Duyuru

Ēöküş
Henüz duyuru yok

Kalem suresİ mealİ

Ēöküş
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • Kalem suresİ mealİ

    KALEM

    Bismillāhirrahmānirrahīm
    68/KALEM-1: Nūn vel kalemi ve mā yesturūn(yesturūne).
    Nūn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!

    68/KALEM-2: Mā ente bi ni’meti rabbike bi mecnūn(mecnūnin).
    Rabbinin ni’meti ile sen mecnun değilsin.

    68/KALEM-3: Ve inne leke le ecran gayra memnūn(memnūnin).
    Ve muhakkak ki senin iēin, elbette kesintisi olmayan mükāfat vardır.

    68/KALEM-4: Ve inneke le alā hulukın azīm(azīmin).
    Ve muhakkak ki sen, mutlaka ēok büyük bir ahlāk üzeresin.

    68/KALEM-5: Fe se tubsıru ve yubsırūn(yubsırūne).
    Artık yakında sen göreceksin ve onlar da görecekler.

    68/KALEM-6: Bi eyyikumul meftūn(meftūnu).
    Sizin hanginiz meftun (şaşkın)?

    68/KALEM-7: İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebīlihī ve huve a’lemu bil muhtedīn(muhtedīne).
    Muhakkak ki senin Rabbin; O, kim Kendi yolundan saptı, ēok iyi bilir ve O hidayete ermiş olanları da ēok iyi bilir.

    68/KALEM-8: Fe lā tutııl mukezzibīn(mukezzibīne).
    Öyleyse yalanlayanlara itaat etme.

    68/KALEM-9: Veddū lev tudhinu fe yudhinūn(yudhinūne).
    Onlar senin müsamaha göstermeni temenni ettiler (istediler), o zaman onlar da müsamaha göstereceklerdi.

    68/KALEM-10: Ve lā tutı’ kulle hallāfin mehīn(mehīnin).
    Lüzumsuz yere ēok yemin edenlerin hiēbirine itaat etme.

    68/KALEM-11: Hemmāzin meşşāin bi nemīm(nemīmin).
    Devamlı kusur arayanlara, lāf taşıyanlara (itaat etme).

    68/KALEM-12: Mennāın lil hayri mu’tedin esīm(esīmin).
    Hayrı devamlı engelleyenlere, haddi tecavüz eden günahkārlara (itaat etme).

    68/KALEM-13: Utullin ba’de zālike zenīm(zenīmin).
    Kötülük yapan zorbalara, bundan başka haram yiyen günahkārlara (itaat etme).

    68/KALEM-14: En kāne zā mālin ve benīn(benīne).
    Mallara ve oğullara sahip olmaları (sebebiyle onlara itaat etme).

    68/KALEM-15: İzā tutlā aleyhi āyātunā kāle esātīrul evvelīn(evvelīne).
    Ona āyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) evvelkilerin masalları.” dedi.

    68/KALEM-16: Se nesimuhu alāl hurtūm(hurtūmi).
    Biz yakında onun burnu üzerine damga basacağız.

    68/KALEM-17: İnnā belevnāhum ke mā belevnā ashābel cenneti, iz aksemū le yasrimunnehā musbihīn(musbihīne).
    Muhakkak ki Biz, onları belāya uğrattık. Bostan mahsulünü mutlaka, sabah erkenden (fakirlere göstermeden) devşirmek iēin yeminleşen bostan sahiplerini belāya uğrattığımız gibi.

    68/KALEM-18: Ve lā yestesnūn(yestesnūne).
    Ve bir istisna yapmıyorlar.

    68/KALEM-19: Fe tāfe aleyhā tāifun min rabbike ve hum nāimūn(nāimūne).
    Fakat onlar uyuyorken, Rabbin tarafından gönderilen bir afet onun (bostan mahsullerinin) üzerinde dolaştı.

    68/KALEM-20: Fe asbahat kes sarīm(sarīmi).
    Böylece (mahsul) simsiyah oldu (bahēe kara toprak gibi oldu).

    68/KALEM-21: Fe tenādev musbihīn(musbihīne).
    Nihayet sabah olunca birbirlerine seslendiler.

    68/KALEM-22: Enıg’dū alā harsikum in kuntum sārımīn(sārımīne).
    Eğer devşirecekseniz, tarlanıza sabah erken gidin!

    68/KALEM-23: Fentalekū ve hum yetehāfetūn(yetehāfetūne).
    Bundan sonra aralarında gizlice konuşarak (evden) ayrıldılar.

    68/KALEM-24: En lā yedhulennehāl yevme aleykum miskīn(miskīnun).
    Sakın bugün oraya (bostana) sizin yanınıza bir yoksul girmesin.

    68/KALEM-25: Ve gadev alā hardin kādirīn(kādirīne).
    Ve (yoksulları) men etmeye güēleri yetecek (diye) sabah erkenden gittiler.

    68/KALEM-26: Fe lemmā raevhā kālū innā le dāllūn(dāllūne).
    Fakat onu (bostanın halini) görünce: “Muhakkak ki biz, gerēekten dalālette olan kimseleriz.” dediler.

    68/KALEM-27: Bel nahnu mahrūmūn(mahrūmūne).
    Hayır, biz mahrum olan kimseleriz.

    68/KALEM-28: Kāle evsatuhum e lem ekul lekum lev lā tusebbihūn(tusebbihūne).
    Onların en makul düşüneni: “Ben, size eğer (Allah’ı) tesbih etmiyorsanız, olmaz (tesbih etmeniz gerekir) demedim mi?” dedi.

    68/KALEM-29: Kālū subhāne rabbinā innā kunnā zālimīn(zālimīne).
    “Bizim Rabbimiz Sübhan’dır (yücedir, herşeyden münezzehtir). Muhakkak ki biz, zalim kimseler olduk.” dediler.

    68/KALEM-30: Fe akbele ba’duhum alā ba’dın yetelāvemūn(yetelāvemūne).
    Bunun üzerine birbirlerine, kınayarak karşılık verdiler.

    68/KALEM-31: Kālū yā veylenā innā kunnā tāgīn(tāgīne).
    Yazıklar olsun bize, muhakkak ki biz, haddi aşan kimseler olduk.

    68/KALEM-32: Asā rabbunā en yubdilenā hayran minhā innā ilā rabbinā rāgıbūn(rāgıbūne).
    Rabbimizin bize, onun yerine, ondan daha hayırlısını bedel olarak vermesi umulur. Muhakkak ki biz, Rabbimize rağbet eden kimseleriz.

    68/KALEM-33: Kezālikel azāb(azābu), ve le azābul āhırati ekber(ekberu), lev kānū ya’lemūn(ya’lemūne).
    Azap, işte böyledir ve ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.

    68/KALEM-34: İnne lil muttakīne inde rabbihim cennātin naīm(naīmi).
    Muhakkak ki takva sahipleri iēin, Rab’lerinin yanında Naīm cennetleri vardır.

    68/KALEM-35: E fe nec’alul muslimīne kel mucrimīn(mucrimīne).
    İşte böyle, müslümanları (teslim olanları), mücrimler (suēlular) gibi kılar mıyız (bir tutar mıyız)?

    68/KALEM-36: Mā lekum, keyfe tahkumūn(tahkumūne).
    Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

    68/KALEM-37: Em lekum kitābun fīhi tedrusūn(tedrusūne).
    Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi okuyorsunuz?

    68/KALEM-38: İnne lekum fīhi lemā tehayyerūn(tehayyerūne).
    Gerēekten onun iēinde (o kitapta) “beğenip seētiğiniz şeyler mutlaka sizindir” (mi yazılı)?

    68/KALEM-39: Em lekum eymānun aleynā bāligatun ilā yevmil kıyāmeti inne lekum le mā tahkumūn(tahkumūne).
    Yoksa sizin iēin kıyāmete kadar sürecek olan, üzerimizde yeminler mi var: “Ne hüküm verirseniz, o mutlaka sizindir (diye).”

    68/KALEM-40: Sel hum eyyuhum bi zālike zeīm(zeīmun).
    Onlara sor: “Onların hangisi bunun savunucusudur?”

    68/KALEM-41: Em lehum şurakāu, felye’tū bi şurakāihim in kānū sādikīn(sādikīne).
    Yoksa onların ortakları mı var? Öyleyse ortaklarını getirsinler, eğer doğru söyleyen kimse iseler.

    68/KALEM-42: Yevme yukşefu an sākın ve yud’avne ilās sucūdi fe lā yestetīūn(yestetīūne).
    Gerēeklerin aēığa ēıktığı gün, secde etmeye davet olunurlar. Fakat (secde etmeye) güēleri yetmez.

    68/KALEM-43: Hāşiaten ebsāruhum terhekuhum zilletun, ve kad kānū yud’avne ilās sucūdi ve hum sālimūn(sālimūne).
    Gözleri korkudan ürpermiş halde, onları bir zillet kaplar. Onlar, salimken (sağlıklı ve selāmette iken) secde etmeye davet olunmuşlardı.

    68/KALEM-44: Fe zernī ve men yukezzibu bi hāzāl hadīs(hadīsi), se nestedricuhum min haysu lā ya’lemūn(ya’lemūne).
    Artık bu sözü yalanlayan kişileri Bana bırak. Yakında onları bilmedikleri bir yerden tedricen (yavaş yavaş azaba) yaklaştıracağız.

    68/KALEM-45: Ve umlī lehum, inne keydī metīn(metīnun).
    Ve Ben, onlara mühlet veriyorum. Muhakkak ki Benim tuzağım, ēok kuvvetlidir.

    68/KALEM-46: Em tes’eluhum ecran fe hum min magramin muskalūn(muskalūne).
    Yoksa onlardan ücret mi istiyorsun? Böylece onlar ağır bir borē altındalar mı?

    68/KALEM-47: Em inde humul gaybu fe hum yektubūn(yektubūne).
    Veya gayb (bilinmeyen ālemler), onların yanında da, artık onlar mı yazıyorlar?

    68/KALEM-48: Fasbir li hukmi rabbike ve lā tekun ke sāhıbil hūt(hūti), iz nādā ve huve mekzūm(mekzūmun).
    Artık Rabbinin hükmüne sabret. Ve balık sahibi (Yunus A.S) gibi olma. O, ēok hüzünlü, gamlı olarak (Rabbine) nida etmişti.

    68/KALEM-49: Levlā en tedārakehu ni’metun min rabbihī le nubize bil arāi ve huve mezmūm(mezmūmun).
    Eğer O’nun Rabbinden kendisine bir ni’met yetişmese idi, mutlaka O, zemmolunmuş (kınanmış) olarak boş araziye atılmış olacaktı.

    68/KALEM-50: Fectebāhu rabbuhu fe cealehu mines sālihīn(sālihīne).
    Fakat O’nun Rabbi, kendisini seēti, böylece O’nu salihlerden kıldı.

    68/KALEM-51: Ve in yekādullezīne keferū le yuzlikūneke bi ebsārihim lemmā semiūz zikra ve yekūlūne innehu le mecnūn(mecnūnun).
    Ve inkār edenler, zikri (Kur’ān’ı) işittikleri zaman gerēekten seni, neredeyse gözleri ile devirirler. Ve: “Muhakkak ki o, gerēekten mecnundur (delidir).” derler.

    68/KALEM-52: Ve mā huve illā zikrun lil ālemīn(ālemīne).
    Ve O (Kur’ān), ālemlere zikirden (öğütten) başka bir şey değildir.
Hazırlanıyor...
X