Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı olmadığına göre, biz ibadetlerimizi neden kendi k

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı olmadığına göre, biz ibadetlerimizi neden kendi keyif ve isteğimize göre yapmıyoruz?

İbadet duygusu insanda Cenab-ı Hakk'ı bilmeye terettüp eden bir keyfiyettir. Yani insan, bir tarafta bu muhteşem kâinatı yaratan Zat'a delâlet edecek tablolar, levhâlar.. meselâ nizam ve intizâm levhâları görür. Sonra bu fevkalâde nizamı kuran, nizam sahibi nâzıma intikâl eder. İşte böyle, dikkat ve ibretle kâinata bakabilen hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremez ve dolayısıyla kendisinin de bu nizama göre hareket etmesi lâzım geldiğini anlar.

Kezâ; varlığa güzellik ve estetik yönünden baksa, onu öylesine güzel, o kadar harika bulur ki, âdeta daha güzelini tasavvur etmek imkânsızdır. İnsanın çehresinden zeminin yüzüne, ondan semanın yıldızlarla yaldızlanmış simasına kadar öyle büyüleyici bir güzellik, öyle başdöndürücü bir edâ ve insanı çıldırtan öyle tatlı bir şive vardır ki, bu çizgiler, bu renk ve bu âhengi görüpte, bu muhteşem ve sihirli meşheri sergileyen Zat'ı görüp bilmemek mümkün değildir...

İster âfâkî, ister enfüsî tetkik ve tefekkür, insana, içini okşayan öyle şirin ilhamlar kazandırır, öyle coşturur ve öyle tablodan tabloya koşdurur ki, sevinç ve heyecandan bir çocuk gibi çığlık atıp zıplamak gelir insanın içinden... En güzel iş ve icraat üzerinde en güzel isimlerin ışıkdan kelebekler gibi konup kalkdığını gördükçe, bizleri bütün insanî duygularımızla alıp içinde eriten bu güzelliklerin kaynağı, güzel sıfatları takdirlerle alkışlar; hayret, hayranlık ve edeple onların Sahib-i Zîşanı karşısında kendimizden geçeriz.

Bir başka zaviyeden kâinatta herşey, âdeta bir başka yerde hazırlanmış ve insanın istifadesine arz edilmiş gibidir. Kimisi konserve, kimisi meyve şeklinde takdim edilen bu nimetlerle, yeryüzü âdetâ geniş bir nimet sofrası; bağlar, bahçeler de birer tablacı haline gelirler. İnsan önüne konan bu nimet sofrasındaki nimetlere elini uzattıkça, gerçek nimet sahibini duyuyor, hissediyor gibi olur. Ve kendini bir başka zevk, haz, hayret ve hayranlık buudunda bulur. Evet, şuurlu farzedildiği takdirde bir yavru, ağzını, rahmet muslukları olan annesinin memelerine yapıştırdığı zaman, kendisi için hazırlanmış çok nâfi bir gıdanın, bir başka âlemden onun imdadına koştuğunu duyar ve hadiselerin ötesinde fevkalâde nimet veren, fevkalâde ikramda bulunan birisini hisseder. O'nu düşünür, O'nun nimetleri karşısında, iki büklüm olur.

Evet, her nimet her ihsân bir tarafdan o nimet ve ihsan sahibine delalet eder, diğer taraftan da bizleri, O'nun karşısında saygılı olmaya zorlar. Nerede bir nimet , bir güzellik, bir nizam ve intizam tablosu varsa, orada, o ni'met, o güzellik, o in'am, o ihsan tablolarına karşı takdir, hayranlık ve kulluk tablosu da olmalıdır. Yani Allah (C.C)'ın kendisine bildirmesine karşı hemen ubudiyyetle mukabele edilmelidir. Bu noktadan hareket ederek, Mu'tezile ve bir ölçüde Mâturîdiler -ki, itikatda bizim de bağlı bulunduğumuz mezheptir-, derler ki: Hiç bir Nebi gelmese ve hiçbir mürşid insanları irşad etmeseydi, kâinatın yüzüne serpiştirilen hakikatlara bakarak, insan Allah'ı bilme ve ona göre tavır alma mecburiyetindeydi. Mâturîdilerin noktayı nazarına bir hayli misâl bulmak mümkündür. Meselâ Efendimizin (sav) çevresindeki bazı kimseler, putlarla dolu olan Kâbe'nin hariminde neş'et etmiş, kendilerine Allah'a giden yolu gösteren kimseyi görmemişlerdi. Başta Efendimiz olmak üzere, tevhid adına kendilerine bir şey telkin edilmemişti. Fakat Bedevüıin dediği gibi: "Bir yerde bir hayvan tersi oradan hayvan geçtiğini, bir yerde izler ise orada birisinin yürümüş olduğunu gösterir. Bakın şu burç burç olan semâ ve onun âhengine ve vâdi vâdi yeryüzüne, bütün bunlar, herşeyi bilen ve her şeyden haberdâr olan Allah'a delalet etmez mi?" Bedevi söylüyor bunu. Çölden, kumdan başka bir şey bilmeyen birisi böyle düşünürse, diğerlerini hesap etmek lazım... Efendimiz insanlığı kurtarıp yükseltecek çok geniş bir idrakle gelmişti. Tabir caizse insan üstü bir insandı. O, ısmarlama anlayış ve idrakiyle kâinatın gerçek ma'nasını kavramış ve kendisine henüz peygamberlik gelmeden kâinat kitabında Hakk'ı sezmiş; aramaya başlamış ve Gâr-ı Hira'ya çekilerek; kendini ibadete vermişti... Ayşe vâlidemiz Buhari'nin başındaki bir Hadis-i Şerifte, Hatice validemizden naklen kendisini ibadete verdiğini ve ancak azığını tedarik etmek maksadıyla ara-sıra evine döndüğünü söylüyor ki, bunlar, idrakla, insanın bazı şeyleri keşfedeceğini ve keşfettikten sonra da Cenab-ı Hakk'a belli ölçüde kulluk yapılabileceğini ifade etmektedir. Bu mevzuda, Zeyd bin Amr'ın vefatı esnasındaki düşünce ve sözleri de üzerinde durulmaya değer mahiyettedir. Zeyd, Hz. Ömer'in amcası oluyordu. Vefatı sırasında, bütün aile efradını etrafına topladı ve gelecek peygamberle alâkalı bildiği şeyleri onlara anlattı. Bu zat, Efendimiz'in (sav) peygamberliğine yetişememişti. Yani atını sürmüş, sahile yanaşmış, fakat İslâm vapuruna yetişememişti... Ama, bütün ruhuyla Efendimiz'in (sav)atmosferini, O'nun gerçek mânâ ve mahiyetini, hakikât-ı Ahmediye'yi sezmiş, iliklerine kadar doymuş; ancak, duyduğu hissettiği bu şeylere ad koyamamıştı. Diyor ki: "Allah'ın ufukda bir nuru var. Zuhur edeceğine inanıyorum. O'nun âsârını başımızın üzerinde görüyor gibi oluyorum. " Sonra, Cenab-ı Hakk'a teveccüh ediyor: "Ey Yüce Yaratıcı, ben seni tam bilemedim; bilseydim yüzümü yere koyacak bir daha da kaldırmayacaktım" mealinde hislerini ifade ediyor. Görüldüğü gibi, tertemiz, dupduru bir vicdan, şayet putperestlikle telvis edilmemiş ve şartlanmamışsa; kâinata, nizama, âhenge baktığı zaman, bu umumi armoni içinde o da kendine çeki-düzen verip ubûdiyet tavrı takınacak ve Allah'a kulluk yapacaktır.

Demek Allah'ı bilme ve tanımanın yanında, hemen AIlah'a kulluk başlıyor... Evet, mâdem bu binbir nimetle bizi perverde eden Allah var. Öyle ise kulluk da var. İşte Allah (C.C), insan vicdanında mekni olan bu kulluk düşüncesini formüle ediyor. Yani "Yüzümü yere koyacağım, kıyamete kadar başımı kaldırmayacağım.. azametin karşısında iki büklüm duracağım.. " ve Recaizade Ekrem'in "Nerede Allah'ım dizlerin, başımı koyayım.. " Bir başkasının: "Nerede o mübarek elin ki başımın üstünde olduğunu hissediyorum." Bunlar ve bunlar gibi ilâhî aşk, ilâhi heyecanla, insanın ne diyeceğini bilemediği esnada, vahy-i semavî gerçek kulluk düşüncesi, kulluk şekli ve kulluk anlayışıyla gelip, bizlerde düşünce sürçmelerine meydan vermeyecek aşk ve heyecanımızı Yaratıcının emirlerine göre imâle edecektir. Yani, Allah O'na: "Ben Allah'ım, sen de benim kulumsun. Nimetlerimle beni tanıdın. Ben de sana kulluğun adabını öğreteceğim. Benim huzuruma şöyle girilir. Evvelâ abdest alınır, ondan sonra içeriye girildiği zaman da nefsi boğazlama mânasına "Büyük sensin Allah’ım, senden gayri her şey küçüktür" denir.. kulluk şuuru içinde elpençe-divan durulur ve sonra, benim huzurumda derinleşilebildiği kadar derinleşilir. Miracının gölgesinde, dereceye göre, ruhen Nebiler Sultanının yükseldiği yerlere yükselme arzusu uyanır, yükseldikçe şükran hissiyle rükua gidilir, rükûda eğildikçe yeni bir buuda ulaşılır, derken, secdeye varılır; oradaki mahviyet ve tevazuu ölçüsünde ayrı bir derinliğe erilir. Kalkılır, bir soluk alınır, sonra yeni bir arayışla tekrar ikinci secdeye gidilir ve daha sonra "Kulun Rabbisine en yakın olduğu an secde ânıdır. Secde ettiğiniz zaman Allah'a çok dua ediniz" buyruğu vicdanlarda duyulur."Ve tekallubeke fissâcidîn" (şuara-219) "Secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor" sırrıyle, secde edenler arasında kıvrım kıvrım eğilip bükülmeler ve hakiki namaz içinde, kabiliyetlere göre, namazın aslı sayılan miraca muvaffak olunur.

İşte, ibadet,"Allah'a iman ve Zât-ı Ulûhiyet hakkındaki marifet ve buğu buğu bu marifetten yükselen muhabbet ve hayretle yapılması gerekli olan şeylerin, Cenab-ı Hakk'ın iş'ar ve irşadıyla yine O'nun emirlerine göre kanalize ve formüle edilmesi " demektir.

Bunlarla meselenin bir yönünü arzetmiş oluyorum. Yani, Rabbimizi bilip tanıma karşısında şaşkınca ve uygunsuz işler yapmamak için, O'nun âyât-ı beyyinâtının rehberliği ve Efendimizin neşrettiği ışıklar altında, matluba uygun kulluk yapıyor ve yaratıcının hoşnutluğunu araştırıyoruz.

İkinci meseleye gelince, insan; ticarî, ilmî, fennî, ziraî, ve sınaî işlerinde daima bir rehbere ve ondan bazı şeyler öğrenmeye muhtaçtır. Meselâ; diyelim ki, her birerlerinizin bir işi var. Kiminizin bir fabrikası var ve mensucatçılık yapıyor; kiminiz plâstikle meşgul oluyor, kiminiz de tuhafiyecilikle... Birisi, bizim menfaat ve faydamızı, yaptığımız şeylerde aldanmamamızı, ticari prensipleri iyi bilerek, iyi iş yapmamızı temin için bizleri, alıp önüne oturtuyor ve diyor ki: "Siz bu işi mutlaka yapacaksınız. Çünkü, bunu yapmanız hem bir zaruret hem de bir ihtiyaçtır. Ancak, bu işi en iyi şekilde, en semereli biçimde yapmanız için, insan unsurunu, güç unsurunu çok iyi kullanmanız şu tasarruf tedbirlerini almanız ve daha... şunu şunu yapmanız lazımdır..

Şimdi, bizde zerre kadar insaf varsa, onun yaptığı bu ikaz ve irşad karşılığında hiçbir talepde bulunmayan bu ihlaslı, bu hayırhah insanı dinler, onun fizibilite raporlarına önem verir ve tekliflerine göre bir düzenlemeye gideriz. Aynen bunun gibi; Rabbinize karşı olan ibadet-ü taatı, kendi arzumuza ve şaşkınlık içinde yapacağımız herhangi bir keyfiyete göre değil de, belki herbirisiyle bizleri ayrı bir sema yolculuğuna hazırlayan, herbirisinde ayrı bir mirac ruhu bulunan O'nun formüle ettiği ibadet kalıpları içinde yerine getirdiğimiz zaman, yaptığımız şeyler "yedi-veren" başaklar gibi bereketlenecektir. Bilemiyoruz; belki de,"Allahu ekber" dediğimiz zaman rahmet âlemlerinin düğmesine dokunmuş oluyor ve ruhumuz bunlarla ilhamlara açılıyordur. Belki, Fâtiha-i Şerif'i okuduğumuz zaman sırlı bir anahtarla, şifreli bir kilidi açıyoruzdur. Ve daha namazın diğer rükünleriyle; hatta diğer ibadet şekilleriyle kimbilir ne sırlı kapıları açmaya muvaffak oluyoruzdur. Evet, secdeye vardığımızda bütün yolların dümdüz olup, bütün kapıların açıldığını söyleyebiliriz. Dualarımızın ona yükselip, soluklarımızın nezd-i uluhiyyette duyulduğunu ve melaike-i kiram'ın etrafımızı aldığını ifade edebiliriz. Bütün bunların olmadığını kim iddia edebelir ki... Kaldı ki Muhbir-i Sadık'ın bunları destekleyen nurlu beyanları da var... Öyleyse en makul ibâdet keyfiyeti, Rabbimizin bize tarif buyurduğu keyfiyettir. Zira, şu insan makinesini yapan Allah (C.C), bu makinanın en semereli şekilde çalışmasını, dünya ve ukbâ adına en verimli olmasını da yine kendisi bilir. Makina ve fabrikayı yapan zat, onun bir tarafına şayet bir katalog sıkıştırmışsa, onu, ona göre idare etmek en akıllıca idare şeklidir. İşte bu itibarladır ki, şu-bu şekilde değil; Efendimiz (sav)'in tâlim dairesi içinde ve Allah'ın emirlerine uygun şekilde kulluk yapmak en akıllıca kulluk şeklidir. Bunu Allah, Ümmet-i Muhammed'e ihsan etmiş.. Ümmet-i Muhammed içinde de bihakkın, kulluk şuurunda olanlara ve bilhassa, değişik devirlerde, dini ihya hareketleri içinde vazife alanlara lutfetmiş ve gözlerini hakikata açmıştır. Buna, sadece"hâzâmin fadli rabbî "veya "min fadli rabbenâ "deriz. Evet bu, Rabbimizin bize sırf bir ihsanıdır. Rabbim lütfuyla, bunu bizlere verdiği, bağışladığı gibi, yine lütfuyla devam ve temâdîsini temin buyursun. Bizi-Efendimiz'in (sav) duasıyla arzedeyim göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha az bir süre içinde nefsimizle başbaşa bırakmasın!..
 

yolunyolcusu

New member
Katılım
31 Ara 2006
Mesajlar
12
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı olmadığına göre, biz ibadetlerimizi neden kendi keyif ve isteğimize göre yapmıyoruz?

ibadetin şekli şemali olmaz.

ibadet allah ile kul arasında birşeydir önemli olan allaha gönülden bağlanmaktır. korkuyla değil sevgiyle bağlanmak.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
ibadetin şekli şemali olmaz.

ibadet allah ile kul arasında birşeydir önemli olan allaha gönülden bağlanmaktır. korkuyla değil sevgiyle bağlanmak.

heralde sırf bu cümleyi yazdınız diye düşüncelerimizden vazgeçicek değiliz.. delilin nedir? lütfen size hak vermemiz için delil verin bencelere bakarsak yandık..
 
T

teslimolan

Guest
100 tane topic acip tartisilan bütün konularin bi nevi icine xxxxxxx karsiyim.
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
100 tane topic acip tartisilan bütün konularin bi nevi icine xxxxxxx karsiyim.

birincisi size bu kaçıncı uayrım bilmiyorum üslübunu düzeltmediğiniz taktirde ceza alıcaksınız. ikincisi tartışma yerindne çok paylaşım yeridir burası . burası kahvehaneler gib lafların havada uçuştuğu kimsenin nasiplenmediği bir yer değil.
üçüncüsü. sorduğum soruya cevabınız yoksa bu tür cümle çevirmelerine gitmenize gerek yoktu.. yani bilmemek ayıp değil...
 

Abd

New member
Katılım
28 Tem 2006
Mesajlar
225
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
ibadetin şekli şemali olmaz.

ibadet allah ile kul arasında birşeydir önemli olan allaha gönülden bağlanmaktır. korkuyla değil sevgiyle bağlanmak.

Hz Muhammed'in yolundan gidenler onun bildirdiği gibi ibadetini yapmak zorundadır. hatta farzların dışında bir kimse namaz kılmak istese o nafile ibadetin içindede yine uyması gereken kurallar (farzlar) vardır. duada ise kişi kendi vicdanının doğrultusunda serbest bırakılmıştır. fakat başka türlü bir ibadet şekli bidattır ve faydasızdır. mesela hiristiyanlar ve hatta müslümanların bir kısmı ilahi söylemeyi ibadet zannediyor. bu türden kabuller geçersizdir.

Hz Muhammed'in yolundan gitmiyorum ben diyen için istediği şekilde ibadet etmek serbesttir. ama varacağı yer ateştir! peki neden?

ibadet bir tapınma değil çalışmadır. çünkü senin ibadet ettiğin varlığın senin tapınmana ihtiyacı yoktur. sen ne yapıyorsan kendin için yapıyorsun ve bize yapılması farz olarak bildirilen ibadetlerin ilmi bir gerçekliği vardır henüz bizim bilmediğimiz. yani bildirilen şekildeki ibadetlerin şekli ve vakitleri rastgele değil o şekilde yapılırsa fayda vereceği için o şekilde bildirilmiştir.

insanlarda bu düşünceyle ilmden yoksun bir halde tanrıya tapınıyoruz diye birçok saçmalıkla oyalanıp durmuştur. varın birazda siz oyalanın!
 
T

teslimolan

Guest
Seyfullah forumu istedigin gibi yönetemezsin burda konular tartisirken gökten zembille iner gibi on tane topic acip forumu kirletemezsin. Forum yöneticisi olabilirsin ama forum böyle yönetilmez. Forum kirletme diye bir tabir vardir ben onu öyle izah ettim biraz agir kacmis olabilir özür dilerim fakat sende özür dile cünkü tartisilan konulari actigin topiclerle yokediyosun. Haftada bir tanesini acsan bizde tartisacagiz acilan konulara ama yok hepsi ayni günde olmaz.
 

alptraum

New member
Katılım
1 Ocak 2005
Mesajlar
2,908
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Aþk`dan
Web sitesi
www.muhakeme.net
sen hala cüz-i iraden cercevende insanlarin actigi mübarek konulari elestiriyorsun yüzbintane acilsa bile az olur bir tane sana yeterlidir ama bana yeterli degil simdi napcaz
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Seyfullah forumu istedigin gibi yönetemezsin burda konular tartisirken gökten zembille iner gibi on tane topic acip forumu kirletemezsin. Forum yöneticisi olabilirsin ama forum böyle yönetilmez. Forum kirletme diye bir tabir vardir ben onu öyle izah ettim biraz agir kacmis olabilir özür dilerim fakat sende özür dile cünkü tartisilan konulari actigin topiclerle yokediyosun. Haftada bir tanesini acsan bizde tartisacagiz acilan konulara ama yok hepsi ayni günde olmaz.

ben forum yönetici arkadaşlar gibi huzuru sağlamaya çalışıyorum. burda kişilerin boşa zaman kaybetmesindne yana değilim. hatta şuan bçyl ebir konuda yaptığımız şu muhabbet bile benim canımı hayli sıkıyor çünkü bunaözelden yazmanız lazım bana şöyleki konu dallanmasın.. bu yazılarım konudağılmasın diye silinicektir şimdiden uyarim... sadece konuşmamızın bitmesini bekliyorum. onun yanında benim fikrim anlayışım bu yönde. kişilerin boş yere tartışmasını dğel bi rşeyler öğrenmesi için çalışıyorum onun için ben yönetici ise gökten zenbille inme hakkımda vardır.. topik açıyorumki kişiler rahatlasın site asıl böyle kirlnemez akisne sakinleşitr temizlenir. acelemzi yok her hafta sizde bir konuyu eleştirirsiniz ... bekleriz sakıncası yok...
 

birtekben

New member
Katılım
22 Ocak 2007
Mesajlar
65
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Seyfullah forumu istedigin gibi yönetemezsin burda konular tartisirken gökten zembille iner gibi on tane topic acip forumu kirletemezsin. Forum yöneticisi olabilirsin ama forum böyle yönetilmez. Forum kirletme diye bir tabir vardir ben onu öyle izah ettim biraz agir kacmis olabilir özür dilerim fakat sende özür dile cünkü tartisilan konulari actigin topiclerle yokediyosun. Haftada bir tanesini acsan bizde tartisacagiz acilan konulara ama yok hepsi ayni günde olmaz.

Seyfullah Putkıran,arkadaşımız haklı olabilir şu açıdan bakılırsa, konular uzun ve fazla okumakta zorluk cekiyoruz,hepsini okuyamadan yeni konular ekleniyor...
 

alptraum

New member
Katılım
1 Ocak 2005
Mesajlar
2,908
Tepkime puanı
166
Puanları
0
Yaş
38
Konum
Aþk`dan
Web sitesi
www.muhakeme.net
kardesim yavas yavas oku kacmiyorki konular bu konu üzerine bir hafta sonra düsünceni yaz ne farkederki ama okumak zor degil vakit lazim
 

seyfullah putkýran

New member
Katılım
30 Eyl 2005
Mesajlar
5,807
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Yaş
40
Konum
Ruhlar Aleminden
Web sitesi
www.tevhidyolu.net
Seyfullah Putkıran,arkadaşımız haklı olabilir şu açıdan bakılırsa, konular uzun ve fazla okumakta zorluk cekiyoruz,hepsini okuyamadan yeni konular ekleniyor...

sayın
birtekben yazılar zamanla okunabilri ve bakılabilir . yani herkes yazmak yerine okumaya çaba gösterse aslında bu kadar yazılar az bile ama malesef muhalefet olma çabası ve yazim çabası bunu gerektiriyor sanırım oysaki 250 sayfalık kitabı 3 saatte bitiridğimi bilirim yani bu yazılar okuyana az bile..
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Allah(c.c.) razı olsun kardeşler. Ellerinize sağlık. Yazıları okurken epey başım döndü. Fazla yazı kafamı karıştırıyor.
İnsan Allah Teala' yı bilecek şekilde yaratılmıştır. Bir ayetde belirtmiştim. Yalnız önemli bir konu ona yönelişi nasıl yapacağıdır. Doğaya bakarak İbrahim(a.s.) gibi Allah Teala' nın gerçek büyüklüğünü anlayanlarda olabilir sapanlarda olabilir. Nitekim,
"Allah(c.c.) dilediğini saptırır, dilediğni doğru yola iletir."
"Allah( alçaltan ve yükseltendir."
Burada Önemli bir nokta var galiba, "Hangi gözle bakıyoruz?"
Tabiattaki olayların ve canlıları yaradanı bulmak için mi? Yoksa birbirleri ile ilişkisini bulamk için mi?
Önemli bir durum daha var :)
Kainat' daki düzeni görmüş ve
"Bir yatratıcının olmasına inanmamız gereki fakat ben inanmıyorum diyen" alimlerde var.
Allah Teala sonumuzu hayır etsin.
Yazılarınız gerekenleri anlatıyor fakat bazı eklemeler gerek.
"Allah(c.c.) gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir"
"Allah Teala hidayet etmedikçe doğruyu bulamayız."
Allah Teala kalplerimizi kilitlemesin. Yoksa gözümüze soksalar gine görmeyiz.
"Allah Teala' nın verdiklerinden insanlara vermeyenin Kalbi kitlenir ve hiçbir şey anlamaz."

Allah Teala bizleri doğru yola iletsin. Amin. ;)
 
T

teslimolan

Guest
Konuya gelecek olursak Allah ibadetleri oyun araci yapmayin diye cizgisini cizdigini düsünüyorum. Bir önceki yazilarimda dedigim gibi seytan olmasa insan i Allah dan uzak tutacak bir sey olmadigi icin ibadet imizi seytan a karsi bir silah olarak kildigini düsünüyorum. Biz insanlar herseyin ölcüsünü kacirdigimiz icin ibadet i de oyun haline getirmememiz icin Allah belirli cizgiler koydu diye düsünüyorum. Yoksa neden Allah insani sorgusuz sualsiz cennet de yaratsin ? Sonra o cenneten neden indirsin ? seytan in yüzünden indirdi tabi. Bir seylere sifre koymayi birakip düsünsek ne neden nicin e gelsek sorular zaten kendini cevaplayacak. Herseyin en iyisini gende Allah bilir bu benim düsüncem bende düsünmek icin yaratildiysam düsüncelerimi söylerim.
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Konuya gelecek olursak Allah ibadetleri oyun araci yapmayin diye cizgisini cizdigini düsünüyorum. Bir önceki yazilarimda dedigim gibi seytan olmasa insan i Allah dan uzak tutacak bir sey olmadigi icin ibadet imizi seytan a karsi bir silah olarak kildigini düsünüyorum. Biz insanlar herseyin ölcüsünü kacirdigimiz icin ibadet i de oyun haline getirmememiz icin Allah belirli cizgiler koydu diye düsünüyorum. Yoksa neden Allah insani sorgusuz sualsiz cennet de yaratsin ? Sonra o cenneten neden indirsin ? seytan in yüzünden indirdi tabi. Bir seylere sifre koymayi birakip düsünsek ne neden nicin e gelsek sorular zaten kendini cevaplayacak. Herseyin en iyisini gende Allah bilir bu benim düsüncem bende düsünmek icin yaratildiysam düsüncelerimi söylerim.


MÜMİN SURESİ

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

10- Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.

11- Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?"

12- "Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda inanıp-onayladınız. Artık hüküm, Yüce, büyük olan Allah'ındır."

13- O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez.

14- Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.

41- "Ey kavmim, ne oluyor ki ben sizi kurtuluşa çağırıyorken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."

42- "Siz beni Allah'a (karşı) inkar etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum.

51- Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.

54- (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.

73- Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

74- "Allah'ın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.

75- İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

76- İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.

83- Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip-böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.



MÜNAFİKUN SURESİ

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

1- Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.

2- Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

3- Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

KIYAMET SURESİ

30- O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.

31- Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.

32- Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.

33- Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.

34- Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.

35- Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.

36- İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?


Namazda kıblen neresi? Bedenen döndüğün değil, bütün benliğinle döndüğün?

Bir ayetde ebedi cehennemlik müminler diyordu,
İbadetlerini yapıyorsun lakin sevgili kardeşlerin yazdıkları gibi kainatdaki düzenden ibret almıyor ve sürekli işleyen düzendeki sebep sonuç ilişkisine takılıyorsan,

42- "Siz beni Allah'a (karşı) inkar etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum.

51- Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.

54- (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.


73- Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

74- "Allah'ın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.

75- İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

76- İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.
MÜMİN SURESİ

Allah Teala ne kadar put varsa(nefsimizde dahil) tapmaktan bizleri alıkoysun. Bizlerin canını putlarla savaşırken Resülallah(s.a.v.) efendimizin yolundayken alsın. Amin. ;)

Sizin ekleyecekleriniz varsa yazın. Yoksa ebediyyen susun muydu? :D
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
MÜMİN SURESİ

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

10- Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.

11- Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?"

12- "Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda inanıp-onayladınız. Artık hüküm, Yüce, büyük olan Allah'ındır."

13- O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez.

14- Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.

41- "Ey kavmim, ne oluyor ki ben sizi kurtuluşa çağırıyorken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."

42- "Siz beni Allah'a (karşı) inkar etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum.

51- Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.

54- (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.

73- Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

74- "Allah'ın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.

75- İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

76- İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.

83- Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip-böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.



MÜNAFİKUN SURESİ

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

1- Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.

2- Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

3- Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

KIYAMET SURESİ

30- O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.

31- Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.

32- Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.

33- Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.

34- Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.

35- Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.

36- İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?


Namazda kıblen neresi? Bedenen döndüğün değil, bütün benliğinle döndüğün?

Bir ayetde ebedi cehennemlik müminler diyordu,
İbadetlerini yapıyorsun lakin sevgili kardeşlerin yazdıkları gibi kainatdaki düzenden ibret almıyor ve sürekli işleyen düzendeki sebep sonuç ilişkisine takılıyorsan,

42- "Siz beni Allah'a (karşı) inkar etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum.

51- Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.

54- (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.


73- Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

74- "Allah'ın dışında (taptıklarınız)." Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz." İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.

75- İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp-azmanız ve azgınca ölçüyü taşırmanız dolayısıyladır.

76- İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür.
MÜMİN SURESİ

Allah Teala ne kadar put varsa(nefsimizde dahil) tapmaktan bizleri alıkoysun. Bizlerin canını putlarla savaşırken Resülallah(s.a.v.) efendimizin yolundayken alsın. Amin. ;)

Sizin ekleyecekleriniz varsa yazın. Yoksa ebediyyen susun muydu? :D



Ayrıca sizlerin yazılarına katılıyorum. :)
 
T

teslimolan

Guest
Ben yanlismi düsünüyorum dedin simdi :D Inan anlamadim aciklarmisin ;) Yanlis düsündügümü söyleyebilirsinde bir insanin elindeki parmaklar bile bir degilki düsünceler bir olsun ;)
 
Üst Alt