Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hanim sahabeler

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Hanim sahabeler

    Fatıma Nur Kayrak

    Birbirini çok seven iki eş. Biri Allah’ın Son Elçisini’nin kızı, Hz. Zeyneb. Diğeri henüz hakikat pınarından içememiş biri, Ebu’l-As. Ayrılık, dualar, hasret ve açılan ilâhi rahmet kapısı. Ölçülere riayet edince en olmayacak gözükenler oluveriyor, ilâhi tecelli seven iki kalbi rahmanî iklimde buluşturuyordu.

    Hz. Zeynep R.A., Rasulullah A.S. Efendimiz’in en büyük kızı. Hz. Hatice R.A.’ın yeğeni Ebu’l-As ile evli. Evlilikleri, İslâm’ın teşriinden önce, Hz. Hatice validemizin isteğiyle gerçekleşmiş.
    Allah Rasulü’nün son dine daveti üzerine Hz. Zeynep müslümanlığı hemen kabul eder. Fakat kocası Ebu’l-As, Rasulullah’ın damadı olmasına rağmen müslüman olmayı kabul etmez.
    Zengin ve itibarlı bir tüccar olan Ebu’l-As’ın müşrik olarak kalması, Mekke ileri gelenlerini sevindirmektedir. Bir grup müşrik ona gelerek memnuniyetlerini bildirirler. Hatta daha da ileri giderek bir teklifte bulunurlar: “Muhammed’in kızını boşa, sana Mekke eşrafından kimin kızını istersen alalım.” Nitekim Peygamber A.S. Efendimiz’in diğer damatları eşlerini boşamış, böylece Allah Rasulü’nü üzmek, O’ndan bir anlamda intikam almak istemişlerdi.
    Aynı davranış Ebu’l-As’tan da beklenmektedir. Müşrik olarak kalması İslâm düşmanlarına umut vermiştir. Fakat bu beklentinin aksine o, “ben böyle birşeyi asla yapmam. Eşimi seviyorum, onun yerine hiçbir kadını da istemem. isteğinizi reddediyorum.” demişti.

    Duygulandıran Fidye
    Ebu’l-As müslümanlar ile yapılan ilk savaşta müşrikler safında yer aldı. Savaşı müslümanlar kazanmış, Ebu’l-As da esir düşmüştü.
    Hz. Zeyneb eşini kurtarmak için Medine’ye fidye gönderdi. Allah Rasulü A.S. fidye önüne getirildiğinde hüzünlendi. Çünkü bu fidye, Hz. Hatice’nin Hz. Zeyneb’e evlilik hediyesi olarak verdiği gerdanlıktı. Ashabına, “Bu fidyeyi almak sizin hakkınızdır, fakat sizden rica etsem Ebu’l As’ fidye almadan bırakır mısınız?” dedi. Allah Rasulü’nün bu isteği severek kabul edildi.
    Ebu’l-As’ın serbest bırakılarak, gerdanlıkla birlikte Medine’ye dönmesine izin verilmişti. Buna karşılık, Allah Rasulü, Ebu’l-As’dan kızı Zeyneb’i Medine’ye göndermesi için söz aldı.
    Hz. Zeyneb’in annesinin hatırasını fidye olarak göndermesi ve Rasulullah’ın davranışı Ebu’l-As’ı oldukça etkiledi. Mekke’ye döndüğünde sözünde durdu ve Hz. Zeyneb’e istediği zaman Rasulullah A.S.’ın yanına gidebileceğini söyledi. Artk Hz. Zeyneb için diğer müslümanlara kavuşmaya sayılı günler kalmıştı.

    Hicret ve Tuzak
    Ebu Süfyan’ın karısı Hind, hazırlığa başlamış olan Hz. Zeyneb’i hicret düşüncesinden vazgeçirmeye çalıştı. Fakat Medine’den gelen Zeyd b. Harise Hz. Zeyneb’i alarak yola çıktı. Henüz Mekke’den ayrılmışlardı ki, Hind’in kışkırttığı birkaç müşriğin saldırısına uğradılar. Hebbar adlı müşrik, hamile olan Hz. Zeyneb’i devesinden düşürerek bebeğini kaybetmesine sebeb oldu. Hz. Zeyneb’in yaşadığı bu olay, sağlığını olumsuz etkileyecek izler bıraktı. Mekke’ye geri dönmek zorunda kaldı. Fakat bir süre sonra, Ebu Süfyan, karısı Hind’in sebep olduğu bu kötü olayı telafi etmek amacıyla hazırladığı bir plânla Hz. Zeyneb’i gizlice Medine’ye gönderdi.
    Hind, Kainatın Efendisi ve kızını sevindiren hicret olayına duyduğu mutsuzluğu Mekke sokaklarnda kin ve nefret dolu şiirlerle dile getirdi. Hz. Zeyneb’in yavrusunu kaybetmesine sebep olan Hebbar ise bir süre sonra İslâm’ı kabul etti. Suçunun büyüklüğüne rağmen “Ben alemlere rahmet olarak gönderildim” diyen Rasulullah A.S.’ın engin merhametiyle affedilmişti.

    Hayırlara Kapı Açan Baskın
    Hz. Zeyneb R.A., Medine’de Allah’ın Elçisinin yanında huzurlu ve rahattı. Ebu’l-As ise ticaretine devam ediyordu.
    Yine bir ticaret kervanının başında Medine civarından geçerken, harp halinde bulundukları müslümanların baskınına uğradı ve mallarına el konuldu.
    Ebu’l-As bu baskından kurtularak, bir yolunu bulup Medine’ye, Hz. Zeynep’in yanına gitti. Hz. Zeyneb, Ebu’l-As’ı koruması altına aldı, fakat ona yabancı erkek muamelesi yaptı.
    Rasulullah A.S., Hz. Zeyneb’in Ebu’l-As’ı korumaya almasını kabul ederken, Allah’ın emrini hatırlatan uyaryı da yaptı: “Kızım, Allah müslüman kadınları müşrik erkeklere haram kılmıştır. Nikâhın da olsa, Ebu’l-As’a yaklaşma.”
    Hz. Zeyneb’e bu emri verdikten sonra ashabına: “Sizler el koyduğunuz kervan mallarının sahibisiniz. O mallar, sizin en tabi hakkınız olan ganimetlerdir. Ancak kendi rızanızla o malları eski sahibine verme cömertliğini gösterir misiniz?” dedi. Sahabe-i Kiram bu ricayı kabul edip, kervan mallarından ellerine geçen herşeyi Allah Rasulü’nün önüne yığdılar. Ashab bu konuda o kadar titiz davrandı ki, eline kervandan kırık bir kova geçmiş olan bile onu getirip iade etti.
    Ebu’l-As’a mallarıyla birlikte Mekke’ye dönmekte serbest olduğu söylendi.
    Ashabın cömertliği, Rasulullah’a bağlılıkları karşısında Ebu’l-As:
    “Sizler benim bütün mallarmı getirip bana teslim ettiniz, hür olduğumu da bildirdiniz. Artık rahatça gidebilirim. Hiçbir maddi kaybım da yok. Fakat ben böyle yapmıyor, işte huzurunuzda müslümanlığımı ilan ediyorum. Bunu önce yapsaydım, mallar almak için bir bahane olarak düşünülebilirdi ve bu durum beni küçük düşürürdü.”
    Bu konuma herkesi, ama en çok da Hz. Zeyneb’i mutlu etmişti.
    Ebu’l-As kervan mallarını teslim için Mekke’ye gitti. Müslüman olduğunu duyan müşrikler, “sen şimdi bize mallarımızı vermemeye kalkarsın” dediler.
    Ebu’l-As’ın cevabı çarpıcıydı:
    “Korkmayın, müslümanlığımı emanete hıyanetle başlatacak değilim.” dedi ve malları sahiplerine teslim etti.

  • #2
    Allah Rasulü'nün Dualarına Mazhar Olan Hanım:
    ÜMMÜ HARAM R.A.

    Fatıma Nur Kayrak

    Bugün, Kıbrıs kıyılarında, deniz seferinde şehit olmuş bir müslüman hanımın kabri bulunuyor. Allah Rasulü’nün ziyaretiyle sık sık evini şereflendirdiği bir mübarek sahabi hanımın. Bu hanım Ümmü Haram r.a... Allah’ın Son Elçisi’ne verdiği sözü tutan, O’nu kendi varlığına tercih eden bir hanım...

    Allah Rasulü s.a.v.’in davetinin insanların gönlünde yankı bulmasıyla birlikte, Medineli yetmiş kişi Akabe Vadisi’nde biat için toplanmıştı. Ensar, yani Medineli sahabiler gelip bağlılıklarını bildiriyor ve Peygamber Efendimiz’i Medine’ye davet ediyorlardı. Bu daveti yapanların içinde Ubade b. Samit r.a. da vardı.
    Diğer Medineliler gibi o da “darlık ve bolluk günlerinde, neşeli ve sıkıntılı anlarında Rasulullah’ın sözlerini dinleyip emirlerine itaat edeceğine, O’nu kendisine tercih edip hiçbir konuda O’nunla münakaşa etmeyeceğine ve her türlü hakaret ve tehdide rağmen Allah için hakkı söyleyeceğine” söz verdi ve ölene dek sözünde durdu.

    Bir Işık Halesi
    İşte böyle bir sahabinin hanımıydı Ümmü Haram r.a... Kocasının Akabe’de üstlendiği sorumluluğu o da gönülden üstleniyordu.
    Ümmü Haram r.a. ve eşi, söz verdikleri sorumluluğu yerine getirebilmek için yıllarca canla başla çalıştılar. İslâm’ı akrabaları, yakınları ve aşireti arasında yaymayı başardılar.
    Ümmü Haram için Ubade’yle evli olmak büyük bir nimetti. Çünkü bizzat Allah Rasulü s.a.v.’in terbiyesi altında bir sahabi kocasından İslâm’ı iyice öğrenmiş, böylece kendisi de çevresini aydınlatan bir ışık olmuştu. Her ikisi de Allah yolunda birbirlerine destek olmanın hazzını yaşıyorlardı.
    Ümmü Haram’a Allah yolunda bir yardımcı da kardeşi Ümmü Süleym r.a.’dı. Birlikte müslüman olmuşlardı. Ümmü Süleym dul kalınca, Kuba’da bir arada yaşamaya başlamışlardı.
    Peygamber Efendimiz Medine’ye gelince huzura çıkıp ‘hoşgeldin’ deme bahtiyarlığını yaşamış, Allah’ın son peygamberine biatlarını tazelemişlerdi.
    Bu arada Ümmü Süleym, oğlu Enes b. Malik’i takdim edip, eğer müsaade edilirse bundan sonra Rasulullah’a hizmet için vermek istediklerini belirtmişti. Allah Rasulü de bu isteği kabul ediyordu. Artık bu günden sonra Enes, Allah Rasulü s.a.v.’in hizmetinden ayrılmayacaktı. Böylece Ümmü Haram’ın çevresi Peygamber’i seven ve O’nu kendisine tercih eden insanlarla dolmuştu. Kocası, kardeşi, babası, yeğeni hepsi Rasulullah s.a.v.’in “Ashabım gökteki yıldızlar gibidirler” dediği birer yıldızdı.

    Misafirlerin En Güzeli ve Bir Müjde
    Rasulullah Efendimiz bu sahabi ailenin oturduğu Kuba’yı çok seviyordu. Orası mübarek ayaklarının Medine’de bastığı ilk yerdi. İlk mescid de oradaydı. Kuba’ya her gelişinde mutlaka Ümmü Haram’ın evini ziyaret ederdi. Bu ziyaret günlerinde hane halkı Kainatın Efendisi’ni evlerinde konuk etmenin heyecanını yaşar, ne ikram edeceklerini şaşırırlardı. Efendimiz s.a.v. öğle uykularını da bu evde uyurlardı. Ev halkını mutluluktan adeta uçuran bu ziyaretlerin sebebi sorulduğunda, Efendimiz s.a.v. şöyle cevap vermişti:
    “Onun babası ve kardeşi Uhud’da benimle birlikte savaşırken öldüler.”
    Kainatın Efendisi bir gün yine Kuba’ya geldi ve her zaman olduğu gibi Ümmü Haram’ın evini ziyaret etti. Ev halkı Rasulullah s.a.v.’e “hoşgeldin” deyip yemek ikram ettiler. Allah Rasulü yemeği yedikten sonra uyudu. Bir müddet sonra uykusundan gülerek uyandı. Ümmü Haram r.a.:
    - Ey Allah’ın Rasulü! Niçin gülüyorsun, dedi. Rasulullah s.a.v.:
    - Ümmetimden bir kavim Akdeniz’e inecek, Allah yolunda cihada gidecektir. Onların manzarası tahtı üzerindeki kral manzarası gibidir, dedi.
    Ümmü Haram r.a.:
    - Ey Allah’ın Rasulü! Allah’a yalvar ki beni de onlardan kılsın, dedi.
    Hz. Peygamber de:
    - Allah’ım, Ümmü Haram’ı onlardan kıl! diye dua etti.

    “İşte O Gün Geldi!”
    Ümmü Haram’ın kocası Ubade b. Samit r.a., ilim ve takvasıyla mümtaz bir şahsiyet olması yanında iyi bir mücahitti. Rasulullah ile birlikte bütün savaşlarda bulunmuştu. O’nun vefatından sonra da yapılan fetihlere katıldı.
    Şam fetihlerine katıldığında yanında eşi Ümmü Haram da vardı. Filistin fethedilince oraya kadı tayin edilen Ubade, Hz. Osman r.a.’ın halifeliği zamanında, o zamanki adı Dımeşk olan Şam’da ikamet etti. Eşi Ümmü Haram da yanındaydı. Ubade r.a. fıkıh ve kıraat dersleri veriyor, Rasulullah’tan hadis rivayet ediyor, bir taraftan da savaşa her çağrı yapıldığında katılmaktan geri durmuyordu.
    Bu sıralarda Şam civarında Rumların da kışkırtmasıyla isyanlar çıkıyordu. Özellikle Kıbrıs adası, Rumlardan gelen malzeme ve zahire taşıyan gemiler için bir istasyon görevi yapıyordu. Rum yardımlarını bertaraf etmek için, Hz. Osman r.a.’dan izin istendi. Güvenliğe azami derecede dikkat etmek şartıyla halife deniz seferini onayladı.
    Ümmü Haram r.a., kocası Ubade’den deniz seferi için izin verdiğini duyunca, Peygamber Efendimizin kendi evinde gördüğü rüyayı ve bir müjde olan duayı hatırladı. Eşini hadiste geçtiği üzere ‘denize açılanlardan ve tahtları üzerindeki krallardan’ biri olmaya teşvik etti. O da bunu severek kabul etti.
    Gemilerin inşası ve hazırlıklar tamamlanınca, Ümmü Haram, eşi ve ileri gelen sahabilerden bir çoğuyla birlikte gemilerden birine bindi. Askerler de diğer gemilerde toplanmıştı. Ardından halatlar çözüldü, gemiler denize açıldı.
    Artık Akdeniz’in sularındaydı Ümmü Haram r.a.; Allah Rasulü s.a.v.’in müjdesini yaşıyordu. Kuba’daki o mütevazi evde yaşananlar bir bir gözlerinin önünden geçti. Sonra tebessüm edip güldü. Rasululah’ın kendisine rüyasını anlatırken gülümsemesini hatırlıyordu.

    Kıbrıs’ta Mübarek Bir Makam
    İslâm ordusu Şam valisi Muaviye b. Ebu Süfyan r.a.’ın komutasında Kıbrıs adasına inmişti. Aralarında mübarek sahabilerin de bulunduğu müminler kıyıda toplanıp savaş için hazırlanmak üzere hareke geçti. Ümmü Haram r.a.’a da binmesi için bir at takdim edilmişti. Fakat Ümmü Haram bindikten sonra hayvan aniden ürküp yerinden sıçradı. Bu sıçrama Ümmü Haram’ın atın sırtından düşmesine sebep oldu. Yaralandı, çok geçmeden de şehit oldu, Rabbi’ne kavuştu. Hemen oracıkta, düştüğü yerde toprağa verildi.
    Bugün, Kıbrıs kıyılarında, deniz seferinde şehit olmuş bir müslüman hanımın kabri bulunuyor. Allah Rasulü’nün ziyaretiyle sık sık evini şereflendirdiği bir mübarek sahabi hanımın. Bu hanım Ümmü Haram r.a... Allah’ın Son Elçisi’ne verdiği sözü tutan, O’nu kendi varlığına tercih eden bir hanım...
    O, Rasulullah s.a.v.’in bir rüyasında gördüğü insanlardan biri olmayı çok istedi. Ve bunu gerçekleştirdi. Kıbrıs’a kadar geldi, orada şehit oldu.
    Ya biz... Bizim, “ahir zamanda ümmetimden öyle insanlar gelecek ki” diye başlayan nice hadislerdeki o müjdelenmiş insanlardan biri olmak için çok büyük engellerimiz mi var?..

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X