Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Dini bozmaya çalışanlar...

öncü nesil

New member
Katılım
26 Ağu 2006
Mesajlar
34
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
41
Konum
Adana
Web sitesi
www.islambahcesi.com
Dini bozmaya çalışanlar


Dinimiz yeni inmedi. Dinimizde eksiklik fazlalık yoktur. Bu bakımdan asla reforma ihtiyacı yoktur. Reforma ihtiyaç olan, din olamaz. Hâşâ Allah noksan göndermiş demektir. Bu bakımdan dine yeni bir şey ilave etmek veya çıkarmak dini bozmak olur.



İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Bazıları yapacağı değişiklikle, dini düzelteceğini zannediyorlar, dinin noksanlığını tamamlayacaklarını iddia ediyorlar. Halbuki din noksan değildir. Kur’an-ı kerimde, (Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum) buyuruldu. Dini noksan sanıp, tamamlamaya [reform yapmaya] çalışmak, bu âyeti inkâr olur. (m.260)



Bugün etiketlisi etiketsizi her reformcu, din yeni inmiş gibi, üstelik hâşâ bunlara inmiş gibi ahkam kesiyorlar. (Yalnız Kur’an) diyerek, herkesi Kur’andan anladığı ile amel etmeye teşvik ediyorlar. Peygamberimizi kabul etmeyen (Kur’andan başka şey, hadis madis, fıkıh mıkıh kabul etmem) diyen nasıl Müslüman olabilir. Böyle iman, böyle Müslüman olur mu? Kur’an kime geldi? Kur’anı kim açıkladı? Kur’anın muhatabı kim? Gelecekten haber veren hadis-i şeriflerden ikisi şöyledir.

(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. “Hadisi bırak, Kur'ana bak” derler.) [Ebu Ya’la]

(Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum diyenler çıkar.) [Ebu Davud]



Bugün bid’at ehli olan kişiler, (Peygamber postacıydı, Kur’anı getirince vazifesi bitti, onun açıklamasına gerek yoktur) diyorlar. Halbuki Allahü teâlâ, Resulüne ve onun açıklamasına uyulması gerektiğini bildiriyor. Bu konudaki âyet-i kerimelerden birkaçı şöyledir:

(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]



(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

(Resulüm de ki, “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]



(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 4]

(Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]



(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen kâfirler için Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]



(Allah’ın yolu ile peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150/1]



(De ki, Allah’a ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]



(O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helal, pis, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]

Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi]



Görüldüğü gibi Resulullaha ve Kur'an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere uymak çok önemlidir. Sünnet, [hadis-i şerifler] olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekat, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur'an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur'anı anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Eğer herkes Kur'an-ı kerimi doğru anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı. Zamanla değişen âdetlerdir. Din zamanla değişmez. Din düşmanlarının oyunlarına gelmemelidir.
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Tamam, burada hemfikiriz, islam ne eksiktir ne fazla, bir insana uyan mükemmel bir vaazdır, burada anlaştık..
Şunu irdeleyelim..
Allah'ın 6666 ayetle insanlığa öğrettiği bu dini, kimler eksik bulmuşlardır ki, 110 ciltlik takviye eserlerle eksikler tamamlanmış oluyor..
(İbni abidin 17 cilt, Fetevayi hindiyye 20 cilt, Zuheylinin İslam Fıkhı 10 cilt, Nasuhi bilmen di, ceziriydi, said havvaydı, şu an tam 110 cilt fıkıh kitabı saydım)
Peki,
Reforma ve ilavelere ihtiyaç duymayan bir dinin, sırf ibadet ve muamelat kısmını öğrenmek için bunca eserin okunması şartı nereden gelmiştir..
Allah'ın 6666 ayetle sınırını çizdiği bu dini, kimler eksik görmüşlerdir ki..
Yüzlerce mezhep..
Bir o kadar cemaat,
Bir o kadar fırka
ve Binlerce tarikatlara ihtiyaç duyulmuştur..
Oysa,
Sizin reformcu ilan ettikleriniz, Kur'andan koparılan bu dini tekrar Kur'ana döndürmenin telaşındalar.. Bunu bir anlasanız, zaten mesele çözülecek..

Şu hadislere gelince..

(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. “Hadisi bırak, Kur'ana bak” derler.) [Ebu Ya’la]

(Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum diyenler çıkar.) [Ebu Davud]

Lütfen Kur'ana vurun, buna haiz ilminiz yoksa, gidip bir Hadis Profesörüne sorun (Hayri Kırbaşoğlu Hadis Prof'udur, başkasıda olabilir) bakın size neler anlatacaktır..
Ama,
İsterseniz bu iki hadisi ben Kur'ana vurabilirim, eğer zahmet etmek istemiyor, sonucu hemen öğrenmek istiyorsanız, yazın, ben bu iki hadisi hemen kur'an açısından tahlil edivereyim, ama, Lütfen Kur'anın yok dediğine siz evet demeyin, bu başınıza iş açabilir... dualarımla
 

darth vader

New member
Katılım
16 Ara 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
HAFIZ kardeş,
salt kuran , yalnızca kuran diyen birinin kurandaki ayet sayısını 6666 olarak (ki yanlış- saf müminlerin desteksiz inancı bu ) vermesi çok ilgincime gitti.
neyse yazım hatandır diyeceğim ama iki yerde birden yazmışsın.
şu an islam dünyasında 12 kadar değişik kuran mushafı vardır. Hiç birinde 6666 ayet yoktur. Türkiye'ninde kullandığı HAFS mushafında 6256 ayet vardır.
Tabi 6666 ayet olarak kendi mushafınızı yazdıysanız onu bilemeyeceğim.
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
HAFIZ kardeş,
salt kuran , yalnızca kuran diyen birinin kurandaki ayet sayısını 6666 olarak (ki yanlış- saf müminlerin desteksiz inancı bu ) vermesi çok ilgincime gitti.
neyse yazım hatandır diyeceğim ama iki yerde birden yazmışsın.
şu an islam dünyasında 12 kadar değişik kuran mushafı vardır. Hiç birinde 6666 ayet yoktur. Türkiye'ninde kullandığı HAFS mushafında 6256 ayet vardır.
Tabi 6666 ayet olarak kendi mushafınızı yazdıysanız onu bilemeyeceğim.



Bu konuda fikir beyan etmemin Formu allak-bullak edeceğini bildiğim için, şimdilik bu konuda susma hakkımı kullanıyorum, ama, formu hazır hissettiğim an sizin de işaret ettiğiniz meselenin sonucunun neden böyle olduğu konusunu işleyebilirim, bu hakkımı şimdilik saklı tutmak zorundayım..
 
Katılım
12 Eyl 2006
Mesajlar
60
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Web sitesi
www.blogcu.com
en başta belirtmeliyimki din bireylere indirilmiştir..ancak bu bildirilerin eyleme yansıması özgür iradeye parelel bir durum olamaz.kişi dini duygu,düşünce ve inenç değerleri doğrultusunda ancak kuran ve sünnet endexli yaşayabilir.
en önemlisi din bir yaşam oluşturma çizgisidir.dini yaşamamız için sürekli mesajlar verilir,bu mesajları ideal bir şekilde yorumlamak gerekir.sanıyorum...tecrübelrimden edindiğim kanate göre din ölüme hazırlıktır..
zamanüstü evrensel sistem ve düzenin adıdır..
kişinin zamanüstü evrensel sistem ve düzeni anlaması, ezeli ve ebedi gerçekliği idrak etmesi, varoluşunun hikmetini bilmesi ve bu bilişin gerçeklesmesi icin gerekli güzel ahlakla donanması için yansılabilen bilme yöntemidir..
yaşam biçimi tarzıdır. kişi istediği dini seçmekte özgürdür, ama kişilerin yaşam biçimlerine saldırmaya hakkı değildir..
 

darth vader

New member
Katılım
16 Ara 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
hafız kardeş,
6666 ayet olayını çok merak ettim.Forumda eskiden yazıyordum.Banlanınca soğudum ama arada bir bakıyordum. Senin gibi salt kurancılarla geleneksel müslümanlar arasındaki tartışmalar benim gibi bir ateisti bile bıktıracak nitelikte idi. Forum kurallarında bunların tartışılmasını istemiyorsanız bana özel mesaj atarsanda sevinirim.

Ayrıca merak ettiğim bir soruyu daha salt kurancı olduğun için sana sormak istiyorum. Birçok salt kurancı dualardan sonra veya Fatiha'yı okuduktan sonra AMİN diyor. halbuki kuranı dikkate alıyorsanız Kurandaki fatiha suresinde AMİN geçmez. Kuranda dualardan-surelerden sonra AMİN deyiniz diye birşeyde yok iken siz neden AMİN diyorsunuz.
Geleneksel Müslümanların AMİN demesinin nedeni buharide yer alan bir hadisdir. Bu hadise göre namazda fatiha okunduktan sonra Amin derseniz ve o AMİN sözünüz tam o sırada amin diyen bir meleğin sözü ile aynı anda olursa o müminin geçmiş günahları affedilirmiş.
İşin garibi AMİN kelimesi hristiyan ve yahudilerden islama geçmiş olup onlar AMEN derler. Bu sözcüğün kökünü inceleyen dilbilimcileri bu sözün yahudilerin mısırdaki 400 yıllık kölelikleri boyunca mısırın en büyük tanrısı AMEN den geldiğini söylüyorlar. çok tanrılı mısır inancında en büyük tanrı AMEN idi . Tanrısal firavunlara da AMEN-RA denilirdi. işin ilginci Mısır tanrısı AMEN müminleri dua ettikten sonra duanın kabul edilmesi için adının dua sonunda okunmasını istiyordu. Ne kadar ilginç ki Kuranda yazmamasına rağmen müslümanlarda aynı yahudi ve hristiyanlar gibi Allah'a dua ettikten ve fatiha suresini okuduktan sonra eski bir ilah putun adını anıyorlar bilmeden.
 

basbas

New member
Katılım
8 Eyl 2006
Mesajlar
234
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
42
vakti gelecek ve bütün cemaatler,fırkalar yada her ne ad altında toplanılıyorsa ortadan kalkacak.ne yazıktırki okuduklarıma göre bu kıyamete yakın olacak,o zamana kadar bu ayrımlar içinde birlik olmayı öğrenmeliyiz..
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
hafız kardeş,
6666 ayet olayını çok merak ettim.Forumda eskiden yazıyordum.Banlanınca soğudum ama arada bir bakıyordum. Senin gibi salt kurancılarla geleneksel müslümanlar arasındaki tartışmalar benim gibi bir ateisti bile bıktıracak nitelikte idi. Forum kurallarında bunların tartışılmasını istemiyorsanız bana özel mesaj atarsanda sevinirim.

Ayrıca merak ettiğim bir soruyu daha salt kurancı olduğun için sana sormak istiyorum. Birçok salt kurancı dualardan sonra veya Fatiha'yı okuduktan sonra AMİN diyor. halbuki kuranı dikkate alıyorsanız Kurandaki fatiha suresinde AMİN geçmez. Kuranda dualardan-surelerden sonra AMİN deyiniz diye birşeyde yok iken siz neden AMİN diyorsunuz.
Geleneksel Müslümanların AMİN demesinin nedeni buharide yer alan bir hadisdir. Bu hadise göre namazda fatiha okunduktan sonra Amin derseniz ve o AMİN sözünüz tam o sırada amin diyen bir meleğin sözü ile aynı anda olursa o müminin geçmiş günahları affedilirmiş.
İşin garibi AMİN kelimesi hristiyan ve yahudilerden islama geçmiş olup onlar AMEN derler. Bu sözcüğün kökünü inceleyen dilbilimcileri bu sözün yahudilerin mısırdaki 400 yıllık kölelikleri boyunca mısırın en büyük tanrısı AMEN den geldiğini söylüyorlar. çok tanrılı mısır inancında en büyük tanrı AMEN idi . Tanrısal firavunlara da AMEN-RA denilirdi. işin ilginci Mısır tanrısı AMEN müminleri dua ettikten sonra duanın kabul edilmesi için adının dua sonunda okunmasını istiyordu. Ne kadar ilginç ki Kuranda yazmamasına rağmen müslümanlarda aynı yahudi ve hristiyanlar gibi Allah'a dua ettikten ve fatiha suresini okuduktan sonra eski bir ilah putun adını anıyorlar bilmeden.



Benim zaten iddiam şudur,
Şu an müslümanların yaşadığı İslam, sadece yüzde 5 gerçek islamdır, tesbih gibi, amin gibi, birçok mesele maalesef diğer dinlerden islama girmiş bid'atlardır, bunların ayıklanması ve saf dinin yaşanması için muhakkak Kur'ana göre bir fıkıh hareketinin başarılması gerekmektedir, yoksa, mezhepleri ve fikirleri din diye yaşarız ki, işte bunun acı sonuçlarını yaşıyoruz şu an..
istediğiniz sorunun cevabı özel olarak sunulacaktır, iyi geceler
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
hafız kardeş,
6666 ayet olayını çok merak ettim.Forumda eskiden yazıyordum.Banlanınca soğudum ama arada bir bakıyordum. Senin gibi salt kurancılarla geleneksel müslümanlar arasındaki tartışmalar benim gibi bir ateisti bile bıktıracak nitelikte idi. Forum kurallarında bunların tartışılmasını istemiyorsanız bana özel mesaj atarsanda sevinirim.

Ayrıca merak ettiğim bir soruyu daha salt kurancı olduğun için sana sormak istiyorum. Birçok salt kurancı dualardan sonra veya Fatiha'yı okuduktan sonra AMİN diyor. halbuki kuranı dikkate alıyorsanız Kurandaki fatiha suresinde AMİN geçmez. Kuranda dualardan-surelerden sonra AMİN deyiniz diye birşeyde yok iken siz neden AMİN diyorsunuz.
Geleneksel Müslümanların AMİN demesinin nedeni buharide yer alan bir hadisdir. Bu hadise göre namazda fatiha okunduktan sonra Amin derseniz ve o AMİN sözünüz tam o sırada amin diyen bir meleğin sözü ile aynı anda olursa o müminin geçmiş günahları affedilirmiş.
İşin garibi AMİN kelimesi hristiyan ve yahudilerden islama geçmiş olup onlar AMEN derler. Bu sözcüğün kökünü inceleyen dilbilimcileri bu sözün yahudilerin mısırdaki 400 yıllık kölelikleri boyunca mısırın en büyük tanrısı AMEN den geldiğini söylüyorlar. çok tanrılı mısır inancında en büyük tanrı AMEN idi . Tanrısal firavunlara da AMEN-RA denilirdi. işin ilginci Mısır tanrısı AMEN müminleri dua ettikten sonra duanın kabul edilmesi için adının dua sonunda okunmasını istiyordu. Ne kadar ilginç ki Kuranda yazmamasına rağmen müslümanlarda aynı yahudi ve hristiyanlar gibi Allah'a dua ettikten ve fatiha suresini okuduktan sonra eski bir ilah putun adını anıyorlar bilmeden.

+rep ...Walla bu yazının çoğu kısmına katılıyorum...Yazının ilginç gelen kısımlarına gelirsek eğer...Hz Adem den bu yana sürekli kitaplar inmiştir...Geometri,fizik ,matematik vs şeyleri insan kendi aklıylamı buldu zannediyorsunuz...:eek: Hayır kesinlikle değil...Ama gerçekten ayrıntıları iyi yakalamışsın...

HZ.ADEM

Âdem Aleyhisselâm





İlk insan ve ilk peygamber.




Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası. Allahü tealanın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar getirdiler.

Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Bu şekilde Mekke ile Taif arasında kırk yıl yatıp “salsal” oldu yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu.

Sonra Muharremin onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Allahü tealanın emri ile bütün melekler Adem aleyhisselama karşı secde ettiler.

Uzun zaman meleklerin hocalığını yapmış olan İblis, kibirlenip bu emre karşı geldi ve Adem aleyhisselama karşı secde etmedi. “O çamurdan yaratıldı, ben ise ateşten yaratıldım. Ondan üstünüm.” iddiasında bulundu. İblis (şeytan) kendini üstün görüp, kibirlenerek Allahü tealanın emrine uymayınca gadab-ı ilahiyyeye uğradı ve Cennet’ten kovuldu.

Adem aleyhisselam kırk yaşındayken Firdevs adındaki Cennet’e götürüldü. Cennet’te bulunduğu sırada veya daha önce Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğinden hazret-i Havva yaratıldı. Allahü teala onları birbirine nikah etti.

Cennet’te yerleşmelerini ve Cennet’in meyvelerinden dilediklerini yemelerini bildirdi. Fakat, Cennet’te bulunan bin ağaç için, “Bu ağaca yaklaşmayın, bu ağaçtan yemeyin.” buyurdu.

Adem aleyhisselam ve Havva validemiz, Cennet’te bin yıl kadar yaşayıp, İblisin yalan yeminine inanarak yasak edilen ağacın meyvesinden unutarak önce hazret-i Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri için Cennet’ten çıkarıldılar.

Adem aleyhisselam Hindistan’da Seylan (Serendib) Adasına, Havva ise, Cidde’ye indirildi. Birbirlerinden iki yüz sene müddetle ayrı kalan Adem aleyhisselam ve hazret-i Havva bu müddet içinde ağlayıp yalvardıktan sonra tövbe ve duaları kabul oldu. Hacca gelmeleri emrolundu.

Arafat Ovasında hazret-i Havva ile buluştu. Kabe’yi inşa etti. Her sene hac yaptı. Arafat Meydanında veya başka meydanda kıyamete kadar gelecek çocukları belinden zerreler halinde çıkarıldı. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye soruldu. Hepsi; “Bela = Evet!” dediler.

Sonra hepsi zerreler haline gelip beline girdiler. Buna “Ahd-ü-Misak” ve “Kalu Bela” denildi. Adem aleyhisselam ve hazret-i Havva daha sonra Şam’a geldiler. Burada yirmi defa ikiz evladı oldu.

Bir defa da yalnız Şit aleyhisselam oldu. Neslinden kırk bin kişiyi gördü. Oğullarına ve torunlarına peygamber olarak gönderildi. Cebrail aleyhisselam kendisine on iki defa geldi. Kendisine on suhuf (forma) kitap verildi.

Bu kitapta; iman edilecek hususlar, çeşitli diller ve lügatler, her gün bir vakit namaz kılmak, gusül boy abdesti almak, oruç tutmak, leş, kan, domuz eti yememek, tıb, ilaçlar, hesab, geometri gibi şeyler bildirildi. Ayrıca fizik, kimya, tıb, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. İbrani, Süryani ve Arap dillerinde kerpiç üstüne çok yazı yazıldı.
İlk insanlar, bazı tarihçilerin zannettiği gibi ilimsiz, fensiz, görgüsüz, çıplak ve vahşi kimseler değildi. Bugün Asya, Afrika çöllerinde ve Amerika ormanlarında tunç devrindekilere benziyen vahşiler yaşadığı gibi, ilk insanlarda da bilgisiz basit yaşayanlar vardı.

Bundan dolayı ne bugünkü, ne de ilk insanların hepsi için vahşidir denilemez. Hazret-i Adem ve ona inananlar şehirlerde yaşarlardı. Okuma-yazma bilirlerdi. Demircilik, dokumacılık, çiftçilik, ekmek yapmak gibi san’atları vardı. Altın üzerine para dahi basılmış, maden ocakları işletilip, çeşitli aletler yapılmıştı.

Adem aleyhisselamın hiç sakalı yoktu. İlk sakalı çıkan Şit aleyhisselamdır. Hazret-i Adem çok güzeldi. Siyah saçlı ve buğday tenliydi. On bir gün hasta yatıp, bir Cuma günü vefat etti.

Adem aleyhisselam vefat edince, Cebrail aleyhisselam bir gömlek giydirdi. Şit aleyhisselama yıkamayı öğretti. Yıkayıp kefenlediler. Hadis-i şerifte buyruldu ki: "Adem aleyhisselam vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar.

Onu defnettiler." Sonra çocuklarına dönerek; “Ey ademoğulları! Ölülerinize böyle yapınız dediler." Şit aleyhisselam imam olup cenaze namazını kıldırdı. Adem aleyhisselamın kabri; Kudüs’te, Mina’da, Mescid-i Hif’te veya Arafat’tadır. Hayatını bildiren rivayetler birbirinden farklıdır.

Hazret-i Adem, Allah’a ilk hamd ve ilk tövbe edendir. Seçilmişlerin ilki, yeryüzünde Allahü tealanın ilk halifesidir. Birçok mucizeleri vardır. Bunlardan bir kaçı şöyledir:

Yırtıcı, vahşi hayvanlarla konuşurdu.

Susuz dağ ve taşlara elini vurunca, pınarlar fışkırır, temiz sular akardı.

Eline aldığı ufak taşlar, yüksek sesle Allahü tealayı zikrederdi.

Adem aleyhisselamın yaratılması, Cennet’te kalması, Cennet’ten çıkarılarak yeryüzüne indirilmesi, Kur’an-ı kerimde çeşitli ayet-i kerimelerde bildirilmiştir.



Huzuradogru.com da peygamberler kısmından alıntıdır
 

Aysegul

New member
Katılım
15 May 2006
Mesajlar
891
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Ne kadar ilginç ki Kuranda yazmamasına rağmen müslümanlarda aynı yahudi ve hristiyanlar gibi Allah'a dua ettikten ve fatiha suresini okuduktan sonra eski bir ilah putun adını anıyorlar bilmeden.

Cümlenin bu kısmında ise şunu söylemek istiyorum...Bütün kalpler Allah'a aittir...Ve yapılan işlerde her zaman niyete bakılır...Hristiyanlık ve yahudilik hz ibrahimden sonra gelmiştir...Hz ibrahim ise müslüman gibi yaşamıştır...Bu kur'anda yazmaktadır...Hristiyanlık ve yahudilik ilk indikleri zaman hak dinken yeni bir din geldiği zaman kalıcılığı ortadan kalkmıştır...Amin meselesine gelince bizler iyi bir dileğimiz olduğunda inşallah deriz...Yani o duanın kabul edilmesini isteriz...Müslümanlarda dualarının kabulu için amin derler...Önemli olan niyettir bence...
 

darth vader

New member
Katılım
16 Ara 2005
Mesajlar
78
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
aysegül hanım,
Adem hakkında döktürmüşsünüz maaşallah. Kabe'nin ibrahim tarafından yapıldığını zannediyordum.siz ademe kadar uzattınız.
neyse yazınızı okuyunca aklıma şunlar geldi.
bakara suresi- elmalılı orjinal meali
36- Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: «Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız.» dedik.
37-Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O'na yalvardı. O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gerçekten tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O'dur!
38- Dedik: İnin oradan hepiniz, sonra benden size ne zaman bir hidayetci gelir de kim o hidayetcimin izince giderse onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir.

36 ve 37 ayetlere bakılınca ademin cennetten iki kez çıkartıldığı gibi bir sonuca varılıyor. ama muğlak kalmış. 36. ayette adem ve eşi cennetten çıkarılıyor. 37 ayette adem tövbe ediyor ve tövbesi kabul ediliyor.38 ayette ise yine inin oradan denilip dünyaya gönderiliyorlar. 37 ayete göre adem tövbeyi cennetten çıkarıldıktan sonra söylüyor. ama tövbe kabul edildikten sonra allah "inin oradan" diyor. yani cennetten iki kez çıkartılmış gibi bir anlam var.
ayrıca 38. ayette allah adem ve eşine hidayetçi göndereceğini onun izinden gidenin kurtuluşa ereceğini söylüyor. Ama adem zaten peygamber değil mi. Neden allah bunlara hidayetçi göndersin ki. Peygambere de hidayetçi gönderilir mi.??

not : hafız kardeş, özel mesajın gelmedi hala.
 

1yolcu

New member
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
5
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
47
Selamun Aleyküm.

benim hafız kardeşimin ısrarla her konuda üzerine değindiği mevzuya yönelik bir kaç cümlem olacak.

kendisi ısrarla Kur'an dan başka kaynaklara neden ihtiyaç duyulduğunu ve bunun çok yanlış olduğunu söyleyip duruyor lakin göremediği şey Kur'an dan başka kaynağın zaten olmadığı. dikkat ederseniz fıkıh kitapları, tefsir kitapları, Risle-i nur buna benzer bütün büyük eserlerin kaynağı zaten Kur'an dır. Kur'an o kadar derin bir hazinedir ve o kadar konsantre bir bilgi kaynağıdır ki içinden binlerce cilt kitap çıkarabilirsin ki bu da olmuştur. hatta daha da olacaktır.

Mezhepler olmasın! herkes kur'anı okuyup dinini kendi yaşasın diyor hafız kardeşim. bunun ne manaya geldiğini bilmiyor. ben açıklayayım.
Her insan bir mezhep olur!! herkes kurandan kendine göre bir din çıkarır ve onu yaşamaya başlar! bu da islamın tükenmesi demektir. herkesin bi imam-ı hanefi, imam-ı şafi gibi çok yüksek ilim sahibi olmasını beklemek gaflettir.

hele hele bir cümlesinde okuduğum kadarıyla imam-ı Buhari nin hadisleri için de uyduruk hadisler demişti. Efendimizin rehberliğini ve kur'anı yorumlamasını reddetmek nasıl bir gaflettir. nasıl bir saygısızlıktır.

bence hafız kardeşim insanların kafasını karıştırmak için kasıtlı olarak yazıyor yazılarını. böyle düşünmekten kendimi alamıyorum çünkü akıllı bir müslümanın bu şekilde düşünebileceğine inanmıyorum...!!
ya da müslümanların hepsinin gafil olduğunu bir tek kendisinin islamı doğru yaşadığını düşünüyor.. Allah hepimize hidayet etsin.
 

y oglu

New member
Katılım
18 Kas 2005
Mesajlar
94
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
74
aysegül hanım,
Adem hakkında döktürmüşsünüz maaşallah. Kabe'nin ibrahim tarafından yapıldığını zannediyordum.siz ademe kadar uzattınız.
neyse yazınızı okuyunca aklıma şunlar geldi.
bakara suresi- elmalılı orjinal meali
36- Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: «Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız.» dedik.
37-Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O'na yalvardı. O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gerçekten tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O'dur!
38- Dedik: İnin oradan hepiniz, sonra benden size ne zaman bir hidayetci gelir de kim o hidayetcimin izince giderse onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir.

36 ve 37 ayetlere bakılınca ademin cennetten iki kez çıkartıldığı gibi bir sonuca varılıyor. ama muğlak kalmış. 36. ayette adem ve eşi cennetten çıkarılıyor. 37 ayette adem tövbe ediyor ve tövbesi kabul ediliyor.38 ayette ise yine inin oradan denilip dünyaya gönderiliyorlar. 37 ayete göre adem tövbeyi cennetten çıkarıldıktan sonra söylüyor. ama tövbe kabul edildikten sonra allah "inin oradan" diyor. yani cennetten iki kez çıkartılmış gibi bir anlam var.
ayrıca 38. ayette allah adem ve eşine hidayetçi göndereceğini onun izinden gidenin kurtuluşa ereceğini söylüyor. Ama adem zaten peygamber değil mi. Neden allah bunlara hidayetçi göndersin ki. Peygambere de hidayetçi gönderilir mi.??

not : hafız kardeş, özel mesajın gelmedi hala.

sayın arkadaşım aşağdaki hürün cevabı olan konuyu oku eğer bunun gerceklik payı nedir kaynağı kanıtı nedir diye düşünürsen aşağıki konuyu tüm oku umarım anlar gecmişten beri karanlıkta kalan kısımlar aydınlanır

HAVVA’YLA HÜR’ÜN CEVABI
Havva dedi ki;’ beni ALLAH çocuk için gönderdi.’Hür’e söyledi. Hür dedi,’Sen beni aldattın tarlaya gittin ademle yattın. Ademi sünnet edeceğim ,ben de yatacağım.’ Tırnak kestiler zeker kestiler sünnettir koltuk sünnettir sakal bıyık sünnettir.Hür yattı Adem’le sonradan kırk kalıp Havva’dan geldi Hür’den kırk kalıp geldi otuz dokuzu göğe çekildi yerde bir Şıt Aleyhisselam kaldı.
Havva’nınki yere çekildi Havva Hür’e söyledi: ‘ Benimki niye yere çekildi?’ ,Hür söylediki :‘Ben gökten geldim,senin gibi buğday yemedim,müslümanlar benden gelecek.’

HANCI PERVANE

Havanın kızı ıklıma Şıt’a verdiler. Şıt’a adem şehit ismini koydu.Müslümanlar Şıt’tan geldi ıklıma kırk yıl kız olarak bekledi.
Habil ile Kabille gelen kız ıklıma
Adem bin yıl yaşadı beş yüzünü Nuh Aleyiselama verdim
Adem ile yedim dane Nuh ile girdim tufana

ŞIT ALEYİSELAMDAN GELENLER

Hürden geldi Şıt Aleyhisselam
Hürden geldi Şıt Aleyhisselam

- Şıt Aleyhisselam geldi tek be tek

- Hürden gelenler seksen bin Rum eri

- Doksan bin horasan piri

- Elli bin kayıp erenleri

- Yüz bin Bağdat halifesi

- Yüz yirmi dört bin nebi

- Üç yüz altmışaltı aşık

- Yedibin yedi yüz şeh

- Sekiz bin sekiz yüz derviş

- Dokuz bin dokuz yüz ulema

- Kırk sekiz padişah .

HANCI PERVANE. 285
RUHLARIN HALK OLUŞU
VE DÜNYANIN KURULUŞU
Tah ezelden evrahı babından
Söyleyeyim dinleyin canlar
Kün veye kün elmi babı
Beyin altındaki yapraktan
Ak yareb aman
Künd eyledi Huda çıhhan bir arada
Ruhları illa dedi geldi
Hak nazar kıldı ruhlar geldi sırada
Ah yareb aman on sekiz bin alemi kurmak için
İlkin hak suyla çemalı nurunu halk etti yareb ama an
Kendi cemali nurunu halk etti
Ondan sonra ruhları halk etti
Suyu var etti yer gök yok iken
Künd ettide yareb beş isim halk etti
Çihhana var olmak için
Ah yareb aman
Üç takım şu çihhana gördüğün su doldu
İlk su dolunca melekler halk oldu
İlk su dolunca melekler halk oldu
Yareb ama an ya tabip
ALLAH kendi çemalı nurundan melekleri halk eyledi
Beş isim varında ak yareb aman
Bir katire düştü yere yerler gökler halk olunca
ya tabip Yer ile göğü su aldı
köpüğünden arş kürş var oldu yareb aman
Çihhanda bizde köpüğüde halk olunca varidik
Köpüğünden arş kürş var oldu
Ak yareb ama an sular çekildi topraklar
Sular çekildi topraklar maden ile doldu
Ak yareb ya Tabip
Nuh’a gelince ademin evlatı
Beşi kaldı da cümlesi yok oldu
Nuh’a gelince yareb adem evlatın
Beş kişi kaldı cümlesi yok oldu
Nuh dada su doldu dünyanın
Ya hu oldu üç su dünyada
Haktan nazar kıldık o zaman varidik
Nuh un oğlundan lem den dünyaya gelmek için
Naçiyle beraber ustazdik Hemi şar idik
Yareb aman
Bizim ervahımız taah ezelden
La mekanda bir oldu
Sitretil muntada gabaga hüseyinde
Yakında şar olduk
Yareb aman ya tabip hey

Ademden şıta yetiştik şıttan muta yetiştik
Muttan uda yetiştik uddan Nuh’a yetiştik
Ah aman eyler ey
Ah yareb ama an eyler hey
Ah yareb ama an idris nebi ile hüllenin yarısına
Biçtik dahi makas ile farisine
Farisine yareb ama an
Farisi aldık derdi ile demana
Ah hele yetiştik yareb aman
İdristen şu ayıba eyibten hidayet eyledik
Şuayıbtan eyube Kündü kenzullahtan
Bey tul mebura bey tul mukaddesile
Ademden hağteme ğhtemden ademe
Sıyıp çak taşınan uğraştık böyle şara

Yüz yirmi dört bin nebiyle geldik
ya hu hidayete ırklara
Tevek kil ettik bizde
İsmailli koç kurban ara ha ara
Halil ile düştük bizde nara

Ah yareb ama an eyler eey
Tah ezelden böyle yetiştik
Aliyle muhhamette ırkara
Aliyle muhhamette ırkara
Cümle derdi bir ettik
Tevvekkil babına kurana yetiştik yettik
Aliyle Muhammet gidence
Ah hele kuranı ser beser rasfale
Kuranı serbeser rasfale

Ah hele ayetlerin ucu kaldı
Cümle dahi lazım olan noktayı yok ettiler
Çekildi kuran ya hu aşıklara gitti pek ettiler
Aşıklarda ırkar kuranın ırkarı zay olmaz
Hiç kimse aşıklara elini vurup yetmez
Aşıkların sözü doğru kurandır
Kurana hiç kimsenin eli gitmez
Kağıtı yok ettiler hey kağıdı yok ettiler

Ah yareb ama an ya tabip
Her bulduğu aşıkları
Her bulduğu her bulduğu aşıkları
Kimisini kestiler kimisini astılar

Ah yareb geriden aşıklara hak yine nazar kıdı
Anadan anaya gelip yetişti
Kuran hak ile hak oldu hemen görüştü
Yareb aaman eyler ey

Tevvekkil babında söyleyimde dinleyin canlar
Bu dünyanın ötesi on sekiz bin alemdir
Yedi kat yer yedi kat gök selamdır
Ah Helen aya şemsi kamere
Aya şemsiyle kamere
Ah yareb şemsi aydır kamerde gündür
Leyliyle ırgarda hemde birdir
Geceyle gündüzün tavayı taktı tavayı
Tavanın bir kulpuda aşıklar haktır

Aşıklar haktır hak diyene şüphem yoktur
Aşık nikahını boşamak yoktur
Yareb aamaan eey
Cümle erenlerin bu da payıdır
Ah hele söylesem dahi gönül yayıdır
Ah yareb
amaan Tah ezelden evrakta illah sayıdır
Bizim geldiğimiz yerde yareb aaman eey
Adem den hğateme
Hğtemden o demden bu deme
Yetiştikte hancı dediler sonu bütün
Aşığın Hemi dünyası hem ide sonu
Tutar enceme enceme
Savayı tekbir eyle yareb böyle
Hancı kurban olsu Zühre hanıma
Çanım canıma tekbir eyle Nişanıma
Canım canıma tekbir eyle nişanıma
Yareb eey ya tabip eyler ee
 

THE_HAFIZ

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
14 Ağu 2006
Mesajlar
319
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Selamun Aleyküm.

benim hafız kardeşimin ısrarla her konuda üzerine değindiği mevzuya yönelik bir kaç cümlem olacak.

kendisi ısrarla Kur'an dan başka kaynaklara neden ihtiyaç duyulduğunu ve bunun çok yanlış olduğunu söyleyip duruyor lakin göremediği şey Kur'an dan başka kaynağın zaten olmadığı. dikkat ederseniz fıkıh kitapları, tefsir kitapları, Risle-i nur buna benzer bütün büyük eserlerin kaynağı zaten Kur'an dır. Kur'an o kadar derin bir hazinedir ve o kadar konsantre bir bilgi kaynağıdır ki içinden binlerce cilt kitap çıkarabilirsin ki bu da olmuştur. hatta daha da olacaktır.

Mezhepler olmasın! herkes kur'anı okuyup dinini kendi yaşasın diyor hafız kardeşim. bunun ne manaya geldiğini bilmiyor. ben açıklayayım.
Her insan bir mezhep olur!! herkes kurandan kendine göre bir din çıkarır ve onu yaşamaya başlar! bu da islamın tükenmesi demektir. herkesin bi imam-ı hanefi, imam-ı şafi gibi çok yüksek ilim sahibi olmasını beklemek gaflettir.

hele hele bir cümlesinde okuduğum kadarıyla imam-ı Buhari nin hadisleri için de uyduruk hadisler demişti. Efendimizin rehberliğini ve kur'anı yorumlamasını reddetmek nasıl bir gaflettir. nasıl bir saygısızlıktır.

bence hafız kardeşim insanların kafasını karıştırmak için kasıtlı olarak yazıyor yazılarını. böyle düşünmekten kendimi alamıyorum çünkü akıllı bir müslümanın bu şekilde düşünebileceğine inanmıyorum...!!
ya da müslümanların hepsinin gafil olduğunu bir tek kendisinin islamı doğru yaşadığını düşünüyor.. Allah hepimize hidayet etsin.


Evet, beşeri lakırdılarla iztila edilen beyinleri tekrar Kur'an ışığıyla karıştırarak durultmaktır niyyetim, keza, bilirsiniz, birşey bulanmadan durulamaz, birilerin bulandırdığı akideler tekrar Kur'ana vurularak durulmalıdır, bu manada beni akılsız addediyorsanız, Peygamberimizin de dahil olduğu bu tür akılsızlığa canım kurbandır..
Siz akıllılar tarafında saf bağlayınız, zira, dinde de bizde de zorlama yoktur sevgili dostum..
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Evet, beşeri lakırdılarla iztila edilen beyinleri tekrar Kur'an ışığıyla karıştırarak durultmaktır niyyetim, keza, bilirsiniz, birşey bulanmadan durulamaz, birilerin bulandırdığı akideler tekrar Kur'ana vurularak durulmalıdır, bu manada beni akılsız addediyorsanız, Peygamberimizin de dahil olduğu bu tür akılsızlığa canım kurbandır..
Siz akıllılar tarafında saf bağlayınız, zira, dinde de bizde de zorlama yoktur sevgili dostum..

Selamün aleyküm.
lütfen hafız kardeşin üzerine gitmeyin. o doğru söylüyor fakat bizler anlayamıyoruz. bazı yerlerde hepimizin hataları var fakat düşünmeden infaz etmemek gerek sanırım. Günümüz dünyası bizleri saldırgan yaptı. Bu durumdan kurtulmak için uğraşmamız gerek. Her zaman Kuran-ı Kerim' e dayanmak gerek fakat insan şaşar veya tam anlayamaz. Bu nedenle iyice düşünmek gerek. Zaten Resülallah(s.a.v.) efendimiz Kuran-ı Kerim' e uyuyordu fakat günümüzde bazı sözler uydurulup ona atfedilmiş veya bazı sözleri yürürlükten kalkmıştır. Bu nedenle yeniden Kuran-ı Kerim' e sarılmamız gerektiğini söylüyor yanlış anlamadıysam. Yalnız bir sorun var, onu iyi anlayacak alimi bulmak lazım. HER İNSANIN HAYATINDA ÇOCUKLUKLARI VARDIR(YANİ DÜŞÜNMEDEN VEYA ŞEYTANA UYARAK YAPTIĞI). BİZİM DE BİR ÇOCUKLUĞUMU OLDU, HATTA BÜYÜK BİR ÇOCUKLUK SANIRIM. :eek: :)
 

1yolcu

New member
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
5
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
47
Evet, beşeri lakırdılarla iztila edilen beyinleri tekrar Kur'an ışığıyla karıştırarak durultmaktır niyyetim, keza, bilirsiniz, birşey bulanmadan durulamaz, birilerin bulandırdığı akideler tekrar Kur'ana vurularak durulmalıdır, bu manada beni akılsız addediyorsanız, Peygamberimizin de dahil olduğu bu tür akılsızlığa canım kurbandır..
Siz akıllılar tarafında saf bağlayınız, zira, dinde de bizde de zorlama yoktur sevgili dostum..

beşeri lakırtı dediğin şeyler sanırım Efendimiz(sav) in sözleridir. dikkatli olmanı öneririm iyi bir şeyler yaptığını zannederken cehenneme odun olma yolunda adım atma.

çok özlü bir cümla sarfetmek için kendini çok kasmışsın. ortaya eminim senin bile tatmin olmadığın bir cümle çıkmış. beyinleri kur'an ışığıyla karıştırmak ne demek? niye hiçbirşey bulanmadan durulmazmış? bulanmayan birşeyin zaten durulmaya ihtiyacı olmaz ki.!

ayrıca pek çok yazını okudum ve bu karara vardım. hadisle alakası olmayan şeyleri yazıp kadınları kullanarak hadisleri karalamaya çalışıyorsun. hadis ilmiyle alakan olmadığı belli, hadisler hakkında ravileri hakkında hiç okumadığın da belli. sahih olan hadislerin ne derece sahih olduğu hakkında da hiçbir araştırman olmamış. olsaydı kadınlar hakkında o kadar uyduruk şeyleri hadis diye söylemezdin...!! sana tavsiyem kitap oku!
 

NARTKAN

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
27 Eyl 2006
Mesajlar
53
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
bazı arkadaşlar bir şeyi anlamakta ve bizleri haksız bir sekilde suçlamakta.
biz Peygamber efendimize sizlerden daha az saygı gösteriyor değiliz.
hatta bana göre sizlerden kat kat fazlasını gösteriyoruz.çünkü onun söylediklerini yapan bizleriz.

biz şu forumda kaynakları ile sayılan binlerce uydurulmuş hadise dikkat çekiyoruz.ve bunun tehlikesi içinde insanların şirk ile boğulduğunu söylüyoruz.
ama siz bizi Efendimizi tanımamazlıkla suçluyorsunuz.
bence bunu yapan sizlersiniz.

ayşegül arkadaşımıza gelince belliki okumadan yazıyorsun.
çünkü şu çok açıktır ki Allahın tek bir dini vardır.
onunda adı İslam
Elbetteki HZ.İbrahim müslüman gibi yaşadı.çünkü o dahil bütün peygamberler müslümandı.ve din hep islamdı.
Allah onlara ayrı bize ayrı şeylermi söyledi yani.böyle şey olurmu
 

NARTKAN

Mesajlari Onaylanacak
Katılım
27 Eyl 2006
Mesajlar
53
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Selamun Aleyküm.

benim hafız kardeşimin ısrarla her konuda üzerine değindiği mevzuya yönelik bir kaç cümlem olacak.

kendisi ısrarla Kur'an dan başka kaynaklara neden ihtiyaç duyulduğunu ve bunun çok yanlış olduğunu söyleyip duruyor lakin göremediği şey Kur'an dan başka kaynağın zaten olmadığı. dikkat ederseniz fıkıh kitapları, tefsir kitapları, Risle-i nur buna benzer bütün büyük eserlerin kaynağı zaten Kur'an dır. Kur'an o kadar derin bir hazinedir ve o kadar konsantre bir bilgi kaynağıdır ki içinden binlerce cilt kitap çıkarabilirsin ki bu da olmuştur. hatta daha da olacaktır.

Mezhepler olmasın! herkes kur'anı okuyup dinini kendi yaşasın diyor hafız kardeşim. bunun ne manaya geldiğini bilmiyor. ben açıklayayım.
Her insan bir mezhep olur!! herkes kurandan kendine göre bir din çıkarır ve onu yaşamaya başlar! bu da islamın tükenmesi demektir. herkesin bi imam-ı hanefi, imam-ı şafi gibi çok yüksek ilim sahibi olmasını beklemek gaflettir.

hele hele bir cümlesinde okuduğum kadarıyla imam-ı Buhari nin hadisleri için de uyduruk hadisler demişti. Efendimizin rehberliğini ve kur'anı yorumlamasını reddetmek nasıl bir gaflettir. nasıl bir saygısızlıktır.

bence hafız kardeşim insanların kafasını karıştırmak için kasıtlı olarak yazıyor yazılarını. böyle düşünmekten kendimi alamıyorum çünkü akıllı bir müslümanın bu şekilde düşünebileceğine inanmıyorum...!!
ya da müslümanların hepsinin gafil olduğunu bir tek kendisinin islamı doğru yaşadığını düşünüyor.. Allah hepimize hidayet etsin.


sizler ısrarla anlamamak istiyorsunuz.
4 hak mezhep diyip Allahıda işe ortak ediyorsunuz.
peki 190 hak mezhep varken düna kadar nasıl 186 tana hak mezhep batıl oldu!
HAK BATIL OLURMU !

Hak yalnızca Allahtan gelendir.ve asla batıl olmaz.

iki her insan bir mezhep olur demişsiniz.

peki dört insan neden ayrı mezhep olmuş !

çoğulluk bu kadar tehlikeli ise neden 4 tehlikeli değil !

peki bu 4 kime göre hak !
sünnilere göre.
şii lere görede tam tersi.
öyle olmazsa ırakta şiiler sünnileri sünniler şiileri öldürmezdi değil mi ( ABD lileri öldürmeleri gerekmezmiydi.neden mezhepler çatışıyor ? )

doğru 4 tane olmaz.
eğer 4 üde doğruya o zaman 4 tane olmaz zaten 1 tane olur.
bir mezhep adamı cennete bir mezhep cehenneme yolluyorsa o zaman bu küçük farklılık olmaz.

fikirler farklı olacaktır.ama bunu Allahın kitabı gibi dokunulmaz ilan edip belki yanlış olan konuları insanlara dikte etmek hatadır.olurda Allahın adına yanlışı insanlara mecbur ediyorsa biri.o zaman bütün günah onun boynunadır.
 
Üst Alt