sağlamak olmuştur. Uydurma hadislerle kadının erkeğe her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur.

Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim.

Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852

Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.

İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239

Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.

Hafız ZehebiBüyük Günahlar Sayfa 187


En titiz hadis çalışması olan Buhari’de birinci alıntıladığımız hadisi görmemiz, Kuran yalnız ve yalnız Kuran diye niye defalarca tekrar edip durduğumuzun anlaşılmasını bir kez daha sağlayacaktır. Yukarıdaki uydurmaları Peygamber’e fatura edenler, ne yazık ki bu uydurmaların reddi olan Kuran İslam’ını Peygamber düşmanlığı, bu uydurmaların kabulü olan hadislerin, mezheplerin, geleneklerin İslam’ını ise Peygamber’i sevme şampiyonluğu ilan ediyorlar. Böylece kadınları eksik akıllı ve eksik dinli ilan edenler, kimin dinde ve akılda eksik olduğunu gösteriyorlar.

KURAN’IN DİNİNDE KADINUYDURULAN DİNDE KADIN

Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.

Sahihi Buhari

Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003

Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet bununla yetinmeyip kadınların çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip Kuran’ın açık izahlarıyla da çelişir.

Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

Sahihi Buhari

Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003


KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN

Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden memnuniyeti şart olarak gösterilir.

Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.

Riyazus Salihin

Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.

Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88


Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü, cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe bağlar.

Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.

Hucurat Suresi 13


Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik, Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır. Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma kaynaklarını inceleyelim:

Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.

Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720

Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805

Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras bırakmışlardır.

DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU

İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur.

İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773


Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.

Sahihi Buhari

Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.

Ebu Davud, Tereccul, 5

Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.

İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889

Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak atarlardı.

İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122


Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.


Şu an gitmek zorunda kalmasaydım uzun bir cevap yazacaktım ama malesef şimdi çıkmam gerekiyor...Bu hadisleri bazılarını ilk kez görüyorum...Hangi kaynaklardan bilgi aldığınızı merak ediyorum...İslamiyet kadını yüceltmiştir...İslamiyete göre kadın bulaşık,çamaşır yıkamak,yemek yapmak zorunda değildir...köpek meselesine gelince ...Karasını beyazını bilemem ama bir evde köpek varsa o eve rahmet melekleri girmez...Devamı yarın sabah...şimdi çıkmak zorundayım....İnşallah bilgilerimi paylaşıcam
 

Enver Ýstek

metin mete
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
3,935
Tepkime puanı
1,023
Puanları
0
Yaş
60
Konum
Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Selam Allahin dinini Allaha has kilanlarin üzerine olsun;Mettin böyle seylerin hepsini niye toptan verdin cogu güme gider her birini ayri ayri inceliye bilirdik dahasi varmi diye sormayacagim en azindan sana,Ben dahi bazilarini böyle ulu orta yazmaya haya ediyorum kendim utaniyorum lütfen biraz daha yavas.....Vesselam.
 

alptraum

New member
Katılım
1 Ocak 2005
Mesajlar
2,908
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Aþk`dan
Web sitesi
www.muhakeme.net
bir kere ben söyle cvp vermek isterim hadis tefsircisi degilim olsam müctehid olurdum ama kadinin bizim dinimizde degerli oldugunu bu kadar itinali hareket edilmesini bu yüzden söylüyor cünkü
kadin erkek esit yaratilmadi ve allah böyle bir adaletsizligi yapmayacagi icin kadina essiz bir güzellik verdi ve erkegi kadina ram etti..
kadin bundan dolayi essiz manada korunmaaya calisilmistir ama günümüzde kadinlar cinsel bir obje olarak gözüküyor ve basitlesmis durumda özgürlükler kisitlanmiyor tam aksine en büyük özgürlükler veriliyor itaat edeb haya cikiyor ortaya bunlar olmasa ki günümüzde fazla degil zaten bosanmalar ve itaatsizlikler fazlalasiyor uydurma dedigin hadisler birebir derin düsünülüp anlasilabilecek hadisler
misal namazda imamdan önce secdeye gidenin basini allah merkep basina cevirir denilmesindeki maksat baskadir bunuda öyle dusunmek lazim
 

Mahfuz

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
158
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
bende şunu anladım siz .... ......sınız! bunca şey yazıldı söylendi hala burnunuzun dikine gidiyorsunuz. ayşegülün söyledikleri çok doğru. hem hadis alimlerinin kitaplarını okumuyorsunuz bu insan yapımı diye, hem de o büyük insanlara söven insanların peşinden gözü kapalı gidiyorsunuz. kurtulun bu çelişkiden. madem Kur'an'dan başka kaynak kabul etmiyorsunuz, herkes biliyor ki Kur'an'da kainatta olan herşey var, o zaman HİÇBİR kitabı okumayın! hem şunuda hatırlayın Kur'an bir insan tarafından kitap haline getirildi. madem güvenmiyorsunuz insanlara, o zaman bir insan tarafından kitaplaştırılan Kur'an'a da güvenmeyin. nede olsa insan tarafından derlendi, uydurma yerleri, eksik, fazla yerleri olabilir!!! ve en önemlisi Efendimiz bir insan! belkide insanları kandırdı! belkide herşey yalan, uydurma! nede olsa O'da bir insan! güvenmeyin, inanmayın canım!
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Sahabe kusagi, Hz . Peygamber s.a.v.'in vefatindan sonra Islâm'in biricik temsilcileri olarak yasamis, gerek Hicaz bölgesinde, gerekse fethedilen yeni bölgelerde Islâm'i hakkiyla teblig etmis, ögrenciler yetistirmislerdir. Kur'an'i, hadis-i serifleri ve Islâmî uygulamalari bütün müslümanlar Sahabe kanaliyla ögrenmistir. Bu sebeple Sahabe'nin Islâm ilim tarihinde oldugu kadar, iman, amel, edep, zühd, vera, takva ve ahlâkta da müstesna bir mevkii vardir.


Onlardan sonra gelen kusaga Tabiun denir. Bu kusak da Sahabe'nin dizinin dibinde yetismis, imani, ilmi ve ameli onlardan almistir. Bu kusaga Tabiun (izleyenler, tabi olanlar) denmesinin sebebi, Sahabe'ye uymakta gösterdikleri titizlik, ciddiyet ve özendir.



Sahabe'nin önemi, Kur'an'da hayirla yad edilmis olmalari, Hz . Peygamber s.a.v.'in yasantisinin ilk ve en önemli temsilcileri olmalari hasebiyle Islâm'i en dogru sekilde anlayip yasamanin kistasi olmalari... gibi hususlardan kaynaklanmaktadir. Tabiun'un önemi ise temelde su iki noktaya dayanmaktadir:


1. Islâm'i, Sahabe kusagindan, yani en dogru sekilde anlayip yasamis olan kusaktan ögrenmis olmalari.


2. Sahabe zamaninda rastlanmayan, sonradan karsilasilmis yabanci birçok fikir akimi, kültür ve inanç sekliyle ilk defa onlarin muhatap olmasi.


Hadis Alimleri

İMAM BUHARİ (Ölm. 256 / 869)

Kısaca Buhari olarak bilinen Ebü Abdullah Muhammed b.İsmail, en büyük hadis bilgini olarak kabul edilir. Sünni gelenek O'nun ana eseri el-Cami es-Sahih'i Kur'an'dan sonra en muteber islam kaynağı ve hadis kitaplarının en büyüğü sayar. Buhari'nin, bu eserini 600.000 hadis içinden seçtiği 7275 hadisten vücuda getirdiği biliniyor. 16 yılda tamamlanan bu eser 97 kitaba ve 3730 baba ayrılmıştır.

Buhari, isminden de anlaşılacağı gibi, islam ilimlerinin, özellikle hadis ve tasavvufun beşik kentlerinden biri olan Buhara'da 13 Şevval 194 h.(21 Temmuz 810 miladi) doğdu. Çok küçük yaşta babasını kaybettiği için yetim olarak büyümüştür. Dedesi Bardizbah, gayrimüslimdi. Berdizbah, çiftçi demektir. Buhari'nin henüz 10 yaşındayken hadisle meşgul olmaya başladığını biliyoruz. Bu yaştan itibaren Mekke başta olmak üzere Hicaz bölgesi, Mısır, İran ve Irak gibi islam kültürünün merkez sahalarını, ilmi tetkikleri için yıllarca dolaştıktan ve sayıları yirmiye varan büyük bilginlerden dersler aldıktan sonra tekrar Türkistan'a dönmüş, Buhara, Semerkant ve Hartank'ta eserlerini yazmaya devam etmiş ve nihayet Hartank'ta, ata binmek üzere olduğu bir sırada kriz geçirmiş ve ardından da ölmüştür.

Hadis ilmine başlamasıyla ilgili bir soruya cevap verirken şunları söylüyor: "Onbir yaşına geldiğim sırada Abdullah b.Mübarek, vs. gibi hadis bilginlerinin kitaplarını ve sözlerini ezberlemiştim. Bunun ardından annem ve kardeşim Ahmet'le birlikte, hac maksadıyla Mekke'ye gittik. Hacdan sonra ben, hadis tahsili için orada kaldım. Onsekiz yaşına geldiğim sırada Sahabe (Hz. Peygamber (s.a.)'in arkadaşları) ve Tabi'in (Sahabileri tanıyan kuşak) bilginleriyle ilgili eserlerimi yazmaya başladım. Tarih adlı eserimi de, yine o sıralarda Medine'de kaleme aldım. Bu eseri, Hz. Peygamber (s.a.)'in Ravzası yanında ve mehtaplı gecelerde yazmışımdır."
Bütün kaynaklar, Buhari'nin, ikamet ettiği her kentte ilmi sohbetlerinden binlerce kişinin yararlandığını yazmaktadırlar. Bu çok genç ilim adamı zaman zaman da kıskançlıklara, maksatlı imtihanlara muhatab oluyordu.

Tarihu Bağdad yazarı, Buhari'nin, Bağdat'ta bulunduğu sırada şöyle bir olayla karşılaştığını bildiriyor: Bir grup hadisçi Buhari'yi imtihan etmek maksadıyla yüzden fazla hadisin metinlerini ve rivayetlerinde yer alan kişileri, içinden çıkılamaz şekilde birbirine karıştırarak Buhari'nin önüne getirirler. Buhari bunları okur ve karşısındakilere, bütün bunların doğru şekillerini hiç bocalamadan yazdırıverir. Bunu gören hadisçiler Buhari'ye saygı ve bağlılıklarını arzederler. Bağdat'lı hadisçilerden Musa b.Harun el-Hammal duygularını şöyle dile getiriyor: "Bütün İslam milletleri, ikinci bir Buhari vücuda getirmek için bir araya gelseler, yine de bir başka Buhari meydana getiremezler."


İMAM MÜSLİM (Ölm. 261 / 875)

Sünni inanışın ikinci büyük hadis bilginidir. O'nun tertiplediği es-Sahih adlı hadis külliyatı, ünlü altı hadis kitabı (Kütüb-i Sitte)'nin ikincisi olarak asırlardır islam dünyasına hizmet vermektedir.

İslam'ın ana ilimlerinin geliştiği en önemli merkezlerden biri olan Nisabur'da doğup yine bu şehrin bir semti olan Nasrabad'da ölüp defnedildi.

Tam adı Ebu Hüseyin Müslim b.Haccac en-Nisaburi olan bu büyük hadis bilgini, tıpkı Buhari gibi, islam dünyasının hemen her tarafını dolaşmış geniş araştırmaların sahibi bir dahidir.

Ünlü fıkıh bilgini Ahmed b.Hanbel başta olmak üzre Yahya b.Yahya, Kuteybe b.Saİd, İshak b.Rahuye, Muhammed b.Amr, Muhammed b.Mihran, İbrahim b.Musa, Halef b.Hişam, Süreyc b.Yunus, Ömer b.Hafs, Ahmed b.Yunus, İbrahim b.Münzir ve Mansur b.Muhammed gibi ünlülerden dersler almıştır. O'nun, ders almanın da ötesinde feyz ve ilham aldığı kişilerden biri de büyük hadisçi Buhari'dir. Tarihu Bağdad yazarının belirttiğine göre Müslim, bu büyük dahinin huzuruna gider, yüzünü öper ve şöyle derdi: "Müsaade et de ayaklarını da öpeyim, ey üstatlar üstadı!" Buhari, Kur'an'ın, Allah Kelamı olmasına rağmen, lafızlarının yaratılmış olduğunu savunması (iftirası) sebebi ile ağır tenkitlere maruz kaldığında, Müslim O'nunla dostluğunu kesmemiştir.

Müslim'in Sahih'i, bizzat kendisinin belirttiğine göre, 300.000 hadis arasından seçilmiş olap 52 kitaptan (ana bölüm) oluşmuştur. Buhari'nin eserinin aksine Müslim'in Sahih'i, hadis ilmine dair bir girişle başlamakta ve Kur'an'ın faziletlerine dair bir bölümle sona ermektedir.

Müslim'in daha başka eserlerinin olduğu söylenmekte ise de bugün elimizde yalnız Sahih'i mevcuttur.

Buhari ve Müslim'in Sahihleri, İki Sahih anlamında Sahihayn ve bu iki hadis imamı en büyük iki muhaddis anlamında Şeyhayn diye anılmaktadır, İslam bilginlerinin ortaklaşa kanaatlerine göre, tenkit dışı sayılacak hiçbir hadis kitabı yoktur ve olamaz. Ancak tenkide en az konu olabilecek, iki temel eser, Buhari ile Müslim'in kitaplarıdır. Bunları, müelliflerini daha sonra göreceğimiz üç Sünen kitabı izler. Bu beş eseri altı rakamına ulaştırmak için bazıları imam-ı Malik'in Muvatta'ını, bazıları İbnu Mace'nin Sünen'ini ilave ederler (Müslim için bk. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, biyografi no: 7089; İbnu Hallikan, Vefeyat, biyografi. No: 717).

İMAM TİRMİZİ (Ölm. 279 / 892)


Tam adı, Ebu İsa Muhammed b. İsa'dır. Ceyhun Nehri, diğer adıyla Belh Nehri kıyısındaki Tirmiz kentinde doğup büyüdü.

Tirmizi'nin yaşadığı devir başta İmam Şafii olmak üzre, hadis ve fıkıh bilginlerinin yaşadığı ve hadis ilminin zirvede bulunduğu bir devirdir. Tirmizi, Kütüb-i Sitte'nin diğer müellifleriyle birlikte bu devir bilginlerinin 10'dan fazlasından ortaklaşa dersler gördü.

Tirmizi, ayrıca başta Buhari olmak üzre 20 civarında islam bilgininden de dersler aldı.

Tirmizi, bilgisini geliştirmek üzre, Horosan'ın diğer illerini, Irak'ı, Hicaz'ı da dolaştı. Hadis bilginleri onun için: "Buhari'nin geriye bıraktığı en değerli eser, Tirmizi'dir" derler. Hatta bizzat Buhari'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Ey Ebu İsa, benim senden istifadem senin benden istifadenden daha fazla olmuştur."

Tirmizi'nin bugün elimizde bulunan eseri ünlü hadis kaynağı es-Sünen ile yine bir hadis kaynağı olan eş-Şemail'dir. Kaynaklarda adı geçen, el-İlel, et-Tarih, ve ez-Zühd adlı eserleri bugüne kadar ele geçirilememiştir.

Tirmizi, doğduğu kentin bir köyü olan Buğ'da öldü. (Tirmizi için bk. Sem'ani, el-Ensab; Zehebi, Tezkire, Mizanül-İ'tidal; İbnu Hacer; et-Tenzih; İbnu İmad; Şezerat, ilgili bahisler.)



Hadisler

Ümmü Seleme
Hadis
:
"Ey Allah`ın Resulü, Allahu Teala`nın kadınları hicretle ilgili olarak zikrettiğini hiç işitmiyorum, niçin?" diye sordum. Bu sorum üzerine şu ayet indi: "Rableri dualarını kabul etti: Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katında bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır." (Al-i İmran, 195).

HadisNo
:
534



:
Aişe
Hadis
:
Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu kendisine nikahladı. Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. Kız, o hurma ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine şu ayet indi: "Eğer velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız, onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3)

HadisNo
:
535


:
Ümmü Seleme
Hadis
:
"Ey Allah`ın Resulü", dedim, "erkekler cihada çıkıyorlar, kadınlar cihad yapmıyor, biz kadınlara mirasdan da yarım veriliyor." Bunun üzerine Rabb Teala şu ayeti inzal buyurdu: "Allah`ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah`tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah herşeyi bilir" (Nisa 32). Mücahid der ki: "Cenab-ı Hakk şu ayeti de Ümmü Seleme hakkında inzal buyurdu: "Doğrusu erkek ve kadın Müslümanlar, erkek ve kadın mü`minler, boyun eğen erkekler ve kadınlar; doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah`ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır" (Ahzab 35). (Ümmü Seleme Medine`ye hicretle gelen ilk kadındır)


"Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır." (Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16)


"CENNET ANNELERIN AYAGI ALTINDADIR"
(müslim)
 

Mahfuz

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
158
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
yazıktır birkaç tane uydurma hadis yüzünden bütün hadisleri reddetmek cinayettir! lütfen!

bizi atalar dinine uymakla suçluyorsunuz, kendinizde kendi atalarınıza uyuyorsunuz. kendi kendinizle çelişiyorsunuz. toptan reddetmiyorsunuz da. merak ediyorum Allah Rasulü yaşasaydı O'na "ver kitabullahı! hadi bize eyvallah" mı diyecektiniz? yazık günah! Allah apaçık bir şekilde O neyi emrederse yapmamızı istiyor. bu FARZdır!
 

Enver Ýstek

metin mete
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
3,935
Tepkime puanı
1,023
Puanları
0
Yaş
60
Konum
Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Mahfuz' Alıntı:
bende şunu anladım siz .... ......sınız! bunca şey yazıldı söylendi hala burnunuzun dikine gidiyorsunuz. ayşegülün söyledikleri çok doğru. hem hadis alimlerinin kitaplarını okumuyorsunuz bu insan yapımı diye, hem de o büyük insanlara söven insanların peşinden gözü kapalı gidiyorsunuz. kurtulun bu çelişkiden. madem Kur'an'dan başka kaynak kabul etmiyorsunuz, herkes biliyor ki Kur'an'da kainatta olan herşey var, o zaman HİÇBİR kitabı okumayın! hem şunuda hatırlayın Kur'an bir insan tarafından kitap haline getirildi. madem güvenmiyorsunuz insanlara, o zaman bir insan tarafından kitaplaştırılan Kur'an'a da güvenmeyin. nede olsa insan tarafından derlendi, uydurma yerleri, eksik, fazla yerleri olabilir!!! ve en önemlisi Efendimiz bir insan! belkide insanları kandırdı! belkide herşey yalan, uydurma! nede olsa O'da bir insan! güvenmeyin, inanmayın canım!


Dogru sizi dinlersek onuda su su filan filan topladi der onada bir kulp takarsiniz(hadislerlelllllll)Allaha cok sükürler olsun Allah teminatinida beraber vermis,Size kalsak hem eksik hem insan yapimi kalsin istemez.Sizin dininiz size bizimki bize;;;;;;;;;;;;)
 

Enver Ýstek

metin mete
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
3,935
Tepkime puanı
1,023
Puanları
0
Yaş
60
Konum
Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Mahfuz' Alıntı:
yazıktır birkaç tane uydurma hadis yüzünden bütün hadisleri reddetmek cinayettir! lütfen!

bizi atalar dinine uymakla suçluyorsunuz, kendinizde kendi atalarınıza uyuyorsunuz. kendi kendinizle çelişiyorsunuz. toptan reddetmiyorsunuz da. merak ediyorum Allah Rasulü yaşasaydı O'na "ver kitabullahı! hadi bize eyvallah" mı diyecektiniz? yazık günah! Allah apaçık bir şekilde O neyi emrederse yapmamızı istiyor. bu FARZdır!


Evet sizle bizim farkimiz;

Iste bizim uydiúgumuz;


2/132. Ibrahim de ogullarina sunu vasiyet etti, Yakub da: "Ogullarim! Allah sizin için bu dini seçmistir. O halde ancak müslümanlar olarak can verin."

2/133. Yoksa siz, Yakub'a ölümün gelip çatisina taniklar miydiniz? Hani, ogullarina sunu sormustu: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" Cevaplari su olmustu: "Senin ilahina, atalarin Ibrahim'in, Ismail'in, Ishak'in ilahina, tek ve biricik olan ilaha kulluk edecegiz; biz yalniz O'na teslim olanlariz."

Iste sizin uydugunuz;

2/170. Onlara, "Allah'in indirdigine uyun!" dendiginde: "Hayir! Biz, atalarimizi üzerinde buldugumuz seye uyariz." derler. Peki, atalari bir seye akil erdiremiyor, dogruya ve güzele ulasamiyor idiyseler!...
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
metin mete' Alıntı:
Evet sizle bizim farkimiz;

Iste bizim uydiúgumuz;


2/Iste sizin uydugunuz;

2/170. Onlara, "Allah'in indirdigine uyun!" dendiginde: "Hayir! Biz, atalarimizi üzerinde buldugumuz seye uyariz." derler. Peki, atalari bir seye akil erdiremiyor, dogruya ve güzele ulasamiyor idiyseler!...


Bu senin kendi düşüncendir...Biz kur'anı reddetmiyoruz...Sen konuyu çarpıtıyorsun...Peygamber efendimizn sahabelere öğettiği şeyleri kabul etmediğin gibi bizim etmemizide malesef hazmedemiyorsunuz...Kur'anda,peygambere itaat edin denir...Sense insan yapımı diyerek sahabeleri farkında olmadan aşağılıyorsun...
 

Mahfuz

New member
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
158
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
Konum
Ýstanbul
metin mete' Alıntı:
Evet sizle bizim farkimiz;

Iste bizim uydiúgumuz;


2/132. Ibrahim de ogullarina sunu vasiyet etti, Yakub da: "Ogullarim! Allah sizin için bu dini seçmistir. O halde ancak müslümanlar olarak can verin."

2/133. Yoksa siz, Yakub'a ölümün gelip çatisina taniklar miydiniz? Hani, ogullarina sunu sormustu: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" Cevaplari su olmustu: "Senin ilahina, atalarin Ibrahim'in, Ismail'in, Ishak'in ilahina, tek ve biricik olan ilaha kulluk edecegiz; biz yalniz O'na teslim olanlariz."

Iste sizin uydugunuz;

2/170. Onlara, "Allah'in indirdigine uyun!" dendiginde: "Hayir! Biz, atalarimizi üzerinde buldugumuz seye uyariz." derler. Peki, atalari bir seye akil erdiremiyor, dogruya ve güzele ulasamiyor idiyseler!...

sen anlamıyorsun herhalde!?! o öğrendiğin namaz şeklini nerden öğrendin onu merak ettim. yazdığın gibi bir tarif Kur'an'da yok da!
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
metin mete' Alıntı:
Dogru sizi dinlersek onuda su su filan filan topladi der onada bir kulp takarsiniz(hadislerlelllllll)Allaha cok sükürler olsun Allah teminatinida beraber vermis,Size kalsak hem eksik hem insan yapimi kalsin istemez.Sizin dininiz size bizimki bize;;;;;;;;;;;;)
eksik mi ? çok şükür fazlamız var eksiğimiz yok.
 
M

mettin

Guest
Mahfuz' Alıntı:
bende şunu anladım siz .... ......sınız! bunca şey yazıldı söylendi hala burnunuzun dikine gidiyorsunuz. ayşegülün söyledikleri çok doğru. hem hadis alimlerinin kitaplarını okumuyorsunuz bu insan yapımı diye, hem de o büyük insanlara söven insanların peşinden gözü kapalı gidiyorsunuz. kurtulun bu çelişkiden. madem Kur'an'dan başka kaynak kabul etmiyorsunuz, herkes biliyor ki Kur'an'da kainatta olan herşey var, o zaman HİÇBİR kitabı okumayın! hem şunuda hatırlayın Kur'an bir insan tarafından kitap haline getirildi. madem güvenmiyorsunuz insanlara, o zaman bir insan tarafından kitaplaştırılan Kur'an'a da güvenmeyin. nede olsa insan tarafından derlendi, uydurma yerleri, eksik, fazla yerleri olabilir!!! ve en önemlisi Efendimiz bir insan! belkide insanları kandırdı! belkide herşey yalan, uydurma! nede olsa O'da bir insan! güvenmeyin, inanmayın canım!


Sevgili Mahfuz,
Benim de senin hakkkında düşüncelerim şimdilik mahfuz kalsın, bilanere cevabını alırsın..
Görülüyor ki,
Sizler Kur'an Konusunda resmen zır-cahilsiniz.. Anlaşıldı... Sizin kafanıza vura vura.. Canınızı acıta acıta.. Kur'anı gözünüze inatla soka soka.. Ya Kur'anı öğreneceksiniz, ya da öğreteceğim ki, öğrenmeye niyetiniz yok, belli, öyleyse iş bana düşüyor..
Burdan sonrasını gözünü yirmi aç ve öyle oku, çünkü, cahile laf anlatmak, deveye gendek atlatmaktan zordur..
Gelelim asıl meseleye..


KURAN’IN PEYGAMBERDEN SONRA TOPLANMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETMELERİ:

15- ............ Zeyd İbn Sabit el-Ensâri ye atfen yaptıkları rivayette: Ebu Bekir ve Ömer’in görevlendirmesiyle Zeyd diyor ki, “Ben kalktım, Kuran’ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu deri parçalarından, kürek kemiklerinden, hurma dallarından ve hâfızların ezberlerinden bir yerde topladım. Ve et-Tevbe Sûresinden iki ayeti, Ebû Huzeyme el-Ensâri’nin yanında buldum. O iki âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım.
Neticede içlerinde Kur’an toplanılan bu sahibeler, Allah kendisini vefât ettirinceye kadar Ebû Bekr’in yanında kaldı ..........................(Buhari, Kitabu’l-Tefsir 199 Cilt 9 s. 4423-4424 Ötüken 1987)

16-............ Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ ( R )’ dan işittim, şöyle diyordu: “ Mü’minlerden oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz... “ Ayeti indiği zaman, Resûlullah (S) Zeyd’i çağırdı. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı..... (Buhari, Kitabu’l-Cihâd ve’s-siyer 47 cilt 6, s.2674. Ötüken 1987 )


HADİSİN TENKİDİ: Kuran’ın, Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olmadığı, sonradan rast gele bir araştırmayla, hurma dallarından, deri parçalarından, taş levhalardan, kürek kemiklerinden, hafızların ezberlerinden toplanmış bir kitap olduğu hususunda müteaddit rivayetler uydurmuşlardır. Öyle ki, Kur’an bu dedikleri şeylere yazılı bir Kitab olmuş olsaydı, bir ambarı doldurması gerekirdi, bu iddiaları Kur’an’a bir iftira ve saygısızlığın ifadesidir. Allah, Kur’an’da Kitab indirmiş olduğunu ayetlerle bildirmiştir. Kur’an Kitab halinde Peygamber zamanında mevcut değil idiyse insanlar Kitab mevcut olmadığı halde, ayetlerde niçin Kur’an’dan Kitab olarak bahsediliyor diye sorarlardı. Peygamber zamanında Kur’an Kitab olarak mevcut idi, ve iddia ettikleri gibi, taş parçalarına , hurma dallarına v.s. yazılmıyordu. İnce ceylan derileri üzerine yazılan bir Kitab halindeydi. Bu hususta Kur’an’dan mealen:

- Andolsun Tûr’a (52/1)
- Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
- Yayılmış ince deri üzerine (52/3)


İfadeleri Kuran’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ayetler peygambere inmişti, eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar, siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kuran’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:
-

Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)

- İsteyen onları idrak eder. (80/12)
- Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
- Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)


Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kuran’ın sonradan rast gele, taş parçalarından,ağaç kabuklarından, kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır, ve aslı yoktur.
Rivayetler uydurulurken, daha öncede belirttiğim gibi bazen kasıtlı, bazen de tutarsızlık şeklinde bir çok çelişkilere düşülmüştür. Fert ve kişilere kabul ettirmek ve sıkıştıklarında kendilerini kurtarmak için bazen doğrulara da yer vermişlerdir. Öyle ki bir konu hakkında bir rivayet uydurduklarında, muhakkak ona muhalif bir veya birden fazla rivayet uydurmaya özen göstermişlerdir. Sık sık bu tür çelişkili ifadeleri yan yana yazarak okuyucunun bu hususa dikkatini çekmeye çalışacağım. Zira hadis uydurma sistemlerinin kökü budur. Örneğin, Kur’an’ın sonradan rast gele toplanmış bir kitap olduğunu söylerken başka bir yerde, peygamberin onu Mushaf halinde bıraktığını rivayet etmek onlar için gayet normal bir durumdur. şöyle ki, uydurdukları diğer bir rivayette şöyle diyorlar:


17- ......Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. Şaddat İbn Ma’kıl, Abbas’a:
-Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu.
İbn Abbas:
- Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.
Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de:
- İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi. (Buhari,Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988)


Bu hadis evvelki hadislerle çelişkili olduğu gibi, Kur’an’ın Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olduğunu ve Peygamberin hiçbir rivayet bırakmadığını itiraf etmişlerdir.

Diğer bir rivayette de şöyle demektedirler:

18-.......Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:........ “Peygamber hücrenin perdesini açtı da, bizlere bakmaya başladı. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu......”
(Buhari, kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 - 708 Ötüken 1987)


Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın, parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir. Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir.
Ayrıca, görüldüğü gibi 15 ve 16 no lu örneklerde verdiğim rivayetler. 17 ve 18 no.lu örneklerde belirttiğim rivayetlerle çelişki halindedirler.[/
COLOR]

Demek ki neymiş Mahfuz efendi..
Ahmledin, mehmedin fikirleriyle çelik-çomak oynayacağına, Allah'ın gönderdiği Vahiyle muhatap olmalı ve ya bilmeli ya da erdemlice susmasını bilmeli..
İnanın acıyorum, kafanızı çöplük haline çevirip bir sürü abur cubur şeylerle doldurmanıza rağmen..
Vahy den fersah fersah uzaklarda müslümancılık oynamanıza..
Rabbimden mümeyyiz akıl diliyorum, tüm mü'minim diyenlere.. amin
 
Üst Alt