Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

allah rızası için yardım

A

ahdevefa

Guest
kelin merhemi olsa başına sürermiş kardeş :) Allah yardımcın olsun bol bol felak nas ve ayetel kürsi oku inşaallah..
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Kardeş böyle bir yazı buldum. Belki Şeytanı tanımada yardımcı olur. Sanırım Kuran-ı Kerim' de ilgili ayetler vardı. Bu konuda önemli olan kendini telkin ve ALLAH TEALA' yı anmak. Şeytanın en sevmediği şeydir. Önce çok saldırır fakat sonra kaçmak zorunda kalır. Yalnız seni yalnız bırakacağını sanma. Çünkü nefsin onun işini kolaylaştırır.

HİZBUŞEYTAN

Hizbuşeytan unvanı Kur’an-ı Kerim’de geçen bir kavramdır. Şeytanın kendisine has hizbi vardır. Şeytan, daima insanları kendi hizbine davet eder. Allah(cc) buyuruyor:

“Şüphesiz Şeytan, sizin için büyük bir düşmandır. Siz de onu düşman tanıyın. Ancak cehennemlik olmanız için sizi kendi HİZBİNE, tarafına davet .eder.” (Fatır Sûresi/6) Bu ayeti kerime’den açıkça anlaşılıyor ki; şeytanın kendisine mahsus bir hizbi vardır. Şeytan ile hizb kelimesini birleştirdiğimiz zaman karşımıza HIZBUŞEYTAN çıkar. Hizbuşeytan; şeytanın taraftarı, şeytanın ordusu, şeytanın askerleri, şeytanın yardımcıları ve şeytanın partisi anlamına gelir. Hizbuşeytan her çağ ve mekanda Hizbullah’ın zıddı ve düşmanıdır. Hizbuşeytanı başka bir şekilde tarif edersek; her hareketinde şeytanın etkisi altında kalanlar, şeytanın erleri, şeytan dostu, şeytan tarafdarı ve şeytan partisi anlamına gelir.(Hak Dini Kur’an Dili (M.Hamdi Yazır) C:7, Sh:4803, İst/1971)

Hizbuşeytan unvanının İstılahı manasını delilleniyle beraber açıklayalım: “Hizbuşeytan, Allah’a ve Allah’tan gelen ilahî kanunlara küfreden, Allah’ın yasalarıyla alay eden bir hizbdir. Allah(cc) buyuruyor: “Şüphesiz ki küfredenleri korkutsan da korkutmasan da birdir. Onlar inanmazlar.”(Bakara Sûresi/6) Bu ayeti kerimeden anlaşıldığına göre küfrün birtakım çeşitleri vardır. Küfrün ne kadar çeşidi varsa Hizbuşeytan onların hepsini icra eder, Hizbuşeytan, şeytanı ilah edinen bir hizbdir. Şeytanı ilah edinmeyen bir hizb, Hizbuşeytan olamaz. Allah(cc) buyuruyor: “Ey insan oğulları! Ben size, şeytana tapmayın o sizin için apaçık bir düşmandır, diye bildirmedim mi?”(Yasin Sûresi/60) Hizbuşeytan nefsi arzularını ilahlaştıran bir hizbdir. Nefsi arzularına göre hareket ederler. Kendi nefsi arzularını dayanak yapıp, kafalarından kanun ve prensib çıkarırlar. Allah(cc) buyuruyor: “Hevasını ilah edinenleri görmedin mi?” (Casiye Sûresi/23) 0 halde Hizbuşeytan, Heva putunun esiri olan hizbdir. Hizbuşeytan, her hareketinde halk putuna tapan ve beşeriyete ibadet mezhebi olan Hümanizmin savuncusudur. Allah(cc) buyuruyor: “Onların çoğu zandan başkasına tabi olmaz.” (Yunus Sûresi/36) 0 halde malzemesi zan olan her hizb, Hizbuşeytandır.

Hizbuşeytan; ilme karşı ve insanların fıtratına zulüm etmiş olan hizbdir. Yani bilgisizce kendi hevalarına uyarlar. Allah(cc) buyuruyor: “Hayır, o zulmedenler bilgisizce kendi hevalarına tabi oldular.” (Rum Sûresi/29) Hizbuşeytan; putları ve insanları ilahlaştıran çok Tağutlu batıl bir hizbdir.Yani her hareketinde Allah’a şirk koşan bir hizbdir. Allah(cc) buyuruyor: “Onların çoğu Allah’a iman etmez ille de Allah’a şerik katanlardır.” (Yusuf Sûresi/106) Hizbuşeytan Şeytan boyasıyla boyanmış, şeytanın hakimiyet gücü altında kalmış, Allah’ın hakimiyet gücüne hizmet etmeyi unutmuş sadece şeytan ve şeytan düzenine hizmet eden bir hizbdir. Şeytan düzeninin gölgesinde yaşayan ve şeytan düzeninin mutluluğu için çalışan her hizb; Hizbuşeytan’dır. Allah(cc) buyuruyor: “Bunları şeytan kaplamış da Allah’ı hatırlamayı kendilerine unutturınuştur. Bunlar “HİZBUŞEYTAN”dır. Bilin ki, “HİZBUŞEYTAN” olanlar, hep hüsrana düşenlerdir. “ (Mücadele Sûresi/19)

Hizhuşeytan; insanları camiden alıkoyan ve camileri yıkmaya çalışan müşrikler topluluğudur. Hizbuşeytan hiçbir zaman camiye yaklaşmaz. Yaklaşırsa da yıkmak için yaklaşır. Mescidlerin içerisinde Allah’ın hakimiyet gücüne hizmet edilmesine müsaade etmeyen ve Allah’a yapılan ibadeti hafife alan her hizb, Hizbuşeytandır. Allah(cc) buyuruyor: ‘Müşriklerin, Allah mescidini ziyarete ve o mescidi imar etmeğe hakları yoktur. Onlar kendi küfürlerine kendileri şahiddirler. Onların bütün yaptıkları beyhudedir. Ve onlar ateşte ebedi kalıcıdırlar.” (Tevbe Sûresi/17) Hizbuşeytan; İslâm’ı hayat düzeni kabul etmeyen ve beşeri rejimleri ihya etmeye çalışan zalimler topluluğudur. Allah(cc) buyuruyor: “İslam’a çağrıldığı halde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Saf Sûresi/7)

İslâm’ın bir bölümünü alıp diğer bölümlerini ihmal eden hizb de; Hizbuşeytandır. İslâm bir bütündür. İslâm’ı parçalayan veya bu kısmı önemlidir şu kısmı da önemsizdir diyen hizb de; Hizbuşeytandır. Allah(cc) buyuruyor: “0 kimseler ki, Allah’ı ve Peygamberlerini inkâr ederek kâfir olurlar, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve: “Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz.” derler ve böylece imanla küfür arasında orta bir yol tutmak isterler.” (Nisa Sûresi/150) “İşte bunlar, gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirler için rüsvay edici bir azab hazırlamışızdır.” (Nisa Sûresi/l5l)

Hizbuşeytan; Allah’ın mahkemesini red ve inkâr edip, Tağut’un mahkemesine müracaat eden hizbdir. Tağutlardan adaleti bekleyen ve meselelerini Tağut’un mahkemesine gönül rızasıyla götüren her hizb; Hizbuşeytandır. Allah(cc) buyuruyor: “Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilen kitaplara inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Tağut’u inkâr etmekle emrolunmuşken Tağut’un önünde mahkeme olunmak isterler. Şeytan onları Tağut’a meyletmekle hidayetten uzak bir delalete saptırmak murad eder.” (Mevakib Tefsiri (Nisa Sûresi:59) C:1, Sh:152, İst/1282) Hizbuşeytan; hayat boyunca Tağut’u dost edinen ve Tağut’un rehberliğinde hayatını sürdüren bir hizbdir. Tağut’u dost edinen her hizb; Hizbuşeytandır. Allah(cc) buyuruyor: “Kâfirlerin dostları ise ancak Tağut’tur. 0 da onları Nur’dan ayırıp Zulumat’a iletir. Onlar Cehennemin ehlidir. Orada ebedi kalıcıdırlar." (Bakara Sûresi/257)

Hizbuşeytan; İslâm ve müslüman ile alay eden, İslâm’a eskimiş sistem, müslümana da gerici ve mürteci damgasını vuran her hizbdir. Allah(cc) buyuruyor: “Kendilerine bilgiden okuma-yazmadan biraz nasib verilmiş olanlara bakmaz mısın? Onlar Cibt ve Tağut’a inanıyorlar. İnkârcılar için de; “Bunlar müminlerden daha doğru bir yoldadır” diyorlar.” (Nisa Sûresi/51) 0 halde batıl sistem ve kanunların İslâm’dan üstün olduğunu iddia eden herkes Hizbuşeytanın tabi bir üyesidir.

Hizbuşeytan; Hem Allah’a Şirk koşan hem de geçmişteki müşriklerin şirkini taklid eden bir hizbdir. Allah(cc) buyuruyor: “Bir edebsizlik ettikleri zaman: “Atalarımızı böyle bulduk; bize bunu Allah emretmiş derler. Sen de ki “Allah edebsizliği emretmez. Bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atarsınız?” (A’raf Sûresi/28) 0 halde atalarının putlarından, melânetlerinden vaz geçmeyen her hizb; Hizbuşeytandır. Hizbuşeytan; Malını Allah yolunda harcamayıp, saçıp savuran bir hizbdir. Allah(cc) buyuruyor: “Şüphesiz saçıp savuranlar, ihvanu şeyatindirler. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür.” (İsra Sûresi/27) Esasen israfı prensib edinen hizb, hizbuşeytandır.

Hizbuşeytan; Dar’ul Harbi vatan edinen bir hizbdir. Hizbuşeytanın sancağı ise şeytan sancağıdır. Daveti daima şeytanadır. Hizbuşeytan, şeytan için çalışır ve şeytan için savaşır.(Fizilal-i Kur’an (Seyyid Kutub) C: 14, Sh:357, İst/1 979) İşte bu vasıflara sahib olan her hizb; Hizbuşeytandır. “Bir insanın hizbuşeytandan sayılabilmesi için şu aşağıdaki altı maddenin bulunması lâzımdır:

1- Allah’a buğzedip, şeytan’ı sevmek ve şeytan tarafından sevilmek.

2- Şeytan ve Şeytanın ilkelerine dayanan Tağuti düzenin atmosferine girmek.

3- Allah’ı ve Allah’ın düzeni Şeriat’ı unutmak.

4- Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenlerle beraber olmak ve bunlara karşı merhametli olmak.

5- Şeytan’a ve Şeytanın düzenine bey’at etmek; kalbi ve fiili bağlılık.

6- Şeytanın ilkelerine dayanan bir düzeni tamir etmek ve şeytani düzenin şeytani ilkeler üzerinde yükselmesi için çalışmak.

Yukarıdaki şartların hepsi şu ayetlerin içerisinde mündemicdir. Allah(cc) buyuruyor: “Bunları Şeytan kaplamış ve Allah’ı hatırlamayı kendilerine unutturmuştur. Bunlar ”HİZBUŞEYTAN”dır. Bilin ki, “HİZBUŞEYTAN” olanlar hüsrana düşenlerdir.” (Mücadele Sûresi/19) “Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenler, işte onlar en çok zillete düşenlerle beraberdirler.” (Mücadele Sûresi/20) 0 halde her muvahhid bilmelidir ki; hangi hizb Batıl’la beraberse o hizb, Hizbuşeytandır. Hizbuşeytan muvahhid’in kıyamete kadar değişmez düşmanıdır. Çünkü Hizbuşeytan, Allah ve Peygamber’e düşmandır. Müstekbir ve mütegallibelerin dostu, müstaz’afinlerin de katilidir. Hizbuşeytanın sonu Nurun zıddı zulmettir. Hizbuşeytanın gayesi; “Şeytan”, programı; insanların kendi yanlarından uydurdukları kanun ve düzmelerdir. Muvahhid bir insanın hayat programı ise tam bunun zıddıdır.

Mustafa Çelik (İslâmî Hareket Fıkhı c:1 Sh: 41-46)
 

yýldýz

New member
Katılım
22 Ağu 2006
Mesajlar
1,359
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Şeytanın insanı kandırması

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın da sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (A'raf:22)

Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız." (A'raf:23)

AÇIKLAMA

Kur'an bu kıssasında, aşağıdaki şu önemli konuları izaha kavuşturmaktadır:

a) İnsandaki utanma ve haya duyguları tabiî ve fıtrîdir. Bunun ilk belirtisi, bir kişinin başka birisinin önünde mahrem yerleri açıldığında tabiî olarak duyduğu utanma hissidir. Kur'an bize bu utanma duygusunun ne uygarlığın gelişmesiyle insanda sonradan oluşabileceğini ne de bunun, Şeytan'ın yandaşlarının ileri sürdüğü gibi insan tarafından kazanılabilen bir duygu olduğunu anlatır. Bu, yaratıldığı ta ilk günden beri insanda bulunan fitrî bir duygudur.

b) Cinsel duygu, insanoğlunun en zayıf tarafıdır. O nedenle Şeytan, hücum için düşmanın bu en zayıf noktasını seçmiş ve planlarını onların haya duygusunu zayıflatmak hesabı üzerine kurmuştur. Böylece onları soyarak mahrem yerlerini açığa vurmaya zorlamakla bu yönde ilk adımını atmış oldu. Bu sayede, onların önünde, hayasızlığa giden ilk kapı açılmış olacak ve onları cinsi duygularla kandıracaktı. Hatta, bugün bile Şeytan ve işbirlikçileri kadını bu haya ve iffet duygularından soymak için aynı planı uygulamaktadırlar. Kadını tamamiyle soymadan belirli bir "ilerleme" katedilemeyeceğini tasavvur bile edememektedirler.

c) İnsan, yapısı kötülüğe ve iğrenç olana açık bir çağrıyı kolay kolay kabul etmez. Fıtrî bir özelliğidir bu.

İnsanı kendi tuzağına düşürmek için Şeytan, onun yararına ve iyiliğine çalışıyormuş gibi gözükerek kendi tuzağına düşürmeye çalışmaktadır.

d) İnsan daima bulunduğu durumdan daha yükseklerini isteme veya ölümsüzlüğü elde etme gibi bir duyguya sahiptir. Bundan dolayı Şeytan çoğu kez melekleştirme veya ölümsüzleştirme teklifleriyle yaklaşarak insanları kandırmayı başarabilmektedir. Günümüzde de insanı, önce daha yüksek bir mevki, daha iyi bir konum aldatmacalarıyla aklını çelmekte, daha sonra da onu çürümeye, bozulmaya götürecek yola sevketmektedir.

e) Kur'an-ı Kerim, Şeytan'ın önce Hz. Havva'yı kandırdığını daha sonra da onu kullanarak Hz. Adem'i yoldan çıkardığı şeklindeki yaygın bir kanaati yalanlar ve Şeytan'ın her ikisini birden baştan çıkardığını, ikisinin de beraber aldatıldığını bildirir. Bu iki rivayet arasındaki fark önemsizmiş gibi görünmesine rağmen, yine de bu iki rivayetin dikkatli bir değerlendirmesi, onların çok farklı neticeler doğurduğunu gösterecektir. İlk rivayet, kadının toplum, hukuk ve ahlâk yönünden düşük bir konuma gelmesinde büyük rol oynamış; oysa Kur'an'ın söylediği rivayet ise, kadının durumunun üstün bir seviyeye çıkarılmasını sağlamıştır.

f) Bu kıssa, insanın her zaman Allah'a karşı gelecek olsa er veya geç suçunun açığa vurulduğunu beyan etmekte. Adem ile Havva'nın çıplak oluşları, Allah'ın emrine karşı gelmeleri nedeniyledir, yoksa yedikleri yasak meyvenin bir etkisiyle değil. İlk önce Allah, çıplak oluşlarını gidermek için kendine göre bir tanzim yapmıştı. Zaten, onlar o yasak meyveden yemek suretiyle O'nun emrine karşı geldiklerinde, Allah da bu kararını kaldırdı ve onları kendi bildikleri şekilde örtünmeleri için nefisleriyle başbaşa bıraktı. Eğer onların örtünmek için bir niyetleri olmasaydı, Allahu Teala bu hususu önemsemezdi. Bununla birlikte Allah'a itaatte devamlı olsaydılar, onlara sadece Allah'ın yardım edebileceğini göstermek amaçlanmıştı. Onlar itaat sınırını aşar aşmaz, O da himayesini geri aldı ve onları kendi hallerine bıraktı. Hz. Peygamber (s.a) birçok hadisinde bu hususu "Allah'ım, senden merhamet umarım, bir anlık için bile olsa beni bana bırakma" diyerek itiraf etmektedir.

g) İnsanla olan çekememezliğinde Şeytan, insanın hiçbir yönüyle kendisine üstünlüğü olmadığını ispatlamak istedi. Nitekim, yasak meyveden yemesi için onu aldattı, fakat Şeytan insanın Rabbine karşı isyan etmesinde başarılı olduysa da, yine de umumiyetle insan Şeytan'a olan ahlakî üstünlüğünü ispat etti.

1) İnsandan üstün olduğu iddiası ile Şeytan gururunu açığa vurdu. Fakat insan böyle bir iddia ileri sürmedi.

2) Şeytan herhangi bir dış etki olmaksızın, sadece gururundan dolayı Allah'a karşı geldi. Diğer taraftan insan, kendiliğinden Allah'a karşı gelmemiştir. Bilakis o kandırılmıştır.

3) Şeytanın davetini insan açıkça kabul etmemiştir. O kendisine iyiliksever birisinin tavrı ile yaklaşan Şeytan tarafından aldatıldı. Hatta o zaman bile insan, onun dediklerini daha üstün bir duruma yükseleceği umuduyla yaptığı için saptırıldı.

4) Şeytan günahından dolayı uyarıldığı zaman o, ne hatasını itiraf etti, ne de itaat yoluna döndü. Aksine daha da inatçı bir tutum sergiledi. Buna karşılık insan, günahı karşısında uyarıldığında ne inat etti ne de kibir gösterdi, aksine haya ve üzüntü duydu, günahından dolayı pişman oldu. Rabbine karşı itaat yoluna girdi ve Allah'tan affını diledi.

h) Bu hikâye burada Hz. Adem'in yaradılışı hususunda takip edilecek doğru yolun Şeytan'ın değil sadece Allah'ın yolu olduğu dersini vermek için anlatılmıştır. Şeytan'ın yolu, Adem'in yolundan tamamiyle farklıdır. Onun yolu, Allah'a itaatten çıkmak, O'na karşı gelenlerin yoluna uymak ve nasihat kabul etmenin yerine, gururla bu yolda ısrar etmek ve asilerin yürüdüğü isyan yoluna sapmaktır. Bundan dolayı insan için doğru olan yol, şeytanî hilelere karşı savaşmak, onun kurnazca kurduğu tuzakları sezmek ve karşı müdafaaya geçmek, onun kötü planlarından kendini korumak için daima uyanık bulunmak ve eğer bütün ön tedbirlere rağmen bazen Şeytan'a gafil avlanırsa ve Allah'a karşı gelirse tövbe etmektir. İnsan hemen o anda pişman olmalı, günahına üzülmeli, utanmalı, tekrar Allah'ın yoluna dönmeli ve günaha sebep olan yönlerini ıslah etmelidir.

Ayrıca, "Bu gittiğiniz yol, sizi doğru yoldan saptıran Şeytan'ın yoludur. Velilerinizi, dostlarınızı cinlerden ve insanlardan olan şeytanlardan seçerek bu konudaki sürekli ikazlara rağmen, hatada ısrar etmeniz, sizin açık ve devamlı düşmanınıza teslim olduğunuzu gösteriyor. Şeytan tarafından tamamiyle perişan edilip rezil-rüsvay bir hale getirilip ve sonunda Şeytan'ı bekleyen aynı son ile karşılaşmadan, kendi nefsinizin düşmanı değilseniz ve eğer biraz olsun vicdan kalmışsa sizde, ikaza kulak veren ilk atanız Adem ile Havva'nın yoluna dönersiniz" diyerek Hz. Peygamber'e karşı gelenleri uyarmaktadır.

(Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır." (A'raf:24)

"Haydi inin" sözü, başkaldırışlarına bir ceza olarak "Cennet'ten kovulmaları" gibi yanlış bir anlayışı akla getirmemelidir. Çünkü Kur'an, çeşitli yerlerde Allah'ın, onların (Adem ile Havva'nın) tövbelerini kabul ettiğini bildirmiş ve günahlarını bağışladığını açıkça ilan etmiştir. Ve bu buyruğun, ceza olarak anlaşılacak bir yanı da yok. Ve üstelik onlar, yeryüzünde Allah'ın halifeleri olarak gönderilmişlerdir, zaten insanoğlunun yaratılışının birinci gayesi de bu değil mi? (Bkz. Bakara an: 48 ve 53)

Burda bana ikazda bulunabilecek arkadaşlara söylüyeyim, "Benim yazı değildir. hataları veya yanlışları düzelterek gidelim. Hepside yanlış olabilir bilemem." :)
 

akbatu

New member
Katılım
18 Eki 2006
Mesajlar
17
Tepkime puanı
1
Puanları
0
esselamu aleyküm. vesveseyi gözünde büyütme. büyütürsen büyür, küçültürsen küçülür.
vesvesenin kaynağını bil. bilirsen önlem alırsın.
bunları bir dene.
 

E R H A N

New member
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
555
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
45
Konum
istanbul
Web sitesi
www.hidayetcagý.com
NAS-4: Min şerril vesvâsil hannâs(hannâsi).
Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran vesvesecinin şerrinden
sevgili kardeşlerim bu iblis herkeze vahyeder
ve yaptığı en iyi iş kendi düşüncesini bizim düşüncemizmiş gibi bize kabul ettirmek iç sesimizi taklit etmektir
hani sabah uyandığımızda bize bahaneler üreten inanılmaz bir ustalıkla sesimizi taklit eden köftehor varya
işte o iblis
o sesi duyduğunuzda ona seni yakaladım sırf sen dedinya ben hemen abdestimi alıp namazımı kılacağım diyebilirseniz imtihanı geçersiniz
o çok zekidir
ve onu yenmişe tabi olmadan kimse onu yenemez
işte bunu çok iyi bildiği için Hak Mürşidleri hEp çoğunluğa yalancı diye kabul ettirip iftiralarda bulunur ve kalbden Allah a ermeyi dilemeyenler de malum tuzağa düşerler
o değilmi Mevlanayı yetiştiren Şems tirmizi hz lerini,Hallacu mansur hz lerini şehid ettiren
o değilmi said nursi hzlerini hapisden hapse sürdüren zülmettiren
o değilmi onlar eskidendi bu zamanda evliyamı olurmuş diye bize vahyedip bu zamanın yunuslarına ulaşmamızı engelleyen
 
D

derbeder

Guest
kardeş vesveseye uymadığın sürece sana zarar veremez.yani onunla hareket etmediğin sürece sana zararı yoktur.vesvese imanın alametidir.nefis, şeytan boş insanlarla uğraşmaz.çünkü sen ona muhalefet ettiğin sürece o kızgınlaşır;daha çok yüklenir(nefis).şeytan zaten sana bir fısıldı verir.senin ona uymadığını görünce çekip gider.burda dikkat edeceğin husus vesvese yaptığın amel üzere vesvese veriyorsa dini hükümlere bak.eğer içine gelen vesvesnin dinen bir dayanağı yoksa önemseme.diğer vesveselerde de onunla amel etmediğin sürece sana zararı yoktur
 
Üst Alt