Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Tefsir Bôlümü

Tefsir Bôlümü Ayetler hakkında bilgilerinizi paylaşabilirsiniz...

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

İnsan Denen Ayet
Alt 03-11-2008, 00:23   #1 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
bekir isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Memleket: Trabzon
Kan Gurubu: 0 RH +
Mesajlar: 2.194
Thanks: 2.512
Thanked 2.704 Times in 1.245 Posts
bekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biri
Rep Puanı: 234
Referrals: 5
İnsan Denen Ayet

"Biz insanı ahsen-i takvîm üzere/en güzel şekilde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık." (95/Tîn, 4-5). Âyette geçen "takvîm" kelimesi, müfessirlerce değişik şekillerde yorumlanmış, kimi sûret ve duyu organlarının güzelliği, kimi boyunun doğruluğu ve ayakları üzerinde dik durması demiş, kimi de "ahsen-i takvîm" sözünü akıl, idrâk ve temyiz (ayırma yeteneği) ile ziynetlenmiş olmak şeklinde algılamıştır. Gençliğe, güç ve kuvvete yoranlar da olmuştur. Elmalılı, bu görüşleri sıraladıktan sonra takvîm kelimesini daha genel bir anlamda değerlendirmiş, insan için güzel olan her şeyi bu mânâya dâhil etmiştir. Bununla beraber, şekil ve sûretten çok, ahsen-i takvîmi insanın duygusunda, özellikle güzellik denen mânâyı anlamasında ve o duygudan güzellerin güzeli "ahsenu'l-hâlikıyn"i ve O'nun hüsn-i mutlakla en güzel olan kemal sıfatlarını tanıyıp O'nun ahlakıyla ahlaklanmakta aramıştır. Ona göre insan doğarken bu kemale sahip olarak değil; bu kıvama, bu kemale ve bu güzelliğe yeteneği olmak anlamında ahsen-i takvîmde yaratılmıştır. Aksi halde insanın hiçbir olumsuz özelliği bulunmazdı. Halbuki öyle olmadığı, insanın birtakım kötülüklerle iç içe bulunduğu görülmektedir. Elmalılı, bu süflîliklerden kurtularak kemale ermenin yolunu, ruh güzelliğine ve temizliğine ulaşmakta görüyor.

İnsanın Değeri: İnsanı yaratan Allah, onu kendisinden sonra en değerli varlık olarak yaratmıştır. Kur'an'dan öğrendiğimize göre onun değeri, daha yaratılmadan önce belli olmuştur.
Bakara suresinin 30. âyetinde meleklere hitâben ifade edilen İlâhî beyan bunun açık delilidir: "Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti..." Sonunda, yaratılmış olan bu halifenin adı insandı. Hayat sahnesinde imar ve ıslah görevini ifa ederek işleri düzenleyecek, Allah'ın kanunları ile nizâm-ı âlemi tanzim edecekti. Çünkü bu göreve lâyık biçimde, ahsen-i takvîm üzere, yani en güzel biçimde yaratılmıştı.

İnsanın her bakımdan en güzel biçimde yaratılmış olduğunu Tîn sûresindeki âyetle gördük. Onun değeri ile ilgili başka bir âyet de şudur: "Andolsun ki, Biz insanoğullarını şerefli kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik. Temiz şeylerle onları rızıklandırdık. Yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık." (17/İsrâ, 70). İnsan, bundan daha değerli bir iltifâta da nâil olmuş, meleklerden, kendisine secde etmeleri istenmiştir. Bunlardan daha büyük bir şeref düşünülebilir mi? "Meleklere, 'Adem'e secde edin' demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O ise kaçındı; büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu." (2/Bakara, 34; 17/İsrâ, 61; 38/Sâd, 71). Bu konu, önemine binâen ve bilmediğimiz başka hikmetlerden dolayı Kur'an'da tekrar tekrar anlatılır.

Büyük âlemdeki her şeyin mutlaka insanın bedeni olan küçük âlemde bir benzeri vardır. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Andolsun ki Biz insanı ahsen-i takvimde (en güzel bir sûrette) yarattık." (95/Tîn, 4) "Kendi nefislerinizde de (nice âyetler) vardır. Görmez misiniz?" (51/Zâriyât, 21)

Meselâ, insanın duyu organları, ışık veren yıldızlardan daha şereflidir. İnsanın görmesi ve işitmesi idrâk edilen şeyleri bunlar vâsıtasıyla idrâk etmesi açısından güneşi ve ayı andırır. İnsanın organları çürüdükten sonra yer cinsinden toprak olurlar. Yine insanda su cinsinden, ter ve bedende diğer ıslak âzâlar vardır. Hava türünden insanda ruh ve nefes vardır. Ateş türünden ise insanda harâret vardır. Damarları ise yeryüzündeki nehirleri andırır, ciğeri nehirleri besleyen pınarlar konumundadır. Çünkü damarlar ciğerden alacaklarını alırlar. İnsanın mesânesi denizi andırır. Çünkü bedende bulunan değişik bölgeler nehirlerin denize aktığı gibi, akıtacaklarını buraya akıtırlar. İnsanın kemikleri yeryüzünün kazıkları durumunda olan dağlar gibidir. Âzâları da ağaçları andırır. Herbir ağacın yaprakları ya da meyveleri olduğu gibi, her bir organın da bir fiili ya da etkisi vardır. İnsanın bedeni üzerindeki saç ve kıllar, yeryüzü üzerindeki bitki ve ot durumundadır. Diğer taraftan insan, dili ile bütün canlıların seslerini taklit edebilir. Âzâlarıyla da bütün canlıların yaptığının benzerini yapar. Buna göre bu küçük âlem, büyük âlemle birlikte aynı yaratıcının yarattığı ve sonradan var ettiği varlıktır. O'ndan başka hiç bir ilâh yoktur.

İnsanın yaratılışındaki fevkalâdelik, ona verilen değeri göstermektedir. İnsan, ister biyolojik, ister fizyolojik, ister psikolojik açıdan hangi yönüyle incelenirse incelensin onun yaratılışındaki olağanüstülük hemen dikkatimizi çeker. Bunu konuyla ilgili bilim kitaplarında, ansiklopedilerde her zaman görmek mümkündür. Mesela, bir insanın DNA molekülü (deooksiribo nükleik asit)nün, 100000 ansiklopedi sayfasına eşit uzunlukta biyolojik bilgilere sahip evrensel bir hârika olduğunu düşünebilir miyiz? (13) Bu sebepten dolayı olsa gerek ki, âlemin "büyük insan", insanın da "küçük âlem" olduğu ifade edilmiştir. Bilim çağından uzay çağına geçilmiş olmasına rağmen, insanın keşfedilmeyen tarafının keşfedilene oranla çok daha büyük olduğunu söyleyebiliriz. İnsan, kendini keşfedememenin aczini yer yer itiraf etmek mecburiyetinde kalıyor ve kalacaktır. İnsan o kadar büyük, o kadar esrar dolu yaratılmıştır. Ona verilen akıl, güzeli çirkinden temyiz/ayırma gücü, insana verilen nimeti ve değeri göstermesi bakımından yeter de artar bile. Hz. Ali'ye izafe edilen şu beyitler, insanın değerini anlatmaktadır:
"İlacın sendedir de farkında olmazsın. Derdin de sendendir fakat görmezsin.
Sanırsın ki sen sâde, küçük bir cirimsin; Halbuki sende dürülmüş en büyük âlem."
Allah, insanı yeryüzünde halife ilan etmiştir. İnsan, Allah'ın kanunlarıyla evrenin nizamını tesis edecektir. Bu, geçici bir görev olmayıp, kıyamete kadar sürecektir. Bir nesil, kendisine verilen görevi kendisinden sonraki nesillere intikal ettirecek, halifelik görevi, bir bayrak yarışı gibi sürüp gidecektir. İnsana böyle şerefli bir görevi veren Allah, tabiidir ki, görevini tam olarak yerine getirmesi için onu büyük imkânlarla donatacaktır. Öyle de olmuştur. "Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da emrinz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitap bulunmadan tartışanlar var." (31/Lokman, 20) "Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin emrinize âmâde kılmıştır. Yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda akleden kimseler için dersler vardır." (16/Nahl, 12) "Gökleri ve yeri yaratan, yukarıdan indirdiği su ile size rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerde yürüyen ay ve güneşi, gece ile gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah'tır." (14/İbrahim, 32-33). İnsana verilen şeyler, saymakla bitmez. "Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zâlim ve çok nankördür." (14/İbrahim, 34)

"İlim, ilim bilmektir; İlim, kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin; Ya nice okumaktır." (Yunus Emre)
Rabbını bilen, ancak kendini bilebilir; kendini bilen de Rabbını. İnsanın kendi gerçeğini tam olarak tanıması, İslâm eğitiminin esasını teşkil eder.

Bize yakışan, Kur'an, hayatımıza yeniden ilk günkü berraklığıyla şimdi ve tek tek bize iniyor gibi heyecanla, aşkla, ilk müslümanlar gibi ona yönelmek, dirilmek için ilk emirden itibaren o sese kulak vermektir: "Oku, yaratan Rabbinin adıyla." (96/Alak, 1). Ve tüm âyetleri teker teker okumaya başlamak, O'nun ismi ve izniyle, O'nu yücelterek, okunması gerektiği gibi; Kur'an'ı, kâinatı ve kendimizi... Gerisi kendiliğinden gelecek, bizi öldürmeye gelenler bizde dirilecektir.
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila

Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,

Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...

sadece bir kul
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin bekir Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
asel (05-21-2008)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ayet bekir Kavramlar ve İçerikleri 4 03-11-2008 16:57
Kader... blue_mania Genel Islam Konular 3 09-08-2007 11:38
Dua Ile Ilgili Genel Ayetler kardelenmisali Dua'lar 0 08-18-2007 11:28
__İnsan____... Mücahid Oku - Düşün - Anla 6 05-24-2007 22:17
İnsan nedir? Olgun insan nasıl olunur? nicksizadam Genel Islam Konular 1 04-02-2007 11:50



WEZ Format +3. Şuan Saat: 09:45.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Ad Management by RedTyger