Duyuru

Çöküş
Henüz duyuru yok

Hakka suresİ mealİ

Çöküş
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • Hakka suresİ mealİ

    HÂKKA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    69/HÂKKA-1: El hâkkatu.
    Hakikat (vuku bulması gerçek olan).

    69/HÂKKA-2: Mâl hâkkatu.
    Hakikat (gerçek) olan (vuku bulacağı mutlak olan) nedir?

    69/HÂKKA-3: Ve mâ edrâke mâl hâkkatu.
    Ve hakikat olanın (vuku bulacak olanın) ne olduğunu sana bildiren nedir?

    69/HÂKKA-4: Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriati.
    Karia’yı (korkunç olayı) Semud ve Ad (kavmi) yalanladılar.

    69/HÂKKA-5: Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeti.
    Fakat bu sebeple Semud (kavmi) azgın (çok şiddetli) bir azapla helâk edildi.

    69/HÂKKA-6: Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtîyetin.
    Ve amma, Ad (kavmi) ise (o da) bu sebeple şiddetli dondurucu, azgın esen bir fırtına ile helâk edildi.

    69/HÂKKA-7: Sahharahâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terâl kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyetin.
    (Allah), onu (fırtınayı) ardarda, 7 gece, 8 gün onların üzerine musallat etti. Bundan sonra o kavmi orada, içi boş hurma ağacı kütükleri gibi yerlere serilmiş görürsün.

    69/HÂKKA-8: Fe hel terâ lehum min bâkıyetin.
    Artık onlara ait bir bakiye (geriye kalan bir şey) var mı, görüyor musun?

    69/HÂKKA-9: Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeti.
    Ve firavun ve ondan öncekiler ve şehirleri alt üst olan kimseler o büyük hata ile geldiler (kıyâmeti, hesap vermeyi, ceza görmeyi inkâr etmişlerdi).

    69/HÂKKA-10: Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeten.
    Böylece, Rab’lerinin Resûl’üne isyan ettiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalamayla yakaladı.

    69/HÂKKA-11: İnnâ lemmâ tagâl mâu hamelnâkum fîl câriyeti.
    Muhakkak ki (tufanda) su taştığı zaman, sizi (akıp giden) gemide Biz taşıdık.

    69/HÂKKA-12: Li nec’alehâ lekum tezkiraten ve teıyehâ uzunun vâıyetun.
    Onu sizin için bir ibret kılalım ve işiten kulaklar onu bellesin diye.

    69/HÂKKA-13: Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdetun,
    Artık sur’a tek bir üfleyişle üflendiği zaman.

    69/HÂKKA-14: Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeten,
    Ve yeryüzü (arz) ve dağlar yerlerinden kaldırılıp, tek bir çarpışla parçalandığı zaman.

    69/HÂKKA-15: Fe yevme izin vakaatil vâkıatu.
    İşte izin günü, o vakıa (büyük olay) vuku bulmuştur.

    69/HÂKKA-16: Venşakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyetun.
    Ve sema yarılmıştır. Artık o, izin günü zaafa uğramıştır (dengesi bozulmuştur).

    69/HÂKKA-17: Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyetun.
    Ve o melek, onun (göğün) çevresi üzerindedir. Ve izin günü Rabbinin arşını üstlerinde taşıyanların sayısı sekizdir.

    69/HÂKKA-18: Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyetun.
    İzin günü (Rabbinize) arz olunacaksınız. Sizden (size ait hiçbir şey) sır olarak gizli kalmaz.

    69/HÂKKA-19: Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukraû kitâbiyeh.
    O zaman kitabı (hayat filmi) sağından verilen kimse ise o zaman: “Alınız, kitabımı okuyun.” der.

    69/HÂKKA-20: İnnî zanentu ennî mulâkın hısâbiyeh.
    Muhakkak ki ben, hesabıma mülâki olacağımı (hesabımla karşılaşacağımı) biliyordum.

    69/HÂKKA-21: Fe huve fî îşetin râdıyetin.
    İşte o razı olduğu bir yaşayış içindedir.

    69/HÂKKA-22: Fî cennetin âliyetin.
    Onlar yüksek bir cennettedirler.

    69/HÂKKA-23: Kutûfuhâ dâniyetun.
    Onun olgunlaşmış meyveleri yakınlaşmış (aşağı sarkmış) durumdadır.

    69/HÂKKA-24: Kulû veşrabû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeti.
    Geçmiş günlerde yapmış olduğunuz şeyler sebebiyle (mükâfat olarak) afiyetle yeyin ve için!

    69/HÂKKA-25: Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
    Ve kitabı (hayat filmi) solundan verilen kimse ise o zaman: “Keşke bana kitabım verilmeseydi.” der.

    69/HÂKKA-26: Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
    Ve hesabımın ne olduğunu bilmeseydim.

    69/HÂKKA-27: Yâ leytehâ kânetil kâdiyete.
    Keşke o (ölünce hayatım) bitmiş olsaydı.

    69/HÂKKA-28: Mâ agnâ annî mâliyeh.
    Malım bana bir fayda vermedi.

    69/HÂKKA-29: Heleke annî sultâniyeh.
    Benim saltanatım (mal gücüm) helâk oldu.

    69/HÂKKA-30: Huzûhu fe gullûhu.
    Onu tutun, sonra da onu bağlayın (kelepçeleyin)!

    69/HÂKKA-31: Summel cahîme sallûhu.
    Sonra onu alevli ateşe (cehenneme) atın!

    69/HÂKKA-32: Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûhu.
    Sonra uzunluğu yetmiş arşın (zira) olan bir zincir içinde, öylece onu (cehenneme) sevkedin.

    69/HÂKKA-33: İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi).
    Muhakkak ki o, Azîm olan Allah’a inanmıyordu (îmân etmiyordu).

    69/HÂKKA-34: Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
    Ve yoksullara yemek vermeye teşvik etmiyordu.

    69/HÂKKA-35: Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun).
    Artık o gün, onun burada yakın bir dostu yoktur.

    69/HÂKKA-36: Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin).
    Ve kanlı irinden başka bir yemek yoktur.

    69/HÂKKA-37: Lâ ye’kuluhu illâl hâtiûn(hâtiûne).
    Onu günahkârlardan başkası yemez.

    69/HÂKKA-38: Fe lâ, uksımu bima tubsırûn(tubsırûne).
    Artık hayır, gördüğünüz şeylere yemin ederim.

    69/HÂKKA-39: Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne).
    Ve görmediğiniz şeylere de (yemin ederim).

    69/HÂKKA-40: İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.
    Muhakkak ki o, gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür.

    69/HÂKKA-41: Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne).
    O bir şairin sözü değildir. Ne kadar az îmân ediyorsunuz?

    69/HÂKKA-42: Ve lâ bi kavli kâhinin, kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
    Ve bir kâhinin de sözü değildir. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz.

    69/HÂKKA-43: Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
    Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    69/HÂKKA-44: Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli),
    Ve eğer, bazı sözleri Bize karşı uydurmuş olsaydı.

    69/HÂKKA-45: Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni).
    Elbette onu sağından tutup alırdık (yakalardık).

    69/HÂKKA-46: Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne).
    Sonra mutlaka onun can damarını keserdik.

    69/HÂKKA-47: Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne).
    Ayrıca sizden hiçbiriniz ondan men edici olamaz (buna mani olamaz).

    69/HÂKKA-48: Ve innehu le tezkiratun lil muttakîn(muttakîne).
    Ve muhakkak ki O (Kur’ân), gerçekten muttakiler (takva sahipleri) için bir öğüttür.

    69/HÂKKA-49: Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne).
    Ve muhakkak ki Biz, sizden (içinizde) tekzip edenler olduğunu (yalanlayanları) elbette biliyoruz.

    69/HÂKKA-50: Ve innehu le hasratun alâl kâfirîn(kâfirîne).
    Ve muhakkak ki O (Kur’ân), kâfirlere elbette hasrettir.

    69/HÂKKA-51: Ve innehu le hakk'ul yakîn(yakîni).
    Ve muhakkak ki; O (Kur’ân), gerçekten Hakk’ul yakîn’dir (kesin olarak Hakk’ı bilmektir).

    69/HÂKKA-52: Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi).
    O halde Rabbini “Azîm” ismiyle tesbih et.
     
Hazırlanıyor...
X