Ehl-i hizmetin SEKIZ hastaligi

nakkad

New member
Düşman, hastalık, engel, musîbet, problem ve felâket… Bu kelimeleri duyunca kaçacak delik arar ne yapacağımızı şaşırırız, değil mi? Oysa insan, bütün bu kendisine muhâlif gibi görünen hâdiseleri hayra, muvaffakiyete, hizmete vesîle kılabilir. Zirâ insandaki terakkî zembereği ancak mücâdele ile çalışır. İnsanın kabiliyetleri ancak mücâdele zemininde neşvünemâ bulur. Meselâ hastalığa sabrederse insan ömründe kazanamyacağı manevî derecelere ulaşabilir. Günahları tanır ve sabrederse hâkezâ… Düşmanını iyi tanırsa ona göre techizâtını kontrol eder, mukavemetini artırır…

Hasta hastalığını bilemeyebilir. Bilse de devâsından bîhaber olabilir…

Asrın tabîbine kulak vermeliyiz o zaman.

Bakınız Bediüzzaman Hazetleri Münâzarât isimli eserinde sekiz hastalığımızı diğer bir nazarla bakıp ifade edecek olursak sekiz silahımızı yahut muvaffakiyetin sekiz altın anahtarını nasıl sıralamış… (Âyet ve hadis meâlleri, numaralandırma ve başlıklar tarafımızca ilâve edilmiştir. M.M.)

***

1. “YEİS”

* Hayat bir cidaldir. Şevk ise matiyesidir. İşte himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis rast gelir. Kuvve-i maneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı (لاَ تَقْنَطُوا) kılıncını istimal ediniz. [Ümîdinizi kesmeyin! Zümer, 54]

***

2. “MEYLÜ’T-TEFEVVUK”

* Sonra müzahametsiz olan hakkın hizmetinin yerini zabteden meyl-üt tefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz كُونُوا لِلّٰهِ) hakikatını o düşmana gönderiniz. [Allah için berâber olunuz]

***

3. “ACÛLİYET”

* Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, (وَاصْبِرُوا وَ صَابِرُوا وَ رَابِطُوا) yu siper ediniz. [Ey îmân edenler! Sabredin! Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin! (Her an cihâda) hazırlıklı olun ve Allah’tan sakının! Âl-i İmrân, 200]

***

4. “FİKR-İ İNFİRÂDÎ VE TASAVVUR-I ŞAHSΔ

* Sonra da, medenî-i bittab' olduğundan ebna-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramağa mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-ı şahsî karşı çıkar. Siz de, (خَيْرُ النَّاسِ اَنْفَعُهُمْ لِلنَّاسِ) olan mücahid-i âlîhimmeti mübarezesine çıkarınız. [İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır. El-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2:463]

***

5. “BAŞKASININ TEKÂSÜLÜNDEN ETKİLENMEK”

* Sonra başkasının tekâsülünden görenek fırsat bulup ve hücum edip belini kırar. Siz de (عَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ) olan hısn-ı hasîni himmete melce ediniz. [Tevekkül edenler ise, artık ancak Allah’a tevekkül etsin! İbrâhîm, 12]

***

6. “İŞİ BİRBİRİNE BIRAKMAK”

* Sonra da acz ve nefsin itimadsızlığından neş'et eden ve işi birbirine bırakmak olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de (لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ) olan hakikat-ı şahikayı üzerine çıkarınız. Tâ o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin. [Hidâyete erdiğiniz takdirde dalâlete düşenler size zarar vermez. Mâide, 105]

***

7. “DİNSİZ DÜŞMAN”

* Sonra Allah'ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de (اِسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَلاَ تَتَاَمَّرْ عَلَى سَيِّدِكَ) olan kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin. [Erolunduğun gibi dosdoğru ol! Şûrâ, 15]

***

8. “MEYLÜ’R-RAHAT”

* Sonra umum meşakkatın anası ve umum rezaletin yuvası olan meylürrahat geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-ı sefalete atar. Siz de (لَيْسَ ِلْلاِنْسَانِ اِلاَّ مَا سَعَى) [Şüphesiz insan için çalıştığından başkası yoktur. Necm, 32] olan mücahid-i âlîcenabı o cellad-ı sehhara gönderiniz. Evet size meşakkatta büyük rahat var. Zira fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı, yalnız sa'y ve cidaldedir. اِنَّ لَكُمْ فِى الْمَشَقَّةِ الرَّاحَةَ اِنَّ الْاِنْسَانَ الْمُتَهَيِّجَةَ فِطْرَتُهُ رَاحَتُهُ فِى السَّعْىِ وَالْجِدَالِ

[Size meşakkatte büyük rahat var. Zira ıtratı müteheyyiç olan insanın rahatı sa’y ve cidaldedir.]

[Mektûbât, 391-392 (Münâzarât)]
 
Üst