Duyuru

Collapse
No announcement yet.

ALLAH tarafından emredilenler(bana vahiy edilenler)

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • ALLAH tarafından emredilenler(bana vahiy edilenler)

    15/HİCR-94
    Fasda’ bi mā tu’meru ve a’rıd anil muşrikīn(muşrikīne).
    Artık emrolunduğun şeyi aēıkēa bildir. Ve müşriklerden yüz ēevir.



    5/MĀİDE-67
    Yā eyyuhār resūlu bellıg mā unzile ileyke min rabbike ve in lem tef’al fe mā bellagte risāletehu vallāhu ya’sımuke minen nās(nāsi) innallāhe lā yehdīl kavmel kāfirīn(kāfirīne).
    Ey Resūl! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O’nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allāh, kāfirler kavmini hidayete erdirmez.

    Size okunan KURAN-I KERİM ayetlerini kimler duydu ALLAH bilir. bununla ilgili ayet

    21/ENBİYĀ-109
    Fe in tevellev fe kul āzentukum alā sevāin, ve in edrī e karībun em baīdun mā tūadūn(tūadūne).
    Bundan sonra dönerlerse, o zaman de ki: “Size müsavi olarak (herkese eşit şekilde), (Allah’ın emirlerini) bildirdim (ilān ettim). Vaadolunduğunuz şey (azap) uzak mı yoksa yakın mı (eğer) ben bilseydim (bilmiyorum).”

    ALLAH beni ikaz ediyor. size onun emirlerini tebliğ ediyorum.

    2/BAKARA-43
    Ve ekīmūs salāte ve ātūz zekāte verkeū mear rākiīn(rākiīne).
    Ve namazı kılın (ikame edin) ve zekātı verin. Ve rükū edenlerle beraber rükū edin.

    Ā 2/BAKARA-83
    Ve iz ehaznā mīsāka benī isrāīle lā ta’budūne illāllāhe ve bil vālideyni ihsānen ve zil kurbāvel yetāmā vel mesākīni ve kūlū lin nāsi husnen ve ekīmūs salāte ve ātūz zekāt(zekāte), summe tevelleytum illā kalīlen minkum ve entum mu’ridūn(mu’ridūne).
    Biz, İsrailoğulları’ndan: “Allah’tan başkasına kul olmayın, ana-babaya, yakınlara (akrabaya), yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun, insanlara güzel söz söyleyin, namazı (hakkıyla) kılın, zekātı verin.” diye misak almıştık. Sonra da sizden pek azınız hariē, (misakınızdan geri) döndünüz. Ve siz, yüz ēeviren kimselersiniz.

    2/BAKARA-110
    Ve ekīmus salāte ve ātūz zekāt(zekāte), ve mā tukaddimū li enfusikum min hayrin tecidūhu indallāh(indallāhi) innallāhe bi mā ta’melūne basīr(basīrun).
    Ve, namazı ikāme edin (kılın), ve zekātı verin. Nefsleriniz iēin hayır olarak ne takdim ettiniz (sundunuz) ise , onu Allah’ın indinde bulursunuz. Muhakkak ki Allah, amellerinizi en iyi görendir.

    2/BAKARA-277
    İnnellezīne āmenū ve amilūs sālihāti ve ekāmūs salāte ve ātevūz zekāte lehum ecruhum inde rabbihim, ve lā havfun aleyhim ve lā hum yahzenūn(yahzenūne).
    Muhakkak ki āmenū olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) ve ıslāh edici (nefsi tezkiye edici) amel işleyenlerin, namazı ikame edenlerin (yerine getirenlerin) ve zekātı verenlerin ecirleri (mükāfatları), Rab’lerinin katındadır. Ve onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.

    6/EN'ĀM-72
    Ve en ekīmūs salāte vettekūhu, ve huvellezī ileyhi tuhşerūn(tuhşerūne).
    Ve namazı ikame etmek (ile de emrolunduk). Ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve Zat’ına haşrolunacağınız, O’dur.

    20/TĀHĀ-132
    Ve’mur ehleke bis salāti vastabir aleyhā, lā nes’eluke rızkā(rızkan), nahnu nerzukuke, vel ākıbetu lit takvā.
    Ve ehline (ailene ve etrafındakilere) namazı emret ve onun üzerinde (namazda) sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırırız. Akibet (en güzel sonuē) takva sahiplerinindir.


    ALLAH, Allah’a ulaşmayı dilemenizi en başta istiyor. Daha sonra namaz kılınmasını emrediyor. Zekatın verilmesini emrediyor. Mallardan infak edilmesini emrediyor. ALLAH(kendisine) kul olunmasını emrediyor.Ā 

    2/BAKARA-150
    Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil harām(harāmi), ve haysu mā kuntum fe vellū vucūhekum şatrahu li ellā yekūne lin nāsi aleykum huccetun, illāllezīne zalemū minhum fe lā tahşevhum vahşevnī ve li utimme ni’metī aleykum ve leallekum tehtedūn(tehtedūne).
    Nereden ēıkarsan ēık, bundan sonra (namazda) vechini (yüzünü) Mescid-i Haram yönüne ēevir. Ve nerede olursanız olun, yüzlerinizi o yöne ēevirin ki, insanların sizin aleyhinizde (kullanabilecekleri) delil olmasın. Onlardan zulmedenler hariē, artık onlardan korkmayın. Ben'den (sizin üzerinizdeki sevgimin azalacağından) korkun ki, sizin üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım da böylece hidayete eresiniz.


    3/ĀLİ İMRĀN-175
    İnnemā zālikumuş şeytānu yuhavvifu evliyāehu, fe lā tehāfūhum ve hāfūni in kuntum mu’minīn(mu’minīne).
    Fakat şeytan, böylece ancak kendi dostlarını (onu dost edinenleri) korkutur. Artık onlardan korkmayın ve eğer sizler mü’min iseniz, (sadece) Ben'den korkun.

    5/MĀİDE-44
    İnnā enzelnāt tevrāte fīhā huden ve nūr(nūrun), yahkumu bihān nebiyyūnellezīne eslemū lillezīne hādū ver rabbāniyyūne vel ahbāru bimāstuhfizū min kitābillāhi ve kānū aleyhi şuhedāe, fe lā tahşevūn nāse vahşevni ve lā teşterū bi āyātī semenen kalīlā(kalīlen) ve men lem yahkum bimā enzelallāhu fe ulāike humul kāfirūn(kāfirūne).
    Muhakkak ki Tevrat’ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk’a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanīler (kendilerini Rabb’lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi ālimler, hahamlar) Allah’ın Kitab’ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve Benim āyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kāfirlerdir.


    16/NAHL-51
    Ve kālallāhu lā tettehızū ilāheynisneyn(ilāheynisneyni), innemā huve ilāhun vāhıd(vāhıdun), fe iyyāye ferhebūni.
    Ve Allah, şöyle dedi: “İki ilāh edinmeyin! O, sadece tek bir ilāhtır. O halde sadece Benden korkun!”

  • #2
    Eğer mü’minseniz, artık Allah’a tevekkül edin (Allah’a güvenin).

    Yorum yap


    • #3
      4/NİSĀ-105
      İnnā enzelnā ileykel kitābe bil hakkı li tahkume beynen nāsi bimā erākallāh(erākallāhu). Ve lā tekun lil hāinīne hasīmā(hasīmen).
      Muhakkak ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hükmetmen iēin Biz, sana Kitab'ı hak olarak indirdik. Ve ihanet edenlere taraftar olma.

      5/MĀİDE-48
      Ve enzelnā ileykel kitābe bil hakkı musaddıkan limā beyne yedeyhi minel kitābi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimā enzelallāhu ve lā tettebi’ ehvāehum ammā cāeke minel hakk(hakkı) li kullin cealnā minkum şir’aten ve minhācā(minhācen) ve lev şāallāhu le cealekum ummeten vāhıdeten ve lākin li yebluvekum fī mā ātākum festebikūl hayrāt(hayrāti) ilāllāhi merciukum cemīan fe yunebbiukum bimā kuntum fīhi tahtelifūn(tahtelifūne).
      Ve (Ey Muhammed) sana ellerindeki kitapları tasdik edici (doğrulayıcı) ve onu koruyucu olarak bu Kitab’ı hakk ile indirdik. Artık onların aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana Hakk’tan gelenden ayrılıp da onların hevālarına uyma. Sizden hepiniz iēin (tek) bir şeriat, ve aēık bir yol belirlemiştik. Ve Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak bu sizi, verdikleri ile denemek iēindir. O halde hayırlarda yarışın! Sizin hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri, size haber verecek.

      ALLAH'IN resulleri kavimlerde var ben inanıyorum.Ā 

      57/HADĪD-25
      Lekad erselnā rusulenā bil beyyināti ve enzelnā meahumul kitābe vel mīzāne li yekūmen nāsu bil kıst(kıstı), ve enzelnāl hadīde fīhi be’sun şedīdun ve menāfiu lin nāsi ve li ya’lemallāhu men yansuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innallāhe kavīyyun azīz(azīzun).
      Andolsun ki resūllerimizi beyyinelerle (aēık delillerle, ispat vasıtaları ile) gönderdik. Ve onlar ile beraber kitabı ve mizanı indirdik ki insanlar arasında adaletle hükmetsinler diye. Ve iēinde kuvvetli sertlik bulunan demiri indirdik. Ve onda insanlar iēin pekēok menfaatler (faydalar) vardır. Ve (bu), gaybda (görmeden) kendisine ve resūllerine yardım edecek olan kimseleri, Allah’ın bilmesi (belli etmesi) iēindir. Muhakkak ki Allah; Kavī’dir (güēlüdür, kuvvetlidir), Azīz’dir.

      Yorum yap


      • #4
        47/MUHAMMED-18: Fe hel yanzurūne illās sāate en te’tiyehum bagteten, fe kad cāe eşrātuhā, fe ennā lehum izā cāethum zikrāhum.
        Öyleyse “o saatin” gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Halbuki onun alāmetleri (işaretleri) gelmiştir. Fakat (o saat) kendilerine geldiği zaman, onlara hatırlatmanın ne (faydası) olur ki?
        Ā 

        Yorum yap


        • #5
          4/NİSĀ-69
          Ve men yutiıllāhe ver resūle fe ulāike meallezīne en’amellāhu aleyhim minen nebiyyīne ves sıddīkīne veş şuhedāi ves sālihīn(sālihīne), ve hasune ulāike rafīkā(rafīkan).
          Ve kim, Allah'a ve Resūl'e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebīlerle (peygamberlerle) ve sıddīklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.

          3/ĀLİ İMRĀN-132
          Ve atīūllāhe ver resūle leallekum turhamūn(turhamūne).
          Ve Allah'a ve Resūl'e itaat edin, umulur ki böylece siz rahmet olunursunuz.

          33/AHZĀB-66
          Yevme tukallebu vucūhuhum fīn nāri yekūlūne yā leytenā ata’nāllāhe ve ata’nār resūlā(resūlen).
          Onların yüzlerinin, ateşin iēinde (bir taraftan bir tarafa) ēevrileceği gün: “Keşke biz Allah’a ve Resūl’e itaat etseydik.” diyecekler.

          Yorum yap


          • #6
            22/HACC-49
            Kul yā eyyuhān nāsu innemā ene lekum nezīrun mubīn(mubīnun).
            De ki: “Ey insanlar, sizin iēin ben sadece bir nezirim (uyarıcıyım)!”

            7/A'RĀF-158
            Kul yā eyyuhān nāsu innī resūlullāhi ileykum cemīanillezī lehu mulkus semāvāti vel ard(ardı), lā ilāhe illā huve yuhyī ve yumīt(yumītu), fe āminū billāhi ve resūlihin nebiyyil ummiyyillezī yu’minu billāhi ve kelimātihī vettebiūhu leallekum tehtedūn(tehtedūne).
            De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah’ın Resūl'üyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O’nundur. O’ndan başka ilāh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmī, nebī, Resūl'üne īmān edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (īmān eder). Ve O’na tābī olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”

            "Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah’ın Resūl'üyüm."

            Yorum yap


            • #7
              Ā 
              ALLAH'ın benden iletmemi istedikleri.


              7/A'RĀF-158
              Kul yā eyyuhān nāsu innī resūlullāhi ileykum cemīanillezī lehu mulkus semāvāti vel ard(ardı), lā ilāhe illā huve yuhyī ve yumīt(yumītu), fe āminū billāhi ve resūlihin nebiyyil ummiyyillezī yu’minu billāhi ve kelimātihī vettebiūhu leallekum tehtedūn(tehtedūne).
              De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah’ın Resūl'üyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O’nundur. O’ndan başka ilāh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmī, nebī, Resūl'üne īmān edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (īmān eder). Ve O’na tābī olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”

              22/HACC-49
              Kul yā eyyuhān nāsu innemā ene lekum nezīrun mubīn(mubīnun).
              De ki: “Ey insanlar, sizin iēin ben sadece bir nezirim (uyarıcıyım)!”



              2/BAKARA-120
              Ve len terdā ankel yahūdu ve len nasārā hattā tettebia milletehum kul inne hudāllāhi huvel hudā ve le initteba’te ehvāehum ba’dellezī cāeke minel ilmi, mā leke minallāhi min veliyyin ve lā nasīr(nasīrin).
              Ve sen onların dīnine tābī olmadıkēa (uymadıkēa) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerēekten onların hevalarına uyarsan, senin iēin Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

              3/ĀLİ İMRĀN-73
              Ve lā tu’minū illā li men tebia dīnekum, kul innel hudā hudallāhi en yu’tā ehadun misle mā ūtītum ev yuhāccūkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillāh(yedillāhi), yu’tīhi men yeşāu, vallāhu vāsiun alīm(alīmun).
              Ve (Ehli Kitap): “Sizin dīninize tābī olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle ēekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vāsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alīm'dir (en iyi bilendir).

              2/BAKARA-177
              Leysel birre en tuvellū vucūhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lākinnel birre men āmene billāhi vel yevmil āhırı vel melāiketi vel kitābi ven nebiyyīn(nebiyyīne), ve ātel māle alā hubbihī zevil kurbā vel yetāmā vel mesākīne vebnes sebīli, ves sāilīne ve fīr rıkāb(rıkābi), ve ekāmes salāte ve ātez zekāt(zekāte), vel mūfūne bi ahdihim izā āhed(āhedū), ves sābirīne fīl be’sāi ved darrāi ve hīnel be’si ulāikellezīne sadakū, ve ulāike humul muttekūn(muttekūne).
              Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına ēevirmeniz (hakiki īmānı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biēimi) değildir. Lākin birr, kişinin, Allah’a, yevm’il āhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab’a ve peygamberlere īmān etmesi ve sevdiği maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine) yetimlere, miskinlere (ēalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, isteyen (muhtaēlara), köle ve (kurtulmaları iēin) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekātı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır).
              Ā 
              Ā Ā Ā 

              Yorum yap


              • #8
                58/MUCĀDELE-9
                Yā eyyuhāllezīne āmenū iza tenāceytum fe lā tetenācev bil ismi vel udvāni ve ma’siyetir resūli ve tenācev bil birri vet takvā, vettekūllāhellezī ileyhi tuhşerūn(tuhşerūne).
                Ey āmenū olanlar (Allah’a inananlar, īmān edenler)! Aranızda gizlice konuştuğunuz zaman artık günah, düşmanlık ve resūle isyan konusunda gizli gizli konuşmayın. Birr ve takva konusunda aranızda müşavere edin (görüşün). Ve kendisine haşrolunacağınız (huzurunda toplanacağınız) Allah’a karşı takva sahibi olun.

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X