Düzeltemediğiniz işlere sabrediniz!

fetih

New member
"Düzeltemediğiniz işlere sabrediniz!"

Allahü teâlâ, sabredenleri, iyilik edenleri, insanlara hizmet edenleri, nasîhat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş yapanlara yardım edenleri sever.

Kendini beğenenleri ise, sevmez. Bunun için Allahü teâlânın sevdiği güzel işleri yapmalıyız! Güzel huylu olmalıyız.

Müslümân, dili ile, eli ile kimseyi incitmez. Zira başkasını incitmek günâhtır ve fitne çıkmasına sebep olur. Fitne çıkmasına sebep olmak ise, ayrıca dahâ büyük günâh olur.

Müslümân, günâh da, suç da işlemez. Her Müslümânın, günâh işleyenleri görünce, kendi günâhlarını hâtırlaması lazımdır. Kendi kusûrları, günâhları affedilmezse, başına gelecek azâbları düşünmelidir. Zira başkalarını ayıplamak, kötülemek, gıybet etmek harâmdır. Onların günâhlarından dahâ büyük günâh işlenmiş olur. Zira Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî hazretleri;

“Dünyâsını veya âhiretini düzeltmek için değil de, yalnız Allahü teâlânın rızâsı için çalışan kimseyi, Allahü teâlâ ıslâh edip düzeltir” buyurmaktadır.

Allah’a tevekkül et!”

Bir insandan gelen zararı önlemeyip buna sabretmek, tevekküldür ve iyidir. Sûre-i Ahzâbda meâlen;

Kâfirlerin ve münâfıkların zararlarına, işkencelerine karşılıkta bulunma! Ben onların cezâsını veririm. Onlardan korunmak, kurtulmak için Allahü teâlâya tevekkül et! buyurulmaktadır.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine yazdığı mektupta buyuruyor ki:
“İnsanların üzmelerine dayanmak lâzımdır. Akrabânın incitmelerine sabretmekten başka yapılacak şey yoktur.

Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine emir olarak, Ahkâf sûresinde,

Peygamberlerden Ülül’azm olanların sabrettikleri gibi Sen de sabret! Onlara azâb verilmesi için duâ etmekte acele eyleme!

meâlindeki âyet-i kerîmeyi gönderdi. Orada bulunanlara en faydalı şey, yanlarında bulunanların, kendilerine eziyet etmeleri, sıkıntı vermeleridir. Siz bu nimeti istemiyor, bundan kaçıyorsunuz. Evet, hep tatlı yemeğe alışmış olan, şifâ verici acı ilâçtan kaçar. Buna ne diyeceğimi bilemiyorum.”

Peygamber efendimiz, son hastalığında Eshâb-ı kirâma hitaben buyurdu ki:
Ey Muhâcirler ve ey Ensâr! Vakti belli olan bir şeye kavuşmak için acele etmenin faydası yoktur. Allahü teâlâ, hiçbir kulu için acele etmez. Bir kimse Allahü teâlânın kazâ ve kaderini değiştirmeye, irâdesinden üstün olmaya kalkışırsa, Onu kahr ve perîşan eder. Allahü teâlâya hîle etmek, Onu aldatmak isteyenin işleri bozulup, kendi aldanır. Biliniz ki, ben sizlere karşı raûf ve rahîmim. Siz de bana kavuşacaksınız. Kavuşacağınız yer, Kevser Havuzunun başıdır. Cennete girmek, bana kavuşmak isteyen, boş yere konuşmasın. Ey Müslümânlar! Kâfir olmak, günâh işlemek, nimetin değişmesine, rızkın azalmasına sebep olur. İnsanlar, Allahü teâlânın emirlerine itâat ederse, âmirleri onlara merhamet ve şefkat eder. Fısk, fücûr, taşkınlık yapar, günâh işlerlerse, merhametli başkanlara kavuşamazlar. Benim hayâtım, sizin için hayırlı olduğu gibi, ölümüm de hayırdır ve rahmettir.

Hakîm-i Tirmizî hazretleri;

“Kimin arzusu din, yâni âhiret olursa; bu hayırlı düşüncesi hürmetine, dünyevî işleri de âhiret işi hâline gelir. Bir kimsenin düşüncesi de dünyâ olursa; niyetinin bozukluğu sebebiyle, âhiret işleri de dünyâ işi hâline gelir” buyurmuştur.

Ebû İshak Kâzerûnî hazretleri, bir talebesine hitaben buyurdu ki:
“Büyüklerden birisi buyurdu ki: “Allahü teâlâ bir kuluna iyilik yapmak murâd ederse, onu Allah adamlarıyla karşılaştırır ve onlarla sohbet etmeye muvaffak kılar. Böylece saâdet yoluna kavuşup Allahü teâlânın râzı olduğu ahlâk ve hallere kavuşur.” Bütün anlatılanlar sebebiyle dâimâ sâlihlerin sohbetinde olmalısın. Fakirler ile bulunmalısın. Dünyâ ehlinden ve dünyânın arkasından koşanlardan uzak durmalısın. Çünkü dünyâ ehli ile bulunmak, onların yaptığı işleri sevmeye sürükler. Bu ise âhirette hüsrâna sebeb olur.”

Seyyid Emir Hamza hazretleri buyuruyor ki:

“Dâimâ kalb temizliği ile meşgûl olmalıdır. Kalbini pisliklerden temizlemedikçe, hakîkî maksada kavuşulamaz. Bütün iyiliklerin başı, dünyâyı terk etmektir. Bütün kötülüklerin başı da dünyâ sevgisidir. Bununla birlikte, Server-i kâinât efendimiz; “Dünyâ âhiretin tarlasıdır” buyurdu. O hâlde dünyâda âhiret işleri yap ve dünyâya ve dünyânın nîmetlerine bağlanma! Dünyâ rahat yeri değildir. İbret yeridir. Bunun için Resûl-i ekrem efendimiz;

“Dünyâ ibret yeridir, tâmir etme yeri değildir” buyurdular.”

Netice olarak, herkes, kendi kusûrlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabâhatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine cezâ vermekte acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ve Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:

Bozuk bir işi düzeltemediğiniz zamân, sabrediniz! Allahü teâlâ onu düzeltir.
 
Üst